Yazı boyutunu değiştir
Sistem saati: 17 Oca 2018, 12:09


Yeni bir konu gönderCevap gönder 1 sayfadan 1. sayfa   [ 4 ileti ]
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Kırın kafasını(mecazi)(!)
İletiTarih: 07 Oca 2018, 16:54 
Onursal Üye

Kayıt: 22 Ekm 2012, 19:18
İleti: 4084

Alıntı:
HINCAL ULUÇ
“Kırın bacaklarını, o alçakların.. Yaşatmayın!.”

İçişleri Bakanı'nın okul önlerinde zehir satan torbacılarla ilgili "Kırın bacaklarını" deyişi, bazı kesimlerde kıyameti kopardı..
Türkçenin mecaz anlamında en çok kullanılan lafı nerelere çekildi, inanamadım.
Çocukken babamdan günde kaç kez "Bacaklarınızı kırarım" lafını duyardık.. En basiti "Annenizin sözünü dinlemezseniz bacaklarınızı kırarım" olurdu..
Dilimizde kaç örnek var, böyle mecazi kullanılan.. Mücadelede kararlılık ifade eden..
"Kökünü kazımak" mesela!. Hem de nasıl "Yok etmek" anlamına..
Kaldı ki, hem de İçişleri Bakanı'nın sözünü ettiği konuda, yarı gerçek de olabilir, laf..
Nasıl mı?.
Şimdi, Bakan Soylu'yu en ağır sözcüklerle suçlayan siyasi ve gazeteci dostlarıma soruyorum.. Biri bana cevap versin.
12 yaşındaki oğlunu almak için okula yürüyorsun. Yaklaşırken bakıyorsun, oğlunun yanında birisi, elindeki minik paketi çocuğa veriyor ve ondan aldığı parayı cebine atıyor..
Ne sattığı belli değil mi?.
Ne yaparsın?. Oğlunu zehirleyen, belki de hayatını kaydıracak o adamı, o an ne yaparsın?.
Sakın "Cebimden telefonumu çıkarır, resmini çeker, mahallenin karakoluna giderim" falan diye saçmalama bana..
Panter gibi üzerine atlarsın.. Sen 60, herif 120 kilo da olsa, aldırmaz, düşünmez saldırırsın değil mi?.
Diyelim arabanızdasınız. Yanınızda da milli araba silahı beyzbol sopası var?. Bacağını geçin, kafasını kırmaz mısın, herifin?.
Şimdi bu duygulara, en yüksek, en sorumlu mevkiden tercüman olan insana kızmamız mı, teşekkür edip, desteklememiz mi gerekir, iyi düşünsün herkes?.
Bakın ben daha ortaokuldaydım, okul civarındaki torbacıları ilk gördüğümde.. Hâlâ varlar, hâlâ oralardalar.. Sayıları daha da arttı.. Köklerini kazıyamadık.. Bacaklarını kıramadık..
Çocuklarımız bizim, ülkemizin en büyük serveti, yarınları değil mi?. Peki dünyayı saran o büyük uyuşturucu pazarı, çocuklarımızı tehdit etmiyor mu?.
Onları okul önünde çok ucuz fiyatlarla alıştırıp, bağımlı yaptıktan sonra fiyatı artırmıyorlar mı?. Çocuk parayı bulmak için önce evden hırsızlığa başlamıyor ya da torbacının teklifini kabul edip, kendisine bir paket için beş paketi arkadaşlarına satmaya başlamıyor mu?.
Ottan, yani esrardan başlayıp, giderek çok daha ağırlarına, eroine kadar sürüklenmiyor mu?. Evden kaçıp sokaklarda sürünmüyor, sonra bir sokak köşesinde ölü bulunmuyor mu?.
Masal mı anlatıyorum?. Örneklere, hemen her gün gazetelerde rastlamıyor muyuz?.
Bu korkunç çetelerle nasıl mücadele edeceğiz, peki?.
El ele vererek..
Aileler sorumlu olacak.. Okullar sorumlu olacak.. Polis, Emniyet, Vilayet sorumlu olacak.. İçişleri Bakanlığı sorumlu olacak.. Muhalifi, iktidarı, bütün Meclis sorumlu olacak.. Dördüncü güç medya sorumlu olacak..
Konu çocuklarımız, konu uyuşturucu olunca "Bana ne" diyen kişi olur mu?. Olursa ona ne deriz?.
İçişleri Bakanı, hem de nasıl kararlılık ifade eden "Uyuşturucu satıcılarının bacaklarını kıracağız, kökünü kazıyacağız" sözleri etrafında toplanmamız gerekirken "Bu lafı nasıl edersin" diye adeta, okul önünde hem de çocuklara zehir satan o rezil, o alçak, o hain, o teröristten de bin beter mahlukun güya haklarını savunmaya kalkar edasıyla iktidara vurma çabasına girişmek ne oluyor?. Çocuklarımızın "Yaşam" hakları mı, yoksa o rezil, o alçak, o hain adamların ki mi, öncelikli ha?. Konu kendi çocuğunuz. Şimdi söyleyin bakayım?.
Bakan Soylu'nun abartmış olduğunu bile söylemem.. "Lafı amacını aşmış" hiç demem..
"Okul önünde zehir satanın bacakları da, kafası da kırılacaktır. Çocuklarımızın geleceğini garantiye almanın, onları her sabah okula güvenle göndermenin yolu budur" derim.
Bravo Süleyman Soylu Bakanım!.
Dilerim polisleriniz, mesajlarını almışlar ve o alçakların bacaklarını kırmaya başlamışlardır, bile!.
Uyuşturucu mafyası, insan değildir ki, İnsan Hakları olsun!.
https://www.sabah.com.tr/yazarlar/uluc/ ... yasatmayin


Bu hıncal abinizin bakış açısından :roll:


Alıntı:
izim memleketin kahve sohbetleri meşhurdur...
Her kentimizde bol miktarda bulunan kahvehanelerde her Allah’ın günü, memleket bir kaç kez kurtarılır örneğin!.. Hakemlerin ne kadar taraf tuttuğu, örnekleriyle defalarca anlatılır mesela...
Her Türk yurttaşı kendi mesleğinin yanında en kralından teknik direktördür; “Ahh be hocam o çocuk o kanatta oynatılır mı?” diye başlayıp kendi ideal “11”ini bir çırpıda anlatır çoğu!..
Mahallenin namusu, komşu kızın iffeti, sokakların düzen ve huzuru da gençlerin omuzlarındadır!.. Mahallenin kızına dışarıdan göz koymak, yamuk yapmak kimsenin haddine değildir; acilen duruma müdahale edilir, “o itin” ağzı burnu bi güzel düzeltilip gönderilir!..
Aynı gençlerin mahalledeki kızlarla ilgili yorumları, düşleri, hayalleri de bir başka alemdir tabii!.. Mahalleye mensup olmanın önceliğidir söz konusu olan!..
Toplumsal, siyasal meselelerde adaleti anında sağlayan yurttaş sayış da az değildir... Hemen oracıkta meseleyi çözümler, suçluyu tespit eder, bi güzel yargılar ve cezasını kesiverir:
-Abi, iki tanesini sallandıracaksın bak bi daha yapıyorlar mı?!.
Tüm bu saydıklarım, “ağız burun düzeltmek” gibi aşırılıkların haricinde bir tür iç boşaltmak, adalete katkı hissini okşamak, karınca kararınca meselelere çözüm bulduğu düşüncesini okşamak, etrafındakilere ne çok şey bildiği duygusunu vermek olarak anlaşılabilir hatta hoşgörüyle bile bakılabilir!..
-Bir yaptırımı, asayişi bozacak tehlikesi de yoktur haliyle!..
Yasaları bozuk para gibi harcayan içişleri bakanı!..
Peki bu kahvehane sohbetini yapan, yasaları uygulamak, korumakla yükümlü bir bakan, üstelik içişleri bakanı ise?!.
Emrinde güvenlik güçleri, istihbarat birimleri bulunan, tüm yurttaşları can ve mal güvenliğini sağlamaktan sorumlu İçişleri bakanı ancak bir kahvehane sohbetinde söylenebilecek sözleri hem de kürsüden söylerse, söylemek ne kelime, yakaladıkları suçlunun “ayaklarını kırması” talimatı verirse ne olur?!.
İçişleri Süleyman Soylu, önceki gün Ankara’da düzenlenen Genel Güvenlik ve Uyuşturucu ile Mücadele Toplantısı’nda tam da bunu yaptı!.. Önce uyuşturucunun tehlikesine şöyle dikkat çekti:
-PKK bizim için nasıl bir tehditse, PKK’lı teröristlere ne yapıyorsak uyuşturucu satıcılarına da aynı şekilde davranmak zorundayız. Kimse bizim geleceğimizi zehirleyemez...
Sonra sözü sokaklardaki uyuşturucu satıcılarına getirdi:
-Uyuşturucu satıcısını gören güvenlik görevlisi ne yaparsa yapsın sorumluluk bana ait!..
Neydi bakan beye ait sorumluluk peki?
-Okulun çevresinde bir uyuşturucu satıcısı gördüğümüz zaman beni ne kadar kınarlarsa kınasınlar, ne kadar eleştirirlerse eleştirsinler o uyuşturucu satıcısının ayağını kırmaya polis görevlidir. Suçu bana atsın!..
O kadar uzun boylu değil sayın bakan! Sizin göreviniz zurnanın son deliği olan uyuşturucu satıcısından önce o uyuşturucuyu ülkeye sokan, okul önlerine kadar yaygınlaşmasını sağlayan uyuşturucu baronlarıdır!
-Sizin birincil göreviniz bataklığı kurutmaktır, sivrisinek avlamak sonraki mevzudur!..
Polisi suç işlemeye yönlendiremezsiniz!..
İçişleri bakanının daha da önemli ve kutsal bir görevi vardır:
-Yasalara uygun hareket etmek, yasaları hakkıyla uygulamak!..
Daha da ötesi, emrindeki hiç bir güvenlik görevlisi, bakan dedi diye bacak kırdığında “ama emir böyle” demekle kurtulamaz! Neden biliyor musunuz?.
-Çünkü, Türk Ceza Kanunu’nun 24 maddesi “Konusu suç teşkil eden emir hiç bir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur” diyor da ondan!..
TCK’ ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nun mimarlarından Prof. Adem Sözüer yapıyor yukarıdaki uyarıyı ve Bakan Soylu’nun verdiği bu talimatın “suç olduğunun” altını da çiziyor!..
Bir de şöyle düşünün nasıl olsa emir var deyip bacak yerine kafalar kırılırsa, maazallah ölümler meydana gelirse, darp edilen kişinin suçlu olmadığı ortaya çıkarsa o zaman ne olacak?..
Cezalar az ise artırın, bu pisliğin kökünü kurutmak, en tepedekilerin ensesine binmek için her şeyi yapın; ancak yasaları bozuk para gibi harcamayın. İnsanları korku iklimine sokmayın.
-Burası Türkiye Cumhuriyeti, babanızın çiftliği değil!..


bu ümit zileliden :roll:

Alıntı:
BUNU YAZMAK GEREK
Torbacının bacağını kır ama asıl patronu da yakala
İçişleri bakanlığı koltuğunda oturan Süleyman Soylu’nun polislere yönelik, “okullar önünde uyuşturucu satanların bacağını kırın, suçu bana atarsınız” sözleri hayli tartışıldı biliyorsunuz. Tartışmaların ana ekseni “bir hukuk devletinde bakan polislere vurun kırın talimatı verebilir mi?” doğrultusundaydı. Bu elbette çok haklı bir eleştiri. Hukuk devletinin özelliği bir çete gibi çalışmamasıdır. Hukuk devletleri hoşa gidecek biçimde cezalandırma yapmaz, yasalar çerçevesinde kim olursa olsun suçun türüne göre yargılama yapar ve ceza uygular. Hukuk devleti intikam almaz hesap sorar. Gerçi bakanın sözlerinden çok hoşnut olanlar da mutlaka vardır. Nitekim popüler yazarlardan biri “Ne ayak kırması bana kalsa başını kırarım” diye yazdı ama bunu latife kabul etmek isterim. Bakanın bu sözlerini hukuk devleti açısından eleştirmek güzel de gözlediğim kadarıyla işin asıl önemli yanı bir şekilde ıskalandı. Çünkü bu bakan uyuşturucu ile mücadeleyi sokak satıcılarıyla mücadeleden ibaret sanıyor anladığım kadarıyla. Polise “uyuşturucu ticareti yapanları yakalayın hatta bacaklarını kırın” demiyor “son satıcılardan” söz ediyor. Torbacı denilen bu son satıcılar uyuşturucu ticareti yapanların en düşük seviyedeki ayakçılarıdır sadece. Torbacılarla mücadele kolaydır çünkü onlar bu sektörün en zavallılarıdır, paryalarıdır, çoğu zaten uyuşturucu etkisindedir ve polisten de çok korkarlar. Sorun uyuşturucu baronları ile mücadeledir. O bakanın buna gücü veya cesareti var mı acaba? Eski bir polis müdürünün anlattığını bir kere daha tekrarlayayım. Uyuşturucu satışı okul önlerine kadar düştüyse fiyatları çok düşmüş demektir. Eski polis müdürü “uyuşturucu fiyatlarına bakacaksın, eğer düşmüşse bil ki polis işin içindedir, eğer fiyat yükselmişse anla ki sıkı mücadele yapılıyordur” demişti. İçişleri bakanı bu konuda samimi olduğunu göstermek istiyorsa uyuşturucu baronlarının da kafasının kırılması talimatı versin bakalım. Ve tabii bir de şu anda uyuşturucu rayicinin de ne kadar olduğuna bir bakıversin. Fiyat yüksek mi yoksa düşük mü?


http://www.korkusuz.com.tr/bunu-yazarke ... erdir.html
Bu da can ataklı açısından :shock:

_________________
Bonis nocet, qui malis parcit


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kırın kafasını(mecazi)(!)
İletiTarih: 07 Oca 2018, 17:30 
Onursal Üye

Kayıt: 22 Ekm 2012, 19:18
İleti: 4084
Şimdi, gelelim bu iki farklı bakış açısının sentezine;

1- Hıncal Uluç; Bizleri koko konusunda aydınlatmış biri olarak; 'Koko uyutturucu değil! uyarıcı bir maddedir!' Doğrudur. Ama bağımlılık yapan zengin oyuncağı bir zararlıdır. Yani nüfusun % 1 nin çocuklarını ilgilendiren bir beladır. Baronu ticareti karlıdır. Eroin gibi çabuk bağımlılık yapar ve bağımlılığından kurtulmanın çok zor olduğu uyutucu madde ucuzdur onunda baronları voliyi vurur. Ve maalesef toplumun büyük fakir kesimini hedef alır. Bütün kimyasal zehirlerin üretim maliyeti azdır. Karı çoktur. Aslında ölümlerin sebebi bu maddelerin kullanımından ziyade kontrolsüz merdiven altı üretiminin etkisindendir. Kalitesiz bozuk bir madde eroinde olmasa damara enjekte edildimi öldürür. Son zamanlarda peydah olan diğer kimyasallardan pokzai denen meret de böyle bir şeydir esesında. İçinde ne olduğu belirsiz denetimsiz üretimin sonucu bir öldürendir. Uyutturucu muyutturcu değil direk zehirdir.
a) Hıncal uluç; Bizleri daha evvelki arşiv köşe yazılarında keza gene bir başka dünyanın tıp alanında ilaç olarak kullandığı, Amerika, Kanada, Fransa, İsrail, İran, Ukranya, Hollanda Uruguay v.b. ülkelerde legal olan mariyana bitki-çiçeki baronları hakkında da aydınlatmıştır. 'Bunun getirisi ne ki? Baronları ola ' demiştir. Doğru bilgidir. Türkiye' de bu madde ile savaş edile edile işte yukarıdaki yazılara sebeb gündem oluşmuştur. Sokaklarda içinde olduğu muamma öldüren zehirler-zehir tacirleri-baronları çirit atmaktadır. Ve bununla sanırım ki, mücadelede edilemez bir hal almıştır. Yangın büyüdükten sonra onu söndürmek doğanın yardımı olmadan insan faktörü ile zordur.

Alıntı:
Bakın ben daha ortaokuldaydım, okul civarındaki torbacıları ilk gördüğümde.. Hâlâ varlar, hâlâ oralardalar.. Sayıları daha da arttı.. Köklerini kazıyamadık..


:?: :roll: Açıkçası hıncal abiniz benden yaşsa büyüktür. Ben ne ortaokul yıllarımda nede lise yıllarımda okul önünde böyle bir madde satıcısı görmedim. Ha benim okul okuduğum semtlerden kaynaklıdır orasını bilemem. Ama işin doğrusu budur. Veya kendi yaşadığı okul çağlarında Türkiye daha ahlaksızdı orasını bilemem. Tıpkı şimdisi gibimiydi acaba? :lol:

Bir başka ilginç durum;

Keneviri amerikanya yasaklattı. Şimdi kendisi günlük hayatta kullanıyor faydalanıyor.
Aspirin ile yan etkisi vücuda bedene zararı kıyaslandığında WHO verilerine göre daha zararsız çıkıyor.
Şimdi insan sormaz mı? Bu neredeyse hiç zararsız bir madde nasıl oluyorda yassak? Vede zehir katogorisinde suç olarak TCK da yer alıyor? E onu ilaç baronlarına ve devletin narkocıularına sorun.. Onlar halen bu maddenin zararlı olduğunu sanıyor. Ve öyle de inandırılmışlar. Yapacak bir şey yok.

Ha bir de bedava ya ondan yasak olsa gerek. Evinde saksında kendi ilacını üretmen yassak yani!
Kanser-Parkinson-Epilepsi-EMS-Depresyon-Ağrı hastalıklarının ilacı!. Şaka değil gerçek. Bedava ilaç..

İlaç haricinde ne işe mi yarıyor? Posasından; Çıkın çarşıya keten gömlek pantolon arayın bulamazsınız. Kıyafeti yapılır.
-Bildiğiniz sicim ipler varya ondan yapılır. Kullandığınız kağıt üretilir. Bir ağaç 20 seneden büyüyüp doğaya fayda sağlarken. bu 4 ayda büyür.
-Yakıt yapımına yarar.
-Yağı kullanılır...

Yani etinden sütünden faydalınan bedava bir çiçek yassak.

5000 çeşit içinde zehir olan sigara ve içki zehir değil. Bandrollü tüketim maddesidir.
Ve 5 senedir gördüğüm okula 50 metre mesafede tekel bayiside mevcuttur.

Demek ki meseleye dar açıdan bakıp tü kaka diyenleri bu toplumda statü sahibi yapıyorlar...
Hıncal bir arada kumar sms lerine takmıştı kafayı. Yani sms atmazlarsa sorun yok.
Onu ilgilendiren cebine yanlışlıkla gönderdikleri sms lermiş. Ha bir de işine giderken o kavşak da trafik oluyor.
Malum hükümet hatalı bir alt geçit yaptı oraya.. Bilmeyenlere tarif edelim. Zincirlikuyu-Balmumucu arası köprü girişi olan yer tıkanır. Yani orda inip 500 m yürüse sabah gazete ATV ye ulaşır hıncal abiniz.

****************************************************
1-Ümit Zileli bakış açısından değerlendirirsek meseleyi; Her ne kadar muhalif duygularla kaleme almış olsada yazıyı.. Yanlı bir bakış açısı olduğunu tespit edemedim. Duyguların bir çarpan etkisi olmamış meseleye.. Maalesef durum vahim.

***********************************
Can Ataklı bey, araştırmacı yazarın bakış açısından değerlendirirsek;

1- Öncelikle çok cesurca bir yazı diyebiliriz.

Alıntı:
Onları okul önünde çok ucuz fiyatlarla alıştırıp, bağımlı yaptıktan sonra fiyatı artırmıyorlar mı?. H.Uluç
Pahalı olacağını iddaa mı etmiş? Can Ataklının deyişini farklı açıdan mı değerlendirmiş? Onun muhasebesinide sizlere havale ediyorum :roll:

Alıntı:
Eski bir polis müdürünün anlattığını bir kere daha tekrarlayayım. Uyuşturucu satışı okul önlerine kadar düştüyse fiyatları çok düşmüş demektir. Eski polis müdürü “uyuşturucu fiyatlarına bakacaksın, eğer düşmüşse bil ki polis işin içindedir, eğer fiyat yükselmişse anla ki sıkı mücadele yapılıyordur” demişti. C. Ataklı


:roll: Görüldüğü üzere biri arşatırmacı yazar yorumu olarak ucuzluğun sebebini olay ile direk muhatap kolluk kuvvetinden öğrenip nakletmiş!. Hıncal Uluç ise Soylu nun sivrisineklerle uğraşın demecini süslemil püslemiş. Aferin demiş..

Kendi; görüşüm Can Ataklı gözümüze acı gerçeği sokmuş. Helal olsun!.

************************************************

_________________
Bonis nocet, qui malis parcit


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kırın kafasını(mecazi)(!)
İletiTarih: 08 Oca 2018, 13:13 
Katılımcı Üye

Kayıt: 06 Eyl 2017, 14:08
İleti: 188
Emniyete gelen eroinler ve kaçak silahlar tekrardan emniyet yetkilileri tarafından satılıyorlar.

Yakalanan KAÇAK eroinlerin neden yakalandığını bilmiyor bizimkiler. Adamlar haraçlarını vermemişler o yüzden yakalanıyorlar.

Bu yüzden de bacaklarını kırsınlar ulan.. Sen kimsin devlete haracını vermeden eroin geçiriyorsun değil mi.. Versin parasını %10 komisyonunu bacaklarını kırmayalım hatta madalya takıp hayırsever ilan edelim , önüne de yatarız gerekirse... Mecazen değil vallha da öyle..... Sonra ülkenin dış borcunu nasıl öderiz...

%10komisyon vermeyenin bacaklarını kırın tabi..

Helal ossun abime be


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Kırın kafasını(mecazi)(!)
İletiTarih: 08 Oca 2018, 19:20 
Onursal Üye

Kayıt: 22 Ekm 2012, 19:18
İleti: 4084
Adnan Mataracı yazdı:
Emniyete gelen eroinler ve kaçak silahlar tekrardan emniyet yetkilileri tarafından satılıyorlar.

Yakalanan KAÇAK eroinlerin neden yakalandığını bilmiyor bizimkiler. Adamlar haraçlarını vermemişler o yüzden yakalanıyorlar.

Bu yüzden de bacaklarını kırsınlar ulan.. Sen kimsin devlete haracını vermeden eroin geçiriyorsun değil mi.. Versin parasını %10 komisyonunu bacaklarını kırmayalım hatta madalya takıp hayırsever ilan edelim , önüne de yatarız gerekirse... Mecazen değil vallha da öyle..... Sonra ülkenin dış borcunu nasıl öderiz...

%10komisyon vermeyenin bacaklarını kırın tabi..

Helal ossun abime be


O derece diyorsun yani :shock:

_________________
Bonis nocet, qui malis parcit


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni bir konu gönderCevap gönder 1 sayfadan 1. sayfa   [ 4 ileti ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 7 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan SiyasiForum.net Siyasi Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. SiyasiForum.Net hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde dönüş yapacaktır. Forumumuz kesinlikle hiçbir şekilde parti, örgüt, kurum, kuruluş ve oluşumu desteklememektedir. Tüm Problemler ve Reklam İçin: İletişim Formu için tıklayınız.