Yazı boyutunu değiştir
Sistem saati: 17 Oca 2018, 03:47


Yeni bir konu gönderCevap gönder 2 sayfadan 1. sayfa   [ 16 ileti ]
Sayfaya git 1, 2  Sonraki
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Kurtuluş Savaşında İngiliz Desteği
İletiTarih: 30 Arl 2011, 17:56 
Kıdemli Üye

Kayıt: 11 Nis 2011, 12:28
İleti: 1469

Kurtuluş Savaşında İngiliz Desteği
Çocukların belli yaşlarda sordukları, “ben nasıl dünyaya geldim” sorusu ebeveynleri telaşlandırır ve yalan konuşmalarına neden olur.
“Seni leylekler getirdi yavrum”, cevabı epey zaman işe yarar. Gerçeği öğrenen her çocuk, fi tarihinde sorduğu soruya verilen, cevaba önce bozulur, sonra güler.
Anne – babanın leylek cevabı üzerinde, garip bir uzlaşma vardır. Her anne – baba, leylek cevabını bilir ve sırası geldiğinde verir.
Leylek hikayesini anlatmamın nedeni, yakın tarihimizle ilgili resmi bilgilerdir.
Leylek hikayesi sadece çocuklara anlatılırken, resmi tarih, anasınıflarından üniversitelere kadar herkese anlatılır.
Resmi tarih, küçük büyük ayırımı yapılmadan, masal formatında herkese ikram edilir.
Tarih sorgulanmaya başlandığında ise, bazılarının neşeleri kaçıyor. Aklı yeni yetmeye başlayan çocukların, anne – babalarına yakıştıramadıkları şey gibi, bazıları da, gerçekleri “tarih”e yakıştıramıyorlar.
Hoşa gitmese de gerçekleri yazmak gerekecek.
** **
Merhum Attila İlhan’ın, “Kurtuluş Savaşını İngilizlerin desteğiyle kazandık” iddiası, resmi tarihi masal formatında anlatanların, morallerini bozmuştu.
Atatürkçülüğünden şüphe edilmeyen Atila İlhan’ın, bu iddiası, resmi tarihi ve resmi ideolojiyi hayli zora sokuyordu. Çünkü, Kurtuluş Savaşına, Kurtuluş Savaşı denebilmesinin tek mantıklı dayanağı, Yunanistan’ın arkasında İngilizlerin var olduğuna inanılmasıydı.
Biz, Yunanı değil, İngilizleri yenmiş oluyorduk. Yoksa, Yunanistan’ı yenmeyi hiçbir Türk “kurtuluş” olarak görmezdi. Neticede, Yunanistan, bizim bir ilimizdi. Bir ili yenmek, övünülecek bir şey olamazdı.
Resmi Tarih, çözümü bulmuş ve Yunanistan’ı İngilizlerin desteklediklerini söylemişti.
Kurtuluş Savaşının, Kurtuluş Savaşı olmadığını söyleyip ceza almayacak sayılı adamlardan biri, Attila İlhan’dı.
Söyledi ve ceza almadı.
Atila İlhan, neden böyle söyledi?
Ahir ömründe, bu açıklamanın anlamı neydi?
Daha da önemlisi, İngiliz desteği iddiasının ciddi bir dayanağı var mıydı?
Evet, Atila İlhan’ın, “Kurtuluş Savaşını İngilizlerin desteğiyle kazandık” iddiasının dayanağı vardı ve dayanılan kaynak sağlamdı…
Bu kaynak, Nutuk’tur.
Çok garip değil mi?
Noktasına virgülüne dokunmadan, ilgili bölümü aktarıyorum:
… Bildiğiniz üzere, o tarihlerde Eskişehir’de İngiliz Birlikleri vardı. Fuat Paşa, toplayabildiği milli kuvvetlerle birlikte Eskişehir’e yakın Cemşit’e gitmişti. Eskişehir’i uzaktan çevirtti. Eskişehir’de bulunan İtilaf Devletleri Komutanı General Solly Flood (Soli Flud)’un Fuat Paşa’ya gönderdiği bir mektupta kullanılan ifadeler ve Kuva-i Milliye’yi tanıtma şekli, milli komutanlarımızın ve Kuva – yi Milliye’mizin yüksek şeref ve haysiyetlerine karşı bir saldırı sayıldığından ve adı geçen generalin hak ve yetkisi dışında görüldüğünden, bu konuda İstanbul’da bulunan İtilaf Devletleri Siyasi temsilcilerinin bir muhtıra ile dikkatleri çekilmişti. 25 Eylül 1919 tarihinde General Solly Flod’un Fuat Paşa’ya gönderdiği, bir kurmay binbaşı ile Eskişehir İngiliz kontrol subayından oluşan bir hey’et, İngilizlerin, iç işlerimize ve Milli Mücadele’mize asla karışmayacakları konusunda söz verdiler. Bu sıralarda, İngilizler, Merzifon da bulunan kuvvetlerin geri çekilmesine memnun olup, olmayacağımızı öğrenmek istemişlerdi. Elbette pek memnun olacağımızı bildirmiştik. Gerçekten de oradaki kuvvetlerini bütün ağırlıkları ile birlikte önce Samsun’a çektiler, daha sonra oradan da İstanbul’a götürdüler. ( Nutuk -Ali Fuat Paşa Batı Anadolu Kuva-yı Milliye Komutanı bölümünden sayfa 114)
** **
Nutuk’ta ki bu açık bilgi, merhum Atila İlhan’ın iddiasını ispat için kafidir.
Bu açık bilgiye rağmen, üniversiteler dahil, Kurtuluş Savaşının İngilizlere rağmen kazanıldığını ve bu zaferin İngilizleri yenmek demek olduğunu ileri sürmek ne derece gerçekçidir?
Toplumun gerçekleri öğrenme vakti hala gelmedi mi?
Bence geldi…
Gerçeklere birileri bozuluyor olabilir.
Fakat, toplum da, leylek hikayelerine acayip bozulmaya başladı.
Bozulan bozulana!
Ahmet Hamdi Ayan
NOT: Atatürkçüler dahil, Nutuk’u okuyan kişi sayısı sanıldığından çok az. Az sayıdaki okurun, okuduğunu anladığını ve anladığını tartıştığını söylemek mümkün mü?
Kim bilir?


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kurtuluş Savaşında İngiliz Desteği
İletiTarih: 30 Arl 2011, 18:28 
Onursal Üye

Kayıt: 20 Şub 2009, 22:40
İleti: 26408
-Konuya ait kaynak linkini yazınız.

_________________
.

..Forum Kuralları ve Üyelik Sözleşmesi İçin Tıklayın.
..(viewtopic.php?f=6&t=1)

..Forumumuzun Yazım Kuralları için tıklayın.
..(viewtopic.php?f=6&t=14739)

..Yasaklı yayınlar için duyuru: Tıklayın..
..(viewtopic.php?f=6&t=20215&start=0)


..........Zorsa mutlaka başarırım.
..................................İmkansızsa biraz zaman alır..
.
.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kurtuluş Savaşında İngiliz Desteği
İletiTarih: 03 Nis 2012, 20:55 
Onursal Üye

Kayıt: 03 Oca 2011, 12:52
İleti: 3694
kamaloglu;bu devşirme yazıyı yazıp gitti ama neden se kaynak veremedi,acınası haliniz var başka ne söylenebilir ki:))

_________________
Cesaret, bütün zorluklar ile her durumda savaşmaktır, hatta olmayanı oldurmaya çalışmaktır.
Clemenceau

Hiç bir zaman kaçıp, kaybolacak kadar CESARET'imi kaybetmedim!!


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kurtuluş Savaşında İngiliz Desteği
İletiTarih: 04 Nis 2012, 01:03 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 18 Kas 2010, 05:45
İleti: 2762
Konum: Turan
reyhan yazdı:
kamaloglu;bu devşirme yazıyı yazıp gitti ama neden se kaynak veremedi,acınası haliniz var başka ne söylenebilir ki:))


Her zaman ki kalsik kamaloglu işte. Ben alıştım, sizde alışın. :mrgreen:


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kurtuluş Savaşında İngiliz Desteği
İletiTarih: 13 Nis 2012, 12:47 
Katılımcı Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 12 Nis 2012, 20:13
İleti: 185
reyhan yazdı:
kamaloglu;bu devşirme yazıyı yazıp gitti ama neden se kaynak veremedi,acınası haliniz var başka ne söylenebilir ki:))


Bu yazıyı kimin yazmadığı önemlimi? Bence buna cevap veremeyipte böyle absürt bir yaptığınız için sizin acınası bir haliniz var...


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kurtuluş Savaşında İngiliz Desteği
İletiTarih: 13 Nis 2012, 18:34 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Bu abuk sabuk iftiraları cidiye alıp cevap bile vermek gereksiz ama insanların kafası karışmaması için gerçekleri göstermek lazım. Aşağıdaki gizli İngiliz belgelerinde İngilizlerin kime destek verdiği ortadadır.

Alıntı:
4 Haziran 1920, İngiltere'nin Atina Elçisi Lord Granville'den Lord Curzon'a: "Doğu Akdeniz'in emniyeti için Yunanistan'a küçük fakat çok kıymetli bir donanma kurmalıyız." (Erol Ulubelen, İngiliz Gizli Belgelerinde Türkiye, s.239)

15 Haziran 1920, Amiral de Robeck'ten Lord Curzon'a: "Biz Türklerle savaşabaşladık, bu savaşa devam edecek miyiz? Yunanlıları derhal harekete geçirmek lazımdır." (Ömer Kürkçüoğlu, Türk-İngiliz İlişkileri, s. 148)

21 Haziran 1920, Boulogne Konferasında galip devletler, "Yunan ordusunun ileri yürüyüşe geçmesine" karar verirler. (B.N.Şimşir, İngiliz Belgelerinde,2.C., s.LIV/150)

10 Kasım 1920, Y.Komiser Amiral de Robeck'ten Lord Curzon'a: "Yunan ordusunu tam anlamıyla harekete geçirmek lazımdır. " (Erol Ulubelen, İngiliz Gizli Belgelerinde Türkiye, s.271)

5 Temmuz 1920, Yüksek Komiser Amiral de Robeck'ten Lord Curzon'a: "Yunanlılar Bursa üzerine yürürken, İngiliz donanmasının da Mudanya'yı vurmasına [karar verildi]." (B.N.Şimşir, İngiliz Belgelerinde, 2.C., s.LKIII/ 183'ün eki)

7 Temmuz 1920, Spa Konferansında, L.George: "Yunan ordusunda İngiliz subayları vardır, bunlar Yunan ordularını çok beğeniyorlar." (Erol Ulubelen, İngiliz Gizli Belgelerinde Türkiye, s.235)

17 Temmuz 1920, Yunan ordusundaki İngiliz gözlemci General Bridges'in raporu: "Kemalistlere karşı yapılan Yunan harekâtı sürdürülmeli. "Hiç kuşku yok ki İngiliz Karadeniz Ordusu kurmayları, [bu hareketle ilgili] planların hazırlanmasına katıldı, İngiliz deniz güçleri de, mümkün olanher yerde, bu hazırlığın içindeydi.' (A.J.Tonybee'den aktaran D.Avcıoğlu, Milli Kurtuluş Tarihi 1.C., s.167)

28 Temmuz 1920, Avam Kamarası'nda hükümet adına yapılan konuşmada, "Yunanistan'ın 20 Temmuz 1920 günü Trakya'ya yaptığı çıkarmaya, İngiltere'nin üç savaş gemisi, dört destroyer ve bir uçak taşıyıcısı ile yardım ettiği" açıklanır. (Ö.Kürkçüoğlu, Türk-ingiliz İlişkileri, s.74)

22 Ağustos 1920, Lloyd George'un Lucerne'de, İtalyan Başbakanı Gioletti'yle yaptığı görüşmenin tutanağından: "L.George'un, İngiltere'nin daha fazla asker gönderemeyeceğini belirterek, Gelibolu yarımadasının Yunan kuvvetleri tarafından işgal edilmesini teklif ettiği..." (B.N. Şimşir, ingiliz Belgelerinde, 2.C.,s.LXXX/282)

"L.George, Yunan Savaş Bakanı Gunaris'in, kendisine yazdığı bir mektupla, 'ne isterse onu yapacağına söz verdiğini'açıklar." (T.Baytok, ingiliz Kaynaklarından Türk Kurtuluş Savaşı, s.137)

A.J.Tonybee şöyle yazıyor: "İngiltere hükümeti, kararlaştırılacak barış koşullarını kabul ettirebilmek için gerekli kuvveti Doğu'da bulundurma olanağından yoksundur. Yunanistan askeri birlik sağlayabilir ve İngiltere'nin deniz desteği ve diplomatik yardımı ile, barış koşulları Yunan isteklerini de kapsadığı takdirde, Yunanistan bunu sevinçle yapacaktır... Eğer Türkiye'ye Yunanistan'ın kara kuvvetiyle egemen olunabilirse, Yunanistan'a da deniz gücüyle egemen olunabilir. Böylece İngiltere, Orta ve Yakın Doğu'daki savaş amaçlarını, İngiliz can ve parası harcamaksızın da gerçekleştirebilir." (Aktaran D.Avcıoğlu, Milli Kurtuluş Tarihi 1.C., s.164)

10 Mart 1921, Londra Konferansı; bugünkü sabah oturumunda Yunan Savaş Bakanı Gunaris, "Sevres Andlaşmasını Türklere zorla kabul ettirmek için Yunanistan'ın bütün fedakârlığa hazır olduğunu ve Kemalist orduları üç ay içinde dağıtabileceklerini" açıklar. (B.N.Şimşir, İngiliz Belgelerinde, 3.C.,s.LXIH/213) Ordunun Ankara seferi planını, Albay Sarıyanis özetle şöyle açıklar: 'Yunan ordusu Ankara'ya ilerlerken, Rum nüfusunun fazla olduğu Karadeniz kıyısına da çıkartma yapılacak, orada bir üs kurulduktan sonra da, Ermenilerin yardımı ile Sivas ve Erzurum da işgal edilecek. Bunun gerçekleşmesi için üç aya ve 340 milyon drahmiye ihtiyaç var.' (General Stratigos, Yunanistan Küçük Asya'da, 1.C., s. 175)

18 Mart 1921, "L.George, 'Yunan ordusunun hemen harekete geçmek zorunda olduğunu' bildiren Yunan Savaş Bakanı Gunaris'e, 'başlayacak savaşın sorumluluğunun Türklere yüklenmesini' önerir ve 'Anadolu'daki askeri harekatı finanse etmek üzere Maliye Bakanlığına bir muhtıra vermesini' söyler. "Gunaris, Daily Telgraph muhabiri Beaumont'a şöyle der: "Başarı kazanırsak, ingiliz hükümetinin yardımda bulunacağını anladım." Kütahya-Eskişehir savaşlarından sonra, İngiltere gerçekten yardımda bulunacaktır. (B.N.Şimşir, İngiliz Belgelerinde, 3.C., s.LXXI/249; Sonyel, Dış Politika, 2.C.,685s. 142)

14 Haziran 1921, Lord Curzon'dan Paris'teki İngiliz Büyükelçisi Lord Harding'e- "İngiltere hükümetinin, Türklere bazı ödünler vererek yeniden müzakerelere girişilmesini önereceği, Kemalistler bunu kabul etmezlerse, Yunanistan'a silah, cephane, uçak vb. yardımlar yapılacağı... Bolşeviklerden yardım almalarını önlemek için Karadeniz limanlarının abluka altına alınacağı...Türk başarısının, Müttefiklerin savaştan elde ettikleri her kazancı tehlikeye sokacağı ve Orta Doğu'nun barışçı yolla yeniden kurulması ihtimalini ortadan kaldıracağı... İngiltere'nin Yunanistan'a, şeref ve dostlukla bağlı olduğu..," (B.N.Şimşir, İngiliz Belgelerinde, 3.C., s.CIV/378; Sakarya'dan İzmir'e, s.30-33)

21 Haziran 1920, Bonar Law, Avam Kamarası'nda, hükümet adına yaptığı açıklamada, "Yunanistan'ın Müttefik devletlerden biri olduğunu, Yunan askerininöteki Müttefik kuvvetleri gibi gerektiğinde kullanılabileceğini, Yunan ilerlemesinin asi milliyetçilerin barış andlaşmasının uygulamasına yönelttikleri saldırıya karşı koymayı amaçlayan Mütttefik harekâtının bir parçası olduğunu" söyler. (Ömer Kürkçüoğlu, Türk-İngiliz İlişkileri s.73)

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kurtuluş Savaşında İngiliz Desteği
İletiTarih: 13 Nis 2012, 20:03 
Katılımcı Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 12 Nis 2012, 20:13
İleti: 185
Haklısınız ancak ben eleştirel anlamda söyledim önemli olan ülkenin kurtarılmasıyla sonuçta Rus'lar ile de Atatürk'ün ilişkisi olmuştur sonuç olarak herkesle , sadece belli bir kesim neden bundan rahatsız oluyor, Siz Atatürk elinde magnumla tek başına savaşarak ülke mi kurtardı sanıyorsunuz?


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kurtuluş Savaşında İngiliz Desteği
İletiTarih: 13 Nis 2012, 23:53 
Onursal Üye

Kayıt: 03 Oca 2011, 12:52
İleti: 3694
Allah akıl ve fikir ihsan eyleye yurdum insanına, ne tez unutuldu İngilizlerin yaptıkları?

Adamlar hala aynı oyunu oynamanın derdiler bunu anlamak çok mu zor?

_________________
Cesaret, bütün zorluklar ile her durumda savaşmaktır, hatta olmayanı oldurmaya çalışmaktır.
Clemenceau

Hiç bir zaman kaçıp, kaybolacak kadar CESARET'imi kaybetmedim!!


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kurtuluş Savaşında İngiliz Desteği
İletiTarih: 14 Nis 2012, 01:53 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 18 Arl 2010, 03:44
İleti: 4240
Gerçek neymiş, Kurtuluş Savaşı bir vilayete karşı verilmişmiş...
Buna inan geri zihniyet Nutuk'tan bulduğu, ingilizlerin bir ilçeden çekilmesine dair bir alıntıyı, Nutuk'un bütününden ayırıp diğer bütününü es geçerek delilmiş gibi sunma uyanıklığı ve sahtekarlığını yapacak kadar alçalmış durumda...

_________________
viewtopic.php?t=14113


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kurtuluş Savaşında İngiliz Desteği
İletiTarih: 14 Nis 2012, 11:57 
Katılımcı Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 12 Nis 2012, 20:13
İleti: 185
Ben vilayette olduğuna dair birşey söylemedim her zaman ki gibi ya kapasiteniz yetmedi yada birşey söyleyemeyince bunu yapıp konu değiştirmeyi çalışıyorsanız işte bunu yapanlarda bu kadar alçalmış durumda( Laflarınıza dikkat edin. Bu 2 oluyor -bunu anlamnız için yaptım ben kimseye sizin gibi iftira ve haksız itham da bulunmam- )


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kurtuluş Savaşında İngiliz Desteği
İletiTarih: 15 Nis 2012, 00:29 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 18 Arl 2010, 03:44
İleti: 4240
CMRMURAT yazdı:
Ben vilayette olduğuna dair birşey söylemedim her zaman ki gibi ya kapasiteniz yetmedi yada birşey söyleyemeyince bunu yapıp konu değiştirmeyi çalışıyorsanız işte bunu yapanlarda bu kadar alçalmış durumda( Laflarınıza dikkat edin. Bu 2 oluyor -bunu anlamnız için yaptım ben kimseye sizin gibi iftira ve haksız itham da bulunmam- )


Siz neden üzerinize alındınız ki? Sizin yorumunuz ile ilgili bir bir söylemim yok. Ayrıca neymiş iki olan? Ve siz yeni bir üye olarak neye dayanarak her zamanki gibi vs şeklinde yazabiliyorsunuz?
Konuyu değiştirmek bir yana benim yorumum konuyu açan ilk mesaja cevap, onun için alıntı yapmadım zaten.
Hayır, buraya bir yorum yazarken size hesap mı vereceğiz sürekli, belki üzerinize alınırsınız diye, sizi ilgilendiren hiç bir şey yok benim yorumumda...

_________________
viewtopic.php?t=14113


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kurtuluş Savaşında İngiliz Desteği
İletiTarih: 15 Nis 2012, 10:20 
Kıdemli Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2012, 14:15
İleti: 954
Sinan Meydan'dan:
Alıntı:
KURTULUŞ SAVAŞI'NDA İNGİLİZLERLE SAVAŞMADIK YALANI

Cumhuriyet Tarihi yalancılarının en büyük yalanlarından biri “Kurtuluş Savaşı sırasında İngilizlerle savaşmadık, onlar 1921’de zaten resmen tarafsızlıklarını ilan etmişlerdi” yalanıdır. Ömer Kürkçüoğlu, Cemil Koçak, İdris Küçükömer, Kadir Mısıroğlu, Yalçın Küçük, Fikret Başkaya, Abdurrahman Dilipak ve Mehmet Altan gibi “yobaz”, “liboş” ve “Marksist” tarihçi, yazar ve akademisyenlerin bu iddiasının aslında hiçbir “bilimsel temeli” yoktur.

“Düzenin Yabancılaşması” kitabıyla tanıdığımız İdris Küçükömer, “Sivil Toplum Yazıları”nda, “Kurtuluş Savaşı Yunanlılara karşı kazanılmıştır. Kurtuluş Savaşı bir Türk-Yunan savaşıdır!” tezini ortaya atmıştır. Yine aynı dönemlerde “deliliği tescilli” Şeriatçı yazar Kadir Mısıroğlu Kurtuluş Savaşı’ndan ‘Türk-Yunan muharebesi!” olarak bahsetmiştir. Daha sonra, “Modern Türk Tarihini tersten yazdım, her olayın tersini kanıtlamaya çalıştım ve sanırım başarılı oldum!” diyen “tez hastası” Yalçın Küçük bağıra çağıra aynı tezi gündeme getirmiştir. Küçük’e göre “Kurtuluş Savaşı tarihi baştan sona yanlıştır!” Hatta o kadar yanlıştır ki, mesela Birinci İnönü Zaferi diye bir savaş hiç olmamıştır! Antiemperyalizmden bahsetmek mümkün değildir! En fazla bahsedilebilecek Yunanlılarla yapılan savaş olabilir! Türk-Yunan Savaşı tezleri daha sonraki dönemlerde Fikret Başkaya gibi “Solcular” ve Abdurrahman Dilipak gibi “Şeriatçı” yazarlar tarafından da yinelenmiştir.

İNGİLİZLERLE SAVAŞMADIK MI? YALANINIZ BATSIN KAHROLASI YOBAZLAR VE LİBOŞLAR!

Şimdi gelelim en büyük Cumhuriyet Tarihi yalanlarından biri olan, “İngilizlerle savaşmadık! Türk orduları İngiliz ordularıyla karşı karşıya gelmedi! İngilizler bize tek bir kurşun bile sıkmadı!..” yalanına….

Sağ olsunlar! “Yobazlık” ve “liboşluk” adeta genlerine işlemiş kimi akademisyen, yazar-çizer tayfası, bu yalanı öyle sık ve öyle inanarak dile getirdiler ki, bu yalan zaman içinde adeta bir “şehir efsanesi” halini alarak yayılmıştır… Türk Kurtuluş Savaşı’nı küçültmek isteyen art niyetli çevrelerin beslediği bu şehir efsanesini yıkmanın zamanı geldi artık! Ne demişler! “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar!”

İşte “satılmış” tarihçilerin, araştırmacıların ve gazetecilerin, “Bize bir tek kurşun bile atmadılar!..” dedikleri İngiliz ordularının Türk ordularıyla Anadolu’da Kurtuluş Savaşı yıllarında (1919-19122) yaptıkları belli başlı savaşlar ve çatışmalar:

1. I. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında yapılan “gizli”, “açık” paylaşım antlaşmaları doğrultusunda Anadolu’yu işgal eden İngilizler, 15 Mayıs 1919’da Yunanlıların İzmir’e çıkarak Anadolu içlerine ilerlemelerini bizzat kararlaştırmışlar ve bu Yunan çıkarması İngiliz subaylarının gözetimi ve denetimi altında gerçekleştirilmiştir. Nitekim, İzmir’in Yunanistan tarafından işgal edilmesi kararını, İngiliz Amirali Calthorpe, 14 Mayıs 1919 tarihinde öğleden sonra İzmir valisine ve Türk komutanına tebliğ etmiştir. Ancak Yunan işgallerinin İngilizlerin tahmin ettiğinden çok daha “kanlı” bir şekilde gerçekleştirilmesi Anadolu’da işgallere karşı bir halk hareketinin başlamasına yol açmıştır. Bu durumda, adeta “sömürgeciliğin kitabını yazmış olan İngiltere”, Türkleri daha fazla “kışkırtmamak” gerektiğini düşünerek “daha temkinli” davranmaya karar vermiştir. Özellikle 1919 yılı sonbaharında İngilizler Anadolu’daki milliyetçilere karşı da daha “ılımlı” davranmaya başlamışlardır. Nitekim, Mustafa Kemal’in Ali Galip Olayı’ndan ustaca yararlanarak Damat Ferit Hükümeti’ni düşürmesine ve milliyetçilere daha yakın Ali Rıza Paşa Hükümeti’nin kurulmasına İngilizler karşı çıkmamışlardır. Dahası Ali Rıza Paşa Hükümeti’nin Mustafa Kemal’le temas kurarak Amasya Görüşmeleri’ni yapması ve bu görüşmeler sonrasında İstanbul’da Son Osmanlı Mebusan Meclisi’nin toplanması için seçimlerin yapılmasına da İngilizler müdahale etmemişlerdir. Ayrıca İstanbul’da milliyetçilere yakın Mersinli Cemal Paşa’nın Harbiye Bakanı olmasına da ses çıkarmamışlardır. İngilizlerin bütün bu “ılımlı” adımlarının nedeni Milli Hareketi güç kullanmadan etkisiz kılmaktır. İngilizler, “Biz Türklerin düşmanı değiliz, bu nedenle Milli Harekete de gerek yoktur!” demek istemişlerdir. Nitekim, bu İngiliz oyunundan etkilenen kimi milliyetçiler, (Ki bunlar arasında Kazım Karabekir de vardır). Sivas Kongresi’ne gerek olmadığını ve Temsil Heyeti’nin dağıtılması gerektiğini savunmuşlardır. Erzurum Kongresi günlerinde İngiliz subaylarından Yarbay Rawlinson, Mustafa Kemal’le ve bazı milliyetçilerle görüşerek Milli Hareketi “barışçı” yolarla etkisiz hale getirmeye çalışmıştır. Kazım Karabekir’le de görüşen Rawlinson, ona, İngilizlerin Türkiye’nin toprak bütünlüğünden yana olduklarını, Mustafa Kemal’in barış koşullarının kabul etmesi gerektiğini, İngiltere’deki güçlü partilerin Türkiye’nin bağımsızlığını savunduklarını, dahası İngiltere’nin Türkiye’nin ekonomik kalkınması için de elinden geleni yapacağını belirtmiştir. Rawlinson’un bu “bol keseden” vaatlerinden etkilenen Kazım Karabekir Paşa, “İngilizler Türkiye’yi kazanırlarsa, birkaç Türk subay ve ulemadan oluşan bir kurulun, İngilizlerin 100.000 kişisinin söz dinletemediği yerlerde (İngiliz sömürgelerinde) dirlik ve düzeni koruyabileceğini ve Türk ulusunun her ferdinin İngiliz dostluğundan yana olduğunu” söylemiştir. Karabekir, Rawlinson’la yaptığı görüşmede İtilaf devletleriyle, özellikle de İngiliz İmparatorluğu’yla dostça ilişkiler kurmak niyetinde olduklarını belirtmiştir. Mustafa Kemal, 8 Ocak 1920’de Kazım Karabekir’e gönderdiği kapalı tel yazısında, bu tür açıklamalarından dolayı Kazım Karabekir Paşa’yı, üstü kapalı “uyararak”, Rawlinson’un, eğer İngiliz Hükümeti’nin resmi görevlisiyse Ankara’ya gelerek Temsil Heyeti ile görüşmesi gerektiğini belirtmiştir.

Görüldüğü gibi Mustafa Kemal, bu “İngiliz oyunlarını” fark etmiştir. Bu doğrultuda Anadolu’daki sivil ve askeri yönetim üzerindeki etkisini artırmış, Kuvayı Milliye Hareketi’ni yurt geneline yaymış, özellikle İngilizlerin bulunduğu Batı Anadolu ve Boğazlar bölgesindeki Kuvayı Milliye güçlerini Ali Fuat Paşa ile daha da güçlendirerek İzmit’i ve İstanbul’u tehdit etmeye başlamıştır. Nitekim Mart ayını sonlarında Milli Kuvvetler, Kilikya’dan İzmit’e kadar uzanan bölgede egemenlik kurmuşlardır. İşte, Mustafa Kemal’in kontrolündeki ve Ali Fuat Paşa’nın başında bulunduğu Milli Kuvvetlerin Boğazları tehdit etmeye başlaması üzerine tedirgin olan İngilizler, Milli Kuvvetlere “yumuşak davranma stratejisini” bir kenara bırakarak silaha sarılmışlardır. O günlerde İngiltere’nin İstanbul’daki temsilcisi Londra’ya gönderdiği bir raporda, “İzmit’i terk edersek, İstanbul milliyetçilerin eline düşer… Mustafa Kemal’in askerleri Gebze’ye kadar geldi . Haydarpaşa ve Üsküdar’ı Kemalistlerin basmasından korkuyoruz” demiştir. İngiltere’yi silaha sarılmaya iten tek neden, Milli Kuvvetlerin, İzmit yakınlarına gelip Boğazları tehdit etmeleri değildir, ayrıca İngiltere’nin barış görüşmelerinden de istediği sonucu alamaması, Mustafa Kemal’in masa başında da İngilizlere güçlük çıkarması, İngilizlerin saldırganlaşmasında etkilidir. İngilizleri o günlerdeki Maraş olaylarını da bahane ederek Milli Harekete karşı askeri güçle saldırıya geçmeye karar vermişlerdir. Londra Konferansı görüşmeleri sırasında, 5 Mart 1920’de Lloyd George’un yaptığı şu açıklama, İngiltere’nin yeni politikasını gözler önüne sermektedir:

“Yunan askerleriyle birlikte Türkiye’de 160.000 askerimiz var. Türklerin ise 80.000. Fransız, İngiliz ve Yunanlılardan meydana gelen her iki asker, bir Türk askerini yenemez ise bu konferansı durdurup Türklerin bütün isteklerini kabul edelim!” demiş ve barış şartlarının kuvvet yoluyla savunulacağını belirterek sözlerine şöyle devam etmiştir: “Mustafa Kemal Paşa adi bir çeteci değildir. Türk Hükümeti’nin atadığı Erzurum valisidir. Bu Türk valisi bizim müttefikimize (Maraş’ta Fransızlara) saldırsın, biz hiçbir harekette bulunmayalım. Bu olamaz. Hemen en enerjik tedbirleri almalıyız. İlk iş olarak Mustafa Kemal Paşa’nın atılmasını istemeli, sonra Müttefik Kuvvetlerle İstanbul’u işgal etmeliyiz.”

Lloyd George, 1920 yılı içinde her fırsatta Milli Harekete karşı “şiddet” ve “güç” kullanmaya çalışmıştır. Örneğin, 23 Ağustos 1920 tarihinde de İtalyan Başbakanı’nı Türkler üzerine silahlı birlikler göndermeye ikna etmeye uğraşmıştır. “İstanbul’daki Türkler artık o eski yumuşak Türkler değil, Çanakkale’de gemilerin hiçbir rolü olmuyor. Mustafa Kemal hemen hemen bitmiştir. Elinde hiçbir savaş malzemesi yok. Buna rağmen Türkler bilinemez” diyerek Türklere yönelik saldırılara ağırlık verilmesini istemiştir.

Milli Hareket’e yönelik “şiddet” kullanmaya karar veren İngilizler, 16 Mart 1920’de silah zoruyla İstanbul’u resmen işgal etmişler ve İstanbul Hükümeti’ni sıkıştırmaya başlamışlardır. Harbiye Bakanı Fevzi Paşa’nın ifadesiyle, “Hükümet nota bombardımanına tutulur…” 17 Şubat 31 Mart arasında Babıali’ye 5 nota verilmiştir. Baskılara dayanamayan Ali Rıza Paşa Hükümeti’nin istifa etmesinden sonra kurulan Salih Paşa Hükümeti de fazla dayanamayarak istifa etmiştir. 5 Nisan 1920’de İngiliz isteklerini kayıtsız şartsız yerine getirecek olan Damat Ferit Paşa Hükümeti kurmuştur.

Böylece, Saray, tam anlamıyla İngilizlerin kontrolüne girmiştir. İngilizler, Padişah Vahdettin’i ve Sadrazam Damat Ferit’i kullanarak Milli hareketi ezmek için her yola başvurmuşlardır. Önce Anadolu’daki Mustafa Kemal’i ve milliyetçileri “dinsiz” ve “zındık” ilan eden bir fetva almışlar, (11 Nisan 1920) daha sonra bu fetvayı kendi uçaklarıyla dağıtmışlar, sonra iç isyanları çıkarmışlar, daha sonra da Padişah’tan Mustafa Kemal üzerine bir ordu gönderilmesini istemişlerdir. (7 Nisan 1920). İngilizler, bu orduyu kendi askeri güçleriyle destekleyeceklerini belirtmişlerdir. Ordunun savaş araç gereçleri, İstanbul’da İngiliz kontrolü altındaki depolardan karşılanmıştır. Böylece Padişah Vahdettin, milliyetçileri ortadan kaldırmak için Kuvayı İnzibatiye denilen Hilafet Ordusu’nu görevlendirmiştir. Hilafet Ordusu, Nisan sonu ve Mayıs başında İzmit ve civarına yığınak yapmaya başlamıştır. Taze kuvvetlerle güçlendirilen İngiliz birlikleri de Halifelik Ordusu’nun İzmit ve gerisindeki ordugahlara yerleştirilmiştir. Bu sırada İngilizlerin maddi ve manevi olarak destekledikleri ve Milli Harekete karşı başka bir oluşum da Cemiyet-i Ahmediye’dir. Bu cemiyeti, silah ve mühimmat bakımından da destekleyen İngilizler Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi’yle de görüşerek millicilere karşı bir fetva almak istemişlerdir. Cemiyet-i Ahmediye, Anzavur İsyanı’nın patlak vermesinde etkili olmuştur.

İngilizler, Milliyetçilere yönelik bu saldırı hazırlıkları dışında Anadolu’daki, Yunan ordusunu da alarma geçirerek “hazır” olmalarını istemişlerdir. 17 Mayıs 1920’de, İtilaf devletleri, İngiltere’nin Hyte kasabasında yaptıkları toplantıda, Yunan ordularının Batı Anadolu’yu işgale başlamasını, ancak bunun ilk aşamada Bursa ile sınırlı kalmasını kararlaştırmışlardır. Bu sırada ABD Senatosu da Batı Anadolu’nun Yunanistan’a verilmesini uygun gören bir karar almıştır.

Halifelik Ordusu, Kuvayi Milliye karşısında bir varlık gösteremeyerek geriye İzmit’e çekilmek zorunda kalmıştır. 14 Haziran 1920’de Ali Fuat Paşa’nın kontrolündeki Milli Kuvvetler, İzmit’e doğru saldırıya geçmişler ve İzmit’te bekleyen İngiliz birlikleriyle Türk Milli Kuvvetleri sıcak çatışmaya girmişlerdir. Batı Cephesi Kuvayı Milliye Komutanı Ali Fuat (Cebesoy) Paşa bu çatışmayı şöyle anlatmaktadır:

“İngilizler, İzmit etrafında, Hasanpaşa, Solaklar, Tepe Köy, Ağa Köyü hattının bazı yerlerine siperler kazarak buralara Halife Kolordusu’ndan 1, 2 ve 3. alayları yerleştirmişler ve bunların cenah ve gerilerine de iki üç İngiliz taburu koymuşlardı. İzmit Limanı’nda bulunan birkaç parça İngiliz Savaş gemisi de söz konusu savunma mevkinin sağ kanadını ateşleriyle koruyabilecek bir durum almıştı.”

“14 Haziran sabahının erken saatlerinde önceden kararlaştırdığım plan gereğince her taraftan yapılan baskın saldırıları Halife Kolordusu’nun birlikleri üzerinde beklediğimiz etkiyi yapmış, piyadelerinin hemen hepsi direnme göstermeksizin tüfek ve makineli tüfekleriyle bizim tarafımıza geçmişlerdi. Yalnız topçuları Kumla Çiftliği civarında mevzi alarak üzerimize ateş açmak cüretinde bulunmuştu. Fakat topçumuzun şiddetli ateşi karşısında ateş keserek İzmit şehrinin girişine sığınmışlardı. Öğleye kadar Hacı İbrahim, Solaklar, Tepeköy, Akköy hattı tarafımızdan işgal olunmuş, Halife birliklerini bizimle savaşa sokmak amacıyla üzerimize ateş açmış olan bazı İngiliz birlikleri, İzmit içerisine kadar sürülmüştü.”

Bu durumda bir İngiliz subayı, elinde beyaz bayrak Ali Fuat Paşa’nın karargahına gelmiş ve ateşin kesilmesini istemiştir. Eğer hareket durdurulmazsa savaş durumu yaratacakları tehdidini savurmuştur. Ali Fuat Paşa ise İngiliz subayından İzmit’in boşaltılmasını istemiştir. Görüşme sona erdikten bir süre sonra İngiliz uçakları Türk birliklerinin üzerine bomba yağdırmaya başlamıştır.

Yine Ali Fuat Paşa’ya kulak verelim:

“İngiliz uçaklarının bu saldırısı üzerine 14/15 Haziran gecesi baskın hareketi ile İzmit’in işgaline karar vermiştim. Ne yazık ki bu baskın İzmit’in kuzeyini inatla savunmakta olan Ermeni çetelerinin direnmesine rastlamış ve bu nedenle bir sonuç vermemişti. 15 Haziran’da İngilizlerin İzmit’i boşaltacakları söylentisi dolaşmışsa da gerçekleşmemişti. Aynı gün İzmit’in kuzeyine karşı tekrarlanan saldırı hareketimiz şehrin kenarlarına kadar ilerlemişti. 16/17 Haziran’da İngilizlerin karadan ve denizden İzmit’i savunmaya başlamaları üzerine hareketimizin biçimi ve niteliği değişmiş, esasen bu saldırılardan beklediğimiz sonuçlar da sağlanmış olduğundan, hareketimizi durdurmuş, birliklerimizin eski mevkilerine dönmeleri kararını vermiştim.”

Ali Fuat Paşa, anılarında, İngilizlerle bir kere daha sıcak çatışmaya girildiğini şöyle anlatmaktadır:

“Kütahya’nın Milli kuvvetlerimiz tarafından işgalinden sonra İngilizler evvela çekilmiş, fakat sonra eski yerlerine dönmek istemişlerdi. Milli Kuvvetler Kumandanı ise geri dönüşlerine izin verilmeyeceğini bildirmesi üzerine iki taraf arasında bir müsademe olmuş, mateessüf iki taraf da kayıplar vermişti.” Söz konusu çatışma 24 Eylül 1920’de gerçekleşmiştir.

2. Ali Fuat Paşa’nın emrindeki Milli kuvvetlerin 15 Haziran 1920’de İzmit’teki İngiliz birliklerine yönelik yaptığı saldırının intikamını almak isteyen İngilizler, 22 Haziran 1920’de Yunan birliklerini harekete geçirmişlerdir. “Yunan birlikleri kısa bir sürede, Bandırma, Bursa ve İzmit bölgesini işgal ederek İngiltere hesabına Boğazları güvenlik altına alırlar. İngilizler, Anzavur Paşa kuvvetleri ile Süleyman Şefik ve Suphi Paşaların Halifelik Ordusu’nun başaramadığı bu işi Venizelos’un Yunan Ordusu’na yaptırmak kararındadırlar.”

Doğan Avcıoğlu’nun dediği gibi, “Aslında 22 Haziran 1920 Yunan ilerlemesi tamamen İngiltere’nin kontrolünde bir saldırıdır. Saldırı planları İngiliz kurmayları ile birlikte hazırlanmıştır. Olayların iç yüzünü bilme bakımından geniş olanaklara sahip bulunan Prof. A.Toynbee, saldırı planlarının İngilizlerle birlikte hazırlandığını yazmaktadır.”

İngilizler, 22 Haziran 1920 Yunan saldırında Yunan ordusuna sadece saldırı planlarını hazırlayarak destek olmamışlar aynı zamanda bu saldırıyı Yunan ordusuyla birlikte yürütmüşlerdir. Mudanya-Gemlik gibi Marmara Denizi sahil kasabaları Yunan-İngiliz ortak hareketiyle işgal edilmiştir. 22 Haziran’da Akhisar, 23 Haziran’da Kırkağaç, Soma ve Salihli, 25 Haziran’da da Akşehir işgal edilmiştir. İngiliz destekli Yunan birlikleri, 30 Haziran’da Balıkesir’i, 2 Temmuz’da Kırmesti (M. Kemal Paşa)’yı ve Karacabey’i işgal etmişlerdir.

İngilizler, 6 Temmuz 1920’de Gemlik’i işgal etmiştir. Burada İngiliz birlikleriyle Türk birlikleri çatışmaya girmiştir.

İngiliz ordusunda görevli Prof. A. Toynbee’nin, Gemlik’in işgaliyle ilgili yazdıkları, İngiliz-Yunan ortak hareketini olanca açıklığıyla gözler önüne sermektedir:

“Milliciler çekilmişlerdi. Gemlik, Yunan birlikleriyle işbirliği yapan İngiliz donanması tarafından işgal edilmişti. Halen Yunan zulmünün hüküm sürdüğü bölgedeki Yunan Genel Komutanlığı Tümen Karargahı binalarını daha önce biz (İngilizler) kullanıyorduk. Duvarlarda İngilizce yazılmış uyarı yazıları hala okunabilir durumdaydı…”

Gemlik, İngiliz-Yunan ortak planlarıyla, İngiliz-Yunan deniz ve karar birliklerince ortaklaşa işgal edilmiştir.

3. 25 Haziran 1920’de, Yunan saldırıları sırasında İngilizler, bir kısım Türk kuvvetini cepheden uzak tutmak için Marmara’nın Güney kıyılarını gözlemişler ve Mudanya’ya asker çıkarmışlardır. Buradaki Türk kuvvetleri de İngilizleri ateşle karşılamış, bazı kayıplar verdirmiş, fakat daha sonra kasabının dışındaki mevzilerine çekilmek zorunda kalmışlardır. 6 Temmuz 1920’de bir İngiliz deniz filosu, Mudanya’yı üç saat kadar topa tuttuktan sonra işgal etmiştir. Bu İngiliz saldırısı sırasında 25 Türk askeri şehit olmuştur. Bu İngiliz saldırısının da etkisiyle 8 Temmuz’da Bursa Yunanlılarca işgal edilmiştir. Bursa’nın işgalinde İngilizlerin nasıl bir tavır takındıklarını görmek için, Amiral de Robeck’in, 25 Haziran 1920’de yayınladığı şu ültimatoma göz atmak yeterlidir: “Herhangi bir yerdeki İngilizlere ve öteki Müttefiklere karşı bir harekata girişildiği veya düşmanca bir eylemde bulunulduğu takdirde Bursa kentini donanmanın ağır silahlarıyla bombardımana tutmakta veya uçaklarla saldırıya geçmekte tereddüt göster-meyeceğim.” Bursa Vali Vekili Albay Bekir Sami, bu İngiliz tehdidine şu karşılığı vermiştir: “Mudanya’yı 24 saat içinde terk etmediğiniz takdirde milliyetçilerin direnişi sonunda dökülecek kanın sorumluluğu size ait olacaktır.”

4. 20 Temmuz 1920’de iki İngiliz zırhlısının katıldığı bir İngiliz-Yunan karma birliği de Tekirdağ’ı, Edirne’yi ve bütün Doğu Trakya’yı işgal etmiştir. Tekirdağ’a yapılan Yunan çıkarması, İngiliz ve Yunan filolarının korumasında yapılmıştır. İşgale ateşle karşılık veren Türk topu, İngiliz ve Yunan savaş gemilerince ortaklaşa tahrip edilmiştir.

5. 21 Haziran 1920’de, 150 kişilik bir Türk kuvveti, Çamlıca tepelerinde İngiliz mevzilerine saldırmıştır. İngilizler saldırıyı makineli tüfek ve top ateşiyle püskürtmüşlerdir.

6. 5 Temmuz 1920’de Boğaziçi’nin Asya kıyılarındaki Türk çeteleri İngiliz kuvvetlerine saldırmışlardır. Çatışma bütün gün boyunca devam etmiştir. Bu çatışma sırasında İngiliz gemileri sahili ve Beykoz’u topa tutmuşlardır. Beykoz’a yönelik saldırıya bir İngiliz birliği ve bir İngiliz torpidosu katılmıştır. ABD Yüksek Komiseri Amiral Bristol bu Türk-İngiliz çatışmasını, “Boğaziçi’nin Asya kıyısında Türk kuvvetleri İngiliz kuvvetlerine saldırdı… Çatışma bütün gün sürdü. İngilizler, karadaki kuvvetlerine yardım için, sahil ve Beykoz’u gemilerinden bombardıman ettirdi.” diyerek rapor etmiştir.

7. 10 Temmuz 1920’de İngilizler, Kuvayı Milliye’ye karadan ve havadan hücum etmişlerdir. Bu saldırıda önemli bir başarı elde edemedilerse de, Ali Fuat Paşa’nın verdiği bilgiye göre, bu saldırı, çevredeki Ermeni ve Rum çetelerinin saldırılarını artırmalarına neden olmuştur.

8. 11 Temmuz 1920’de Yunanlılar bir İngiliz savaş gemisinin korumasında Karamürsel’e 400 asker çıkarmışlardır. 1 Temmuz 1920 tarihli İkdam gazetesi, İngilizlerin Karamürsel’de yaptıkları vahşilikleri, “Medeni Adamlar! İngilizlerin Karamürsel’de insanlık dışı hareketleri…” başlığıyla okuyucusuna duyurmuştur.

9. 12 Temmuz 1920’de İznik Yunan ve İngiliz kuvvetlerince işgal edilmiştir. İznik, daha önce de 19 Mayıs 1919’da İngilizlerce işgal edilmişti.

21 Temmuz 1920’de, Lloyd George Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmada, “Türkiye tamamıyla parçalanmalıdır. Bundan üzüntü duymak için hiçbir sebep yoktur. İngiltere Hükümeti en uygun hareket ederek Yunan birliklerinin istihdamını görüyor. Bu birlikler büyük şevk ile dövüştü. Görevi on günde tamamladı. Fransızların yardımını da elde ettik.” demiştir.

10. 5 Eylül 1919’da bir İngiliz taburuyla bir Fransız taburu ve iki batarya Hatay Dörtyol’un Gürlevik mevkiinde Kara Hasan ve çetesiyle çarpışmış, çarpışmada bir hayli kayıp veren İngiliz ve Fransız birlikleri Dörtyol’a çekilmişlerdir.

11. 27 Eylül 1919’da Merzifon’daki İngiliz birliği Samsun’a çekilirken, kendisini izleyen bir Kuvayı Milliyle birliğiyle çarpışmıştır.

12. Adana’da da Milli kuvvetlerle İngilizler arasında sıcak çatışmaların yaşandığını bizzat İngiliz raporlarından öğrenmekteyiz. Örneğin, 22 Kasım 1920 tarihli İngiliz Genel Rapor’unda,”Mustafa Kemal’in ordusu Adana’da İngilizlerle çarpışmakta ve Cezayir’de İngilizleri tehdit etmektedir” denilmiştir.

13. İngiltere, Kurtuluş Savaşı’nın başından sonuna kadar, hatta daha sonraki dönemlerde hep Musul’la ilgilenmiştir. Bölgedeki zengin petrol kaynaklarından dolayı Musul’u ele geçirmek isteyen İngilizler Anadolu’da ilk olarak (3 Kasım 1918’de) burayı işgal etmişlerdir. İngilizler, sadece bölgeyi işgal edip kontrol altından tutmakla kalmamışlar, aynı zamanda türlü entrikalar da çevirmişlerdir. Örneğin İngilizler, Irak’taki Kürtleri doğrudan doğruya korumaları altına almış ve bir ara Hindistan’a sürdükleri Süleymaniye’de çok iyi tanınan Şeyh Mahmud’u kazanmaya çalışmışlardır. Mustafa Kemal ise Misak-ı Milli sınırları içinde görülen Musulu’u İngilizlere kaptırmamak için elinden gelen her yola başvurmuştur. Bu yoların için de “savaş” da vardır. Mustafa Kemal, Musul’u İngilizlerden almak için, Antep’te Kuvayı Milliye Komutanlığı yapmış olan Milis Yarbayı Özdemir Bey’i Revandız bölgesine göndermiştir. Özdemir Bey’in görevi, Irak Kralı Faysal’ın, Misak-ı Milli sınırları içindeki bölgeyi işgalini önlemek ve Musul’u İngilizlerden geri almaktır.

Revandız’da bir kısım aşiretlerin desteğini sağlayan Özdemir Bey, karşısında İngilizleri bulmuştur. Özdemir Bey’i etkisiz hale getirmek isteyen İngilizler Revandız’ı havadan bombalamaya başlamışlardır. Özdemir Bey’in kontrolündeki kuvvetler; Türk-Kürt birlikleri, 1922 Haziranından 1922 Eylülüne kadar, 4 ay boyunca, İngilizlerle birçok defa karşı karşıya gelmiş, kanlı çatışmalar olmuştur. Özdemir Bey, 30 Ağustos 1922’de, Büyük Taarruz kazanıldıktan bir gün sonra, İngilizlere karşı Derbent Savaşı’nı vermiş ve İngilizleri büyük bir bozguna uğratmıştır. 18 Eylül 1922’de Revandız-Erbil yolun üzerindeki Musul’la bağlantıyı sağlayan Şaklava ilçesini işgal etmiştir.

Özdemir Bey’in Derbent Zaferi’yle Süleymaniye tehdit altında kalmıştır. Buranın da Türklerce ele geçirileceğini düşünen İngilizler, İngiliz mandası altında Süleymaniye merkezli bağımsız bir Kürt devleti ilan etmişlerdir. Şeyh Mahmud’u da Kürt Hükümeti’nin başkanı yapmışlardır. Ancak, İngilizlerin tam olarak kontrol edemedikleri Şeyh Mahmut, Özdemir Bey’le temas kurarak birlikte Süleymaniye üzerine yürüme önerisinde bulunmuştur. Özdemir Bey de bu öneriyi Türk Genelkurmayı’na bildirmiştir. Ancak, İngilizlerle, Büyük Taarruz sonrasında İzmit ve Çanakkale civarında beliren savaş tehlikesi ve bir süre sonra da Mudanya Ateşkes Antlaşması’nın imzalanması ve İngilizlerin İstanbul’u boşaltmayı kabul etmeleri gibi gelişmeleri dikkate alan Genelkurmay, Süleymaniye üzerine yürünmesini doğru bulmamıştır.

Türkiye’nin bu tavrına karşın İngilizler bölgedeki saldırılarına devem etmişler; Kasım-Aralık 1922 ve Ocak 1923’te bölgede üç önemli saldırıda bulunmuşlar ama püskürtülmüşlerdir.

14. Büyük Taarruz sonrasında Türk ordularının Çanakkale ve Boğazlara yaklaşmaları üzerine İngiliz parlamentosunda alınan karar doğrultusunda Çanakkale’deki İngiliz birlikleri takviye edilmiş ve General Harrington’a gerekirse Türk ordularıyla savaşma yetkisi verilmiştir. Bu doğrultuda İngilizler, 15 Eylül- 30 Ekim 1922 tarihleri arasında savaş hazırlıklarına girişmişler, Çanakkale’ye takviye kuvvetler, uçaklar ve savaş gemileri göndermişler, seferberlik ilan etmek için ön karar almışlar, dahası İngiltere’ye bağlı Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda, Güney Afrika Birliği’ne, ayrıca Romanya, Yugoslavya ve Bulgaristan’a “asker göndermeleri” için çağrıda bulunmuşlardır. Yunan donanmasından da yararlanmak istemişlerdir.

İNGİLİZLERİN BÜYÜK TAARRUZ SONRASINDA (1922) TÜRKİYE İLE SAVAŞI GÖZE ALAMAMALARININ NEDENLERİ

Peki, ama Yunanistan bozguna uğradıktan sonra İngiltere Türkiye’yle savaşı neden göze alamadı? Cumhuriyet Tarihi yalancılarına göre bu durumun nedeni “İngiltere’nin zaten Kurtuluş Savaşı’nda Türkiye’yi desteklemesidir!” Bu “deli saçması” iddianın aksine “gerçek” çok daha başkadır! İngiltere’nin, 1922 sonlarında Türkiye’yle savaşı göze alamamasının belli başlı nedenleri şunlardır:

1. I. Dünya Savaşı’nda 700 binden fazla kayıp veren İngilizlerin 1922 sonlarında Anadolu’da yeni bir savaşı sürdürecek kadar “askeri”, “maddi” ve “moral” gücü yoktur. Nitekim, İngiltere bu nedenle Kurtuluş Savaşı’nda bütün ümitlerini Yunanistan’a bağlamıştır.

2. İngiliz kamuoyu, hem I. Dünya Savaşı’nın yıpratıcı etkilerinden dolayı, hem de Yunanistan’ın Anadolu’da yaptığı “kıyım “ve “katliamlardan” dolayı artık savaş istememektedir. Bunun bilincinde olan İngiliz siyasetçiler, Türkiye ile yeni bir savaşı göze alamamışlardır.

3. Yunan ordusunu bozguna uğratan Mustafa Kemal’in düzenli ordularının “kararlı” ve zafer kazanmanın verdiği “gururlu” tavrı da İngilizlerin yeni bir savaşı göze alamamalarında etkili olmuştur. Özellikle, 31 Ağustos 1922’de Irak’ta, Albay Özdemir Bey komutasındaki Türk birliklerinin İngilizleri Derbent Savaşı’nda bozguna uğratmaları, İngilizlerin geri adım atmalarında etkili olmuştur.

4. Kurtuluş Savaşı sırasında, İrlanda, Mısır, Afganistan, Hindistan ve Irak’ta çıkan “İngiliz karşıtı” isyanlar ve “bağımsızlık hareketleri” ve Mustafa Kemal’in özellikle Hindistan’daki ve Irak’taki isyan ve bağımsızlık hareketlerini “gizli açık” desteklemesi, İngiltere’yi kaygılandırmıştır. Özellikle, İstanbul’un işgalinden sonra İslam dünyasında artan “İngiliz karşıtı” ve Türkiye “yanlısı” hareketler, İngilizleri düşündürmüştür! İstanbul’un işgaline bu derece büyük bir tepki duyan İslam dünyasının, Türklerin Yunan zaferinden sonra, Türklere saldıracak, onlarla savaşacak İngilizlere çok büyük bir tepki göstereceklerinden korkmuşlardır.

5. İngilizlerin, 1922’de Türklerle savaşı göze alamamalarının en önemli nedenlerinden biri de Mustafa Kemal’in daha 1920’de İtalyanlarla, 1921’de ise Ankara Antlaşması’yla Fransızlarla anlaşarak, İngilizleri yalnız bırakmasıdır. Uluslararası alanda yalnız kalan İngilizler de şanslarını çok fazla zorlamamışlardır.

Özetle, “Kurtuluş Savaşı’nda Türk ordularının İngilizlerle savaşmadığı, İngilizlerin Türklere kurşun sıkmadıkları…” iddiası koskoca bir Cumhuriyet Tarihi yalanıdır. 1922’de Yunanlıların bozguna uğratılmasından sonra İngilizlerin Türklerle savaşmamalarının nedeni ise –görüldüğü gibi- o sıradaki iç ve dış koşullardır.

Sinan Meydan‘ın CUMHURİYET TARİHİ YALANLARI adlı kitabından


_________________
Garb'ın cebin-i zalimi affetmedim seni ,

Türk'üm ve düşmanım sana kalsam da bir kişi!-Emin Bülent Serdaroğlu


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kurtuluş Savaşında İngiliz Desteği
İletiTarih: 15 Nis 2012, 10:34 
Kıdemli Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2012, 14:15
İleti: 954
CMRMURAT yazdı:
Haklısınız ancak ben eleştirel anlamda söyledim önemli olan ülkenin kurtarılmasıyla sonuçta Rus'lar ile de Atatürk'ün ilişkisi olmuştur sonuç olarak herkesle , sadece belli bir kesim neden bundan rahatsız oluyor, Siz Atatürk elinde magnumla tek başına savaşarak ülke mi kurtardı sanıyorsunuz?


Sorun,Atatürk'ü İngiliz ajanı olmakla suçlayanların kendine meşruiyet araması.Siz oyle diyorsunuz demiyorum ama bu yalanları söyleyenlerin çoğu,gerek kürtçüler gerek dinciler olsun;Atatürk'ün İngiliz işbirlikçisi olduğunu söylemeye çalışıyor.

Ruslardan biraz destek aldık ama o destegin cogu aslında Buhara hanlığı gibi Türk devletlerinden geldi ama Rusya üzerinden geldigi için Rus destegi gibi göründü.Bir de Rusya sonuçta Lenin döneminde Anti-Emperyalist bir çizgi izliyordu ve Hindistan gibi bağımsızlık savası veren uluslara da yardım etmişti.

_________________
Garb'ın cebin-i zalimi affetmedim seni ,

Türk'üm ve düşmanım sana kalsam da bir kişi!-Emin Bülent Serdaroğlu


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kurtuluş Savaşında İngiliz Desteği
İletiTarih: 15 Nis 2012, 19:12 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 25 Tem 2010, 19:47
İleti: 2354
Konum: Dünya
Ataturk"un Ingilizleri Lozan masasina oturtabilmek icin
-Hilafeti ve Saltanati kaldirdigini,
-Seriye ve Evkaf bakanligini kaldirdigini,
-Tekke ve zaviyeleri kapattigini
-Dini vakiflarin mallarina el koydugunu
biliyor muydunuz?

Lozan"da Ismet Pasanin verdigi tavizler ise apayri bir tartisma konusudur.

_________________
Son 200 yılda yapılan savaşların, akan milyonlarca kişinin kanının, katliam, kıyım ve zulümlerin sorumlusu "milliyetçilik" akımı ve ona gönül verenlerdir. 600 yıllık Osmanlı'yı dağıtan da yine aynı akımdır.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kurtuluş Savaşında İngiliz Desteği
İletiTarih: 15 Nis 2012, 19:53 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Engin yazdı:
Ataturk"un Ingilizleri Lozan masasina oturtabilmek icin
-Hilafeti ve Saltanati kaldirdigini,
-Seriye ve Evkaf bakanligini kaldirdigini,
-Tekke ve zaviyeleri kapattigini
-Dini vakiflarin mallarina el koydugunu
biliyor muydunuz?


Bilmiyorduk. Sayende öğrenmiş olduk, çok teşekkürler. Ama masalların sonunda gökten 3 elma düşmüyor muydu? Onu yazmayı unutmuşsun.

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni bir konu gönderCevap gönder 2 sayfadan 1. sayfa   [ 16 ileti ]
Sayfaya git 1, 2  Sonraki


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  
cron


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan SiyasiForum.net Siyasi Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. SiyasiForum.Net hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde dönüş yapacaktır. Forumumuz kesinlikle hiçbir şekilde parti, örgüt, kurum, kuruluş ve oluşumu desteklememektedir. Tüm Problemler ve Reklam İçin: İletişim Formu için tıklayınız.