Yazı boyutunu değiştir
Sistem saati: 18 Oca 2018, 16:22


Yeni bir konu gönderCevap gönder 1 sayfadan 1. sayfa   [ 12 ileti ]
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: CHP'nin 46 raporu ve 6-7 Eylül,öncesi ve sonrası ile...
İletiTarih: 10 Eyl 2013, 01:15 
Katılımcı Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Eyl 2013, 00:01
İleti: 119

CHP'nin 46 raporu ve 6-7 Eylül,öncesi ve sonrası ile Azınlıkların Tasfiyesi Süreci ...
Bir önceki yazıda 6-7 Eylül hadisesinin, bir antik imparatorluk olan Osmanlı imparatorluğunu ret ve inkâr sürecinin aşamalarından biri olduğunu ve nihayetinde Osmanlı’nın siyaseten tasfiye ile (saltanatın kaldırılması) tarih sahnesinden çekildiğini düşünmenin, noksan bir idrak olacağını; tasfiyenin toplumsal hayatın mertebelerinde ve zihniyet dünyamızda halen devam ettiğini yazmıştık. Ve 6-7 Eylül olayları bu sürecin en önemli aşamalarından biridir. Çünkü Osmanlı’nın çok dinli, çok dilli, çok milletli yapısı ortadan kaldırılmaktadır. Esasen klasik antikitedeki kavrayış, devletin adaleti daim kılmakla kaim olduğudur. Bu Osmanlı’da da böyledir. Bundan sebeple Osmanlı, kamu otoritesini ve toplumsal barışı tehdit edenlerin haricindeki bütün unsurlarla bir arada bir imparatorluk medeniyeti inşa etmiştir, yaşatmıştır. İşte bu unsurlardan biri Rumlar, evvela Cumhuriyet mübadelesi ile (özellikle Anadolu Rumları) Yunanistan’a gönderilmişler, sonrasında 6-7 Eylül faciası ile üzerlerine gidilmiş ve İstanbul Rumları yerlerinden edilmiş ve İstanbul Rumlarının son tasfiyesi İsmet İnönü’nün son başbakanlığında 1963 yılında yaşanmıştır.

Bu süreç bizde İttihat Terakki ile Ermeni tehciriyle başlayan süreçtir. Tehcir bu bahse konu olmadığından, burada 6-7 Eylül hadisesinin zihniyet arka planını aynıyla ortaya koyan 1946 CHP raporuna işaret edeceğiz. “Zaten, dönemin siyasal ve bürokratik kadrolarının azınlıklara bakışı hiç de olumlu değildi ve bu durum, azınlıklara yönelik politikaların içeriğini de belirliyordu.” Örneğin, Varlık Vergisi’nin uygulandığı dönemde CHP’nin azınlıklardan sorumlu 9. Bürosu tarafından hazırlanan rapor, siyasi ve bürokratik kadroların konuya bakışını göstermesi açısından oldukça önemlidir. Raporda, “Türkçe konuşanlar ve kendini Türk hissedenler” Türk ulusu tanımlaması içine dâhil ediliyorlar. Azınlıklar ise, sözü geçen ölçütlere uymayan, “memleketin asli unsurunu teşkil eden milletle kaynaşmayan ve sadakat göstermeyen”, “çok vakit hareketleri hıyanet halinden çıkmayan” unsurlar olarak nitelenmektedir. Raporda şunlar ifade ediliyordu:

Ermeniler: “Anadolu’da yavaş yavaş çöreklenerek küçük cemaatler haline gelmektedir. Politik herhangi bir tesirle nüfuslarını arttırmaya çalışıyorlar. Ermeniler öncelikle Anadolu’dan temizlenerek İstanbul’a nakledilmelidir. Böylece nüfus artışları kontrol altına alınabilir. (...) Bu suretle hem çoğalmalarının önüne geçilmiş, hem de yarın bu mesele halledilirken, topluca hal imkânı hazırlanmış olur.”

Rumlar: “Bu hususta söylenecek tek söz, İstanbul’un fethinin 500. yıldönümüne kadar İstanbul’u tek Rumsuz hale getirmek.”

Yahudiler: “Evvela bunların dışarıdan gelme suretiyle memlekette çoğalmalarına müsaade etmemek, imkân bulundukça memleketten çıkmalarında her türlü kolaylığı göstermek suretiyle, mevcutlarını azaltmak ve iktisadi menfaat kaynaklarından bunları uzaklaştırmak için devlet teşebbüslerinde ve taahhütlerinde yer vermemek.” (M. Çağatay Okutan, Tek Parti Döneminde Azınlık Politikaları, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 2009)

Burada Ermeniler ile ilgili söylenenlere özellikle dikkat etmek gerekir. Özellikle de tehcirin mukateleden ibaret olduğunu düşünenlerin raporda Ermeniler ile ilgili yazılanları iyi okumaları gerekmekte, İstanbul’un fethinin 500. yıldönümüne kadar İstanbul’u tek Rumsuz hale getirmek ise hemen her şeyi izah etmekte. Bu noktada Sedat Simavi’nin 11 Eylül 1953 tarihli “hodri meydan” yazısından bir bölüme bakalım: “Beş yüz yıllık Türk İstanbul’un fetih yıldönümünü ‘Yunanlıla­rın hatırı için kutlatmadı’ diye her Türk gibi ben de feveran et­tim. Büyük Fatih`in, koca Atatürk`ün ruhlarını muazzep eden ve koca bir milleti en hassas köşesinden yaralayan böyle bir te­şebbüsün aleyhinde olmak ve onun için bir Hariciye Vekiline tarizlerde bulunmak eğer suç ise ben bu suçu işledim. Fakat Türk adliyesinin mezkûr Hocaefendi gibi düşünmediğine şimdi­den eminim.” Simavi’nin burada adliyeden bahsetmesinin sebebi Köprülü ile mahkemelik olmalarıdır. Rapor, ismi ile müsemma gibidir. 46 raporu deli raporu gibidir. 9. büro tarafından hazırlanan bu raporun mantıki izahı oldukça zordur. Bu arada 500 yıl sonra İstanbul’un fethinin niçin kutlanmaya başlandığı da ayrı bir konudur.

Simavi, 15 Ekim 1953 tarihli “davam” yazısında şunları yazar: “Akla gelir ki Fuat Köprülü`nün benimle olan davası Demokrat Parti tarafından şahsıma tevcih edilmiş bir hançerdir. Katiyen öyle değildir. Demokrat Parti’nin dahi Köprülü`den neler çektiğini ve onu nasıl başından uzaklaştırmak istediğini gayet iyi biliyorum. O kadar iyi biliyorum, halk arasında: ‘Menderes, Köprülü`yü önüne yem diye attı...’ dendiğini kendi kulaklarımla işitiyorum. Efendim Köprülü yok parti kurucusuymuş da onun için kolay kolay atılamazmış. Reisicumhur kendisini tutuyormuş da... Yok Menderes`i atıp onun yerine Köprülü`yü getirecekmiş de falan filan. Bunlar belki doğrudur, belki de yalan fakat benim davamla alakası yok. Ben Demokrat Parti ile değil Dışişleri Bakanı Köprülü ile mahkemeleşeceğim.”




Burada dikkat çekici olan şudur: Simavi, Bayar’ın Köprülü’yü tuttuğundan hareketle Menderes’in “yerime Köprülü mü getirilecek korkusuyla” Köprülü’den kurtulmaya çalıştığını söylemektedir. Tarihçiler ve hatırat sahipleri arasında bu durumu değerlendirene henüz rastlamadım. Oysaki bu husus önemsiz değildir. Çünkü tarihçi Köprülü, Dışişleri Bakanı olarak Kıbrıs üzerinden bir gerginlik çıkmasına şiddetle karşı çıkmıştır. Bu sebepten Simavi ile mahkemelik olmuş, neticede tam olarak anlaşılmayan bir şekilde bakanlıktan alınmıştır. Esasen 6-7 Eylül 1955’te Fatin Rüştü Zorlu, Dışişleri Bakan vekilidir. Dışişleri Bakanlığı Adnan Menderes’in uhdesindedir.



Menderes’in o günlerdeki Kıbrıs siyaseti şu şekildedir: 1955`ten sonra olayların ve İngiltere`nin oyunuyla Kıbrıs diye bir sorunun varlığını kabul etmeye başlayan Menderes, 16 Kasım 1956`da Nihat Erim`e şu dört seçenekli talimatı verecekti: 1-İngilizler Kıbrıs`ta kalsın. 2-Onlar çıka­caksa Ada bize verilsin. 3-Bu olmazsa Ada taksim edilsin. 4- Self governement (kendi kendine yönetim). Hiç arzu etmediğimiz şekil, Ada`nın Yuna­nistan`a verilmesi.

Hal böyle iken bu siyaseti gayet iyi takip eden Köprülü’nün -Simavi’nin çıkardığı şayialar doğru ise- bakanlıktan alınması gariptir.

Simavi’nin ve Hürriyet’in bu meselede bu derecede öne çıkmaları ayrıca gariptir.

Simavi’nin avukatı Hikmet Bil öncülüğünde kurulan “Kıbrıs Türk’tür Cemiyeti”ne ayrıca dikkat edilmelidir.

Doktor Dilek Güven’in İngiliz belgelerinde gördüğü Selanik’teki “Atatürk’ün doğduğu eve ufak bir bomba atılsa iyi olur” mealindeki rapora hassaten dikkat edilmelidir.

Yalnızca Hikmet Bil’in anılarında geçen “Florya yolunda Menderes bana arabada ‘Zorlu’dan telgraf geldi, ben burada zordayım, müzakerede elimizin güçlenmesi için bazı olaylar çıksa fena olmaz’ şeklinde sözler sarf etmesi, bunun başka tanığının olmaması, Yassıada duruşmalarında Menderes ve Zorlu’nun inkârına rağmen Hikmet Bil’in bu “anısının” 50 senedir bir veri ve delil olarak kabul edilmesi ayrıca ilginç bir durumdur.

Zorlu’nun telgrafının Yassıada duruşmalarında bir türlü okunmaması, Coşkun Kırca’nın telgrafı hatırladığı kadarıyla (!) ve fakat yanlış okuması, esasen insanı hayrete düşürmektedir.

http://www.ozgundurus.com/Haber/Haber-Analiz/04102010/6-7-Eylul-ve-46-raporu.php

_________________
Sevgili Hemşirem Esma ve Mısırlı İhvanlarım,
Bu ümmetin, yeniden dirilmesi için tuğyana karşı verdiğiniz cihad yolunda şehadet mertebesine ulaşmış olmanızdan dolayı sizler adına mutluluk ama sizleri kaybetmiş olmaktan kendi adımıza üzüntü duyuyorum.

Batıl zail oluncaya,
Karanlıklar aydınlığı buluncaya,
Yapılanlardan Hak razı oluncaya kadar,

Ne size ne ihvanlarıma elveda demiyorum,bilakis görüşmek üzere


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: CHP'nin 46 raporu ve 6-7 Eylül,öncesi ve sonrası ile...
İletiTarih: 10 Eyl 2013, 01:17 
Katılımcı Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Eyl 2013, 00:01
İleti: 119
Cumhuriyet ve azınlıklar


Bazen lütfedip “hoşgörü” göstermenin sözde büyüklüğü, çoğu zaman insanların trajik hikâyeleri ve nadiren bir arada yaşamanın yarattığı güzellikler. Bu ülkenin hâkim unsurları ve azınlıkları arasındaki ilişki yürek burkuyor. Mübadiller, kendi ülkesinde de gurbette de horlananlar, ölüme zorlananlar. Cumhuriyet azınlıklara ne yaptı? Gerçekten hoşgörülü müyüz? Baskın Oran ve Toktamış Ateş’e kulak verelim.

“Cumhuriyet’in azınlık projesi onları ortadan kaldırmaktı”
Baskın Oran (Akademisyen):

Cumhuriyet’in azınlıklarla ilgili projesi maalesef, azınlıkları ortadan kaldırmaktı ve amacında “başarılı” oldu. 1923’te zorunlu mübadeleyle Rumların sayısı 110 bin ‘e indirildi. Bugünse sayıları 2 bin. Anadolu’da nasılsa kalmış Ermeniler 1930’lar boyunca İstanbul’a göçmeye zorlandılar. 1934’te aynı akıbet Trakya’daki Yahudilerin başına geldi. Sonra da İstanbul’da toplanan bu insanlar 1940’lar boyunca Amele Taburları’na gönderilerek ve Varlık Vergisi uygulanarak, 6-7 Eylül 55 pogromuna uğratılarak, günümüzde de hâlâ süren 36 Beyannamesi uygulamasıyla bitirildi.

Ulus devlet asimile eder

Neden yaptı Cumhuriyet bunu? Çünkü Türkiye bir “ulus-devlet” olarak kuruldu. Bugünkü temel kavga, bu devlet türünün Demokratik Devlet’e dönüştürülmesi kavgasıdır. Çünkü ulus-devlet’in tanımı şudur: “Ulusunun tek bir etnik/dinsel bütünden oluştuğunu varsayan devlet türü”. Bu tür devlet asimile edebileceğini asimile eder (Balkan ve Kafkas göçmenleri, belli bir orana kadar Kürtler), edemeyeceğini ise etnik-dinsel temizliğe uğratır (gayrimüslimler) veya ötekileştirir (Kürtler). Hangi kategoriye gireceği asimilasyona direniş tarafından saptanır.
Asimilasyonun başarısında en önemli unsur, dindir. Laik Türkiye’de biraz tuhaf kaçar ama, “Türk” dediğin zaman “Müslüman-Türk”ü kastediyorsundur. İnsanlar da bunu kasteder, devlet de bunu kasteder.

“Osmanlı dönemindeki bir arada yaşama pratiği bitti ve tam bir ayrımcılığa dönüştü”

Osmanlı döneminde azınlıklar ikinci sınıf, fakat özerkti. Cumhuriyet’le birlikte özerklik ortadan kaldırıldı çünkü ulus-devlet özerk etnik-dinsel gruplara izin vermezdi, fakat ikinci sınıf vatandaş olma niteliği devam etti. Üstelik bir de “hain ve tehlikeli” niteliği eklendi.
Proje amacına ulaştı ama bu başarı Türkiye’yi perişan etti. Uluslararası alanda gördüğü muamele ortada. Sermayedar sınıf olan azınlıkların tasfiyesi Türkiye’nin sınaîleşmesini en azından 50 yıl geriye attı. Ermenilerin Anadolu’dan tasfiyesi Anadolu’daki medeniyeti sildi süpürdü. Osmanlı dönemindeki bir arada yaşama pratiği bitti ve tam bir ayrımcılığa dönüştü. Ve bugün, Hıristiyanların şehrin orta yerinde güpegündüz katledilmesine vardı. Çünkü azınlıkların etnik-dinsel temizliğe uğratılması Türkiye’nin çok kültürlü yapısını tamamen ortadan kaldırmıştı.

“Başka bir Türkiye mümkün”

Türkiye için şu sırada hoşgörülü toplum söylemi tabii ki bir mitos. Fakat “başka bir Türkiye mümkün”. Dikkat ederseniz tabular birer birer yıkılıyor. Önce Kürt tabusu, sonra Ermeni tabusu, sonra cinsellik üzerine tabular... Tabu, konuşmaktan korktuğun şeydir; konuşunca yıkılır. Ama bu demek değildir ki rahatça konuşabilirsin; bedel ödemek gerekir. Şu anda o bedeli ödeme aşamasındayız.

1454’ten beri gelen “millet-i hâkime” ideolojisi o kadar güçlü ki, Hıristiyan veya Yahudi olmayan gruplar bile onun etkisi altındalar. Kürtleri ve Alevileri kastediyorum. Bu grupların “Biz azınlık değiliz; esas ve kurucu unsuruz” demeleri, “biz de Müslüman-Türklerin yanı sıra millet-i hâkime sayılmak isterük!” anlamına gelir. Farkında bile değiller.
Avrupa Birliği süreci azınlıklara ne getirecek?

AB ülkeleri daha düne kadar ulus-devlet idiler. Kendi içlerindeki azınlıkları tasfiyeye uğraştılar. Artık, İkinci Dünya Savaşı’nda yaşananların da etkisiyle ulus-devlet’i terk ettiler. Bu tür devlete parlak örnek olarak gösterilen Fransa bile şimdi bizim de terk etmemiz için baskı yapıyor.

Dışarının bize baskı yapması karşısında ulusalcılığımız direniyor. Üzüntü verici olan, bu direnişe kimi aklıevvellerin “antiemperyalizm” adını vermeleridir. Çünkü sol Türkiye’de hep ulusalcı oldu; farkında değiliz.

“Azınlık diye bir şey kalmadı”

AB sürecinin azınlıklara ne getireceği önemli değil. Zaten azınlık diye bir şey kalmadı; bugün Türkiye toplam nüfusunun 700’de 1’i bile değil. Yani korktuğumuz, tehlikeli, vatanı satacak insanlar. AB süreci bunlara ne getirsin.
“Kemalistler Atatürk’ün Batı’yı olduğu gibi adeta klonlayarak aldığını unutup Batı düşmanlığı yapıyorlar”
AB süreci Türkiye’ye insani bakış ve medeniyet getirmeye çalışıyor. Çünkü az gelişmiş ülkelerde iç dinamikler çok zayıftır, ancak dışarıdan tetiklemeyle harekete geçer. Atatürk Devrimi bundan ibarettir. Hazindir ki bugünlerde “Atatürkçüyüm, Kemalist’im” diye gezenler Atatürk’ün Batı’yı olduğu gibi adeta klonlayarak aldığı (örneğin Medeni Kanun tamamen tercümedir) gerçeğini unutup Batı düşmanlığı yapıyorlar ve tekrar ediyorum, bunun da çok albenili bir adı var: Anti-emperyalizm.

“Ekonomik çıkarlar çatıştığında hoşgörü kalmıyor”
Toktamış Ateş (Akademisyen):

İttihatçılar bir milli burjuvazi yaratma hevesinde oldukları için, o dönemde azınlıklara dönük bir yıpratma politikasını seçmişlerdi. Cumhuriyet’in aynı politikayı devam ettirdiğini söylemek oldukça güç. Çünkü hem zaten gayrimüslim azınlık pek kalmamıştı, hem de Lozan Antlaşması’nın Cumhuriyet’e getirdiği bazı ekonomik yükümlülükler vardı. Bu durumda azınlıklara karşı bir politika izlemeleri de mümkün değildi.

Cumhuriyet’in kuruluş dönemi ile ilgili olarak konuşuyorum. 6-7 Eylül olayları Kıbrıs meselesinde dünyaya bir fotoğraf vermek için yapılan ama kontrolden çıkan, inanılmaz olaylardır. Bununla azınlık politikasını birleştirmek istemiyorum.
Benim bildiğim kadar 1950’ye kadarki dönemde metotlu olarak yapılmış olumsuz bir uygulama yok. Yalnız Yahudilerin Trakya’dan ayrılması Cumhuriyet’in bir politikasının sonucu muydu, yoksa Edirne’nin hinterlandı kalmadığından iş yapma imkânlarının kalmamasından mıydı bilemiyorum.

Türkiye toplumunun hoşgörülü olduğu bir mit değildir. Ancak ekonomik çıkarlar çatıştığında pek hoşgörü kalmıyor. En son Altınova olaylarında da bu var.

“Avrupa ülkelerinde farklıya olan düşmanlık buradan daha fazladır”

Bugün itibariyle azınlıklara bakışta çok değişiklik olduğunu düşünmüyorum. Milliyetçilik nedeniyle yükselen bir tepki olduğunu da zannetmiyorum Milliyetçilik her zaman vardı. Hatta 1960’larda belki biraz daha fazlaydı. Ekonomik refah arttıkça milliyetçi tepkilerin azaldığını düşünüyorum. Yine de garip bir milliyetçilik bazı çevrelerde maalesef esiyor. İnsanlar kendisinden farklı olana tepki gösterme eğiliminde. Üstelik Avrupa’da da bu böyle. Benim tanıdığım bildiğim Avrupa ülkelerinde farklıya olan düşmanlık buradan daha fazladır.

http://www.habervesaire.com/news/cumhuriyet-ve-azinliklar-942.html

_________________
Sevgili Hemşirem Esma ve Mısırlı İhvanlarım,
Bu ümmetin, yeniden dirilmesi için tuğyana karşı verdiğiniz cihad yolunda şehadet mertebesine ulaşmış olmanızdan dolayı sizler adına mutluluk ama sizleri kaybetmiş olmaktan kendi adımıza üzüntü duyuyorum.

Batıl zail oluncaya,
Karanlıklar aydınlığı buluncaya,
Yapılanlardan Hak razı oluncaya kadar,

Ne size ne ihvanlarıma elveda demiyorum,bilakis görüşmek üzere


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: CHP'nin 46 raporu ve 6-7 Eylül,öncesi ve sonrası ile...
İletiTarih: 10 Eyl 2013, 01:20 
Katılımcı Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Eyl 2013, 00:01
İleti: 119
Bu süreci Cumhuriyet'in ilk günlerine götürmek mümkün tek bir yıl geçmemiştir ki Cumhuriyet azınlıkları yok etmek için bir eylem ya da plan yapmamış olsun...
Herşeyi açıklayan cümleyi Baskın Hoca kurmuş:Cumhuriyet'in Azınlık politikası onları yok etmek idi.....
Ne yazık gerçeğin ta kendisdir....
Her Faşist Rejim Azınlıklar konusunda benzer politikalar izlemiştir......
Bu durum bize özgü değildir...
Daha da ilginci Cumhuriyet bu politikları dönemin Avrupa'sından öykünmüştür....

_________________
Sevgili Hemşirem Esma ve Mısırlı İhvanlarım,
Bu ümmetin, yeniden dirilmesi için tuğyana karşı verdiğiniz cihad yolunda şehadet mertebesine ulaşmış olmanızdan dolayı sizler adına mutluluk ama sizleri kaybetmiş olmaktan kendi adımıza üzüntü duyuyorum.

Batıl zail oluncaya,
Karanlıklar aydınlığı buluncaya,
Yapılanlardan Hak razı oluncaya kadar,

Ne size ne ihvanlarıma elveda demiyorum,bilakis görüşmek üzere


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: CHP'nin 46 raporu ve 6-7 Eylül,öncesi ve sonrası ile...
İletiTarih: 10 Eyl 2013, 02:35 
Katılımcı Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 03 Eyl 2013, 16:57
İleti: 108
Paylaşım için teşekkürler Karahanlı...
Bu yazının, gündeme dair haberlerin Gözcü ve Yeniçağ gibi faşizan yayın organlarından yapıldığı, Kemalist yazarların ilkokulda okutulan inkilap tarihi kitabı tadındaki makalelerinin referans olarak alındığı bir forumda paylaşılıyor olması bu yazıyı iki kat daha değerli kılıyor.
Paylaşımlarının devamı dileğiyle.

Charles B.

_________________
‘’Kuteybe dedi ki: ''Allaha yemin olsun.Eğer benim hayatımdan üç kelam edecek kadar zaman kalmış olsa derim ki uktülühü uktülühü uktülühü (Hepsini öldürün, öldürün, öldürün)... Türklerin hepsini öldürdüler. Hepsi yediyüz kadardı. Başlarını kesip Haccac’a gönderdiler.
Tarih-i taberi, cilt 3, sayfa 347


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: CHP'nin 46 raporu ve 6-7 Eylül,öncesi ve sonrası ile...
İletiTarih: 10 Eyl 2013, 03:15 
Katılımcı Üye

Kayıt: 19 Eyl 2012, 16:51
İleti: 243
Abdülhamid Han'a da Kızıl Sultan diyorlardı Ermeniler yalınız .Rum- Müslüman nüfus mübadelesini isteyen Rumlardı Türkler değil.Azımsanmayacak sayıda Hristiyan Türkte o mübadelede Yunanistana gönderilmiş gayri Türk Müslüman unsur ülkemize alınmıştır.Varlık vergisi demiş,köylülerden de yokluk vergisi alındı http://www.gercekgundem.com/?p=529666 şuna bakın.Yukarıdaki yazıda bir ton şey yazılmış oradan kesmişler buradan kesmişler sebep-sonuç ilişkisi yok siyasi amaçlı yazılmış yazı biraz takip eden okumaya bile değmeyeceğini fark eder.Kesme, biçme, siyasi tavır ile Cumhuriyeti kötüleyenler ile Osmanlıyı kötüleyenler yok birbirinizden farkınız kardeşsiniz!


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: CHP'nin 46 raporu ve 6-7 Eylül,öncesi ve sonrası ile...
İletiTarih: 10 Eyl 2013, 10:59 
Onursal Üye

Kayıt: 20 Şub 2009, 22:40
İleti: 26408
Alıntı:
Neden yaptı Cumhuriyet bunu? Çünkü Türkiye bir “ulus-devlet” olarak kuruldu. Bugünkü temel kavga, bu devlet türünün Demokratik Devlet’e dönüştürülmesi kavgasıdır.


-Şu cümlenin ifade ettiği manayı bugün nasıl onaylarsınız?
-Ya bu kadar ayrımcılıkla nasıl demokratik devlete dönüştüreceksiniz?
-10 yıldır hangi alanda demokratik hak kazanıldı, verildi.. Kin ve nefret...

-Baştan sona saptırmalarla dolu bir yazı dizisi.

_________________
.

..Forum Kuralları ve Üyelik Sözleşmesi İçin Tıklayın.
..(viewtopic.php?f=6&t=1)

..Forumumuzun Yazım Kuralları için tıklayın.
..(viewtopic.php?f=6&t=14739)

..Yasaklı yayınlar için duyuru: Tıklayın..
..(viewtopic.php?f=6&t=20215&start=0)


..........Zorsa mutlaka başarırım.
..................................İmkansızsa biraz zaman alır..
.
.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: CHP'nin 46 raporu ve 6-7 Eylül,öncesi ve sonrası ile...
İletiTarih: 10 Eyl 2013, 16:28 
Genel Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Mar 2010, 23:43
İleti: 4334
iğneci yazdı:
Alıntı:
Neden yaptı Cumhuriyet bunu? Çünkü Türkiye bir “ulus-devlet” olarak kuruldu. Bugünkü temel kavga, bu devlet türünün Demokratik Devlet’e dönüştürülmesi kavgasıdır.


-Şu cümlenin ifade ettiği manayı bugün nasıl onaylarsınız?
-Ya bu kadar ayrımcılıkla nasıl demokratik devlete dönüştüreceksiniz?
-10 yıldır hangi alanda demokratik hak kazanıldı, verildi.. Kin ve nefret...

-Baştan sona saptırmalarla dolu bir yazı dizisi.


İğneci demokratik devletten kasıt Kürtlere özerklikten başka bir şey değildir. Bunların demokratlaşmaktan anladığı federal devlettir. Doğu özerk olsun ana dilde eğitim olsun sen Kürtsün ben Türküm o lazdır diye ayır al sana demokratik devlet işte. İnsanları kanlarına göre sınıflandırıp etnik devletler etnik eğitimler çabası güdeceksin sonra da bana ayrımcı diyeceksin. Buna gülerim işte

_________________
Devrimin amacını kavramış olanlar sürekli olarak onu koruma gücüne sahip olacaklardır.
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: CHP'nin 46 raporu ve 6-7 Eylül,öncesi ve sonrası ile...
İletiTarih: 10 Eyl 2013, 23:37 
Katılımcı Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 03 Eyl 2013, 16:57
İleti: 108
tirendaz yazdı:
Abdülhamid Han'a da Kızıl Sultan diyorlardı Ermeniler yalınız .Rum- Müslüman nüfus mübadelesini isteyen Rumlardı Türkler değil.


Rumlar ya da Ermeniler, yıllarca yaşadıkları vatanlarını hiç bir zaman terk etmeyi istemediler.
Zira bu insanların, bu topraklarda yaşamış olan atalarının geçmişi, Türklerin Anadoluya girişinden bile eskiye dayanır ve burada bugün bile devlet vandalizmine karşı kalıntıları ile varlığını gösteren köklü birer medeniyet meydana getirmişlerdir.
Bugün Türkiye eğer turizm sektöründe öncü ülkelerden biri ise bu, söz konusu gayri muslim unsurların bıraktıkları tarihsel ve kültürel mirasların taşıdığı sanatsal değerin bir sonucudur.
Diğer yandan pek çok Rum ve Ermeni, yıllarca emek verip alın teri ile kazandıklarını gayri menkullerini bir hiç uğruna satmak zorunda kaldığı gibi pek çok yerde de bu mallar devlet tarafından gasp edildi.
Fakat gayri muslimlere yönelik insanlık dışı devlet politikası bununla da bitmedi ve 6-7 Eylül olayları ile Türkiye Devleti, kendisine yakışan finali haptı.
Sonuç olarak Rumların ve Ermenilerin, Anadolu'da ki tarihleri zulmün,adaletsizliğin ve acının tarihidir.
Bu sebeblede Türkiye Devleti, başta 6-7 Eylül olaylarının mağdurları olmak üzere Anadolu'da ki insanlık dışı devlet politikalarına maruz kalmış Rum ve Ermenilerden özür dilemeli ve maddi tazminatta başta olmak üzere üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmelidir.
Aksi halde bu devlet, hiç bir zaman üzerindeki bu pislikten kurtulamayacaktır.

Charles B.

_________________
‘’Kuteybe dedi ki: ''Allaha yemin olsun.Eğer benim hayatımdan üç kelam edecek kadar zaman kalmış olsa derim ki uktülühü uktülühü uktülühü (Hepsini öldürün, öldürün, öldürün)... Türklerin hepsini öldürdüler. Hepsi yediyüz kadardı. Başlarını kesip Haccac’a gönderdiler.
Tarih-i taberi, cilt 3, sayfa 347


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: CHP'nin 46 raporu ve 6-7 Eylül,öncesi ve sonrası ile...
İletiTarih: 11 Eyl 2013, 00:07 
Onursal Üye

Kayıt: 20 Şub 2009, 22:40
İleti: 26408
Charles B. yazdı:
tirendaz yazdı:
Abdülhamid Han'a da Kızıl Sultan diyorlardı Ermeniler yalınız .Rum- Müslüman nüfus mübadelesini isteyen Rumlardı Türkler değil.


Rumlar ya da Ermeniler, yıllarca yaşadıkları vatanlarını hiç bir zaman terk etmeyi istemediler.
Zira bu insanların, bu topraklarda yaşamış olan atalarının geçmişi, Türklerin Anadoluya girişinden bile eskiye dayanır ve burada bugün bile devlet vandalizmine karşı kalıntıları ile varlığını gösteren köklü birer medeniyet meydana getirmişlerdir.
Bugün Türkiye eğer turizm sektöründe öncü ülkelerden biri ise bu, söz konusu gayri muslim unsurların bıraktıkları tarihsel ve kültürel mirasların taşıdığı sanatsal değerin bir sonucudur.
Diğer yandan pek çok Rum ve Ermeni, yıllarca emek verip alın teri ile kazandıklarını gayri menkullerini bir hiç uğruna satmak zorunda kaldığı gibi pek çok yerde de bu mallar devlet tarafından gasp edildi.
Fakat gayri muslimlere yönelik insanlık dışı devlet politikası bununla da bitmedi ve 6-7 Eylül olayları ile Türkiye Devleti, kendisine yakışan finali haptı.
Sonuç olarak Rumların ve Ermenilerin, Anadolu'da ki tarihleri zulmün,adaletsizliğin ve acının tarihidir.
Bu sebeblede Türkiye Devleti, başta 6-7 Eylül olaylarının mağdurları olmak üzere Anadolu'da ki insanlık dışı devlet politikalarına maruz kalmış Rum ve Ermenilerden özür dilemeli ve maddi tazminatta başta olmak üzere üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmelidir.
Aksi halde bu devlet, hiç bir zaman üzerindeki bu pislikten kurtulamayacaktır.

Charles B.

-Vatanını terketmek istemeyenler kan akıtır, kalır yurdunda.

-Bak Mustafa Kemal ve arkadaşları, peşine takılan milyonlarca yurtsever pili bitmiş Osmanlı demediler, Misak-ı Milli sınırlarını kanlarıyla çizdiler.

-Anlaşılan sizin dedeler de malı mülkü satıp İzmir'de denizle tanışıp sularda boğuşanlardan ... :roll:

-Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti hiçbir zaman pislik olmadı, son 10 yıldır biriken sizin gibi pisliklerin de temizleneceği günler yakın, bunu da kafanızın bir köşesine iliştiriverin.

_________________
.

..Forum Kuralları ve Üyelik Sözleşmesi İçin Tıklayın.
..(viewtopic.php?f=6&t=1)

..Forumumuzun Yazım Kuralları için tıklayın.
..(viewtopic.php?f=6&t=14739)

..Yasaklı yayınlar için duyuru: Tıklayın..
..(viewtopic.php?f=6&t=20215&start=0)


..........Zorsa mutlaka başarırım.
..................................İmkansızsa biraz zaman alır..
.
.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: CHP'nin 46 raporu ve 6-7 Eylül,öncesi ve sonrası ile...
İletiTarih: 11 Eyl 2013, 21:34 
Katılımcı Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 03 Eyl 2013, 16:57
İleti: 108
iğneci,

Hem ''Vatanını terketmek istemeyenler kan akıtır'' diyerek Ermenileri zamanında silaha başvurmadıkları için suçluyorsun, fakat 1915'te yaşanan trajediyi meşrulaştırmak için ise Ermeniler silahlandılar gibi bir mazaret öne sürüyorsunuz.
Bu da Kemalist zihin yapısının iki yüzlülüğünün bir tezahürü olsa gerek.
Bu arada eğer akıl temelinde siyasi münkaşada bulunacaksak şu ucuz ''vatan-millet-sakarya'' naralarınıda bırakalım.
O Mustafa Kemal'in arkasındaki ''kahraman yurtseverlerin'' tam 40 bini, Eskişehir-Afyon Savaşları sırasında arkalarına bile bakmadan kaçmışlardı.
''Kanınızla çizilen'' Misak-ı Milliden verilen tavizlerin hesabınıda bana değil, Musul ve Kerkük'ü İngilizlere peşkeş çeken İsmet ve Kemal Paşa hazretlerine soracaksınız.
Son olarak ta şahsıma ettiğiniz ''pislik'' lafzını tüm içten dileklerimle iade ediyorum.
Bu çapta birinin forum yöneticiliği yaptığı bir sitede g.t gibi edep dışı ifadelerin nasıl ve neden fütursuzca kullanıldığınıda daha iyi anlayabiliyorum şimdi.

Charles B.

_________________
‘’Kuteybe dedi ki: ''Allaha yemin olsun.Eğer benim hayatımdan üç kelam edecek kadar zaman kalmış olsa derim ki uktülühü uktülühü uktülühü (Hepsini öldürün, öldürün, öldürün)... Türklerin hepsini öldürdüler. Hepsi yediyüz kadardı. Başlarını kesip Haccac’a gönderdiler.
Tarih-i taberi, cilt 3, sayfa 347


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: CHP'nin 46 raporu ve 6-7 Eylül,öncesi ve sonrası ile...
İletiTarih: 11 Eyl 2013, 21:39 
Katılımcı Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 03 Eyl 2013, 16:57
İleti: 108
tarih_kurdu yazdı:
Bunların demokratlaşmaktan anladığı federal devlettir.


Aslında bölgeye ilişkin alınacak kararları verecek olan yönetim mekanizmalarının bölgeye yaklaştırılmasını ifade etmesi bakımıından federatif bir sistem, merkeziyetçi bir devletten daha demokratik bir düzene tekabül etmektedir.
Ayrıca Kürt halkının kendi kültürlerini ve dillerini özgürce yaşatabilmeleri, uluslarının özgünlüğünü koruyabilmeleri adınada daha özgürlükçü bir seçenektir.
Bu açıdan haklısın, bizim demokratikleşmekten anladığımız aynı zamanda federasyon sisteminide kapsamaktadır.

Charles B.

_________________
‘’Kuteybe dedi ki: ''Allaha yemin olsun.Eğer benim hayatımdan üç kelam edecek kadar zaman kalmış olsa derim ki uktülühü uktülühü uktülühü (Hepsini öldürün, öldürün, öldürün)... Türklerin hepsini öldürdüler. Hepsi yediyüz kadardı. Başlarını kesip Haccac’a gönderdiler.
Tarih-i taberi, cilt 3, sayfa 347


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: CHP'nin 46 raporu ve 6-7 Eylül,öncesi ve sonrası ile...
İletiTarih: 11 Eyl 2013, 23:16 
Onursal Üye

Kayıt: 20 Şub 2009, 22:40
İleti: 26408
Charles B. yazdı:
iğneci,

Hem ''Vatanını terketmek istemeyenler kan akıtır'' diyerek Ermenileri zamanında silaha başvurmadıkları için suçluyorsun, fakat 1915'te yaşanan trajediyi meşrulaştırmak için ise Ermeniler silahlandılar gibi bir mazaret öne sürüyorsunuz.
Bu da Kemalist zihin yapısının iki yüzlülüğünün bir tezahürü olsa gerek.
Bu arada eğer akıl temelinde siyasi münkaşada bulunacaksak şu ucuz ''vatan-millet-sakarya'' naralarınıda bırakalım.
O Mustafa Kemal'in arkasındaki ''kahraman yurtseverlerin'' tam 40 bini, Eskişehir-Afyon Savaşları sırasında arkalarına bile bakmadan kaçmışlardı.
''Kanınızla çizilen'' Misak-ı Milliden verilen tavizlerin hesabınıda bana değil, Musul ve Kerkük'ü İngilizlere peşkeş çeken İsmet ve Kemal Paşa hazretlerine soracaksınız

.
Son olarak ta şahsıma ettiğiniz ''pislik'' lafzını tüm içten dileklerimle iade ediyorum.
Bu çapta birinin forum yöneticiliği yaptığı bir sitede g.t gibi edep dışı ifadelerin nasıl ve neden fütursuzca kullanıldığınıda daha iyi anlayabiliyorum şimdi.

Charles B.


-1) Ben 1915'te yaşanan trajediyi meşrulaştırmak için ise Ermeniler silahlandılar gibi bir mazaret nerede öne sürmüşüm?
-Ben böyle bir ifade kullanmadım yazdıklarımı iyi okuyun içinize sindirin.
-2)Musul ve Kerkük'ü İngilizlere peşkeş çeken İsmet ve Kemal Paşa hazretlerine sordum, biz sadece Osmanlı'dan kala kala Anadolu'nun ortasında bir avuç yer kalmıştı ancak ve ancak bugünkü Misak-ı Milli sınırlarını çizebildik, sonradan Hatayı'da içeri kattık, başa geçip ülkeyi yönetenler bizim mirasımıza sahip olsun dediler...
-10 yıla gelinceye kadar başa gelen iktidarlar bunu başardılar, son iktidar ise PKK'nın önünde divana durarak kendilerini de ülkeyi de parçaladılar, iki paralık ettiler, merak etme her karanlık gecenin bir sabahı vardır o sabah yakındır tünelin ucu göründü..
-3)Siz de okudugunuzu anlamama ya da okumadan saptırma özelliği olmalı. Okuduğunuzu anlayabildiğiniz falan yok.
-''Pislik'' lafını, sizin oturmuyorum dediğiniz, fakat varoluşunda emeği geçen, ebediyete intikal edenlerim bizlere emanet ettiği Türkiye Cumhuriyeti Devletine dediniz. Devlet bizimdir, siz bunu kabul etmiyorsanız bile benim devletime ''Pislik'' diyemezsiniz. Başka ülkede olsanız da bu hakka sahip değilsiniz.
-Ben emanete ihaneti hoş göremem. :|

_________________
.

..Forum Kuralları ve Üyelik Sözleşmesi İçin Tıklayın.
..(viewtopic.php?f=6&t=1)

..Forumumuzun Yazım Kuralları için tıklayın.
..(viewtopic.php?f=6&t=14739)

..Yasaklı yayınlar için duyuru: Tıklayın..
..(viewtopic.php?f=6&t=20215&start=0)


..........Zorsa mutlaka başarırım.
..................................İmkansızsa biraz zaman alır..
.
.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni bir konu gönderCevap gönder 1 sayfadan 1. sayfa   [ 12 ileti ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan SiyasiForum.net Siyasi Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. SiyasiForum.Net hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde dönüş yapacaktır. Forumumuz kesinlikle hiçbir şekilde parti, örgüt, kurum, kuruluş ve oluşumu desteklememektedir. Tüm Problemler ve Reklam İçin: İletişim Formu için tıklayınız.