Yazı boyutunu değiştir
Sistem saati: 18 Oca 2018, 14:59


Yeni bir konu gönderCevap gönder 1 sayfadan 1. sayfa   [ 11 ileti ]
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Terzi Fikri ve Fatsa Deneyimi
İletiTarih: 02 Mar 2014, 20:29 
Kıdemli Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 Tem 2008, 22:33
İleti: 1096
Konum: Antalya

Resim
Mesleği terzi olduğu için "Terzi Fikri" olarak anılan Fikri Sönmez, 1979 Belediye seçimlerine Fatsa'dan solun bağımsız adayı olarak katıldı.
Fikri Sönmez bağımsızdı ancak örgütsüz değildi. Yaşamı boyunca devrimci mücadelenin içinde oldu.
14 Ekim 1979 günü yapılan seçimde bütün adayların toplamından (!) daha fazla oy alarak belediye başkanı seçildi.
Türkiye'de daha önce hiç denenmemiş bir örgütlenme biçimi olan halk komitelerini oluşturdu. İki ayda bir yapılan halk toplantılarıyla Fatsalıların yönetime doğrudan katılımı ve komite üyelerinin denetimi sağlandı. Böylece Fatsa'da katılımcı, denetlenen ve hesap verebilen bir yönetim anlayışı geliştirildi.

İlk olarak düzenlediği "Çamura Son'' Kampanyasıyla yıllardır süren ve 50 kişinin koleradan ölmesine neden olan sorunu halkın desteğiyle kısa sürede çözerek sokakları çamurdan temizledi.
Ardından "Fatsa Halk Kültür Şenliği" düzenlendi. Halkın geniş katılımıyla düzenlenen şenlik, aydın ve sanatçıların Fatsa'da yaşananlara tanıklık etmesini sağladı.
Hemen arkasından karaborsaya, kaçakçılığa ve tefeciliğe son kampanyası başlatıldı. Kararlı davranılınca karaborsa, kaçakçılık ve rüşvet kısa sürede ortadan kalktı.
Aylardır maaş alamayan personeline eski alacaklarıyla birlikte, düzenli maaş ödenmeye başlandı.
İçki, kumar ve kadınlara dayak atılması gibi sorunların yanı sıra kan davası, arazi anlaşmazlığı gibi sorunların çözülmesi için çalışıldı.

Bu gelişmeler birilerini çok rahatsız etmişti. Halkın sorunlarının kararlı ve yiğit önderin öncülüğünde çözülmesi hazmedilir bir şey değildi çünkü.
Öyle ki, elliden fazla insanın öldüğü Çorum olayları sırasında Başbakan Süleyman Demirel "Çorum'u bırakın, Fatsa'ya bakın"diye açıklama yaparak Fatsa'yı hedef gösterince bütün gözler ilçeye çevrildi.

SİYASETİN EZBERİNİ BOZMUŞTU

8 Temmuz 1980 günü çok sayıda askeri birliğin sevk edildiği Fatsa'ya ertesi gün dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren kuvvet komutanlarıyla birlikte geldi.
Büyük bir operasyon olacağı anlaşılınca Fatsa'nın AP, CHP ve MSP'li İlçe Başkanları 10 Temmuz günü ortak basın açıklaması yaptılar ve "Her yerde kan var, biz burada huzur içindeyiz. Fatsa'da komünist işgal yoktur. Halk vardır. Halkın yönetimi vardır. Fatsa'da ateş ile barut yok, böylesine huzurlu bir yerde olay çıkartmayı istemek niye?" diye sordular.
Ancak bu açıklama kâr etmedi, 12 Temmuz sabahı Fatsa'ya operasyon başladı, Fikri Sönmez halk meclisi temsilcileriyle birlikte gözaltına alındı, ağır işkenceler gördü ve 18 Temmuz'da da tutuklandı.
Terzi Fikri yargılandığı dönemde de gerici-faşist basının hedefi oldu. Hatta şimdinin demokrasi havarisi Nazlı Ilıcak köşesinde "Fatsa'yı bir terzi parçası mı yönetecek?" diyebilme cüretini göstermişti.

Cezaevi direnişlerinin en önünde yer alan Fikri Sönmez, 14 Mayıs 1985 günü kalbine yenik düştü.
Terzi Fikri yıllar önce siyasetin ezberini halkın örgütlü gücüyle bozmuştu.
Bence nasıl örgütleneceğiz, ne yapmalıyız sorularına cevap arayanların onu anlamaktan başka çaresi yok.

Ersoy Soydan
Kaynak : Birgün Gazetesi

http://www.onergurcan.org/Devrimci%20yol-kitaplar/Yerel/byydI.htm Bu uzantıdan ise dönemin Fatsa'sı hakkında daha fazla bilgiye sahip olabilirsiniz.

_________________
Madem ki insanı biçimlendiren yaşadığı koşullar; koşullar en insani şekilde biçimlenmelidir.
Karl Marx



Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Terzi Fikri ve Fatsa Deneyimi
İletiTarih: 02 Mar 2014, 20:47 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
FATSA GERÇEĞİ

Bilindiği gibi önümüzdeki günlerde Türkiye'yi bekleyen tehlikelerden biri de "yerel yönetimler yasası" olacaktır. AKP iktidarı bu konuda anlamsız bir ısrarcılık sergilemektedir. Ancak elimizde bir yerel yönetim örneği mevcuttur. Bire bir benzerlik gösterecek mi bilinmez ama yerel yönetimler ile neler yapılabileceğine örnek olması için bu çalışmayı sevgili "ÖTÜKEN" okuyucularının dikkatine sunuyorum. Üstelik kaynak olarak kullandığım kişilerde aslında Dev-Yol adlı terör örgütünden pekte farklı düşünmeyen şahıslardır.

Fatsa'ya gelen ilk Türkler M.S. 391 yıllarında Anadolu'ya gelen Peçenek ve Kuman Türkleridir. Bundan sonra uzun bir süre Bizans ve Pontus hakimiyeti altına giren Fatsa 14.y.y'dan itibaren Hacı Emir Beyliği idaresindeki Türklerin eline geçmiştir. Kısacası Fatsa 14.y.y.'dan beri Türk toprağıdır.

Karadeniz’de yeşille mavinin birbirine karıştığı yüzlerce yerleşim biriminden sadece biridir. Ancak coğrafi yapısı gereği stratejik bir konumdadır.

Fatsa Dev-Yol iddianamesinde de açık bir şekilde tarif edilen bu stratejik farklılık komünist Rusya’nın dikkatinden kaçmıyordu. Boğazları ele geçirip sıcak denizlere çıkmayı hayal eden SSCB politikalarına göre Türkiye işgal edilmeli idi. Bu işgalin olması için de Türkiye’de bazı üsler ele geçirilmeliydi. İleride Türkiye’de satın aldıkları hainler vasıtasıyla gelmeyi umdukları işgal safhasına yatırım yapabilmek için Fatsa’nın “kurtarılmış vatan toprağı” ilan edilmesi gerekiyordu. Türk savunma doktrinine göre Kars, Sivas ve Elazığ genel savunma çerçevesi içinde büyük bir önem arz etmektedir. Doğu cephesi komutanı General Kazım Karabekir “Kars Anadolu'nun çatısıdır. Kars olmadan bir savunma düşünülemez.” demiştir. Kazım Karabekir paşanın işaret ettiği gibi bir öneme sahip olan Kars kalesine ne yazık ki daha sonraları komünist çetelerce Rus bayrağı çekiliyordu.

Komünistlere göre artık Kars düşmüş ve kurtarılmış vatan toprağı ilan edilmişti. O halde Sivas ve Elazığ ele geçirilmeli idi. Bu iki ilimizde olup bitenler herkesin malumudur. Asla unutulmamalıdır ki, buralarda olan her şey komünist çetelerin patronlarından aldığı emir gereği “işgal safhasına” geçişi kolaylaştırmak için yapılmaktadır. Eğer Sivas’a sahip olunursa doğu ve batı arasındaki irtibat koparılır ve imha işi daha kolaylıkla yerine getirilecekti.

Sivas’a hakim olarak Türk savunma doktrinini yok etmeyi amaçlayan içerideki komünist çetelerin patronu olan SSCB, Sivas’a havadan indireceği paraşütçüler ve denizden çıkaracağı amfibi kuvvetleri ile sahip olmayı amaçlıyordu. Yani havadan Sivas’a inen paraşütçüler Fatsa’dan karaya çıkartma yapan askerlerle birleşecek ve genel savunma zaafa uğratılacaktı.

Bilindiği gibi Karadeniz'in Türk yakasında bulunan Fatsa, çok müsait sahillere sahiptir. Üstelik Fatsa’dan karaya çıkan askerler daha önce Fatsa gibi “kurtarılmış vatan toprağı” ilan edilen Çamaş, Korgan ve Aybastı güzergahını takip ederek rahatça Sivas’a ulaşabilecekti. Sivas’ta ise yerel hainler ve havadan indirilen paraşütçü birlikleri Türk milletine ve Türk askerine karşı bir soykırıma başlayacaktı. Ayrıca Fatsa’da kontrolü ele geçiren SSCB doğu Karadeniz ile batı Karadeniz'in bağlantısını da koparmayı amaçlıyordu. Bu arada şunu tekrar hatırlatmakta fayda görüyorum. O yıllarda SSCB’nin hava indirme birliklerinin kabiliyeti ve sayısı oldukça yüksekti. Taha Akyol’un yazdığına göre bu rakam tam 100.000 paraşütçü idi. (1)

Fatsa’nın bu jeo politik ve jeo stratejik özelliği sebebiyle terör bu ilçeye 1960’lı yılların sonuna doğru girmeye başlamıştır.1970 yılının temmuz ayında Ordu’da yapılan ve sonra daha büyükleri Fatsa’da yapılmaya başlanan “Fındık mitingleri”nde çıkan olaylarda bir kişi ölmüş, bir kişi yaralanmış ve yüzlerce ev ve işyeri tahrip edilmiştir. Ordu’da yapılan bu kanlı Fındık mitinginde çıkan olaylardan sorumlu tutulan ve gözaltına alınan 101 kişiden biride Terzi Fikri Sönmez’dir. (2)

İlk defa Ordu’da yapılan bu mitingde öne çıkan terzi Fikri Sönmez daha sonra 14 ekim 1979 tarihinde yapılan belediye seçimlerinde belediye başkanı seçilir. Terzi Fikri’nin belediye başkanı seçilmesi CHP’li belediye başkanı Nazmiye Komitoğlu’nun ölümünden sonra yapılan seçimlerde olmuştur. (3) 1977 seçimlerinde CHP adayı olarak seçimlere katılan Nazmiye Komitoğlu, hastalanarak yatağa düşmüş ve tedavi için Ankara’da bulunduğu sırada belediye başkanı seçilmiştir. Nazmiye Komitoğlu hastanede tedavi altındayken CHP haricinde devrimci, demokrat ve ilerici (denilen) kesimler tarafından desteklenmiştir. (4)

Hastalığı çok ciddi olan Nazmiye Komitoğlu beklendiği gibi bir süre sonra ölür. Artık yeni bir seçimin yapılması kaçınılmazdır. Ancak terzi Fikri aday değildir. Araya giren "hatırlı" kişilerin sayesinde adaylığı kabul eden terzi "herkesin" adayı olduğu yalanını yayarak propagandalara başlar. Fakat seçimlere iki haftalık bir süre kala Fikri Sönmez ağzındaki ve midesindeki bütün baklaları çıkararak “Ben Fikri Sönmez olarak tek başına bir aday değilim. Türkiye devrimci hareketinin göstermiş olduğu adayım. Bu seçim ilk defa devrimcilerin kazanmış olduğu bir seçim olacaktır.” (5) diyerek kimliğini gizlediği Fatsalılara artık her şeyi açıklamış oluyordu.

CHP içindeki aşırı sol ve özellikle Devrimci Yol adlı terör örgütü ile bağlantısı olan hizipler de terzi Fikri’yi destekleme kararı alınca, CHP Fatsa ilçe teşkilatı belediye başkanlığı seçimlerini kaybedeceklerini artık iyice anlamışlardır. Bundan önce büyük bir çoğunlukla kazandıkları belediye başkanlığı seçimlerini başka birine -solcu da olsa- kaptırmak korkusu CHP Fatsa ilçe teşkilatını harekete geçirmeye yetmiştir. İlk iş olarak terzi Fikri’nin adaylık müracaatı eksik evrak gerekçesiyle, adaylıkların kesinleşmesine üç saat kala geri çevriliyordu. Adaylık müracaatında yatırılması gereken 57.600 lirayı, müracaat esnasında “gerek yok” diyerek almayan seçim kurulu geri istiyordu. Bu parayı hayatında hiçbir zaman bir arada görmediğini söyleyen terzi Fikri nasıl olduysa 57.600 lirayı temin ederek adaylık müracaatını kesinleştiriyordu. Fatsa belediye başkanlığı adaylığının böyle bir gerekçeyle önlenmesini son anda engelleyen terzi Fikri’ye göre onun “belediye başkanı olmasını istemeyen ve olduktan sonra çıkarı bozulacak olan çevreler bu engellemeyle başarılı olamayınca, bu sefer Ankara’nın yolunu tutarlar.” (6)Ankara'da dönemin başbakanı Ecevit'e durumu anlatırlar ancak Ecevit seçimleri sadece bir kaç aylığına erteleyebilir.

Artık seçim günü gelmiş çatmıştı. Sandık başına gidip yeni belediye başkanını seçecek olan Fatsa, seçim sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte adeta Rusya’nın 1917’de yaşadığı karanlığa gömülüyordu. Çünkü insanlara ve insanlığa hiçbir değer vermeyen ve bu mefhumların yüz karası olan komünizm/sosyalizm yanlıları Fatsa’da yönetimi ele alıyordu. Bu tarihten sonra Fatsa “küçük Moskova” diye ünlenecekti. Coğrafi yapısının yanı sıra sosyal, kültürel ve etnik yapısı itibariyle de dikkatleri üzerinde toplayan Fatsa, dükkanının tabelasında “Yoldaş Terzi Fikri Sönmez” (7) yazan bir Marksist tarafından yönetilecekti.

Yeri gelmişken Dev-Yol tarafından isim babalığı yapılan ve seçimlerden hemen sonra oluşturulan “Direniş Komiteleri”nden de bahsetmek gerekir. Seçimlerden önce bu komitelerin kurulacağı ve halkın yönetime doğrudan katılacağı ilan ediliyordu. Bizzat “yoldaş”ın ağzından şu sözler dökülüyordu:

“Biz devrimciler halkın kendisinin söz ve karar sahibi olduğu bir belediyecilik anlayışını savunuyoruz. Ve diyoruz ki: Belediyede halk yönetimi.” (8) İşte seçimlerden önce Devrimci Yol adlı cinayet şebekesinin ortaya attığı ve “yoldaş”ın hararetle savunduğu “direniş komiteleri” böylece kuruluyordu. Dev-Yol'a göre "direniş komiteleri" bir zaruretten ve kendiliğinden oluşmakta idi. Bunun için Dev-Yol, "biz ülkemizin gittikçe artan bir şekilde faşist güçlerin emekçi halka saldırıları ve emekçi halk güçlerinin de bunlara karşı savunması sonucu yaygın bir çatışmalara sahne olduğu, halk yığınları arasında faşist saldırılara karşı kendiliğinden bir savunma ve dayanışma eğiliminin geliştiği, halk yığınları içindeki faşizme karşı direnme eğiliminin direniş komiteleri biçiminde örgütlendirilmesini öneriyordu." (9)

Komünist çetelerin kendi aralarında dahi tartışma konusu olan "direniş komiteleri"nin kuruluşunda bütün anti faşist (!) güçlerin yer alması isteniyordu. Türkiyede yapmayı planladıkları kanlı devrimlerinin uzun ve silahlı bir savaş yolundan geçerken, Çin ve Vietnam gibi ülkelerden de farklı bir rota izleneceği ilan ediliyordu. Buna göre mahalle, işyeri, okul, köy, kasaba, il ve ilçe gibi yerlerde faşist (!) saldırılara karşı koymak için anti faşist (!) ortak savunma ve mücadele komiteleri kuruluyordu. Bu komiteler işgal altındaki mahalle, işyeri, köy, kasaba, il, ilçe ve okul gibi yerlerin kurtarılması için gerektiğinde "devrimci şiddet"i de kullanmalı idi. Faşistlerin (!) bundan sonra daha fazla mahalle, işyeri, köy, kasaba, il, ilçe ve okulda söz sahibi olmalarını engellemek için önceden önlem almanın bir diğer adı olarak ta adlandırabileceğimiz "direniş komiteleri" aslında işgal etmeyi hayal ettikleri Türkiye'nin geneli açısından önemli bir aşama idi. Devrimci Yol adlı hain topluluğuna göre "ülkemizde demokratik halk devrimi uzun ve dolambaçlı bir halk savaşından geçerek gerçekleşecek ve iktidar bütün ülkede bir anda değil, parça parça elde edilecektir." (10)

Görüldüğü gibi direniş komiteleri ve Fatsa bu açıdan bakıldığında çok önemli bir yerde durmaktadır. Direniş komiteleri vasıtasıyla ele geçirilen Fatsa ve benzeri yönetimler bir model olarak Türkiye'yi kanlı ve uzun bir savaşa doğru sürükleyenlerin üssü halinde idi. Fakat bu komiteler nasıl oluşturulacak, nasıl çalışacak ve ayrıca Fatsa halkı (!) nasıl söz ve karar sahibi olacaktı?

İlk iş olarak sözü edilen direniş/halk komiteleri için mahallelerde seçimlere (!) gidilmiştir. Yedi mahallesi olan Fatsa çeşitli özellikler göz önüne alınarak 11 bölüme ayrılıyordu. Her birim nüfusuna göre üç ile yedi arasında üye seçecekti. Burada seçim seçim diyip duruyorum. Sakın ola ki gerçek manada bir seçim yapıldığı anlaşılmasın. Serbest bir seçim varmış ve her isteyen aday olabilirmiş gibi bir aldatmacanın yaşandığı bu komik seçimlerde Dev-Yol adlı terör örgütünün oluru alınmadan bırakın aday olup seçilmeyi, kimse aday olmayı aklından bile geçiremiyordu. Bu arada seçilme şartları da (!) yavaş yavaş netleşiyordu.

“Halk/direniş komitelerine hakim sınıfın vurucu gücü ve halk düşmanı olan faşistler (!) ve paralarıyla onları destekleyen tefeci tüccar dışında herkes aday olup seçilebiliyordu. Nitekim ekim 1979 sonrasında ve kasım başlarında yapılan halk/direniş komiteleri seçimlerine AP’li, CHP’li ve MSP’li yurttaşlarda aday olmuş ve komitelere seçilmişlerdi.” (11) İşte Fatsa’da ki aldatmacanın boyutları . Güya demokratik bir ortam var ve her isteyen aday olabiliyordu. Ancak yukarıda da bahsedildiği gibi herkes önce Dev-Yol’un tezgahından geçmek ve izin almak zorundaydı. Ya da Devrimci Yol kendini meşru göstermek ve kamufle etmek için diğer partilerden bazı isimleri de buralara zorla veya gönüllü olarak alıyordu.

Bu komitelerin çalışma anlayışı ile ilgili olarak bir yorum da Maocu Sina Çıladır’dan gelmiştir. Tıpkı terzi Fikri gibi eski bir THKP-C’li olan ve terziyi çok iyi tanıyan Sina Çıladır’a göre bu komiteler şöyle çalışıyordu.

“..almışlar ellerine sopayı,

-Bugün falanca yıldönümü için boykot yapacaksınız!

-Baş üstüne beyim.

-Devrimciler için para gerekli toplayın!

-Hay hay!

-Miting var haydi alana.

Eh devrimci dediğinde böyle olur.” (12)

Maocu Sina Çıladır gibi bir Maocu olan Nuri Çolakoğlu da benzer şeyleri söylüyordu. Artık Fatsa’da direniş komitelerinin borusu ötmektedir. İlçe tamamen Devrimci Yol adlı komünist terör örgütünün kontrolü altındadır. Dev-Yol adlı terör örgütü mensuplarının haberi olmadan ilçede kuş bile uçamıyordu. İlçenin giriş çıkışı barikatlarla çevrilmiş, eli silahlı çeteler tarafından kontrol altındaydı.

“Otobüs terminalinin tam karşısında, kasaba tarafında geniş bir çay bahçesi bulunuyordu. Otobüsten indiğiniz anda bu çay bahçesinde oturanların gözlerinin üzerinizde toplandığını hissedersiniz. Yabancıysanız ve Fatsa’nın içine doğru yönelirseniz, gençten birkaç kişi sizi göğüsler.

-Kimsiniz, nereden geliyorsunuz, burada ne arıyorsunuz,

gibi sorularla karşılaşırsınız. Çok hoş bir karşılama değil bu. Dev-Yol kasabadaki hakimiyetini sürdürmenin ilk şartı olarak giriş çıkışı kontrol altında tutmaktadır. Tipiniz beğenilmezse, tatmin edici cevaplar veremezseniz, geldiğiniz gibi yolunuza devam edersiniz. Mesele bu kadar basittir." (13)

Artık “Fatsa, sokaklarında rahatça dolaşılamayan, resmi dairelerinde Türk bayrağı asılamayan, camilerinde namaz kılınamayan, okullarında mini mini öğrencilerine dahi sol yumruklar havada “enternasyonal” söyletilen, devlet gücüne karşı barikatlarla çevrili, hiçbir adli ve devlet organı işlemeyen, bütün meselelerini 11 halk/direniş komitelerince çözümlenmeye çalışılan, bu güne kadar pek çok milliyetçi vatandaşın malı mülkü istimlak edilerek göç ettirilen, gitmeyen milliyetçilerin ise acımasızca katledildiği” (14) bir yer haline gelmiştir. “Fatsa’da hiç kimse son iki yıl içinde kaç kişini öldüğünü kesin olarak bilmiyordu. Soruşturma açılamıyor, şahit bulunamıyor hatta dosya bile tutulamıyordu. Ölen ölmüş oluyordu. O kadar. Mahkemeler iş görmeyen kurumlardı. Mahallelerde çıkan anlaşmazlıkları “Halk (direniş) komiteleri” çözüyordu. Daha üst düzeydeki anlaşmazlıkları ise “hareket” hallediyordu. “Hareket” Dev-Yol’un Fatsa’daki adıydı. Her şeye “hareket” karar veriyordu. “hareket”in isteklerine karşı çıkmak ise hiç de hayırlı sonuçlar doğurmuyordu.” (15)

Üstelik her şey ulu orta yapılıyordu. Güvenlik güçleriyle giriştiği bir çatışmada öldürülen Şehittin Tırıç adlı teröristin intikamını almak için “mevcut demokratik düzenin yaşamasını savunan, devlete ve anayasaya saygılı, imanlı bir milliyetçi genç diri diri şehir merkezinde bir ağaca asılıp halkın gözü önünde “hedef tahtası” haline getirilip kurşun yağmuruna tutularak vahşice katlediliyordu.” (16) Türk milliyetçisi bu gencin Fatsa’nın ortasında vahşice katledilmesine sebep olan Şehittin Tırıç ise Samsun komando bölüğünde görevli iken Fatsa’ya takviye olarak gönderilen birlikte görevli astsubay Nurettin Kaymaz’ın şehit edilmesinden sonra çıkan çatışmada öldürülmüştür.

Benzer uyarıları başkaları da yapıyordu. Bir Fatsalının ağzından anlatılan şu olay ilçedeki hakimiyetin kimler tarafından ele geçirildiğini gözler önüne sermesi açısından ibret vericidir. Fatsa’da kurulu bulunan Demas adlı balık işleme fabrikasının (güya) MHP’li (!) muhasebecisinin başına gelen olay şöyledir. “Bu eski yönetimin bir muhasebecisi vardı. Adı Ali miydi neydi. Bu herifler devrilince bu muhasebeci de Mersin tarafına bir yere kaçtı. Ama sonunda doğduğu topraklar çekti herhalde, çıktı geldi Fatsa’ya. Doğruca belediye başkanı Fikri’nin yanına çıktı. “Ben bu adamlara alet oldum, para yedim, çok hatalı işler yaptım ama hatamı anladım. Özür dilerim bir daha yapmam” dedi. Fikri'de tamam diyor. Sana bir şey olmaz gel otur Fatsa’da kimse sana bir şey yapamaz diyor. Adam çıkıyor Fikri’nin yanından ama daha çarşıya varamadan birisi çekiyor bir kenara, kafasına dayıyor tabancayı, çekiyor tetiği. Sizlere ömür.” (17)

Görüldüğü gibi Fatsa artık elden çıkmış, kontrol tamamen SSCB adına işgali tamamlamaya çalışan hainlerin elinde idi. Bu hainlerle mücadele etme azminde olan herkes baskı ve işkence yapmakla suçlanırken demokratik (!) olmayan uygulamaların sahibi olmakla itham ediliyorlardı. Ama Ordu valisinin bu hainlerce birkaç kez silahlı saldırıya uğramasına kimse ses çıkarmıyordu. Aynı zamanda o dönemlerde genelkurmay başkanı olan Kenan Evren Karadeniz gezisinde helikopterle Fatsa üzerinden geçerken, bindiği helikopterin komünist çetelerce düşürüleceği haberini almış ve bu tehlikeye karşı atış menzili dışında uçmak zorunda kalmıştır.

Fatsa’da ki halk/direniş komiteleri, (olmayan) faşizmle işte böyle mücadele ederken, belediyeyi direkt ilgilendiren olaylar belediye encümeninin aldığı kararlarla yürürlüğe konuyordu. (!) Aslında doğrusu da budur. Yani belediye meclisinde onaylanmayan hiçbir şey belediye adına yapılamaz. O halde Fatsa’da yapılmak istenenlere belediye encümeni de dahil edilmeliydi. Tıpkı AP, CHP, MSP ilçe başkanlarının demeçleriyle Devrimci Yol adlı terör örgütünün yaptıklarını görmezden gelmesi gibi. İleride başlarının ağrımaması için eşeğini sağlam kazığa bağlayan “yoldaş” ve arkadaşları her işini kanuna uydurmasını bilmiştir.

Belediye meclisinin bu olayları onaylaması operasyonu bakın nasıl izah edilmektedir. “Burada mevcut sistem içinde belediye organları ne yapıyordu, belediye meclisi ve belediye encümeni yok mu sayılıyordu sorusu akla geliyor. Elbette Fatsa’da yürütülecek belediye faaliyetleri belediye meclisi ve belediye encümeninden geçiyordu. Belediye meclisi ve belediye encümeni halkın en geniş katılımıyla alınan kararları desteklemeye zorunlu kalıyordu. Belediye meclisi ve encümeni üyelerinin büyük bir kısmı alınan kararların doğruluğunu görüyor ve inanıyordu. Bir kısım üye ise halkın aldığı kararlara karşı çıkmayı siyasi kariyeri açısından tehlikeli gördüğü için karşı çıkmamış olabilirler. Belediye başkanı Fikri Sönmez’in “halkın kararlarını onaylamazsanız sizi halka şikayet ederim, toplantılarda açıklarım.” sözleri üyelerin ikna olmasında etkili olmuştur.” (18) Görünen o ki burada da bir “cenaze namazı” söz konusudur. Çünkü verilen görevi suistimal ederek hain damgası yiyenler “halk” kamuflajı ile gizlenen Dev-Yol adlı cinayet şebekesinin insafına kalıyordu . Ataları Lenin, Stalin ve Mao gibi insafsızlardan daha insafsız olan bu çetelerden merhamet beklemek imkansızdır. O halde “buyurun cenaze namazına” !

Bu konuyla ilgili olarak Nuri Çolakoğlu şunları yazıyordu: “Dev-Yol’un yaptıklarına karşı çıkmadığın, Dev-Yol’un düzenlediği mitinglere düzenli olarak katıldığın, kepenk kapatma boykotlarına itiraz etmediğin sürece Fatsa’da kendi halinde yaşayabilirdin. Karşı çıkanların başına gelenler ise duruma göre değişiyordu. Fatsalıların anlattığına göre önce bir gözdağı veriliyordu. Sonra üzerine çullanıp dövüyorlardı. Böyle bir akıbet eski bir Dev-Yol şefi olman halinde bile kaçınılmazdı. Örneğin Dev-Yol’un önderlerinden biri bir iddiaya göre kendi başına örgüt gibi çalıştığı için bir arkadaşına göre ise bu dayaklara karşı ve halka yönelen baskılara karşı çıktığı için eşek sudan gelene kadar dövülmüştü. Daha ağır cezalarda vardı. Çekip dereye götürüyorlardı. “Dere” Fatsa’nın tepeleri arsasında kıvrıla kıvrıla akan sulardan herhangi biriydi. Bir kaç gün sonra cesedi bulunuyordu dereye götürülenin.” (19) Dev-Yol tarafından bir mezbahane olarak kullanılan dereler türkülerde seslendirilen “Ordunun dereleri”nden biriydi. O dönemde oldukça meşhur olan dereye götürme olayı ile ilgili olarak bir başka Marksist-Leninist şunları söylüyordu: “Bu zorbalar kendilerinden olmayan ve hoşlarına gitmeyen herkesi baskı altına almışlar, dövmüşler daha da ileri giden olursa “dereye çekip” öldürmüşler.” (20)

Şimdi bu bilgiler ışığı altında AKP'nin ve bu yasa tasarısına destek olan bütün vatandaşlarımızı yeniden düşünmeye davet ediyorum. Bu çok tehlikeli bir oyundur. Nereye varacağını kimse tahmin edemez. Üstelik bu günkü şartlar 12 eylül öncesi şartlardan daha ağırdır. Şimdi düşünün bakalım şehirlerimiz veya ilçe ve beldelerimizden biri veya bir kaçı PKK veya Hizbullah ya da başka örgütlerin eline geçerse durum ne olur ? Bunun sorumlusu kim olur ?

Birol Cevizoğlu

ATP MKYK Üyesi ve Ülkücü İşçiler Derneği Eski Genel Başkanı

1-Taha Akyol, Sovyet Rus Stratejisi ve Türkiye, cilt 1, sh, 57
2-Kemal Önder, Tercüman Gazetesi, 23.07.1980
3-Pertev Aksakal, Bir Yerel Yönetim Deneyi:Fatsa, sh, 35
4-age, sh, 35 (terzinin savunması)
5-age, sh, 312
6-age, sh, 39 (terzinin savunması)
7-Kemal Önder, Tercüman Gazetesi, 24.07.1980
8-Fatsa Güneş Gazetesi, 27.07.1979
9-Devrimci Yol Dergisi, sayı 22, 20 eylül 1978
10-Devrimci Yol Dergisi, sayı 22, 20 eylül 1978
11-Pertev Aksakal, Bir Yerel Yönetim Deneyi:Fatsa, sh, 136
12-Sina Çıladır, Aydınlık Gazetesi, 17.10.1980
13-Nuri Çolakoğlu, Aydınlık Gazetesi, 15.7.1980
14-Kemal Önder, Tercüman Gazetesi, 24.07.1980
15-Nuri Çolakoğlu, Aydınlık Gazetesi, 15.7.1980
16-Kemal Önder,Tercüman Gazetesi, 22.07.1980
17-Nuri Çolakoğlu, Aydınlık Gazetesi, 15.7.1980
18-Pertev Aksakal, Bir Yerel Yönetim Deneyi:Fatsa, sh, 137
19-Nuri Çolakoğlu, Aydınlık Gazetesi, 15.7.1980
20-Gün Zileli, Aydınlık Gazetesi, 27.8.1980

http://www.ufukotesi.com/yazigoster.asp ... o=20040773

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Terzi Fikri ve Fatsa Deneyimi
İletiTarih: 02 Mar 2014, 21:27 
Kıdemli Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 Tem 2008, 22:33
İleti: 1096
Konum: Antalya
Urungu'nun paylaştığı yazı tamamen cehalet ver art niyet kokmaktadır. Yazıyı nereden ve nasıl eleştirmeye başlasam bilemiyorum, çünkü içinde eleştirilmeye, çürütülmeye mahkum onlarca argüman var. Yazının başında SSCB'nin sıcak denizlere inmek için Türkiye'de kurduğu kurtarılmış toprakmış Fatsa :) Acaba SSCB'nin sıcak denizlere inme hayalinin teknolojinin gelişmesiyle artık kalmadığını, sıcak denizlere inerek yapacağı ticareti zaten gelişen teknolojinin sağladığı imkanlarla kat kat sağladığını bilmiyor muydu? Ayrıca Dev-Yol ve SSCB'yi yan yana kullanma cehaletini de ilk defa bu yazıda görüyorum. Bütün sol camiada Dev-Yol'un SSCB'yi eleştirdiği ve onu sosyalist olarak görmediği pekala bilinir. SİP ve TSİP'i Sovyetçi olmakla suçlayan Dev-Yol gücünü halktan almaktadır ve öyle yazıda söylenildiği gibi de bir terör örgütü değildir. Yok Terzi Fikri o kadar parayı nerede bulmuş? O zamanlarda Dev-Yol dergisinin haftada 150.000 sattığını bilmeyen bir insan için tabi zorlayıcı bir soru bu.

Tabi bu yazıyı yazanın cehaleti olduğu kadar yazıyı paylaşanında cehaleti hat saffadadır. İsterseniz Dev-Yol ve Terzi Fikri Fatsa halkıyla Fatsa'da neler yapmış bir okuyalım."terzi fikri'den önceki chp li belediye başkanı yatalak hasta olduğundan vekaletle yöneliyor. kanalizasyon çalışmalarının kazısı yapılmış, fakat ödenek yokluğundan durdurulmuş. kentin her yanı çamur deryası ve sivri sinek sarmış. koleradan elli insan ölmüş. dönemin ordu mv bu sivrisinek seslerini teybe kaydederek götürüp mecliste dinletmiş. belediye çalışanları parasızlıktan 9 aydır maaşlarını alamıyor. yağ, şeker, sigara, benzin karaborsada. ilçede kumar, fuhuş, alkol, rüşvetçilik, elektrik ve su kaçağı ayyuka çıkmış. seçimlerden önce chp li belediye başkanı vefat eder. terzi fikri solun bağımsız adayı olarak seçilir. fakat belediye meclis üyeliklerini ap, msp ve chp paylaştığından bir tek meclis üyesi yoktur. mazbatasını alınca chp ilçe başkanını alıp ankara'ya para bulmaya gider. 8 milyon gibi komik bir parayla döner. bu kez de meclis üyeleri çalıştırmayarak düşürmek isterler. terzi fikri halka gidelim der. halk neyi nasıl yapmamızı istiyorsa onları öyle yapalım der. söylenecek söz kalmamıştır. terzi fikri halka gider. her mahallede bir mahalle meclisi ve bu meclislerin görevlendirdiği mahalle komiteleri oluşturulur. her mahalle temsilcisi ve stk nın temsilcilerinden oluşan bir kent meclisi kurulur. halk meclisi ve komiteleriyle öncelikle kentin çamurdan, rüşvetten ve karaborsadan kurtarılmasını ve yöntemlerini belirler. en acil sorunları olan çamura son kampanyası başlatılır. fakat para yoktur. halk para yoksa herkes kendi sokağındaki çamuru atarsa kent temizlenir der.terzi başkan araçları ben temin ederim der ve yse, dsi ve karayolları gibi devlet kurumlarından araç temin eder. halk işe koyulur. başkan ordu ve ünye'den de araç temin eder. çevre halkı fatsa'ya yardıma gelir. yardıma gelenleri evlerinde misafir etme kararı alınır. el arabası, traktör, kamyon ve kamyonet benzeri araçlarla üç yıldır çamura, sivrisineğe ve koleraya maruz kalan kent on günde temizlenir. kanalizasyon boruları döşenip iş tamamlanır. hemen arkasından karaborsaya, kaçakçılığa ve tefeciliğe son kampanyası başlatılır. bu kampanyada bir belediye meclis üyesinin dükkanında karaborsa malı yakalayan zabıtalara, dükkan sahibi ben belediye meclis üyesim, bana işlem yapamazsınız der. tereddüte düşen zabıtalar, o işyerinden başkanı ararlar. başkanın cevabı sert ve kesindir; bu halk onu ve beni karaborsayı önlemek için seçti. eksiksiz muamele yaparak tüm karaborsa mallarına el koyun talimatını verir. bir belediye başkanı bir gün mutlaka oyuna muhtaç olduğu meclis üyesine böyle bir işlemi yapmaktadır ve belkide bu bir ilktir. kısa sürede karaborsa kaçakçılık ve rüşvet bıçak gibi kesilir. halk artık belediyesine giden her kuruşun kendisine hizmet olarak döndüğünü yaşayarak, belediye bütçesini, gelir ve giderlerini kendisi yaptığından işin içine girerek sahiplenmiştir. kaçak elektirik, kaçak su, rüşvet ve karaborsayı zabıtaya bırakmadan halk kendi kendine denetlemektedir. fatsa halk kültürü şenliği düzenlenir. yöre kültürü esas alınarak yapılan bu şenlikler büyük ilgi görür. özellikle fatsa çocuk korosu yurt çapında konserler verir. el sanatları atölyeleri kurulur. spor müsabakaları düzenlenir. ülkenin çeşitli yerlerinden gelen ressam, şair, karikatürist vb sanatçılar kendilerini ifade eder. toplumsal içerikli filmler getirilir. tiyatro gösterileri ve müzik konserleri yapılır. kütüphaneler ve okuma salonları açılır.
kentin ancak iki giriş yolu vardır ve önemli bir trafik sorunu yaşanmaktadır. istimlak parası olmayan belediye başkanı arsa sahiplerini ikna ederek, şehre beş giriş yolu daha açar. bunları gören en katı muhalifi terzi fikri'yi çağırarak 'gördümkü sen bizim için doğru ve güzel şeyler yapıyorsun. al şu tapumu ve bize bir park yap der. böylece şehrin merkezine bir park yapılır. kendisinden önce 9 ay maaş alamayan personele eski alacakları ödenmiş ve artık düzenli maaş almaktadır. tüm bunları ankara'dan bir şey almadan (ilk günlerinde aldığı 8 milyon haricinde) kendi becerisi, halkın katkısı belediye olanaklarını en doğru kullanarak 8 ay içinde gerçekleştirmiştir. 8. ayın sonunda 12 eylül darbesi onu belediye başkanlığından alarak, erzincan dgm lerinde, niçin bunları yaptın diye yargılarken zindanda katletmiştir."(ekşisözlük-Fikri Sönmez, 7. entry)

Yazının bir kısmında ise Fatsa'nın girişinde silahlı militanlar bekliyordu deniliyor. Devamında ise " Dev-Yol adlı terör örgütü mensuplarının haberi olmadan ilçede kuş bile uçamıyordu. İlçenin giriş çıkışı barikatlarla çevrilmiş, eli silahlı çeteler tarafından kontrol altındaydı.

“Otobüs terminalinin tam karşısında, kasaba tarafında geniş bir çay bahçesi bulunuyordu. Otobüsten indiğiniz anda bu çay bahçesinde oturanların gözlerinin üzerinizde toplandığını hissedersiniz. Yabancıysanız ve Fatsa’nın içine doğru yönelirseniz, gençten birkaç kişi sizi göğüsler.

-Kimsiniz, nereden geliyorsunuz, burada ne arıyorsunuz,

gibi sorularla karşılaşırsınız. Çok hoş bir karşılama değil bu. Dev-Yol kasabadaki hakimiyetini sürdürmenin ilk şartı olarak giriş çıkışı kontrol altında tutmaktadır. Tipiniz beğenilmezse, tatmin edici cevaplar veremezseniz, geldiğiniz gibi yolunuza devam edersiniz. Mesele bu kadar basittir." (13)" yazıyor. Nuri Çolakoğlu gibi anti Dev-Yolcu bir faşistin yazısında faydalanmak ise ancak ülkücülerin aklına gelirdi. Yazıda Fatsa'nın çevresinde silahlı grupların beklediği, içeri onların haberi olmada giremediği yazılıyor. Daha sonrada içeri otobüsler gelenlerin Fatsa'lılar tarafından garip karşılandığı. Yani haberi olmadan gelemiyorlar ama otobüsler gayer habersizce girebiliyorlar :) Yine bir ülkücü zırvası işte. Dönemim birçok gazetecisi köşesinde Fatsa'ya gittiğini anlatılan gibi olmadığını, gayet rahat dolaştığını yazar. Ordu 2000 askerle Fatsa'ya geldiğinde ise askerler tek kurşun sıkmadan Fatsa'yı ele geçirdiklerine şaşırırlar. Çünkü ülkücüler, gericiler sürekli olarak Fatsa'yı yanlış anlatmıştır. Nedense ülkücüler Kenan Evren'i eleştireceğine Evren'in onlarca insanı işkencede öldürdüğü, hapse attığı Fatsa'yı eleştirir. Buda zamanın ülkücülerinin neye hizmet ettiğini gayet açıklar niteliktedir. Birde sıkça alıntılanan Çolakoğlu'nun devletin ajanı olduğunu belirtmeden geçmeyeyim. Bugün o dönemde mücadele veren devrimciler aylık 1000-2000 lira maaşı zor bulurken, Çolakoğlu'nun Doğan Holding'te önemli bir isim olduğunu vurgulamalıyız. Zaten dönemim bütün Aydınlık yazarları TİİKP çevresini oluştururken Kaypakkaya onları ifşa etmişti.

_________________
Madem ki insanı biçimlendiren yaşadığı koşullar; koşullar en insani şekilde biçimlenmelidir.
Karl Marx



Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Terzi Fikri ve Fatsa Deneyimi
İletiTarih: 02 Mar 2014, 21:36 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Tipik Kürtçü komünist hezeyanları :lol:

Farklı görüş bildiren olunca hemen cahil bilmem ne diye hakret et, ülkücü zırvası de. Sizden ala zırva mı var.

İnsanlar farklı kaynaklardan bu olayı iki taraftan da bakarak değerlendirsinler diye bir yazı paylaştım. İsteyen istediğine inanır. Sen hararet yapma.

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Terzi Fikri ve Fatsa Deneyimi
İletiTarih: 03 Mar 2014, 00:12 
Kıdemli Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 Tem 2008, 22:33
İleti: 1096
Konum: Antalya
Senin paylaştığın yazının içi binbir hakaretle doluyken ben xxxxxx demişim çok mu göze batıyor. Oysa sen gerçekten bir cahilsin, Dev-Yolcu Kürtçü mü olurmuş?

Resim

_________________
Madem ki insanı biçimlendiren yaşadığı koşullar; koşullar en insani şekilde biçimlenmelidir.
Karl Marx



En son iğneci tarafından, 03 Mar 2014, 00:36 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 değişiklik yapıldı.
Üslubumuza dikkat edelim lütfen.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Terzi Fikri ve Fatsa Deneyimi
İletiTarih: 03 Mar 2014, 21:46 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Senden ala cahil mi var xxxxxx. Dev-Yol geleneğinden gelenler Halkevleri bünyesinde devam ederler. 80 öncesi çatışmalara girmiş, içerde yatmış adamların ortamlarında çok bulundum. Nasıl Kürtçü olduklarını iyi bilirim. Bizim daha önce senin gibi trollerle dalga geçmek için kullandığımız İlber Ortaylı geyiklerini yeni bulmuşsun galiba ki hemen atlamışsın. O resimde senin gibi cahil barzolarla dalga geçiliyor.

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


En son iğneci tarafından, 04 Mar 2014, 19:53 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 değişiklik yapıldı.
Yakışıksız sözler çıkarıldı, lütfen dikkat edelim.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Terzi Fikri ve Fatsa Deneyimi
İletiTarih: 04 Mar 2014, 03:45 
Kıdemli Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 Tem 2008, 22:33
İleti: 1096
Konum: Antalya
Cehaletin ta kendisisin. Dev-Yol geleneğini Halkevlerinin yanında Gençlik Muh., ÖDP, EHP gibi partiler ve hareketlerde sürdürüyor. Eğer senin dediğin gibi Kürtçü olsalardı HDP içinde olurlardı oysa biri bile HDP'de değil, hatta ortak seçim çalışması bile yapmıyorlar. Kürt hareketini en çok eleştiren "Sosyalistlerin HDP'de ne işi var?" tartışmasına göz at önce sonra kim Kürt Hareketi hegamonyası içinde onu öğren. 80 öncesi çatışmayı girmiş, içerde yatmış birçok insanı bende tanıyorum. Bu insanlardan hala Dev-Yol geleneğine sadık kalanlar parti köşelerinde yatarken geleneği satıp yükselenlerde var(bkz. Ertuğrul Kürkçü) "Daha önce senin gibi trollere" demişsin ama bu forumda kim kimden önce varmış, önce bi profil resminin altındaki "Kayıt:" yazan yere bak.

_________________
Madem ki insanı biçimlendiren yaşadığı koşullar; koşullar en insani şekilde biçimlenmelidir.
Karl Marx



Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Terzi Fikri ve Fatsa Deneyimi
İletiTarih: 04 Mar 2014, 19:41 
Onursal Üye

Kayıt: 20 Şub 2009, 22:40
İleti: 26408
-Arkadaşlar, kullandığınız üsluba lütfen dikkat ediniz. Sözlerimizi tartarak kullanmaya özen gösterelim.

_________________
.

..Forum Kuralları ve Üyelik Sözleşmesi İçin Tıklayın.
..(viewtopic.php?f=6&t=1)

..Forumumuzun Yazım Kuralları için tıklayın.
..(viewtopic.php?f=6&t=14739)

..Yasaklı yayınlar için duyuru: Tıklayın..
..(viewtopic.php?f=6&t=20215&start=0)


..........Zorsa mutlaka başarırım.
..................................İmkansızsa biraz zaman alır..
.
.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Terzi Fikri ve Fatsa Deneyimi
İletiTarih: 04 Mar 2014, 20:08 
Kıdemli Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 09 Tem 2008, 22:33
İleti: 1096
Konum: Antalya
iğneci sana hak veriyorum. Bu başlık altında sık sık üslubumu zorladım ama seninde bana hak vermeni isterim. Başlık boyunca adamın ürettiği bir tek argüman yok. 3. paylaşımda uzun uzun cevap vermişken ve aynı sertlikte bir cevap beklerken adam "Klasik Kürtçü komünist zırvaları" gibi alakasız, tüketici bir mantığı öne sürünce çıldırıyorum. Bu foruma girdiğimde ben müslümanken şimdi koyu ateistim. Fakat bir kere bile ne ateistlere ne de müslümanlara hakaret etmedim. Siyasi yönelimlerim bile değişti çünkü foruma girdiğimde daha çocuktum ve daha şimdi yeni yeni fikirlerim oturmaya başlıyor. 6 yıldır forumdayım ama ilk uyarımı bu başlıkta aldım. Zamanında ülkücülerle bu forumda sayfalarca tartışırdım ve bir hakaret bile olmazdı. Çünkü o insanlar karşı argüman üretebiliyorlardı. Hatta oğuzboylu vardı zamanında onunla reel hayatta tanışıp sık sık konuşmuşluğumuz bile vardır. Fakat bu tarz insanlara dayanamıyorum, çünkü tartışma kültürüne dair hiçbir şey yok bu adamda. Başlık boyunca tartışma Urungu'ya "cahilsin" dememle geçiyor zaten.

_________________
Madem ki insanı biçimlendiren yaşadığı koşullar; koşullar en insani şekilde biçimlenmelidir.
Karl Marx



Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Terzi Fikri ve Fatsa Deneyimi
İletiTarih: 06 Mar 2014, 19:32 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Burzumgoth yazdı:
Cehaletin ta kendisisin. Dev-Yol geleneğini Halkevlerinin yanında Gençlik Muh., ÖDP, EHP gibi partiler ve hareketlerde sürdürüyor. Eğer senin dediğin gibi Kürtçü olsalardı HDP içinde olurlardı oysa biri bile HDP'de değil, hatta ortak seçim çalışması bile yapmıyorlar. Kürt hareketini en çok eleştiren "Sosyalistlerin HDP'de ne işi var?" tartışmasına göz at önce sonra kim Kürt Hareketi hegamonyası içinde onu öğren. 80 öncesi çatışmayı girmiş, içerde yatmış birçok insanı bende tanıyorum. Bu insanlardan hala Dev-Yol geleneğine sadık kalanlar parti köşelerinde yatarken geleneği satıp yükselenlerde var(bkz. Ertuğrul Kürkçü) "Daha önce senin gibi trollere" demişsin ama bu forumda kim kimden önce varmış, önce bi profil resminin altındaki "Kayıt:" yazan yere bak.


Hahaha ayarı yiyince elinde kala kala foruma benden önce üye olması kalmış :lol:

Bu forumda bulunan kaç kişi seni tanıyor? Kaç kişi senin iletilerini takip ediyor? Etin ne budun ne?

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Terzi Fikri ve Fatsa Deneyimi
İletiTarih: 28 Haz 2015, 17:20 
Yeni Üye

Kayıt: 28 Haz 2015, 17:05
İleti: 1
Bir Ülkücü olarak urungu kardeşime şöyle katılmıyorum: Dev-Yol terör örgütünün maksadı Sovyetler için ülkeyi karıştırmak değil, terörü sözde " anti-faşist" mücadele adı altında tırmandırıp
12 Eylülcülerin elini güçlendirmekti.80 öncesi moskova yanlısı Tip ve İGD gibi fraksiyonlarla Dev-Yolcular birbirinden nefret
etmişler ve iş silahlı çatışmaya kadar gitmiştir.Dev-Yol Ülkücü katliamını il, ilçe ve kasaba hatta köy sathına yayarak yalnız Ülkücülerin değil diğer tarafsız vatandaşların nefretini kazanmıştır : Fatsa'daki Reyhan ve Beyhan Kuzu kardeşler'in katledilmesinden tutunda Fatsa Ülkü Yolu Derneği önünde dergi okurken arkasından kurşunlanan
Mahmut Özkan ve Dursun Mehmet Sarı'ya kadar bir sürü masum.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni bir konu gönderCevap gönder 1 sayfadan 1. sayfa   [ 11 ileti ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan SiyasiForum.net Siyasi Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. SiyasiForum.Net hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde dönüş yapacaktır. Forumumuz kesinlikle hiçbir şekilde parti, örgüt, kurum, kuruluş ve oluşumu desteklememektedir. Tüm Problemler ve Reklam İçin: İletişim Formu için tıklayınız.