Yazı boyutunu değiştir
Sistem saati: 17 Oca 2018, 03:51


Yeni bir konu gönderCevap gönder 9 sayfadan 1. sayfa   [ 125 ileti ]
Sayfaya git 1, 2, 3, 4, 5 ... 9  Sonraki
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Harf Devrimi Üzerine Bir Değerlendirme
İletiTarih: 12 Mar 2013, 03:02 
Genel Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Mar 2010, 23:43
İleti: 4334

Pratik bir anlamı olmamasına rağmen bizde harf devriminin nitelik ve gereği halen tartışılmaktadır. Devrimi eleştirenlere sadece "gerici" denen çevrelerde değil, bazı aydın gruplarda da rastlanıyor. Daha ilginci, Osmanhca bilenler kadar hiç bilmeyenler, argo deyimiyle "elin görünce mertek sananlar" arasında da bu devrimi
eleştirenler vardır. Bu sonuncu gruptan gelen eleştiriler üzerinde durmak gerekir.

Gerçekten Arap alfabesini yeniden kabul etmek, hatta ikinci bir alfabe olarak kullanmak bile imkansızdır. Fakat tartışma dünya tarihinde nadir rastlanan bir radikal hareketin değerlendirilmesi yüzünden ilginçtir. Bundan başka Arap harfleriyle yazılan ve "miras" denen metinlere karşı yeni Türkiye kültürünün takınacağı tutumu bilmek açısından önemlidir.

3 Kasım 1928'de Türkiye modem dünya koşulları içinde çok cüretkar bir denemeye girdi. Alfabe değiştirmek tarihte ilk kez görülen bir olay değildi, hatta Türkler tarih boyu birkaç kez alfabe değiştiren bir toplum olarak bu olayın önde gelen örneği sayılabilirler. Bu değişikliğe cesaretle anında karar verilip hızla uygu¬lamaya geçildi ği doğrudur, ama yazı sorununun 1928'de 100 yıla yakın bir geçmişi vardı. Ne var ki alfabenin değiştirilmesi ilk ve Ortaçağ toplumları için köklü bir değişiklik sayılmayabilir. Yazı ve kayıt işleri ile dar bir bürokratik kadronun, birkaç rahip ve şairin uğraştığı geleneksel toplumlarda yazı ile ilgisi olmayan geniş yığınlar böyle bir değişimden haberli bile olmamışlardır.


Antıkçağın parlak uygarlık örneklerini veren Ahamanişler devri İran'ında çivi yazısı, Sasaniler devrinde Pahlavi denilen yazı kullanılmış ve Araplar İran'ı fethedince Arap alfabesi bunların yerini almıştı. Bu olay esas olarak eski Iran kültür kaynakları ile bağlantıyı pek koparamadı ve 9-1 ı. yüzyıHarda eski kültürün restorasyonu mümkün oldu. Çünkü geleneksel toplumun bir özelliği, kültür ürünlerinin sözlü olarak saklanmasıdır. Böylece eski Iran kültürünün destan, şiir, masal gibi ürünleri, hatta dini metinleri büyük ölçüde halkın çeşitli kesimlerinin belleğinde yaşadığından sonraki dönemlerde yeniden kaydı mümkün olmuştur. Ünlü ozan Firdevsi bile bu tip sözlü anlatımlardan derlemiştir.
Oysa basının, kitapların ve eski çağlara oranla yaygın eğitimin varolduğu modem çağlarda böyle bir değişiklik kolay cesaret edilip yürütülecek bir iş değildi. Nitekim toplumlar bu konuda çok ürkek ve tutucu davranmaktadırlar. Yakın zamanlara kadar İran'da ve Çin'de alfabe sorunu tartışılmaktaydı. Değişimden önemli sayıda kişi ve kümeler olumsuz biçimde etkilenir ve yeniliğin benimsenmesi güçlükle ve zamanla mümkün olur.


Türk devriminin bu konudaki ısrarı nasıl başarıya ulaşmıştır? Başarıyı sağlayan ilk nokta, 1928 Türkiye'sinde Arap harflerine karşı, kökü 19. yüzyılın ilk yarısına kadar uzanan bir akımın varlığıdır. Arap harflerinin yerine Türk dili için en uygun alfabenin hangisi olacağı sorunu ise, Latin harflerinin kabulü ile çözülmüştür. Bu, harf devriminin başarısını ve uygulamada sorunsuz olarak sürekliliğini sağlayan ikinci noktadır.


Alfabe denilen teknik aygıtın tarihsel gelişimine baktığımızda Latin alfabesi en gelişmiş yazıdır. Fonetik bakımdan mükemmel (çünkü fonemik harflerden meydana gelmektedir) seslilerin önemli olduğu Türkçe için onu en uygun yazı çeşidi kılmaktadır. Nitekim 1930'larda Kiril alfabesinin kabul edilip uygulandığı bazı Türkik dillerde Türkçenin tersine bazı imla sorunları doğmuştur.

Türk harf devrimini Batıya karşı biçimci bir özenti ve bir üst yapı devrimi olarak değerlendirmek yanlıştır. Yazı, bürokratik örgütlerde temel bir aygıttır. Bir kayıt aracı olarak mal ve hizmet akımlarının kontrolüne yarar. Şu halde üretimde kontrololayım sağlayan bir araç olarak bir teknik altyapısal unsurdur. Bu teknik aygıtın bürokratik işlerliğini sağlayacak şekilde mükemmelleşmesi, toplumsal-teknolojik modernleşme için büyük öneme sahiptir. Bu yargımızla bir toplumun temel üretim birim ve araçlarının arasında yazıyı ön plana koymuyoruz. Ama üretimde bir fazla ğu an, yazı, depolama görevlerinin yerine getirilmesini sağlamıştır.


Mezopotamya'da şehir hayatının en eski örnekleri olan Uruk IV katmanı ve Cemdet Nasr yerleşmelerinde rahiplerin mabede vergi olarak getirilen tarım ürününü depolamak için bilinen ilk kayıt sis¬temini (piktagrajik yazı) geliştirdiklerini biliyoruz. Bu antropolojik gerçeğin dışında toplumsal modernleşme başladığı an, imla ve yazıdaki aksaklık ve uyumsuzluklar sorun yaratır ve eğitimde ve bürokratik örgütlerde reform yapanların yazı sorununu ele alması kaçınılmazlaşır. Bu nedenle, gerek modernleşen yeni çağlar Avrupa'sında, gerekse 19. yüzyıl Türkiye'sinde aynı ihtiyaç duyulmuştur.


Arap harflerinin "ıslahı" veya tamamen değiştirilmesi konusundaki tartışmaların Türkiye tarihinde bürokratik örgütler ve eğitim alanındaki reform denemeleri kadar eski ve onlarla atbaşı gittiğini. belirtmiştik. Bu durum salt Türkiye tarihine özgü değildir. Yeniçağların başından itibaren Latin veya Kiril (Rusya) alfabelerini kullanan modernleşen toplumlar imla reformları yürütmüş ve alfabeleri üzerinde değişiklikler yapmışlardır.

Yaşayan dillerin hiç birinde Ortaçağlar boyunca standart bir imla yoktu. Eski bürokrat kadrolar ve dar aydın tabakanın kullandığı yazı, belleğe ve alışkanlığa dayanmaktadır. Hatta her yazarın kendine göre bir imla düzeni vardı. Herkesin kabul ettiği standart imla kuralları ve okunması basit bir yazı yoktu ve buna ihtiyaç da duyulmamıştı. Çünkü 18. yüzyıla kadar okur-yazar oranı %5-10'u geçen ülke yoktur. Örneğin Alman imla reformu, mcil'in Almancaya çevrildiği Reformasyon döneminde değil, Prusya krallığının güçlendiği ve Imparatoriçe Maria Theresia'nm Avusturya yönetimini modernleştirdiği döneme rastlar. İmpara 13 Ağustos 1770 fermanıyla ilkokul eğitimi genelleştirilirken, yayın hayatı da canlanıyordu. Bu da Alman dili imlasının düzelmesine, daha doğrusu düzeltilmesine neden oldu.
18. yüzyıl başında Büyük Petro Rusya hürokrasisirri, eğitim hayatını çağın gerçeklerine göre yeniden düzenlerken, eski Kilise Slavcasmm kalıntısı olan Kiril alfabesini ve imlasını da 1710 yılında yeniden düzenlettirdi. Vedemosti (Haberler) adlı gazeteyi 1713 yılında çıkarttırarak Rusya'da basın hayatını başlattığında okuma-yazmanm yayılmasını gerektiren bu gibi hareketlerm önünde engel olarak eski alfabe ve imlanın bulunduğunu gördü. Onun için alfabe ve imla düzeltilerek 18 harf çıkartıldı. Rus alfabesinde ikinci önemli düzeltme işlemi 1921 'de Sovyetler döneminde uygulanmıştır. Gene Fransa'da Kardinal Rtchelieu'rıün konuşulan dile uygun standart bir imla düzenlemesi için ünlü Fransız Akademisi'ni kurdurduğunu hatırlayalım.


Genellikle faaliyetleri artan, etkinlik alanı büyüyen bürokrasilerde eleman sayısı da artmaktadır. Bu ise yazı konusundaki alışkanlı ğı eski bürokrat tabanın ki ile karşılaştırılamayacak kadar az olan yeni memurların bürokratik örgütlere girmesi demektir. Çünkü gelişen hayat, maliye, adliye, eğitim örgütlerinin eleman ihtiyacını arttırmıştır. Öte yandan modernleşen orduların yeni subay kadrolarıysa artık eskisi gibi okuma-yazma bilmeyen kahramanlardan değil, topografya-matematik-mekanik bilen ve "talimnameleri" okuyup anlayabilen kimselerden oluşturulmak zorundaydı. Bu savaş adamlarının ise bir Çin mandarini, bir Osmanlı divan katibi veya bir manastır rahibi gibi ömürlerini yazı
ve girift imlaya adayacak kimseler olamayacağı açıktır.


Modernleşen ordularda kolay bir imlanın geliştirilme gereğinin de bu reformlarda etkisi vardır. Bundan başka yayın hayatının gelişmesi, geniş yığınların okuma-yazmayı kolayca kavramasını gerektiriyordu. 18. yüzyıldan beri İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Rusça, Almanca gibi Batı dillerinin imlasının geçirdiği değişiklikler böyle bir büyük toplumsal değişime dayanmaktadır. Alfabe ve imla değişmeleri konusundaki ikinci önemli etken ise milliyetçilik akımlarıdır. Batı Avrupa toplumları 19. yüzyıla sanayileşme, kentleşme, yaygın eğitim gibi olaylarla girerken ortaya çıkan vatandaşlık, milliyetçilik gibi düşünce ve eylemler Doğu Avrupa'nın boyunduruk altındaki toplumlarmı da etkiledi ve özellikle milliyetçi bilincin uyanmasını sağladı. Bu nedenlerden ötürü 19. yüzyıl tarih, filoloji, etnoloji gibi bilimlerin gelişmesi için uygun ortamın doğduğu bir dönemdir.


18. yüzyılın imla reformlarının ne gibi nedenlere dayandığını yukarıda belirtmeğe çalıştık. 19. yüzyıl ise milliyetçilik bilinci dolayısıyla tarih ve filoloji araştırmalarının geliştiği bir çağdır. Dil araştırmaları sonucu, o zamana kadar karmakarışık olarak kullanılan filoloji ile linguistik terimleri iki ayrı disiplinin adı oldular. Filoloji, sözkonusu bir dile ait metinlerin karşılaştırmalı bilimi ve o dilin tarihsel evriminin saptanması; linguistik ise, sentaks ve morfolojiyi (yani gramer) içeren bir bilimsel disiplin oldu. Macar filolog Ghiarmaty 18. yüzyılın sonunda karşılaştırmalı filoloji dalındaki incelemeleriyle Macarca ve Fincenin akrabalığını saptadı.


Filoloji ve linguistik araştırmaları bir yandan Batı uluslarının tarih bilincini ve milliyetçiliğini beslediği gibi bir yandan da daha standart ve doğru bir imlanın yerleştirilmesi için çaba gösterilmesine neden oluyordu. Kısacası dilbilim araştırmaları, örgüt ve ilişkiler sistemi anonimleşen, yazılı kültür ürünlerinin yaşamın önemli parçası haline geldiği Avrupa endüstri toplumunun ihtiyacına hizmet ettiği gibi, toplumlarm milliyetçi bilincini de yönlendiriyordu.
Aydınlar standart imla ve basit kurallı yazıyı bir ulus için övünç saymaktaydılar. Böyle bir ortamda Romenler Latin kökenli dil konuşan bir ulus olarak, Slav asıllı Kiril alfabesini attılar ve lS60'da Latin alfabesini kabul ettiler. 19. yüzyıl sonunda Osmanlı imparatorluğunda Amavutlar Latin harflerinin kabulü sorununu tartışmağa başladılar. 30 Eylül lS79'da kurulan "Cemiyet-i llmiye- i Amavudiye", Latin harflerinin kabulü sorununa ciddiyetle eğildi. Bu cemiyet bir Ortodoks, bir Katolik ve bir Müslüman Arnavut'tan kurulu bir kurula Abefare (ABC) denen bir alfabe hazırlattı. Böylece Arnavut okullarının kullanması için Latin ve Grek harflerinden meydana gelen bir alfabe hazırlanmış ve Amavutlar bu alfabeyle eğitim ve kültürel hayatlarını sürdürmeğe başlamışlardır.
işte Osmanlı imparatorluğu 19. yüzyılı böyle bir ortamda yaşıyor ve modernleşme sürecine giriyordu. Bürokratik merkeziyetçilik, yaygın eğitim çabaları, çapraşık ve karmaşık imlayı bir sorun haline getirmiş ve yazı üzerinde tartışmalar başlamıştı.
Osmanlı bürokrasisindeki modernleşme süreci, hükümet merkezindeki bürolarda ve vilayetlerde memur ihtiyacını arttırdı. Üstelik bürokrasinin yeni adaylarının hukuk, maliye, yabancı dil bilmeleri klasik devir Osmanlı memurları gibi hattat olmalarına, edibane üslûpla fermanlar ve beratlar kaleme almalarına yeğ tutuldu. Bunun sonucu, Tanzimat bürokrasisinin kayıtlarında kullanılan titulatürde yazışma uslübunda bir sadeleşme başladığı gibi kaligrafide (yazı çeşidi) de standart bir düzene geçildi.


Ülkede ortaokullar her yerde açılıyor, yeni yeni sivil okullar kuruluyordu. Yaygınlaştırılmak istenen eğitim dolayısıyla Arap harflerinin Türk dili ile olan uyuşmazlığı sorunu kendini hissettirdi. Bu sorunlarla salt Osmanlı bürokrasisi üyeleri değil, eğitim ve düşünce alanında yeni bir uyanış dönemine giren Çarlık Rusya periferi (çevre) vilayetlerindeki Müslüman aydınlar da uğraşmağa başlamıştı. Bu gruba girenler 19. yüzyıl başlarından beri milliyetçi bir bilinçle tarih ve dil araştırmaları yapan eğitimci ve yazarlardı. Bu iki grup da "imla ıslahatı" önerileriyle işe gi¬rişip Latin harflerinin kabulünü savunmaya kadar işi vardırdılar (Kazan üniversitesi profesörlerinden Ebu Musa Kazım Bey ve lS63'de Encümen-i Daniş'e böyle bir teklif yapan ünlü dramaturg Mirza Fethali Ahundof bunların başında gelir).
Osmanlı devlet adamları daha ılımlıdır. Mürrif Paşa lS63'de Osmanlı Cemiyet-i llmiyyesi'ne sunduğu projede Arap harflerinin bitiştirilmeden ayrı yazılmasını ve "ses uyumu kuralı" nedeniyle sesli harflerin eksiksiz kullanılmasını öneriyordu.


Latin harflerinin bilinmeyen ve kendini gizleyen bir taraftan, Ali Vehbi Bey'in yayınladığı hatırata göre Sultan II. Abdülhamid'dir. Ona göre, "Halkımızın büyük cehaletine sebep, okumayazma öğrenimindeki güçlüktür. Bu güçlüğün nedeni ise harflerimizdir. " Sultan; "Belki bu işi kolaylaştırmak için Latin alfabesini kabul etmek yerinde olur" demektedir.


Sabık Hakan'ın tersine bu konuda inandığını cesaretle savunanlar da vardır. Manastır Vilayeti'nin Görice sancağında Kuran-ı Kerim ve Ulum-i Diniyye muallimi olan Hafız Ali Efendi, Latin harflerine taraftar olduğu için işinden atılmıştır.
Taraftarlarının artmasına rağmen, Latin harflerinin kabulü soru¬nu uygulamada cesaretsizlik nedeniyle hasıraltı edilmekteydi. Arap harflerinden memnun olmayanlar içinde Dobrucalı A. H. Mustafa Bey gibi Uygur harflerinin kabulünü savunanlar da vardı. Bu. taraftarların bazıları 1928'de Gazi Mustafa Kemal (Ata¬türkçün yeni harfleri süratle uygulaması ve çifte kullanımı reddeden tutumunu dehşetle karşılamışlardır. Fakat basılan kitabın az ve halkın büyük çoğunluğunun ümmi olduğu o zamanki Türkiye'de iddiaların tersine bu değişim fazla bir yıkım yapmadı. Yeni harflerin öğretimi yaygınlaştıkça kitabevleri de eskisinden çok kitap sattılar.

Yeni harflerin kabulü gündeme geldiğinde ilginç tartışmalar yapılmıştı. Köprülüzade Mehmed Fuad Latin harfleriyle terakki sağlanamayacağını ileri sürerken, Darülfünun müderrislerinden Şekib Bey, Türkçenin ilkel bir dil olduğunu ve Avrupa dilinin kabulü gerektiğini yazıyordu. Köklü hareketler, toplumda şaşkınlık yaratır. Kimi tutucu bir direnişe geçerken, kimi radikalizm şampiyonluğuna özenit.


Sorunun tarihsel kısmım burada bırakıp, Latin harflerine değgin bazı tartışmaları ele alalım.


Harf devriminin daha ikinci yılında okul ve öğrenci sayısının arttığı gözleniyordu. Yeni harflerin basım tekniğinde sağladığı kolaylık, basılan kitap sayısında da artış sağlamıştır. 1923-28 yılları arasında yıllık kitap basım ortalaması 600-800 adet arasında iken, bu sayı 1931' de 1000'e yaklaşmıştır. Yeni harflerin kültürel mirasla ilişkiyi kopardığı tezi pek doğru değildir. 1928'e kadar Türkçe basma kitap sayısı 30 bin civarındadır. Bunların da hepsi okunacak kitap değildir. Doğabilimleri ala¬nında önemli bir miras söz konusu değildi. Diğer dallarda önemli kitapların yeni harflere çevrilmesi gerekmektedir. Bu iş son yıllara kadar yavaş gitmiştir. Okumayı seven insanların azlığından dolayı kuşkusuz kitap sayısı, çeviriyi imkansız kılacak boyutlarda değildir.

Eski harflerin ve Osmanlı ca eğitiminin, ilk yıllarda Darülfünun Edebiyat Fakültesi dışında tamamen yadsındığı (reddedildiği) doğrudur. Ancak liselere Osmanlı ca dersinin konması gereksizdir. Nihayet bu konu Batı Avrupa'da örnekleri görülen ve tarihçi ve filolog yetiştirmeyi amaçlayan klasik gimnazyumlarda (bizde edebiyat lisesi olabilir) çözümlenebilir. Fakat bu liselerde Osmanlıca ile birlikte Latince veya Yunanca okutulması da şart olmalıdır. Çünkü buralarda imam-hatip değil, tarihçi, Iilolog, arşivci, edebiyat araştırmacısı gençler yetiştirilecektir. Bu gençlerin ise karşılaştırmalı bir dil bilgisine sahip olmak üzere eğitilmeleri gerekir.


Yeni Türk alfabesi. Türk fonetiğinin özellikleri iyice düşünülerek hazırlanmıştır ve bugünkü Türk alfabesi sayesinde Türkçe, imla sorunu en az olan dillerdendir. Latin harflerinin kabulünde roloynayan bir neden de bölgesel ağız farklılıklarını kaldırmaktı. Arap alfabesi, yapısı gereği belirgin bir Türk ağzının tutunmasına imkan vermez, oysa dilimizin ses yapısını karşılayan bir alfabe hem bu farklılığı azaltır, hem de bölgelerarası deyim ve kelime alışverişini arttırmağa yardım eder. Latin harfleri kültür yaşamımızda yerini sağlamca almıştır.

Bununla birlikte tartışması niçin süregelmektedir? Tutucu çevreler dışında bazı radikal ilerici çevrelerden de eleştiriler geliyor. Bu grubun eleştirileri daha çok Türkiye tarihine kendi yorumlarıyla yaklaşmak istediklerinde, birincil tarih kaynaklarını kulla,nmakta çektikleri sıkıntıdan ileri gelen bir tepki olarak değerlendirilmelidir. Oysa bu durum harf devriminin yarattığı olumsuz bir sonuç değildir. Her sahhaf dükkanında toplananların tekrarlayageldiği yeni kuşaklann eski mirası harf devriminden dolayı tanıyamadığı yakınması. Osmanlıca bilmeyenlere özgü bir dedikodudur.
Türkçe yüzyıllardır hızlı değişim geçiren dillerdendir. Dil ve tarih kaynaklarındaki zamanın getirdiği ımla-sentaks farklılığı nedeniyle, bu kaynakları inceleyip işlemek için yalnız Arap harfleri bilgisi yetmez. Tarihi metinleri okuyup değerlendirmek bütün ülkelerde her aydının değil, ancak karşılaştırmalı filoloji, etimoloji ve tarih bilgisine sahip uzmanların yeteneğine girer. Okullarda az çok öğrenmelerine karşın bütün İngiliz aydınlarının Shakespeare oyunlarının orijinal metninden uzmanlar kadar tad alamadıkları bir gerçektir. Yine Niebelungen Lied veya Igor Destam'mn orijinali, her Alman veya Rus aydınının rahatça izleyeceği metinler değildir. Venedik arşivlerine. Venedikli bir iktisatçı ya da sosyolog hiç zahmet edip girmez. Çünkü uzman bir filolog ya da tarihçinin yardımı olmaksızın, dedelerinin 16. yüzyılda tuttu¬ğu kayıtlardan bir şey anlayamayacak, hatta okuyamayacaktır.

Bütün Batı ülkelerinde yapıldığı gibi, Türkiye'de de tarihi kaynaklar ancak bilgi ve beceri sahibi uzmanların çağdaş dil ve anlatımı kullanarak bunları işlemeleri ve bize aktarmalarıyla kul¬lanılabilir. Halen aramızda bulunan ve liseyi, hatta yüksek öğrenimi Arap harfleriyle tamamlayan kimseler, arşiv belgelerini ve yazmaları hiç de ustalıkla okuyamamaktadırlar. Nitekim bu kimselerin yaptığı metin çevirilerinin çoğu yetkinlikten uzaktır.
Latin harflerinin kabulüyle Batı kültürünün kaynaklarına kolayca inmek savı bize pek geçerli görünmüyor. Arap harfleri kullanımda kalsa da, Türk aydını bugün okuduğu ve çevirdiği Batı literatürüne gene yöneleeekti. Tanzimat'tan beri yönelmiştir de ... Mühim olan bilimsel bir tavırla yönelmesi ve doğru tercüme yapmasıdır. Ancak Latin harflerinin kabulüyle düzgün bir imlanın gelişi okur-yazarların artmasına yardımcı olmuş, okuma alışkanlığı yerleşmeğe başlamıştır. Daha fazla bir gelişme olmamasının nedeni, toplumsal yapıdaki çetin engellerdir.
Türk toplumu harf devrimi ile büyük bir değişmeye girmiş değildir, değişmeye giren Türk toplumu harfleri değiştirmek zorunda kalmıştır. Ancak bu değişiklikten 1928'de en hararetli taraftarlar bile çekiniyordu. Kararı tek başına veren Gazi Mustafa Kemal (Atatürk) olmuştur.


1920'lere yanm yüzyıl sonra, 1980'ler Türkiye'sinden baktığı¬mızda, göze çarpan iki olgunun hukuk ve harf devrimi olduğu görülür. Bunlar tarihte değişiklik yapan büyük bireylerin gerçekleştirdikleri işlere iki örnektir. Her iki olayın getirdiği çözümler, Türkiye ile benzer tarihsel-toplumsal koşullara sahip ülkeler arasında bir karşılaştırma yapılırsa daha iyi anlaşılır.


Bütün İslam ülkelerinde modem yaşamın getirdiği kurumlar ve kurallar çifte yapılı bir hukuk mevzuatı yaratmıştır. Bunun yarattığı sorunlar Türkiye için sözkonusu değildir. Bunun gibi Arap elifbasının terkedilmesi sorunu da İran Azerbaycanı, Belücistan ve Kuzey Irak'ta tartışılagelmektedir. Bu ikirciklenmeler nedeniyle yeni Türkiye'nin devrimleri orijinal ve toplumumuzu benzerlerine göre ileriye götüren örnekler olarak ortada durmaktadır. (İLBER ORTAYLI- GELENEKTEN GELECEĞE SAYFA 97-105)

_________________
Devrimin amacını kavramış olanlar sürekli olarak onu koruma gücüne sahip olacaklardır.
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Harf Devrimi Üzerine Bir Değerlendirme
İletiTarih: 12 Mar 2013, 03:06 
Genel Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Mar 2010, 23:43
İleti: 4334
Arkadaşlar bu yazıyı okumanız için kitabı pc'de taradım. Umarım faydalı olur

_________________
Devrimin amacını kavramış olanlar sürekli olarak onu koruma gücüne sahip olacaklardır.
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Harf Devrimi Üzerine Bir Değerlendirme
İletiTarih: 12 Mar 2013, 11:15 
Kıdemli Üye

Kayıt: 27 Ağu 2012, 14:04
İleti: 1450
Ben neden bir Türk alfabesi oluşturulmadı diyorum hala.

_________________
Hz. Muhammed;
Yazıklar olsun o kimseye ki halkı güldürmek için yalan söyler Veyl (azâbı) ona, veyl (azâbı) ona, veyl (azâbı) ona!


Hz. Muhammed;
Kadınlarınıza eziyet etmeyin! Onlar, Allahü teâlânın sizlere emânetidir Onlara yumuşak olunuz ve iyilik ediniz!


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Harf Devrimi Üzerine Bir Değerlendirme
İletiTarih: 12 Mar 2013, 13:59 
Genel Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Mar 2010, 23:43
İleti: 4334
Latin alfabesi Türk alfabesidir. Harf devrimi yapılırken birebir kopyalama yapılmadı alfabe üzerinde çalışmalar yapılarak yeni bir alfabe oluşturuldu. İlber Ortaylı'nın diğer kitaplarından da yazılar eklemeyi düşünüyorum tarih Mustafa Armağan ile öğrenilmez büyük ustalardan öğrenilir

_________________
Devrimin amacını kavramış olanlar sürekli olarak onu koruma gücüne sahip olacaklardır.
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Harf Devrimi Üzerine Bir Değerlendirme
İletiTarih: 12 Mar 2013, 14:29 
Genel Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Mar 2010, 23:43
İleti: 4334
Resim

İşte halk böyle konuşuyordu ama bu şekilde yazıyordu. Konuşma dili Türkçe yazı dili Osmanlıca. Yunus Emre'nin 800 yıllık Türkçe şiiri okunabiliyor ama 100 yıllık herhangi bir osmanlıca metin anlaşılamıyor.

_________________
Devrimin amacını kavramış olanlar sürekli olarak onu koruma gücüne sahip olacaklardır.
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Harf Devrimi Üzerine Bir Değerlendirme
İletiTarih: 12 Mar 2013, 14:32 
tarih_kurdu yazdı:
Latin alfabesi Türk alfabesidir. Harf devrimi yapılırken birebir kopyalama yapılmadı alfabe üzerinde çalışmalar yapılarak yeni bir alfabe oluşturuldu. İlber Ortaylı'nın diğer kitaplarından da yazılar eklemeyi düşünüyorum tarih Mustafa Armağan ile öğrenilmez büyük ustalardan öğrenilir


Latin alfabesi hiristiyanlarin alfabesi'dir. Türk ile alakasi yok. Bizim alfabemiz Kuran-i kerim'de ki kulanilan alfabe olmasi gerekiyor. Suan ki kulandigimiz alfabe tamamen kaldirmasi gerekiyor. Kuran-i kerim'i bile okuyamiyoruz. Milletimizin 95%+'i musluman oldugu halde.


Sayfa başı
  
 
 İleti başlığı: Re: Harf Devrimi Üzerine Bir Değerlendirme
İletiTarih: 12 Mar 2013, 14:34 
Onursal Üye

Kayıt: 20 Şub 2009, 22:40
İleti: 26408
-Tarih_Kurdu emeğine sağlık bu konuda çakma bilgi(!) sahiplerine kapak niteliğinde olmuş.

_________________
.

..Forum Kuralları ve Üyelik Sözleşmesi İçin Tıklayın.
..(viewtopic.php?f=6&t=1)

..Forumumuzun Yazım Kuralları için tıklayın.
..(viewtopic.php?f=6&t=14739)

..Yasaklı yayınlar için duyuru: Tıklayın..
..(viewtopic.php?f=6&t=20215&start=0)


..........Zorsa mutlaka başarırım.
..................................İmkansızsa biraz zaman alır..
.
.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Harf Devrimi Üzerine Bir Değerlendirme
İletiTarih: 12 Mar 2013, 14:37 
Genel Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Mar 2010, 23:43
İleti: 4334
iğneci yazdı:
-Tarih_Kurdu emeğine sağlık bu konuda çakma bilgi(!) sahiplerine kapak niteliğinde olmuş.


Teşekkür ederim İğneci bu yazıların devamı gelecek. Bu ülkede en büyük zaaf gerçek tarihçilerin çok fazla ön planda olmamasıdır.

_________________
Devrimin amacını kavramış olanlar sürekli olarak onu koruma gücüne sahip olacaklardır.
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Harf Devrimi Üzerine Bir Değerlendirme
İletiTarih: 12 Mar 2013, 14:39 
Inanin bana, bu latin hiristiyan alfabesi kaldirilacaktir. Bundan kacis yok. Muslumanlar iktidar'da ve muslumanlarin istedigi olacak bu ulke'de.


Sayfa başı
  
 
 İleti başlığı: Re: Harf Devrimi Üzerine Bir Değerlendirme
İletiTarih: 12 Mar 2013, 14:39 
Genel Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Mar 2010, 23:43
İleti: 4334
musluman yazdı:
tarih_kurdu yazdı:
Latin alfabesi Türk alfabesidir. Harf devrimi yapılırken birebir kopyalama yapılmadı alfabe üzerinde çalışmalar yapılarak yeni bir alfabe oluşturuldu. İlber Ortaylı'nın diğer kitaplarından da yazılar eklemeyi düşünüyorum tarih Mustafa Armağan ile öğrenilmez büyük ustalardan öğrenilir


Latin alfabesi hiristiyanlarin alfabesi'dir. Türk ile alakasi yok. Bizim alfabemiz Kuran-i kerim'de ki kulanilan alfabe olmasi gerekiyor. Suan ki kulandigimiz alfabe tamamen kaldirmasi gerekiyor. Kuran-i kerim'i bile okuyamiyoruz. Milletimizin 95%+'i musluman oldugu halde.

He canım heee öyle. Buna cevap vermeye bile tenezzül etmiyorum boşuna çırpınıp durma ben gerçeği ortaya koymuşum sen burada çırpınıp dur :lol: :lol: :lol:

_________________
Devrimin amacını kavramış olanlar sürekli olarak onu koruma gücüne sahip olacaklardır.
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Harf Devrimi Üzerine Bir Değerlendirme
İletiTarih: 12 Mar 2013, 14:44 
tarih_kurdu yazdı:
musluman yazdı:
tarih_kurdu yazdı:
Latin alfabesi Türk alfabesidir. Harf devrimi yapılırken birebir kopyalama yapılmadı alfabe üzerinde çalışmalar yapılarak yeni bir alfabe oluşturuldu. İlber Ortaylı'nın diğer kitaplarından da yazılar eklemeyi düşünüyorum tarih Mustafa Armağan ile öğrenilmez büyük ustalardan öğrenilir


Latin alfabesi hiristiyanlarin alfabesi'dir. Türk ile alakasi yok. Bizim alfabemiz Kuran-i kerim'de ki kulanilan alfabe olmasi gerekiyor. Suan ki kulandigimiz alfabe tamamen kaldirmasi gerekiyor. Kuran-i kerim'i bile okuyamiyoruz. Milletimizin 95%+'i musluman oldugu halde.

He canım heee öyle. Buna cevap vermeye bile tenezzül etmiyorum boşuna çırpınıp durma ben gerçeği ortaya koymuşum sen burada çırpınıp dur :lol: :lol: :lol:



Gercek ne biliyormusun? Suan 54% destek ile iktidar olan AKP.


Sayfa başı
  
 
 İleti başlığı: Re: Harf Devrimi Üzerine Bir Değerlendirme
İletiTarih: 12 Mar 2013, 14:45 
Genel Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Mar 2010, 23:43
İleti: 4334
musluman yazdı:
Inanin bana, bu latin hiristiyan alfabesi kaldirilacaktir. Bundan kacis yok. Muslumanlar iktidar'da ve muslumanlarin istedigi olacak bu ulke'de.


İnan senin gibiler yazma şevkimi kaçırıyor. Kardeşim şurada millet tarihi ciddi yazılardan öğrensin diye pc de kayıtlı onlarca kitap arasından tarama yapıyorum acaba ne eklesem de faydalı olur diye fakat senin gibi kör cahiller bu yazıların altına her zamanki abuk sabuk laflarını yazıyor. Senden ve senin gibilerden ricam biraz emeğe saygı duyun ve şu cahil yorumlarınızı böyle değerli yazılardan uzak tutun

_________________
Devrimin amacını kavramış olanlar sürekli olarak onu koruma gücüne sahip olacaklardır.
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Harf Devrimi Üzerine Bir Değerlendirme
İletiTarih: 12 Mar 2013, 14:48 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 18 Kas 2010, 05:45
İleti: 2762
Konum: Turan
musluman yazdı:
tarih_kurdu yazdı:
Latin alfabesi Türk alfabesidir. Harf devrimi yapılırken birebir kopyalama yapılmadı alfabe üzerinde çalışmalar yapılarak yeni bir alfabe oluşturuldu. İlber Ortaylı'nın diğer kitaplarından da yazılar eklemeyi düşünüyorum tarih Mustafa Armağan ile öğrenilmez büyük ustalardan öğrenilir


Latin alfabesi hiristiyanlarin alfabesi'dir. Türk ile alakasi yok. Bizim alfabemiz Kuran-i kerim'de ki kulanilan alfabe olmasi gerekiyor. Suan ki kulandigimiz alfabe tamamen kaldirmasi gerekiyor. Kuran-i kerim'i bile okuyamiyoruz. Milletimizin 95%+'i musluman oldugu halde.


Kuran-ı Kerim'i Arapça olduğu için okuyamıyorsun, çünkü bu ülkede Türkçe konuşulur. Biraz düşünürsen Kuran Arapça indi diye Kuran'ı ila Arapça okumak gibi bir mecburiyetin olmadığını anlayacaksın.

Ayrıca Allah Türkçede bilir sen merak etme. Yine mantıklı düşünürsen Allahın sırf Ezanı Arapça okumuyorlar diye kimseyi cehenneme atacak kadar mantıksız bir varlık olmadığını göreceksin. Haa illa Arapça okuyacağım dersen kendi tercihin, ancak en azından Arapça öğren de, Kuranda ne yazıyor anla.

Ayrıca Latin alfabesinin Hristiyan alfabesi olmasının Türk olmamasıyla alakası ne? Tüm Türkler Müslüman oldu da benim mi haberim yok? Müslüman olmayan Türklerde var, hatırlatırım.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Harf Devrimi Üzerine Bir Değerlendirme
İletiTarih: 12 Mar 2013, 14:50 
Banlanmış Üye

Kayıt: 16 May 2012, 02:33
İleti: 835
musluman yazdı:
tarih_kurdu yazdı:
musluman yazdı:
tarih_kurdu yazdı:
Latin alfabesi Türk alfabesidir. Harf devrimi yapılırken birebir kopyalama yapılmadı alfabe üzerinde çalışmalar yapılarak yeni bir alfabe oluşturuldu. İlber Ortaylı'nın diğer kitaplarından da yazılar eklemeyi düşünüyorum tarih Mustafa Armağan ile öğrenilmez büyük ustalardan öğrenilir


Latin alfabesi hiristiyanlarin alfabesi'dir. Türk ile alakasi yok. Bizim alfabemiz Kuran-i kerim'de ki kulanilan alfabe olmasi gerekiyor. Suan ki kulandigimiz alfabe tamamen kaldirmasi gerekiyor. Kuran-i kerim'i bile okuyamiyoruz. Milletimizin 95%+'i musluman oldugu halde.

He canım heee öyle. Buna cevap vermeye bile tenezzül etmiyorum boşuna çırpınıp durma ben gerçeği ortaya koymuşum sen burada çırpınıp dur :lol: :lol: :lol:



Gercek ne biliyormusun? Suan 54% destek ile iktidar olan AKP.


AKP değil Ak Parti. RTE görmesin çok kızar.

_________________
"Bu memleket tarihte Türk'tü, halde Türk'tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır."

"Beyler, hiçbir dine bağlı olmayan kalp istirahattan mahrumdur."- Aralık 1930

Mustafa Kemal ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Harf Devrimi Üzerine Bir Değerlendirme
İletiTarih: 12 Mar 2013, 14:52 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 18 Kas 2010, 05:45
İleti: 2762
Konum: Turan
musluman yazdı:
tarih_kurdu yazdı:
musluman yazdı:
tarih_kurdu yazdı:
Latin alfabesi Türk alfabesidir. Harf devrimi yapılırken birebir kopyalama yapılmadı alfabe üzerinde çalışmalar yapılarak yeni bir alfabe oluşturuldu. İlber Ortaylı'nın diğer kitaplarından da yazılar eklemeyi düşünüyorum tarih Mustafa Armağan ile öğrenilmez büyük ustalardan öğrenilir


Latin alfabesi hiristiyanlarin alfabesi'dir. Türk ile alakasi yok. Bizim alfabemiz Kuran-i kerim'de ki kulanilan alfabe olmasi gerekiyor. Suan ki kulandigimiz alfabe tamamen kaldirmasi gerekiyor. Kuran-i kerim'i bile okuyamiyoruz. Milletimizin 95%+'i musluman oldugu halde.

He canım heee öyle. Buna cevap vermeye bile tenezzül etmiyorum boşuna çırpınıp durma ben gerçeği ortaya koymuşum sen burada çırpınıp dur :lol: :lol: :lol:



Gercek ne biliyormusun? Suan 54% destek ile iktidar olan AKP.


AKP'nin iktidar olmasına seviniyorsun, ama bence buna üzülmen gerekir. Çünkü genelde dikkat ediyorum; Bu forumda din üzerinden propaganda yapan cahillerin büyük çoğunluğu neredeyse AKP'li. Yani AKP'nin iktidar olmasında cehaletin payı çok büyük.

Yoksa entellektüel, kendini her alanda geliştirmiş, ayda en az bir iki kitap okuyan, bilime, sanata, resime, heykelciliğe meraklı, üniversite tahsilini tamamlamış ve tüm bu niteliklere sahip olmasına rağmen tutupta AKP'yi destekleyen bir insanoğlu görmedim ben.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni bir konu gönderCevap gönder 9 sayfadan 1. sayfa   [ 125 ileti ]
Sayfaya git 1, 2, 3, 4, 5 ... 9  Sonraki


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  
cron


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan SiyasiForum.net Siyasi Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. SiyasiForum.Net hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde dönüş yapacaktır. Forumumuz kesinlikle hiçbir şekilde parti, örgüt, kurum, kuruluş ve oluşumu desteklememektedir. Tüm Problemler ve Reklam İçin: İletişim Formu için tıklayınız.