Yazı boyutunu değiştir
Sistem saati: 23 Ağu 2017, 01:30


Yeni bir konu gönderCevap gönder 1 sayfadan 1. sayfa   [ 11 ileti ]
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: 4 parmak
İletiTarih: 30 Tem 2017, 01:17 
Yeni Üye

Kayıt: 24 Tem 2017, 00:51
İleti: 2

1-TEK VATAN 2-TEK BAYRAK 3-TEK MİLLET 4-TEK BAŞKOMUTAN MUSATAFA KEMAL ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: 4 parmak
İletiTarih: 08 Ağu 2017, 21:23 
Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 20 Ağu 2015, 16:44
İleti: 562
Aslında yukarıda yer alan bu son derece kısa ve sloganvari ileti,Türk milliyetçiliğinin muhtevasını ortaya koyması babında oldukça kıymetlidir.
Siyaset, odağında aklın yer aldığı bir etkinlik alanıdır ve toplumsal, ekonomik, siyasal sorunların idare ve çözümünü akılcıl bir düzlemde mümkün kılmayı amaçlayan bir işleve tekabül etmektedir.
Fakat Türkiye'de milliyetçilik, akıldan ziyade duygu ve hislerin ön planda olduğu bir anlayışa tekabül ettiği oranda akılcılıktan da uzaktır.
Mesela Ak Parti'nin, iktidarının ilk yıllarında, demokrat ve özgürlükçü nüanslar taşıyan bir muhafazakarlık anlayışı doğrultusunda, milliyetçilik ile arasına mesafe koyduğu, hatta kimi özgürlükçü reformlar doğrultusunda milliyetçilik ile mücadele ettiği oranda ilerici bir misyonu temsil ettiğini görürüz.
Bu dönemde Türkiyelilik ortak paydası doğrultusunda yapılan çok kültürlülük vurgusu üzerinden, farklı kültürlerin ve kimliklerin kendisini ifade edebilmesi, yaşatabilmesi ve kendilerini yeniden üretebilmesi noktasında önemli bir mesafe katedilmişti.
Fakat ne zaman ki Ak Parti, bu muhafazakar demokrat kimliğinden, milliyetçiliğin sığ sularına savrulmuş, buna paralel olarakta reformist karakterini kaybetmeye başlamıştır.
Bugün Türkiye'de sözü edilen demokrasi ve özgürlük sorunlarının da içeriğini, Ak Parti'ye gerek yönetimsel bazda, gerek ise politik söylemde hakim olan milliyetçilikte aramalıyız.
Bu bağlamda şu sonuca varıyoruz ki, Türkiye siyasetinde milliyetçilikten uzaklaştığınız ölçüde demokratik ve özgürlükçü bir misyonu temsil edebiliyorsunuz.
Ak Parti'nin de bir muhafazakar parti olmasına rağmen iktidarının ilk yıllarında ihtiva ettiği demokratik ve özgürlükçü vasfı, ''milliyetçiliği ayaklarımızın altına aldık'' sözü ile ifade ettikleri bu anti-milliyetçi siyasi konumlanma da bulmaktayız.
Fakat ne yazık ki Ak Parti, günden güne o ''ayakları altına aldığı'' milliyetçiliğin etkisi altına girmekte, geçmişte sahip olduğu demokratik duyarlılıklarını yitirmektedir.
Üzücü...


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: 4 parmak
İletiTarih: 09 Ağu 2017, 04:18 
Onursal Üye

Kayıt: 18 Ekm 2011, 02:02
İleti: 6982
AKP neye ihtiyacı varsa ona göre vaziyet alan bir parti, Kürt oylarına ihtiyacı olduğunda Milliyetçiliği ayaklar altına alan, ancak Kürtler ''Seni başkan yaptırmayacağız'' dediklerinde ise milliyetçiliğe yönelen bir parti. Üstelik bunları yaparken de hiç bir ahlaki kaygı taşımamakta dün söylediklerinin tam tersini bugün söyleyebilmektedir.
İlk kurulduğunda sol söylemi çok kullandı ve sol entellektüellerden de hatırı sayılır bir destek aldı. İleri demokrasi gibi aldatıcı, yanıltıcı tanımlamalar yaptı halbuki bırakın ilerisini gerisini AKP nin ve özellikle Recep Tayyip Erdoğan'ın demokrasinin ''D'' siile bile uzaktan yakından alakası yoktur. Kendisininde söylediği gibi Demokrasi onun için maksadına giderken bindiği durağına gelince indiği bir trendir. Türkiyenin demokratikleşmesinde AB nin çok ciddi katkıları olabilirdi ancak Tayyip bu sürecide kendi çıkarları ve oy avının yemi olarak harcadı. Açılan fasıllardan sadece bir tanesi Bilim ve teknoloji faslı oda geçici olarak apatılabildi. Zaten bu konuda sıfır noktasında olduğumuz için problem de yoktu. Diğer açılan fasılların hiç birinde bırakın kapatılmayı milim yol alınamadı.Bununkasıtlı yapıldığı yapılan açıklamalardan ve bu sonucun kullanılma biçiminden açıkça anlaşılmaktadır.Çünkü Tayyip AB üyesi bir ülkede kendi padişahlığına da teokratik faşizm hedefine de yürüyemezdi. Ancak AB oyalaması çok ciddi bir destek gördü ve %34 bandında olan oylarını %50 düzeyine çıkardı. Artık maksat hasıl olmuş tu öyleyse AB yi şeytanlaştırmanın da, düşmanlaştırmanın da vakti gelmişti. İşte bu noktadan itibaren Tayyip AB ve onun belirlemiş olduğu muktesebatla ipleri kopardı.
Uyduruk bir demokrasi anlayışını yine içini uydurarak doldurduğu kavramlarla anlatmaya çalıştı seçmen kitlesinin kavramsal inşa süreçleri içerisinde yer almayı bırakın hiç bir kavramın anlamını bilmediğinden haberdardı, bu onun uydurmasını kolaylaştırıyor mahallenin fitnecisi ağzı ve jargonuyla BATI DEMOKRASİNİ VE TARAFTARLARINI AŞAĞILAMAYI HEDEF ALIYORDU.
Batının alay ettiği bu tarz ne yazık ki bu ülkede yaşayanlara onlar kadar komik gelmiyor ve endişe günbe gün katlanarak büyüyordu. Bu endişelerin dillendirilmesi ise vatan hainliği, darbecilik, fetöcülük olarak etiketlenmekte gecikmedi. Halende bu etiketleme çalışması son hız ve hiç bir hukuki temele dayanmadan devam ediyor.
15 Temmuz 2016 da yaşanan, ne olduğu, kimin yaptığı, niye yaptığı bir türlü anlaşılamayan 250 kişinin ölümüne 2200 kişinin yaralanmasına sebep olmasına rağmen (ya da sadece bu sebeple) Allahın lutfu olarak karşılanan eylem aradan bir yıl geçmesine rağmen aydınlatılmak şöyle dursun gitgide daha karmaşık daha karanlık hal almaktadır.
İktidarın bu deli saçması eylemi aydınlatılmadan darbe olarak kabullenilmesi konusundaki ısrarı olaya ilişkin kuşkuları hem dünyada hem de ülke içinde artırmaktadır. Olayın aydınlatılması konusunda ısrar edenler ise tuhaf ve anşlaşılmaz(!) biçimde Fetöcü, darbeci, PKKlı olarak etiketlenerek susturulmaya çalışılmakta ısrara devam edenler ise evlere şenlik hiç bir hukuki değer taşımayan iddianamelere dayanarak içeri tıkılmaktadır. Artık türkiyede muhalif olmak, darbeci olmak, Fetöcü olmak, PKK lı olmakla eş anlamlı olarak anlaşılmaktadır. Yani tüm faşist yönetimlerin muhaliflerine uyguladıkları yöntemler fazlası var eksiği yok biçimde ülkemizde uygulanır hale gelmiştir.
15 temmuz Darbe(!) teşebbüsü bahane edilerek meclisin ve yargının idare üzerindeki denetimi tamamen kaldırılmış gerekli olmamasına rağmen OLAĞAN ÜSTÜ HAL normal siyasal rejimin yerine kullanılır hale gelmiştir. Kaldırmaya ilişkin hiç bir emare olmadığı gibi kaldırılmayacağı bizzat iktidar tarafında açıkça ifade edilmiştir. Görüyormusun Allahın lutfunu nasılda bereketli.
Sosyoloji, toplumsal olayların objektif sebeplerini sonuçlarında arayın der. Bu aramaya giriştiğimizde mevcut iktidar için yatacak yerin yok demekten başka çaremiz yoktur.
Yani mesele senin kendi dilinde olağan üstü yumuşattığın basit bir sağ sapma ve şuursuz bir milliyetçilik eğiliminden çok daha fazla bir şeydir. Üstelik baştan itibaren planlanmış adım adım maksada yürüyen ve içinde bulunduğu güç dengelerini bir labaratuvar özeni içerisinde test eden iktidarın kendi kastettiği sonuca yürümesi işlemidir. Önemli mesafeler kastedilmiş olmalıdırki yandaşlar tarafından Atatürkün kurduğu Türkiye Cumhuriyetinin kendileri tarafından yıkıldığı yerine kurucu lideri Tayyip Erdoğan olan yeni bir devletin kurulduğu iddiaları televizyonlarda iddia edilebilir açıklanabilir olmuştur. 15 yıllık hatta daha önceki söylemlerini topladığımızda AKP kurucu idaresinin şeriat talebi açıkça ortaya çıkmaktadır.Bu toplam göz önüne alınarak değerlendirme yaparsak yeni kurulan/kurulacak devletin İslam şeriatına dayalı teokratik faşist bir yapıda olacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.
Bugün gelinen sonuç üzerinden geçmiş olayları değerlendirdiğimizde bütün kurumların bu amaca uygun olarak 15 yıdır dizayn edildiğini, TSK nın yine bu amaca uygun olarak potansiyel muhaliflerden arındırıldığını, bu maksatla TSK ya çeşitli kumpasların kurulmasında iktidarın aktif rol aldığını, eğitimin tedrici olarak laiklikten uzaklaştırıldığını, anayasa muvacenesinde davranma yükümlülüğü olan yargının dağıtılıp emir komuta zinciri içerisinde çalışan bir yargı(!) nın inşa edildiğini, iktidarı denetleyebilecek basın dahil bütün mekanizmaların iptal edildiğini söylemek abartı olmaz.
Yani mesele basit hatta senin deyiminle dygusal bir milliyetçi eğilimin çok çok ötesindedir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: 4 parmak
İletiTarih: 09 Ağu 2017, 10:51 
Yeni Üye

Kayıt: 03 Tem 2017, 14:33
İleti: 15
İşin ilginç tarafı AKP bütün yaptıklarını fetö gerekçesine bağlayarak dayatmaktadır. Ana muhalefetin garipsenecek bir yönüde AKPnin fetö hakkında söylediği herşeye destek verip sonra da KHK'lardan yada ohalden veya tutuklamalardan şikayetçi olması..

Sizce garip değil mi?

Bu oyun iyi polis kötü polis oyunudur. Ama merak etmeyin CHP yaptıklarının cezasını çekiyor ve ardından da sıra diğerlerine gelecek. Ameirka cemaati bu yüzden koruyor.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: 4 parmak
İletiTarih: 09 Ağu 2017, 14:43 
Banlanmış Üye

Kayıt: 13 Şub 2017, 03:07
İleti: 156
Alıntı:
Bugün gelinen sonuç üzerinden geçmiş olayları değerlendirdiğimizde bütün kurumların bu amaca uygun olarak 15 yıdır dizayn edildiğini, TSK nın yine bu amaca uygun olarak potansiyel muhaliflerden arındırıldığını, bu maksatla TSK ya çeşitli kumpasların kurulmasında iktidarın aktif rol aldığını, eğitimin tedrici olarak laiklikten uzaklaştırıldığını, anayasa muvacenesinde davranma yükümlülüğü olan yargının dağıtılıp emir komuta zinciri içerisinde çalışan bir yargı(!) nın inşa edildiğini, iktidarı denetleyebilecek basın dahil bütün mekanizmaların iptal edildiğini söylemek abartı olmaz.
Yani mesele basit hatta senin deyiminle dygusal bir milliyetçi eğilimin çok çok ötesindedir.


Bu imkansız, dolayısı ile RTE ile ilgili dile getirdiklerinizin, ekserisi uydurmasyon bahaneler.

1 – Yargıçlar, azlolunamazlar.

2 – Yargıçlar, kendileri istemedikçe yasal yaş sınırından önce emekli edilemezler.

3 – Yargıçlar, bir mahkemenin ya da kadronun kaldırılması nedeniyle aylık ve ödeneklerinden ve diğer özlük haklarından yoksun bırakılamazlar.

Bu ne demektir bilir misiniz? Bir savcı bugün Uzan imparatorluğunu sona erdirebildiyse. Bahanelerin arkasına sığınan bir cehape düşünülemez. Ortada bir usulsüzlük varsa oda yargı(cehape) usulsüzlüğüdür. Burada kusur atfedilecek en son ama en son kişi RTE dır. O sebebden 40 sene yargıda kadrolaşmış kemik kadroyu RTE gibi daha 10-15 senelik(Onunda zaten ilk 11 senesi cehadesapenin kpssli kadrolarıdır) bir hükümetin tasviye etti iddianız gerçekten çok uzak bir değerlendirme, ve yönlendirme ile yazılmış taraflı aldatıcı bir bilgi kirliliğindende ibarettir.

Alt yapınız olması size avantaj sağlıyor olabilir. Gerçek olmayanları, düzgün yazıp, düzgün ifadelerle okuyucuları kandırabilirsiniz. Hepsi bundan ibarettir.

Bu ülkede ne yapılıyorsa. ATA putculuk adı altında yapılıyordur.
Dün tv de anıtkabir belgeseli vardı. Uzun uzun. Taştan bir yapı. Nasıl ihtişamlı bir özenle bakımı yapılıyor.
Bildiğiniz vatikan veya müşriklerin zamanındaki putlu kabe misali. ATATÜRK ün elbette bu işle alakası yok.
Sonraki gelenler kendi maddi menfaatleri için ATAcı olmuşlar. Ve kutsallaştırıp-putlaştırmışlar. Böylece ülkede bir krallık kurmuşlardır. Bütün ilkelerin içi boşaltılmıştır.

Yoksa baştan ifade ettiğim üzere bu ülkede 40 sene % 50 reyle hüküm sürmemiş hiç bir siyasi görüş rejim mejim değiştiremez. Bu matematiksel olarak imkansızdır.

Yeni devlet kuruyoruz diyen adam ya cehapelidir. Ya akp nin içinde ki cehepelidir.

Geçen polis otosunda sakallı sarıklı polis haberi yaptılar.
Bizde yedik. Müslüm Gündüz adime şahin iltica haberleri baya bayatladı ne dersiniz?

Tipik U. dünkar okulda namaz kılıyorlar. İltica yapıyorlar haberleri bunlar.

Bu ülkede ATA atasit iken. Şimdikiler putunu yapıp kemalizm dini mensubu olup milletin orasına komaktadırlar.
Bknz 99 depremi, bir tane asıl sorumlu yargılandımı? Yargılanmadı. Sebeb? Depremmiş. Yerseniz.
Hadi onu depreme yıktın 16 sene halının altına süpürdüğün pisliği örttün AİHM pisliği ortaya çıkardı.
Depremzede hibe yardımlarının sayıştay raporu nerede? Nerede bu paralar?

Hadi oradan. put gılları.

Hem ateist, hemputcu olunmaz.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: 4 parmak
İletiTarih: 09 Ağu 2017, 23:09 
Onursal Üye

Kayıt: 18 Ekm 2011, 02:02
İleti: 6982
Adam yerine koymadıklarıma cevap vermeyeceğimi daha önce söylemiş miydim?
Söylemediysem şimdi söylüyorum...


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: 4 parmak
İletiTarih: 10 Ağu 2017, 00:27 
Banlanmış Üye

Kayıt: 13 Şub 2017, 03:07
İleti: 156
He he


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: 4 parmak
İletiTarih: 10 Ağu 2017, 23:25 
Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 20 Ağu 2015, 16:44
İleti: 562
sabit,

Söylediklerin haklılık payı taşıyor olabilir ama elimizde Ak Parti'nin demokratik samimiyetini test edebileceğimiz bir cihaz söz konusu olmadığı için ancak icraatları üzerinden bir değerlendirmede bulunabiliriz.
Ak Parti,Türkiye'de hakim olan Kemalist bürokrasi egemenliğinin kırılması noktasında gerçekleştirdiği demokratik reformlar ile önemli bir rol oynamıştır ki bu bağlamda söz konusu süreçte Ak Parti'nin izlediği politik çizgiye ilişkin yapacağımız değerlendirme de pozitif olacaktır.
Ayrıca Türk milliyetçiliğinin sığ kalıplarını kırarak gerek siyasal, gerek ise ekonomik düzlemde küreselleşen dünya ile entegrasyonun mümkün kılınması noktasında Türkiye'ye modern bir devlet hüviyeti kazandırmıştır.
Aslında geçmişten beri Türkiye siyasetinde demokratik dönüşümü gerçekleştirebilecek olan siyasal eğilimin, İslamcı gelenekten gelen muhafazakar hareketler olduğunu düşünmüşümdür.
Zira Atatürkçülüğün ihtiva ettiği milliyetçi ve devletçi kalıplardan uzak kalabilmeyi başarabilmiş tek siyasal anlayışı muhafazakarlar temsil ediyordu.
Diğer yandan türban sorunu örneğinde görülebileceği üzere geçmişte yaşadıkları bireysel özgürlükler ile ilintili mağduriyetler, bu özgürlüklerin savunusu noktasında muhafazakarları daha bilinçli bir konuma sürüklüyordu.
Nitekim de böyle oldu ve Ak Parti, izlediği ekonomik ve siyasal politiklar ile demokratik reformasyon noktasında önemli değişim ve dönüşümleri mümkün kıldı.
Devlet tarafından adaletsizliklere maruz bırakılmış Kürt, Ermeni, Rum, Yahudi gibi güruhların mağduriyetlerinin giderilmesi noktasında önemli icraatlarda bulunmuştur.
Fakat önce açılım sürecindeki ortağı olan HDP'nin, doğrudan Ak Parti'yi hedefe koyan, saldırgan ve bir o kadarda düşüncesizce oluşturulmuş 2015 seçim politikası, Ak Parti iktidarında bir tür kendini savunma refleksi oluşturdu.
Zira Kürt sorununun çözümü noktasında demokratik bir açılıma tekabül eden ve bizzat kendisinin alt yapısını hazırladığı, Kürtlerin kendilerini siyasi mecrada ifade edebilme hakkı, şimdi bizzat Ak Parti'nin kendisini hedef alıyordu.
Diğer yandan ise Avrupa'nın, FETÖ'nün dezenformasyonları doğrultusunda Ak Parti iktidarına yönelik dışlayıcı bir politik tutum içine girmesi, Ak Parti ve Sayın Cumhurbaşkanı nezdinde, savunduğu Batılı Liberal-Muhafazakar değerlere ilişkin bir şüpheyi beraberinde getirdi.
Bunun bir sonucu olarakta Ak Parti giderek milliyetçiliğe savruldu ve ne yazık ki geçmişte karşı olduğu, mücadele ettiği anlayışın bizatihi kendisine dönüşmeye başladı.
15 yıllık Ak Parti iktidarına dair bu kısa özet ise bize şu gerçeği gösteriyor, Türkiye'de demokrat olmanın ölçütü, Türk milliyetçiliği ve onun temsil anti-demokratik anlayışlar ile mücadele etmekten geçiyor.
Bu bakımdan Türk milliyetçiliği ile mücadele, bir bakıma sahip olunan demokratik tutarlılığa ilişkin bir turnusol kağıdı işlevi görüyor diyebiliriz.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: 4 parmak
İletiTarih: 13 Ağu 2017, 04:09 
Onursal Üye

Kayıt: 18 Ekm 2011, 02:02
İleti: 6982
Frollo,
Alıntı:
Söylediklerin haklılık payı taşıyor olabilir ama elimizde Ak Parti'nin demokratik samimiyetini test edebileceğimiz bir cihaz söz konusu olmadığı için ancak icraatları üzerinden bir değerlendirmede bulunabiliriz.

AKP nin samimiyetini bizden önce uluslararası kuruluşlar test ettiler ve sonuçlarını yayınladılar.
Bu testleri önce uluslararası bağımsız kuruluşların yayınladıkları endeksler üzerinden incelersek.
1.Hukukun üstünlüğü endeksi: Geçen yıl 102 ülke arasında 80. ülkeyiz. Bizden daha iyi durumda olanları merak edersen, bazıları Rusya, Kırgızitan, Zambiya, Çin, Kazakistan, Vietnam. Sadece bir yılda 13 sıra gerilediğimizi düşünürsen ve bu yılda ancak 93. sırada kendimize yer bulabileceğimiz öngörüleri ortadayken demokrasinin olmazsa olmazı olan Hukukun Üstünlüğü konusunda sınıfta kaldığımızı ve durumun giderek daha kötüleştiğini kabul etmek zorundayız
2.Basın Özgürlüğü endeksi; Türkiye 180 ülke arasında ancak 155. sırada yer alabildi ve Basın özgürlüğünden hiç bir şekilde bahsedilemeyecek ülkeler sınıfında yer aldı. son 12 yılda 56 sıra gerilediğimizi göz önüne alırsanız AKP nin bu sonuca etkilerini çok daha iyi anlarız.
3.Demokrasi Endeksi; Türkiye bu endekste 165 ülke arasında bu yıl kendi tarihinin en düşük notunu alarak ancak 97. sırayı alabildi ancak bu değerlendirme KHK ler ile yönetildiğimiz, meclisin fiili olarak işlemediği bu dönemi kapsamıyor uzmanlar önümüzdeki yıl endeksinde en az 30 sıra daha kaybedebileceğimizi öngörüyorlar.
Gördüğün gibi Demokratik samimiyeti ölçen cihaz dünyanın elinde var ve adamlar binlerce akedemisyen, gazeteci, siyaset bilimci, sosyologla bu cihazları kullanarak ölçüyorlar.
Sanırım bu üç endeks bir ülkenin demokrasi serüvenini eni konu anlatmaya yeter de artar bile. Esas itibarıyle bizim ülkemizin içinde bulunduğu durumu anlamak için endekslerin yol göstermesine ihtiyacımız yok. Ülkenin durumunun bu endekslerde belirlenenden çok daha kötü olduğunu çok çok iyi biliyorum. Endeksi hazırlayanlar kesin bilgileri esas alıyorlar malumatları değerlendirmiyorlar eğer benim sahip olduğum malumatlarıda değerlendirseler her endekste dip yapacağımızı biliyorum.
Alıntı:
Ayrıca Türk milliyetçiliğinin sığ kalıplarını kırarak gerek siyasal, gerek ise ekonomik düzlemde küreselleşen dünya ile entegrasyonun mümkün kılınması noktasında Türkiye'ye modern bir devlet hüviyeti kazandırmıştır.

Türk milliyetçiliğinin sığ kalıplarının kırıldığı iddiasını neye dayandırdığını anlayamadım eğer Osmanlıcılık anlayışının benimsenmesinden bahsediyorsan o tarihsel olarak milliyetçilikten çok daha geri bir anlayıştır hem sadece Türkiye de değil bütün dünyada. Bunun dışında Kürt oyu avcılığının gereği edilmiş lafları bir gerçeklik olarak algıladıysan ondan Tayyip bile vazgeçti. Dünya ile entegrasyon dediğin ne olaki? Bakanlarımızın yaka paça avrupadan atılması mı, Tayyipin korumalarına ABD de tutuklama çıkartılması mı, Avrupa ülkelerinin vatandaşlarına Aman türkiyeye gitmeyin size hiç bir güvence sağlayamayız orada acayip bir adam ve yönetimi var ne yapacağını öngörmek mümkün değil uyarıları mı, İsveç parlementosunun Yöneticilerimizin uluslararası ceza mahkemesinde yargılanması talebimi, ABD senatosunun aldığı protesto kararı mı, Turizm gelirlerimizin yarı yarıya düşmesi mi, Yunanistana AB rüşveti olarak verilen adaların Yunanistan tarafından işgal edilmesi mi, İktidarın bu konuda tek bir açıklama yapamaması mı, Avrupaya olan ihracatın yarı yarıya düşmesi mi, gümrük kapılarında Türkiye vatandaşlarına eskisinden on kat daha kötü muamele edilmesi mi (Son zamanlarda çıkmadıysan bir çık yurt dışına bir daha gitmek istemezsin)? Bunlardan hangisi ya da hangileri size uluslararası entegrasyondaki başarımızı anlatıyor. Katardan başka neredeyse doğru düzgün görüşebildiğimiz ülke kalmadı sen uluslar arası entegrasyona duhulden bahsediyorsun. Çok uzatmamak için Suriye politikasına ve stratejik derinlik dediğiniz Keloğlan masalına hiç girmiyorum. O kendi başına bir felaket. Ve belkide Türkiyenin en ciddi felaketi olacak.
Alıntı:
Aslında geçmişten beri Türkiye siyasetinde demokratik dönüşümü gerçekleştirebilecek olan siyasal eğilimin, İslamcı gelenekten gelen muhafazakar hareketler olduğunu düşünmüşümdür.

İslamcı gelenekten gelen muhafazakar akımların dünyada demokratik değişime zerre kadar katkıları oldumu ki demokrasiyi temelden reddeden bir siyasal anlayışın Türkiyede demokratik dönüşüme katkısı olsun. Onların bir dönüştürme becerisi var ama bu demokrasiye değil islam şeriatını esas alan teokratik faşizme dönüştürme becerisi. Türkiyede tam olarak alışkanlıklarına ve yaşam anlayışlarına uygun olarak onların sayesinde teoratik faşizme doğru sürükleniyor.
Alıntı:
Devlet tarafından adaletsizliklere maruz bırakılmış Kürt, Ermeni, Rum, Yahudi gibi güruhların mağduriyetlerinin giderilmesi noktasında önemli icraatlarda bulunmuştur.

Evet ne yazık ki devlet bu gruplara mağduriyet yaşatmıştır ancak şimdi yaşadıkları mağduriyet AKP öncesinden çok daha ağırdır. Göstermelik olarak yapılan bazı işlemlerin boyaları dökülmüş ve ardından gerçekçi bir iyileşmenin olmadığı çok net olarak bütün gruplarca hiç bir şüpheye yer bırakmayacak biçimde anlaşılmıştır. Bu hali dünyada görmüş ve eleştiriler artık sadece mağduriyeti değil aldatılmayı, sahtekarlığıda içeren eleştirilere dönmüştür. Hiç değilse eski duruma döndürün çığlıkları giderek artmaktadır.(rnek Süryanilerin müşterek mallarının DİB na devredilmesi, bir çok azınlık cemaati malının varlık fonuna alınması) Kürtlere yapılanlar saymakla bitmez bu dönem belkide en ağır zulüm gördükleri dönem oldu.
Alıntı:
Fakat önce açılım sürecindeki ortağı olan HDP'nin, doğrudan Ak Parti'yi hedefe koyan, saldırgan ve bir o kadarda düşüncesizce oluşturulmuş 2015 seçim politikası, Ak Parti iktidarında bir tür kendini savunma refleksi oluşturdu.
Bu forumda açılım süreci ile ilgili uzun uzadıya yazdım, orada özet olarak bu şekliyle açılım sürecinin barışı sağlamayacağı gibi kavgayı daha da büyüteceğini bütün vecheleriyle anlattım. Dediklerimin hepsi oldu, çünkü işten biraz anlayan biri için AKP nin açılımla, barışla hiç bir alakasının olmadığı yaptığı uygulamalarla gün gibi ortadaydı. Benim gördüklerimi hükümetin görememiş olmasını kabul etmek imkansız. İsterseniz o yazılara bir göz gezdirin ve nasıl bir oyun oynandığını kendi gözlerinizle de görün. Kısacası o süreç ne açılım süreciydi ne barış süreciydi ne de çözüm süreciydi. AKP nin gizli ajandasının bir gereğiydi ve o şekildede sonuçlandı. AKP hiç bir uyarıyı dikkate almadı bu uyarıların hepsi bu forumda yazdığım yazıların içerisinde var.
Alıntı:
Türkiye'de demokrat olmanın ölçütü, Türk milliyetçiliği ve onun temsil anti-demokratik anlayışlar ile mücadele etmekten geçiyor.

Bu düşünceye Türkiyede demokrat olmanın ölçütü değil gereklerinden biri Türk milliyetçiliği(daha doğrusu milliyetçilikle) mücadeledir derseniz katılırım. Ama ölçüt olarak bir tek milliyetçilikle mücadele alınırsa bu yetmez, şeriatla mücadele, hukuk dışılıkla mücadele, anti laiklikle mücadele, Anti cumhuriyetçilikle mücadele, ........bunların hepsiyle mücadele gerekir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: 4 parmak
İletiTarih: 13 Ağu 2017, 14:59 
Banlanmış Üye

Kayıt: 13 Şub 2017, 03:07
İleti: 156
sabit yazdı:
Ama ölçüt olarak bir tek milliyetçilikle mücadele alınırsa bu yetmez, şeriatla mücadele, anti laiklikle mücadele, ........bunların hepsiyle mücadele gerekir.


-Dinayet işleri kurup şeriat(din) ile mücadele edeceklermiş. :lol:

Gerisini aslında kurcalamaya gerek yok. İtina ile boq yedirilir.. Ama biz genede diğer okuyuclarımıza ilave bir kaç kelam, açıklama edelim, İsteyen beğenir alır, isteyen okumaz veya almaz.

Deve sidiği içmezlermiş. Ama 'boq yerlermiş'. :lol: Liak atesit Prof. Celal Sengör

- Adı Türkiye(türklerin diyarı) olan bir ülkede Türklerle(milliyetçilikle) mücadele edeceklermiş. Bak hele sen? Ne yüreği yedin. Arslan mı?

- Anlaşılacağı üzere laikikilik için bir halk referandumu farz olunmuştur. Demokratik bir arenada çoğunluğun istekleri azınlığın üzerinde olmalıdır. 100-200 sene önceki dogmaları modern hayata zorla dayatmak gericilik olsa gerek. Lakiklik ta 1830 lerden bugüne dayatma, dogmalardır. Ben sonuca saygı duyarım % 80 laikikilik din yönetimi çıksa eyvallah derim. % 60 antilaikikiklik yönetim çıksa gene eyvallah demek zorundayımdır. Çünkü demokratik sandık bunu emreder. E bu demokrasi sandığını getirdiğinize görede, halkın seçimine saygı duymanız beklenir. Yok saygı duymaz iseniz Fetö çuvalında yer almanız lazım gelir. Halkın iradesine baş kaldırmak teröristliktir. Fetöcülüktür veseelam.
Buradan Reis-i Cumhura açık mektup. Siz kaç kişisiniz bi görelim. 2019 da çifte sandıklı referandum yapalım. Ve açık oylama sistemine geçelim. Din hanesine ya lakisizma yazılsın, yada İslam. Malum hem Müslüman hem laisisiszmacı olunmaz. Mıknatısı bir tersten düze çevirelim artık!

Ona buna faşist yaftası vuranlar mı faşistmiş. Yoksa zorla azınlığın çoğunluğa salyangoz dayatmasımı faşizm miş bi anlayalım artık.

Gerçekten bende merak ediyorum. Bu ülke gerçekten Müslüman mı? Yoksa laisizmacı(dinsiz) mı?


Tabi yukardaki şahıs bir takım hukukun bilmem ne endeksi diye bir takım istatiski veriler paylaşmış.
Lakin o istatistiki verilere 99 soykırımının katılması lazım. desapeecöfetö ADİ Suçlularını kovuşturmazsan. Sıralamada sondan 20. çıkarsın tabi. UCM 2001 değilde. 98 de kurulmuş olsaydı, 99 soykırımı insanlığa karşı işlenen suçlar olarak bir güzel dış arenada gündem yapılır.. Ah ne güzel olurdu değil mi? Yalancının mumunu rsmi verilerle bir güzel söndürürdik değil mi? 100 binlerce insanın soykırımından yargıya hesap veren bir cehdesape fetöcüleri olarak.
Adi suçluların(inşşat-imar-ruhsat terörsitlerinin) yargılanmadığı tek ülke olarak . Hukuk olmayan sosyal demokrat ülkeler sıralamasında 1. sırayı alıp şampiyon olmanız lazımdı. Sosyal demokrat hukuk hükümetince. 100 binlerce insan ölüymüş, yaralıymış. Şehit veya gazi bile değilmiş ki, bu bile başlı başına en ağır hakarettir. Ölenlerin yakınlarına ve diğer sakat-yaralılara.

T.C. tarihinin en kara lekesi. Ecö/fe/ke/tö yönetimidir. 100 binlerin ölümünde sorumlu olduğu yetmezmiş gibi,
Adi suçluları(poğca ayağına) da af la dışarı salan başka hangi ülke vardır yeryüzünde?

Tayyip neylerse güzel eyler. Yarım, değil, çeyrek simitte verse, Tam destek bu saatten sonra!. Yeter ki sizin gibi, hukuk takiyyecisi, vicdansız, mahluk müsveddelerinin kökünü kazısın.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: 4 parmak
İletiTarih: 13 Ağu 2017, 18:28 
Onursal Üye

Kayıt: 18 Ekm 2011, 02:02
İleti: 6982
:mrgreen:


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni bir konu gönderCevap gönder 1 sayfadan 1. sayfa   [ 11 ileti ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 4 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan SiyasiForum.net Siyasi Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. SiyasiForum.Net hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde dönüş yapacaktır. Forumumuz kesinlikle hiçbir şekilde parti, örgüt, kurum, kuruluş ve oluşumu desteklememektedir. Tüm Problemler ve Reklam İçin: İletişim Formu için tıklayınız.