Yazı boyutunu değiştir
Sistem saati: 18 Oca 2018, 15:04


Yeni bir konu gönderCevap gönder 1 sayfadan 1. sayfa   [ 1 ileti ]
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Doğu Perinçek - Ulusal Görünümlü Amerikancı
İletiTarih: 22 Şub 2017, 12:49 
Banlanmış Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 16 Şub 2009, 01:17
İleti: 209

Ülkemizde her daim ABD nin yanında saf tutan ve komunist görünümlü APO gibi dava arkadaşlarını mahkeme karşısında satıp teşkilatlarını ABD çıkarlarına çalıştırnalara bir örnek daha vermek istiyoruz.



Alıntı:


http://kurtuluspartisi.org/dogu-perince ... -dostlugu/



Bin Kalıplı Doğu Perinçek ve PDA Avanesinin İhanete Karmış Hazin Siyasi Serüvenine Dair… (5)

Yine genç yoldaşlarım nakletti: İP’e yönelttiğimiz bu son eleştiriler üzerine bazı kandırılmış, saf, zavallı İP’liler bizi Gladyo’dan talimat almakla suçluyorlarmış.

Doğu Perinçek ve ekibi de bilindiği gibi sık sık Gladyo’dan söz eder ve ona karşıymış gibi bir pozisyonda konumlandırır kendilerini.

İşte onların girip çıktığı sayısız kalıptan birkaçı daha. Biz sanki durup dururken bunlara “Bin Kalıplılar” dedik. Sanki bunlara iftira ettik ya da hakaret ettik böyle demekle.

İnsan onların böyle ikiyüzlülüklerini görünce gerçekten midesi bulanıyor. “Bu ne ya!”, diyor. İnsan, siyasi mücadele ettiği hasmının da zerre miktarda olsun namusa, mertliğe sahip olmasını istiyor. Ama nerede…

Sözü fazla uzatmadan doğrudan konuya girelim. Gladyo’nun da, Süper NATO’nun da, Kontrgerilla’nın da açıktan, net, kesin ve resmi kayıtlara geçmiş savunucusu bu tayfadır. Doğu Perinçek’tir, PDA Avanesidir. Hemen belki de “nasıl, nerede, ne münasebet”, denilecek. Gösterelim:

Doğu Perinçek ve PDA Şürekasından bir kısmı 12 Eylül Faşist Diktatörlüğü sonrasında aldıkları bir parti kararıyla Amerikancı, faşist generallere “Paul Henze”in “our boys”una yani Türkçesiyle Paul Henze’in “bizim oğlanlar” dediği satılmış, hain, faşist generallere, kan içicilere şükranlarını sunmak için kendiliklerinden günümüzün moda deyişiyle “tıpış tıpış” giderek teslim olmuşlardı. İşte o teslimiyet sonrasında Doğu Perinçek’in savcı karşısında söylediği cümleler.

Partimizin İkinci Olağan Genel Kurulu sonrasında yaptığımız değerlendirme konuşmasında bu konuya ilişkin şunları söylemiştik:

“İP, 12 Eylül Faşizmini ve Özel Harp Dairesini aktifçe savunmuş bir harekettir

“Sait Yoldaş; İP’e karşı tavrımızın arkadaşlarca net olarak bilinmesinde yarar var, dedi.

“İP bildiğimiz gibi, hep söylediğimiz gibi, CIA Sosyalizmi diye adlandırdığımız bir hareket. 1970’ten beri, arkadaşlar. Usta’mıza karşı ilk saldırıyı başlatan bir hareket. Haksız, namussuzca saldırıyı başlatan bir hareket… İşte Kaypakkaya o zaman bu hareketin içindeydi. Siyasi kanıtları olmadığı için yani Usta’mıza karşı herhangi bir haklı siyasi eleştiri yöneltmelerine imkan bulunmadığı için Usta’mıza yani o zaman kendi takvim yaşı kadar cezaevinde, zindanda yatmış bir insana, kendi babasının yaşından daha uzun süre siyasi kıdeme sahip bir insana hiç acımadan, düşünmeden, insafsızca…

“Ayhan Yoldaş: Mesnetsizce, dayanaksızca…

“Nurullah Ankut Yoldaş: Evet. Hayâsızca diyelim, “Deccal” diye saldırıyordu, arkadaşlar. Tetikçi olarak kullanıyordu Kaypakkaya’yı, Doğu Perinçek. Deccal… Yani kötülük simgesi… Dinlerde ahir zamanda ortaya çıkacağına, insanları yalan ve düzenlerle kandırıp toplumda fitne fesat çıkaracağına inanılan kişi. Tabiî sonradan bu hareket Sosyalist Sovyetler’e karşı, yıkılıncaya kadar mücadele etti. 1991’e kadar saldırdı, mücadele etti. NATO’yu savundu. 12 Eylül Faşist Diktatörlüğünü savundu. Faşist saldırılara karşı, Kontrgerilla’nın örgütlediği saldırılara karşı nefis savunması yapan devrimci gençleri ihbar etti. Onların isimlerini, adreslerini krokilerle tek tek çizerek Parababalarına, CIA’ya, MİT’e ihbarda bulundu. Böyle bir hareketti. Yani Usta’mızın tespiti son derece haklı, yerindeydi; ondan sonra hayatın akışı da bunu gösterdi.

“12 Eylül Faşizminin hemen sonrasında Doğu Perinçek, o günlerde “ara güç” diye adlandırarak savundukları 12 Eylül polis ve savcılarına açıkça Özel Harp Dairesi’ni yani Gladio’yu-Süper NATO’yu desteklediklerini beyan eder. Görelim:

“Özellikle şunu belirtelim: Partimiz “Özel Harbi” dış tehdide karşı son derece gerekli gördüğünü defalarca belirtmiştir. Biz bunun önemini çok derinden kavramış bir partiyiz. Bu nedenle Özel Harp Dairesinin yasal kuruluş amacına ve yasal gördüğümüz bu anlamdaki faaliyetlerine karşı çıkmadık, hatta bunları gerekli gördük.” (Türkiye İşçi Köylü Partisi İddianame ve Sorgu, s. 132-133, Sahibi: Av. Hüseyin Gökçearslan, Derleyen: Selim Arıkdal, Av. Hüseyin Gökçearslan’ın Önsöz’ünün yazım tarihi: 31.08.1981)

“CIA’yla kaynaşık Özel Harp Dairesi Halka ve Devrimcilere karşı sayısız katliam gerçekleştirmiştir.

“Özel Harp Dairesinin “dış tehdide karşı” değil, tam tersine ülke içindeki komünist, sosyalist, demokrat, antiemperyalist, yurtsever, namuslu güçlere karşı savaşmak üzere kurulmuş bir NATO örgütlenmesi olduğunu; antikomünist bir cinayet, katliam ve provokasyonlar, provokatörler örgütü olduğunu her namuslu aydın bilir, söyler ve yazar.

“Türkiye’nin 1952’de NATO’ya girişinden 6 ay sonra kurulan “Seferberlik Tetkik Kurulu”nun 1965’te ad değiştirerek “Özel Harp Dairesi” adını aldığını, 1990’da da yeniden ad değişikliğine gittiğini ve “Özel Kuvvetler Komutanlığı” olduğunu yine bu namuslu aydınlar bilir, yazar.

“Ve ayrıca da bu katliam örgütünün uluslararası planda “Süper NATO”, “Gladio” olarak bilinen ve tüm NATO ülkelerinde birer şubesi bulunan CIA yönetimindeki örgütlenmenin Türkiye’deki ayağı ya da şubesi olduğu da bilinir, söylenir, yazılır.

“Bu ABD ya da CIA kuruluşu olan örgütün 25 yıl boyunca maddi giderlerini ABD karşılamıştır. Hatta barınmasını bile ABD, CIA sağlamıştır. Merkezi de JUSMAT’ın (Joint US Military Mission for Aid to Turkey-Türkiye’ye Yardım için Ortak ABD Askeri Kurulu’nun) Ankara Bahçelievler’de bulunan karargâhının içindedir. Düşünebiliyor musunuz yani CIA görevlisi ABD askerleriyle iç içedir, Türkiye’nin Özel Harpçileri ve onların Dairesi. Etle tırnak gibi kaynaşıktırlar. Bu alçak, insanlık düşmanı örgüt, 1 Mayıs 1977, Çorum, Maraş ve benzeri onlarca katliamı planlayıp uygulamış ve binlerce namuslu, yiğit, yurtsever genç devrimcinin canına kıymıştır.

“İşte nitekim 30 Mart 1972’de Kızıldere’de Mahirler’i, Cihanlar’ı özetçe On Yiğit Devrimci Yoldaş’ımızı canavarca katleden de bu örgüttür.

“Cihan’ın Ablası Nuran Alptekin Kepenek kardeşimizin “Oy Cihan, Bizum Cihan” adlı, Cihan’a, Mahirler’e ve Denizler’e bir ağıt niteliğindeki, aynı zamanda da bir belgesel güvenilirliğindeki kitabından şu satırları okuyalım:

‘İngilizleri kaçırma planı, ince ince hazırlanacaktır. Kaçıracakları İngilizler tanıdık bir avukatın bürosunun üstünde oturmaktadırlar. Bir yandan da Ünye ve Fatsa’da arandıkları haberleri gelmektedir. Araştırma işlerini, aranmayan arkadaşlarına yaptırarak kaçırma işine son şeklini verirler. Aranmaları işlerini oldukça güçleştiriyordu. Onları sadece polisin ve askerin aradıklarını sanıyorlar. Oysaki onları arayanlar asıl olarak Özel Harp Dairesi’ne bağlı çelik yelekli vurucu timlerdir. Kenan Evren, yıllar sonra bu gerçeği açıklayacaktır. “Kızıldere operasyonunu Özel Harp Dairesi gerçekleştirmiştir.” Çünkü düşman, yani bir avuç yurtsever, akıllı, bir o kadar da insan gençler, çok çok tehlikelidir. Yani silah kullanmayı zorunlu olmadıkça asla düşünmeyen, gerçekte silaha karşı, on genç vardır karşılarında.’ (Nuran Alptekin Kepenek, age, s. 154)

“Doğu Perinçek ve TİKP, NATO’yu savununca onun bir alt kuruluşu olan “Süper NATO”yu da savunacaktır tabiî. Onlar için zor olmaz böyle aşağılık işler. İşin enteresanı bu adam ve avanesi her ihanetine, her düzenbazlığına bir kılıf bulup hâlâ Tarih bilincinden yoksun, saf insanlarımızı kandırabilmektedir, onlara kendini ihanet ettiği davanın mağdur kahramanı olarak satabilmektedir…

“İşte bu adam ve avanesi ne yazık ki şu anda da Türkiye’de sol maske altında siyaset yapabilmektedir. İnsanın böyleleriyle karşılaşınca midesi bulanır, dili kilitlenir. Hiçbir söze kadir olamaz insan. Hani denir ya “sözün bittiği yer” diye; işte öyle bir yerdir bunların mevcudiyeti ve durumları.

“Ne diyeceksin? Yine NEYLERSİN deyip geçelim…” (Heba Edilen Devrim Yüklü Yıllar, Nurullah Ankut, Derleniş Yayınları, s. 36-39)

Evet, yoldaşlar. Aslında mesele bu kadar açık, kesin ve net. Gayrı söylenecek hiçbir söz yok aslında.

Fakat karşınızdaki İP olunca işte insan yeniden aynı meselelere girmek zorunda kalıyor. Çünkü karşınızdaki o kalıptan çıkıp başka bir kalıba girer ve kendini Gladyo karşıtıymış gibi satmaya kalkar.

Burada şöyle bir sahtekârlığa başvurma olasılıkları vardır: Gladyo ayrı şey, Kontrgerilla ayrı şey, Özel Harp Dairesi ayrı şey, demeye kalkabilir bunlar.

Biz 12 Eylül öncesinde de Aydınlık Gazetesi’nde Kontrgerilla karşıtı yayınlar yaptık, diyebilirler. Evet, birkaç böyle başlık atıp boş laf ettiler. Fakat onların “Kontrgerilla” dedikleri şey adı var kendisi yok yani ismi var cismi yok, ne idüğü belirsiz, anlaşılmaz, sadece kafa karıştırmaya ve kendi ihanetlerini, NATO’culuklarını, Gladyo’culuklarını gizlemeye yönelik demagojik bir tutum almaktan ibaretti.

Onların böyle bir yola sapabilmelerini önlemek, ya da saparlarsa onun bir kandırmaca, bir düzenbazlık olduğunu göstermek için şimdi bir kanıt daha sunalım.

Can Dündar’ın belgeselinden Özel Harp Dairesi-Kontrgerilla-Gladio-Süper NATO

Can Dündar NTV’deki Canlı Gaste programında Seferberlik Tetkik Kurulunun kuruluş öyküsünü gündeme getirdi. Can Dündar, bu birimin tarihi geçmişine değinirken 1992 yılında bu birimle ilgili hazırladığı belgeseli de yeniden yayımladı. Şimdi bazı internet sitelerinde de videosu var olan o programı yazılı metin haline getirerek aktaralım:

“Can Dündar: Şimdi “Canlı Gaste” içinde kısa bir belgesel yayınlayacağız. Tuhaf ama bugün tartışmakta olduğumuz konular bundan 17 yıl önce de Türkiye’nin gündemindeydi. 1992 yılında Avrupa, devlet içinde gladio denilen bir gizli örgütlenmeyi ortaya çıkarmaya başlamıştı. NATO bünyesinde kurulan bu örgütlenmenin Türkiye’de de bir kolu olduğu o kolun adının da Kontrgerilla olduğu söyleniyordu o günlerde. Bu söylentiler üzerine o dönem çalıştığım 32. Gün programında konuyu gündeme almıştık ve Kontrgerilla üzerine kapsamlı bir dosya hazırlamıştık. Bu dosya içinde halen tartışmalara konu olan Özel Harp Dairesinde de çekimler yapmıştık. Bugün bütün Türkiye’nin gözlerinin çevrildiği o binanın önünde anons yapmamın üzerinden 17 yıl geçti. Avrupa’nın bütün ülkelerinde bu örgütlenme o süre içinde açığa çıkarıldı. Ancak Türkiye’de soruları cevaplamadan konunun kapanacağını sandı. Öyle olmadı. İşte yıllar sonra aynı sorular yine aynı binanın içinde cevaplarını arıyor. Korkarım cevaplanmadıkça da sorulmaya devam edecekler. Şimdi 17 yıl öncesine gidiyoruz o dönem yayınlandıktan sonra soruşturma konusu olan, zamanla doğrulanan Kontrgerilla dosyasını izliyoruz:

“Burası başkentin tam bakanlıklar yakınlarında kimsenin fark etmediği bir eğitim üssü. Eğitilenler özel olarak seçilmiş subay ve astsubaylar. Komutanlarının tabiriyle Türk Ramboları, her türlü silahı kullanabilen, hem paraşütçü, hem dalgıç, hem komando olarak yetiştirilen bir seçme birlik. Türkiye’nin en seçme birliği. Adı: “Özel Kuvvetler Komutanlığı” ya da eski adıyla “Özel Harp Dairesi.” Son yıllarda pek çok olayda Özel Harp Dairesinin adı gündeme geldi. Pek çok olayda Özel Harp Dairesi suçlandı. Hatta burası için Gladio’nun Türkiye şubesi olduğu, Kontrgerillanın tâ kendisi olduğu söylendi. Oysa buradakilere sorarsanız burası sıradan bir askeri birlik ama son derece önemli görevleri olan bir askeri birlik.

“Komutanlık askeri ve sivil olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Askeri bölümde subay ve astsubaylar bulunuyor. 3 buçuk yıllık bir eğitimden geçirilen bu özel timler 10 saniye içinde bir evi basıp 5 maketi alnından vurabilecek kadar iyi yetiştiriliyorlar. Ama asıl görevleri savaş halinde önceden saptanmış sivilleri örgütleyip silahlandırmak ve düşmanı içerden vurmak.

“Sivil bölüme gelince: Burada askeri deyimle; “vatansever gönüllüler” görev yapıyor. “Nüve” adı verilen bu siviller halk arasından milliyetçiliğine güvenilen kişilerden gizlice seçiliyor ve düzenli olarak eğitiliyorlar, birbirlerini tanımıyorlar ama bir savaş anında hepsi ne yapacağını biliyor. Özel Tim yardımıyla önceden toprağa gömülen silahları alıp direnişe geçmek. Genelkurmay Başkanlığına bağlı olarak çalışan bu seçme birlik halen Güneydoğu’da PKK’ya karşı kullanılıyor. Bugüne dek hangi olaylarda nasıl kullanıldığıysa tam olarak bilinmiyor. Bilinen tek şey son 20 yılda bu birliğin üstüne bir Kontrgerilla gölgesinin düştüğü. Kuşkular özellikle sır gibi saklanan sivil vatanseverlerden kaynaklanıyor. Özel Kuvvetler Komutanı Tümgeneral Kemal Yılmaz birliğin bazı karanlık olaylarda kullanıldığı iddiasını kesinlikle yalanlıyor.

“Kemal Yılmaz: Hiçbir personelimizi yasal olmayan görevleri icra etme yönünde motive etmedik, etmiyoruz bundan sonra da etmeyiz. Özel Kuvvetler Komutanlığının Türkiye Cumhuriyeti Devleti halkına karşı hiçbir hareketi olmamıştır.

“Can Dündar: Bu sözlere rağmen kamuoyunda kuşkular dağılmış değil. Çünkü görünen şimdilik sadece aysbergin ucu. Aysbergin su altında kalan bölümünün nasıl dehşet verici olduğu ise Avrupa’da tüm çıplaklığıyla ortaya çıktı.

“Kontrgerilla adlı yarı resmi gizli örgüt önceki yıl NATO ülkelerinde birbiri ardına, peşi sıra ortaya çıkarıldı. Örgüt üyeleri tüm Avrupa’da aynı eğitimden geçiriliyor, aynı yöntemleri kullanıyorlardı. Türkiye’ye de kolları uzanan bu örgütün Avrupa’daki adı Gladio’ydu. Gladio, NATO içindeki gizli bir özel harp birimiydi. 2’nci Dünya Savaşı’ndan sonra Amerikalılar CIA desteğiyle NATO ülkelerinde son derece gizli özel birimler kurmuşlardı. Amaç, soğuk savaşta muhtemel bir Sovyet işgaline karşı hazırlanmaktı. Artık büyük meydan savaşları bitmiş iç savaşlar ve gerilla mücadeleleri başlamıştı. Ona uygun bir karşı örgütlenme gerekiyordu. Gerillaya karşı Kontrgerilla kuruldu. NATO bünyesinde oluşturulan birimler halktan sivilleri örgütleyecekler ve bu siviller de işgal halinde düşmanı içeriden vuracaklardı. Örgütte kesin bir gizlilik esastı. O kadar ki başbakanlar bile böyle bir kuruluştan haberdar edilmediler. İtalyanlar 1990 kışında örgütü açığa çıkarınca Avrupa’yı ayağa kaldırdılar. Örgütün Belçika’daki NATO karargâhından yönetildiğini saptayıp önce Belçikalıları uyardılar. Belçika’daki Gladio Araştırma Komisyonu Başkanı Rojelmon Brüksel’de Ahmet Sever’e daha sonra neler olduğunu şöyle anlattı.

“Rojelmon: Örgütün varlığını İtalyan savunma bakanından öğrendik. Başbakanımızın bile kendi ülkemizde böyle bir örgüt olduğundan haberi yoktu. Hemen mecliste bir araştırma komisyonu oluşturduk. Tamamen olmasa da örgütün içyüzünü gözler önüne serdik.

“Can Dündar: Belgeler ortaya döküldükçe hayretler bir kat daha arttı. Kontrgerilla komünizme karşı kurulduğu için en çok solun güçlü olduğu Akdeniz ülkelerinde örgütlenmişti. Üstelik sola karşı mücadele eden neo-faşist örgütlerle işbirliği yapmıştı. 40 yıl boyunca iç savaş taktikleriyle pek çok operasyon düzenlenmiş ve en küçük bir ipucu bile bırakılmamıştı. Kimi zaman sabotajlar düzenlenip solcuların üzerine atılmış, kimi zaman da sırf halkın devlete bağlılığını arttırmak amacıyla kargaşa ortamları yaratılmıştı. Belgeler incelendiğinde Türkiye’de herkesin beynini kemiren soru da cevabını buldu. Evet, örgütün Türkiye’de de bir kolu vardı ve adı da Kontrgerilla idi.

“Rojelmon: Türkiye’yi özellikle incelemedim. Ancak NATO tarafından yönetilen gizli bir servisin varlığını keşfettim. Belçikalı generaller bu servisin varlığını hükümetten, parlamentodan saklamışlardı. Türk meslektaşlarının da aynı şeyi yaptığına bahse girerim.

“Can Dündar: Türkiye Kontrgerilla sözcüğünü ilk kez 12 Mart sonrasında duydu. 1972-1973 yıllarında İstanbul Ziverbey Köşkü’nde yapılan işkenceli sorgulamalarda görevliler kendilerinin Kontrgerillaya bağlı olduklarını söylüyorlardı. O günlerde gözleri bağlı olarak sorgulanan bazı sanıklar daha sonra mahkemede bu Kontrgerilladan söz ettiler. Bu ismi ilk telaffuz eden de “Bomba Davası” sanığı Kurmay Yarbay Talat Turhan oldu.

“Talat Turhan: 1973 yılında idam talebiyle “Bomba Davası” denilen bir davada yargılanırken 12 Haziran 1973 günü bir dilekçe verdim. Dilekçenin muhatabı başbakanlıktı. Yani Naim Talu’ydu. Bilgi için de Genelkurmaya ve Kara Kuvvetleri Kumandanlığına gönderdim. Dedim ki; bir yeraltı örgütü sağ bir cunta halinde devlet mukadderatına el koymuştur, kendilerine Kontrgerilla deniyor haklarında bir meclis araştırması yapın dedim.

“Can Dündar: Talat Turan daha sonra CIA’nın Türkiye’de Kontrgerilla adı altında cinayetler düzenlediği iddiasıyla parlamentoyu göreve çağırdı ama kulak asan olmadı. Oysa o günlerde havada gerçekten provokasyon kokusu vardı. 12 Mart’tan üç ay önce kimliği belirlenemeyen 6 sabotajcı Kültür Sarayı’nı yakmış ve darbenin zeminini hazırlamıştı. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamından iki ay önce birkaç gizli el Marmara Yolcu Gemisi’ni yakmıştı. İdamlardan hemen bir ay sonra da Eminönü Araba Vapuru sadece Deniz Kuvvetlerinde kullanılan bir bombayla batırılmıştı. Ülke hiç alışmadığı türden olaylarla karşı karşıyaydı. CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit daha o günlerde Kontrgerillayı etkisiz hale getirmekten söz ediyordu. Bu vaatle iktidara geldi. Ancak henüz Kontrgerillanın ne olduğunu bile bilmiyordu. Şüphelendiği şey çok kısa zamanda hiç beklemediği bir şekilde karşısına çıktı.

“Bülent Ecevit: Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan kısa bir süre önce Genelkurmay başkanından, rahmetli Semih Sancar’dan bana bir istek ulaştı. Örtülü ödenekten para isteniyordu. Örtülü ödenekte o sırada çok az para vardı ve ben mecbur olmadığım halde bunların harcama biçimini belgelere bağlatırdım. Onun için sorma gereğini duydum. Çünkü büyükçe bir meblağ isteniyordu. Niçin isteniyor diye sordum. Özel Harp Dairesi için dediler. Oysa ben o zamana kadar Başbakanlığım sırasında olsun, Çalışma Bakanlığım sırasında olsun böyle bir kuruluştan haberdar olmamıştım. Bütçeye baktırdım bütçede Özel Harp Dairesi diye bir kuruluşun adı geçmiyor. Onun için bu kuruluş hakkında bilgi istedim. Bana ve rahmetli Milli Savunma Bakanı Hasan Esat Işık’a Başbakanlık konutunda bir öz sunuş, brifing düzenlendi ve orada anlatılanlardan ikimiz de, Sayın rahmetli Işık da ben de, dehşete kapıldık.

“Can Dündar: Askerler bu brifingde Ecevit’e özel timlerden, vatansever gönüllülerden ve ülkenin her yanında toprağa gömülü silahlardan söz ettiler. Ecevit bunları dinledikçe irkildi.

“Bülent Ecevit: Şimdiye kadar parasını nereden sağlıyordu, diye sordum. Amerikalılar gizli bir ödenekten veriyorlardı, dendi. Tabiî o zaman büsbütün kuşkularım arttı. Peki, nerede bu kuruluş nerede çalışıyor, dedim. Amerikan Askeri Yardım Binasının bir kanadında çalışıyor, dendi. Faili bir türlü ortaya çıkmayan bazı esrarengiz olaylar oluyordu Türkiye’de. Tabiî kafamda bunlarla Özel Harp Dairesinin sivil uzantısı arasında bağlantı kuruldu.

“Can Dündar: İşte tam bu aşamada Kıbrıs Barış Harekâtı patladı. Özel Harp Dairesi yıllardır Kıbrıs’ta Türk Mukavemet Teşkilatı’nı örgütlüyordu. Ecevit olayın üstüne gidemeden iktidarı kaybetti.

“Bülent Ecevit: Cumhuriyet Halk Partisi iktidara geldikten sonra bir daha katiller hükümetçe korunmayacak.

“Can Dündar: Karaoğlan Türkiye’de yeniden umut olduğunda yıl 1977’ydi. Cephe Hükümetlerinin baskısı altında Ecevit ve Türk Solu hızla iktidara yürüyordu. İşte kanlı 1 Mayıs tam bu aşamada yaşandı. Taksim Meydanı’nda toplanan yarım milyon insanın üstüne kim oldukları bilinmeyen kişilerce kurşun sıkıldı. 34 kişi öldü 126 kişi yaralandı.

“Talat Turhan: O zamanki İntercontinental Oteli denilen şimdi The Marmara adlı otelin bir odasında karanlık güçlerin elemanları; artık orası siz ne derseniz deyin, kim derseniz deyin karanlık güçlerin elemanları film çekmişlerdir. Bu film genelde benim kanıma göre, ki bunu yazdım da, suçluları saptamak için yapılmamıştır. Bu filmi orada provokasyon görevi verilen kışkırtıcı ajanların bu görevi ne ölçüde yapıp yapmadıklarını saptamak için yapmışlardır. Çünkü ajanları orada saptadıktan sonra bir başka eylemde, daha büyük işlerde kullanılmak söz konusudur.

“Bülent Ecevit: Çok esrarengiz bir olaydı. Ben bu Özel Harp Dairesinin sivil uzantısının o olaylarda provokatör rolü oynamış olabileceğini düşündüm bir olasılık olarak. Tabiî önümde belge yoktu.

“Can Dündar: Aslında Ecevit’in elinde bazı belgeler vardı. Kontrgerillanın talimnamelerini bulmuştu. Bu belgelerde örgütün köylere kadar nasıl yayılacağı şemalarla anlatılıyordu. Kontrgerilla gereğinde terör yaratmaktan, kundakçılığa kadar pek çok eylemler düzenleyecek, ancak bunları yaparken yasal statüye sahip olmayacaktı. Bunun üzerine Ecevit kanlı 1 Mayıs’tan tam bir hafta sonra İzmir’deki bir mitingde ilk kez kamuoyuna bir ipucu verdi: “Devlet içinde ama devletin denetimi dışındaki” bir örgütten söz etti. Kontrgerilla artık dillerde idi. Ama Ecevit bu açıklamasının cevabını çok kısa bir süre sonra aldı. İzmir mitinginden tam 20 gün sonra izini sürdüğü örgütün hedefi oldu.

“Bülent Ecevit: Bir patlama sesi duyduk ve bize yardımcı olan arkadaşımız Mehmet İsvan’ın yaralandığını gördük. Doktorlar o zamana kadar Türkiye’de adı sanı duyulmamış bir füze buldular Mehmet İsvan’ın bacağında. Fakat bu da inkâr edilmek istendi. Bunu kullanacak silah Türkiye’de yoktur dendi. Sonra bulunduğu anlaşıldı ve gizlice havaalanında görevli polislerden birine verildiği. Yıllarca üstüne yürüdüğüm halde bu olay örtbas edildi.

“Can Dündar: Ecevit’in kıl payı kurtulduğu bu suikastta kullanılan silah İzmir Emniyetine aitti ve Amerikan menşeliydi. Tetiği çeken de bir polis memuruydu. Yargılandı ve tedbirsizlikten 3 ay hapis yattı. Ülke sayısız faili meçhul cinayet ve nice karanlık suikast ve kanlı bir iç savaşla hızla 12 Eylül’e doğru yürüyordu. Provokasyon olduğundan kuşkulanılan Çorum ve Maraş olaylarında yüzlerce insan öldü. Namlular Abdi İpekçi gibi masum ama onurlu hedeflere döndü. İpekçi’nin katili ülkücü Mehmet Ali Ağca tutuklu olduğu İstanbul’un en büyük askeri garnizonundan rahatça kaçırıldı. Aynı günlerde Aydınlık Gazetesi Kontrgerillanın MHP’yle işbirliği içinde çalıştığını gösteren bir dizi belge yayınlıyordu. Bu işbirliğinin bir başka tanığıysa başbakan Ecevit oldu.

“Bülent Ecevit: Benim için verilen bir yemekte bir generalin Özel Harp Dairesinde vaktiyle çalışmış olduğunu anladım. Onun üzerine bu konuyla ilgili, bilgili kim varsa bir şeyler öğrenmeye çalışıyordum. Kuşkularımı belirttim o dairenin sivil uzantısı hakkında kuşkularımı. Bana güvence verdi general; hayır, hiç merak etmeyin bu katiyen sakıncalı biçimde kullanılmaz, diye. Ben de dedim ki varsayalım burada falan partinin ilçe başkanı bu örgütün ömür boyu görevli vatanseverlerinden biri olamaz mı, dedim. General; evet öyledir ama çok iyi bir kimsedir, dedi.

“Can Dündar: Ecevit’in sözünü ettiği parti MHP idi. Ve Sarıkamış’ta partinin ilçe başkanı Özel Harp Dairesinin sivil görevlileri arasındaydı. Yıllar sonra Alparslan Türkeş kendisinin Özel Harp Dairesinde görev alıp almadığı sorusuna; “Yorum yapamam.”, diye yanıt verecekti. Ancak merakla beklenen yanıt Amerika’dan geldi. Eski CIA başkanı William Colby Türkiye’de de Gladio benzeri bir örgüt bulunduğunu açıkladı. Ve CIA Türkiye’nin komünistlerin eline düşmemesi için bazı antikomünist kuruluşları desteklemiş olabilir, dedi.

.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni bir konu gönderCevap gönder 1 sayfadan 1. sayfa   [ 1 ileti ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan SiyasiForum.net Siyasi Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. SiyasiForum.Net hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde dönüş yapacaktır. Forumumuz kesinlikle hiçbir şekilde parti, örgüt, kurum, kuruluş ve oluşumu desteklememektedir. Tüm Problemler ve Reklam İçin: İletişim Formu için tıklayınız.