Yazı boyutunu değiştir
Sistem saati: 24 Şub 2018, 07:03


Yeni bir konu gönderCevap gönder 9 sayfadan 1. sayfa   [ 127 ileti ]
Sayfaya git 1, 2, 3, 4, 5 ... 9  Sonraki

Kemalizm ideolejisi daha çok hangi akımın etkisindedir ?
Oylama bitti: 16 Oca 2013, 23:23
a) Türk-İslam 25%  25%  [ 1 ]
b) Sosyalizm 75%  75%  [ 3 ]
c) Nasyonal Sosyalizm 0%  0%  [ 0 ]
d) Faşizm 0%  0%  [ 0 ]
Toplam oy : 4
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Kemalizm ideolejisi daha çok hangi akımın etkisindedir ?
İletiTarih: 27 Arl 2012, 23:23 
Yeni Üye

Kayıt: 25 Kas 2011, 22:54
İleti: 25

[quote][/quote]


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kemalizm ideolejisi daha çok hangi akımın etkisindedir ?
İletiTarih: 28 Arl 2012, 19:31 
Kıdemli Üye

Kayıt: 04 Tem 2012, 18:21
İleti: 1822
Hiç biri.Daha çok milliyetçi modernist bir ideolojidir.

_________________
Para ve insan arasındaki karşılıklı ilişki şöyledir: İnsan paranın sahtesini yapar, para da insanın.

Arkadaş, sizinle aynı düşmanlara sahip olandır.

Önemsemediğimiz özgürlükler için direnmediğimiz sürece diktatörler tarafından yönetilmeye mahkümuz.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kemalizm ideolejisi daha çok hangi akımın etkisindedir ?
İletiTarih: 29 Arl 2012, 03:11 
Kıdemli Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 02 Haz 2012, 20:50
İleti: 1881
Türk-İslam ve Faşizm olmadığı kesin.

_________________
Bir ülkede küçük insanların gölgeleri büyük oluyorsa, o ülkede güneş batıyor demektir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kemalizm ideolejisi daha çok hangi akımın etkisindedir ?
İletiTarih: 29 Arl 2012, 17:30 
Kıdemli Üye

Kayıt: 04 Tem 2012, 18:21
İleti: 1822
Sol bir ideoloji olarak bakarsak Sosyal demokrasiyi de ekleyebilmeliyiz.Yoksa Komunizm hakkında Atatürk'ün pek de hoş olmayan sözleri vardır.

_________________
Para ve insan arasındaki karşılıklı ilişki şöyledir: İnsan paranın sahtesini yapar, para da insanın.

Arkadaş, sizinle aynı düşmanlara sahip olandır.

Önemsemediğimiz özgürlükler için direnmediğimiz sürece diktatörler tarafından yönetilmeye mahkümuz.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kemalizm ideolejisi daha çok hangi akımın etkisindedir ?
İletiTarih: 02 Oca 2013, 22:38 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Tabiki Türk Milliyetçiliği. Atatürk; sosyal demokrat veya sosyalist birisi değildir. En hakim vasfı Türkçülüğüdür.

***

’Osmanlı siyaseti yerine yeni bir siyaset çıktı. O siyaset, milli siyaset, TÜRKÇÜLÜK siyasetidir.’’

(Türk Ocakları ve Atatürk, Ankara, 1993, s.11 - Mehmet Önder, Atatürk’ün Yurt Gezileri, s:233 - Prof. Dr. Afet İnan, M. Kemal Atatürk’ten Yazdıklarım, s:43)

***

''Türk milletinin milliyetçilik vasfını uyandırmalı, O'na TÜRKÇÜLÜK imanını aşılamalıyız!''

(Muvaffak İhsan Garan, Milletlerin Sevgilisi Atatürk, s.51)

***

"Biz doğrudan doğruya millet severiz ve Türk MİLLİYETÇİSİYİZ. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur."

(Atatürk'ün S.D.V.Cilt. III. s.118)

***

"Ben herşeyden önce bir Türk MİLLİYETÇİSİYİM. Böyle doğdum. Böyle öleceğim. Türk Birliği’nin bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Türk BİRLİĞİNE İNANIYORUM, onu görüyorum. Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk Birliğiyle açacaktır. Dünya sükununu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türk'ün varlığı bu köhne aleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek."

(Atatürk'ün Sofrası, İsmet Bozdağ, Kervan Yayınları, 1975, s. 138-143)

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kemalizm ideolejisi daha çok hangi akımın etkisindedir ?
İletiTarih: 20 Oca 2013, 00:07 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 18 Kas 2010, 05:45
İleti: 2762
Konum: Turan
Kemalizm ideolojisi Milliyetçi-Solcu bir ideolojidir. Kısacası bu ideolojiyi açıklayacak olursak kültürel anlamda Milliyetçi, Türkçü, Pantürkist ve Turanist, iktisadi anlamda ise Sosyalist bir ideolojidir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kemalizm ideolejisi daha çok hangi akımın etkisindedir ?
İletiTarih: 20 Oca 2013, 00:59 
Kıdemli Üye

Kayıt: 13 Arl 2012, 15:28
İleti: 1021
Milliyetci Sosyalizm ve Deism.

_________________
Türk Milleti Etnik Kimligini ön Plana cikarmasi lazim. Ancak böyle Refaha ve Huzura kavusabilir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kemalizm ideolejisi daha çok hangi akımın etkisindedir ?
İletiTarih: 20 Oca 2013, 23:02 
Banlanmış Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 18 Oca 2013, 22:51
İleti: 151
Bence Kemalizm; Milliyetçilik, Pragmatizm, Sekulerizm ve Aydınlanmacılık gibi ideoloji ve dusuncelerin uzerine inşa edilmiştir.
Kemalizmin, solla olan ilişkisi ise Mustafa Kemal Ataturk'den sonra, Sosyalizmin 60'larda yukselen bir değer olarak ortaya çıkması ile mumkun olmuştur.
Kemalistlerin, Radikal ve Devletçi soylemleri ile ozellikle 3. Dunya ulkelerinde yukselen uluscu sosyalizm akımları arasındaki paralellik, Kemalistleride politikada merkezin solunda konumlanmaya sevk etmiştir.
Bulent Ecevit'in Genel Başkanlığa gelişi ile de bu sola evriliş sureci tamamlanmıştır.

_________________
Üç yiğit asker, beş fakir gerilla daha öldü
Sevgilimin adı kalaşnikof
En uzun ömürlü aşkımızın
Üç yiğit gerilla, beş fakir asker
Efendiler çok yaşamanızı istemiyor
Çiçekler, kediler, bisikletler
Sizden daha uzun ömürlü
Sevgilimin adı kalaşnikof
En uzun ömürlüsü aşkımızın


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kemalizm ideolejisi daha çok hangi akımın etkisindedir ?
İletiTarih: 22 Oca 2013, 14:47 
Katılımcı Üye

Kayıt: 09 Oca 2013, 16:27
İleti: 159
istemiyabgu yazdı:
Kemalizm ideolojisi Milliyetçi-Solcu bir ideolojidir. Kısacası bu ideolojiyi açıklayacak olursak kültürel anlamda Milliyetçi, Türkçü, Pantürkist ve Turanist, iktisadi anlamda ise Sosyalist bir ideolojidir.


Bu ikisine katılmıyorum, Kemalizm Türkiye topraklarına odaklıdır.

Olsa olsa Pantürkist ve Turanistçiler Kemalizmi benimsemiş, bu değerleri ile birleştirmişlerdir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kemalizm ideolejisi daha çok hangi akımın etkisindedir ?
İletiTarih: 22 Oca 2013, 22:28 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Haz 2011, 12:32
İleti: 3063
Konum: Salpazari Cepni
Kesinlikle Milliyetci Sosyalisr degildir cunku Milliyetci sosyalist demek National Sozialism demektir, National Sozialism ise NAZI nin kisaltilisidir. Neden dersek herkese esit durabilmek icin laikligi benimsemistir ve ogünkü Anayasasida bugunkunden daha demokratiktir. Görünüste Türk Islam gercegi uzerine kurulma cabasi vardir bunun sebebi ise Osmanlinin yikilisinda buyuk rol oynayan hiristiyan toplumlardir. Avrupanin bizimle yasayan hiristiyan topluluga karisma hakkini kendinde görmesiyle ülke karistirilmis yillardir suregelen komsuluk dostluk kötü bir sekilde yikilmistir, ayni oyunun tekrar etmesini engellemek suretiyle alinan önlemlerden dolayi bu görüntü vardir, oysa oturmus Cumhuriyette azinliklara karsi sorumluluk icindedir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kemalizm ideolejisi daha çok hangi akımın etkisindedir ?
İletiTarih: 23 Oca 2013, 13:31 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 18 Kas 2010, 05:45
İleti: 2762
Konum: Turan
CemCev yazdı:
istemiyabgu yazdı:
Kemalizm ideolojisi Milliyetçi-Solcu bir ideolojidir. Kısacası bu ideolojiyi açıklayacak olursak kültürel anlamda Milliyetçi, Türkçü, Pantürkist ve Turanist, iktisadi anlamda ise Sosyalist bir ideolojidir.


Bu ikisine katılmıyorum, Kemalizm Türkiye topraklarına odaklıdır.

Olsa olsa Pantürkist ve Turanistçiler Kemalizmi benimsemiş, bu değerleri ile birleştirmişlerdir.


"Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını bugünden kimse kestiremez.Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. işte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir... Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır ? Manevi köprülerini sağlam tutarak. Dil bir köprüdür. İnanç bir köprüdür. Tarih bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların (dış Türklerin) bize yakınlaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekli."

İstiklal Harbi’nin yeni başladığı günlerde Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi imzasıyla ve kendi el yazısıyla Orta Asya’daki Türkler ile Türkiye’nin irtibatının sağlanması için Fevzi Paşa’ya bir talimat yazdı. Afganistan merkez kabul edilmek üzere gönderilecek bir heyetle Türklerin yaşadığı ülkelerde eğitim yapılmasını, asker yetiştirilerek bir ordu kurulmasını istiyordu. “Müdafaa ve maliyemiz icabatı ile kabil-i telif olduğu takdirde, Afgan ordusunu tensik için bir heyeti zabıtanın (askerî heyet) izamını ehem ve elzem görmekteyim. Cemal Paşa’nın merbut mektubunda zikredildiği veçhile, bunun istikbalde Anadolu üzerine çöken bar-i sekili tahfife yarayacağı gibi (yükü hafifletmeye), nukuat-ı atiyeye (gelecekte de) riayet edildiği takdirde Asya-i Vusta’da (Orta Asya’da) emrimize amade kuvvetli bir orduya malik olmamız hususu temin edilmiş olur. Böylece savaşın sürmesi halinde İngilizleri daha uzaktan işgal etmek için bir vasıta elde edilmiş olur. Fikri acizaneme göre bu heyeti teşkil edecek zabitanın intihabında ve kendilerine verilecek talimatta zirdeki nukuat nazar-ı itibare alınmalıdır. Evvelen :Bu heyetin bidayette katiyen siyasatla iştigal etmeyip sırf vazifeyi askeriyesini ifa ve kendisini gerek Afgan gerek Türkistan ve Buhara ahali ve askerlerine fevkalade sevdirmesi. Saniyen: Giden zabitanımn zahiren...”

Atatürk, Sovyetler Birliği hükümeti ile ilişkilerde ılımlı bir politika takip etmektedir. Ancak bu arada, bu ülke dahilinde yaşamakta olan soydaşları ve bunların gelecekleri ile de yakından ilgilenmeyi ihmal etmemektedir. Tabii bunu yaparken mümkün mertebe Sovyet hükümetinin tepkisini üzerine çekmemeye çalışmaktadır. Atatürk, Milli Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Bolşevikler tarafından sona erdirilmesinden sonra Moskova’ya bağlı olarak kurulan Azerbaycan Sovyet Cumhuriyeti zamanında bu yeni hükümetle ilişki kurmuştur. Doğu cephesi komutanı Kazım Karabekir Paşa’nın tavsiyesiyle, bir Türk Büyükelçisi Bakü’ye gönderilmiştir. Büyükelçi olarak gönderilen Memduh Şevket Esendal’dan, Azerbaycan’da kurulan yeni hükümetin gerçekte hangi şartlar dahilinde görev yaptığını, hükümette görev alan kimselerin hangi siyasi fikirde olduklarını, Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan arasında mevcut sorunların nelerden ibaret olduğunu, hatta Güney Azerbaycan’daki Türklerle Kuzey Azerbaycan Türkleri arasındaki ilişkilerin ne durumda olduğunu tespit edip bildirmesi istenmiştir. Bunun yanı sıra Atatürk, Esendal’a Türkistan’daki Türklerle alakalı alınacak bilgileri de rapora eklemesini istemiştir. Ancak Atatürk tüm bu bilgilerin Sovyet yetkililerin dikkatini ve kuşkusunu çekmeyecek şekilde temin edilmesi yönünde Esendal’ı uyarmıştır. Atatürk, Esendal tarafından kendisine ulaştırılan rapordan çıkan sonuçları beğenmemiş olsa gerek, bu andan itibaren Azeri Türklerinin menfaatlerini ve birliğini var gücüyle korumaya çalışmıştır.

Atatürk, Doğu’da Ermenilere karşı başarılı bir harekat yürütmüş olan Kazım Karabekir Paşa’ya gönderdiği gizli emirde; Azerbaycan’ın tamamen ve gerçek anlamda bağımsız bir devlet haline gelmesine taraftar olduklarını belirtmiş ve bunun temini için Rusları gücendirmeden ve kuşkulandırmadan gerekli tedbirlerin alınması istenmiştir. Aynı zamanda, Azerbaycan’ın petrol vb. tüm doğal kaynaklarına yeniden sahip olabilmesi için gerekli çalışmaların yapılmasının acilen lazım geldiğini belirtmiştir. Karabağ gibi, Türklerin nüfusça yoğun bulunduğu yerlerin, Ermenilere verilmesinin önlenip Azerbaycan’a bağlı kalmasının sağlanılması için gerekli çalışmaların yapılmasını istemiştir. Rusların Azerbaycan’da yapacakları muamelenin bütün İslam aleminin Bolşevikleri tartmak için bir numune teşkil edecek olmasının Ruslara anlatılmasına gayret olunmasını istemiştir. Atatürk, esir Türk ellerinden Türkiye'ye sığınmış Türk liderlerini ve aydınlarını sımsıcak bir ilgiyle kabul etmiş ve hatta bu kadrolara son derece önemli görevler tahsis etmiştir. Kazan Türklerinden Prof. Dr. Sadri Maksudi Arsal, Prof. Dr. Yusuf Akçura, Başkurt Türklerinden Prof. Dr. Zeki Velidi Togan, Prof. Dr. Abdülkadir İnan, Kırım’dan Cafer Seydahmet Kırımer ve Azeri Türklerinden Prof. Dr. Ahmet Caferoğlu, Ahmet Ağaoğlu, Mehmet Emin Resulzade, Mirza Bala Mehmetzade ve daha pek çokları Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş kadroları içinde yer almıştır. Örneğin, Prof. Dr. Yusuf Akçura ve Ahmet Ağaoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletvekili olarak hizmet verirken, Prof. Dr. Sadri Maksudi Arsal, Prof. Dr. Zeki Velidi Togan, Prof. Dr. İsmail H. Ertaylan, Prof.Dr. İzzet Kantemir, Prof. Dr. Ahmet Caferoğlu, Prof. Reşit Rahmeti Arat, Prof. Dr. Ahmet Temir, Prof. Dr. Akdes Nimet Kurat, Dr. Hamit Zübeyr Koşay gibi çok sayıda bilim adamı Türk üniversitelerinin kuruluşunda görev almışlar ve uluslararası alanda başarı ile Türkiye’yi temsil etmişlerdir. Bolşevik zulmünden ve tehdidinden kaçarak Türkiye’ye sığınan Rusya Türklerine büyük bir sevgi ve ilgiyle kucak açan Atatürk, birçoğu Sovyet Rusya hükümetince yasaklı siyasetçi olan bu aydınların, Türkiye’de ülkelerinin bağımsızlığı yolunda mücadele vermelerine imkan sağlamıştır.

Atatürk Türkiye dışındaki Türkleri milliyet davasının bir parçası olarak nitelemiş ve milliyet davasının aşama aşama ilerlenecek, altyapısı hazırlandıktan sonra ulaşılacak bir ülkü olarak görmüştür. Atatürk 1933-1938 yılları arasında Türkistan’dan bir çok genci Türkiye’ye getirterek eğitimlerini sağlamıştır. O günlerde Hindistan-Irak-Suriye üstünde Türkiye’ye getirilen emekli General Rıza Bekin, bu öğrencilerden Türkiye’de kalan tek kişidir halen hayatta olan Uygur Türk’ü Rıza Paşa “Atatürk, Orta Asya’daki Türk kavimleriyle tarihî, kültürel ilişkiler kurulması talimatını İstiklal Savaşı’ndan önce vermişti.” diyor. Kendisi Türkiye’ye Atatürk tarafından getirilmiş ve TSK’da Tuğ General rütbesine kadar yükselmiş bir paşamızdır. Aynı şekilde, Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğu ilk yıllardan itibaren Gagavuz Türkleri ile yakından ilgilenen Mustafa Kemal Paşanın emirleri doğrultusunda Romanya’ya büyükelçi olarak tayin edilen Hamdullah Suphi Tanrıöver o dönemler Romanya sınırları içindeki Gagavuzlar’ın kültürel kimliklerini korumaları için yoğun çaba harcamıştır. Hamdullah Suphi Bey'in Gagavuzları Trakya bölgesine yerleştirilmesi için çeşitli teşebbüslerde bulunmasına karşılık ATATÜRK'ün "Türkiye dışındaki Türklerin kendi topraklarında kalması" yönündeki siyaseti nedeni ile buna izin verilmemiştir. 1930’lu yılların sonuna doğru, Atatürk’ün emriyle o dönemde Gagavuzlara 80 ilkokul öğretmeni gönderilmiştir. İkinci Dünya Savaşının başlangıcına kadar bu bölgede görev yapan bu kahraman öğretmenlerin çoğunluğu savaş başlayınca Türkiye’ye dönmüşlerdir. Dönmeyip orada kalan öğretmenler ise Ruslar tarafından Türk casusu suçlaması ile tutuklanarak 25 yıl ağır hapis cezası ile Rusya’ya gönderilmişlerdir. Stalinin ölümü ile bu öğretmenler için af çıkarıldığında serbest kalan öğretmenlerden birisi olan Ali Niyazi KANTARELLİ Türkiye’ye değil Gagauz bölgesine dönerek emekli olduğu 1977 yılına kadar öğretmenliğe devam etmiştir. 1980 li yıllarda vefat eden Kantarelli Ukrayna sınırları içinde bir köye defnedilmiştir.

Kaynaklar:

Mehmet Saray: Atatürk ve Türk Dünyası, Ankara ,Türk Tarih Kurumu Yayınları,1995.

Araş. Gör. Dr. Belkıs Ulusoy, 4.Boyut Ekim 2004 Sayı 4 : Necip Hablemitoğlu:

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Dış Türkler Stratejisi

Utkan Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, s.152.

http://www.gagauz.org/gagauz/iliski.htm

Atatürk Döneminde Dis Türklere Yönelik Egitim-Ögretim Faaliyetleri: Gagauz

Türkleri Örnegi” Atatürk 4. Uluslararasi Kongresi (25-29 Ekim 1999 Türkistan-

Kazakistan) Bildiriler, Atatürk Arastirma Merkezi Yayini, Ankara, 2000, s. 1317-1335.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kemalizm ideolejisi daha çok hangi akımın etkisindedir ?
İletiTarih: 23 Oca 2013, 13:36 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 18 Kas 2010, 05:45
İleti: 2762
Konum: Turan
_turbo_ yazdı:
Kesinlikle Milliyetci Sosyalisr degildir cunku Milliyetci sosyalist demek National Sozialism demektir, National Sozialism ise NAZI nin kisaltilisidir. Neden dersek herkese esit durabilmek icin laikligi benimsemistir ve ogünkü Anayasasida bugunkunden daha demokratiktir. Görünüste Türk Islam gercegi uzerine kurulma cabasi vardir bunun sebebi ise Osmanlinin yikilisinda buyuk rol oynayan hiristiyan toplumlardir. Avrupanin bizimle yasayan hiristiyan topluluga karisma hakkini kendinde görmesiyle ülke karistirilmis yillardir suregelen komsuluk dostluk kötü bir sekilde yikilmistir, ayni oyunun tekrar etmesini engellemek suretiyle alinan önlemlerden dolayi bu görüntü vardir, oysa oturmus Cumhuriyette azinliklara karsi sorumluluk icindedir.


Kemalizmin Türk-İslamcı olduğunu sanmam. Eğer ön yargılarımızdan ve sol krşıtlığımızdan sıyrılırda tarafsız bir gözle bakarsak Kemalizmin Baasçılık, Nasırcılık, Bolivarcılık gibi görüşlere çok benzer bir ideoloji olduğunu görürüz. Buda Kemalizmi rahatlıkla Milliyetçi-Sosyalist bir ideoloji yapmaya yeter.

Nasyonel Sosyalizm daha farklı bir akımdır. Birincisi saf ve beyaz ırkçıdır. İkincisi sosyalist değil, Korporatisttir. Üçüncüsü kadını ev-mutfak-ibadethane üçgenine hapseder. Dördüncüsü ise sosyal darwinisttir.

Oysa bu saydıklarımızın hiçbirisi Kemalizmde yoktur. Kemalizm Nasyonel Sosyalist bir görüş olarak değil, olsa olsa Milliyetçi-Ulusal Solcu bir görüş olarak açıklanabilir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kemalizm ideolejisi daha çok hangi akımın etkisindedir ?
İletiTarih: 23 Oca 2013, 13:53 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Haz 2011, 12:32
İleti: 3063
Konum: Salpazari Cepni
istemiyabgu yazdı:
_turbo_ yazdı:
Kesinlikle Milliyetci Sosyalisr degildir cunku Milliyetci sosyalist demek National Sozialism demektir, National Sozialism ise NAZI nin kisaltilisidir. Neden dersek herkese esit durabilmek icin laikligi benimsemistir ve ogünkü Anayasasida bugunkunden daha demokratiktir. Görünüste Türk Islam gercegi uzerine kurulma cabasi vardir bunun sebebi ise Osmanlinin yikilisinda buyuk rol oynayan hiristiyan toplumlardir. Avrupanin bizimle yasayan hiristiyan topluluga karisma hakkini kendinde görmesiyle ülke karistirilmis yillardir suregelen komsuluk dostluk kötü bir sekilde yikilmistir, ayni oyunun tekrar etmesini engellemek suretiyle alinan önlemlerden dolayi bu görüntü vardir, oysa oturmus Cumhuriyette azinliklara karsi sorumluluk icindedir.


Kemalizmin Türk-İslamcı olduğunu sanmam. Eğer ön yargılarımızdan ve sol krşıtlığımızdan sıyrılırda tarafsız bir gözle bakarsak Kemalizmin Baasçılık, Nasırcılık, Bolivarcılık gibi görüşlere çok benzer bir ideoloji olduğunu görürüz. Buda Kemalizmi rahatlıkla Milliyetçi-Sosyalist bir ideoloji yapmaya yeter.

Nasyonel Sosyalizm daha farklı bir akımdır. Birincisi saf ve beyaz ırkçıdır. İkincisi sosyalist değil, Korporatisttir. Üçüncüsü kadını ev-mutfak-ibadethane üçgenine hapseder. Dördüncüsü ise sosyal darwinisttir.

Oysa bu saydıklarımızın hiçbirisi Kemalizmde yoktur. Kemalizm Nasyonel Sosyalist bir görüş olarak değil, olsa olsa Milliyetçi-Ulusal Solcu bir görüş olarak açıklanabilir.


Bir baska baslik altinda ayni noktaya degindim oda Kemalizmin ve Atatürkün yaptiklarinin Araplarin baasciligina benzetilemsinden duydugum uzuntuyu dile getirdim. Türkiye Cumhuriyeti sinirlari verilen kurtulus savasiyla Türk hali tarafindan cizilmistir, Araplarin sinirlari haritaya bakildiginda bircok yerde dumduzdur dolayisiyla Ingilizler tarafindan planlanip bölünüp cizilmistir ve herseyini Ingilizler tasarlamistir yönetimlerine dek. Bu yuzden arada daglar kadar fark vardir ve Araplarin Baas rejimindeki diktatörlük Atatürkün kurdugu Cumhuriyette yoktur, Atatürk cok partili sisteme gecmek icin firsat kollamistir.
Ikinci nokta Nasyonel Sosyalizm hicbirsekilde kemalizmle örtüsmez, Nasyonel sosyalizmin Türkcesi Milliyetci sosyalist demektir ve tarihte bilinen en belirgin nasyonel Sosyalizm savunucusu Adolf Hitlerdir onun kurdugu partinin adi National Sozialistische Deutsche Arbeiter parteidir ve NAZI kelimesi bu parti adinin kisaltilisindan gelir. Türkcesi ise Milliyetci Sosyalist Alman Isci Partisidir. Milliyetci saosyalizmde sosyalizm sadece kendi irkindan olana uygulanir digerleri tum nimetlerden dislanir umarim aciklayici olmusumdur ve bu konuda böyle dusunen arkadaslara biraz olsun isik tutmusumdur.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kemalizm ideolejisi daha çok hangi akımın etkisindedir ?
İletiTarih: 23 Oca 2013, 14:28 
Katılımcı Üye

Kayıt: 09 Oca 2013, 16:27
İleti: 159
istemiyabgu yazdı:
"Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını bugünden kimse kestiremez.Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. işte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir... Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır ? Manevi köprülerini sağlam tutarak. Dil bir köprüdür. İnanç bir köprüdür. Tarih bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların (dış Türklerin) bize yakınlaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekli."

İstiklal Harbi’nin yeni başladığı günlerde Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi imzasıyla ve kendi el yazısıyla Orta Asya’daki Türkler ile Türkiye’nin irtibatının sağlanması için Fevzi Paşa’ya bir talimat yazdı. Afganistan merkez kabul edilmek üzere gönderilecek bir heyetle Türklerin yaşadığı ülkelerde eğitim yapılmasını, asker yetiştirilerek bir ordu kurulmasını istiyordu. “Müdafaa ve maliyemiz icabatı ile kabil-i telif olduğu takdirde, Afgan ordusunu tensik için bir heyeti zabıtanın (askerî heyet) izamını ehem ve elzem görmekteyim. Cemal Paşa’nın merbut mektubunda zikredildiği veçhile, bunun istikbalde Anadolu üzerine çöken bar-i sekili tahfife yarayacağı gibi (yükü hafifletmeye), nukuat-ı atiyeye (gelecekte de) riayet edildiği takdirde Asya-i Vusta’da (Orta Asya’da) emrimize amade kuvvetli bir orduya malik olmamız hususu temin edilmiş olur. Böylece savaşın sürmesi halinde İngilizleri daha uzaktan işgal etmek için bir vasıta elde edilmiş olur. Fikri acizaneme göre bu heyeti teşkil edecek zabitanın intihabında ve kendilerine verilecek talimatta zirdeki nukuat nazar-ı itibare alınmalıdır. Evvelen :Bu heyetin bidayette katiyen siyasatla iştigal etmeyip sırf vazifeyi askeriyesini ifa ve kendisini gerek Afgan gerek Türkistan ve Buhara ahali ve askerlerine fevkalade sevdirmesi. Saniyen: Giden zabitanımn zahiren...”

Atatürk, Sovyetler Birliği hükümeti ile ilişkilerde ılımlı bir politika takip etmektedir. Ancak bu arada, bu ülke dahilinde yaşamakta olan soydaşları ve bunların gelecekleri ile de yakından ilgilenmeyi ihmal etmemektedir. Tabii bunu yaparken mümkün mertebe Sovyet hükümetinin tepkisini üzerine çekmemeye çalışmaktadır. Atatürk, Milli Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Bolşevikler tarafından sona erdirilmesinden sonra Moskova’ya bağlı olarak kurulan Azerbaycan Sovyet Cumhuriyeti zamanında bu yeni hükümetle ilişki kurmuştur. Doğu cephesi komutanı Kazım Karabekir Paşa’nın tavsiyesiyle, bir Türk Büyükelçisi Bakü’ye gönderilmiştir. Büyükelçi olarak gönderilen Memduh Şevket Esendal’dan, Azerbaycan’da kurulan yeni hükümetin gerçekte hangi şartlar dahilinde görev yaptığını, hükümette görev alan kimselerin hangi siyasi fikirde olduklarını, Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan arasında mevcut sorunların nelerden ibaret olduğunu, hatta Güney Azerbaycan’daki Türklerle Kuzey Azerbaycan Türkleri arasındaki ilişkilerin ne durumda olduğunu tespit edip bildirmesi istenmiştir. Bunun yanı sıra Atatürk, Esendal’a Türkistan’daki Türklerle alakalı alınacak bilgileri de rapora eklemesini istemiştir. Ancak Atatürk tüm bu bilgilerin Sovyet yetkililerin dikkatini ve kuşkusunu çekmeyecek şekilde temin edilmesi yönünde Esendal’ı uyarmıştır. Atatürk, Esendal tarafından kendisine ulaştırılan rapordan çıkan sonuçları beğenmemiş olsa gerek, bu andan itibaren Azeri Türklerinin menfaatlerini ve birliğini var gücüyle korumaya çalışmıştır.

Atatürk, Doğu’da Ermenilere karşı başarılı bir harekat yürütmüş olan Kazım Karabekir Paşa’ya gönderdiği gizli emirde; Azerbaycan’ın tamamen ve gerçek anlamda bağımsız bir devlet haline gelmesine taraftar olduklarını belirtmiş ve bunun temini için Rusları gücendirmeden ve kuşkulandırmadan gerekli tedbirlerin alınması istenmiştir. Aynı zamanda, Azerbaycan’ın petrol vb. tüm doğal kaynaklarına yeniden sahip olabilmesi için gerekli çalışmaların yapılmasının acilen lazım geldiğini belirtmiştir. Karabağ gibi, Türklerin nüfusça yoğun bulunduğu yerlerin, Ermenilere verilmesinin önlenip Azerbaycan’a bağlı kalmasının sağlanılması için gerekli çalışmaların yapılmasını istemiştir. Rusların Azerbaycan’da yapacakları muamelenin bütün İslam aleminin Bolşevikleri tartmak için bir numune teşkil edecek olmasının Ruslara anlatılmasına gayret olunmasını istemiştir. Atatürk, esir Türk ellerinden Türkiye'ye sığınmış Türk liderlerini ve aydınlarını sımsıcak bir ilgiyle kabul etmiş ve hatta bu kadrolara son derece önemli görevler tahsis etmiştir. Kazan Türklerinden Prof. Dr. Sadri Maksudi Arsal, Prof. Dr. Yusuf Akçura, Başkurt Türklerinden Prof. Dr. Zeki Velidi Togan, Prof. Dr. Abdülkadir İnan, Kırım’dan Cafer Seydahmet Kırımer ve Azeri Türklerinden Prof. Dr. Ahmet Caferoğlu, Ahmet Ağaoğlu, Mehmet Emin Resulzade, Mirza Bala Mehmetzade ve daha pek çokları Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş kadroları içinde yer almıştır. Örneğin, Prof. Dr. Yusuf Akçura ve Ahmet Ağaoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletvekili olarak hizmet verirken, Prof. Dr. Sadri Maksudi Arsal, Prof. Dr. Zeki Velidi Togan, Prof. Dr. İsmail H. Ertaylan, Prof.Dr. İzzet Kantemir, Prof. Dr. Ahmet Caferoğlu, Prof. Reşit Rahmeti Arat, Prof. Dr. Ahmet Temir, Prof. Dr. Akdes Nimet Kurat, Dr. Hamit Zübeyr Koşay gibi çok sayıda bilim adamı Türk üniversitelerinin kuruluşunda görev almışlar ve uluslararası alanda başarı ile Türkiye’yi temsil etmişlerdir. Bolşevik zulmünden ve tehdidinden kaçarak Türkiye’ye sığınan Rusya Türklerine büyük bir sevgi ve ilgiyle kucak açan Atatürk, birçoğu Sovyet Rusya hükümetince yasaklı siyasetçi olan bu aydınların, Türkiye’de ülkelerinin bağımsızlığı yolunda mücadele vermelerine imkan sağlamıştır.

Atatürk Türkiye dışındaki Türkleri milliyet davasının bir parçası olarak nitelemiş ve milliyet davasının aşama aşama ilerlenecek, altyapısı hazırlandıktan sonra ulaşılacak bir ülkü olarak görmüştür. Atatürk 1933-1938 yılları arasında Türkistan’dan bir çok genci Türkiye’ye getirterek eğitimlerini sağlamıştır. O günlerde Hindistan-Irak-Suriye üstünde Türkiye’ye getirilen emekli General Rıza Bekin, bu öğrencilerden Türkiye’de kalan tek kişidir halen hayatta olan Uygur Türk’ü Rıza Paşa “Atatürk, Orta Asya’daki Türk kavimleriyle tarihî, kültürel ilişkiler kurulması talimatını İstiklal Savaşı’ndan önce vermişti.” diyor. Kendisi Türkiye’ye Atatürk tarafından getirilmiş ve TSK’da Tuğ General rütbesine kadar yükselmiş bir paşamızdır. Aynı şekilde, Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğu ilk yıllardan itibaren Gagavuz Türkleri ile yakından ilgilenen Mustafa Kemal Paşanın emirleri doğrultusunda Romanya’ya büyükelçi olarak tayin edilen Hamdullah Suphi Tanrıöver o dönemler Romanya sınırları içindeki Gagavuzlar’ın kültürel kimliklerini korumaları için yoğun çaba harcamıştır. Hamdullah Suphi Bey'in Gagavuzları Trakya bölgesine yerleştirilmesi için çeşitli teşebbüslerde bulunmasına karşılık ATATÜRK'ün "Türkiye dışındaki Türklerin kendi topraklarında kalması" yönündeki siyaseti nedeni ile buna izin verilmemiştir. 1930’lu yılların sonuna doğru, Atatürk’ün emriyle o dönemde Gagavuzlara 80 ilkokul öğretmeni gönderilmiştir. İkinci Dünya Savaşının başlangıcına kadar bu bölgede görev yapan bu kahraman öğretmenlerin çoğunluğu savaş başlayınca Türkiye’ye dönmüşlerdir. Dönmeyip orada kalan öğretmenler ise Ruslar tarafından Türk casusu suçlaması ile tutuklanarak 25 yıl ağır hapis cezası ile Rusya’ya gönderilmişlerdir. Stalinin ölümü ile bu öğretmenler için af çıkarıldığında serbest kalan öğretmenlerden birisi olan Ali Niyazi KANTARELLİ Türkiye’ye değil Gagauz bölgesine dönerek emekli olduğu 1977 yılına kadar öğretmenliğe devam etmiştir. 1980 li yıllarda vefat eden Kantarelli Ukrayna sınırları içinde bir köye defnedilmiştir.

Kaynaklar:

Mehmet Saray: Atatürk ve Türk Dünyası, Ankara ,Türk Tarih Kurumu Yayınları,1995.

Araş. Gör. Dr. Belkıs Ulusoy, 4.Boyut Ekim 2004 Sayı 4 : Necip Hablemitoğlu:

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Dış Türkler Stratejisi

Utkan Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, s.152.

http://www.gagauz.org/gagauz/iliski.htm

Atatürk Döneminde Dis Türklere Yönelik Egitim-Ögretim Faaliyetleri: Gagauz

Türkleri Örnegi” Atatürk 4. Uluslararasi Kongresi (25-29 Ekim 1999 Türkistan-

Kazakistan) Bildiriler, Atatürk Arastirma Merkezi Yayini, Ankara, 2000, s. 1317-1335.


Türkçülük: Osmanlı Devleti'nin son yıllarında ortaya çıkan, Osmanlılık ve İslamcılık akımları karşısında bütün Türklerin tek vatanda ve tek bayrak altında birleştirilmesini amaçlayan akım, Pantürkizm

Kaynak: TDK, http://www.tdk.gov.tr/index.php?option= ... 9.99581287

Alıntı yaptığınız yazının hiçbir yerinde Atatürk'ün, böylelikle Kemalizmin dünyadaki tüm Türklerin tek bir vatanda, tek bir bayrak altında birleştirilmesine yönelik bir ifade veya anlam göremedim. Tam tersine farklı Türk kökenli ulusları kendilerine ait kültürel kimliklerini korumalarını ve bağımsız olmalarını desteklediğini yorumladım. Yanıldığımı düşündüğünüz destek olan alıntı bölümleri ile açıklayabilirsiniz, eğer yanılıyorsam seve seve doğrusunu öğrenmek isterim.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kemalizm ideolejisi daha çok hangi akımın etkisindedir ?
İletiTarih: 24 Oca 2013, 22:20 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 18 Kas 2010, 05:45
İleti: 2762
Konum: Turan
CemCev yazdı:
istemiyabgu yazdı:
"Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını bugünden kimse kestiremez.Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. işte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir... Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır ? Manevi köprülerini sağlam tutarak. Dil bir köprüdür. İnanç bir köprüdür. Tarih bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların (dış Türklerin) bize yakınlaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekli."

İstiklal Harbi’nin yeni başladığı günlerde Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi imzasıyla ve kendi el yazısıyla Orta Asya’daki Türkler ile Türkiye’nin irtibatının sağlanması için Fevzi Paşa’ya bir talimat yazdı. Afganistan merkez kabul edilmek üzere gönderilecek bir heyetle Türklerin yaşadığı ülkelerde eğitim yapılmasını, asker yetiştirilerek bir ordu kurulmasını istiyordu. “Müdafaa ve maliyemiz icabatı ile kabil-i telif olduğu takdirde, Afgan ordusunu tensik için bir heyeti zabıtanın (askerî heyet) izamını ehem ve elzem görmekteyim. Cemal Paşa’nın merbut mektubunda zikredildiği veçhile, bunun istikbalde Anadolu üzerine çöken bar-i sekili tahfife yarayacağı gibi (yükü hafifletmeye), nukuat-ı atiyeye (gelecekte de) riayet edildiği takdirde Asya-i Vusta’da (Orta Asya’da) emrimize amade kuvvetli bir orduya malik olmamız hususu temin edilmiş olur. Böylece savaşın sürmesi halinde İngilizleri daha uzaktan işgal etmek için bir vasıta elde edilmiş olur. Fikri acizaneme göre bu heyeti teşkil edecek zabitanın intihabında ve kendilerine verilecek talimatta zirdeki nukuat nazar-ı itibare alınmalıdır. Evvelen :Bu heyetin bidayette katiyen siyasatla iştigal etmeyip sırf vazifeyi askeriyesini ifa ve kendisini gerek Afgan gerek Türkistan ve Buhara ahali ve askerlerine fevkalade sevdirmesi. Saniyen: Giden zabitanımn zahiren...”

Atatürk, Sovyetler Birliği hükümeti ile ilişkilerde ılımlı bir politika takip etmektedir. Ancak bu arada, bu ülke dahilinde yaşamakta olan soydaşları ve bunların gelecekleri ile de yakından ilgilenmeyi ihmal etmemektedir. Tabii bunu yaparken mümkün mertebe Sovyet hükümetinin tepkisini üzerine çekmemeye çalışmaktadır. Atatürk, Milli Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Bolşevikler tarafından sona erdirilmesinden sonra Moskova’ya bağlı olarak kurulan Azerbaycan Sovyet Cumhuriyeti zamanında bu yeni hükümetle ilişki kurmuştur. Doğu cephesi komutanı Kazım Karabekir Paşa’nın tavsiyesiyle, bir Türk Büyükelçisi Bakü’ye gönderilmiştir. Büyükelçi olarak gönderilen Memduh Şevket Esendal’dan, Azerbaycan’da kurulan yeni hükümetin gerçekte hangi şartlar dahilinde görev yaptığını, hükümette görev alan kimselerin hangi siyasi fikirde olduklarını, Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan arasında mevcut sorunların nelerden ibaret olduğunu, hatta Güney Azerbaycan’daki Türklerle Kuzey Azerbaycan Türkleri arasındaki ilişkilerin ne durumda olduğunu tespit edip bildirmesi istenmiştir. Bunun yanı sıra Atatürk, Esendal’a Türkistan’daki Türklerle alakalı alınacak bilgileri de rapora eklemesini istemiştir. Ancak Atatürk tüm bu bilgilerin Sovyet yetkililerin dikkatini ve kuşkusunu çekmeyecek şekilde temin edilmesi yönünde Esendal’ı uyarmıştır. Atatürk, Esendal tarafından kendisine ulaştırılan rapordan çıkan sonuçları beğenmemiş olsa gerek, bu andan itibaren Azeri Türklerinin menfaatlerini ve birliğini var gücüyle korumaya çalışmıştır.

Atatürk, Doğu’da Ermenilere karşı başarılı bir harekat yürütmüş olan Kazım Karabekir Paşa’ya gönderdiği gizli emirde; Azerbaycan’ın tamamen ve gerçek anlamda bağımsız bir devlet haline gelmesine taraftar olduklarını belirtmiş ve bunun temini için Rusları gücendirmeden ve kuşkulandırmadan gerekli tedbirlerin alınması istenmiştir. Aynı zamanda, Azerbaycan’ın petrol vb. tüm doğal kaynaklarına yeniden sahip olabilmesi için gerekli çalışmaların yapılmasının acilen lazım geldiğini belirtmiştir. Karabağ gibi, Türklerin nüfusça yoğun bulunduğu yerlerin, Ermenilere verilmesinin önlenip Azerbaycan’a bağlı kalmasının sağlanılması için gerekli çalışmaların yapılmasını istemiştir. Rusların Azerbaycan’da yapacakları muamelenin bütün İslam aleminin Bolşevikleri tartmak için bir numune teşkil edecek olmasının Ruslara anlatılmasına gayret olunmasını istemiştir. Atatürk, esir Türk ellerinden Türkiye'ye sığınmış Türk liderlerini ve aydınlarını sımsıcak bir ilgiyle kabul etmiş ve hatta bu kadrolara son derece önemli görevler tahsis etmiştir. Kazan Türklerinden Prof. Dr. Sadri Maksudi Arsal, Prof. Dr. Yusuf Akçura, Başkurt Türklerinden Prof. Dr. Zeki Velidi Togan, Prof. Dr. Abdülkadir İnan, Kırım’dan Cafer Seydahmet Kırımer ve Azeri Türklerinden Prof. Dr. Ahmet Caferoğlu, Ahmet Ağaoğlu, Mehmet Emin Resulzade, Mirza Bala Mehmetzade ve daha pek çokları Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş kadroları içinde yer almıştır. Örneğin, Prof. Dr. Yusuf Akçura ve Ahmet Ağaoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletvekili olarak hizmet verirken, Prof. Dr. Sadri Maksudi Arsal, Prof. Dr. Zeki Velidi Togan, Prof. Dr. İsmail H. Ertaylan, Prof.Dr. İzzet Kantemir, Prof. Dr. Ahmet Caferoğlu, Prof. Reşit Rahmeti Arat, Prof. Dr. Ahmet Temir, Prof. Dr. Akdes Nimet Kurat, Dr. Hamit Zübeyr Koşay gibi çok sayıda bilim adamı Türk üniversitelerinin kuruluşunda görev almışlar ve uluslararası alanda başarı ile Türkiye’yi temsil etmişlerdir. Bolşevik zulmünden ve tehdidinden kaçarak Türkiye’ye sığınan Rusya Türklerine büyük bir sevgi ve ilgiyle kucak açan Atatürk, birçoğu Sovyet Rusya hükümetince yasaklı siyasetçi olan bu aydınların, Türkiye’de ülkelerinin bağımsızlığı yolunda mücadele vermelerine imkan sağlamıştır.

Atatürk Türkiye dışındaki Türkleri milliyet davasının bir parçası olarak nitelemiş ve milliyet davasının aşama aşama ilerlenecek, altyapısı hazırlandıktan sonra ulaşılacak bir ülkü olarak görmüştür. Atatürk 1933-1938 yılları arasında Türkistan’dan bir çok genci Türkiye’ye getirterek eğitimlerini sağlamıştır. O günlerde Hindistan-Irak-Suriye üstünde Türkiye’ye getirilen emekli General Rıza Bekin, bu öğrencilerden Türkiye’de kalan tek kişidir halen hayatta olan Uygur Türk’ü Rıza Paşa “Atatürk, Orta Asya’daki Türk kavimleriyle tarihî, kültürel ilişkiler kurulması talimatını İstiklal Savaşı’ndan önce vermişti.” diyor. Kendisi Türkiye’ye Atatürk tarafından getirilmiş ve TSK’da Tuğ General rütbesine kadar yükselmiş bir paşamızdır. Aynı şekilde, Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğu ilk yıllardan itibaren Gagavuz Türkleri ile yakından ilgilenen Mustafa Kemal Paşanın emirleri doğrultusunda Romanya’ya büyükelçi olarak tayin edilen Hamdullah Suphi Tanrıöver o dönemler Romanya sınırları içindeki Gagavuzlar’ın kültürel kimliklerini korumaları için yoğun çaba harcamıştır. Hamdullah Suphi Bey'in Gagavuzları Trakya bölgesine yerleştirilmesi için çeşitli teşebbüslerde bulunmasına karşılık ATATÜRK'ün "Türkiye dışındaki Türklerin kendi topraklarında kalması" yönündeki siyaseti nedeni ile buna izin verilmemiştir. 1930’lu yılların sonuna doğru, Atatürk’ün emriyle o dönemde Gagavuzlara 80 ilkokul öğretmeni gönderilmiştir. İkinci Dünya Savaşının başlangıcına kadar bu bölgede görev yapan bu kahraman öğretmenlerin çoğunluğu savaş başlayınca Türkiye’ye dönmüşlerdir. Dönmeyip orada kalan öğretmenler ise Ruslar tarafından Türk casusu suçlaması ile tutuklanarak 25 yıl ağır hapis cezası ile Rusya’ya gönderilmişlerdir. Stalinin ölümü ile bu öğretmenler için af çıkarıldığında serbest kalan öğretmenlerden birisi olan Ali Niyazi KANTARELLİ Türkiye’ye değil Gagauz bölgesine dönerek emekli olduğu 1977 yılına kadar öğretmenliğe devam etmiştir. 1980 li yıllarda vefat eden Kantarelli Ukrayna sınırları içinde bir köye defnedilmiştir.

Kaynaklar:

Mehmet Saray: Atatürk ve Türk Dünyası, Ankara ,Türk Tarih Kurumu Yayınları,1995.

Araş. Gör. Dr. Belkıs Ulusoy, 4.Boyut Ekim 2004 Sayı 4 : Necip Hablemitoğlu:

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Dış Türkler Stratejisi

Utkan Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, s.152.

http://www.gagauz.org/gagauz/iliski.htm

Atatürk Döneminde Dis Türklere Yönelik Egitim-Ögretim Faaliyetleri: Gagauz

Türkleri Örnegi” Atatürk 4. Uluslararasi Kongresi (25-29 Ekim 1999 Türkistan-

Kazakistan) Bildiriler, Atatürk Arastirma Merkezi Yayini, Ankara, 2000, s. 1317-1335.


Türkçülük: Osmanlı Devleti'nin son yıllarında ortaya çıkan, Osmanlılık ve İslamcılık akımları karşısında bütün Türklerin tek vatanda ve tek bayrak altında birleştirilmesini amaçlayan akım, Pantürkizm

Kaynak: TDK, http://www.tdk.gov.tr/index.php?option= ... 9.99581287

Alıntı yaptığınız yazının hiçbir yerinde Atatürk'ün, böylelikle Kemalizmin dünyadaki tüm Türklerin tek bir vatanda, tek bir bayrak altında birleştirilmesine yönelik bir ifade veya anlam göremedim. Tam tersine farklı Türk kökenli ulusları kendilerine ait kültürel kimliklerini korumalarını ve bağımsız olmalarını desteklediğini yorumladım. Yanıldığımı düşündüğünüz destek olan alıntı bölümleri ile açıklayabilirsiniz, eğer yanılıyorsam seve seve doğrusunu öğrenmek isterim.


O zaman şöyle söyleyeyim; Atatürk bir Turancı idi. Lakin Enver Paşa gibi hayali bir Turancılık anlayışı yoktu. O tüm Türkleri tek bir devlet çatısı altında birleştirmenin o dönem Sovyetler Birliği varken imkansız olduğunu biliyordu. Bu yüzden kendi döneminde tüm Türkleri tek bir devlet çatısı altında birleştireceğiz gibi bir söz söylememiştir. Ancak Sovyetleri kuşkulandırmadan hem Orta Asya Türkleriyle iyi ilişkiler kurmuş, hem Bolşevik zulmünden kaçan Türkistan Türklerini Türkiye'ye kabul etmiş, hemde Gagavuzya'ya öğretmenler göndermiştir. Türk kökenli ulusların kültürel kimliklerini korumalarını istemesi ve bağımsız olmalarını desteklemesi Atatürk'ün İrredentalist bir politika izlediğini gösterir ve buda Atatürk'ü Turancı yapmaya yeterde artar.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni bir konu gönderCevap gönder 9 sayfadan 1. sayfa   [ 127 ileti ]
Sayfaya git 1, 2, 3, 4, 5 ... 9  Sonraki


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan SiyasiForum.net Siyasi Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. SiyasiForum.Net hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde dönüş yapacaktır. Forumumuz kesinlikle hiçbir şekilde parti, örgüt, kurum, kuruluş ve oluşumu desteklememektedir. Tüm Problemler ve Reklam İçin: İletişim Formu için tıklayınız.