Yazı boyutunu değiştir
Sistem saati: 19 Şub 2018, 04:42


Yeni bir konu gönderCevap gönder 5 sayfadan 2. sayfa   [ 67 ileti ]
Sayfaya git Önceki  1, 2, 3, 4, 5  Sonraki
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Re: Nasıl bir SOL?
İletiTarih: 27 Oca 2015, 09:26 
Katılımcı Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 13 Arl 2014, 19:23
İleti: 232

Örneğin; Gezi'de yer alan Marksistler, TKP'liler, Sosyalistler, Mustafa Kemal'in askerleri, İşçi Partililer sol cenahtan. Taksim Platformu da bu cenahtan. Bu grupların ortak noktaları demokrasiyi reddetmeleri. Kendi siyasi felsefeleri bu doğrultuda. Demokrasiyi Kapitalizmin bir oyunu, Kapitalizm gibi bir şeytan diye niteliyorlar. Faşizm ve Nasyonal Sosyalizm de dahil olmak üzere kurucu rasyonalist felsefelerin tamamı demokrasiyi şeytanlaştırır. İnanmıyorsanız kendilerine sorun.

Bu bir gerçek, bunu gizlemenin bir anlamı yok. Faşistler ve Nasyonal Sosyalistlerin de felsefeleri aynı doğrultuda. Faşistler demokrat olmadıkları için eleştiriliyor da sosyalistler, marksistler demokrat olmadığı için neden eleştirilmesin?

Paranoyaya kapılıp; solu özellikle sosyalistleri eleştirenleri ajan, işbirlikçi ilan edip propaganda yapmakla suçlamanın doğru olmadığı kanaatindeyim. Sadece gözlem ve fikirlerimi aktarıyorum. Katılırsınız, katılmazsınız elbette size kalmış.

_________________
Bütün diğer özgürlüklerin ön koşulu olan ekonomik özgürlük, sosyalistlerin bize söz verdiği ve sadece bireyin değersizleştiği ve seçme gücünü terk ederek elde ettiği ekonomik yardım özgürlüğü olamaz. Ekonomik özgürlük, seçme hakkıyla beraber içinde bu hakkın risk ve sorumluluğunu taşıyan ekonomik faaliyet özgürlüğü olmalıdır. Friedrich Hayek


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Nasıl bir SOL?
İletiTarih: 27 Oca 2015, 14:55 
Katılımcı Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2013, 23:56
İleti: 276
Ortalama Vatandaş yazdı:
Örneğin; Gezi'de yer alan Marksistler, TKP'liler, Sosyalistler, Mustafa Kemal'in askerleri, İşçi Partililer sol cenahtan. Taksim Platformu da bu cenahtan. Bu grupların ortak noktaları demokrasiyi reddetmeleri. Kendi siyasi felsefeleri bu doğrultuda. Demokrasiyi Kapitalizmin bir oyunu, Kapitalizm gibi bir şeytan diye niteliyorlar. Faşizm ve Nasyonal Sosyalizm de dahil olmak üzere kurucu rasyonalist felsefelerin tamamı demokrasiyi şeytanlaştırır. İnanmıyorsanız kendilerine sorun.

Bu bir gerçek, bunu gizlemenin bir anlamı yok. Faşistler ve Nasyonal Sosyalistlerin de felsefeleri aynı doğrultuda. Faşistler demokrat olmadıkları için eleştiriliyor da sosyalistler, marksistler demokrat olmadığı için neden eleştirilmesin?

Paranoyaya kapılıp; solu özellikle sosyalistleri eleştirenleri ajan, işbirlikçi ilan edip propaganda yapmakla suçlamanın doğru olmadığı kanaatindeyim. Sadece gözlem ve fikirlerimi aktarıyorum. Katılırsınız, katılmazsınız elbette size kalmış.


Bu denli bir eleştiri çok genellenmiş değil mi sizce de? Sağın ve milliyetçiliğin-muhafazakarlığın birçok fraksiyonu olduğu gibi sosyalistlerin, Marksistlerin de yok mu? Her sosyalist aynı fraksiyondan mıdır, aynı pencereden bakıp aynı sosyalizmi mi hayal ediyordur? Tamam sağda olduğu gibi solda da ortak noktalar var mesela emperyalizm, kapitalizm, ırkçılık, dincilik karşıtlığı gibi... Ancak bunlar kendi aralarında bir araya gelemediklerinden bölük pörçükler zaten. Şahsen ben kendimi sosyalist biri olarak görüyorum ama klasik Marksizm'in ve Sovyet Sosyalizmi'nin Türkiye'de de uygulanamayacak ütopik ve yanlış bir yol olduğunu düşünüyorum ve sosyalizmin demokrasiyle de gelebileceğini iddaa ediyorum. Benim gibi nice insan vardır ki kendilerini "demokratik sosyalist" olarak adlandırırlar. Her bölgeye, her ülkeye, hatta her şehire farklı bir sosyalizm gerekebilir çünkü üretim ilişkileri, ulusal durumları, kültürel yapıları, dinsel inanışları farklıdır. Örneğin siz Türkiye'de "din toplumların afyonudur" derseniz hiçbir işçiyi arkanıza alamakla beraber hepsini de karşınıza almış olursunuz. Veya siz Türkiye gibi bağımlı bir ülkede kendi sanayiinizi geliştirmeden nasıl bir işçi hareketi örgütleyebilirsiniz? Türkiye'de bu durumda ön plana çıkması gereken anti-emperyalizm midir yoksa patron ve sermaye karşıtlığı mıdır? Elbette ki kapitalizm eleştirisi gereğince ve anti-emperyalizmin bir ayağını teşkil etmesi nedenince yerli işbirlikçi sanayiye ve Türkiye'de aktif olan yabancı sermayeye de karşı çıkacaksınız aman anti-emperyalist bir mücadele ile bağımsızlığınız kazanmadan bırakın sosyalist demokrasiyi klasik bir burjuva demokrasisi dahi yaratamazsınız. Bu yüzden sosyalist ise proleter diktatörlükten yanadır, demokrasiyi kapitalizmin bir oyuncağı olarak görüp reddeder diye her fraksiyonu işin içine katarak bir genelleme yapamazsınız. Evet klasik bir burjuva demokrasisi kapitalizmin göstermelik bir oyunudur ancak sosyalist bir demokrasi de mümkündür. Uğur Mumcu, İlhan Selçuk, Doğan Avcıoğlu, Attila İlhan gibi Türk Solu'nun bayrak isimlerinin arkasından giden bizler de bu sosyalist olan demokrasinin yalnızca Kemalizm ile ve Atatürk'ün fikirleriyle hayat bulabileceğine inanan "Atatürk'ün askerleriyiz". Ve sizin sandığınız gibi demokrasi denen sistemin kendisine de düşman değiliz, burjuvazi tekeline girmiş liberal olanına düşmanız.

_________________
"Dünya'da her millet, icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine ortak sayılır." Mustafa Kemal Atatürk

"Derdin sendendir bilmezsin, çaren de sendedir görmezsin; evrende bir noktayım sanırsın. Tüm alemler, kainat, sende özetlenmiştir de görmezsin." Hz. Ali


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Nasıl bir SOL?
İletiTarih: 27 Oca 2015, 17:50 
Katılımcı Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 13 Arl 2014, 19:23
İleti: 232
Kendi adıma sağ totalitarizme de sol totalitarizme de karşıyım. Bununla birlikte sosyalistlerin anti-demokratlığını eleştirirken, faşistlerin anti-demokratlığını da eleştiririm. Savaş altındayız, işgal ediliyoruz gibi ifadeler anti-demokratlığı meşru kılmaz. George Orwell'ın 1984 kitabında, totaliter sosyalist rejim kendi meşruluğunu ve uyguladığı baskıyı da bu gerekçelere dayandırıyor.

Huntington önemli bir siyaset bilimci. İktidarın iki defa seçimle el değiştirdiği siyasi sistemi demokrasi olarak adlandırıyor. Böylelikle iktidarlar periyodik olarak denetime tabii kalıyor ve totaliter rejimlerin ortaya çıkması engelleniyor. Bu bakımdan, örneğin tek parti diktatörlüğünü demokratik olarak adlandırırsanız size kim inanır?

Sosyal demokratlar ise sosyalizmin gerçek yüzünü gördükleri ve demokrasiye gerçekten inandıkları sürece benden destek alırlar. Gezi parkı olaylarından önce bu konuda çok ümitliydim fakat birçok sosyal demokrat(!) fabrika ayarlarına geri döndü. Sokak şiddetlerini sandığa alternatif olarak gördü. Belki bir gün bizim solcular da gerçekten demokrat olabilir.

( Patron ve sermaye karşıtlığı demişken, Gezi'de İstanbul sermayesi de topyekün anti-demokrat sosyalistlerin yanında yer aldı. Bunu ve sebebine de daha sonra bir parantez açmak isterim. Ayrıca toplumlara özgürlük ve refah getiren piyasa ekonomisini, işgal olarak değerlendirmenin ne kadar yanlış olduğunu, enine boyuna değerlendirmek isterim. )

_________________
Bütün diğer özgürlüklerin ön koşulu olan ekonomik özgürlük, sosyalistlerin bize söz verdiği ve sadece bireyin değersizleştiği ve seçme gücünü terk ederek elde ettiği ekonomik yardım özgürlüğü olamaz. Ekonomik özgürlük, seçme hakkıyla beraber içinde bu hakkın risk ve sorumluluğunu taşıyan ekonomik faaliyet özgürlüğü olmalıdır. Friedrich Hayek


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Nasıl bir SOL?
İletiTarih: 28 Oca 2015, 01:01 
Katılımcı Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2013, 23:56
İleti: 276
Ortalama Vatandaş yazdı:
Kendi adıma sağ totalitarizme de sol totalitarizme de karşıyım. Bununla birlikte sosyalistlerin anti-demokratlığını eleştirirken, faşistlerin anti-demokratlığını da eleştiririm. Savaş altındayız, işgal ediliyoruz gibi ifadeler anti-demokratlığı meşru kılmaz. George Orwell'ın 1984 kitabında, totaliter sosyalist rejim kendi meşruluğunu ve uyguladığı baskıyı da bu gerekçelere dayandırıyor.

Huntington önemli bir siyaset bilimci. İktidarın iki defa seçimle el değiştirdiği siyasi sistemi demokrasi olarak adlandırıyor. Böylelikle iktidarlar periyodik olarak denetime tabii kalıyor ve totaliter rejimlerin ortaya çıkması engelleniyor. Bu bakımdan, örneğin tek parti diktatörlüğünü demokratik olarak adlandırırsanız size kim inanır?

Sosyal demokratlar ise sosyalizmin gerçek yüzünü gördükleri ve demokrasiye gerçekten inandıkları sürece benden destek alırlar. Gezi parkı olaylarından önce bu konuda çok ümitliydim fakat birçok sosyal demokrat(!) fabrika ayarlarına geri döndü. Sokak şiddetlerini sandığa alternatif olarak gördü. Belki bir gün bizim solcular da gerçekten demokrat olabilir.

( Patron ve sermaye karşıtlığı demişken, Gezi'de İstanbul sermayesi de topyekün anti-demokrat sosyalistlerin yanında yer aldı. Bunu ve sebebine de daha sonra bir parantez açmak isterim. Ayrıca toplumlara özgürlük ve refah getiren piyasa ekonomisini, işgal olarak değerlendirmenin ne kadar yanlış olduğunu, enine boyuna değerlendirmek isterim. )


Gezi'yle totalitarizmin veya demokratlığın ne alakası var. Sizin gözünüzde demokrasi nedir tam tanımını yapabilir misiniz? Tabii ki sosyal demokratlar Gezi'de olacaklardı ve polis şiddetine, hükümet baskısına ve diktatörlüğe gereken cevabı vereceklerdi. Siz ne bekliyordunuz, biri çıkıp "ben şu kadar oy aldım istediğimi yaparım" diyecek, onca genç ölecek "polisim destan yazdı" diyecek, bir çocuk ölecek ve annesini miting meydanında yuhalatacak, toplumun her kesiminin dinine mezhebine etnik kimliğine hakaret edecek, ben olacak diyorsam olacak diye inat edecek, yüzbinlerce insan istemiyoruz diyecek ve bu adam halkını dinleme tenezzülünde dahi bulunmayacak, polisine emirler verip göstericilere saldırttıracak sonra sosyal demokratlar gereken karşılığı verdiğinde demokrasi düşmanı olacaklar. Hadi ya? Bırak Allah aşkına derdinin ne olduğu açık seçik ortada, buysa demokrasi tanımın evet biz demokrat değiliz.

_________________
"Dünya'da her millet, icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine ortak sayılır." Mustafa Kemal Atatürk

"Derdin sendendir bilmezsin, çaren de sendedir görmezsin; evrende bir noktayım sanırsın. Tüm alemler, kainat, sende özetlenmiştir de görmezsin." Hz. Ali


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Nasıl bir SOL?
İletiTarih: 28 Oca 2015, 02:14 
Katılımcı Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 13 Arl 2014, 19:23
İleti: 232
Tekrarlamakta fayda var. Gezi'nin siyasi felsefesi totalitarizmdir. Sosyalizm, Nasyonal Sosyalizm, Faşizm, Ulusalcılık gibi kurucu rasyonalist felsefeler şiddeti seven; toplum mühendisliğine soyunan ve demokrasiye karşı çıkan felsefelerdir. Bu bir gerçek. Bunu gizlemenin veya tek parti diktatörlüğü gibi dönemleri demokrasi diye lanse etmenin bir anlamı yok.

Ayrıca benim düşündüğünüz gibi bir derdim yok, paranoyaya kapılmayınız. Polis şiddetini ben de kınıyorum ama sivil şiddeti de kınıyorum. Şiddetler arasında çifte standart uygulamıyorum. Peki siz sivil şiddeti kınıyor musunuz? Sokak şiddetleri gerekçe ne olursa olsun, demokrasinin yerini alamaz. Sokak şiddetleri manevi, maddi kayıplara ve ölümlere sebebiyet verir. Ölümler üzücüdür, kimse ölümlerin yaşanmasını istemez. Bununla birlikte ölümler demokrasinin ortadan kaldırılması için bir araç olarak da kullanılamaz.

_________________
Bütün diğer özgürlüklerin ön koşulu olan ekonomik özgürlük, sosyalistlerin bize söz verdiği ve sadece bireyin değersizleştiği ve seçme gücünü terk ederek elde ettiği ekonomik yardım özgürlüğü olamaz. Ekonomik özgürlük, seçme hakkıyla beraber içinde bu hakkın risk ve sorumluluğunu taşıyan ekonomik faaliyet özgürlüğü olmalıdır. Friedrich Hayek


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Nasıl bir SOL?
İletiTarih: 30 Oca 2015, 16:35 
Onursal Üye

Kayıt: 18 Ekm 2011, 02:02
İleti: 7049
Yanlış bir tespitle yola çıkarsanız ondan sonraki bütün saptamalarınız bu yanlışın tesirinde yanlış olur. GÖMLEĞİNİZİN BİR DÜĞMESİNİ YANLIŞ İLİĞE GEÇİRİRSENİZ ONDAN SONRAKİLERDE YANLIŞ OLACAKTIR.
Birinci yanlış gezi eyleminin şiddet içerdiği iddiasıdır. Bütün Dünya Gezi eyleminin barışçı bir eylem olduğunu teslim etmiştir. Tayyip ve yandaşlarının dışında bu eyleme şiddet yükleyen kimse yok. Bu nedenlede Tayyip geziyi olduğundan vandal göstermek için bir sürü yalan söylemek zorunda kalmış ama ne yazık ki yalanları kısa zamanda açığa çıkmıştır.
Gezide resmi açıklamalara göre İstanbulda 3,5 milyon kişi, Tüm Türkiyede ise 17,5 milyon kişi sokağa çıkmıştır. 17,5 MİLYON KİŞİYİ PİKNİĞE GÖTÜRSENİZ BEŞ KATI HASAR OLUŞUR. Bu nedenle burada bu saçma iddia üzerinde durmaya gerek yok, zaten defalarca anlatıldı.
İkinci yanlış geziye katılanların Talepleri, Gezinin hiç bir talebi antidemokratik olarak nitelenemez. Ne dedi insanlar hayatıma dokunma, özgürlük, hükümet istifa bunların hangisi antidemokratiktir. Eylemin büyüklüğü onu antidemokratik yapmaz.
Kimsenin tek parti dönemini demokratik olarak nitelediği yok lakin çok partili hayata geçme kararınıda o tek parti aldı.
17,5 Milyon insan sokağa çıktı ve kendilerine günlerce zulmeden polislerden hiç birinin hayatına da vucut bütünlüğüne de kastetmedi. Peki polis ne yaptı 8 ölü, 11 göz köretme yaklaşık 10.000 yaralı. Komiklik yapmak istiyorsanız devam edin ama böyle bir mukayese yapılamaz. Polis şiddeti sivil şiddeti diye bir şey yok açıkça polis şiddeti var. İktidar ölümleri üzücü bulduğuna dair hiç bir söz etmediği gibi öldürdükleri bir çocuğun annesini meydanlarda g.t kıllarına yuhlatarak tiyniyetinide göstermiştir.
Gezi için Dünyanın hiç bir demokratik ülkesi gezi şiddettir ve darbe maksatlıdır gibi bir değerlendirme yapmadı yapamazda çünkü bu iddia Tayyip'in g.t kıllarını konsolide etme çabasından başka hiç bir şey değil. Şüphesizki g.t kılları bu iddiayı daha uzun süre devam ettirecekler taki kendilerini gerçekten insan hissedene kadar.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Nasıl bir SOL?
İletiTarih: 30 Oca 2015, 17:00 
Katılımcı Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 13 Arl 2014, 19:23
İleti: 232
Gezi eylemleri sırasında 17 adet AKP binası ateşe verildi. Eş zamanlı olarak Başbakanlık ve Dolmabahçe'ye baskınlar düzenlendi. Yüzlerce kamu malı yakıldı, kamuya ait otobüsler parçalandı. Daha sayamadığım nice şiddet olayı yaşandı. Bunları görmezden gelmenin bir anlamı var mı? Bunları görmezden gelerek sadece kendini kandırırsın.

Öncelikle bir Marksist olarak zaten kendin demokrasiyi şeytan görüyorsun. Gezi'de yer alan diğer sol oluşumlardan örneğin Sosyalistler, Faşistler, Ulusalcı Sosyalistler asla demokratik olamazlar. Kuzey Kore hariç, dünyanın hiçbir yerinde Sosyalistler, Nasyonal Sosyalistler, Faşistler demokrat olarak nitelendirilmez.

Ayrıca daha önce yazdığım mesajda solcular ve nefreti ilişkilendirmiştim. Yazdığın nefret içerikli mesajla tespitimi bir daha doğrulamış oldun.

_________________
Bütün diğer özgürlüklerin ön koşulu olan ekonomik özgürlük, sosyalistlerin bize söz verdiği ve sadece bireyin değersizleştiği ve seçme gücünü terk ederek elde ettiği ekonomik yardım özgürlüğü olamaz. Ekonomik özgürlük, seçme hakkıyla beraber içinde bu hakkın risk ve sorumluluğunu taşıyan ekonomik faaliyet özgürlüğü olmalıdır. Friedrich Hayek


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Nasıl bir SOL?
İletiTarih: 30 Oca 2015, 18:00 
Onursal Üye

Kayıt: 24 Oca 2014, 10:22
İleti: 2802
Siyasi Terk ilk yorumunuza itafen bence Sol devletçidir.

Ben kendimi Solcu ve/veya Sosyal Demokrat olarak görürüm. İnandığım ve savunduğum politikalar bana bu tanımlara uygun gibi geliyor. Yanılıyor olabilirim.

Buna göre Devletin görevinin, vatandaşlarına temel ihtiyaçlar, faydalar sağlamaktır diye düşünüyorum. "Devlet gerekli midir" diye bir konumuz var zannedersem orada da buna benzer yorumlarda bulunmuş olmam gerekir.

Bir alttaki cümlemi yarıda bıraktım ve şunu buraya belirtmek istedim: bundan sonra yazacağım her "Sol" hakkındaki "mutlak" yorumlarım, benim görüşümden ibarettir. Eğer yanlışım varsa kaynak göstererek düzeltmenizi rica ederim, ben de öğrenmiş olurum.

Burada bir ifadeniz dikkatimi çekti: Sol Devleti halkı yönetecek unsur olarak görmez, halka hizmet edecek unsur olarak görür. Yani temel ihtiyaçlarımız olan su, yemek, barınma, güvenlik, eğitim, sağlık, enerji vb. hizmetleri Devletin bizlere sunması, görevidir, biz halka yaptığı bir "kıyak" değildir.

Buna göre her zaman da herhangi bir Devlet görevlisinin, bürokrat olsun, Vekil olsun, Bakan olsun, halktan üstün tutumlarından çok rahatsız olurum. Benim oyumla, benim reyimle, bir görevi yerine getirmesi için görevlendirilen şahıstır. Benim kendisine biat etmem için, ona hizmet etmem için görevlendirilmiş birisi değildir.

Bu fikir, gördüğüm kadarıyla maalesef Türkiye halkının aklına doğru düzgün nüfuz etmemiş. Power Distance denir buna.

Şimdi Türkiye'deki Sol bunları güzel ifade edebiliyor mu? Önceki yorumların hemen hemen hepsine katılıyorum, edemiyor. CHP'nin en çok oy aldığı yerler İstanbul'da Şişli, Beşiktaş, Levent, Kadıköy falan oluyorsa, sanayi bölgelerinde, işçi sınıfında oy alamıyorsa, buna Sol demeye bin şahit gerekir. Ha belki politikaları Sol ama seçmen ters anlıyor dersiniz, o zaman Vekillerin maaşlarının artırılması tasarısının da Meclis'te oybirliği ile kabul edilmemesi gerekir. Balkan1908 sanırım bir örnek vermişti, sanayicilerin vergisini indirmek ilk icraat. "Bi dakka..." demek gerekir.

Neticede bu politikaları ifade eden, projeleriyle destekleyen, hazırlıklı sunum yapan bir parti yok ülkede, ben de öyle düşünüyorum, zira yakın zamandaki "boş oy atıcam" serzenişlerim belki bundan geliyordur.

- Temel gıda ürünlerindeki vergilerin %8 belki daha aşağıya çekilip, elmas gibi ürünlerin vergilerinin %1'den artırılması
- Pilot köyler seçilerek bedava elektrik imkanının test edilerek ileride ülkede devreye sokulması projeleri
- SGK'nın Pazar ve tatil günlerinde de geçerli olması hastanelerde
- Kıdem tazminatının bir fon ödetilerek garanti altına alınması ancak hepsinin işçinin işten çıkması üzerine ödenmesi, sadece ölüm/emeklilikte değil, ve gayrimenkul alma koşulu olmadan.
- Herkese eğitim imkanının Anayasada da yazdığı gibi fark gözetilmeksızın verilmesi: Zorunlu Din dersinin seçmeli yapılması, Din konusunun TEOG'dan çıkarılması
- Soy fişlemesi olmadan isteyenin istediği okula gidebilme imkanının olması
- Kamu binalarına zorunlu engelli erişiminin sağlanacak şekilde düzenleme getirilmesi (tekerlikli sandalye, görme engelli, işitme engelliye uygun)
- Yatırım projelerinin ekonomisi kötüye giden illere kaydırılması (örnek Adana'da sanayi bitti diye bir haber paylaşmıştım zamanında), teşvik ile başka illere kurulacak bazı şirket merkezleri için destek
- Toplu taşımaya destek teşvikleri (şirketlere çalışanların ortak kullandıkları araç bilgileri doğrultusunda vergi indirimi)
- Brüt geliri 100.000 ₺ üzerinde olan herkese aynı vergi oranı %35 değil, artan zenginlik seviyeleri için belki yeni %45 ve %60 oranında vergiler
- Asgari ücretin artırılması
- Stratejik alanlara ait şirketlerde en az 1 veya sadece tekel devlet operasyonunun olması - yani en az 1 telekomünikasyon, ulaşım, enerji firması (ekonomik olarak bunu böyle söylemek çok kolay biliyorum, ben böyle arzu ederim diye yazıyorum ekonomik olarak ne kadar mümkün olur bunu değerlendirmeden yazdığımın farkındayım, hemen birileri sazanlamasın)
- Uzun vadede kaynak ekonomisine dönüşüm (içimdeki Zeitgeist ortaya çıkıyor)

Bunun gibi şeyler Sol'un önceliği bence olmalıdır. Bunları Devlet bizi idare etmek, yönetmek adına değil, bize sunacağı hizmet olarak yerine getirmelidir. Çünkü aksi takdirde benim bunları alabilmek veya garantilemek için Devlete verdiğim imtiyazlar hakedilir mi (bunlar Leviathan çalışmasında da irdelenen bazı özgürlüklerin feragatıdır - öldürme özgürlüğü, kaynak alma özgürlüğü, dövme özgürlüğü, susturma özgürlüğü; yani "Doğal Kaos Dünyası" özgürlükleri).

_________________
Hata yapmayan yoktur. Karşına çıkanın her zaman hata yapabileceğini unutmadan davranmalısın.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Nasıl bir SOL?
İletiTarih: 30 Oca 2015, 18:19 
Katılımcı Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 13 Arl 2014, 19:23
İleti: 232
Sosyal demokratlar, demokrat oldukları sürece benden destek görürler. Daha önce de belirtmiştim. Örneğin Yunanistan'da bir sol parti, kimseyi zorla iktidardan indirmeden demokratik yollarla iktidar oldu. Keşke bizim solcular da benzer şekilde demokrat olabilseler. Bununla birlikte sosyal demokratların özellikle, devlete gerektiğinden fazla görev yüklemeleri eleştirdiğim bir nokta.

Cemcev, birinin evine girip bilgisayarını çaldığını düşün. Üstelik bilgisayarı başka biri için çalıyor. Ne yaparsın? Muhtemelen şanslıysan polisi arar, suçluyu tutuklatır ve bilgisayarı geri alırsın. Hırsızın yaptığı illegal bir eylem, sanıyorum kimse tarafından kabul görmez.

Oysa bu eylemi devletin yapabileceğini söylüyorsun. Devlete insanların mülkiyetine, müsadere veya vergilerle el koyma yetkisi tanıyorsun. Böylece illegal eylem legal bir hal alıyor. 19. yüzyılda yaşamış Frederic Bastiat, bunu yasal yağmacılık olarak adlandırıyor.

Devlet sana yardımda bulunduğu zaman kendine şunu sorman gerekmez mi, acaba bu parayı kimden yağmaladı? Ayrıca bu yağma sadece mülkiyet üzerinde değil, özgürlük içinde geçerlidir. Otoriteyi arttıran devlet, ilerleyen aşamalarda senin adına kararlar alır, hangi şekilde davranacağına karar verir. Üstelik bu tutum üretimi negatif yönde etkileyerek, insanların çok kötü şartlar altında yaşamasına sebep olacak.

_________________
Bütün diğer özgürlüklerin ön koşulu olan ekonomik özgürlük, sosyalistlerin bize söz verdiği ve sadece bireyin değersizleştiği ve seçme gücünü terk ederek elde ettiği ekonomik yardım özgürlüğü olamaz. Ekonomik özgürlük, seçme hakkıyla beraber içinde bu hakkın risk ve sorumluluğunu taşıyan ekonomik faaliyet özgürlüğü olmalıdır. Friedrich Hayek


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Nasıl bir SOL?
İletiTarih: 30 Oca 2015, 19:24 
Onursal Üye

Kayıt: 24 Oca 2014, 10:22
İleti: 2802
Kapitalist olan sizsiniz, ben değil. Adam Smithçi, Görünmez Elci, Piyasa Ekonomisici olan sizsiniz.

Serbest piyasa düzeninde, Devletin sağladığı hizmetler yanı sıra inanılmaz büyük bir işgücü maliyet oluşturmakta. Bütün memurların maaşını nasıl verilecek? Devlet bir hizmet sunuyor, ülke yönetimi hizmeti, maliyet olarak da en başta çalıştırdığı iş gücünün maaşlarını harcıyor. Bu para havadan gelmiyor, siz de farkındasınız. Bu durumda vergi Piyasa ekonomisinde kaçınılmazdır.

Sol bir yaklaşım olarak, piyasada işlem gören ürünlerden alınan vergi oranının, lüks tüketim ürünlerinde daha yüksek olması çok doğal. Buna göre, ülkemizde elmastan %1 oranında vergi alınması kadar büyük bir saçmalık göremiyorum. Her halükarda, farklı ürünlerin temel ihtiyaç olmasına göre vergi oranları gözden geçirilebilir. Vergisiz bir Kapitalist sistem mümkün değildir.

Ha benim hedefim uzun vadede Kaynak ekonomisidir. Vergiden arınma, faizden arınma, paradan arınmadır. Kaynak ekonomisinde devletin ihtiyaçları da karşılanır, vatandaşların da. Vergi olmaz.

Derseniz ki ben bahsettiğiniz millileştirilecek şirketlerden bahsediyorum, onu da tartışalım derim. Örnek görülmüştür, Devlet tarafından işletilen şirketler verimli değildir, hantaldır, kalite hizmet sunamamaktadır. Bunlar yaşanmıştır. Buna karşılık özelleştirildikten sonra daha Piyasa ekonomisine uygun, vatandaşa hesaplı ürün/hizmet sunabilecek, verimli kuruluşlar haline gelirler. Bunları dediniz mi çok haklısınız derim.

Şimdi bu düzende de böyle bir şirketin mali sağlığının tehlikeye girdiğini düşünelim. Örnek olarak bir elektrik dağıtım şirketini ele alalım. Doğuda bugünlerde tahsilatlarını yapamadığı için Belediyenin elektriğini kesen bir dağıtım şirketi var, haberlerde görmüşsünüzdür. Tahsilatını yapamamaya devam ettiğinde bu şirket kepenkleri kapatıyorum diyip bölgeden ayrılabilir. Buna engel yoktur, hatta Piyasa ekonomisi koşulları bunu gerektiri. Kar yoksa, yatırım olmaz iş yapılmaz. Temel ihtiyaç olan, su ısıtmak için, yemek pişirmek için, kışın ısınmak için, elektronik cihazları çalıştırmak için kullanılan enerji ihtiyacını karşılayamayan vatandaşlara bu hizmetin sunulmaması durumunda ne gibi bir yorumunuz olur? Ben bir haktır, elektrik kesilemez uygulamasına katılıyorum. Gel gelelim, bu koşullarda şirket de faaliyetlerini sürdüremeyecek hale gelebilir. ABD'de bankalar için olduğu gibi, böyle bir durumda Devlet nakit akışı yaparak şirketi kurtarmalı mıdır? Başka yatırım yapılacak, fonlanacak sağlık, eğitim, güvenlik gibi başka bölgelerdeki ihtiyaçlardan neden vatandaşlar feragat etmek zorunda kalsın? Neden aldıkları hizmet için vergisini ödeyen vatandaş cezalandırılsın?

Millileştirme ilk aşamadır. Kaynak ekonomisinde bu sıkıntı yaşanmayacak şekilde planlama ile ilerlenir.

_________________
Hata yapmayan yoktur. Karşına çıkanın her zaman hata yapabileceğini unutmadan davranmalısın.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Nasıl bir SOL?
İletiTarih: 30 Oca 2015, 19:37 
Katılımcı Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 13 Arl 2014, 19:23
İleti: 232
Burada yanlış bir algı var. Liberal Kapitalizm devleti yüceltmez, devleti kısıtlar. Devleti yüceltip, devlete geniş hak tanıyanlar anti-liberal görüşte olanlardır. Liberal Kapitalizm, devletin minimal olması taraftarıdır. Devletin görevini vatandaşları birbirine karşı korumak ve dış tehditlere karşı korumakla sınırlar. Bunun dışında, Adam Smith'in de belirttiği gibi örneğin "yol yapmak" gibi bazı görevleri üstlenebilir. Sizin istediğiniz gibi; sivil topluma müdahale edip, örneğin insanların mülkiyetini gasp etmek gibi bir girişimde bulunamaz. Bu gayri ahlaki bir tutum olur, evinize girip bilgisayarınızı çalan hırsızı haklı kılar ki siz bunu yapabileceğini söylüyorsunuz.

( Özelleştirme konusuna ayrıca parantez açmak lazım. Çok mühim bir konu, ayrı bir başlıkta genişçe tartışmak isterim. )

_________________
Bütün diğer özgürlüklerin ön koşulu olan ekonomik özgürlük, sosyalistlerin bize söz verdiği ve sadece bireyin değersizleştiği ve seçme gücünü terk ederek elde ettiği ekonomik yardım özgürlüğü olamaz. Ekonomik özgürlük, seçme hakkıyla beraber içinde bu hakkın risk ve sorumluluğunu taşıyan ekonomik faaliyet özgürlüğü olmalıdır. Friedrich Hayek


En son Ortalama Vatandaş tarafından, 30 Oca 2015, 19:38 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 değişiklik yapıldı.

Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Nasıl bir SOL?
İletiTarih: 30 Oca 2015, 19:37 
Onursal Üye

Kayıt: 18 Ekm 2011, 02:02
İleti: 7049
Nefret söylemini bizde değil öldürdüğü çocuğun annesini yuhlatanlarda aramalısın, tabi yuhlayanlarda da. Biz sadece olanı anlatıyoruz eğer kastın ''g.t kılı'' ise bu ismi onlara ben koymadım onlar televizyondan kendilerine bu ismi koyduklarını gurur duyarak söylediler.
Bir kaç kamu malının zarar görmesi bu büyüklükte eylem için lafı edilmez hükmündedir. Sen 3,5 milyon insanın üzerine yüzlerce tomadan durmadan su sıkacaksın, nişan alarak 400 000 gaz kapsülü atacaksın iki tane otobüsün lafını edeceksin. Bu akılla bir şey konuşmak mümkün değildir. Kaldıki polis müdahale etmediğinde hiç bir olay olmadığını Taksimde olan herkes gördü. Yani boş konuşuyorsunuz.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Nasıl bir SOL?
İletiTarih: 30 Oca 2015, 19:43 
Katılımcı Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 13 Arl 2014, 19:23
İleti: 232
Polis şiddeti de var sivil şiddette. Ben; en başından beri her iki şiddeti de kınadım, sen sivil şiddeti kelimeler ardına gizliyorsun sabit, ve kınayamıyorsun. Çünkü samimi değilsin, Marx amcanın proletarya diktatörlüğünün hayalini kuruyorsun hepsi bu. İsimdeki çelişkiye bak, diktatörlüğü meşru kılan bir isim komedi gibi.

_________________
Bütün diğer özgürlüklerin ön koşulu olan ekonomik özgürlük, sosyalistlerin bize söz verdiği ve sadece bireyin değersizleştiği ve seçme gücünü terk ederek elde ettiği ekonomik yardım özgürlüğü olamaz. Ekonomik özgürlük, seçme hakkıyla beraber içinde bu hakkın risk ve sorumluluğunu taşıyan ekonomik faaliyet özgürlüğü olmalıdır. Friedrich Hayek


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Nasıl bir SOL?
İletiTarih: 30 Oca 2015, 19:43 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Şub 2013, 12:23
İleti: 8106
Sergilediğin davranış Josef Göbbelsin metodlarına benziyor.
Beş bin kez aynı yalanı yazıp duruyorsun.

Hatta sana bir soru sormak istiyorum!
Sen ne kadar utanmaz bir adamsın yahu?

_________________
Küçük bir hatayı büyük bir hataya çevirmek istiyorsanız, o küçük hatayı savunun. Vladimir İlyiç Lenin


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Nasıl bir SOL?
İletiTarih: 30 Oca 2015, 19:50 
Katılımcı Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 13 Arl 2014, 19:23
İleti: 232
Benim yazdığım yalanlardan birini bana bildir de özür dileyeyim. Terbiyesizlik yapmanın lüzumu yok, bu kadar aciz olmamalısın.

_________________
Bütün diğer özgürlüklerin ön koşulu olan ekonomik özgürlük, sosyalistlerin bize söz verdiği ve sadece bireyin değersizleştiği ve seçme gücünü terk ederek elde ettiği ekonomik yardım özgürlüğü olamaz. Ekonomik özgürlük, seçme hakkıyla beraber içinde bu hakkın risk ve sorumluluğunu taşıyan ekonomik faaliyet özgürlüğü olmalıdır. Friedrich Hayek


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni bir konu gönderCevap gönder 5 sayfadan 2. sayfa   [ 67 ileti ]
Sayfaya git Önceki  1, 2, 3, 4, 5  Sonraki


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan SiyasiForum.net Siyasi Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. SiyasiForum.Net hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde dönüş yapacaktır. Forumumuz kesinlikle hiçbir şekilde parti, örgüt, kurum, kuruluş ve oluşumu desteklememektedir. Tüm Problemler ve Reklam İçin: İletişim Formu için tıklayınız.