Yazı boyutunu değiştir
Sistem saati: 16 Oca 2018, 16:48


Yeni bir konu gönderCevap gönder 5 sayfadan 1. sayfa   [ 62 ileti ]
Sayfaya git 1, 2, 3, 4, 5  Sonraki
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Atatürk Stalin'e Meydan Okumuş
İletiTarih: 14 Tem 2011, 14:37 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 18 Kas 2010, 05:45
İleti: 2762
Konum: Turan

Sovyet gizli belgelerine göre Atatürk, Cumhuriyet Bayramı’nda kendisini kutlamayan Sovyet diktatör Stalin’e ateş püskürdü. Bunu ortaya çıkaran ise Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Sadık Tural oldu. Tural dünkü anma törenlerinde tarihçi bir dostu tarafından Sovyet Gizli Arşivi’nden alınmış bir belgede Atatürk’ün, Stalin’e meydan okuduğunun yazdığını söyledi. 4 sayfalık gizli belgede yer alan ve Rus Büyükelçiliği’ndeki davette geçen diyalog özetle şöyle:

‘İlk adımı ben atmam’

Atatürk, Cumhuriyet Bayramı’nda kendisini niçin Stalin’in kutlamadığını sert bir şekilde sorunca, Sovyet Büyükelçisi, ’Sizi, bizim Cumhurbaşkanı kutladı’ cevabını veriyor. Atatürk ’Sizin Önderiniz kimdir?’ diye soruyor. Büyükelçi Karahan ’Stalin’ diyor. Atatürk bu cevap üzerine ’Öyle ise, ben ülkemin, hem Cumhurbaşkanı hem de önderiyim. Kalinin değil, bana kutlama mesajını Stalin göndermeliydi’ diyor. Büyükelçi Karahan, Atatürk’ün Stalin’i kendisinin doğrudan aramasını söylüyor. Atatürk bunun üzerine ’Niçin ben ilk adımı atayım?’ dedikten sonra şu cümleleri söylüyor: ’Ben bunu ancak eşit şartlarda yapabilirim. Eğer beni kabul ettiklerini hissediyorsam yapabilirim. Başka türlü işlerime ’evet’ diyemem. Sizin güçlü ve mekanize edilmiş ordunuz olduğunu biliyorum, fakat ondan korkmuyorum. Benim arkamda 18 milyon halkım var. Benim emretmem yeterlidir, halkım ardımdan nereye gidersem gelir. Ben çok zarar verebilirim, elbette bunu hiçbir zaman yapmam, çünkü benim sözüm, benim dostluğum gibi kutsaldır.’

Stalin: Dostumuz Atatürk

Bu tartışmalı konu Stalin’e yansıtılınca olanlara ilişkin rapor istiyor. Stalin beşinci sayfa üzerine bir not yazıyor: ’Dostumuz Atatürk’ün sözleri dikkatle/ilgiyle okunsun.’ O tarihlerde dünyanın yüreğini hoplatan Stalin’in Atatürk konusunda daima dikkatli olduğu, o ölünceye kadar Türkiye üzerinde açıktan söz etmediği bu ifadeden de bir kez daha anlaşılmıştır.

Kaynak: http://haber.gazetevatan.com/Ataturk_St ... 69/1/Haber


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Atatürk Staline Meydan Okumuş
İletiTarih: 16 Tem 2011, 22:27 
Genel Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Mar 2010, 23:43
İleti: 4334
İşte 21. Yüzyıl'a geçen Dünyanın en büyük lideri...

_________________
Devrimin amacını kavramış olanlar sürekli olarak onu koruma gücüne sahip olacaklardır.
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Atatürk Staline Meydan Okumuş
İletiTarih: 17 Tem 2011, 21:14 
Katılımcı Üye

Kayıt: 25 Oca 2008, 21:32
İleti: 275
Atatürk dünyaya meydan okumuş, Stalin kim oluyor. Tabiki meyan okurda. Böyle şeyler beni rahatsız ediyor. Atatürkün buna ihtiyacı yok bence. Belki doğrudurda bilemem ama. Kenan Evren Atatürkçülüğü gibi geliyor bana. Bana göre ucuz.

_________________
Türk OLMAKTAN GURUR DUYUYORUM


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Atatürk Staline Meydan Okumuş
İletiTarih: 19 Tem 2011, 15:41 
Kıdemli Üye

Kayıt: 11 Nis 2011, 12:28
İleti: 1469
Rus kaynaklar öyle yazmıyor, sadece bazı ilaveler yapıyorlar. Yani o kaynağa göre o zaman Atatürk Rus elçiliğine gelmiş ve şunlardan ilave onu da demiştir ki, Stalinin öyle yapması gelecekde iki ülke arasındakı dost münasebetlere zarar vura biler. Hatta şunu isbat için Stalinle onunla olmasa bile Voroşilov, Kaqanov ve.s. ile görüşme niyyetinde olduğunu bildirmiş ve onun şu isteği redd edilmiştir. Şu yazar kaynak gibi o zamankı SOvyet elçiliğinin gizli bir belgesini gösteriyor. Yani üslub bir az yakarma tarzında olmuş.
http://territa.ru/load/28-1-0-2810

Meselenin şuna ait olan hissesini şuraya koyuyoruz ki, hiç bir kuşkunuz kalmasın, yani şu daha geniştir ama biz kısa verdik isterseniz tümünü tercume ederiz
Alıntı:
Ататюрк чувствует эту опасность и желает предупредить ее развитие, но в России меняется руководство и на смену эйфории от установления военных и торговых связей приходит настороженность по отношению к соседу. Интересным примером этого является документ 1937 года с секретным докладом о визите Мустафы Кемаля в советское полпредство и его беседе с полпредом Караханом. Обижаясь на то, что не Сталин «как вождь вождя», а Калинин поздравил его с годовщиной независимости, Ататюрк заметил Карахану, что действительно является большим другом Советского Союза, соблюдает эту дружбу как равный с равным, но может поддерживать ее, только пока он жив, поскольку посредники только все портят, и настаивал на необходимости личной встречи со Сталиным . На документе есть указание Сталина Ворошилову, Кагановичу, Орджоникидзе, Литвинову ознакомиться с высказываниями «нашего друга Ататюрка». Сталин внимательно следит за деятельностью и реформами Ататюрка. И даже о таком событии, как его похороны 10 ноября 1938 года, на которых присутствовала российская делегация на кораблях Черноморского флота, Сталину предоставляется подробнейший рапорт.
Опасения Ататюрка подтвердились вскоре после его кончины. Отношения между двумя странами переживали охлаждение в течение достаточно длительного периода и переросли в весьма напряженные в послевоенный период в связи с проблемой проливов и рядом других причин.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Atatürk Staline Meydan Okumuş
İletiTarih: 19 Tem 2011, 17:48 
Onursal Üye

Kayıt: 20 Şub 2009, 22:40
İleti: 26408
-Tabi insan doyduğu ülkede, yediği kabının hakkını vermeli yazdıklarına itibar etmeli :shock:

_________________
.

..Forum Kuralları ve Üyelik Sözleşmesi İçin Tıklayın.
..(viewtopic.php?f=6&t=1)

..Forumumuzun Yazım Kuralları için tıklayın.
..(viewtopic.php?f=6&t=14739)

..Yasaklı yayınlar için duyuru: Tıklayın..
..(viewtopic.php?f=6&t=20215&start=0)


..........Zorsa mutlaka başarırım.
..................................İmkansızsa biraz zaman alır..
.
.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Atatürk Staline Meydan Okumuş
İletiTarih: 20 Tem 2011, 19:47 
Genel Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Mar 2010, 23:43
İleti: 4334
kamaloglu yazdı:
Rus kaynaklar öyle yazmıyor, sadece bazı ilaveler yapıyorlar. Yani o kaynağa göre o zaman Atatürk Rus elçiliğine gelmiş ve şunlardan ilave onu da demiştir ki, Stalinin öyle yapması gelecekde iki ülke arasındakı dost münasebetlere zarar vura biler. Hatta şunu isbat için Stalinle onunla olmasa bile Voroşilov, Kaqanov ve.s. ile görüşme niyyetinde olduğunu bildirmiş ve onun şu isteği redd edilmiştir. Şu yazar kaynak gibi o zamankı SOvyet elçiliğinin gizli bir belgesini gösteriyor. Yani üslub bir az yakarma tarzında olmuş.
http://territa.ru/load/28-1-0-2810

Meselenin şuna ait olan hissesini şuraya koyuyoruz ki, hiç bir kuşkunuz kalmasın, yani şu daha geniştir ama biz kısa verdik isterseniz tümünü tercume ederiz
Alıntı:
Ататюрк чувствует эту опасность и желает предупредить ее развитие, но в России меняется руководство и на смену эйфории от установления военных и торговых связей приходит настороженность по отношению к соседу. Интересным примером этого является документ 1937 года с секретным докладом о визите Мустафы Кемаля в советское полпредство и его беседе с полпредом Караханом. Обижаясь на то, что не Сталин «как вождь вождя», а Калинин поздравил его с годовщиной независимости, Ататюрк заметил Карахану, что действительно является большим другом Советского Союза, соблюдает эту дружбу как равный с равным, но может поддерживать ее, только пока он жив, поскольку посредники только все портят, и настаивал на необходимости личной встречи со Сталиным . На документе есть указание Сталина Ворошилову, Кагановичу, Орджоникидзе, Литвинову ознакомиться с высказываниями «нашего друга Ататюрка». Сталин внимательно следит за деятельностью и реформами Ататюрка. И даже о таком событии, как его похороны 10 ноября 1938 года, на которых присутствовала российская делегация на кораблях Черноморского флота, Сталину предоставляется подробнейший рапорт.
Опасения Ататюрка подтвердились вскоре после его кончины. Отношения между двумя странами переживали охлаждение в течение достаточно длительного периода и переросли в весьма напряженные в послевоенный период в связи с проблемой проливов и рядом других причин.

Kamaloğlu' nu anlayan varsa tercüme etsin :)

Çünkü Arkadaş diplomasiden zerre kadar çakmıyor.Atatürk'ü Abdülhamit gibi Alman sefirlerine yakaran bir aciz sanıyor ama bazı şeyleri hazmetmek zordur



Atatürk Rus elçiliğine gitmiş bak bak bak eee başka ne yapmış Stalin olmasa da voroşilovla görüşeyim demiş :lol: Size Atatürk'ü gerçek belgelerle tanıtmak istiyorum.Özellikle Rus elçisine gitti diyenlere gelsin :)

“Eğer Milletler Cemiyeti, Türkiye’yi katılmaya davet ederse, Türkiye Hükümeti bunu memnuniyetle kabul edecektir.”

1932 yılının başlarında zamanın en büyük Uluslar arası Örgütü olan Cemiyet-i Akvam (Milletler Cemiyeti) ya da sonraki adıyla “Birleşmiş Milletler”e katılmak düşüncesi Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın öncelikli arzuları içindeydi. Ancak Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa böyle bir katılımın bizim yapacağımız bir başvuru ile değil, doğrudan doğruya Cemiyet-i Akvam’ın Türkiye Cumhuriyeti’ni resmen daveti ile olması gerektiğine inanmaktadır. Bu konuda ilk adımını da o günlerin Dışişleri Bakanı olan Tevfik Rüştü (Aras)’a kendi görüşlerini ve hassasiyetini aktararak, girişimlerini bu paralelde yürütmesi talimatını vermiştir. Dışişleri Bakanımız olan Tevfik Rüştü (Aras) 12.Nisan 1932 tarihinde katıldığı Cenevre Silahsızlanma Konferansı’nda Türkiye Cumhuriyeti’nin izlediği barışçı dış politika hakkında uzun bir konuşma yapar.

Ardından da Konferansa katılan İspanya ve diğer devletlerin delegelerine verdiği cevapla: “Eğer, barışsever Meclis-i Akvam üyeleri tarafından bir davet olması halinde Türkiye bu örgüte katılmaktan onur duyacaktır” demiştir.

Dışişleri Bakanımız Tevfik Rüştü (Aras) bu konuda ertesi gün İsviçre’nin “Journal de Geneve” gazetesine verdiği röportajda, Cemiyet-i Akvam hakkındaki Türkiye’nin görüşlerini aktarırken; “Eğer Milletler Cemiyeti, Türkiye’yi katılmaya davet ederse, Türkiye Hükümeti bunu memnuniyetle kabul edecektir” diye Türkiye Cumhuriyeti’nin bakış açısını tekraren yansıtmıştır.

Bu görüşlerin gündeme oturması üzerine Cemiyet-i Akvam’ın o günkü ünlü Genel Sekreteri Sir Eric Drummond, Dışişleri Bakanımız Tevfik Rüştü (Aras)’ı makamına davet eder.

Aralarında geçen konuşmada, bu haberlerin doğruluğunu birici ağızdan dinlemek ister. Böylece hem haberin doğruluğunu, hem de Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin bu konudaki görüşlerini ve yaklaşımını dinler. Özellikle “Eğer Milletler Cemiyeti, Türkiye’yi katılmaya davet ederse, Türkiye Hükümeti bunu memnuniyetle kabul edecektir” şeklindeki sözlerinin ayrıntılarını bilmek istediğini anlatır.

Resim

Dışişleri Bakanımız Tevfik Rüştü (Aras), Cemiyet-i Akvam’ın Genel Sekreteri Sir Eric Drummond’a; “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin çok uzun bir süreden beri Cemiyet-i Akvam’a katılmayı arzu ettiğini ancak öncelikle çeşitli ülkelerle dostluk ve saldırmazlık anlaşmaları görüşmelerini tamamlamak istediğini ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti bütçesinin denge bulmasını beklediklerini... Şimdi ise tüm bu hususların gerçekleşme noktasına geldiğini, eğer Cemiyet-i Akvam Genel Kurulu tüm üyelerinin katılımıyla Türkiye Cumhuriyetini örgüte davet etmeye karar verirse, Türkiye Cumhuriyeti’nin bu davete hemen memnuniyetle olumlu karşılık vereceğini...” söylemiştir.

Dışişleri Bakanımız Tevfik Rüştü (Aras) ile Cemiyet-i Akvam Genel Sekreteri Sir Eric Drummond arasında yapılan bu görüşmenin bir gün sonrası, yani 15.Nisan 1932 tarihinde Cemiyet-i Akvam’ın Genel Sekreter Yardımcısı M. Comert, Türkiye Dışişlerinin Cemiyet-i Akvam Şube Müdürü Aptilahat bayi makamına davet ederek, örgüte katılma prosedürü hakkında gerekli bilgileri vermiştir.

Cemiyet-i Akvam Genel Sekreter Yardımcısı M. Comert; “Cemiyet-i Akvam’a katılmak isteyen ülkelerin gerekli yasal yükümlülüklerini yerine getirmeleri zorunluluğunu ve Cemiyet-i Akvam’ın bir davet prosedürünün olmadığını, bu sebeple Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin bu prosedüre uygun bir şekilde başvurması gerektiği” hatırlatılıyor

Resim


Aynı Genel Sekreter Yardımcısı M. Comert, bu görüşmeyi düzenlediği bir tutanakla Genel Sekreter Sir Eric Dummond’a iletip: “Türkiye Cumhuriyetinin Cemiyet-i Akvam’a katılımı için bir davetin yapılmasının örgütün hukukuna ters düştüğü” belirtiliyor.

Genel Sekreter Sir Eric Dummond, durumu inceledikten sonra şu karara varıyor: “Cemiyet-i Akvam’a katılmanın hukuksal şekli yönünden öncelikle bir talepte bulunmanın daha doğru olacağına benim de inancım tamdır. Ancak eğer böyle bir işlem; MUSTAFA KEMAL TÜRKİYE’SİNİN ÖRGÜTE KATILMASINA ENGEL OLACAKSA, o zaman hukuksal sıradanlıklardan vazgeçilmesi gerekmektedir. Çünkü MUSTAFA KEMAL TÜRKİYE’SİNİN, CEMİYETİ-İ AKVAM ÖRGÜTÜ AÇISINDAN ÖNEMİ BÜYÜKTÜR.”

Resim

Genel Sekreter Sir Eric Dummond, bu düşüncesinin ardından 1 Temmuz.1932 günü “Türkiye Cumhuriyeti’nin Cemiyet-i Akvam’a katılım şeklini” belirleme görüşmelerini yapmak üzere, Cemiyet-i Akvam Genel Kurulu’nu toplantıya davet eder.

Yalnız bu özel amaçla yapılan toplantıda İspanya Delegesi M. De Madarlaga yaptığı kısa bir konuşmanın ardından Genel Kurul Başkanlığına; “Türkiye Cumhuriyetinin Cemiyet-i Akvam’a katılması için Genel Kurul’un Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne çağrıda bulunması”nı öngören bir tasarı sunar.

Bu tasarının altında İspanya Delegesinin dışında alfabetik sırayla; “Almanya, Arnavutluk, Avustralya, Avusturya, Bulgaristan, Çekoslovakya, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Hollanda, Guatemala, İngiltere, İran, İsveç, İsviçre, İtalya, Japonya, Kolombiya, Küba, Litvanya, Macaristan, Panama, Polonya, Romanya, Yeni Zelanda, Yugoslavya ve Yunanistan” delegelerinin imzaları bulunuyordu.

Tasarının gündeme alınmasının ardından Yunanistan Dışişleri Bakanı M. Mihalakopulos söz alarak; İspanya’nın başı çektiği tasarıyı desteklediğini söyleyerek şunları ekledi:

“Akdeniz’in üç genç Cumhuriyeti olan İspanya, Türkiye ve Yunanistan, Cemiyet-i Akvam’ın amaçlarına içten bağlı devletlerdir. Bu yolda ortak hizmetler sunmaya hazırdırlar. Eskiden dünyanın anlaşmazlık ve kargaşa merkezi olarak tanınan bu bölgeyi Türkiye’nin bir BARIŞ YUVASI durumuna getirdiğine hepimiz tanığız.”

Resim

“Eğer Milletler Cemiyeti, Türkiye’yi katılmaya davet ederse, Türkiye Hükümeti bunu memnuniyetle kabul edecektir.”

1932 yılının başlarında zamanın en büyük Uluslar arası Örgütü olan Cemiyet-i Akvam (Milletler Cemiyeti) ya da sonraki adıyla “Birleşmiş Milletler”e katılmak düşüncesi Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın öncelikli arzuları içindeydi. Ancak Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa böyle bir katılımın bizim yapacağımız bir başvuru ile değil, doğrudan doğruya Cemiyet-i Akvam’ın Türkiye Cumhuriyeti’ni resmen daveti ile olması gerektiğine inanmaktadır. Bu konuda ilk adımını da o günlerin Dışişleri Bakanı olan Tevfik Rüştü (Aras)’a kendi görüşlerini ve hassasiyetini aktararak, girişimlerini bu paralelde yürütmesi talimatını vermiştir. Dışişleri Bakanımız olan Tevfik Rüştü (Aras) 12.Nisan 1932 tarihinde katıldığı Cenevre Silahsızlanma Konferansı’nda Türkiye Cumhuriyeti’nin izlediği barışçı dış politika hakkında uzun bir konuşma yapar.

Ardından da Konferansa katılan İspanya ve diğer devletlerin delegelerine verdiği cevapla: “Eğer, barışsever Meclis-i Akvam üyeleri tarafından bir davet olması halinde Türkiye bu örgüte katılmaktan onur duyacaktır” demiştir.

Dışişleri Bakanımız Tevfik Rüştü (Aras) bu konuda ertesi gün İsviçre’nin “Journal de Geneve” gazetesine verdiği röportajda, Cemiyet-i Akvam hakkındaki Türkiye’nin görüşlerini aktarırken; “Eğer Milletler Cemiyeti, Türkiye’yi katılmaya davet ederse, Türkiye Hükümeti bunu memnuniyetle kabul edecektir” diye Türkiye Cumhuriyeti’nin bakış açısını tekraren yansıtmıştır.

Bu görüşlerin gündeme oturması üzerine Cemiyet-i Akvam’ın o günkü ünlü Genel Sekreteri Sir Eric Drummond, Dışişleri Bakanımız Tevfik Rüştü (Aras)’ı makamına davet eder.

Aralarında geçen konuşmada, bu haberlerin doğruluğunu birici ağızdan dinlemek ister. Böylece hem haberin doğruluğunu, hem de Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin bu konudaki görüşlerini ve yaklaşımını dinler. Özellikle “Eğer Milletler Cemiyeti, Türkiye’yi katılmaya davet ederse, Türkiye Hükümeti bunu memnuniyetle kabul edecektir” şeklindeki sözlerinin ayrıntılarını bilmek istediğini anlatır.

Dışişleri Bakanımız Tevfik Rüştü (Aras), Cemiyet-i Akvam’ın Genel Sekreteri Sir Eric Drummond’a; “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin çok uzun bir süreden beri Cemiyet-i Akvam’a katılmayı arzu ettiğini ancak öncelikle çeşitli ülkelerle dostluk ve saldırmazlık anlaşmaları görüşmelerini tamamlamak istediğini ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti bütçesinin denge bulmasını beklediklerini... Şimdi ise tüm bu hususların gerçekleşme noktasına geldiğini, eğer Cemiyet-i Akvam Genel Kurulu tüm üyelerinin katılımıyla Türkiye Cumhuriyetini örgüte davet etmeye karar verirse, Türkiye Cumhuriyeti’nin bu davete hemen memnuniyetle olumlu karşılık vereceğini...” söylemiştir.

Dışişleri Bakanımız Tevfik Rüştü (Aras) ile Cemiyet-i Akvam Genel Sekreteri Sir Eric Drummond arasında yapılan bu görüşmenin bir gün sonrası, yani 15.Nisan 1932 tarihinde Cemiyet-i Akvam’ın Genel Sekreter Yardımcısı M. Comert, Türkiye Dışişlerinin Cemiyet-i Akvam Şube Müdürü Aptilahat bayi makamına davet ederek, örgüte katılma prosedürü hakkında gerekli bilgileri vermiştir.

Cemiyet-i Akvam Genel Sekreter Yardımcısı M. Comert; “Cemiyet-i Akvam’a katılmak isteyen ülkelerin gerekli yasal yükümlülüklerini yerine getirmeleri zorunluluğunu ve Cemiyet-i Akvam’ın bir davet prosedürünün olmadığını, bu sebeple Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin bu prosedüre uygun bir şekilde başvurması gerektiği” hatırlatılıyor.

Aynı Genel Sekreter Yardımcısı M. Comert, bu görüşmeyi düzenlediği bir tutanakla Genel Sekreter Sir Eric Dummond’a iletip: “Türkiye Cumhuriyetinin Cemiyet-i Akvam’a katılımı için bir davetin yapılmasının örgütün hukukuna ters düştüğü” belirtiliyor.

Genel Sekreter Sir Eric Dummond, durumu inceledikten sonra şu karara varıyor: “Cemiyet-i Akvam’a katılmanın hukuksal şekli yönünden öncelikle bir talepte bulunmanın daha doğru olacağına benim de inancım tamdır. Ancak eğer böyle bir işlem; MUSTAFA KEMAL TÜRKİYE’SİNİN ÖRGÜTE KATILMASINA ENGEL OLACAKSA, o zaman hukuksal sıradanlıklardan vazgeçilmesi gerekmektedir. Çünkü MUSTAFA KEMAL TÜRKİYE’SİNİN, CEMİYETİ-İ AKVAM ÖRGÜTÜ AÇISINDAN ÖNEMİ BÜYÜKTÜR.”

Genel Sekreter Sir Eric Dummond, bu düşüncesinin ardından 1 Temmuz.1932 günü “Türkiye Cumhuriyeti’nin Cemiyet-i Akvam’a katılım şeklini” belirleme görüşmelerini yapmak üzere, Cemiyet-i Akvam Genel Kurulu’nu toplantıya davet eder.

Yalnız bu özel amaçla yapılan toplantıda İspanya Delegesi M. De Madarlaga yaptığı kısa bir konuşmanın ardından Genel Kurul Başkanlığına; “Türkiye Cumhuriyetinin Cemiyet-i Akvam’a katılması için Genel Kurul’un Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne çağrıda bulunması”nı öngören bir tasarı sunar.

Bu tasarının altında İspanya Delegesinin dışında alfabetik sırayla; “Almanya, Arnavutluk, Avustralya, Avusturya, Bulgaristan, Çekoslovakya, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Hollanda, Guatemala, İngiltere, İran, İsveç, İsviçre, İtalya, Japonya, Kolombiya, Küba, Litvanya, Macaristan, Panama, Polonya, Romanya, Yeni Zelanda, Yugoslavya ve Yunanistan” delegelerinin imzaları bulunuyordu.

Tasarının gündeme alınmasının ardından Yunanistan Dışişleri Bakanı M. Mihalakopulos söz alarak; İspanya’nın başı çektiği tasarıyı desteklediğini söyleyerek şunları ekledi:

“Akdeniz’in üç genç Cumhuriyeti olan İspanya, Türkiye ve Yunanistan, Cemiyet-i Akvam’ın amaçlarına içten bağlı devletlerdir. Bu yolda ortak hizmetler sunmaya hazırdırlar. Eskiden dünyanın anlaşmazlık ve kargaşa merkezi olarak tanınan bu bölgeyi Türkiye’nin bir BARIŞ YUVASI durumuna getirdiğine hepimiz tanığız.”

Genel Kurulun Başkanlığını yapan Belçika Dışişleri Bakanı M. Hymans, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin örgüte katılımı” konusundaki Genel Kurul görüş ve destekler ve paralelinde konuyu 6 Temmuz 1932 günü karara bağlamak üzere örgüt Genel Kurulunu tekrar toplantıya davet eder.

Gerçekten 6 Temmuz 1932 Çarşamba günü yapılan Genel Kurul Toplantısı’nda örgütün 16 üyesi söz almış ve tümü samimi ve gerçekçi konuşmalarla; “Mustafa Kemal Türkiye’sinin Cemiyet-i Akvam’a katılmasını” desteklemişlerdir. Bu konuşmalarında özellikle “Türkiye Cumhuriyetinin önderi Mustafa Kemal’i, “O”nun barışçı politikalarını ve devrimlerinin onurlandırıcı sonuçlarını” dile getirmişlerdir.

Özellikle, Avustralya Temsilcisi Sir Granville Ryrie’nin; “Yüzyıllar boyunca sağlam karakter örnekliği sunan, sağlam karakterli, yüksek kültür düzeyli, üstün erdemli Türkiye”... “Çanakkale, Filistin, Sina Çölleri ve Suriye’de çarpışmakla onur duyduğumuz Türk askerinin kahramanlığı, cesareti ve ağırbaşlılığı karşındaki hayranlığı”...



İngiltere Delegesi Londonderry Markisi’nin; Türkiye’nin dünya barışı için çok önemli bir unsur olduğu ve Cemiyet-i Akvam’a katılımının gerekliliği”... “Gazi Mustafa Kemal’in seçkin önderliği altında izlediği politikadan hayranlık duyduğu”... “Türkiye sayesinde Cemiyet-i Akvam; ülküsüne bir adım daha yanaşacak”...

İtalyan Delegesi M. Scialoja’nın; Türkiye’yi Gazi Mustafa Kemal’in aydın liderliği altında Akdeniz’in genç devleti olarak hayranlıkla izlediklerini”... “Türkiye’nin Cemiyet-i Akvam’a katılması ile Avrupa’nın bir ana unsur eksikliğini gidereceğini”...

Alman Dışişleri Bakanı Baron Von Neurath; “Cemiyet-i Akvam’ın sıralarında gerçek bir boşluğun bulunduğunu ve Yüce Türkiye Cumhuriyeti’nin katılmasıyla bu boşluğun doldurulacağını”... “Dahi önderinin yönetiminde Türkiye’nin, Cemiyet-i Akvam’ın barış ve gelişme çalışmalarına büyük katkılar sağlayacağı”...

Ve diğer tüm delegelerin bu görüşlerden büyük farklılıklar göstermeyen konuşmalarına Genel Kurul Başkanı Hymans da katılarak; “Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde Türkiye’nin, Cemiyet-i Akvam’ın barışçı uluslararası çalışmalarına katılımın büyük bir kazanç olacağını...” belirterek, tasarıyı oylamaya koymuştur.

Yapılan oylama sonucunda, “CEMİYET-İ AKVAM’A ÜYE OLMASI VE BU ÖRGÜTE DEĞERLİ KATKILARINI GETİRMESİ İÇİN TÜRKİYE’YE DAVET YAPILMASI” oybirliği ile kararlaştırılmış ve “Bu davetin Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine duyurulması için Cemiyet-i Akvam Genel Sekreterliği görevlendirilmiştir.”

Bunun ardından işleyen prosedüre göre de Genel Kurul Başkanı, 18 Temmuz 1932 tarihinde; “Davet kararının Türkiye Cumhuriyeti’ne duyurulduğu” ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nden 19 Temmuz 1932 tarihinde şu cevap telgrafının alındığını bildirmiştir:
Türkiye’nin daveti kabul ettiğine dair çektiği telgraf
“SAYIN GENEL SEKRETER...

GENEL KURUL ADINA YAPILMIŞ OLAN DAVETE CEVAP OLARAK, TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN CEMİYET-İ AKVAM’A ÜYE OLMAĞA HAZIR OLDUĞUNU BİLDİRMEKTEN ONUR DUYARIM”


DR. TEVFİK RÜŞTÜ
DIŞİŞLERİ BAKANI


Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin verdiği olumlu cevabın ardından Cemiyet-i Akvam Genel Kurul Başkanı Hymans; “Türkiye’nin, Cemiyet-i Akvam’a kabul edildiğini ve temsilcilerinin, devam eden dönem toplantılarına çağrılmasını” öngören bir karar tasarısını Genel Kurul’a sundu ve yapılan oylama sonucunda toplantıda bulunan 43 üyenin oybirliği ile “TÜRKİYE’NİN ÜYELİĞİ” kabul edilmiş oldu.

Resim

_________________
Devrimin amacını kavramış olanlar sürekli olarak onu koruma gücüne sahip olacaklardır.
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Atatürk Staline Meydan Okumuş
İletiTarih: 21 Tem 2011, 09:02 
Kıdemli Üye

Kayıt: 11 Nis 2011, 12:28
İleti: 1469
İsterseniz şu yazılan bir ebir tercume edilsin, şurada bir çok belge koymuşsun, ilk olarak şunu yazlaım ki, belgenizde 1932 - ci il var, söz konusu mesele 1937 ait. İkincisi şu mesele Sovyetlerle TC arasında olmuş onun için rus kaynaklarına da bakmak gerekir. Kaynak getirdiğim site Ataürk'ü genellikle övüyor yani taraflı değil, ЖЗЛ yani Görkemli Insanların Hayatı serisinden olan kitapdır, yani şu seriden olan kitaplar Rusya'da nerdeyse resmi tarih konumundalar.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Atatürk Staline Meydan Okumuş
İletiTarih: 21 Tem 2011, 12:09 
Kıdemli Üye

Kayıt: 11 Nis 2011, 12:28
İleti: 1469
Bir de şunları şu konuda değerlendirelim. Her ikisi neredeyse 23 lerde iktidara gelmiş her ikisi enkaz devr almış. Savaşdan ve iç savşdan çıkmış ülke, yoksulluk açlık, yıl 1938 Sovyet devleti dünyanın en güçlü devletlerinden TC - de sefalet devam ediyor.
Ya şu acıdan Stalin dehşeti şimdiye kadar gelmiş geçmiş en büyük savaş olan ikinci dünya savaşını kazandı, ama onca diktatorluğa rağmen yine de halkı ben olmasaydım ne yapardınız, şimdi şurada alamanlar olurdu diye minnet altda bırakmamıştır.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Atatürk Stalin'e Meydan Okumuş
İletiTarih: 22 Tem 2011, 21:08 
Genel Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Mar 2010, 23:43
İleti: 4334
Kamaloğlu ben ne anlatmak istedim sen ne anladın. Paylaştığım belge Türkiye'nin milletler cemiyetine davet mektubu.Yani şimdikiler gibi AB kapılarında dilenmediğimiz zamanlar. Tavır açık ve net: Davet ederlerse katılırız.

Atatürk 1923-1938 arasında tüm Dünya liderlerini ayağına getirmiştir.Şimdikiler gibi devlet malıyla dünyayı gezmedi Beyaz Saray kapısında beklemedi.İngiltere kralı 8. Edward İran şahı Rıza Pehlevi Afgan kralı Amanullah ve diğerleri hepsi Türkiye'ye geldiler. Tabiki bu kadar değil Onun hakkında söylenenlerden bazıları..

Winston Churchill
İngiltere Başbakanı, 1938
Savaşta Türkiye'yi kurtaran, savaştan sonra da Türk Ulusu'nu yeniden dirilten Atatürk'ün ölümü, yalnız yurdu için değil, Avrupa için de en büyük kayıptır. Her sınıf halkın O'nun ardından döktükleri içten gözyaşları bu büyük kahramana ve modern Türkiye'nin Ata'sına layık bir tezahürden başka birşey değildir.

Dwight D. Eisenhower
ABD Başkanı, 1953
Kemal Atatürk için daimi bir anıt tesisi münasebetiyle Türkiye'ye tebriklerimi arz ile gurur duyuyorum. O'nun gösterdiği yolda yürüyen büyük ulusunuz çok önemli başarılar elde etmiştir. Türk birliğinin ve ilerleyişinin mimarı Atatürk'ün hatırasını anmak için yapılan tören, dünyanın her tarafından hür insanlara ilham kaynağı olmuş zâtâ çok yerinde bir saygıdır.


John F. Kennedy
ABD Başkanı, 1963
Atatürk adı insana bu yüzyılın büyük insalarından birinin tarihi başarılarını, Türk ulusuna ilham veren önderliğini, modern dünyayı anlayışındaki ileri görüşlülüğü ve bir askeri önder olarak kudret ve cesaretini hatırlatmaktadır. Şüphesiz ki, Türkiye Cumhuriyeti'nin doğuşu ve o zamandan beri Atatürk'ün ve Türkiye'nin giriştiği derin ve geniş devrimler kadar bir ulusun kendisine olan güvenini daha başarı ile belirten bir başka örnek gösterilemez.


Şöhreti bütün cihana yayılmış olan tecrübeli başkanın yönetimi herkesin sevgi ve saygısını çeken büyük Türk Milleti'nin millibağımsızlığını devamlı bir başarı ile kuvvetlendirmiş ve yeni milli yapısını yaratmıştır.

Sovyet Başbakanı Kalinin


,Bu listeyi çok daha uzatabilirdim ama birkaç örnek yeter sanırım.Sadece bu kadar mı? Tabiki değil

27 Kasım 1978 Tarihli UNESCO Genel Kurulu’nun kararında:

“UNESCO Genel Konferansı; Uluslararası anlayış işbirliği ve barış yolunda çalışmış üstün kişilerin gelecek kuşaklar için örnek olacakları inancıyla, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün doğumunun 100. Yıldönümü’nde, 1981 yılında anılacağını hatırlatarak,

UNESCO’nun ilgilendiği tüm alanlarda olağanüstü bir reformcu olduğunu göz önünde tutarak, özellikle sömürgecilik ve emperyalizme karşı en önce açılan savaşların ilk liderlerinden biri olduğunu kabul ederek,

Dünya ulusları arasında karşılıklı anlayışın, sürekli barışın kurulması için çalışmalarının olağanüstü bir örnek olduğunu ve tüm yaşamı boyunca insanlar arasında hiçbir renk, din ve ırk ayrımını gözetmeden, bir uyum ve işbirliği çağının doğacağına olan inancını anımsatarak, eylemlerini her zaman barış uluslar arası anlayış ve insan haklarına saygı yönünden yapmış olan

Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Atatürk’ün kişiliğini ve eserinin çeşitli yönlerini ortaya çıkarmak üzere, 1980 yılında yapılacak sempozyum hazırlıkları için Türk Hükümeti ile UNESCO’nun işbirliği yapmasına karar verilmiştir.”

Resim

Kamaloğlu şimdi sen diyorsun ki Atatürk kendi ülkesinde Rus konsolosluğuna gitmiş ve bari voroşilovla görüşeyim demiş buna kargalar bile güler Tanımıyorsan al sana Dünyanın saygı duyduğu lider...

_________________
Devrimin amacını kavramış olanlar sürekli olarak onu koruma gücüne sahip olacaklardır.
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Atatürk Staline Meydan Okumuş
İletiTarih: 22 Tem 2011, 21:55 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 23 Eyl 2010, 19:27
İleti: 3301
kamaloglu yazdı:
Bir de şunları şu konuda değerlendirelim. Her ikisi neredeyse 23 lerde iktidara gelmiş her ikisi enkaz devr almış. Savaşdan ve iç savşdan çıkmış ülke, yoksulluk açlık, yıl 1938 Sovyet devleti dünyanın en güçlü devletlerinden TC - de sefalet devam ediyor.
Ya şu acıdan Stalin dehşeti şimdiye kadar gelmiş geçmiş en büyük savaş olan ikinci dünya savaşını kazandı, ama onca diktatorluğa rağmen yine de halkı ben olmasaydım ne yapardınız, şimdi şurada alamanlar olurdu diye minnet altda bırakmamıştır.



Kamaloğlu;Kıyaslama yaparken,ne kadar yavan olduğunu ortaya koymuşsun.Sovyetler birliği dağıldı,kominizm çöktü,ama yine adamlar başarılı oldu.Demekki iki durumda bizimle kıyaslanmıyacak kadar farklı.Sen illaki ATATÜRK ü eleştireceksinya,eleştirmiş olmak için,başka esturman bul diyeceğim ama,ben çok aradım hiçmi hatası yok diye,adamın hata yapacak zamanı olmadığını gördüm.Ona minnet borcumuzu kurduğu CUMHURİTET e sahip çıkarak gösteriyoruz.Size rağmen bunu başarıyoruz,başaracağız.Ayrıca ikinci dünya harbinin ne zaman ve ne şekilde başlıyacağını ölmeden İSMET İNÖNÜ ye anlatır,İNÖNÜ den yeni yetişen fışkınlarımı ne yapıp yapacak bu savaştan uzak tutacaksın diye vasiyet eder.İNÖNÜ bu vasiyeti yerine getirir.Bu vasiyet sovyetlerin sigortası olur.


ATATÜRK ün tek kabahati senin dedelerini kurtuluş savaşından sonra bu ülkeden kovmayıp yurt sahibi yapması,sizinde bu ezikliği hazmedemediğinizden dolayı,minnet duymamanız gayet normaldir.Ama bizim ona minnet borcumuz hep olacak,bu bizim mirasımız,bizde redi miras diye bir şey yazmaz.Anan baban sağsa allah selamet versin,şayet öldülerse allah rahmet eylesin ,sen bi sor bakalım,soy ağacının dalları nereye cıkıyor.

_________________
Dağlarından yağ ovalarından bal akan,13000 km öteden et,şeker ithal eden yurdum insanı utansın.
Sev seni seveni aleme rezil ise; sevme seni sevmeyeni dünyaya sultan ise.
Sizin, hiç MUSTAFA KEMAL iniz oldumu?


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Atatürk Stalin'e Meydan Okumuş
İletiTarih: 25 Tem 2011, 07:40 
Kıdemli Üye

Kayıt: 11 Nis 2011, 12:28
İleti: 1469
Sovyetler birliği dağıldı şu sistemin çürük olduğunun göstergesidir, kıyaslama yapıldığı devirse, aynı devrler, yani nerdeyse aynı durumda iki ülke, yani her ikisi emperyalizmle mücadele etmiş, üstüne üstlük Sovyet devletinde bir güçlü iç savaş yaşanmış, tüm sanayi, eğitim sağlık tesisleri sıfır veziyyetinde ülkenin aydınları ülkeyi terk edip gitmiş (Rusiyada şu daha vehim, Sikorski bile ülkeden gitmiş), tüm alt yapı yerle bir, ahali eğitimsiz, okuma yazma oranları düşük, (o kadar ki, okuma yazma bilenler nerdeyse vali olacak akdar eğitimli sayılıyor), insanlar açlık ve sefalet içerisinde, milyonlarla ölen var, kadınlar dul cocuklar yetim kalmış, yani kimin eli kimin cepinde bilinmiyor. Yıl 1938 şimdi o zaman için ikisini de kıyaslayın.

Şimdi İkinci dünya savaşıyla ilgili tarafsız kaldık diyorsunuzsa yanılıyorsunuz, nedeni de şu tüm rus kaynaklar ve bazı ingilis kaynaklar TC - nin Hitler Alamniyasına çok güçlü destekde bulunduğunu yazarlar, sadece her kesin başı kendine karışmış olduğundan bir de Türkeyle arayı bozup da daha bir düşman kazanmak istemediklerinden Türkiye tarafsız gibi göründü ama asla tarafsız olmadı.

Şu meydan okuma meselesine gelince, kimese meydan okumak için, sizin güçünüz olmalı, yoksa kuru lafdan ibaret kalır, şimdi gelin de o zamnki, güçleri kıyaslayalım, Sovyetlerin elinde o zamnın en modern jet uçağı olan İ - 15, dünyada hiç bir ülkede olmayan ağır bombardman uçağı TB-3, en iyilerle kıyaslançak keşif uçakları, İkinci dünya savaşında kendini en iyi yönden gosteren T - 34 tankları ve.s. var, orduda asker sayısı bir kaç milyon (konvensiyonel silahlarla donatılmaş zamanlarda sayınında çok önemi var), en iyi gemiler denizaltılar, ona karşı koyacak güçlü ordu bile yok, yani onlar sizin azminizi bilerek size taaruz etmezler, ama sizin de meydan okuman için bir şeyiniz yok, hatta askerlerinizi motorize bile etmemsiniz ve İsmet İnönünün Camileri ahır yapmakta savunanlar şunu savaşla ilgilendirir, üstelik onlarınn neredeyse hurda sandıkları uçak ve tanklarla donatılmışsınız neyle meydan okuyacaksınız ki.
Üçüncüsü verdiğim rus kaynak kaynakda sizin tabirinizle rusların kapısında dilenmişiz.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Atatürk Stalin'e Meydan Okumuş
İletiTarih: 25 Tem 2011, 08:32 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 23 Eyl 2010, 19:27
İleti: 3301
Kamaloğlu;İkinci dünya savaşında tarafsız kaldık ama kazanan taraf gibi muamela gördük.Politikamız tavşana kaç tazıya tut misali olmuştur.


ÇÜNKÜ:MUSTAFA KEMAL ikinci dünya harbinin çıkacağını tarihi tarihine İNÖNÜ ye anlatmış ve bu savaştan ülkemizi uzak tutmasını vasiyet etmiştir

Kuruluşundan bu yana,dışardaki mert,içerdeki namertlere rağmen,kuruluşundan ve kurucusundan taviz vermeden yoluna devam ediyor,edecek.Tam bir asır olmak üzere.Nerdeyse tüm dengeler değişti,hepsine meydan okurcasına ayaktayız,ayakta kalacağız.Çünkü temel sağlam.Sen elma ile armutu kıyaslamaya kalkıyorsan yolun açık olsun.Bizim gibi bir millt daha varmı dünyada?

_________________
Dağlarından yağ ovalarından bal akan,13000 km öteden et,şeker ithal eden yurdum insanı utansın.
Sev seni seveni aleme rezil ise; sevme seni sevmeyeni dünyaya sultan ise.
Sizin, hiç MUSTAFA KEMAL iniz oldumu?


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Atatürk Stalin'e Meydan Okumuş
İletiTarih: 25 Tem 2011, 12:26 
Onursal Üye

Kayıt: 20 Şub 2009, 22:40
İleti: 26408
Kamaloğlu yazdı:İsmet İnönünün Camileri ahır yapmakta savunanlar şunu savaşla ilgilendirir, üstelik onlarınn neredeyse hurda sandıkları uçak ve tanklarla donatılmışsınız neyle meydan okuyacaksınız ki.
Üçüncüsü verdiğim rus kaynak kaynakda sizin tabirinizle rusların kapısında dilenmişiz.


Hangi belgelerde okununuz camilerin ahır yapılmasını ve bu yapılanların nedenini araştırdımız mı?

_________________
.

..Forum Kuralları ve Üyelik Sözleşmesi İçin Tıklayın.
..(viewtopic.php?f=6&t=1)

..Forumumuzun Yazım Kuralları için tıklayın.
..(viewtopic.php?f=6&t=14739)

..Yasaklı yayınlar için duyuru: Tıklayın..
..(viewtopic.php?f=6&t=20215&start=0)


..........Zorsa mutlaka başarırım.
..................................İmkansızsa biraz zaman alır..
.
.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Atatürk Stalin'e Meydan Okumuş
İletiTarih: 26 Tem 2011, 08:30 
Kıdemli Üye

Kayıt: 11 Nis 2011, 12:28
İleti: 1469
TC ikinci dünya savaşına girmedi ama mağlub gözüktü. Neden derseniz, savaş zamanı harb eden ülkelerde olduğu gibi ekmek ve esas gıda maddeleri karneyleydi. (Hatta savaşa ülkelerden Fransa, İngilter ABD de ve savaşın ilk illerinde Alamaniyada öyle değildi). Yani savşadan önce de yoksul, aç, ilm sarıdan Avrupanın çook gerisinde bir ülke. Avrupa, Alamaniya ve Sovyetler savaşla tam dağılmış, milyonlarca insan kayb etmiş (Sovyetler neredeyse o zmankı TC ahalisinin iki misli insan kayb etmiş) Alamaniya bölünmüş, mağlub bir ülke, Fransa nazi işgalinden yeni kurtulmuş, çok değil de 5-10 yıl sonra TC yine aynı durumda, Avrupa nerelerde, Sovyetler nerelerde. Kayıb sayısına gelince, o zaman orduya sferber edilmiş ve şerait yokluğundan vefat eden asker sayısı araştırılırsa o zamankı savaşa giren bazı küçük ülkelerinin kaybından hiç de geri kalmayacak kayıb yaşadığımız görülecekdir. Hatta atom bombası yemiş ve mağlub Japonlar bile bizim hayal bile edmediğimiz seviyyeye ulaştı.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Atatürk Stalin'e Meydan Okumuş
İletiTarih: 26 Tem 2011, 20:50 
Genel Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Mar 2010, 23:43
İleti: 4334
Kamaloğlu konuyu yine saptırmış :) Takıntılı olmak böyle birşey işte

_________________
Devrimin amacını kavramış olanlar sürekli olarak onu koruma gücüne sahip olacaklardır.
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni bir konu gönderCevap gönder 5 sayfadan 1. sayfa   [ 62 ileti ]
Sayfaya git 1, 2, 3, 4, 5  Sonraki


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan SiyasiForum.net Siyasi Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. SiyasiForum.Net hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde dönüş yapacaktır. Forumumuz kesinlikle hiçbir şekilde parti, örgüt, kurum, kuruluş ve oluşumu desteklememektedir. Tüm Problemler ve Reklam İçin: İletişim Formu için tıklayınız.