Yazı boyutunu değiştir
Sistem saati: 16 Oca 2018, 16:44


Yeni bir konu gönderCevap gönder 3 sayfadan 1. sayfa   [ 45 ileti ]
Sayfaya git 1, 2, 3  Sonraki
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Kadir Mısıroğlu
İletiTarih: 23 Kas 2009, 23:05 

http://www.medya5.org
Kadir Mısıroğlu ( 1933)
--------------------------------------------------------------------------------
1933 yılında Trabzon’un Akçaabat ilçesinde doğdu.Trabzon Lisesi’ni,İ.Ü. Hukuk Fakültesi’ni bitirdi.Sebil Yayınevi’ni kurdu.12 Eylül 1980’den sonra bir süre yurtdışına çıktı, bilahare yurda döndü.
xxx

1933 yılı Ramazan-ı Şerifi’nin yirmiyedisinde yani “Kadir Gecesi” seher vakti Dünya’ya gelmişim. O saat mahallemizin Câmii Şerifinde âdet üzere “Seher Mukabelesi” okunuyormuş. Bu mukalebeyi takib etmekte olan babamın kulağına o anda müjdeyi fısıldamışlar ki, tam “Sûre-i Kadir” okunuyormuş. Bu sebeple ismimin “Kadir” olarak konulmasını gönlünden geçirmiş.
Doğduğum ev Akçaabat’ın Dürbinar (1) Mahallesi’nin “Dere Mahallesi” denilmekle mâruf semtinde iki katlı, ahşap kağgir karışığı bir evdi. Hâlâ ayakta olan bu ev ailenin köyden şehre indiğinde yerleşmiş olduğu ilk evdir. (2)
İsmimin Kadir olarak konulmasına babaannem itiraz etmiş ve Dedemin adını bana vermekte direnmiş, Dedemin adı aslında Kâzım‘mış. Fakat güzellik ve yakışıklılığından kinaye “Paşa, Paşa…” diye sevilirken Kâzım unutulup Paşa umûmileşmiş.
Bundan dolayı babaannemi de tatmin maksadıyla bana “Kadir Paşa” adını vermişler. Lâkin babam bu ismi nüfusa Paşa’sız olarak kaydettir miş. Esasen bir yıl sonra da çıkarılan bir kanunla paşa sözü diğer bir çok elkabla birlikte yasaklanmıştır. Buna rağmen, mahallede hep “Kadir Paşa” olarak anılagelmişimdir.Dedemin mezarı Dürbinar mahallesindeki aile kabristanı-mızdadır. 1975 yılında vefat eden babam 1991 sonlarında vefat eden vâlidem ve diğer akrabalarımız da orada yatmaktadır. (3)
Vâlidem Sâriye Hanım da ebâecdad Akçaabatlı olup kazanın en eski ve mâruf âilesi “Hacısâlihoğulları” ndandır. (4)
Vâlidemin anlattığına göre hiç ana sütü emmediğimden, çocukken gâyet cılızmışım. Hatta bu sebeble dört yaşına kadar yürüyememişim. Bir gün kapıya gelen dilenci kılıklı biri Vâlideme:
” - Bu çocuk neden hep oturuyor?”diye sormuş. vâlidem de cılızlıktan yürüyemediğimi izah edince adam:
” - Siz buna bir kurban kesiniz, kurbanın kanıyla kendisini belden aşağıya yıkayınız, kan vücûdunda üç gün kalsın. Üç gün sonra normal su ile yıkayıp kanları temizleyiniz. Allah (c.c.)’ın izniyle yürür!..” demiş.

Vâlidem kendisine bi, ikram için odaya girip çıktığında kapıdaki bu zatın kaybolduğunu görmüş. Bu işte bir fevkalâdelik olduğunu düşünerek o gün adamın dediğini yapmış ve böylece yürümüşüm.
Cılızlığım sebebiyle yedi yaşıma bastığımda mektebe gönderilmedim. Bu husustaki yalvarmalarım fayda vermedi. Bir yıl sonra yani, sekiz yaşında Akçaabat Merkez İlk Mektebi ‘ne başladım. İslâm aleyhtarlığının en şiddetli bir sûrette yürütüldüğü zamandı. Mektebe başlamadan önce Kur’an Hocası’na gitmiştim. Hocanın defaatle Jandarmalar tarafından basılması yüzünden, ancak bir hatim indirebildim.
İlk tahsilimi tamamıyla bu Merkez İlk Mektebi ‘nde bitirdim. O sene kazamızda bir ortamektep yapılmasına başlanmış fakat bitirilmemişti. Babamsa beni okutmak istemiyordu. Bu sebeble devre arkadaşlarımdan bazıları orta mektep tahsili için Trabzon’a gittikleri halde, babam beni bir terzi yanına çırak olarak verdi. Fakat benim böyle bir işle vakit geçirmeye hiç de niyetim yoktu. Bu bakımdan sık sık terzi dükkânından kaçıyordum. O sıralarda başta Hz. Ali cenkleriyle ilgili kitaplar olmak üzere, ne bulursam okuyordum. O derece ki, her an elimde kitap bulunduğundan söylenen söz kulağıma girmez, bana havale edilen işleri yanlış yapardım. Bir gün böyle bir halime kızan vâlidem biriktire-bilğidim bütün kitapları avluya dökerek yakmıştır. Bu kadar anormal okuma hevesimin sonunda şuurumun bozulacağından korkuyorlardı.
Ertesi yıl ortamektep ikmal edildi. Talebeler kaydolmaya başladılar. Babam beni okutmamak için hâlâ direniyordu.

” - Bir tek oğlum var, okuyup da memur olur giderse ocağım söner” diyordu. Lâkin sağın, solun zorlaması, hocalarımın baskısı neticesinde O’nun mukavemetini kırabildik. Böylece yirmibir numara ile Akçaabat Orta Mektebi‘ne en son kaydolan bir talebe olabildim.
O yıl (1947) Büyük Doğu ile tanıştım. İlk mektepten itibaren parlak bir talebeydim. Hocalarım beni el üstünde tutarlardı. Hariçten ne bulabildimse okumam sebebiyle dâima sınıf arkadaşlarımın üstünde bir seviyem vardı. Büyük Doğu, CHP, M. Kemal Paşa ve inkılâplara bakış açımın teşekkül etmesinde mühim bir merhale oldu. Esasen öteden beri evimizin dindar havasında bunlar menfur ilân edilmiş olduklarından bende, bu istikamette bir temâyülün ilk nüvesi mevcuttu.

Orta mektep ikinci sınıfda okurken (1948) sınıf arkadaşlarımla vâki bir münakaşa mektep dışından idareye aksettirilmiş ve bundan dolayı bir haftalık “Tard-ı muvakkat” yani geçici uzaklaştırma cezası almıştım. Sebap gâyet basitti : Bu münakaşanın mevzuu M. Kemal Paşa’nın şahsiyet ve hareket-leriydi. Bu hususta serdettiğim fikirler, idarece suç telakki edilmiş ve bir hafta mektepten uzaklaştırılmıştım. Eğer fevkâlâde zeki bir talebe olmasaymışım, beni büsbütün kovacaklarmış. Babam bu ceza işiyle hiç alâkadar olmadı. Belki de kovulmadığıma üzülmüştür. Lâkin bu sûretle başlayan yakın tarihimizle alâkalı bir bakış açısı, zamanla gelişecek, hayat ve mücâdelemin hâkim çizgisini teşkil edecekti.

Hafta sonları, Trabzon’a gidip gelmeye başladım. Trabzon lisesi’nde ve Trabzon Muallim Mektebi’nde bazı milliyetçi arkadaşlar edindim. Bunlar vasıtasıyla Sebilürreşad ve Serdengeçti mecmualarından haberdar oldum.
O sırada güdümlü demokrasi mücâdelesinin hızlanmasıyla dindar insanlar da milliyetçilik adı altında yavaş yavaş fikirlerini izhar etmeye başlamışlardı. Bu sebeple üç-beş sayı çıkıp batan birkaç sayfalık gazete ve dergiler görülüyordu. Bunların her birinden birşey kapmışımdır.
1950 yılında Trabzon Lisesi’ne başladığım zaman, şahsiyet ve fikirlerim ana hatlarıyla tebellür etmiş bulunuyordu. Kendime göre fikrî bir muhitim de vardı. Sık sık anma günleri yapar, Mehmed Akif, Kâzım Karabekir ve hatta Mareşal Fevzi Çakmak için bile mevlüd okutmaya kadar varan, alâkalar içinde davayı terennüm etmeye çalışıyordum ki; bunlardan bazıları mahallî gazetelere de aksetmiştir.
Bu sırada dört küçük milliyetçi teşekkülün birleşmesiyle vücud bulan “Türk Milliyetçiler Derneği” nin Akçaabat Şubesi’ni açtım ve 1953 yılında DP hükümetince basit bir bahane ile kapatılıncaya kadar başkanlığını deruhte ettim. En yakın arkadaşım bilâhere 27 Mayıs İhtilâli hengâmmda öldürülen Özdemir Kazancıoğlu idi. O’nunla gece gündüz beraberdik.

Trabzon Lisesi benim için islâmî mücâdele bakımından dört fırtınalı yıl olarak geçmiştir. O zamanlar liseler dört yıldı. Heyecan ve asabiyetim had safhada olduğundan, nasıl olup da o mektebi bitirebildiğime hâlâ şaşarım.
1953 yılında İstanbul’un Fethi’nin beş yüzüncü yıldönümü dolayısıyla yapılan kompozisyon yarışmasını kazanarak bir güzel dolmakalem mükâfat olarak aldım.

Bütün lise hayatım boyunca iki dindar hocayla karşılaşabilmişim. Bunlar coğrafya muallimi merhum İsmail Hakkı Berkmen ile halen hayatta olan Ahmet Saka Bey’lerdi. İdâre ve müdürümüz dindarlık ve milliyetçiliğe haşin bir sûrette karşıydı. Bundan dolayı pek çok kereler disiplin kuruluna girip çıkmak mecburiyetinde kalmışımdır. Bu arada binbir güçlükle temin edebildiğimiz namaz odasına asılmış olan bir takvimin kartonundaki M. Kemal Paşa resmini yırtma sebebiyle üç gün “Tard-ı muvakkat” cezasına çarptırılışım zikre değer. Bilahere büyütülen bu hâdise yüzünden, mezûniyet ve olgunluk imtihanları arasında tamamen mektepten uzaklaştırılma cezasına çaptırıldım. Ayrıca, güya beni himaye etmiş olmak töhmetiyle o zamanın başmuavini İsmail Hakkı Berkmen ve edebiyat muallimi Kaya Bilgegil (sonradan Profesör) de altı ay vekâlet emrinde kalmak sûretiyle iz’ac olunmuşlardır. Ben de müteakip imtihanlar için Giresun’a gittim. O zaman olgunluk imtihanı dört dersten yapılırdı. Sualler Bakanlıktan ge¬ lirdi. Yolda imtihanların birini kaçırmıştım. Diğerlerini Giresun’da vermiştim. Kaçırdığım imtihan için 1954 Ekimi’nde Erzurum’a gittim. Bu dersin imtihanını da Erzurum Lisesi’nde vererek nihâyet lise mezunu olabildim.

Lâkin lise devremdeki mücadeleler tâfsilatıyla okunmaya değer mâhiyet-tedir. Davamızın o günkü şartlarının anlaşılması bakımından hâiz-i ehemmiyet olan bu devreyi, çeşitli yönleriyle anlatan “Geçmiş Günü Elerken I-II” serlev-halı esere bakılabilir.
Artık yüksek tahsil için İstanbul’a gitmem gerekiyordu. Babamın bu husustaki muhalefetini bertaraf etmek kolay olmadı. O sırada mahallemizde bir kız delirmişti. Okuma arzusuna set çekildiği için delirdiği şâiası babamı biraz yumuşatır gibi oldu. Lâkin para vermeyerek Akçaabat’tan ayrılmamı önlemeye çalışıyordu. Zavallı anacağım aynı zamanda terzilik eder, şuna buna dikiş dikerdi. Yediyüz lira para biriktirmiş imiş. Bunu bana verince, son müşkül de hallolmuş oldu.

Üç günlük bir vapur yolculuğundan sonra 6 Ekim 1954′te İstanbul’a ayak bastım. Her taraf bayraklarla donatılmıştı. İstanbul’un düşman işgalinden kurtuluş yıldönümü imiş. Boğazı hayranlıkla seyrederek Galata’da karaya ayak bastım. Bir müddet Edirnekapı’daki eniştemin yanında, bir müddet de Fatih Sarıgüzel’deki babamın teyzesi yanında kaldım. Hukuk Fakültesi’ne kaydımı yaptırarak bilahere Trabzon Liselerinden Yetişenler Cemiyeti‘nin Soğanağa semtindeki yurduna yerleştim.
Fakülte hayatım lisedekinin birkaç katı daha hareketli ve mücâdeleli geçti. Bunun bir kısım tafsilâtını da yine “Geçmiş Günü Elerken” adlı eserimde bulabilirsiniz. Ehemmiyetli olanı bir taraftan çalışarak, diğer taraftan da okumak sûretiyle fakülteyi yürütmüş olmam ve dava için uğraşmaktan bir an bile geri durmamamdı. Trabzon Liselerinden Yetişenler Cemiyeti‘nin yurdundaki ikâmetim bir yıl sonra o cemiyetin başkanlığını yapmamı ve bu başkanlıkta yurtçuluk mes’elesini öğrenmemi intaç eylemiştir. Üniversite talebeliğim esnasında yedi talebe yurdu açıp çalıştırmışımdır ki bunların en meşhurları “Vefa”, “Seyhan”, “Karadeniz” ve “Yıldız” Talebe Yurdlarıdır. Dava yönünden genç insanlarla meşgul olmak için en müsâid müessesenin yurd olduğunu ilk keşfeden benim, desem herhalde yanlış olmaz, o derecede ki mâhud dönme Ahmed Emin Yalman o tarihlerde vatan gazetesinde bu faaliyetimden dolayı aleyhime bir baş yazı yazmıştır.
1961 yılında Aynur (Aydınaslan) ile evlendim. Sırasıyla Abdullah Sünusi (1963) Fatıma Mehlika (1965) Mehmed Selman (1973) isimli üç çocuğumuz oldu.
Fakülte yıllarından itibaren neşriyat ve konferanslar vermeyi hızlandırarak hukukçuluktan çok tarihçiliğe meylettim. Yakın tarihimiz üzerindeki araştır-malar daha çok alâkamı celbediyordu. Vâsıl olduğum kanaatleri, izhar ve ifadenin kanûnî güçlüklerine rağmen yazıp söylemekten geri kalmadım. Daha önceleri çeşitli mecmua ve gazetelerde çoğu müstear adlarla yazılar yayın-lamıştım. Öz adımla matbuat âleminde ilk görünüşüm 1948 yılındadır. Bu çocuksu bir şiirdir ve Yeni Polathane Gazete’sinde yayınlanmıştır. Polathane, Akçaabat’ın eski adıdır. Fakülte yıllarımda merhum İlhan Darendelioğlu‘nun çıkarmakta olduğu Toprak Dergisine de Mehmed Meriçgiller nâm-ı müsteari ile birkaç yazı yazmıştım.
İlk eserim Lozan Zafer mi, Hezimet mi ? adlı araştırmanın birinci cildidir. İlk tabı 1964 yılında yapılmıştır. Aynı yıl “SEBİL YAYINEVİ”ni kurmuştum. Bu eser yayınevinin ilk kitabı oldu. 1970 yılındaki genişletilmiş ikinci tabı 5816 sayılı “Atatürk Aleyhinde İşlenen Suçlar Hakkında Kanun”na istinaden toplattırılmış, hakkımızda dava açılmış ve bu dava 1974 umûmî affı ile bir karara iktiran etmeksizin düşmüştür.

1970 yılı ocak ayında İstanbul Milli Türk Talebe Birliği‘nde “Harf İnkılâbı” ile alâkalı bir konferansım dava mevzuu yapılarak hakkımda Eski-şehir Örfî İdare Askerî Mahkemesi‘nce yedi sene hapis beş sene amme haklarından men ve yirmi ay sürgün cezası verilmiştir. Hem kanunî ikamet-gâhım ve hem de konferansın verildiği yer İstanbul olduğu halde, Eskişehir’in bir selâhiyet tecâvüzü ile bu davaya bakmasındaki garabet ve hukukun de-faatle nasıl çiğnenmiş olduğunu göstermek için ciltler dolusu yazmak gerekir. Şâhidlerin hapsedilmesinden tutunuz da, askerî şahısların kendi fiilleri ha-kkında şahid olarak dinlenmelerine ve hatta önce beraat olarak yazılmış olan kararın kumandan İrfanÖzaydınlı’nın baskısıyla yırtılıp yedi sene hapse tahvil edilmesine kadar nice nice kanunsuzlukların sergilendiği bu macerayı - inşallah - müstakil bir eser halinde kaleme alacağım.
Hükmedilen cezanın infazı Eskişehir Sivil Cezâevi‘nde başlayıp İstanbul Sağmalcılar Cezaevi, ve Bakırköy Akıl Hastahânesi Adlî Servis merhale-lerinde geçtikten sonra Cerrahpaşa Hastahânesi Psikiyatri Kliniği‘nden 1974 Yılı Mayısında çıkarılan umûmî afla nihayete ermiştir. Lâkin bu benim ilk hapse-dilişim değildir. Merhum Necip Fazıl Bey‘le yakınlığım dolayısıyla resmî bir sürü istintak geçirmiş ve nihayet 27 Mayıs 1960 İhtilâli’nden sonra hapsin hem de “Kızgın Askerler” kontrolündeki en şiddetli nev’ini tatmıştım. Aziz Nesin‘le Nâdir Nâdi arasındaki bir kalem münakaşasından başlayıp garip şekiller geçir-dikten sonra benim Bursa’da Çekirce Kaplıcaları‘ndan alınıp İstanbul’a getirilmem, İstanbul Harbiye Binasındaki hücrelerden birine hapsedilmem, bilâhere Balmumcu Askerî Kışlası‘ndan tahliye edilmemle ilgili tafsilât da müstakilen yazılmaya değer mâhiyettedir.
1964 yılında “Sebil Yayınevi“ni kurup kendimi tamamen neşriyata verdim. 1970 yılında Harf İnkılâbı ile ilgili mezkûr konferansım yüzünden, mâruz kaldığım hapsedilme macerasından sonra yine aynı işe devam ettim ve 1976 yılı başından itibaren haftalık olarak Sebil Dergisi‘ni çıkarmaya başladım. Bu dergideki yazılarımdan dolayı kısa bir müddet sonra hakkımda M. Kemal Paşa ile ilgili mâhud kanun ve 163. maddeye istinaden sayısız dava açılması üzerine yeniden hapse girmeyi bertaraf etmek ümidiyle 1977 umûmî seçimlerinde MSP’den Trabzon mebus namzedi oldum. Listede ikinci sıraya konulmam sebebiyle kazanamadım. Ertesi yıl aynı partiden İstanbul senato namzedi oldum. Yine ikinci sıraya konulmuş olduğum için kazanamadım.

1978 yılında MSP Merkez Umûmî Heyeti‘ne (Genel idare Kurulu) seçildim. Bu vazifedeyken 12 Eylül 1980 İhtilâli oldu ve 13 Ekim 1980 tarihinde bütün merkez Umûmî Heyeti hakkında tevkif kararı verildi. Bunun üzerine hakkımda daha evvel açılmış olan davaların, MSP davasıyla birleşmesinden doğacak psikolojik ağırlıktan kurtulmak isteyen bazı arkadaşlarımızın ısrarı sebebiyle yurtdışına çıktım, Almanya’da ikâmet hakkım olduğundan Frankfurt’a yerleştim.
Böylece vatan-ı azizimden ayrıldığım zaman, arkada otuzdan fazla ağır cezalık dava bırakmış durumdaydım. Bilâhere çoluk çocuğumu yanıma getirttim. Almanların benden gayrısına oturma müsâdesi vermemesi üzerine, hep birlikte İngiltere’ye geçtik.

Gurbete hazır değildim. Mâlî imkânlarım mahduddu. Bu sebeble gâyet sıkıntılı bir gurbet çilesi içinde boğuşurken 1983 yılı başlarında gazete, radyo ve televizyon anonslarıyla yurda dönmeye dâvet olundum. Dâvete icabet etmediğimden bilâhere Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı‘ndan tard edildim. Bu sebeble İngiltereden siyasî iltica hakkı istedim. Bunun için 7 Eylül 1983 tarih ve 18158 numaralı kararın yayınlandığı Resmî Gazete’yi göstermem kâfî geldi. Daha sonra ecdaddan kalma gayri menkullerim hazinece haraç - mezat sattırıldı. Bu yetmiyormuş gibi 1984 yılında da kitap depomuz yaktırılarak iktisaden çökertilmem için elden geleni yaptılar.
Çoluk çocuğumla Londra’da oturmaktayken geçimimi sağlayacak bir iş kuramadığımdan bir buçuk yıl sonra iş ve geçim mecburiyeti beni tekrar Almanya’ya dönmeye zorladı. Böylece “Gurbet İçinde Gurbet” denilebilecek bir çile çemberi içinde günlerimi geçirmek kaderimin garip bir cilvesi olmuştur.
1991 Yılında çıkarılan Terör Kanunu” ile TCK.ndan mâhud 163.madde çıkarılınca aziz vatana avdet edebildim.

Yayınlanmış olan eserlerimin tam bir listesi işbu yazının altında mevcudtur. Ancak fazla emek vermediğim bazı eserlerde Cüneyd Emiroğlu müsteâr adını kullandığımı hatırlatmak isterim.


ESERLERİ
Araştırmaları:Lozan Zafer mi Hezimet mi 1-2,Yunan Mezalimi, Macar İhtilali,Amerika’da Zenci müslümanlık Hareketi,Kurtuluş Savaşında Sarıklı Mücahitler, Moskof Mezalimi,,Musul Meselesi ve Irak Türkleri,Ali Şükrü Bey,Osmanoğulları’nın Dramı,Türkçe, İslam Yazısına Dair, Üstad Necip Fazıl’ı Anarken,Üç Hilafetçi Şahsiyet, Geçmiş Günü Elerken 1-2


En son iğneci tarafından, 24 Şub 2013, 21:29 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 değişiklik yapıldı.
Başlık küçük harflerle olmalıydı, düzeltildi.


Sayfa başı
  
 
 İleti başlığı: Re: KADİR MISIROĞLU
İletiTarih: 24 Kas 2009, 01:54 
Kıdemli Üye

Kayıt: 01 Eyl 2008, 22:52
İleti: 407
Konum: Stuttgart
Üstada saygilar..Gecen yil lozan zafermi hezimetmi adli kitabinda ilk defa duydugum Riza Nur´un hayatinida konu olarak ben acayim barii..


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: KADİR MISIROĞLU
İletiTarih: 24 Kas 2009, 02:50 
Kıdemli Üye

Kayıt: 24 Ekm 2009, 11:41
İleti: 330
Kadir Mısıroğlu tarihçiyim diye gezinen, yazılarında uçuk ve saçma iddialarda bulunan, bunların hiçbirini kanıta dayandırmayan, bilerek yanlış tercüme, alıntılar yapıp insanları kandırabileceğini zanneden, hilafetçi, Vahdettinci, saltanatçı birisidir. Doğal olarak onun salladıklarını araştırıp doğruluğunu teyit etmeyen özellikle dindar ve muhafazakar kesimden oluşan kitle, maalesef onun yalanlarına kanmaktadır. Tarihi gerçekleri saptırarak her türlü sahtekarlığı yapan bu zat, bir de müslümanım diyerek geçinmektedir. Yine ilginç bir nokta ise konu Atatürk düşmanlığı olduğunda kendisiyle tamamen zıt görüşlere sahip olan Rıza Nur'un(ateist,Türkçü-ırkçı,eşcinsel) çoğu ideolojik,yanlı ve yanlışlığı kanıtlanmış iddialarını sanki kutsal bir emirmiş gibi savunmasıdır.(tıpkı ekürileri Abdurrahman Dilipak, Vehbi Vakkasoğlu vb.)


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: KADİR MISIROĞLU
İletiTarih: 28 Kas 2009, 22:42 
Kıdemli Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 13 Haz 2009, 18:13
İleti: 1054
Adamın anlattığı herşey doğru ve kesinlikle gerçek o yüzden zaten türkiyeden sürülüp vatansız kalmıştır kim doğru söylüyorsa doğru işler yapıyorsa Türkiyede kötülenir iyi araştırın ve iyi düşünün sizde anlarsınız ama düşünmeniz lazım o kapasite var mı bilmem.

_________________
Hak geldi batıl çöktü. Şüphesiz batıl çökücüdür." (İsra, 17/81)
------------
Kim demiş avrupa insanı medeni?
Ne edep var ne haya çırılçıplak bedeni!
Eğer medeniyet açıp saçmaksa bedeni;
Desenize hayvanlar bizden daha medeni!
-Mehmet Akif Ersoy


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: KADİR MISIROĞLU
İletiTarih: 28 Kas 2009, 23:35 
Kıdemli Üye

Kayıt: 24 Ekm 2009, 11:41
İleti: 330
abdullah54 yazdı:
Adamın anlattığı herşey doğru ve kesinlikle gerçek o yüzden zaten türkiyeden sürülüp vatansız kalmıştır kim doğru söylüyorsa doğru işler yapıyorsa Türkiyede kötülenir iyi araştırın ve iyi düşünün sizde anlarsınız ama düşünmeniz lazım o kapasite var mı bilmem.


Adamın anlattığı tek bir doğru bile yoktur. Sürekli kanıtsız, belgesiz sallayarak milletin aklını çelmeye çalışan ümmetçinin tekidir.

İstiyorsan iddialarının hepsini yaz, onları tartışalım bakalım ne kadarı gerçekten doğruymuş.

Öyle araştırın bulun demekle olmuyor, zaten milleti de böyle kandırıyorlar. Nasılsa halkımız onun ve ekürisinin salladıklarının doğruluğunu araştırmakla uğraşmadığı için hemen inanıyor, özellikle muhafazakar kesimde bu çok fazla yaşanan bir durum.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: KADİR MISIROĞLU
İletiTarih: 20 Oca 2011, 19:38 
Yeni Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 20 Oca 2011, 03:41
İleti: 62
Yarasaların hatırı için, güneş doğmaktan vazgeçmez.

Saygılar Üstad, Allah uzun ömürler versin inşâAllah...

_________________
1342 , 28 Recep ...


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: KADİR MISIROĞLU
İletiTarih: 22 Oca 2011, 11:53 
Genel Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Mar 2010, 23:43
İleti: 4334
Kadir Mısıroğluna üstad diyenleri biraz incelerseniz hayatları boyunca toplam 5 tarih kitabı okumamış tarih kültürü ve bilinci olmayan insanlar olduğunu görürsünüz.

Koskoca cumhuriyet tarihini safsata ve dedikoduya indirgeyen bu gerizekalıya inananlar kusura bakmasın ama at kafalıdır.Koskoca bir dönemi Rıza Nur'un anılarına Türkçe ezana ve iskilipli Atıf hocaya temellendirenler hem tarih mantığından hemde cumhuriyetin manasından uzak insanlardır.

_________________
Devrimin amacını kavramış olanlar sürekli olarak onu koruma gücüne sahip olacaklardır.
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: KADİR MISIROĞLU
İletiTarih: 23 Oca 2011, 02:23 
Yeni Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 20 Oca 2011, 03:41
İleti: 62
tarih_kurdu yazdı:
Kadir Mısıroğluna üstad diyenleri biraz incelerseniz hayatları boyunca toplam 5 tarih kitabı okumamış tarih kültürü ve bilinci olmayan insanlar olduğunu görürsünüz.

Koskoca cumhuriyet tarihini safsata ve dedikoduya indirgeyen bu gerizekalıya inananlar kusura bakmasın ama at kafalıdır.Koskoca bir dönemi Rıza Nur'un anılarına Türkçe ezana ve iskilipli Atıf hocaya temellendirenler hem tarih mantığından hemde cumhuriyetin manasından uzak insanlardır.


Kaç kitap okuduğumuzu nerden biliyorsunuz sayın tarih_kurdu ?
Sizinle aynı fikirleri paylaşmayan insanlara hep böyle hakaret mi edersiniz ?
İlla Cemal Kutay, Turgut Özakman'ın kitaplarını mı okuyacağız ?
Veyahut Sinan Meydan ?
Ezber tarih kitaplarıyla yeterince kandırıldık, bırakın neye inanıp inanmayacağımıza biz karar verelim, siz değil ?
Siz gibi düşünmeyenlere de hakaret etmekten vazgeçersiniz belki.
Uslubunuz ve hitabeniz kültür ve bilincinizi yansıtıyor.
Hamdolsun sizin okuduğunuz kitapları okumuyoruz.
Yoksa bizde böyle hakaretvari konuşurduk, maâzAllah...
Cumhuriyetçi olduğumu, veyahut Kadir Mısıroğlu'na ûstad diyenlerin Cumhuriyetçi olduklarını idda ettmedim, etmeyeceğim de.
İmzam da yazıyor.

Saygılar, selamlar.

_________________
1342 , 28 Recep ...


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: KADİR MISIROĞLU
İletiTarih: 23 Oca 2011, 13:00 
Genel Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Mar 2010, 23:43
İleti: 4334
Evlâd-ı Osmanlı yazdı:
tarih_kurdu yazdı:
Kadir Mısıroğluna üstad diyenleri biraz incelerseniz hayatları boyunca toplam 5 tarih kitabı okumamış tarih kültürü ve bilinci olmayan insanlar olduğunu görürsünüz.

Koskoca cumhuriyet tarihini safsata ve dedikoduya indirgeyen bu gerizekalıya inananlar kusura bakmasın ama at kafalıdır.Koskoca bir dönemi Rıza Nur'un anılarına Türkçe ezana ve iskilipli Atıf hocaya temellendirenler hem tarih mantığından hemde cumhuriyetin manasından uzak insanlardır.


Kaç kitap okuduğumuzu nerden biliyorsunuz sayın tarih_kurdu ?
Sizinle aynı fikirleri paylaşmayan insanlara hep böyle hakaret mi edersiniz ?
İlla Cemal Kutay, Turgut Özakman'ın kitaplarını mı okuyacağız ?
Veyahut Sinan Meydan ?
Ezber tarih kitaplarıyla yeterince kandırıldık, bırakın neye inanıp inanmayacağımıza biz karar verelim, siz değil ?
Siz gibi düşünmeyenlere de hakaret etmekten vazgeçersiniz belki.
Uslubunuz ve hitabeniz kültür ve bilincinizi yansıtıyor.
Hamdolsun sizin okuduğunuz kitapları okumuyoruz.
Yoksa bizde böyle hakaretvari konuşurduk, maâzAllah...
Cumhuriyetçi olduğumu, veyahut Kadir Mısıroğlu'na ûstad diyenlerin Cumhuriyetçi olduklarını idda ettmedim, etmeyeceğim de.
İmzam da yazıyor.

Saygılar, selamlar.



Bu nasıl bir savunma içgüdüsü böyle biraz yavaş gel :) ben senin neye inanacağına karar verdim mi yorumuma iyi bak.Ben ne dedim?Tarihin tartışma şeklinden bahsettim.Sizin ne kadar tarih kitabı okuduğunuzu nerden mi biliyorum?O kadar az kitap okuyorsunuz ki Atatürk'ün milli mücadele döneminde vahdettini ve hilafeti öven açıklamalarını bu adamlardan duyunca vay canına bak sen şu kamal'a bizi nasıl kandırmışlar nasıl takiyye yapmış diyorsunuz ama kimse kimseyi kandırmıyor.

O kadar az kitap okuyorsunuz ki üstadınız bastonunu yere vura vura kemal paşa İzmir iktisat kongresinde padişahlara küfretmiştir diye anlatıyor.Siz o kongrenin tam metnini bile bilmeden vay be şuna bak nasıl hakaret etmiş diyorsunuz

O kadar az kitap okuyorsunuz ki Rıza Nur gibi bir akıl hastasının anılarını nerdeyse cumhuriyet tarihinin temeline oturtup dedikodu temelli tarih konuşuyorsunuz.Bıdı bıdı bıdı muhabbetlerle tarih konuşulmaz

Arkadaş beyniniz o kadar dar ki İzmir iktisat kongresini padişaha hakaret 1 kasım 1937deki meclis konuşmasını dinsizlik devrimler gavurluk ekonomi ise içki fabrikasından ibaret şeyh sait said gibi adamlar nur yüzlü adamlar falan filan

Üstadının anlattıklarından elle tutulur tek bilgi yok.adam nerdeyse 40 senedir Atatürk'e ve rejime hakaretten ekmek yiyor bir de utanmadan ben şeriatçıyım diyor.Hangi şeriattan bahsediyorsunuz?

Yurtdışında yaşarken rabıta destekli radikal islam cemaatlerine rıza nur hatıratı ve sanem adam kitaplarını satan ve bundan para kazanan şeriatçılık mı?

Yoksa Abd Irakta müslümanları katlederken sesini çıkarmayan ak partinin genel merkezinde konferans veren referandumda aynı safta duran şeriatçılık mı?

Küfür temelli ekmek yiyeceksin sonra da kalkıp ben şeriatçıyım cumhuriyete karşıyım diyeceksin buna bebekler bile inanmaz.

Madem çok biliyorsun hatta o kadar biliyorsun ki benim ne okuduğumu nerden biliyorsun dediğin cümleden sonraki cümlede benim okuduğum yazarları tahmin etmeye çalışarak aaa illa bunları mı okuyalım diyorsun önyargının kralını yapıyorsun sonra da bırak istediğime inanayım bırak diyorsun

Arkadaş istediğine inan buna lafım yok ama üstadının dediklerine güvenin tam ise ve kendine güveniyorsan onun hadis-i şerif gibi inandığınız sözlerini buraya yaz bakalım kim doğru kim yanlış ya da kim kandırılmış kim kandırılıyorsun kardeşim uyan artık propagandasıyla yola çıkıp kendisi kandırmış görelim

_________________
Devrimin amacını kavramış olanlar sürekli olarak onu koruma gücüne sahip olacaklardır.
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: KADİR MISIROĞLU
İletiTarih: 23 Oca 2011, 15:26 
Yeni Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 20 Oca 2011, 03:41
İleti: 62
Sayın tarih_kurdu ;

Yazdıkça yazmışsınız, ama tüm cümleleriniz ilk yazdığınız mesaja gidiyor.Rıza Nur da, Rıza Nur :)
Benim cumhuriyet ile derdim yok.
Derdim, Bursa da " Osmanlıyı yıktık, Cumhuriyeti kurduk " anıtı dikenlerle.
Başpehlivan sıfatı alıp, mindere çıkmaya korkanlarla.
O kadar kurulusunuz ki Ûstad'a, dediklerimin veya anlattıklarımın hiçbir paidesi olmayacak bunu biliyorum.
Nefretsel, kin kusan cümlelerden anlamak mümkün.
Farkındaysanız ben hala sizin hiçbir cümlenize nefretsel saldırmazken,
siz nefret kusuyorsunuz.
Kadir Mısıroğlu harici de kitaplar okuyorum.
Merak etmeyin..
Dediğiniz İzmir İktisat Kongresini de, en müteakip şekliyle okudum.
Merak etmeyin...
Kazım Karabekir Paşamın anılarını da okudum.
Merak etmeyin...

Bu sebeptendir ki İmam-ı Gazali'nin şu sözüyle noktalayacağım.

" Cahillerle tartışmaya girmeyin.Ben hiç kazanamadım. "

_________________
1342 , 28 Recep ...


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: KADİR MISIROĞLU
İletiTarih: 25 Oca 2011, 00:28 
Genel Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Mar 2010, 23:43
İleti: 4334
Evlâd-ı Osmanlı yazdı:
Sayın tarih_kurdu ;

Yazdıkça yazmışsınız, ama tüm cümleleriniz ilk yazdığınız mesaja gidiyor.Rıza Nur da, Rıza Nur :)
Benim cumhuriyet ile derdim yok.
Derdim, Bursa da " Osmanlıyı yıktık, Cumhuriyeti kurduk " anıtı dikenlerle.
Başpehlivan sıfatı alıp, mindere çıkmaya korkanlarla.
O kadar kurulusunuz ki Ûstad'a, dediklerimin veya anlattıklarımın hiçbir paidesi olmayacak bunu biliyorum.
Nefretsel, kin kusan cümlelerden anlamak mümkün.
Farkındaysanız ben hala sizin hiçbir cümlenize nefretsel saldırmazken,
siz nefret kusuyorsunuz.
Kadir Mısıroğlu harici de kitaplar okuyorum.
Merak etmeyin..
Dediğiniz İzmir İktisat Kongresini de, en müteakip şekliyle okudum.
Merak etmeyin...
Kazım Karabekir Paşamın anılarını da okudum.
Merak etmeyin...

Bu sebeptendir ki İmam-ı Gazali'nin şu sözüyle noktalayacağım.

" Cahillerle tartışmaya girmeyin.Ben hiç kazanamadım. "



Arkadaşım senin neyi okuduğunu merak etmiyorum lafı karambole getirme.Farkında mısın 2 yorum yaptın 2sinde de aaaaaaa neden kin kusuyorsun aaaa ben sana bişey dedim mi güzel kardeşim neden bana saldırıyorsun modundasın.Cici çocuk modundan çıkalım da biraz bilgi dolu konuşup tartışalım olur mu?Öyle imam gazaliden şunu yazarım bunu yazarım diyip aklınca laf etmekle olmuyor.Amaç üzüm yemek değil bağcıyı dövmekse merak etme bende böyle söz çoooooooooook ama ben yeni ergenin tartışma modu gibi tartışmak istemiyorum.yani amacım karşımdakine laf sokmaya çalışmak değil.Yorumlarımda kin kusmadım sana üstadının yaptıklarını soru sorarak anlattım bunu da nefret diye algılıyorsan bilemem.senden rica ediyorum bu nefret kustun bilmem ne kustun yok sen farkında mısın ben uslu uslu oturuyordum neden saldırıyorsun muhabbetini uzatmayalım da şöyleeeeeeee güzelceeeeeeeeeee tartışalım Sana açık ve net diyorum.hani yıllardır kandırıldık diyorsun ya üstadına güveniyorsan yaz bakalım kim kandırılmış görelim bakalım sen mi kandırıldın yoksa ben mi? bak bu saldırı değil bilgimizi ortaya koyalım diyorum yanlış anlama:)

_________________
Devrimin amacını kavramış olanlar sürekli olarak onu koruma gücüne sahip olacaklardır.
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: KADİR MISIROĞLU
İletiTarih: 30 Nis 2011, 18:45 
Kıdemli Üye

Kayıt: 01 Eyl 2008, 22:52
İleti: 407
Konum: Stuttgart
tarih_kurdu yazdı:
Kadir Mısıroğluna üstad diyenleri biraz incelerseniz hayatları boyunca toplam 5 tarih kitabı okumamış tarih kültürü ve bilinci olmayan insanlar olduğunu görürsünüz.

:lol: :lol: :lol:

tarih_kurdu yazdı:

kusura bakmasın ama at kafalıdır


Bu nasil bir uslup, bu nasil bir benzetme..Kusur vardir, elbet bakacagiz..
Bu hakaret vari yorumun, forumun saygin yönetimi tarafin atlanmis olmasi büyük bir talihsizliktir. Ben bu forumun üc sene önceki halinide biliyorum..hakaretler, küfürler havada ucusuyordu. Daha sonra yeni yöneticilerle birlikte bu insanlar temizlendi. Ama kuyruklarini birakmislar arkalarinda..

Bende simdi sana maymun derdim ama sevinirsin diye onuda söylemiyorum..Temsil ettigin zihniyetin üst düzey bir üyesi tarafindan bir tv kanalinda itiraf edilmisti gerci...

yok yok...söylemeyecegim..diger arkadaslara ayip olmasin...Biz Darwin teorisine inanmayiz. Cünki Hz. ALLAH´i inkar etmek anlamina gelirki...dinden cikariz mazALLAH..

tarih_kurdu yazdı:
Koskoca bir dönemi Rıza Nur'un anılarına temellendirenler hem tarih mantığından hemde cumhuriyetin manasından uzak insanlardır.


Bu ne perhizzzz...
Bu ne lahana tursusu..
Bu insanin 10 parmaginda 10 marifet var...Bu marifetlerden biride tarihci kimligidir..Bircok eserlerinin yaninda 14 ciltlik Türk tarihi kitabi vardir..Sinopta millet faydalansin diye bir kütüphane birakmistir..hayatinin amaci olarak kazandigi paralarla yaptirmistir bunu..

Senin cagdas bir Türk genci olarak sifatin nedir..?
Bu insanlarin yaptigi hangi hizmeti yaptin memleketine..?
Ülkenin menfaatlerine ters hangi kararin önüne siper ettin kendini..?
Ömrünün kac yilini hapislerde, sürgünlerde..memleket hasretiyle tükettin...?
Önce üreteceksin..hizmet edeceksin, fedakarlik edeceksin,,ki...söyleyecek sözün olsun...
yoksa camur atmak..uzaktan maval okumak cok kolay...o da senin isin...anirmaya devam et...

Riza Nur´un Türk Tarihi kitabindan kisa bir alinti.....

DR. RIZA NUR'UN "Türk TARİHİ"NDEN SEÇMELER
Dr. Rıza Nur, ATATÜRK'ün yakınlarından olup, Lozan görüşmelerine katılmış ve bakanlık yapmış değerli bir zattır. Ancak sonradan ATATÜRK ile ihtilafa düşmüş, Mısır'a gitmiş, kendini tarihe ve dil araştırmalarına vermiştir.

14 ciltlik bir Türk TARİHi yazmış, bunun 12 cildi yayınlanmıştır. ATATÜRK'Ü kötüleyen bir de "Hatırat"ı vardır. Bu yüzden de ne "Tarih"i ile ne de diğer eserleri ile fazla ilgilenilmemiştir.

Her insanın iyi yönlerinden yararlanmak, kötü yönlerinden de ders almak İSLAM prensibidir. Bu bakımdan biz Rıza Nur'un Türk tarihine büyük değer veririz. (31) O çapta bir çalışmayı ancak son zamanlarda Doğan Avcıoğlu denemiş, fakat tamamlıyamadan vefat etmişti.

Rıza Nur eserine şu sözlerle başlar:

- "Dünyada en büyük iftiharım, Türk yaratıldığımdır!.. Bu kadar tarih okudum, Türk kadar kahraman, mert, iyi yürekli, zeki ve akl-ı selim sahibi insan, Türk kadar büyük ve yüksek bir tarihe malik millet görmedim... Bu kadar millet tanıdım, Türk kadar bugünkü medeniyet aleminde en yüksek mevkiye çıkmak için lazım olan kaabiliyetleri kendinde toplamış olanını görmedim!..

- "TÜRKLÜK bende sönmez, tükenmez bir aşktır. Sadece odur ki, beni yaşatır." (Cilt 1, sf. 3)

http://www.angelfire.com/tn3/tahir/trk88.html


Biraz asiriya kactim farkindayim....Diger bütün arkadaslari tenzih ederek yazdigim bu yorumdan dolayi yönetimin hosgörüsünü bekliyorum..Bu arkadasa gösterildigi gibi...

Engin: İletinizdeki bazı aşırı ifadeler yüzünden makaslama yapılmıştır.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: KADİR MISIROĞLU
İletiTarih: 30 Nis 2011, 19:06 
Kıdemli Üye

Kayıt: 01 Eyl 2008, 22:52
İleti: 407
Konum: Stuttgart
Bu millet kendisi icin bir kursun atanida, yiyeni de unutmaz.
Kriter Atatürk sevgisi deyil, memleket sevgisi olmali. Ortak sevdamiz Türkiye Cumhuriyeti´dir. Bu yüzden insanlari degerlendirirken göz önününde bulundurulmasi gereken yegane kriter budur. Olaylara objektif olarak deyilde, isimize geldigi gibi yaklasirsak kutuplasmalarin sonu gelmez.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: KADİR MISIROĞLU
İletiTarih: 30 Nis 2011, 22:48 
Onursal Üye

Kayıt: 06 Eyl 2008, 18:58
İleti: 2329
Alıntı:
Maliye Bakanı, Mustafa Abdülhâlik Bey, konuşmasına başlamadan önce, Rıza Nur Bey'den, zabıttaki sözlerinden bazılarının açıklanmasını istedi Rıza Nur Bey, Yanyalıların Türklüğünü şüpheli gösterecek şekilde sözler söylemişti.
Abdülhâlik Bey, Rıza Nur Bey'in düşüncesindeki yanlışlığı şöyle düzeltti: «Doktor Bey, altı yüz yıl önce, Arnavutluğun bir parçası olan Yanya'ya giden atalarımızın orada bıraktıkları torunlarını başka bir soydanmış gibi göstererek onları itham ediyor. Hem de kim? Maalesef öyle saygıdeğer bir arkadaşım ki, altı yıldan beri mutaassıp bir milliyetçi olmuştur.

Daha önce öyle değildi. Kendisi daha iyi bilirler. Ben, o Yanyalı dedikleri adam. Türklük için silâhla savaşırken kendileri tam tersine, Arnavutları «Türklüğe karşı» ayaklansınlar diye kışkırtmıştır.»

Gerçekten de Rıza Nur Bey'in siyasî hayatında birçok mücadelelere katıldığı biliniyordu. Bu durumu, milliyetçi olarak Millet Meclisi devrinde, ona hizmet ve çalışma alanları gösterilmesine engel sayılmamıştı.
Fakat, Türklerin Rumeli'den çıkarılması gibi, her Türk'ün kalbinde sonsuz ve unutulmaz bir acı yaratan büyük felâket olayında, aşın milliyetçi Rıza Nur Bey'in, Arnavut âsileriyle birlikte Türklere karşı çalıştığını bilmiyorduk. Bu durum anlaşılınca Büyük Millet Meclisi'ni hayret ve dehşet kapladı.


Rıza Nur bu iddaaların hiç birine cevap verememiştir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kadir Mısıroğlu.
İletiTarih: 02 May 2011, 08:44 
Kıdemli Üye

Kayıt: 11 Nis 2011, 12:28
İleti: 1469
Kadir Mısıroğlunun yalanlayanlar ola bilir, bence şu ondan kaynaklanıyor ki, o bir az konuşurken çok süratle şu konudan o birine geçiyor, şu da var ki, onun alattıklarının bir çoğu kendi devrinde yaşadıkları, Cumhuriyyet gazetesinin ve o zamanın Cumhuriyyetçilerinin ve Atatürk sevgisinden taviz vermeyenlerin eserlerinden konuşuyor.
Mesela onun lisan "devrimi" hakkında konuşduklarında hangi uydurma var anlamdım.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni bir konu gönderCevap gönder 3 sayfadan 1. sayfa   [ 45 ileti ]
Sayfaya git 1, 2, 3  Sonraki


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 4 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan SiyasiForum.net Siyasi Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. SiyasiForum.Net hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde dönüş yapacaktır. Forumumuz kesinlikle hiçbir şekilde parti, örgüt, kurum, kuruluş ve oluşumu desteklememektedir. Tüm Problemler ve Reklam İçin: İletişim Formu için tıklayınız.