Yazı boyutunu değiştir
Sistem saati: 23 Şub 2018, 07:17


Yeni bir konu gönderCevap gönder 1 sayfadan 1. sayfa   [ 5 ileti ]
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Özgürlükçülüğün ulusla hesaplaşması
İletiTarih: 26 Ağu 2014, 17:25 
Yeni Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26 Ağu 2014, 15:15
İleti: 22

20. yüzyıl adeta ulusların dönemi olmuştur. Değişen ve gelişen teknoloji sayesinde insanlar arasındaki etkileşim artmıştır. Batıda ise özgürlükçü ve bireyci akımlar hızla gelişmektedir. Burada bizim gibi ulus devletleri ilgilendiren birkaç sorun baş göstermiştir. Bunun sebebi de emperyalizmin yeni bir boyut kazanma sürecine girmesidir. Bir ülke, bir ülkeyi nasıl sömürür?(ulus devletler açısından bakarsak):

1-Hiçbir ülke rakip istemez. Bu yüzden diğer ülkeleri kendine bağımlı kılmaya çalışmak zorundadır. Bizim ülkemizde sanayi kurma ve paketleme, ekonomiyse inşaat ve perakende ağırlıklıdır. Üretimimizin gelişmesi istenmemektedir. Devletçi ve toplumsalcı ekonomik tutumlar engellenmeye çalışılmakta, serbest piyasa ekonomisi dayatılmaktadır.80 öncesi dönemde Kontrgerilla'nın karıştırdığı Türkiye'de darbe yapılmış, ve ne hikmetse ülke hem dışa açılmış, hem de gümrük vergileri aşırı derecede azaltılmıştır. "Küreselleşme" bu olsa gerek.
2-Ekonomik önlemlerin yanında insanlar da "Küreselleşen dünya"ya ayak uydurmak zorundadır. Kimlik, büyük bir sorundur. İnsan, doğası gereği hep ait olduğu grupla daha çok sezgideşim(empati) kurar, daha çok birlik olur. Örneğin, bir insan kendisini Türk kimliğinden önce Müslüman kimliği ile tanımlarsa Müslümanlara yapılan bir olayda Türklere yapılandan daha duyarlı olacaktır. Aslında, özgürlükçülük(liberalizm) akımıyla yaratılmak istenen şey, insanların kendini bir alt kimlikle tanımladığı bir dünyadır. Yaralar deşilecek, kışkırtmalar olacaktır ve insanlar artık "Ben Türk ulusundanım" demek yerine kendini daha alt kimliklerle(Türk, Kürt, Alevi) tanımlamaya başlayacaktır. Ulus bilincinin yok edilmek istenmesinin sebebi, "sadece kendini düşünen insan" tipinin yaratılmak istenmesindendir. Halkımızın bağları koptukça, insanlar daha çok bencilleşmektedir. İşte sömürgeciliğin istediği de bu insan tipidir. Çünkü sadece kendini düşünen insan halkını da kardeşini de satar. Artık yaratılmak istenen insan tipi için dürüstlük veya sevgi gibi değerler bir şey ifade etmemektedir! Çünkü yaşadığımız sistemde çocuklarınızı böyle yetiştirmezseniz alt tabakadan olurlar. Diğer yandan, Türkçe de yozlaştırılmaktadır. ODTÜ, Bilkent, Boğaziçi gibi bilim yuvaları(!) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına %100 İngilizce eğitim vermektedir. Mezunlar kavramların Türkçe karşılığını bile bilmemekte, iletişimde bulundukları kişilere de bu yabancı dildeki kavramları aktarmaktadır. Türkçe'den habersiz nesiller yetişmektedir.
3-Eskiden sömürgeciler "gelişmiş" insan yaratmaya çalışırdı. Bunun sebebi de kendi mallarını alabilecek, kendi gibi bir toplum yaratma isteğiydi. Ancak bu gelişmişlik onlara rakip olmaya başlayınca derhal bundan vazgeçtiler. Yerelliği desteklediler ve farklı bir yol izlemeye başladılar
4-Parayla çalışan bir araç olan medyayı sonuna kadar kullandılar.


Türkiye Cumhuriyeti halkını büyük bir tehlike bekliyor. Kapitalizm kollarını açmış bizi beklemekte. Kendini aydın sanan kesim sayesinde ulusalcılık günden güne lanetlenen bir olgu haline dönüştü. Sizler ne düşünüyorsunuz?


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Özgürlükçülüğün ulusla hesaplaşması
İletiTarih: 26 Ağu 2014, 22:10 
Onursal Üye

Kayıt: 02 Kas 2011, 09:48
İleti: 7377
Konum: Kastamonu
Ben ne düşünüyorum? Resmen şaşıyorum.. Bu sayma olayı mesela, Kürt, Laz, Çerkes, Arap, Boşnak, Gürcü vs. bunu böyle sayınca Türk olarak kim kalıyor peki? Yani elbette bir insanın dili yada kökeni bir yere dayanır. Devlet olarak ülke kalırmı? Resmen içini boşaltma eylemi Türkiye Cumhuriyetinin..

_________________
Beni dinle ey oğul,can oğul,Türklüğünü sakın kaybetme.Şunu iyi bil oğul,Han oğul,Hak yoldan başka yere gitme.
Vatan,Millet,Bayrak,Kur'an,Yüreğinde yer bulsun.Hedefin olmalı Turan,Diyesin vatan sağolsun.
Dede Korkut.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Özgürlükçülüğün ulusla hesaplaşması
İletiTarih: 27 Ağu 2014, 01:19 
Yeni Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 26 Ağu 2014, 15:15
İleti: 22
Zaten etnik olarak bu ülkede Türk olan %5 bile yoktur. Anadolu kadar bereketli bir coğrafyaya biz geldik ve halk buharlaştı öyle mi? Kimi kıtlıktan, savaştan bize oldukça bakir bir Anadolu kaldığını savunuyor. Ancak ben tam ters görüşteyim. Mesele ulus olabilmekte. Örneğin Alman halkında Alman bilinci vardı ancak Hitler bilinci bir üst seviyeye taşımak zorundaydı. Birleştirmek zorundaydı. Atatürk de bu yolu seçti. Hata mı yaptı? Tartışılır...
Ancak bu bilincin ne kadar yıpratılmak istendiğini görüyoruz. Ulusalcılığa alerjisi olan kesimler nereye gittiklerinin farkında değil.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Özgürlükçülüğün ulusla hesaplaşması
İletiTarih: 04 Eyl 2015, 02:41 
Katılımcı Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 30 Ağu 2015, 21:13
İleti: 106
Konum: Türkeli
Genç Bakış yazdı:
Zaten etnik olarak bu ülkede Türk olan %5 bile yoktur. Anadolu kadar bereketli bir coğrafyaya biz geldik ve halk buharlaştı öyle mi? Kimi kıtlıktan, savaştan bize oldukça bakir bir Anadolu kaldığını savunuyor. Ancak ben tam ters görüşteyim. Mesele ulus olabilmekte. Örneğin Alman halkında Alman bilinci vardı ancak Hitler bilinci bir üst seviyeye taşımak zorundaydı. Birleştirmek zorundaydı. Atatürk de bu yolu seçti. Hata mı yaptı? Tartışılır...
Ancak bu bilincin ne kadar yıpratılmak istendiğini görüyoruz. Ulusalcılığa alerjisi olan kesimler nereye gittiklerinin farkında değil.


Türkiye'deki nüfusun içindeki etnik Türk oranına nasıl ulaştığını merakla sormak istiyorum müsaadenle. Hangi bilimsel metodu kullanarak bu kanıya vardın ve bu oranı elde ettin? Arkeolojik araştırma yaptın mı? Arşivleri karıştırdın mı? Bizans, Arap ve İran kaynaklarında Türkler hakkında neler yazıldığını okudun mu? Türkler'in tarihine ve yapılanmasına ne kadar hakimsin? Oğuzlar'dan önce buralara gelen Kuman/Kıpçak, Peçenek, Uz, Hun, Tatar gruplarıyla alakalı detaylı literatür taraması yaptın mı? Konuşuyorsunuz da, boş konuşup bol keseden sallıyorsunuz. Neymiş, Türkiye'de etnik Türk oranı %5 bile yokmuş. Öncelikle Türk ne, onun tanımını bir yap. O bile yok. 22 tane mesaj atmışsın, bir daha da girmemişsin foruma, devamlılığın yok, niye gelip niye gittiğin belli değil. Komik komik şeylerden bahsetmek, üstelik bilmeden atıp tutmak moda oldu memlekette. Okulda zorunlu dersim olduğu için Anadolu tarihini okurken Luvi halkının henüz Roma İmparatorluğu döneminde ortadan kalktığını öğrenmiştim, geçen gün sivri zekalının biri kalktı biz Luviler'deniz köyümüzün ismi Luvi kelimesine benziyor dedi. Adam Luviler'in yüzlerce yıl önce diliyle, kültürüyle ve varlığıyla yok olduğundan habersiz, bu döneme kadar Luvi veya benzeri bir isimi köy adı olarak taşıyabilme imkanı olmadığından haberdar bile değil. Bu tarz şeyler Türkiye'de artmaya başladıkça milliyetçiliğin değeri daha da artıyor. Olmamasına rağmen, velev ki var kabul ettik, 10 tane Luvi veya benzeri kelimeler içeren köy var diye binlerce Bayat, Kayı, Tatar, Oğuz, Özbek, Kazak, Salur, Kıpçak, Türkmen, Bayındır, Beğdili, Çepni, vs isimli köyü görmezden gelerek "biz Luviyiz aslında, Türk değiliz" demek neyin kafası çok merak ediyorum.

_________________
Bırak damarından damlasın kalpte atan. Damlaya damlaya Turan olacak vatan!


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Özgürlükçülüğün ulusla hesaplaşması
İletiTarih: 05 Eyl 2015, 07:15 
Onursal Üye

Kayıt: 18 Ekm 2011, 02:02
İleti: 7049
Dünya bugün akademik anlamda bir sorunu tartışıyor,
Sorun etnik kültürel özelliklerin korunması ve bu kültürlerin görünür hale getirilmesi çabasının beklendiği gibi bir kültürel zenginlik yaratıp yaratmadığı ve bu kültürel motiflerin yaşamsal keyfler olarak toplumların yaşam estetiğine beklenen katkıyı sağlayıp sağlamadığı sorunudur.
Şimdi dünyada hakim olan görüş bu farklılıkların belirgin hale getirilmesinin farklılıkları görünür hale getirdiği ancak bu durumun birlikte yaşamayı sanılandan çok daha fazla zorlaştırdığı yönündedir. Ayrıca bu tür kültürleri birbirinden ayıran çizgilerin derinleşmesi eğitim düzeyi düşük toplumlarda riskli bir kavga alanının yaratılmasına da sebep olmaktadır. Etnik aidiyetlerin modernitenin dışında sosyal cemaatler oluşturarak güç birikimine sebep olduğu ve bu gücün denetlenmesinin modern toplum hukukuyla mümkün olmadığı görüşü hakimiyet kazanmaktadır. Eğitim ve sosyal refah düzeyi görece yüksek toplumlarda bu sorun farklı sonuçlar doğurmakta ve risk yaratmamakla birlikte eğitim düzeyi ve sosyal refahı düşük toplumlarda tam tersi sonuçlar doğurabilmektedir. Bu durum kuşkusuz ki kaygı verici bir durumdur. Türkiyede de Kürtlerle başlayan etnik ayırımcılık giderek diğer etnik gruplarıda etkisi altına almaya başlamıştır. Bizim gibi ülkelerde bu halin yaratacağı sonuçlara hazırlıklı olduğumuz söylenemez ve toplumun gerek eğitim alyapısının gereksede insani gelişmişlik kapasitesinin buradan doğacak sorunları tölere edecek düzeyde olduğunu söyleyemeyiz. Kültürel farklılıkların ulus devlet yapısı içerisinde derinleştirilip görünür hale getirilmesi toplumsal sıkıntıların suçlusu olarak hakim etnik grubu suçlayıcı mahiyet kazanmaktadır. Bu hazırlıksız olduğumuz bir çatışma alanıdır.
Dünya akademik anlamda bu sorunun farkına varmış ve eni konu ayrıntılı bir biçimde tartışmaya açılmıştır. Türkiye akademik hayatı bu sorunla henüz ilgilenir gözükmemekte, entellektüel kesim ise hergün değişen gündem nedeniyle güncel sorunlara boğulmuş haldedir. Etnik kültürel kimliklere gösterilen alakayı ve doğurduğu sonuçları analiz edebileceğimiz bir veri tabanının oluştuğu kanaatinde değilim. Şu an herkes ezbere konuşuyor. Ancak Dünyadaki akademik eğilim hiç değilse insani gelişmişlik kapasitesi düşük olan toplumlarda ulus devlet önermesinin bir süre daha yaşaması gereğine işaret ediyor. Şüphesizki bunun bir ideal saptaması olduğunu söyleyemeyiz ancak dünyanın endişesi bu sebeple ortaya çıkacak sorunlara karşı hazırlıksız olmamız ve etnik kültürel farklılıkların belirginleşmesinden beklenen estetik yaşamsal katkının oluşmamış olmasıdır
Bu konuda önemli sayılabilecek bir ağırlık böyle bir katkının zaten oluşması imkanının olmadığı yönündedir. Bu iddia, evrensel formların tüketim alışkanlıkları sayesinde daha kapsayıcı bir hızla yayıldığı ve etnik kültürel formları yuttuğu iddiasıdır. Ozaman toplumların kendi önlerine riskli bir alan açmaları hem gerekçesini hemde anlamını yitirmektedir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni bir konu gönderCevap gönder 1 sayfadan 1. sayfa   [ 5 ileti ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan SiyasiForum.net Siyasi Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. SiyasiForum.Net hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde dönüş yapacaktır. Forumumuz kesinlikle hiçbir şekilde parti, örgüt, kurum, kuruluş ve oluşumu desteklememektedir. Tüm Problemler ve Reklam İçin: İletişim Formu için tıklayınız.