Yazı boyutunu değiştir
Sistem saati: 23 Ağu 2017, 01:31


Yeni bir konu gönderCevap gönder 2 sayfadan 2. sayfa   [ 22 ileti ]
Sayfaya git Önceki  1, 2
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Re: Bangladeşli Ateist Yazar Parçalanarak Öldürüldü
İletiTarih: 13 Ağu 2017, 18:54 
Onursal Üye

Kayıt: 18 Ekm 2011, 02:02
İleti: 6982

Adavet,
Ayet ve hadisi karıştırdığım konusunda haklısınız. Sizden ve diğer okuyucu arkadaşlardan özür dilerim.
Her ne kadar bu yanlışlık içeriği değiştirmiyorsada daha dikkatli olmam gerekirdi. Okuyucuya saygı bir yana bu dikkat, hata yakaladım sevinciyle takla atan sırtlanlara fırsat vermemek için luzumluydu.
Tekrar özür dilerim.
Ben mesleğinin öğretmenlik olması üzerinde durdum öğretmenlik yapıp yapmamanız üzerine değil. Çok önemsediğim bir meslek olması itibarıyle davranışların bu mesleğe nisbetle değerlendirilmesini doğru buldum. Bunda sizin alınmanızı gerektirecek bir şey olduğunu düşünmüyorum.
Asıl konumuzda ise ısrarımı sürdürüyorum,
Bu ısrarım bu konuyla ilgili bir hadisin bulunmasıyla ilgili değil. Sosyoloji; Din kutsal kitaplara ve klasik dini metinlere yapılan atıfla tanımlanamaz, din dini epistemik cemaatin icra ettiği ve bu icraati meşru kıldığı şeydir, der. Yani bilgi hangi kaynaktan nasıl gelirse gelsin onun meşrulaşması toplumsal epistemik kırılma ile mümkün olur demek istemektedir. Olayın geçtiği yerde konuşlu dini cemaatin yaptığı ve meşru saydığı şey ise haberin kendisidir. Bu meşruiyetin hadise veya ayete refere edilmesi ancak 2. aşama bir tartışmanın konusu olmaktan başka bir şey değildir.
Burada bana yöneltilecek neden ikinci aşamadan başladın sorusu haklı bir soru haline gelir. Ancak sorunu din sosyolojisi disiplininin yöntemlerine göre izah etmek bir çok güçlüğe tabiydi halada öyle. Bu disiplinin terminolojisine okuyucularımızın önemli kısmının uzak olduğunu biliyorum. Bu durum yazacağım izahatı çok uzatmayı zorunlu hale getirebilirdi. Açıkçası bunun için çok zaman harcamayı çok gerekli görmemiştim. Siz buna tembellikte diyebilirsiniz.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bangladeşli Ateist Yazar Parçalanarak Öldürüldü
İletiTarih: 13 Ağu 2017, 19:21 
Kıdemli Üye

Kayıt: 16 Kas 2014, 16:49
İleti: 476
sabit yazdı:
Adavet,
Ayet ve hadisi karıştırdığım konusunda haklısınız. Sizden ve diğer okuyucu arkadaşlardan özür dilerim.
Her ne kadar bu yanlışlık içeriği değiştirmiyorsada daha dikkatli olmam gerekirdi. Okuyucuya saygı bir yana bu dikkat, hata yakaladım sevinciyle takla atan sırtlanlara fırsat vermemek için luzumluydu.
Tekrar özür dilerim.
Ben mesleğinin öğretmenlik olması üzerinde durdum öğretmenlik yapıp yapmamanız üzerine değil. Çok önemsediğim bir meslek olması itibarıyle davranışların bu mesleğe nisbetle değerlendirilmesini doğru buldum. Bunda sizin alınmanızı gerektirecek bir şey olduğunu düşünmüyorum.
Asıl konumuzda ise ısrarımı sürdürüyorum,
Bu ısrarım bu konuyla ilgili bir hadisin bulunmasıyla ilgili değil. Sosyoloji; Din kutsal kitaplara ve klasik dini metinlere yapılan atıfla tanımlanamaz, din dini epistemik cemaatin icra ettiği ve bu icraati meşru kıldığı şeydir, der. Yani bilgi hangi kaynaktan nasıl gelirse gelsin onun meşrulaşması toplumsal epistemik kırılma ile mümkün olur demek istemektedir. Olayın geçtiği yerde konuşlu dini cemaatin yaptığı ve meşru saydığı şey ise haberin kendisidir. Bu meşruiyetin hadise veya ayete refere edilmesi ancak 2. aşama bir tartışmanın konusu olmaktan başka bir şey değildir.
Burada bana yöneltilecek neden ikinci aşamadan başladın sorusu haklı bir soru haline gelir. Ancak sorunu din sosyolojisi disiplininin yöntemlerine göre izah etmek bir çok güçlüğe tabiydi halada öyle. Bu disiplinin terminolojisine okuyucularımızın önemli kısmının uzak olduğunu biliyorum. Bu durum yazacağım izahatı çok uzatmayı zorunlu hale getirebilirdi. Açıkçası bunun için çok zaman harcamayı çok gerekli görmemiştim. Siz buna tembellikte diyebilirsiniz.


Bu konu üzerinde benden daha çok bilgin vardır , sonsuz kabul ederim . Ama senin dediğinden anladığım , hükümlere çok fazla takılmanın boş bir uğraş olduğu , insanların o hükmü nasıl uygulamaya koyduğunun mühim olduğu. Peki sence insanlar hiç mi yanlış yola sapamaz ? Bir önceki postunda İslam'ı suçlamıştın . Şimdide İslamın ne dediği çok önemli değil , insanların anladığı önemli diyorsun ? O zaman İslamı suçlamak ne kadar adil sana göre ? Müslümanları eleştirmek yerine neden okların hedefi İslam oluyor ?

_________________
SELAM VE DUA


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bangladeşli Ateist Yazar Parçalanarak Öldürüldü
İletiTarih: 13 Ağu 2017, 20:04 
Banlanmış Üye

Kayıt: 13 Şub 2017, 03:07
İleti: 156
Alıntı:
Ayet ve hadisi karıştırdığım konusunda haklısınız.


'Cihat suresi' diye bir sure yok. Olmayan şeyin karıştırması olmaz.
Uydurması olur.

Alıntı:
hata yakaladım sevinciyle takla atan sırtlanlara fırsat vermemek için luzumluydu.


'Hata yakalamak için takla atanlarda' var demek ki ? Kişi kendi gibi bilir karşındakini, diyelim bizde ne diyelim..
Kendi payıma yanlışları düzeltme vazifem olduğunu biliyorum. Hata yakalayıp sevinme iddiası çocukça-gerçeği yansıtmayan-sallamasyon bir tabirdir.
Hukuk sırtlanların(dikkatlilerin-iyi ve adillerin) sanatıdır diyelim bizde o zaman.

-Iura scripta sunt vigilantibus

-Ius est ars boni et aequi


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bangladeşli Ateist Yazar Parçalanarak Öldürüldü
İletiTarih: 15 Ağu 2017, 01:14 
Onursal Üye

Kayıt: 18 Ekm 2011, 02:02
İleti: 6982
Adavet,
İslamın ne dediği önemli değil demiyorum.
Alıntı:
Sosyoloji; Din kutsal kitaplara ve klasik dini metinlere yapılan atıfla tanımlanamaz, din dini epistemik cemaatin icra ettiği ve bu icraati meşru kıldığı şeydir, der. Yani bilgi hangi kaynaktan nasıl gelirse gelsin onun meşrulaşması toplumsal epistemik kırılma ile mümkün olur demek istemektedir. Olayın geçtiği yerde konuşlu dini cemaatin yaptığı ve meşru saydığı şey ise haberin kendisidir

Bak dediğim bu. Öncelikle bu açıklamayı niye yapmadığımıda yukarda açıklamıştım. Burada esas olan bilginin meşruiyet kazanması ve aktarılabilir bir bilgi olarak insanların davranışlarına yön vermesidir. Şüphesizki İslamı ve diğer dinleri sosyolojinin bu tanımına uygun olarak değerlendirğimizde doğan sonuçla islamın ilişkisinin olmadığını söylemek imkanımız kalmaz.
Bunlardan bağımsız olarak hadis islam kaynakları içerisinde kuran dan sonra ikinci sırada gelmektedir. Sahih olup olmaması değil insanların onu kabul edip meşrulaştırması ve ona göre davranmasıdır önemli olan. Din sosyolojisiyle alakadar olursanız söylediklerimi daha doğru değerlendirme imkanınız olur. Buraya her konu için kitap yazma olanağımız maalesf yok. Bu nedenle ne kadar yazsak eksik bir tarafı kalıyor.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bangladeşli Ateist Yazar Parçalanarak Öldürüldü
İletiTarih: 15 Ağu 2017, 01:25 
Onursal Üye

Kayıt: 18 Ekm 2011, 02:02
İleti: 6982
Alıntı:
Bir önceki postunda İslam'ı suçlamıştın . Şimdide İslamın ne dediği çok önemli değil , insanların anladığı önemli diyorsun ? O zaman İslamı suçlamak ne kadar adil sana göre ? Müslümanları eleştirmek yerine neden okların hedefi İslam oluyor ?

Özel olarak din sosyolojisiyle ilginiz yoksa bu sorular normal. Daha önceki yazımda belirttiğim husus başka (ve umarım daha anlaşılır) ifadeyle. Dinler ona inanan insanların onu anlamasından bağımsız değerlendirilemezler. İnsanların yanlış bir davranışı failler tarafından dine refere edilebiliyor ve ilgili cemaat bunu engelleyecek ya da telin edecek hiç değilse bir reflekste bulunamıyorsa din o topluma ya da kümeye doğru davranış kalıplarını yerleştirememiş demektir. Bu fikri kalıbı taşıyıp taşımamasının ya da herhangi bir yorumundan bu fikri kalıba ulaşılabilirliğin bir değeri yoktur. Din o cemaatin yaptığı ve meşrulaştırdığı şeye dönüşür. Bizi toplumsal manada ilgilendiren de dinin bu veçhesidir.
Dinler de ideolojiler gibi yarattıkları sonuç üzerinden değerlendirilirler.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bangladeşli Ateist Yazar Parçalanarak Öldürüldü
İletiTarih: 15 Ağu 2017, 02:16 
Banlanmış Üye

Kayıt: 13 Şub 2017, 03:07
İleti: 156
Alıntı:
Bunlardan bağımsız olarak hadis islam kaynakları içerisinde kuran dan sonra ikinci sırada gelmektedir. Sahih olup olmaması değil insanların onu kabul edip meşrulaştırması ve ona göre davranmasıdır önemli olan.


Hadis-i şerif, ayete eşit yakın hükümdedir. Vacip teşbihi de uygundur kanaatimce. Dindar için böyle bir bağlayıcılığı vardır elbette. Cihad suresi diye bir sure ve ayetleri yoktur ayrı konudur. Dinden dönenlerin öldürüleceğinin ayeti var iddiasını bir kenara koyalım. O bahsedilen hadislerin bu ayetlerle bir alakası var mı yok mu bakalım. Namaz ayeti var, peşine açıklayıcı hadisi vardır. Zekat ayeti vardır. Açıklaması hadiste vardır. Ama cihad babında geçtiği iddia edilen hadisle bakalım ayetler uyuşuyor mu? Yoksa başka bir şey mi anlatılmak isteniyor? Gerçi bir önceki postumuzda 'FAİZ' e vurgu yapmış ve örtüşen bir ayetli açıklama yapmıştık. Neyse,
İddiayı önce bir ayetlerle deşelim;

Dinden dönme ile ilgili ayetler

Yoksa siz de (ey müslümanlar), daha önce Musa'ya sorulduğu gibi peygamberinize sorular sormak mı istiyorsunuz? Kim imanı küfre değişirse, şüphesiz dosdoğru yoldan sapmış olur.
Bakara : 108

Sana haram ayı, yani onda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır. (İnsanları) Allah yolundan çevirmek, Allah'ı inkâr etmek, Mescid-i Haram'ın ziyaretine mâni olmak ve halkını oradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük günahtır. Fitne de adam öldürmekten daha büyük bir günahtır. Onlar eğer güçleri yeterse, sizi dininizden döndürünceye kadar size karşı savaşa devam ederler. Sizden kim, dininden döner ve kâfir olarak ölürse, onların yaptıkları işler dünyada da ahirette de boşa gider. Onlar cehennemliktirler ve orada devamlı kalırlar.
Bakara : 217

Rabbimiz! Gelmesinde şüphe edilmeyen bir günde, insanları mutlaka toplayacak olan sensin. Allah asla sözünden dönmez.
Âl-i İmrân : 9

İman etmelerinden, Resûl'ün hak olduğuna şehadet getirmelerinden ve kendilerine apaçık deliller gelmesinden sonra inkârcılığa sapan bir kavme Allah nasıl hidayet nasip eder? Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.
Âl-i İmrân : 86

İman edip sonra inkâr edenleri, sonra yine iman edip tekrar inkâr edenleri, sonra da inkârlarını arttıranları Allah ne bağışlayacak, ne de onları doğru yola iletecektir.
Nisâ : 137

Kim iman ettikten sonra Allah'ı inkâr ederse -kalbi iman ile dolu olduğu halde (inkâra) zorlanan başka- fakat kim kalbini kâfirliğe açarsa, işte Allah'ın gazabı bunlaradır; onlar için büyük bir azap vardır.
Nahl : 106

Hiç şüphesiz onlar ahirette ziyana uğrayanların ta kendileridir.
Nahl : 109

Şüphesiz ki, kendilerine doğru yol belli olduktan sonra, arkalarına dönenleri, şeytan sürüklemiş ve kendilerine ümit vermiştir.
Muhammed : 25

-Yukarıda hiç bir ayetten böyle bir hüküm çıkmamış. İnanıp-inanmamakta kitap kişileri serbest bırakıp.
Siz bilirsiniz minvalinde, sonuçlarına katlanırsınız denmiştir.

Şimdi sahih buhari, kutubi sitte hadis kitaplarında geçen hadisler neyi ifade edere gelelim;

Evet, bu hadis kitaplarında:

•AZAD MÜDEBBER KILMA; MUKATEBE VE KÖLE İLE MUSAHABE (4:38)

•BİRR (EBEVEYNE İYİLİK) BÖLÜMÜ (5:40)
•HİBE BÖLÜMÜ (1:6)
•HİCRETLER BÖLÜMÜ (1:5)
•HİDANE BÖLÜMÜ (1:3)
•HİLAFET VE İMAMETLE İLGİLİ BÖLÜM (7:42) ve

CİHAD BÖLÜMÜ (11:170)

Bab ları altında, v.b. ilgili hadisler vardır.

Şimdi bu Cihad babında yer alan sahih hadislere göz atalım,

Alıntı:
önce cihad suresi 149. ayetini okusan (ki yazımda açık adres vermiştim)


açık adres göremiyorum ben siz görebiliyor musunuz?


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bangladeşli Ateist Yazar Parçalanarak Öldürüldü
İletiTarih: 15 Ağu 2017, 04:14 
Banlanmış Üye

Kayıt: 13 Şub 2017, 03:07
İleti: 156
:arrow: http://hadis.ihya.org/kutubusitte/konu/164.html

Nerede bu cihad hadisi?

Alıntı:
(1587)- Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ukl ve Ureyne kabilelerinden bir grup insan Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın yanına gelip:


"Ey Allah'ın Resûlü! Biz hayvancılıkla uğraşıp sütle beslenen (çöl) insanlarıyız, (çiftçubukla uğraşan) köylüler değiliz." dediler. Bu sözleriyle, Medine'nin havasının kendilerine iyi gelmediğini ifade ettiler. Resûlullah, onlara (hazineye ait) develerin ve çobanın (bulunduğu yeri) tavsiye etti. Kendilerine oraya gitmelerini, develerin sütlerinden ve bevillerinden içmelerini söyledi. Gittiler, Harra bölgesine varınca, İslâm'dan irtidâd ettiler. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'ın çobanını da öldürüp develeri sürdüler. Haber, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e ulaştı."

"Resûlullah, derhal arkadaşlarından takipçi çıkardı (yakalanıp getirildiler). Gözlerinin oyulmasını, ellerinin kesilmesini ve Harra'nın bir kenarına atılmalarını ve o şekilde ölüme terkedilmelerini emretti." [Buhârî, Muhâribin 16, 17, 18, Diyât 22, Vudû 66, Zekât 68, Cihâd 152, Megâzî 36, Tefsir, Mâide 5, Tıbb 5, 6, 29; Müslim, Kasâme 9, (1671); Tirmizî, Tahâret 55, (72), Et'ime 38, (1846); Ebû Dâvud, Hudud 3, (4364-4371); Nesâî, Tahrimu'd-Dem 7, (7, 93-98); İbnu Mâce, Hudud 20, (2578).]


Burada bir canilik, hırkızlık ve katillik söz konusu. İrtidatla alakası yok hususun!

Alıntı:
AÇIKLAMA:

1. Bu hadis, kaynaklarının çokluğundan da anlaşılacağı üzere, birçok farklılıklarla çeşitli vecihlerden rivayet edilmiştir. Yukarıdaki hadiste zikri geçmeyen bazı teferruatı gözönüne alarak hâdiseyi şöyle özetleyebiliriz: Ureyne ve Ukl kabilelerinden, bazı rivayetlerde sekiz kişi oldukları belirtilen bir grup Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a gelirler. Ancak Medine'nin rutubetli havası onlara iyi gelmez ve hastalanırlar. Bunu, Medine'nin kendilerine uğur getirmediğine yorarlar ve hatta Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in huzuruna çıkarak yapmış oldukları biat akdini bozmak, İslâm'dan rücu etmek talebinde bulunurlar. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) onlara hava değişikliği tavsiye ederek hazine develerinin otlatıldığı Kuba civarındaki Zü'l-Hader denilen yerdeki otlağa gönderir. Oradaki develerin sütünden ve bevlinden içmelerini tenbihler. Bu tavsiyelere uyup iyileşen bedevîler, irtidad ederler. Bununla da kalmayıp işi ihanete dökerek çobanlardan birinin gözlerini oyup el ve ayaklarını kesip sonra öldürürler, hazine develerini de kaçırmaya kalkarlar. Ancak kaçıp kurtulabilen bir çobanın ihbariyle duruma muttali olan Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm), peşlerinden Kürz İbnu Câbir el-Gihrî komutasında yirmi kadar ensârî genci, bir de iz takipçisi (kâif) ile birlikte peşlerinden gönderir. Bunlar, hainleri kıskıvrak yakalayıp Medine'ye getirirler.

Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) kısâsen gözlerinin oyulmasını, ellerinin ve ayaklarının kesilip bu halde Harra'nın bir kenarına atılmalarını, kızgın güneşin altında ölüme terkedilmelerini emreder ve öyle yapılır. Hz. Enes (radıyallahu anh) onlardan birini gördüğünü, susuzluktan ölene kadar toprağı yaladığını belirtir.

2. Hadisin bazı vecihlerinde bu hâdise üzerine şu mealdeki âyetin indiği belirtilir:
2. Hadisin bazı vecihlerinde bu hâdise üzerine şu mealdeki âyetin indiği belirtilir:


"Allah'a ve Resûlü'ne (mü'minlere) harp açanların, yeryüzünde (yol kesmek suretiyle) fesadcılığa koşanların cezası, ancak öldürülmeleri, ya asılmaları, yahut (sağ) elleriyle (sol) ayaklarının çaprazvari kesilmesi, yahud da (bulundukları) yerden sürülmeleridir. Bu, onların dünyadaki rüsvaylığıdır. Ahirette ise onlara (başkaca) pek büyük bir azab da vardır..." (Maide, 5/33).

3. Kadı İyaz'ın açıklamasına göre, hadisi anlamada ulemâ ihtilaf etmiştir. Seleften bir kısmı, bu cezanın hudud ve muhariblerle ilgili (Maide, 5/33) âyetler inmezden önce verildiğini, mezkur âyetler inince hadisin hükmünün neshedildiğini söylemiştir. Bazıları ise hadisin neshedilmediğini söylemiştir. Bu sonunculara göre muhariblerle ilgili âyetler bu vak'a ile ilgili olarak inmiştir. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) da bu cezayı kısas olarak tatbik etmiştir. Çünkü mürtedler Müslüman çobana aynı şeyleri yapmışlardır.
Bazı âlimler müsleye haram derken, diğer bir kısmı "haram değil, tenzihen mekruh" demiştir.

4. Hz. Enes bir rivayette bu mürtedlerin su istediklerini ancak onlara su verilmediğini, toprağı yalayarak öldüklerini belirtir. Bu husus da âlimlerin bazı yorumlarına kapı açmıştır. Rivayetlerde Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in: "Su vermeyin" diye sarih bir sözü gözükmüyor. Ama su verilmeme vak'asından haberdâr olmadığını söylemek de zor. Üstelik, ashabın sünneti de meşru bir hüküm taşır.

Kadı İyâz: "Öldürülmesi farz olan bir kimse su istese, kasden mâni olup da kendisine su vermeyerek iki azabın birlikte tatbik edilmesinin meşru olmayacağında ulemânın ittifak ettiğini belirtir. Nevevî bu görüşe itiraz ederek: "Bu sahih hadiste beyan olunmuştur ki, mürtedler çobanı öldürmüş, İslâm'dan dönmüşlerdir. Şu halde ne su istemede ne de başka hususta kendilerine hürmet kalmaz." der.

5. İmam Mâlik, bu hadise dayanarak, eti yenen hayvanların bevillerinin temiz oldğuna hükmetmiştir. Ahmed İbnu Hanbel, İmam Muhammed, Şâfiîlerden Istahrî ve Rüyânî, Şâ'bi, Atâ, Nehâî, Zührî, İbnu Sîrîn, Hakem ve Sevrî aynı kanaattedirler. Ebû Dâvud, İbnu Uleyye daha ileri giderek: "İnsan dışında -eti yensin, yenmesin- bütün hayvanların bevli ve fışkısı temizdir." demiştir.

Ebu Hanife, Ebu Yusuf, Şâfiî, Ebu Sevr ve diğer bir çok ulemâya göre bütün beviller pistir. Ancak atfedilen az miktar bu hükme dahil değildir. Bunlara göre, Ureynelilere zarurete binaen ruhsat verilmiştir. Zaruret olmadan deve idrarının temiz olduğuna dair hadiste bir hüküm mevcut değildir. Birçok haramlar zaruret sebebiyle mübah kılınmıştır, ancak bunlar zaruret olmadığı takdirde yine haramdır. Söz gelimi harp halinde veya şiddetli kaşınma gibi durumlarda ortaya çıkan zarurete binaen ipekli elbise helâl olur. Bu gibi mazeretleri olmayana ipekli elbise haramdır.

* Haramla tedavi alelıtlak caiz değilse de, haramda yüzde yüz şifa olduğu bilinirse caiz olur.
* Devlet reisi, kendisine gelen yabancıların her meselesiyle meşgul olur; tedavisiyle bile...
* İlaç kullanmak, vücuda faydası olan mutad ilacı almak meşrudur.
* Kısasda misilleme meşrudur.
* Mürted, tövbe etmeye çağırılmadan derhal öldürülür. Bunun vacib mi, müstehab mı olduğu hususlarında ihtilâf edilmiştir. Bazı âlimler: "Mürted muharebe ederse, katli vacib olur, tövbe etmesini beklemekte bir mâna kalmaz." demiş ve sadedinde olduğumuz hadisi bu iddiaya delil göstermiştir.

(Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte)


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni bir konu gönderCevap gönder 2 sayfadan 2. sayfa   [ 22 ileti ]
Sayfaya git Önceki  1, 2


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan SiyasiForum.net Siyasi Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. SiyasiForum.Net hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde dönüş yapacaktır. Forumumuz kesinlikle hiçbir şekilde parti, örgüt, kurum, kuruluş ve oluşumu desteklememektedir. Tüm Problemler ve Reklam İçin: İletişim Formu için tıklayınız.