Yazı boyutunu değiştir
Sistem saati: 17 Oca 2018, 21:15


Yeni bir konu gönderCevap gönder 3 sayfadan 2. sayfa   [ 37 ileti ]
Sayfaya git Önceki  1, 2, 3  Sonraki
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Re: Dersim Yalanları Ve Gerçekler
İletiTarih: 15 Mar 2013, 22:36 

-Yazıyı alıntıladığınız linki vermelisiniz.
-Gazete adı yetmiyor, bu hususta forum kurallarını okuyunuz.
-Alıntıladığınız yayın yerinin yasaklı olup olmadığını da kontrol ediniz.
-Bu hususu özel mesaj ile belirtmiştim.
-Yazının aynısını başka yayın organından bulursanız tekrar koyunuz, bu ileti silindi.


star


Sayfa başı
  
 
 İleti başlığı: Re: Dersim Yalanları Ve Gerçekler
İletiTarih: 15 Mar 2013, 22:40 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 18 Kas 2010, 05:45
İleti: 2762
Konum: Turan
Cahilim benim bana Star denen Emperyalist uşağı gazetenin zırvalarıyla gelme. Hakiki belgelerle konuş.

Ayrıca Dersim'de Alevilerin kesildiğini iddia eden sen, Dersim'e Hükümetin neden müdahale ettiğinden neden bahsetmiyorsun?

Peki sana tekrar sorayım; Devletin Dersim'e müdahale etmesinin sebepleri nelerdir? Dersim Harekatı ortada hiçbir sebep yokken, durduk yere mi yapılmıştır? O engin bilgilerinden faydalanmak istrim. Lütfen bu sorularımada cevap ver.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Dersim Yalanları Ve Gerçekler
İletiTarih: 15 Mar 2013, 22:43 
Resim

“Kadın, çocuk herkesi diri diri yaktık"

http://www.turnusol.biz/public/haber.as ... 484&pid=19


Sayfa başı
  
 
 İleti başlığı: Re: Dersim Yalanları Ve Gerçekler
İletiTarih: 15 Mar 2013, 22:49 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 18 Kas 2010, 05:45
İleti: 2762
Konum: Turan
Dersim'de ne oldu Atatürk ne yaptı?

Dersim niye isyan etti?

Naşit Uluğ'un 1938'de basılmış “Tunceli Medeniyete Açılıyor” isimli kitabını okumadan Dersim isyanının niye çıktığı, Atatürk'ün bu isyanı bastırmaya neden bu kadar önem verdiği anlaşılamaz. Kitapta şu değerlendirme yapılıyor:

“Doğu illerimizdeki kötülüklerin başında memleketin emniyet ve asayişini tehdit eden hıyanet ve şekavet ocakları vardı. Halkı esir gibi kullanan derebeylik ve toprak ağalığının yanında, bunların daha korkuncu olarak aşiret sistemi geliyordu. Bu sistem, Kemalist rejim muvacehesinde fiili bir isyan ve itaatsizlikten farklı görünmüyordu.”

Gerçekten de doğu illerindeki aşiret yapısı, Atatürk'ün en çok mücadele ettiği düşmanlardan birisiydi. Yüzlerce yıldır, bölgede feodal bir baskı düzeni kurmuş olan Kürt aşiretleri en başından itibaren Atatürk'ün bu medeniyet projesine karşı çıktılar. Ve kendi gerici toplumsal yapılarını devam ettirmeye çalıştılar. Kurtuluş Savaşı'yla kovulmuş emperyalistler de Kürt aşiretlerinin bu gerici isyanlarını her seferinde destekledi.

1937 ve 1938'deki Dersim isyanları Atatürk dönemi Kürt isyanlarının en sonuncusudur. Tabii, Atatürk bu isyanları bugünkü AKP iktidarı gibi izlememiş, isyancılarla anlaşmamış, isyancıların ardındaki emperyalistlere teslim olmamış ve Türk milletini bölecek adımlara izin vermemişti. Dersim isyanı “açılımlar”la ve isyancıların bölücü emelleriyle uzlaşılarak değil, askeri bir harekâtla bastırıldı. Aynen Şeyh Sait ve Ağrı isyanı ve diğer Kürt isyanlarında yapıldığı gibi...

Bugün feryat figan eden Kürtçülerin derdi de işte budur. Türk devletinin PKK terörüne teslim olmasını ve bir Kürt devletine göz yummasını isteyenler, Atatürk'ün Dersim isyanını bastırmak için yaptıklarına tabii ki karşı çıkacaktır.


Amaçları Atatürk'e saldırmak

Dersim isyanıyla ilgili yürütülen Kürtçü propagandanın kökeninde derin bir Atatürk düşmanlığı yatıyor. Atatürk'e açıktan saldırmaya cesaret edemeyen Kürtçüler, “Dersim'de katliam yaşandı” yalanlarıyla bunu dolaylı yollardan gerçekleştirmeye çalışıyor.

Halbuki, Kürtçülerin iddiasının aksine Dersim isyanı bastırılırken bir “Kürt katliamı” kesinlikle yaşanmamıştır. Aşiretleri tasfiye eden, Doğu insanımızı sömüren derebeylik rejimini ortadan kaldıran Atatürk devrimlerine karşı direnen gericilerle mücadele edilmiştir, o kadar.

Dersim isyanı askeri bir harekâtla bastırılmıştır, ancak bu harekâtta iddia edildiği gibi büyük katliamlar falan yaşanmamıştır. Kürtçülerin “90 bin kişi öldürüldü, 100 bin kişi zorla göç ettirildi” iddiaları bir hayalden başka bir şey değildir. Yalnızca nüfus rakamlarına bakmak bile bu yalanı ortaya koymak için yeterlidir.

İsyan öncesi Tunceli nüfusu 1935 rakamlarına göre 100 bindir. İsyan sonrasındaki 1940 sayımındaysa 95 bindir. Aradaki 5 bin fark da isyan sonrası zorunlu göçe tabi tutulan aşiretlerin nüfusudur. Hangi aşiretten kaç kişinin zorunlu iskana tabi tutulduğu belgelerde de sabittir ve bunun toplamı da 3470'tir!

Üstelik, 1940 yılı sayımındaki 95 bin nüfus o dönem için çok büyük bir rakamdır. Tunceli'de bugün bile, 2008 rakamlarına göre, 87 bin kişinin yaşadığını düşünürsek, iddia edildiği gibi bir katliamın yaşanmadığı kolaylıkla ortaya çıkar.


Atatürk isyana hazırlıklıydı

Kürtçüler Dersim'de sistemli bir katliam yaşandığını iddia ediyor. Halbuki durum böyle değildir. Dersim isyanı için Kürt aşiretleri yıllarca hazırlık yapmış, Atatürk liderliğindeki Türk devleti de isyan başlayana kadar askeri hiçbir harekâta girişmemiştir. Kemalist iktidarın 30'lu yıllarda Tunceli'de yaptıklarını incelersek bu gerçeği görebiliriz.

1930'daki Ağrı isyanının bastırılmasının ardından Doğu Anadolu'daki gücüne büyük darbe vurulan Kürtçülüğün Dersim dışında tutunabilecek bir yeri kalmamıştı. Dersim'deki Kürt aşiretlerinin bir ayaklanmaya hazırlandığı daha 30'ların başlarında tespit edilmişti. Pek çok resmi raporun yanı sıra Başbakan İnönü ve Ekonomi Bakanı Bayar'ın Şark Raporları da, bu konuda uyarılarla doludur.

Atatürk de isyanı elleri kolları bağlı beklemez. 1935'te “Tunceli Vilayetinin Kurulmasına İlişkin Kanun” kabul edilir. O zamana kadar Dersim olarak bilinen yöreye Tunceli ismi verilir.

Ancak Atatürk Tunceli'de yalnızca askeri önlemler almaz, Tunceli'ye “medeniyet” götürülür. Yüzlerce yıldır şehir merkezlerinden kopuk yaşamış Tunceli köyleri yapılan yol ve köprülerle “medeniyet”le tanışır. Hastane yapılır, doktor götürülür. Okul yapılır, öğretmen götürülür. Mahkeme yapılır, adalet götürülür... Köylüyü baskı ve zulüm altında tutan aşiret reislerinin silahlarına el konulur... Tabii tüm bu “medenileşme” hareketi gerici Kürt aşiretlerinin direnişiyle karşılaşır.

Ve... 1937 yılının 21 Martında, yani bugün PKK'lıların da ayaklanma günü olarak kutladığı Nevruzda, Seyit Rıza liderliğindeki Abasan Aşireti, Harçik Köprüsü'nü yakarak isyanı başlatır. Aynı gece bir karakolumuzu basarak 33 askerimizi şehit ederler. 1920 Koçgiri isyanını liderlerinden ve Ağrı isyanına da katılmış Alişer ile Nuri Dersimi de isyancılar arasındadır.

Ertesi gün Pah Hükümet Konağı, ilçede yeni kurulmuş ilkokul ve hastane de ateşe verilir. İsyanın hedefi açıktır: Atatürk Cumhuriyeti'nin götürdüğü “medeniyet”in bütün simgeleri...

Tabii Atatürk, isyanın hemen bastırılmasını emreder. Ve dönemin Tunceli Valisi Korg. Abdullah Alpdoğan'ın komutasındaki 20 bin kişilik bir kuvvetle isyan bastırılır. Elebaşları idam edilir.

“Dersim Harekâtı” olarak bilinen bu isyan bastırma operasyonu, bölgedeki aşiretlerin gücü tamamen kırılana kadar sürer. Aşiretlerin önde gelenleri, Tunceli dışına sürülür ve bölgede Cumhuriyet rejimi tam anlamıyla tesis edilir.


Kürtçülerin ve Fethullahçıların yalanlarını belgelerle çürütüyoruz!

Varan 1: İsyanın lideri Seyit Rıza bir tarikat şeyhi ve aşiret reisiydi

Kendisine solcuyum, ilericiyim, sosyalistim diyen bir insanın Dersim isyanını savunması kadar komik bir şey olamaz. Çünkü Dersim isyanı kesinlikle bir halk hareketi ya da ilerici bir ayaklanma değildir.

İsyanın lideri Seyit Rıza, Dersimli bir aşiret reisidir. Ve Atatürk Dersim’deki aşiret yapısını ortadan kaldırmak istediği için ayaklanmıştır. Seyit de zaten bir isim değil, Peygamber soyundan gelen Şeyh anlamında yerel bir dini ünvandır! Anlayacağınız, Dersim isyanı, bir derebeyinin, bir dini liderin, bir tarikat şeyhinin, bir aşiret reisinin Atatürk Cumhuriyeti’ne karşı ayaklanmasından başka bir şey değildir. Bu anlamda Menemen ayaklanmasından hiçbir farkı yoktur.


Varan 2: İsyancılar Fransız işbirlikçisiydi

Bütün diğer Kürt isyanları gibi Dersim isyanı da emperyalistlerin kışkırtma ve desteğiyle başlamıştır. Nasıl Şeyh Sait isyanı Musul-Kerkük meselesinin görüşüldüğü bir dönemde İngilizler için bir koz olduysa, Dersim isyanı da Hatay meselesinin tartışıldığı bir dö­nemde Fransızlar tarafından kullanılmıştır. Nitekim, isyancıların üzerinden Fransız ordusuna ait silahlar çıkmıştır. Elebaşlarından Nuri Dersimi de, isyan bastırılınca Fransız mandası altındaki Suriye’ye kaçmış ve Fransız Hükümeti’nin koruması altında yaşamıştır. Bugün “Dersim’de katliam yaşandı” yalanlarının da AB koruması altındaki sempozyumlarda dile getirilmesi bu nedenle bir tesadüf değilir.

Varan 3: Seyit Rıza İngiltere’den destek istedi

Dersim isyanının lideri Seyit Rıza’nın isyan sırasında İngiliz Dışişleri Bakanlığı’na gönderdiği 30 Temmuz 1937 tarihli şu mektup Kürt isyanlarının işbirlikçi karakterinin en açık delillerinden birisidir:

“Büyük Britanya Dışişleri Bakanlığına,

Yıllardır, Türk Hükümeti Kürt halkını asimile etmeye çalışıyor ve bu amaçla halkı eziyor, Kürtçe yayınları ve gazeteleri yasaklıyor, anadilini konuşan insanlara işkence ediyor ve sistematik olarak insanları Kürdistan’ın bereketli topraklarından söküp Anadolu’nun çorak bölgelerine göçe zorluyor ve birçoğu oralarda telef oluyor. Türk Hükümeti son olarak, hükümetle yapılan anlaşma gereği, bu işkencelerin dışında tutulan Dersim’e de girmeye çalıştı. Bu olay karşısında Kürtler, uzak sürgün yollarında yok olmaktansa, 1930’da Ağrı Dağında, Zilan vadisinde ve Beyazıt’ta yaptıkları gibi, kendilerini savunmak üzere silaha sarıldılar. Üç aydan beri ülkemi, acımasız bir savaş kırıp geçiriyor. Savaş araçları bakımından eşitsizliğe rağmen ve bombardıman uçaklarının yangın bombaları, zehirli gaz bombaları atmalarına rağmen, ben ve arkadaşlarım Türk ordusunu başarısızlığa uğrattık. Direncimiz karşısında Türk uçakları köyleri bombalıyor, ateşe veriyor, savunmasız kadın ve çocukları öldürüyor ve böylelikle Türk Hükümeti, başarısızlığının intikamını tüm Kürdistan’da işkence yaparak almak istiyor. Hapisler, ağzına kadar masum Kürtlerle doludur. Aydınlar kurşuna diziliyor, asılıyor veya Türkiye’nin ücra köşelerine sürgüne gönderiliyor. Ülkelerinde bulunan 3 milyon Kürt, barış içinde yaşamak, özgür, kendi ırkını, dilini, geleceğini, kültürünü ve uygarlığını korumak istiyor; benim sesimle ekselanslarınızdan maruz bulunduğu zulüm ve adaletsizliğe son vermek için, Kürt halkını hükümetinizin yüksek ahlakî etkisinden yararlandırmanızı diliyor. Sayın Bakan, en derin saygılarımızı sunmaktan onur duyarım.

Seyit Rıza Dersim Başkomutanı”


Varan 4: Türk komünistleri ve Komünist Enternasyonal de isyana karşı çıktı

O dönem Türkiye Komünist Partisi de Komünist Enternasyonal de Dersim isyanının feodal ve gerici bir ayaklanma olduğunu tespit etmişti:

“İki ayı aşkındır Ankara Hükümeti, Dersim bölgesindeki Kürt aşiretlerinin yeni bir gerici ayaklanmasını bastırmakla uğraşıyor. Feodal unsurlar, Kemalist Parti tarafından gerçekleştirilen reformlara rağmen, bugüne kadar ülkenin bu sapa bölgesinde barınmayı başarmışlardır. Dersim, Türkiye'nin ulusal ekonomisinin dışında kalmaktaydı. Öyle ki başka bir vilayetten hiçbir tüccar, Dersim'de iş yapmayı göze alamazdı. Devletin Dersim'de askerlik yükümlülüğünü gerçekleştirmesi ve yasal vergileri toplaması, bugüne kadar mümkün olmamıştır. Dersim’in hakim tabakaları, yürürlükteki yasalara rağmen, kendi yasa dışı ayrıcalıklarını koruyabilmişlerdir. (...) Amacı, göçebeliğe son verme ve aşiret reisleriyle (şeyhler, beyler, ağalar ve seyyitler) onların kiralık adamlarını Batı Anadolu’nun modernleşmiş vilayetlerine sürme hedefini güden bir reform planını zorla uygulamaktı. Bugün, Kemalist hükümetin enerjik reformları yüzünden kendi iktidarlarını tehdit altında hisseden feodal unsurların ümitsiz direnişiyle karşı karşıya bulunuyoruz. İsyanın arefesinde Tapu Kadastro İdaresi, feodal aşiret reislerinin elinde bulunan halka ait malların incelenmesi ve saptanmasına ilişkin hükümet önlemlerini uygulamaya başlamıştı. Bu durumda feodalizm, kendi yasadışı egemenliğinin iktisadi temellerini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu hissetti. İşte, özellikle bu önlem, isyana yol açan neden olmuştur.”

Komintern, 1925’teki Şeyh Sait isyanına da şu gerekçelerle karşı çıkmıştı: “Mustafa Kemal, genel olarak ulusal kurtuluş hareketini temsil etmekte ve Türkiye'nin demokratlaşması ve feodal kalıntılar ile Müslüman din adamlarının etkisinden kurtarılması için çalışmaktadır. Kemal’e karşı, ilk olarak emperyalizm, ikinci olarak feodal ağalar, üçüncü olarak din adamları ve dördüncü olarak liman şehirlerinin yabancı sermayeye bağlı ticaret burjuvazisi mücadele etmektedir.”


Varan 5: İsyan Atatürk’ün baskıları değil
Atatürk döneminde yapılan köprü ve yollar yüzünden çıktı


Dersim isyanı iddia edildiği gibi Atatürk Cumhuriyeti’nin Kürtlere yönelik baskıları yüzünden başlamamıştır. Halka baskı yapmak bir yana, Atatürk, Dersim’deki aşiret yapısını dağıtarak Tunceli halkını özgürleştirmek için büyük çaba göstermekteydi. Şehrin ismi bu yüzden Osmanlı dönemini çağrıştıran Dersim bırakılarak Tunceli olarak değiştirilmişti. Bu nedenle bugün Tunceli ismine tahammül edemeyenlerin, Atatürk’ün Şapka Devrimine karşı çıkanlardan hiçbir farkı yoktur. Çünkü Dersim ismi isyanın değil, halk üzerindeki feodal baskının simgesidir. Tunceli ise o derebeylik baskısını kaldırmak isteyen Atatürk devrimciliğini simgeler.

Ancak çıkarları zedelenen aşiretler ve “seyit” denilen din adamları Atatürkçü devrimlere karşı çıktılar. Menemen’de yaşanan gerici isyanın bir benzeri böylece Dersim’de başlamış oldu. İsyancıların ilk hedefi de devletin binbir zorluk ve masrafla yaptığı köprüler oldu. Munzur etrafındaki iki dağlık bölgeyi birbirine bağlayan Harçik Köprüsü ilk hedefti. Gericiler, “medeniyet”in bir örneği sayılan köprüye bile tahammül edememişti!


http://www.turksolu.org/261/erdem261.htm


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Dersim Yalanları Ve Gerçekler
İletiTarih: 15 Mar 2013, 22:54 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 18 Kas 2010, 05:45
İleti: 2762
Konum: Turan
Hala Dersim'e neden harekat yapıldığına cevap veremedin? Uydurma anıları önüme kanıt diye koyuyorsun. Bak arkadaşım sana diyorum ki bu askeri harekat durduk yere mi gerçekleştirilmiştir? Bana bunun bir cevabını ver.

Hala programlanmış robot gibi Dersim isyanını savunuyorsun. Ne kadarda hoşunuza gidiyor Emperyalizmin köpekliğini yapanları savunmak. Gericileri savunmakta zaten ancak senin gibi gericilere yakışır. Sen devam et Emperyalizmin köpeklerini savunmaya. Belki önüne bir iki kemik atıverirler.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Dersim Yalanları Ve Gerçekler
İletiTarih: 15 Mar 2013, 22:56 
Onursal Üye

Kayıt: 20 Şub 2009, 22:40
İleti: 26408
musluman yazdı:
Resim

“Kadın, çocuk herkesi diri diri yaktık"

http://www.turnusol.biz/public/haber.as ... 484&pid=19

-PKK yayın yerini mi kaynak gösteriyorsunuz.

-Bak @istemiyabgu kaynaklarını vermiş okuyun nedir aslı astarı bu işin...
-Sempatizanlık yapacağınıza, cumhuriyete ve kurucularına çamur atacağınıza neden başkaldırmış o yöre halkı taaaa... -Osmanlı'ya başkaldırarak, yeni kurulan cumhuriyete başkaldırarak neyi amaçlıyorlardı öğrenin.
-Neden feodal düzenin değişmesini istemiyordu bu isyancılar.

_________________
.

..Forum Kuralları ve Üyelik Sözleşmesi İçin Tıklayın.
..(viewtopic.php?f=6&t=1)

..Forumumuzun Yazım Kuralları için tıklayın.
..(viewtopic.php?f=6&t=14739)

..Yasaklı yayınlar için duyuru: Tıklayın..
..(viewtopic.php?f=6&t=20215&start=0)


..........Zorsa mutlaka başarırım.
..................................İmkansızsa biraz zaman alır..
.
.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Dersim Yalanları Ve Gerçekler
İletiTarih: 15 Mar 2013, 22:59 
Demekki Aleviler ölmeyi hakketmis. Senin mantigin boyle. Imperialist bilmem ne. Dersim katiliami olmustur , ve bunu hic kimse inkar edemez. Belgeler yeterince var.

Istedigin kadar inkar et, Aleviler Atatürk tarafindan kesilmistir , ve cok buyuk bir ayrimciliga ugratilmistir.

Ve bugun mesela o Dersim dedigimiz bölge Tunceli ismi verilmistir. Tabi bu olayi ört bas etmek icin isim degistirildi.

Yani bugun oyle isyan falan yok. Kurtlere haklari verildi. Yani farz et ki isyan oldu , bu halki diridiri yakmaya ne luzum var? Hemde binlerce insan.


Sayfa başı
  
 
 İleti başlığı: Re: Dersim Yalanları Ve Gerçekler
İletiTarih: 15 Mar 2013, 23:00 
Sayın Müslüman bu kaçıncı oldu yazınızı siliyorum, özelden yazıyorum?

-Alıntıladığınız yayın yerinin yasaklı olup olmadığını da kontrol ediniz.
-Bu hususu özel mesaj ile belirtmiştim.
-Yazının aynısını başka yayın organından bulursanız tekrar koyunuz, bu ileti silindi.


Sayfa başı
  
 
 İleti başlığı: Re: Dersim Yalanları Ve Gerçekler
İletiTarih: 15 Mar 2013, 23:09 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 18 Kas 2010, 05:45
İleti: 2762
Konum: Turan
Senin gibi bir akılsıza artık cevap vermeyeceğim. Okyanus ötesine hizmet ettiği açıkça belli olan gazetelerin yazılarını buraya kaynak diye getiren şahsının, Dersimdeki feodal düzenin değişmesinden yana olmayan derebeylerini, kula kulluk ettiren ağaları, insanları koyun gibi güden şeyhleri eleştirememesi ilginç.

Çok Müslümansın ya hani bir cevap veriver; İslamın neresinde yazıyor kulun kulla kulluk etmesinin gerektiği?

Cahil liselim, ergenim benim; En azından televizyonlarda çokça yayınlanan ve izlerken gülmekten kırıldığımız Kemal Sunalın Davaro ve Kibar Feyzo filmi ile, İlyas Salmanın Erkek Güzeli Sefil Bilo filmlerini izle. Bu filmler o bölgede yaşanan ağalık vahşetini mizahi bir dille anlatıyordu. İzlerken herkes bu filmlere güler, ancak kimse bu filmlerde aslında neyin anlatılmak istendiğini anlamaz. İşte Atatürk ve genç Cumhuriyette bu filmlerde anlatılanların yaşanmamasını istiyorlardı.

Bu filmlerde mizahi bir dille anlatılan ağaların, şeyhlerin insanları sömürmesinden söz etmeyip, Atatürk'ü Alevi katilliği ile suçlaman zaten nasıl bir insan olduğunu gösteriyor. Emperyalizmin ergen uşağı seni.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Dersim Yalanları Ve Gerçekler
İletiTarih: 15 Mar 2013, 23:11 
Bende zaten bu konudan cikacam. Durmadan yasak bilmem ne deniliyor. Kaynak veriyoruz oda iyi degil. Ozaman tum bosver en iyisi. Alevileri katleden adami destekleyin , benden bukadar.


Sayfa başı
  
 
 İleti başlığı: Re: Dersim Yalanları Ve Gerçekler
İletiTarih: 15 Mar 2013, 23:14 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 18 Kas 2010, 05:45
İleti: 2762
Konum: Turan
musluman yazdı:
Bende zaten bu konudan cikacam. Durmadan yasak bilmem ne deniliyor. Kaynak veriyoruz oda iyi degil. Ozaman tum bosver en iyisi. Alevileri katleden adami destekleyin , benden bukadar.


Hadi bakalım güle güle. Esselamun fethullah sende buradan yallah.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Dersim Yalanları Ve Gerçekler
İletiTarih: 15 Mar 2013, 23:19 
Onursal Üye

Kayıt: 20 Şub 2009, 22:40
İleti: 26408
musluman yazdı:
Bende zaten bu konudan cikacam. Durmadan yasak bilmem ne deniliyor. Kaynak veriyoruz oda iyi degil. Ozaman tum bosver en iyisi. Alevileri katleden adami destekleyin , benden bukadar.

Cevap vermediniz.
-Size göre Alevileri Atatürk katlettise neden Alevilerin çogunluğunun evlerinde Hz. Ali Atatürk ve Türk bayrağı var? Müslüman!..

_________________
.

..Forum Kuralları ve Üyelik Sözleşmesi İçin Tıklayın.
..(viewtopic.php?f=6&t=1)

..Forumumuzun Yazım Kuralları için tıklayın.
..(viewtopic.php?f=6&t=14739)

..Yasaklı yayınlar için duyuru: Tıklayın..
..(viewtopic.php?f=6&t=20215&start=0)


..........Zorsa mutlaka başarırım.
..................................İmkansızsa biraz zaman alır..
.
.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Dersim Yalanları Ve Gerçekler
İletiTarih: 15 Mar 2013, 23:27 
Atatürk bu katliami Alevilere karsi gerceklestirdi. Yani mantik var akil var. Aleviler gercekten bu adami kalpten destekledigini mi dusunuyorsun?

Alevilere kalsa Atatürkü bogup denize atarlar. Alevilerin , Atatürkü savunma nedenleri bu:

Turkiye 80% Sunni , 15-20% Alevi. Aleviler Atatürkü savunupta diktatorluk yapabilirse , bu ulkenin hakimiyeti Alevilerde kalirdi. Bunu zaten basardilar. Ama sonunda ip koptu. Ve Sunniler iktidar oldu.

Yani demek istedim sey bu; Alevilerin Atatürkü savunma nedenleri iktidarda kalmaktir. Bundan baska birsey degil. Artik bu is bitdi ve görebiliyoruz ki Aleviler Atatürkten uzaklasmaya basliyor. Atatürkün fotosu kaldirlmasi lazim bilmem ne deniliyor Cem evlerinde.

Kendi canlarina karsi katliam yapan Atatürk , hic bir zaman bir Alevi tarafindan sevilme imkani yoktur.


Sayfa başı
  
 
 İleti başlığı: Re: Dersim Yalanları Ve Gerçekler
İletiTarih: 15 Mar 2013, 23:37 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 18 Kas 2010, 05:45
İleti: 2762
Konum: Turan
Alıntı:
Yani mantik var akil var.


Cidden var mı? Biz niye göremiyoruz? :lol:


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Dersim Yalanları Ve Gerçekler
İletiTarih: 19 Mar 2013, 00:59 
Katılımcı Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2013, 23:56
İleti: 276
Müslüman kardeş, burda böyle Aleviler'in ağzından yazıyorsun çiziyorsun ama sen hayatında hiç Alevi gördün mü? :) Görmediysen söyliyeyim, şu an bir tanesiyle muhattap oluyorsun. Ben Balkan kökenli bir Alevi-Bektaşi'yim. Anne tarafımdan soyum da Bektaşiliğin dünya üzerindeki merkezi olan Makedonya'ya dayanır. Şu anki merkez Makedonya-Kalkandelen'deki Harabati Baba Tekkesi'dir. Osmanlı döneminde de Bektaşi tarikatı Rumeli topraklarında onlarca tekkesiyle aktif bir şekilde toplum hayatına etki etmiştir. Her neyse, anlatmak istediğim şey şudur, burda kafana göre Aleviler adına ahkam kesiyorsun ya. Bir de bir Alevi'den dinle istedim Atatürk'ü. Müsadenle başlıyorum analtmaya.

Alevi toplumu, Osmanlı'nın kuruluşunda ve yükselişinde etkin rol oynamıştır. Anadolu gibi Balkanlar'ı da Müslümanlaştıran Alevi-Bektaşilerdir. Sarı Saltuk, Demir Baba, Kızıldeli Sultan, Harabati Baba, Ali Koç Baba, Akyazılı Sultan, Şeyh Bedrettin, Musa Baba, Otman Baba, Sersem Ali Baba, Elmalı Baba, Seyit Ali Sultan ve Pir Balım Sultan bunlardan sadece birkaç tanesidir. Şu an Arnavutluk'ta 63, Bulgaristan'da 26, Kosova ve Makedonya'da toplam 23, Yunanistan'da 56, Romanya'da ise 4 Bektaşi tekkesi var. Bunların hepsi faaliyet halinde değil ama en çok faal Bektaşi tekkesi Arnavutluk'ta, ardından da Bulgaristan'da var. İstersen burda tek tek isimlerini de yazabilirim. Bunu söyleme sebebim de bana "Sen Balkan kökenli adamsın ne işin var Alevilik'le" demene fırsat vermemektir. Çünkü Bektaşilik için Balkanlar en az Tunceli kadar önemli topraklardır. Bektaşiliği şu anki yapısına kavuşturan, yolun 2. kurucusu ve 2. büyük piri olarak bilinen Balım Sultan, Dimetoka(Yunanistan) doğumludur ve en büyük Bektaşi-Batıni ayaklanmalarından birini başlatan Şeyh Bedrettin de Yunanistan'ın Simavna kasabasındandır.

Aleviler Osmanlı'da önemli görevler üstlenip yükselişe kadar önemli işler başarmışlardır ancak Yavuz döneminden itibaren yaratılan bir Alevi-Sünni düşmanlığı su götürmez bir gerçektir. Oğlu Kanuni Sultan Süleyman da babasının izinden gitmiş ve bir Kızılbaş düşmanı haline gelmiştir.Yavuz döneminde baskılara dayanamayıp İran, Azerbaycan ve Doğu Anadolu'ya kaçan Türkmen aşiretleri Safevi devletini kurmuşlardır ve Osmanlı ile bir çatışma haline girmişlerdir. Kaybettiler ve devletlerini de kaybedip kırıma uğradılar. Bununla da yetinmeyen Osmanlı, Alevi inancını merkezi olan Hacı Bektaş Tekkesi'ne cami yaptırarak(2. Mahmut Dönemi'nde) Aleviler'e en büyük hakareti etmiştir zaten. Bu durum Aleviler'i de zıtlaşmaya götürmüş ve devlet Alevi inancını ve bu inanca mensup vatandaşlarını tümüyle dışlar hale gelmiştir. Ancak Osmanlı'nın son bulmasıyla beraber bir lider çıkmış ve ulus tanımını hiçbir din kalıbına sıkıştırmaksızı, laik ve demokratik bir sistem kurmuştur. Aleviler dinlerinden dolayı dışlanmamış, aşşağılanmamış, haklarında ölüm fetvaları verdirilmemiştir. Ulusal Kurtuluş Savaşı sırasında dikkate alınıp görüşlerine başvurulmuş ve en önemli merkezleri olan Hacı Bektaş Tekkesi ziyaret edilip Aleviler'in varlığı resmen tanınmış ve talepleri dinlenmiştir. Atatürk bu ziyaret sırasında Aleviler'e Cumhuriyet ve Laiklik sizi vermiş bu sözünü de tutmuştur. Bu yüzdendir ki Aleviler'e tekrar yaşam ve vatandaşlık hakkı veren Atatürk Aleviler'ce yüce bir sevgi ve saygı duyulan ulu bir lider olarak görülmüş ve portreleri Cemevleri'ne kadar girmiştir. Eğer Atatürk, bir Alevi düşmanı olsaydı Tunceli'ndeki operasyonlar Tokat, Amasya, Çorum, Malatya, Kahramanmaraş, Sivas, Gümüşhane, kısmen Kayseri ve Yozgat'ı da kapsardı. Ancak operasyonun hedefinde Alevi toplumu yoktu ve hiçbir zaman da Atatürk Aleviler'e kötü, öteki gözüyle bakmadı. Tunceli operasyonu "Kürtlük" adına, o zamanki adıyla Dersim bölgesini bir devlet olarak gören ve burada hiçbir şekilde yol, karakol, okul, köprü yapılmasını istemeyen, bizim yönetimimizi bize bırakın diyen 7 aşiretin birleşimiyle patlak veren bir isyanın bastırılma sürecidir. Başlangıçta 7 aşiret isyana katılsa da, 3'ünün zamanla vazgeçmesiyle sayı 4'e düşmüştür. Bu aşiretler Demenan, Yusufan, Haydaran ve Abasan aşiretleridir. Ancak iç Dersim bölgesinde yer alan diğer yüzlerce Alevi aşireti bu ayaklanmalara katılmamış hatta bazıları ayaklanmaya karşı devletin yanında savaşmıştır. Bu aşiretler şunlardır:

Abdalu / Abdalanlar
Ağucanlılar
Alanlar
Ali Abbas Evladı
Alxanu / Alhanlı Aşireti
Arililler
Aslan
Aşuran
Bomosuru / Baba Mansurlu
Balabanu / Balaban
Baluşağı
Badilli
Beles
Balçikanlı
Birmanlı
Beyitanuşağı
Bezgar(Topuz)
Beritan
Birim
Botanlı(Balyanlı)
Bütünkanlı(Bodikanlı)
Caferanlı
Bozukanlı Kerel
Careku / Çarekli
Çinan Aşireti
Derviş Cemal
Elhanlılar(Elganlılar)
Ferhatu / Ferhatan
Fından
Gevanlılar
Gülabi
Hadikenli
Hayranlı
Hemenanlı
Hesenanlı
Hiranlı
Holikan
Hormeku / Hormekli
Holifen
Hıfen
Hurşidan
Hüzmekli Uşağı
İksorlu(İzollu)
İskor
Kalanuşağı
Karabali
Karakali
Kamsuran
Karsanu/Karsan
Keçeli
Kekertiyanlı
Kefelan
Kevanlı(Kevo)
Kemanlı(İzollu)
Keskehoran
Kırğan
Kısmurlu
Kolik
Kodern
Kimsorlu
Koç
Koçgiri
Kormeşli
Kubanlı(Kudenli)
Kulikan
Kureyşan
Kabaklı
Kırmoslu(Kismorlu)
Lertikli
Laçinli
Lolu / Lolanlı
Maksut
Memokan (Memekan)
Mosku / Meskanlı (Mestanlı)
Mev aliler Aşireti
Mırzan
Millan
Nenikan
Panikan
Parçikanlı
Pezgevran(Pevzugerililer)
Perihanlı
Pilvenkli
Piranlı
Pirsultanlı
Perikanlı
Rekşait(Reskan Uşağı)
Rutu / Rutanlı
Şadilli
Sağcılar
Sarı Saltuklular
Şamuşağı
Şadanlı
Şavak
Sawelizu / Şavalanlı
Seyyidalan
Seyyid Sabunlar
Sultan Munzur
Seyhan
Sisanlı
Sekakan
Seydanlı(Sidanlı)
Semkan
Seyit Kemalan
Seyit Ahmet Dedeler
Silanlı
Suranlı
Süleymanuşağı
Süleymaniler
Şiğ Hesananlı
Şeyh Mehmedanlı
Titanik Uşağı
Zekeran
Zerkanlı
Zerkevik

İsyanın köklerinin Sivas'taki diğer bir Kürt isyanı olan Koçgiri ayaklanmasına dayandığı aşikardır. Çünkü Seyit Rıza'ya gazı verip isyanı başlattıktan sonra Suriye'ye kaçan Nuri Dersimi, Koçgiri aşiretine mensuptur ve Koçgiri isyanı sırasında da aktif görev almıştır. Ancak hiçbir Dersim aşireti bu isyana destek vermemiş hatta Mustafa Kemal'e korumalık dahi yapmışlardır. Nitekim görüyoruz ki Nuri Dersimi, Dersim'deki yüzlerce aşiretin içinden 7 tanesini kandırmayı başarmış, sonrasında 3'ü cayarak devlet tarafına geçmiştir. Aslında bölgedeki isyan bir Kürt isyanı olduğu kadar feodal temellere de dayanır. Bölgede köklü bir reform yapıp halka yol, köprü ve okul hizmetini reddeden bu isyancılar, karakolları ve okulları basmış, köprüleri yıkmış, bölgede yapılacak reformlara karşı her türlü direnişi gerçekleştirmişlerdir. Buna dair bana ayit olmayan şöyle bir yazı da mevcuttur: "Dersim isyanı iddia edildiği gibi Atatürk Cumhuriyeti’nin Kürtlere yönelik baskıları yüzünden başlamamıştır. Halka baskı yapmak bir yana, Atatürk, Dersim’deki aşiret yapısını dağıtarak Tunceli halkını özgürleştirmek için büyük çaba göstermekteydi. Şehrin ismi bu yüzden Osmanlı dönemini çağrıştıran Dersim bırakılarak Tunceli olarak değiştirilmişti. Bu nedenle bugün Tunceli ismine tahammül edemeyenlerin, Atatürk’ün Şapka Devrimine karşı çıkanlardan hiçbir farkı yoktur. Çünkü Dersim ismi isyanın değil, halk üzerindeki feodal baskının simgesidir. Tunceli ise o derebeylik baskısını kaldırmak isteyen Atatürk devrimciliğini simgeler. Ancak çıkarları zedelenen aşiretler ve “seyit” denilen din adamları Atatürkçü devrimlere karşı çıktılar. Menemen’de yaşanan gerici isyanın bir benzeri böylece Dersim’de başlamış oldu. İsyancıların ilk hedefi de devletin binbir zorluk ve masrafla yaptığı köprüler oldu. Munzur etrafındaki iki dağlık bölgeyi birbirine bağlayan Harçik Köprüsü ilk hedefti. Gericiler, “medeniyet”in bir örneği sayılan köprüye bile tahammül edememişti!"

Bununla da sınırlı değil tabiki bu isyanlar, destekçileri de var. Kimlerdir? Suriye'de Nuri Dersimi'yi himaye eden Fransa ve isyanın amacını, yöntemini, gelişimini Seyit Rıza'nın çarpıtarak destek istediği İngiltere. Bakınız Seyit Rıza, 30 Temmuz 1937 tarihli mektubunda İngiltere'ye olayları nasıl lanse ediyor: “Büyük Britanya Dışişleri Bakanlığına,

Yıllardır, Türk Hükümeti Kürt halkını asimile etmeye çalışıyor ve bu amaçla halkı eziyor, Kürtçe yayınları ve gazeteleri yasaklıyor, anadilini konuşan insanlara işkence ediyor ve sistematik olarak insanları Kürdistan’ın bereketli topraklarından söküp Anadolu’nun çorak bölgelerine göçe zorluyor ve birçoğu oralarda telef oluyor. Türk Hükümeti son olarak, hükümetle yapılan anlaşma gereği, bu işkencelerin dışında tutulan Dersim’e de girmeye çalıştı. Bu olay karşısında Kürtler, uzak sürgün yollarında yok olmaktansa, 1930’da Ağrı Dağında, Zilan vadisinde ve Beyazıt’ta yaptıkları gibi, kendilerini savunmak üzere silaha sarıldılar. Üç aydan beri ülkemi, acımasız bir savaş kırıp geçiriyor. Savaş araçları bakımından eşitsizliğe rağmen ve bombardıman uçaklarının yangın bombaları, zehirli gaz bombaları atmalarına rağmen, ben ve arkadaşlarım Türk ordusunu başarısızlığa uğrattık. Direncimiz karşısında Türk uçakları köyleri bombalıyor, ateşe veriyor, savunmasız kadın ve çocukları öldürüyor ve böylelikle Türk Hükümeti, başarısızlığının intikamını tüm Kürdistan’da işkence yaparak almak istiyor. Hapisler, ağzına kadar masum Kürtlerle doludur. Aydınlar kurşuna diziliyor, asılıyor veya Türkiye’nin ücra köşelerine sürgüne gönderiliyor. Ülkelerinde bulunan 3 milyon Kürt, barış içinde yaşamak, özgür, kendi ırkını, dilini, geleceğini, kültürünü ve uygarlığını korumak istiyor; benim sesimle ekselanslarınızdan maruz bulunduğu zulüm ve adaletsizliğe son vermek için, Kürt halkını hükümetinizin yüksek ahlakî etkisinden yararlandırmanızı diliyor. Sayın Bakan, en derin saygılarımızı sunmaktan onur duyarım.Seyit Rıza Dersim Başkomutanı”. Dersim bir devletmiş gibi, etnik ayrımcılık üzerinden bir isyana girişiyor, temelinde feodalizmim müdafaası var ve arkasındaki güçler de belli. Bunun bir Alevi isyanı olduğunu söylemek akla ve mantığa sığmaz. Zaten Aleviliğin ilerici felsefesini benimsemiş olan Dersim aşiretleri bu isyana karşı devlet safında yer almıştır ki bunlar Dersim'de ezici çoğunluğa sahiptir. Bu nedenle isyan sonucunda ölenlerin ve göç ettirilenlerin toplam sayısı 6-7 binle sınırlı olacak kadar azdır 110 binlik nüfus içerisinde. Kaynak nedir diye sorarsanız buyrunuz efendim T.C. Tunceli Valiliği'nin resmi nüfus kayıtları: http://www.tunceli.gov.tr/page.asp?id=42

Yani şunu demek istiyorum: Atatürk Aleviler'e bir katliam yapmamıştır. Soykırım diye önümüze temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp konulan şey, ayrılıkçı Kürt ırkçısı feodal bir iç isyanın bastırılmasından ibarettir. Bu isyan söylendiği gibi Tunceli'nin geneline yayılmamış, belli bölgelerdeki belli aşiretler tarafından gerçekleştirilmiş, ve söylenenin aksine sadece bu aşiretler sürgüne maruz kalmış ve sadece isyana fiili olarak katılanlar öldürülmüştür. On binler, yüz binlerle ifade edilen ölü sayısının aksine, resmi kayıtlar ve tarih boyunca kayıt edilmiş Tunceli nüfusu bunun aksini söylemektedir. 6-7 binler ile ifade edilen nüfus azalmasının tamamı ölenlerden ibaret olmayıp, büyük çoğunluğunu başka kentlere göç ettirilenler teşkil etmiştir. Bu nedenle Aleviler buna bir Alevi kıyımı gözüyle bakmamakta, ve bu tarz Aleviler ağzından konuşan densizlerin söylediklerine kulak asmamayarak cemevlerine Atatürk posterleri asmaya, cem ibadetinde ulu öndere dualar etmeye devam etmekte, Atatürkçü örgütler içinde en ön safta olmaya devam etmektedirler. Dersim olaylarını bir soykırım gibi göstermeye çalışan tatlı su solcularına da, o dönem Türkiye Komünist Partisi'nin Komünist Enternasyonel'de Dersim hakkında yaptığı açıklamayı aynen aktarıyorum:“İki ayı aşkındır Ankara Hükümeti, Dersim bölgesindeki Kürt aşiretlerinin yeni bir gerici ayaklanmasını bastırmakla uğraşıyor. Feodal unsurlar, Kemalist Parti tarafından gerçekleştirilen reformlara rağmen, bugüne kadar ülkenin bu sapa bölgesinde barınmayı başarmışlardır. Dersim, Türkiye’nin ulusal ekonomisinin dışında kalmaktaydı. Öyle ki başka bir vilayetten hiçbir tüccar, Dersim’de iş yapmayı göze alamazdı. Devletin Dersim’de askerlik yükümlülüğünü gerçekleştirmesi ve yasal vergileri toplaması, bugüne kadar mümkün olmamıştır. Dersim’in hakim tabakaları, yürürlükteki yasalara rağmen, kendi yasa dışı ayrıcalıklarını koruyabilmişlerdir. (…) Amacı, göçebeliğe son verme ve aşiret reisleriyle (şeyhler, beyler, ağalar ve seyyitler) onların kiralık adamlarını Batı Anadolu’nun modernleşmiş vilayetlerine sürme hedefini güden bir reform planını zorla uygulamaktı. Bugün, Kemalist hükümetin enerjik reformları yüzünden kendi iktidarlarını tehdit altında hisseden feodal unsurların ümitsiz direnişiyle karşı karşıya bulunuyoruz. İsyanın arefesinde Tapu Kadastro İdaresi, feodal aşiret reislerinin elinde bulunan halka ait malların incelenmesi ve saptanmasına ilişkin hükümet önlemlerini uygulamaya başlamıştı. Bu durumda feodalizm, kendi yasadışı egemenliğinin iktisadi temellerini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu hissetti. İşte, özellikle bu önlem, isyana yol açan neden olmuştur.”

Komintern'in de, 1925'teki Şeyh Sait isyanı sıraskında dile getirdiği, Mustafa Kemal Atatürk hakkındaki görüşleri şu şekildedir: “Mustafa Kemal, genel olarak ulusal kurtuluş hareketini temsil etmekte ve Türkiye’nin demokratlaşması ve feodal kalıntılar ile Müslüman din adamlarının etkisinden kurtarılması için çalışmaktadır. Kemal’e karşı, ilk olarak emperyalizm, ikinci olarak feodal ağalar, üçüncü olarak din adamları ve dördüncü olarak liman şehirlerinin yabancı sermayeye bağlı ticaret burjuvazisi mücadele etmektedir.”

Siz ne derseniz deyin, Aleviler'i binbir çeşit kılıfa sokmaya çalışsanız da biz, inancımız gereği Türkiye'nin aydınlık tarafında, modern tarafında, ilim tarafında, yani Mustafa Kemal Atatürk tarafında olmaya devam edeceğiz. Biz Aleviler Cumhuriyetçiyiz, Devrimciyiz, Halkçıyız, Laikiz, Ulusalcıyız(tüm etnik, dini ve mezhepsel unsurlarla bir ulus birliğinden yana) ve Devletçiyiz. Yani, Atatürkçüyüz.

_________________
"Dünya'da her millet, icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine ortak sayılır." Mustafa Kemal Atatürk

"Derdin sendendir bilmezsin, çaren de sendedir görmezsin; evrende bir noktayım sanırsın. Tüm alemler, kainat, sende özetlenmiştir de görmezsin." Hz. Ali


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni bir konu gönderCevap gönder 3 sayfadan 2. sayfa   [ 37 ileti ]
Sayfaya git Önceki  1, 2, 3  Sonraki


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan SiyasiForum.net Siyasi Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. SiyasiForum.Net hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde dönüş yapacaktır. Forumumuz kesinlikle hiçbir şekilde parti, örgüt, kurum, kuruluş ve oluşumu desteklememektedir. Tüm Problemler ve Reklam İçin: İletişim Formu için tıklayınız.