Yazı boyutunu değiştir
Sistem saati: 16 Oca 2018, 16:49


Yeni bir konu gönderCevap gönder 22 sayfadan 1. sayfa   [ 320 ileti ]
Sayfaya git 1, 2, 3, 4, 5 ... 22  Sonraki
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Anılarla Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk
İletiTarih: 26 Arl 2011, 03:37 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan

Türk ANASI

Sabiha Gökçen anlatıyor:

Benim için çok mutlu olan bir gecenin sabahı Atatürk’le tekrar çiftliğe gittik. Yanılmıyorsam bir tatil günü idi... Dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir köylü kadına rastladık yolda. Yorgun bir hali vardı. Atlarımızı durdurduk. Daha önceleri de belirttiğim gibi, Atatürk bizim insanlarımızla, halkımızla konuşmaktan, onlarla sohbet etmekten çok büyük zevk alırdı. Hatta bazen sırf bu düşünce ile ülkeyi şöyle bir baştan bir başa taradığına bile şahit olmuşumdur.

Yaşlıca köylü kadın kan ter içindeydi. Belli ki epey yol tepmişti. Yaşını tam kestirmeye olanak yoktu. Yalnız yüzündeki derin çizgiler, ıstıraplı günler yaşamış olduğunu ortaya koyuyordu. Cildinin kırışıklığı yanında esmerliği, güneşten kavrulmuş olduğu da gözden kaçmıyordu. Büyük bir yükü sırtında taşıyan insanlara öz bir hali vardı. Elindeki değneğe yaslanarak şöyle bir doğrulup bize baktı. “Sanki beni baştan ayağa süzecek ne var?” dermiş gibi.

Atatürk attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokuldu:

-"Merhaba nine."

Kadın Ata'nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;

-"Merhaba dedi."

-"Nereden gelip nereye gidiyorsun?"

Kadın şöyle bir duralayıp,

-"Neden sordun ki, dedi. Yoksa buraların saabısı mısın, bekçisi mi?"

Paşa gülümsedi.

-"Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin?" Kadın başını salladı.

-"Tabii söyleyeceğim, ben Sincan'ın köylerindenim bey, otun güç bittiği, atın geç yetişdiği, kavruk köylerinden birindeyim. Bizim muhtar bana bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara'ya geldim."

-"Muhtar niçin Ankara'ya gönderdi seni?"

-"Gazi Paşa’mızı görmem için. Başını pek ağrıttım da... Benim iki oğlum gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa. Bende gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı Angara'ya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte ağşamdan belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey..."

-"Senin Gazi Paşa'dan başka bir isteğin var mı?"

Kadının birden yüzü sertleşti.

-"Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki... O bizim Vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın elinden kurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağol Paşam! Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek. Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de Gazi Paşa'yı bulacağım yeri deyiver."

Atatürk'ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi.

Bana dönerek,

-"Görüyorsun ya Gökçen", dedi

-"İşte bu bizim insanımızdır..." "Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu!"

Attan indim ben de. Yaşlı kadının elini tuttum anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk işte karşında duruyor. Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere fırlatıp, Atatürk'ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu. İkisi de ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü atanın ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk'e uzattı;

-"Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm."

Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi. Sonra birlikte köşke kadar gittik.

Oradakilere şu emri verdi;

-"Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne götürün. Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun."

Sabiha Gökçen

http://www.isteataturk.com/haber/3493/turk-anasi

(Kaynak: Atatürk’le Bir Ömür, Sabiha Gökçen, Anıları Kaleme Alan: Oktay Verel, Altın Kitaplar, 2. Basım, ISBN: 975-405-511-4. Sayfa:150-152)

(Kaynak: Mustafa Bilge Işıktürk Mustafa Kemal Nasıl "Atatürk" Oldu)

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Anılarla Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk
İletiTarih: 26 Arl 2011, 03:40 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Nereye Gidiyorsun? Yunanlarla Çarpışmaya!

Mustafa Kemal, lise öğrenimini Manastır’da, Manastır Askeri İdadisi’nde tamamladı. Manastır’da bulunduğu yıllar, Mustafa Kemal’in gerçeklerle yüzleşmesini sağladı. Mustafa Kemal, Manastır’da Osmanlı azınlıklarının bağımsızlık arayışlarına tanık oldu. Osmanlıcılık düşüncesi artık iflas etmişti. Batılı sömürgeci devletlerin desteğini alan Osmanlı azınlıkları, bir taraftan bağımsızlık hesapları yaparken, diğer taraftan tüm güçleriyle Osmanlı Devleti’ni parçalamaya, Avrupa’daki Türk varlığına son vermeye çalışıyorlardı. Ayrılıkçı hareketler öğlesine büyümüştü ki, Müslüman Araplar bile İmparatorluktan kopmanın yollarını arıyorlardı. Öyle ki, o dönemde Mustafa Kemal’in arkadaşlarından Mısırlı Aziz bile bu bağımsızlık rüzgarlarından etkilenmişti.

Türk-Yunan Savaşı’nın yaklaştığı o günlerde Manastır tam bir seferberlik içindeydi. Sokaklarda büyük bir karmaşa vardı. Erkekler davul zurna sesleri arasında askere çağrılıyor, sokaklarda öğrenciler ellerinde bayraklarla yürüyüş yapıyorlardı. Yakın dağlardaki Türk çeteleri Rumlarla mücadele ediyordu. İşte tam o günlerde Mustafa Kemal kendisinin de bir şeyler yapması gerektiğini düşünerek, bir gece bir arkadaşıyla okuldan kaçarak, gönüllü olarak askere yazılmaya gitti; fakat, öğrenci olduğu anlaşılınca okula geri gönderildi; çok öfkeliydi.

Manastır’da yine bir gün bir arkadaşıyla okuldan kaçtı. Katılacağı bir kıta arıyordu. Ancak yine yakalandı. Kendisine “Nereye gidiyorsunuz” diye sorulunca:

“Cepheye,.... Yunanlılarla çarpışmaya!...” cevabın verdi.

Manastır yılları, Mustafa Kemal’in Türklük duygularını kamçılamış, gönlündeki vatanseverlik ateşinin alevlenmesine yol açmıştı…

(Sinan Meydan, SARI PAŞAM, “Mustafa Kemal, II. Abdülhamit ve İttihatçılar”, İnkılap Kitabevi, İstanbul, 2010)

http://www.sinanmeydan.com.tr/index.php ... Itemid=228

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Anılarla Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk
İletiTarih: 26 Arl 2011, 03:53 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
ATATÜRK'ÜN ŞOFÖRÜNDEN ANILAR

''4 BİN MEHMETÇİKLE ROMA'YA GİRERİM''

"Mussolini bütün dünyaya meydan okuyordu. Rodos adasına 40 bin asker yığmış. İzmir'i istiyor bizden. İtalyan sefiri Povli Atatürk'ün yanına geldi. Bana 'Sor bakalım niye geldi?' dedi. O da 'Eğer 4 ay içinde İzmir'i bize vermezsen, zorla alacağız' diye cevap verdi. Atatürk, 'Ben yarın cevap vereceğim' dedi. Ben İtalyan sefirine, 'Yarın sabah 9'da gel. Atatürk cevabını o zaman verecek' dedim. İtalyan sefiri ertesi gün sabah 9'u çeyrek geçe geldi. Atatürk işaret parmağını kaldırarak İtalyan sefirine 'söyle o koca herife (Mussolini'ye), o 40 bin askerle İzmir'i alamaz ama ben 4 bin Mehmetçikle Roma'ya girerim.' dedi.

Kaynak: Dünden Bugüne Tercüman haber3 sitesinden alınmıştır. 29.09.2004

http://arsiv.sabah.com.tr/2001/10/29/g12.html

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Anılarla Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk
İletiTarih: 26 Arl 2011, 03:56 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
İtalyan Sefirine Verilen Ders

Atatürk’e karşı gelenler, onun birçok konuyu içki sofrasında sonuçlandırdığını iddia ederler. Yalnız aşağıda nakledeceğim bir olay bile bu düşüncenin ne kadar yanlış olduğunu kanıtlar:

“Gün, İtalya’nın Rodos’a askeri yığınakta bulunduğu ve Habeşistan savaşının başlamasından önce günlerdi. Bir akşam yine Atatürk’ün sofrasına çağrılanlar onu ayakta ve balkonda gezinmekte buldular. O sordu:

-‘Tevfik Rüştü Bey nerede?’

-‘Ankara Palas’ta, Bazı elçilere bir ziyafet veriyor.’

-‘Biz de oraya gitsek olmaz mı?’ Dedi. Arkadaşları boşuna Atatürk’ü buna protokolün izin vermediğine inandırmaya çalışıyorlardı. Fakat onun kesin karar verdiği bir konudan kimse geriye çeviremezdi. Otomobiller, Ankara Palas’a vardığı zaman Atatürk’ün otelin merdivenlerini sallana sallana ve yanındakilerin yardımı ile çıktığını görenler hayret ettiler. Çünkü Çankaya’da Atatürk’ün bir yudum bile içmediğini herkes biliyordu.

Elçiye ziyafet verilen salona giren Atatürk, Arnavutluk Elçisi Asaf Bey’in yakınında ve giriş çıkış kapısını iyi görebilecek bir yere oturuyor. O dakikadan itibaren salondan içeri ve dışarı kimsenin geçmesi mümkün değildir. Şimdi konuşulanları takip edelim. Atatürk:

-‘Asaf Bey, gazetelerde bir takım resimler görüyorum, Arnavutluk’ta operet mi oynanıyor?’ Diyor. Bu sözleriyle o zamanlar yeni kral olan Zogo’nun sorguçlu resimlerini kastettiğini anlamakta gecikmeyen elçi ne söyleyeceğini şaşırıyor. Atatürk devam ediyor:

-‘Cumhuriyet’ten ne zarar görüldü ki, Arnavutluk’ta krallık ilan edildi? Hem, takip edilen politika da tehlikelidir. İtalya’nın Arnavutluğu Balkanlarda bir basamak yapması ihtimali uzak değildir.’ Bunu duyan İtalyan elçi, savunmaya kalkınca Atatürk:

-‘Haber aldığıma göre, Roma’da bazı öğrenciler elçiliğimizin önünde gösteri yapmışlar. Antalya’yı istemişler. Antalya sigara paketimidir ki, elçi cebinden çıkarıp atsın. Antalya buradadır. Buyurun alın! Hem benim bir teklifim var. Eğer hakikaten böyle bir şey düşünülüyorsa, Mussolini Hazretlerine izin verelim. Antalya’ya asker çıkarsınlar. Bütün çıkarma tamam olunca savaşırız. Mağlup olan hakkına razı olur.’

Elçi atılıyor:

-‘Ekselans bu bir savaş ilanımıdır?’ Atatürk:

-‘Hayır’ diyor. Ben burada bir fert olarak konuşuyorum. Türkiye’de savaş ilanı ancak Büyük Millet Meclisi kararıyla olur. Fakat unutmayınız ki, gerektiği zaman Büyük Meclis Türk Milletinin duygularına tercüman olmakta gecikmez.’ Konuşmasının bu hal çerçevesinde olması üzerine, İsmet Paşa’ya telefon edilir ve Ankara Palas’a çağrılır. Atatürk de bunu haber alınca etrafındakilere:

-‘Hükümet geliyor, biz gidelim’ diyerek Ankara Palas’ı terk eder. Çankaya’ya dönüldüğü zaman herkes Atatürk’ün gayet normal olduğunu hayretler içinde seyrederken Atatürk:

-‘Artık İtalya ile savaş tehlikesi yok. Rodos’a yapılan yığınak Habeşistan’a dönecektir.’Hakikaten kısa bir süre sonra Habeşistan savaşı başladı.”1

1 Münir Hayri Egeli, Atatürk’ten Bilinmeyen Hatıralar, Ankara 1959, s. 74–75.

Kaynak: Atatürk’ten Gençliğe Unutulmaz Anılar, Ahmet Gürel, Mayıs 2009

http://www.isteataturk.com/haber/5424/i ... rilen-ders

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Anılarla Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk
İletiTarih: 26 Arl 2011, 04:00 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Atatürk'ten Stalin'e Ders

Prof. Dr. Sadık Tural Atatürk ve Stalin arasında yaşanan ilginç bir gerginliği ilk kez Sovyetler Birliği gizli arşivlerine dayandırarak açıkladı.

Olayın, Atatürk’ün 1936 yılında Ankara’da Rus Büyükelçiliğinin verdiği bir resepsiyona gitmesiyle yaşandığını belirten Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Sadık Tural, Atatürk’ün resepsiyona gece saat 01.30’da, şahsi dostları ve manevi kızlarıyla ve zeybek çaldırmak üzere yanında getirdiği müzisyenlerle gittiğinin bilindiğini söyledi.

Bundan sonraki olayların 1952 yılında bir İstanbul gazetesinde yayınlananlardan farklı olduğunu, kendisindeki belgenin Sovyetler Birliği’nin gizli arşivinden alındığını ve Stalin’in kendi imzası ve yazıları olduğunu ifade eden Tural, olayı şöyle aktardı:

“Buna göre, Gazi Paşa, Rusya Büyükelçiliğine bir soru soruyor. ‘Cumhuriyet Bayramımız dolayısıyla sizin lideriniz beni niçin kutlamadı?’ O zamanın Büyükelçisi Karahan, Cumhurbaşkanları Kalinin kendilerini kutladığını söylüyor. Atatürk’ün cevabı müthiş; ‘Sizin Cumhurbaşkanınız, aynı zamanda önderiniz midir?’ Cevap, ‘Hayır’. Atatürk soruyor; ‘Önderiniz kim?’ Cevap; ‘Stalin’. Atatürk; ‘Öyleyse, o beni kutlayacak. Ben ülkemin hem Cumhurbaşkanı, hem önderiyim. Kalinin değil, bana kutlama mesajını Stalin göndersin’ diyor.

Büyükelçi Karahan, Atatürk’ün Stalin’i doğrudan aramasını isteyerek, bu işe karışmak istemediğini söylüyor. Atatürk de bunun üzerine: ‘Niçin ben ilk adımı atayım’ dedikten sonra, tarihi cümleler geliyor:

‘Ben bunu ancak eşit şartlarda yapabilirim. Eğer beni kabul ettiklerini hissediyorsam yapabilirim. Başka türlü işlerine evet diyemem. Sizin biliyorum, güçlü ve mekanize edilmiş büyük ordunuz var ve ondan korkmuyorum, sizlerden korkmuyorum. Benim arkamda 18 milyon halkım var. Benim emretmem yeterlidir. Halkım arkamdan nereye isterse gelir. Ben çok zarar verebilirim, elbette bunu hiçbir zaman yapmam, çünkü benim sözüm, benim dostluğum gibi kutsaldır.’”

Atatürk ile Büyükelçi’nin bu diyalogu “çok gizli” damgası ve “Stalin ile Molotov tarafından okunması” notu ile eklenerek Stalin’e sunulduğunu belirten Tural, Stalin’in Atatürk’ün sözlerini okuduktan sonra, “Dostumuz, Atatürk’ün sözleri ilgiyle, dikkatle okunsun” dediğini kaydetti.

Tural, “O tarihlerde dünyanın yüreğini hoplatan Stalin’in Atatürk konusunda daima dikkatli olduğu, Atatürk ölünceye kadar Türkiye aleyhine hiçbir şeyi açıktan söylemediği gerekçesini, buradan aldığı hususunu arz ediyorum” diye konuştu.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/10325095.asp


_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Anılarla Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk
İletiTarih: 26 Arl 2011, 04:04 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Atatürk'ten Stalin'e Ders

Stalin’in Sovyetler Birliği’nin başında olduğu döneminde Sovyetlerin Ankara Büyükelçisi ünlü bir diplomat Karakan’dı. Sovyet Devrimi’nin yıl dönümlerinden birinin sabahında Stalin, son derece sivri, anlamsız ve onur kırıcı bir demeç veriyor. Bu demecinde aynen şunları söylüyordu:

-“Herkes bilsin ki, Rus milleti; Boğazlarla, Ardahan’ı ele geçirmekten asla vazgeçmeyecektir. Çok yakın bir zamanda bu davalarımızı halletmiş olacağımızı şimdiden müjdeliyorum...”

Aynı gece Ankara’da Sovyet Büyükelçiliği’nde de ihtilalin yıl dönümü kutlamaları yapılıyor. Cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal, gece yarısına doğru Stalin’in bu densiz demecinden haberdar oluyor ve emrediyor:

-“Arabaları hazırlayın gidiyorum.”

-“Paşamız bu saatte nereye gidecekler?”

-“Sovyet Elçiliği’ne.” Ekibin etekleri tutuşur. Çünkü olayı kavrarlar, içlerinden birisi Gazi’ye:

-“Paşa Hazretleri nasıl olur? Protokolsüz mü? Siz devlet başkanısınız, protokolsüz nasıl gidersiniz?”

-“Ben protokol falan dinlemiyorum çocuk. Stalin vatanımın topraklarına göz dikmiş, sen bana protokolden söz ediyorsun. Hazırlayın arabaları” diye cevap verir. Büyük önderimiz ve arabalar hazırlanır. Gazi ve ekibi, Sovyet Elçiliğinin kapısına dayanır. Ulu önderimiz yüzü asık bir şekilde yukarı çıkar ve o sırada elçilikte büyük bir balo vardır. Gazi kendisini karşılayan Büyükelçi Karahan’ı görünce:

-“Merhaba Karakan” der ve aynı sert ifadeyle devam eder:

-“Rahatsız ettik ama sen benim şahsi dostumsun, kusurumuza bakmazsın. Bir hususu esasından anlamaya geldim.”

-“Emredin Sayın Başkan”

-“Ajanstan öğrendiğime göre, Başbakanınız Stalin, Ardahan ile Boğazlar’ı istemiş, kararı katıymış... Pek yakın bir gelecekte bu kararını uygulayacakmış. Tam böyle söyleyip söylemediğini bilemem ama buna benzer şeyler söylemiş. Tabii ki bu konuşmanın bir kopyası sende vardır. Getir bakalım şunu da işin aslını faslını iyi anlayalım.”

Stalin’in konuşması getirilir. Gazi metnin o kısmını yanındakilere kelime kelime tercüme ettirir. Konuşma ajanstan geçen metin ile aynıdır. Gazi sorar:

-“Karahan, elçiliğin telsizinden derhal Stalin’i bulduracaksın. Bu beyanatından vazgeçip geçmediğini sorduracaksın. Başbakanın tükürdüğünü yalayacak, yalamazsa ben yapacağımı bilirim. Bu cevap bu gece gelecek çünkü benim senin başbakanından daha önemli kararım var. İstediğim cevabı almadan elçiliğinizden dışarı adım atmam. Eğer cevap istemediğim şekilde gelirse bil ki buradan çıkıp doğru Rus sınırına gideceğim...”

Karahan çaresizlik içinde telsizin başına koşar ve Gazi’nin söylediklerini aynen nakleder. Stalin’den gelen cevap büyük önderimizi tatmin eder çünkü cevapta aynen şöyle söylenmektedir:

-“Stalin sürçü lisan eylemiştir. Boğazlar ile Ardahan’ı almak gibi bir arzusu kesinlikle yoktur...”

Gazi cevabı okuduktan sonra Rus Büyükelçisi Karahan’a hitaben:

-“Karahan seni geri çağırırlar ve yaşatmazlar. Uzun süredir tanışıyoruz, istersen bize iltica et.” Karahan bu teklife olumsuz cevap verir ve cevabı telgraftan hemen sonra bir telgrafla geri çağrıldığını açıklayarak:

-“Teşekkür ederim. Sizi tanımış olmam bile yeterlidir. Ancak memleketinizdeki görevim sona ermiştir. Yarın hareket edeceğim.

Gazi fazla ısrar etmez ve Çankaya’ya döner. On gün sonra şöyle bir haber gelir. Sovyetler Birliği’nin eski Ankara Büyükelçisi Karahan fırında yakılmak suretiyle idam edilmiştir.1

1 ARIBURNU, Kemal, Atatürk’ten Anılar, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara 1976, s. 205-208.

Kaynak: Atatürk’ten Gençliğe Unutulmaz Anılar, Ahmet Gürel, Mayıs 2009

http://www.isteataturk.com/haber/5429/s ... tafa-kemal

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Anılarla Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk
İletiTarih: 26 Arl 2011, 04:10 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Atatürk'ten Stalin'e Ders

Rus ihtilalinin 1935 teki yıldönümünden az önce Moskova’daki Türk elçiliği Atatürk’e, Stalin’in Rus Komünist partisi üyeleri önünde verdiği bir nutkun özeti gönderilir. Bu nututukta Stalin, Türkiye, İran ve Yakın Ortadoğu’nun bütün memleketlerini Rus Bölgesi olarak gösteriyordu. Sovyet elçiliğinde verilen bir kokteyle büyük bir kalabalık ile gelir. Elçi Karahan ile konuşurken birdenbire sorar:

Karahan, Sovyet Rusya’da işleri kimin idare ettiğini bana söyler misiniz?

Elçi şaşırır.

Rusyayı kim idare eder? Sovyet Rusya’da proleter diktatörlüğün hakim bulunduğu eksalanslarınızca malumdur.

Atatürk:

Canım bırak şu saçmaları şimdi. Proleter diktatörlük maskeden başka bir şey değildir. Türkiye’yi idare eden şef benim. Rusya’da kimdir?

Karahan:

Sovyet Cumhuriyetlerinin Başkanı yoldaş Kalinindir.

Atatürk sinirlenir: Canım bırak şu kuklayı. Söylesenize bakayım şu sizin Stalin yoldaşınız ne yapar Allah aşkına?

Karahan suratı asık ve kısık bir sesle:

Stalin yoldaş, Sovyet Rusya Komünist Partisi genel sekreteridir der. Elçilik tercümanı oradadır ve olanları Moskova’ya iletecektir. Karahan telaşla:

Bir bardak şampanya almazmısınız ekselans? Der.

Hayır.

Ya bir kadeh votka?

Atatürk yüzünü ekşiterek:

O Rus içkisinden hoşlanmam. Ben Türküm rakı içerim.

Büfedeki garson yok işareti yapar. Karahan:

Maalesef büfemizde rakı yok ekselans. Der

Atatürk:

Türk misafirinize Türk içkisi ikram edemeyeceğinizi zaten biliyordum. Onun için kendi rakımı getirdim. Der ve susuz kadehini kaldırır. Elçi beyefendi, buna Türk rakısı derler. Moskova’da Kalinin midir, Stalin midir her ne ise ona söyleyin, biz Türkler asırlarca Rusya’nın göbeğinde rakı içmiş bir milletiz. İcap ederse yine de içmesini biliriz. Bu kadehimi Türk milletinin hayrına ve hiçbir zaman Rus bölgesi derekesine düşmeyecek olan egemenliğimizin şerefine içiyorum. Der

Kadehinden bir yudum aldıktan sonra Sovyetler Birliği ve Stalin hakkında ağzına geleni söyler. Tercümanın tam tercüme yapmadığını anlar ve Türk bir tercüman getirerek söylediğini tekrar elçiye aktarır. Dans müziği balalayka orkestrasını susturur. Maiyetindeki saz ekibine işaret ederek zeybek çaldırır.

Ertesi gün Stalin’in emri ile Sovyetler sert bir nota verir. Büyük elçi Karahan’ı geri çeker. Stalin Karahan’a Rusya’ya gidince ölüm cezası uygulayacaktır.

Kaynak: S. Eriş Ülger’in Truva yayınlarından çıkan Avrupa Basınında Atatürk ve Zafere Giden Yol isimli kitabı.

http://blog.milliyet.com.tr/ataturk-ten ... gNo=200704

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Anılarla Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk
İletiTarih: 26 Arl 2011, 04:25 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Fatih Sultan Mehmet

Atatürk birgün İstanbul ve İstanbul'un Fethi'nden konuşurlarken söz tabii Fatih'e geldi. Ortaya şöyle bir sual attı:

"Tarih acaba benim mi, yoksa İkinci Mehmet'in mi yaptığı işleri daha mühim bulacaktır?"
...Bulunanların hemen hepsi: "Siz" dediler.
Atatürk, böyle meselelerde daima olduğu gibi: "Niçin?" dedi.

Atatürk'ün Fatih'ten çok büyük olduğunu ispat için akla gelecek ve
gelmeyecek delilleri toplamakta birbirleri ile yarışa başladılar.
Hatta bazıları: "Sizin yanınızda Fatih kim olurmuş!" diyecek kadar ileri bile vardılar.
Söz orada bulunanların en gencine geldi:

"Efendim, tarih bir imtihan salonuna benzer. Karşısına gelenlere birtakım hususi
meseleler verir. Neticede verdiği problemleri halledişine ve bundaki
maharetine göre bir numara verir. Aşağı yukarı tarihin imtihanına
çıkanların hepsi ayrı şartlar dahilinde, ayrı meseleler karşısında
kalmışlardır. bunları en iyi halledenler de tereddütsüz on numara
almışlardır. Zannımca, tarihin adamı olan şahsiyetlerin karşısında
kaldıkları hadiseleri birbirleri ile karşılaştırmakla hükümlere varmak
mümkün değildir. Fatih, karşısına çıkan problemleri en iyi şekilde
hallederek on numara almıştır. Siz de önünüze serilen meseleleri
halletmiş ve on numarayı kazanmış bir tarih büyüğüsünüz." Atatürk, bu
sözleri büyük bir dikkatle dinledi ve neticede:
"Bravo!" dedi.

Sonra, biraz evvel Fatih'i küçümseyen kişiye dönerek: "Sen halt etmişsin. Ben
Fatih'ten büyük olabilir miyim? Çok kereler Fatih'in karşısında kaldığı
meseleleri düşündüğüm zaman ben de aynı hal çarelerine varmışımdır.
Yalnız, Fatih, benim karşısında kaldığım hadiseleri nasıl hallederdi.
Bunu çok merak ederim. İkinci Mehmet büyük adamdır, büyük..." der.

(Prof. Afet İnan, Atatürk Hakkında Hâtıralar ve Belgeler 1968, s. 187)

http://tr-tr.facebook.com/media/set/com ... 6265590191

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Anılarla Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk
İletiTarih: 26 Arl 2011, 04:35 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Abdülhamid

1937 yılında idi. Yaz aylarından biri. Doğrudan doğruya kendi kontrolündeki bir gazetede “Makedonya” adlı bir eserim tefrika ediliyordu. Bir akşam üstü Başyaver Celâl (Üner) Bey beni telefonla aradı. Dolmabahçe Sarayı’na davet edildim. Ve Saraya gidince de, hemen hiç bekletilmeden, üst kata çıkarıldım. Bir kapı açıldı, kendimi Büyük Adamın karşısında buldum. Saygılarımı bildirince, belli bir iki nezaket cümlesi ile beni okşadı. Sonra:

- Yazını okuyorum, dedi. Hürriyetin ilân edildiği zaman küçük bir çocuk olman lâzım. Fakat kutlarım, o günleri iyi canlandırıyorsun. Yalnız Abdülhamid’i hiç sevmediğin belli.
Biraz durdu. Elindeki bir renkli kalemi, önünde açık duran kalın ciltli bir Fransızca kitaba dikine vurarak düşünür gibi oldu. Ben susuyordum. Bu hal bir iki dakika devam etti. Sonra birdenbire şu sözler çıktı ağzından:

- Sevme Abdülhamid’i! Yine de sevme! Fakat sakın anısına hakaret edeyim deme. Senin kuşağın biraz daha ölçülü kararlar vermeye alışmalı. Bak çocuk! Kişisel kanımı kısaca söyleyeyim: Tecrübe göstermiştir ki, toprakları üstünde yaşayan insanların çoğunun durumu kuşkulu ve sınırları yalnız düşmanlarla çevrili bir büyük devlette, Abdülhamid’in yönetimi büyük hoşgörüdür. Hele bu yönetim on dokuzuncu yüzyılın son yıllarında uygulanmış olursa…

Bunun üzerine ayrılmama müsaade buyurmuşlardı. Saygılarımı tekrarlayarak huzurundan uzaklaştım.

Nizamettin Nazif TEPEDELENLİOĞLU
Kaynak: Hürriyet Gazetesi, 31.07.1958

http://www.ataturkiye.com/anilari/17.html

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Anılarla Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk
İletiTarih: 26 Arl 2011, 04:52 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Atatürk'ün Cevap Veremediği Tek Kişi

Atatürk, Mersin’e yaptığı seyahatlerden birinde, şehirde gördüğü büyük binaları işaret ederek sormuş:

- Bu köşk kimin?
- Kirkor’un…
- Ya şu koca bina?
- Yorgo’nun
- Ya şu?
- Salomon’un…

Atatürk biraz sinirlenerek sormuş:

- Onlar bu binaları yaparken ya siz nerede idiniz?

Toplananların arkalarından bir köylünün sesi duyulur:

Biz Yemen’de, Tuna boylarında, Balkanlarda, Arnavutluk dağlarında, Kafkaslar’da, Çanakkale’de, Sakarya’da savaşıyorduk paşam…

Atatürk bu hatırasını naklederken:

- Hayatımda cevap veremediğim yegane insan bu ak sakallı ihtiyar olmuştur, der dururdu.

(Hilmi Yücebaş, Atatürk’ün Nükteleri, Fıkkraları, Hatıraları, İstanbul, Kültür Kitapevi, 1963 s.18)

http://www.kardesbagi.com/archive/index ... php?p=4721

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Anılarla Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk
İletiTarih: 26 Arl 2011, 04:54 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Büyük Adam Ölünce:

Sene 1938, 10 Kasım...

İstanbul Üniversitesi’nde saat 9'u 5 geçenin meşum haberi duyulmuş... Bir alman profesör var, Hukuk Fakültesinde, o da duymuş, şaşırmış. Derse girsin mi, girmesin mi bir türlü karar veremiyor. O sırada aklına rektöre müracaat etmek gelir. Kalkar, yanına gider. Aralarında şu konuşma geçer:

- "Efendim, kararsızım. Acaba ne yapsam?"

- "Sizde böyle büyük bir adam ölünce ne yaparlarsa, onu yapın."

İşte o zaman Alman profesör kollarını iki yana sarkıtarak:

- "Bizde bu kadar büyük bir adam ölmedi ki... der."

(Kaynak: Atatürk'ün Nükteleri - Fıkraları, Hatıraları, Hilmi Yücebaş, İstanbul, Kültür Kitapevi, 1963. Sayfa: 39)

http://www.isteataturk.com/haber/4192/buyuk-adam-olunce

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Anılarla Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk
İletiTarih: 26 Arl 2011, 04:57 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
TÜRKLÜK MÜSLÜMANLIĞIN ÖNCÜSÜDÜR

Atatürk sağ iken, büyük İslâm kongrelerinden birine biz de çağrılmıştık. Kongre Mekke'de toplanacaktı. Atatürk'ün bir delege göndermeye razı olup olmayacağını merak ediyorduk.

Hiç tereddütsüz karar verdi. Türklüğünden kibir denecek kadar gurur duyan büyük adam, milleti ile aynı dinden olanları da gerilik ve kölelikten kurtulmuş görmek için elinden geleni yapmak istemiştir. Müslümanlık yeniden şereflendikçe nasıl bunda Türklerin manevî hissesi olacaksa, on milyonlarca Müslüman ya geri ya köle kaldıkça bundan Türklere de bir utanç payı düşmemek ihtimali var mıydı?

Biliyordu ki Mekke'ye şapka ile gidilemez. Ama daha iyi biliyordu ki başlık ve kıyafet değiştirmekle din değiştirileceğini sanan bir toplum da ne gerilik, ne de kölelikten sıyrılabilir. Milletvekillerinden Edip Servet Tör'ü çağırdı:

- Mekke'ye gidip beni temsil edeceksin, dedi.

Türksün ve Müslümansın. Türklük, Müslümanlığın öncüsü ve kılavuzudur. Mekke'ye şapka ile gideceksin. Kara taassup sana karşı bile gelse eğilmeyeceksin!

Edip Servet Tor, Mekke'ye şapka ile girdi. Müslüman delegelerinin en itibarlısı o idi. Kongrenin sonuna kadar, Mustafa Kemal mucizesine hayranlık duyan heyetler arasında, Kemalist Türkiye'yi o temsil etti.

Falih Rıfkı ATAY

http://www.ataturkiye.com/anilari/310.html

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Anılarla Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk
İletiTarih: 26 Arl 2011, 05:00 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
ASKERLE GÜREŞ

Bir gezisinde, Kolordu binasının kapısında aslan yapılı bir Mehmetçik gördü. Çağırdı ve güler yüzle sordu:
- Sen güreş bilir misin?

Yanındakilerden en kuvvetli görünenlerle Mehmetçiği güreştirdi. Genç asker her zaman üstün geliyordu. Çok neşelendi, ayağa fırladı.

Ceketini çıkarıp Mehmet'e ense tuttu:
- Haydi, bir de benimle güreş!

Katıksız ve temiz Anadolu çocuğu Ata'sının yüzüne hayranlıkla baktı:
- "Atam," dedi. "Senin sırtını yedi düvel yere getiremedi. Bir Mehmet mi bu işi başarır?"

Gözleri doldu ve ağlamamak için gülmeye çalıştı.

Tahsin UZER

Kaynak: Millet Dergisi, 1946

http://www.ataturkiye.com/anilari/114.html

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Anılarla Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk
İletiTarih: 26 Arl 2011, 05:04 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Türk ORDULARI BAŞKUMANDANIYIM

Afyonkarahisar'ın hatlarının çözülmesi sonunda birkaç Yunanlı tutsak, geceleyin Mustafa Kemal'in çadırına getirilmişti. Bunlardan birisi, Muzaffer Generalin doğup büyümüş olduğu Selanik'ten gelmişti. Yüz, kendisine yabancı gelmediğinden ve üniformasında da hiçbir bellilik görmediğinden kim olduklarını ve rütbelerini sormaya başlamıştı.

- Binbaşı mısınız?
- Hayır.
- Albay mı?
- Hayır.
- Korgeneral mi?
- Hayır.
- Peki nesiniz?
- Ben Mareşal ve Türk Orduları Başkomutanıyım! Şaşkınlıktan ağzı açık kalan Yunanlı kekeledi:
- Bir başkomutanın savaş hattına bu kadar yakın yerlerde dolaşması işitilmiş değil de!..

General SHERRIL

(Kaynak: General Sherril - Atatürk Nezdinde Bir Yıl Elçilik, 1935)

http://www.ataturkiye.com/anilari/192.html

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Anılarla Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk
İletiTarih: 26 Arl 2011, 05:07 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
ATEŞ HATTINDA

Mustafa Kemal her zaman ateş altında dolaşıyordu. Askerlerin maruz kaldığı her türlü tehlikeyi paylaştığı, etrafında yüzlerce insan öldüğü halde ona bir şey olmuyordu. Bir seferinde yeni kazılan bir siperin önünde otururken, bir İngiliz bataryası üstlerine ateş açtı. Top menzilini bulmaya çalışırken, gülleler de gittikçe yaklaşıyordu. Vurulması, matematiksel bir kesinlik arz ediyordu. Yanındakiler sipere girmesi için yalvarmaya başlamışlardı. O,
- Hayır, diye itiraz ediyordu. Sipere gizlenecek olursam, askerlerime kötü bir misal olurum. Geride siperde bulunanlar korku ve hayretle kendisini seyrederken, o sigarasını yakmış, hiçbir şey yokmuşçasına gayet sakin konuşuyordu. Düşman topçusu menzili biraz daha yaklaştırdı. Patlayan şarapnel yağmuru altında üstü başı toz içinde kaldığı halde, Mustafa Kemal'e bir şey olmamıştı.

Peyami SAFA

http://www.ataturkiye.com/anilari/mustafa.html

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni bir konu gönderCevap gönder 22 sayfadan 1. sayfa   [ 320 ileti ]
Sayfaya git 1, 2, 3, 4, 5 ... 22  Sonraki


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan SiyasiForum.net Siyasi Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. SiyasiForum.Net hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde dönüş yapacaktır. Forumumuz kesinlikle hiçbir şekilde parti, örgüt, kurum, kuruluş ve oluşumu desteklememektedir. Tüm Problemler ve Reklam İçin: İletişim Formu için tıklayınız.