Yazı boyutunu değiştir
Sistem saati: 23 Şub 2018, 07:23


Yeni bir konu gönderCevap gönder 15 sayfadan 15. sayfa   [ 215 ileti ]
Sayfaya git Önceki  1 ... 11, 12, 13, 14, 15
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Re: Dinsiz milliyetçi olur mu?
İletiTarih: 04 Eyl 2015, 18:25 
Onursal Üye

Kayıt: 18 Ekm 2011, 02:02
İleti: 7049

İdeolojik sapmaları, ''milletin durumuna göre'' gibi anlamlı görünen ama anlamsız nitelemelerle izah olnağı yoktur. Milliyetçilik ideolojisi bu sapmalarla özünden kopartılıp emeperyal yapıların kullanabileceği normlara taşınmıştır. Örneğin Türkiyede 6. filoyu protesto edenlere saldırıp 6. filoya taraf olmak Milliyetçi bir davranış gibi algılatılabilmiştir. Halbuki 6. filo çağın emperyalist simgelerinden biri ve en önemlisidir.
Burada tabiki ideolojinin taraftarlarının bir ideolojinin siyasi muhtevasını kavrayamayacak halde bulunmalarının ideolojik sapmaları işlevsel hale getirmek isteyenlerin işini kolaylaştırdığını söyleyebiliriz. Bu gün yüz tane ortalama MHP liye ''Milliyetçilik nedir?'' diye sorsanız alacağınız cevap ''şehitler ölmez vatan bölünmez'' gibi slogan türü cevaplardır. Ben kendi hayatımda bunu gözlemlemek imkanına sahibim.
Şüphesizki temel eserlere dayalı kuvvetli muhtevanın anlaşılması işi biraz seçkinlerin (entellektüel anlamda) kültürüyle sınırlıdır. Yani ideolojik yetkinlik ideolojinin etki alanında bulunan ve kendi siyasal kimliğini o ideoloji üzerinden tarif eden herkesin marifeti olamaz. Ancak bu durum MHP lilerde istatiksel verileri darmadağın edecek kadar geri durumdadır. Bırakın milliyetçiliği ideolojik olarak kavramayı, MHP nin kahir çoğunluğunun kendileri için el kitabı sayılacak dokuz ışık doktrininden(!) dahi haberi yoktur.
Şüphesizki ''dokuz ışığın'' doktriner yapısı ve milliyetçilik ideolojisi ile irtibatı Akademik manada tartışma kaldırır haldedir. Bana göre ''doktrinin'' kavramsal yapısı siyaset biliminin kavramsal karşılıkları ile uyuşmamakta ve kullandığı metodoloji adlandırılamamaktadır. Dokuz prensibin birbiriyle olan çelişkileri bu nedenle izahtan varestedir çünkü kavramlar kendi anlamsal karşılıklarının yerine kullanılmadığı gibi bir anlam bütünlüğü teşkil edecek şekildede irtibatlandırılmamıştır. Bu nedenlede akademik dünya tarafından iltifat görmeyen ve çok irdelenmeyen bir niyet olarak rafa kaldırılmıştır.
Konumuz şüphesizki dokuz ışığın bir doktrin olarak isimlendirilip isimlendirilemeyeceği değil. Benim altını kalınca çizmek istediğim MHP lilerin ideolojik muhteva ile pek bir alakalarının olmadığıdır.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Dinsiz milliyetçi olur mu?
İletiTarih: 04 Eyl 2015, 20:23 
Katılımcı Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 30 Ağu 2015, 21:13
İleti: 106
Konum: Türkeli
sabit yazdı:
İdeolojik sapmaları, ''milletin durumuna göre'' gibi anlamlı görünen ama anlamsız nitelemelerle izah olnağı yoktur. Milliyetçilik ideolojisi bu sapmalarla özünden kopartılıp emeperyal yapıların kullanabileceği normlara taşınmıştır. Örneğin Türkiyede 6. filoyu protesto edenlere saldırıp 6. filoya taraf olmak Milliyetçi bir davranış gibi algılatılabilmiştir. Halbuki 6. filo çağın emperyalist simgelerinden biri ve en önemlisidir.
Burada tabiki ideolojinin taraftarlarının bir ideolojinin siyasi muhtevasını kavrayamayacak halde bulunmalarının ideolojik sapmaları işlevsel hale getirmek isteyenlerin işini kolaylaştırdığını söyleyebiliriz. Bu gün yüz tane ortalama MHP liye ''Milliyetçilik nedir?'' diye sorsanız alacağınız cevap ''şehitler ölmez vatan bölünmez'' gibi slogan türü cevaplardır. Ben kendi hayatımda bunu gözlemlemek imkanına sahibim.
Şüphesizki temel eserlere dayalı kuvvetli muhtevanın anlaşılması işi biraz seçkinlerin (entellektüel anlamda) kültürüyle sınırlıdır. Yani ideolojik yetkinlik ideolojinin etki alanında bulunan ve kendi siyasal kimliğini o ideoloji üzerinden tarif eden herkesin marifeti olamaz. Ancak bu durum MHP lilerde istatiksel verileri darmadağın edecek kadar geri durumdadır. Bırakın milliyetçiliği ideolojik olarak kavramayı, MHP nin kahir çoğunluğunun kendileri için el kitabı sayılacak dokuz ışık doktrininden(!) dahi haberi yoktur.
Şüphesizki ''dokuz ışığın'' doktriner yapısı ve milliyetçilik ideolojisi ile irtibatı Akademik manada tartışma kaldırır haldedir. Bana göre ''doktrinin'' kavramsal yapısı siyaset biliminin kavramsal karşılıkları ile uyuşmamakta ve kullandığı metodoloji adlandırılamamaktadır. Dokuz prensibin birbiriyle olan çelişkileri bu nedenle izahtan varestedir çünkü kavramlar kendi anlamsal karşılıklarının yerine kullanılmadığı gibi bir anlam bütünlüğü teşkil edecek şekildede irtibatlandırılmamıştır. Bu nedenlede akademik dünya tarafından iltifat görmeyen ve çok irdelenmeyen bir niyet olarak rafa kaldırılmıştır.
Konumuz şüphesizki dokuz ışığın bir doktrin olarak isimlendirilip isimlendirilemeyeceği değil. Benim altını kalınca çizmek istediğim MHP lilerin ideolojik muhteva ile pek bir alakalarının olmadığıdır.


Türkiye'de milliyetçiliğe dinciliği sıkıştırmak doğru bir hareket olmadığı için ideolojik sapma olarak nitelendirilebilir ancak bu gerçek, bu durumun milletten millete değişeceği gerçeğini değiştirmez çünkü milliyetçilik evrensel değil bölgesel bir ideolojidir. Sosyalizm, liberalizm gibi evrensel ideolojilerde bile bölgesel farklılıklar olabiliyorsa eğer milliyetçilik gibi belirli bir topluma ve kültüre dayalı ideolojinin ne kadar değişebileceğini varın siz düşünün.

MHP teşkilatlarındaki ve Ülkü Ocakları'ndaki ideolojik yetersizlik ve kavram kargaşası konusunda yazdıklarınıza katılıyorum. Bu durumdan rahatsız olanların başında gelenlerden biri olabileceğimi düşünüyorum. Gittiğim her ilde Ülkü Ocağı'nı ziyaret edip bu uyarıyı yapmama rağmen ocakların çoğunun başındaki adam bile gerekli ideolojik birikime sahip olmadığı için tabi ki söylediklerim bir kulaktan girip diğer kulaktan çıkıyor. Milliyetçi camianın büyük bir kongreye ve bu kongrede ortaya konan ideolojik tesbitler doğrultusunda teşkilatlardaki her bireyi teker teker yetiştirmeye ihtiyacı var. Ocaklarda daha geniş kütüphaneler oluşturup daha geniş kültürel aktiviteler yapılmalı. Her şeyden önce milliyetçi gençler Türk tarihini a'dan z'ye takır takır bilmeli. Kimin düşman kimin dost olduğunu, ideolojinin hangi temellere oturduğunu ve gelişim sürecinin nasıl gerçekleştirdiğini, ideologların kimler olduğunu ve aralarında ne gibi farklar olduğunu, misyonun ve vizyonun ne olması gerektiğini bilmeyen; Atsız, Gökalp, Akçura ve Gaspıralı külliyatlarını tamamiyle okuyup hatmetmiş hiçbir milliyetçi olmamalı. Milletleri yaşatan ülküler, ülküleri yaşatan ise ülkücülerdir. Türk ülküsünün ne olduğunu çok iyi bilmeyen birey iyi bir ülkücü olamayacağı için ülkü zayıflayacak ve milli şuur gevşeyecektir. Bu yolun sonu ise milletin ortadan kalkmasıdır. Bunun sıradan bir dava olmadığını her milliyetçi kafasına ve kalbine kazırsa eğer, bir zorlamaya ve teşvike gerek bile kalmadan her şeyi kendisi toparlayacaktır kafasında.

_________________
Bırak damarından damlasın kalpte atan. Damlaya damlaya Turan olacak vatan!


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Dinsiz milliyetçi olur mu?
İletiTarih: 08 Eyl 2015, 09:01 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Haz 2011, 12:32
İleti: 3044
Konum: Salpazari Cepni
Milliyetcilik Yahudilik diniyle ortaya cikmis bir akimdir kökü Israilogullarina dayanir, bu bakimdan icinde din girdimi daha bir etkili oluyor. Avrupayi olusturan bir suru devlet ve millet biz Avrupa derken kastettikleri Hiristiyan dunyasi yoksa ayni dili konustuklarindan öyle demiyorlar. Bizdeki Milliyetcilik bir baska genelde toplumda Islam dini kabul gördügü ve Islamin Milliyetcilige iyi bir bakis acisi olmadigi icin biz Milliyetciligi farkli okumus bir millet olarak ortaya cikiyoruz. Bizdeki Milliyetcilikte genel anlamda Atatürk Milliyetciligi kabul görüyor yani kendini Türk kabul eden herkes Türktür diyoruz. Ziya Gökalpin Kürt asilli olupta Türk Milliyetciligine yön verenlerden biri olmasida bunun ispatidir. Özet olarak bizdeki anlayistaki bir Milliyetcilikte dinsiz Milliyetcilik olur ancak Avrupadaki anlayista olan bir Milliyetcilikte dinsiz Milliyetcilik olmaz.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Dinsiz milliyetçi olur mu?
İletiTarih: 08 Eyl 2015, 13:58 
Katılımcı Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 30 Ağu 2015, 21:13
İleti: 106
Konum: Türkeli
_turbo_ yazdı:
Milliyetcilik Yahudilik diniyle ortaya cikmis bir akimdir kökü Israilogullarina dayanir, bu bakimdan icinde din girdimi daha bir etkili oluyor. Avrupayi olusturan bir suru devlet ve millet biz Avrupa derken kastettikleri Hiristiyan dunyasi yoksa ayni dili konustuklarindan öyle demiyorlar. Bizdeki Milliyetcilik bir baska genelde toplumda Islam dini kabul gördügü ve Islamin Milliyetcilige iyi bir bakis acisi olmadigi icin biz Milliyetciligi farkli okumus bir millet olarak ortaya cikiyoruz. Bizdeki Milliyetcilikte genel anlamda Atatürk Milliyetciligi kabul görüyor yani kendini Türk kabul eden herkes Türktür diyoruz. Ziya Gökalpin Kürt asilli olupta Türk Milliyetciligine yön verenlerden biri olmasida bunun ispatidir. Özet olarak bizdeki anlayistaki bir Milliyetcilikte dinsiz Milliyetcilik olur ancak Avrupadaki anlayista olan bir Milliyetcilikte dinsiz Milliyetcilik olmaz.


Milliyetçilik Yahudilik ile ortaya çıkmamıştır. Yahudilik'teki mevzu millet değil akraba olmadır. Millet denen kavram bilişsel olarak toplumlarda varoldukları zamandan beri bulunsa da siyasi olarak çok daha sonra ortaya çıkmış ve bugünkü halini almıştır. Dolayısıyla içine din girdiğinde daha etkili olduğu da gerçeklik payı taşımıyor. Avrupa dünyasının kendini tanımlarken kastettiği sadece din birliği değil, aynı zamanda kısmi kültür birliğidir de. Yine de temelinde milliyet olmadığı aşikardır. Ancak Avrupacılık zaten bir milliyetçilik değildir, milliyetçilik denen kavramın oluşabilmesi için milletin olması gerektiğinden. Avrupacılığın karşıt tanımı olarak da gösterilecek olan herhangi bir milliyetçilik değil Avrasyacılık, Afrikacılık, Latin Amerikacılık gibi bölgesel tavırlardır. Avrupa'da milliyetçiliğin din merkezine oturmasının sebebi de İslam'ın milletlere bakışı değil, Hıristiyanlar'ın İslam fobisi ve antipatisidir. Özellikle Sırbistan, Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Moldova, Rusya gibi Doğu Avrupa ülkelerinde milliyetçiliğin ana etmenlerinden biri Türk ve İslam düşmanlığıdır. Avrupa'da da dinsiz bir milliyetçilik olması mümkündür; ancak Emeviler'e ve Osmanlı'ya karşı duyulan kin sebebiyle, milliyetçiliğin de bir etki-tepki meselesine dayanmasıyla Hıristiyan muhafazakarlığı Avrupa milliyetçiliğinde merkezde yer alır.

_________________
Bırak damarından damlasın kalpte atan. Damlaya damlaya Turan olacak vatan!


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Dinsiz milliyetçi olur mu?
İletiTarih: 12 Ekm 2015, 00:16 
Yeni Üye

Kayıt: 11 Ekm 2015, 23:36
İleti: 2
Milliyetçi olmak için niye din kısas alınsın ki ? Ancak din milleti bütünleştirme gücü olan bir etken olduğu kesin.Veya zaafı da denenebilir bugün ortadoğu din oyunlarının odak noktası sebebi milli benlik yoksunluğu.Fakat ne olursa olsun milliyetçilik din e bakarak aranmaz.Eğer milli benliği kuvvetli olmayan temeller üzerine kurulmuş devletler bölünmeye parçalanmaya mahkumdur.mesela osmanlı.osmanlı sanılanın aksine din hükümleri ön plana çıkan bir imparatorluk değildir.Eğer vergini verir isyana teşvik etmezsen osmanlı için müslümandan bile değerlisindir.ama gel görki milliyetçilikten çok milleti dinle bütünleştirmeye çalışırsan temelin sağlam olmaz.parçalanırsın.Birgün amerikada mutlaka parçalanacak çünkü milli kimlik yok.En ufak iç güvensizlik çatışma ortamı bölücü ortam abd süpergücünü tersinir etki gösterebilir.Ya da başka bir noktadan bakcak olursak hem din hem de ırk olarak birleşen yahudiler vardır.Millyetçilik ve dini duyguları o kadar kuvvetliymiş ki adamlar yüzyıllar sonra unutulmuş ibranicee tekrar kullanır hale getirdi.Bugün türkiyede aynı sorun var malesef siyasi tutumlar din üzerinden yapılıyor.Dindanlaştırıp mezhep farklılığklarını yahut cemaat ya da ırki olarak her bi yandan çekiştirmek bu ülkeyi güç duruma sokuyor.neyse konudan sapmayım.Biraz Türkiye siyasetine dönelim.Atatürk cumhuriyetin ilk zamanlarında bunu gösterdi.Laikliği gösterek bize kapı açtı.Fakat ondan sonra türkiyede halkı hem eğitimden cahil hemde din yönünden yoksun bırakarak milletin gözünü bağladılar ve din üzerinden kandırdılar.1969 Türkiye köylü millet partisi vardı oy olarak yüzde onüçlerde olan ve ideolojisi Nihal Atsızın önderliğinde olan Türkçülük ideolojisindeydi burda bazı görüşlerine katılmasamda bu makalesinden alıntı yapacağım Alparslan Türkeş ile Nihal Atsız’ın yollarının neden ayrıldığını; katıksız bir Türkçü olan Ali Balseven’in dava arkadaşı ülkücüler tarafından neden öldürüldüğünü bilmeyenler, MHP’nin bugününü anlayamazlar. İşte 40 yıl önceki o yol ayrımının hikáyesi.

TARİH: 25 Mayıs 1973. Yer: Ankara. Ali Balseven, 25 yaşındaydı. Kahramanmaraşlıydı. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi son sınıf öğrencisiydi. MHP’liydi. Ama...

O gün akşamüzeri Kurtuluş Parkı’nda bir grup MHP’li tarafından önü kesildi. Ali Balseven karşısına çıkanların hepsini tanıyordu. Dava arkadaşlarıydı. Hepsi ülkücüydü.

Ancak...
/_newsimages/5049479.jpg
Bozkurtlar birbirine düşmüştü. Başbuğ o günlerde söylemişti o ünlü sözünü:

"Davadan döneni vurun!"

O gün ülküdaşları, Ali Balseven’i bıçaklayarak öldürdü. Peki, neden?

Ali Balseven davadan mı dönmüştü? Hayır! Birini mi ihbar etmişti? Hayır! Peki, suçu neydi? Suçu...

MHP’de her şey dört yıl önce bir kongrede başlamıştı.

KIRILMA NOKTASI

Tarih: 8 Şubat 1969. Yer: Adana

O gün şehir merkezi çok hareketliydi. Mavi gömlek giyen dokuz genç, motosikletlerle kentte tur atıyordu. Dokuz motosiklet; Alparslan Türkeş’in doktrini "dokuz ışık"ı temsil ediyordu.

Mavi gömlek neyin simgesiydi? Bilinmiyor. Bilinen, Mussolini’nin yarı-askeri gençlik örgütü militanlarının kara gömlek giydiğiydi. Motosikletli gençler gerekli ilgiyi topladıktan sonra kent merkezine geldiler.

Burada, 16 bağımsız Türk devletinin bayraklarını taşıyan 16 gençle buluştular. Alana gelen mehter takımı, ara vermeden büyük bir coşkuyla çalmaya başladı. Kalabalık giderek artıyordu. Alparslan Türkeş ve parti yöneticilerinin gelmesiyle yürüyüşe geçildi.

Askeri bir disiplin altında yürüyenlerin istikameti; milliyetçi hareketin en büyük tarihsel dönüşümünün yaşanacağı kurultay salonuydu.

Şehir merkezinden gelenleri kongre salonunda bir o kadar daha kişi karşıladı. Bu grup Türkeş’e mesafeliydi; liderleri ırkçı-Turancı Nihal Atsız idi.

"Tanrı Türk’ü Korusun" pankartı altında toplanmışlardı. Orta Asya nostaljisini canlandırmak isteyen bu gençler arasında paganist simgeler modaydı.

Bu nedenle hemen hepsi kalpak giyiyordu. Sarkık bıyıklıydılar. Yakalarında Bozkurt rozetleri vardı. Esir Türklerin kurtarılıp, yeniden inşa edilecek "Büyük Türkiye"ye inanıyorlardı. Turancıydılar.

"Adsız"dılar; Göktürkler’de henüz kamusal bir görevi yerine getirmemiş gençler özel isim taşıyamazlardı. Kendilerini kanıtlayana kadar bu gençlere "adsız" denirdi.

Aşırı milliyetçi Nihal Atsız, bu nedenle kendine "Atsız" soyadını seçmişti. Karşılıklı sloganlar altında kongre başladı.

AYRIŞMANIN NEDENİ

27 Mayıs 1960 askeri müdahalesine katılan dokuz subay, 22 Şubat 1964 tarihinde Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’ne katıldı. Liderleri Alparslan Türkeş’ti. Bu ekip kısa bir süre sonra partiyi ele geçirdi. Alparslan Türkeş, partinin genel başkanı oldu.

İhtilalci subayların parti yönetimine gelmesiyle CKMP’de büyük dönüşümler yaşandı. Örneğin, partinin o tarihe kadar ülke yarısında teşkilatı varken, bu sayı hemen 61 il ve 435 ilçeye yayıldı.

Türkiye ilk kez, partili gençlerin kendilerine verdikleri isimle, "komando yürüyüşü"yle tanıştı. Genel Başkan Türkeş’e, "Başbuğ" deniliyordu.

CKMP, Türkçü bir partiydi. Bu siyasal çizgi geniş kitlelerle buluşamıyor; oy alamıyordu. Türkeş ve arkadaşları, "ayakları yere basmayan romantik Türkçü" parti çizgisini değiştirmeye karar verdi.

Türkeş ve subay arkadaşları her ne kadar cumhuriyetçi, laik ve Türkçü olsalar da, oy alabilmek için İslam motiflerinden yararlanmaya karar verdiler!

Siyaset dünyasında İslam’ın ne kadar önemli olduğunu sosyolojik olarak kavradılar. Bu değişim/dönüşüm sadece parti programıyla sınırlı olmayacaktı; hareketin simgeleri/sembolleri bile değiştirilecekti.

İşte Adana kongresi bu amaçla toplanmıştı.

Adana’da toplanılmıştı; çünkü biliyorlardı ki Ankara, İstanbul gibi kentlerde parti çizgisinin değişmesine karşı çıkan güçlü bir "Türkçü" grup vardı.

Ve iki gün süren Adana kongresinde büyük tartışmalar, kavgalar ve ayrışmalar yaşandı...

BÜYÜK DÖNÜŞÜM

Kongre iki gün boyunca hayli hareketli geçti. Kongre Başkanı Orhan Kaleli bile divandan istifa etmek zorunda kaldı. Türkçülerin simgesi "Tanrıdağı"nın yanına, İslamiyet’in simgesi "Hiradağı" eklenip yeni bir slogan üretilmişti: "Tanrıdağı kadar Türk, Hiradağı kadar Müslüman."

Zamanla, "Tanrı Türk’ü Korusun" pankartının yerini de "Kanımız Aksa da Zafer İslam’ın" alacaktı! Benzeri İslami simgeler, Türkçü gruptan "Türkler Araplaştırılmak isteniyor" şeklinde tepki aldı.

Nihal Atsız ekibi, kongrede direkt Türkeş’i hedef aldı. Aslında Nihal Atsız ile Türkeş’in dava arkadaşlığı çok eski yıllara dayanıyordu.

Türkeş daha Kuleli Askeri Lisesi’nde öğrenci iken Nihal Atsız ile tanışmıştı. Onu öğretmeni bilmişti!

1944 Türkçüler Davası’nda birlikte yargılanıp hüküm giymişlerdi. Şimdi ise karşı gruptaydılar. Nihal Atsız ekibi, kongrede hep benzer sözleri söylediler Türkeş’e:

"Sen git güvendiğin Araplara biat et!"

"Oy toplamak için Arap develere bin!"

Sonuçta, Nihal Atsız grubu, kongreyi kaybetti. Türkçüler ellerindeki parti kimliklerini kürsüye doğru fırlatarak salondan ayrıldılar.

Nihal Atsız, gazetecilere şu açıklamayı yaptı:

"MHP’de Allah, Tanrı’yı kovdu!"

Türkçülük, Osmanlı Devleti’nin son döneminde doğmuş; Cumhuriyet ile birlikte dirilmiş; 1969 kongresinde öldürülmüştü!

ÜÇ HİLAL

Türkçü grubun kongreyi terk etmesinin ardından Türkeş ve arkadaşları önergeleri tek tek kabul ettiler. Parti adından başlayarak hareketin her şeyini değiştirdiler:

Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP) adı, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) oldu.

"Bozkurt" sembolü/amblemi, yerini "Üç Hilal"e bıraktı.

"Bozkurtlar", "Ülkücüler"e dönüştürüldü!

"Türkçü" yerine "milliyetçi" sıfatı tercih edildi.

"Türkçüler Derneği" lağvedildi; "Milliyetçiler Derneği" kuruldu.

Sadece "Başbuğ"a dokunulmamıştı.

27 Mayıs’ın "kudretli albayı" Türkeş, kısa bir süre sonra Kábe’ye gidip hacı oldu.

MHP artık kendine yeni bir yol çizmişti.

Ve bu yolda "Şamanist" saydığı "Bozkurtlara" ihtiyacı yoktu.

Çünkü:

Bozkurtlar, Şamanist gelenekleri canlı tutmak, unutturmamak istiyordu.

O kadar Türkçüydüler ki, Sakarya, Adapazarı’na gidip Orta Asya’dan getirilen kımızı içiyorlardı.

Hatta 1960’lı yılların sonunda üniversitelerde siyasal kavgaların başladığı o günlerde, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi öğrencisi Fehmi Yücesoy okulda solcu öğrencilerden dayak yiyip yere düşünce, "Bana yardım et gök tanrısı" diye dua etmişti!

Niyazi Adıgüzel, Nihat Çetinkaya gibi isimler İstanbul Şamanistler Derneği’ni kurmuştu!

UTANGAÇ SÖYLEM

Alparslan Türkeş, sadece Türkçülerle yollarını ayırmadı. O artık utangaç bir Kemalist idi. Parti binalarından Atatürk resimleri indiriliyordu artık.

1960’lı yılların sonu, 1970’li yılların başı aynı zamanda Türkiye’deki partilerin yeniden saflaşmaya başladığı bir dönemdi.

MHP bu dönemde ideolojikleşme ve radikalleşme konusunda mevcut partilerden daha aktifti. Propaganda konuşmalarında, laikliğin yerini oy avcılığına dönük İslami söylemler aldı.

Politikada mistik/dinsel bir yaklaşımı benimsedi. Kırsal alanlar ve varoşlar için bu söyleminin önemli olduğunun farkındaydı.

Bu nedenledir ki, ülkücüler otobüslere bindirilip Adıyaman’daki Nakşibendi Menzil Şeyhi’nin elini öptürülmeye götürülmesine ses çıkarmıyordu.

Tarikatlar Türkeş’i ziyaret ediyor; ona tüfek hediye ediyorlardı!

Türkeş artık pragmatikti: Türkçü söylemlerle sadece üniversitedeki öğrencilerin dikkatini çekeceğini biliyordu. İsteği, İslamcı söylemlerle "köksüzlük sorunu" yaşayan köylü gençleri toplumsal harekete çekmekti.

Laik Türkeş, tarikatlara yakınlaştı. Öncelikli ilk hedefi Orta Anadolu’daki Sünni Müslümanların oylarını almaktı.

Başarılı da oldu.

ALEVİLER

Ali Balseven’in cenazesine MHP’den kimse katılmadı. Cenazede sadece Türkçüler vardı. Tabutu Türk bayrağı ve Bozkurt flamasına sarılıydı.

Başları kalpaklı, sarkık bıyıklı Türkçüler, yoldaşlarının tabutunu Kahramanmaraş’a kadar taşıdılar.

Ve...

Bilinmeyen bir gerçektir:

Ali Balseven Alevi’ydi.

Alevilerin MHP’ye uzak durmasının bir nedeni de Ali Balseven cinayetidir.

-soner yalçın

Görüldüğü gibi çoğu mhpli hatta ''milliyetçi'' bunları bilmez Nihal Atsızı tanımadan Milliyetçilik yaparlar fakat az biraz araştırırlarsa milliyetçiliğin bir parti ideolojisine sığamayacağı ve siyasetin bir dalkavukluk olduğunu oy için her şey mübahtır inancı olduğu görülür.

_________________
Türklük, hem mefkurem, hem de kanımdır:
Sırtımdan alınmaz, çünkü kürk değil!
Türklük hadimine 'Türk değil! ' diyen
Soyca Türk olsa da 'piçtir', Türk değil!


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni bir konu gönderCevap gönder 15 sayfadan 15. sayfa   [ 215 ileti ]
Sayfaya git Önceki  1 ... 11, 12, 13, 14, 15


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan SiyasiForum.net Siyasi Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. SiyasiForum.Net hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde dönüş yapacaktır. Forumumuz kesinlikle hiçbir şekilde parti, örgüt, kurum, kuruluş ve oluşumu desteklememektedir. Tüm Problemler ve Reklam İçin: İletişim Formu için tıklayınız.