Yazı boyutunu değiştir
Sistem saati: 16 Oca 2018, 16:48


Yeni bir konu gönderCevap gönder 5 sayfadan 1. sayfa   [ 66 ileti ]
Sayfaya git 1, 2, 3, 4, 5  Sonraki
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Samimi Müslüman Atatürk
İletiTarih: 20 Oca 2013, 20:28 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan

Atatürk’ün çizdiği, “İdeal Cumhuriyet Köyü’nün” tam merkezinde camiye yer verilmiştir. Atatürk, çizdiği projede 22 numarayla gösterdiği camiyi, köy hamamı ve etüv makinesinin hemen yanına yerleştirmiştir.

(Kaynak: A. Afet İnan, Devletçilik İlkesi, (İlk baskı 1937) Ankara, 1972, ek 7.)

http://sinanmeydan.com.tr/index.php?Ite ... ew=article

http://www.ilk-kursun.com/haber/70029

Resim

Resim

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Samimi Müslüman Atatürk
İletiTarih: 20 Oca 2013, 20:30 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Atatürk Edirne'de Selimiye Camii ve Külliyesini gezerken. (25 Aralık 1930)

http://sinanmeydan.com.tr/index.php?Ite ... ew=article

Resim

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Samimi Müslüman Atatürk
İletiTarih: 20 Oca 2013, 20:41 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Bursa'nın Çekirge Semti'ndeki Atatürk Köşkü'nün ön duvarlarına Atatürk fotoğrafı konmuştu. Fotoğraflar önünde dua okuyanlar olmuştu. (Anadolu Ajansı / Hüseyın Yeşilkavak)

http://www.fotothing.com/Delikan22/phot ... 6df7edf6e/

http://www.sanalda1numara.net/fotograf- ... eri-3.html

Resim

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Samimi Müslüman Atatürk
İletiTarih: 20 Oca 2013, 20:48 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Tarsus'un Yenice istasyonu - Mustafa Kemal Paşa, Eşi Latife Hanım ve Büyük Afrika Mücahidi Şeyh Sunusi Hazretleri. Şeyh Sunusi, Mustafa Kemal'den "İslam Dünyasının En Büyük Lideri" diye bahsederdi.

http://tcinkilaptarihi.com/ar/91/atatur ... i-ile.html

Resim

"Memleketin her tarafında çetin bir mücadele ve mukavemet başlamıştı. Ankara bir kurtuluş burcu ve Mustafa Kemal''in adı bir bayrak olmuştu. Antep, mücadele günlerinin acı bir devresiydi. Memlekette istiklâl şuurlaşmış, topyekûn bir vuzuh kazanmıştı. O zaman ilkokulun ihtiyari sınıfındaydım. Bir sabah okula geldiğim zaman çocukların bahçede toplanmış olduğunu gördüm. Din dersleri muallimi Hafız Halil Efendi''nin konuşacağını söylediler. Halk da okulun bahçesinde toplanmıştı. Az sonra Hafız Halil Efendi kürsüye çıktı. Titrek fakat heyecanlı bir sesle:

''- Din kardeşlerim, sizi Şeyh Sunusî Hazretlerinin bir tebşiri için buraya topladım'' dedi ve şu vakayı anlattı:

''- Şeyh Sunusî Hazretleri bir gece Peygamberimizi rüyasında görmüş ve koşup elini öpmek istemiş. Peygamber kendisine sol elini uzatmış, buna şaşıran ve mahzun olan Şeyh, Peygambere hitaben:

- Ya Resulâllah niçin sağ elinizi vermediniz? Diye sual edince şu cevabı almış:

"Sağ elimi Ankara''da Mustafa Kemal''e uzattım."

Bu rüyayı anlatan Hafız Halil Efendi''nin elleri, çenesi ve dili titriyordu. Gözleri dolu doluydu; hitabesi kalabalığı etkilemişti. Birden gür ve imânlı bir sesle:

-Ey ahali, Mustafa Kemal muzaffer olacak, Peygamber Efendimizin sağ eli onun elindedir. Buna iman edin!.. diye haykırdı ve kürsüden indi.

Sonradan öğrendiğime göre, Merhum Hafız Halil Efendi bu rüyayı camide va''zetmiş ve onu imanlı tefsirlerle tamamlamıştır."

(Avni Altıner, Her Yönüyle Atatürk, s.153,155 - Yusuf Koç /Ali Koç, Başbuğ Atatürk Kitabı, KBH Eğitim Yayınları)

http://www.tarihibakis.com/ataturkten-iki-ani/

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Samimi Müslüman Atatürk
İletiTarih: 20 Oca 2013, 20:57 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
İstiklal Harbi günlerinde, Sakarya Meydan Muharebe'lerinin en kritik dönemlerinde, top seslerinin Ankara'dan duyulmaya başlandığı ve Büyük Millet Meclisi'nin Kayseri'ye nakledilmesinin bile düşünüldüğü günlerde Atatürk, günlük çalışmalarının büyük bir kısmını yürüttüğü ve bugün müze olarak değerlendirilen Ankara Tren Istasyonundaki evde, bir sabah erken kalktığı bir sırada Çavuş Ali Metin'e:

Acele olarak Fevzi Pasa'yı telefonla ara, bul ve hemen buraya gelmesini söyle. Diyor.

Ali Metin, Fevzi Paşa'yı telefonla arayıp bulduğunda, Fevzi Paşa da Atatürk'ün yanına gelmek üzere, hemen evden çıkmakta olduğunu söylüyor. Fevzi Paşa Atatürk'ün yanına girince, Atatürk ona bir kâğıt kalem uzatıp:

Bugün gördüğün rüyayı yaz ve bana ver, diyor.

Kendisi de bir kâğıt kalem alıp aynı şekilde o gün gördüğü rüyayı, Fevzi Paşa'ya vermek üzere yazmaya başlıyor. Yazma işi bittikten sonra, her iki Paşa da karşılıklı olarak yazdıklarını alıp okuyorlar ve okuma işi bittikten sonra birbirlerine bakıp sevinçle gülümsüyorlar.

Her ikisinin de yazdıklarini kendi kâgıtlarından okuyan Ali Metin, her iki kâgıtta da şu rüyanın yazılmış olduğunu görüyor:

Hz. Peygamber (s.a.v) Efendimiz, Hacı Bayrâm-ı Velî'ye diyor ki:

''-Mustafa'ya söyle, korkmasın, sonunda zafer onların olacak.''

Bilindiği gibi, aynı gecede rüyalarında Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimizi, Hacı Bayrâm-ı Velîye bu sözleri söylerken gören o iki muzaffer kumandanın o günkü isimleri, 'Mustafa Kemal' ve 'Mustafa Fevzi'dir.

(Ahmet Gürtaş, Atatürk ve Din Eğitimi, s.160-161)

http://www.tarihibakis.com/ataturkten-iki-ani/

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Samimi Müslüman Atatürk
İletiTarih: 20 Oca 2013, 21:06 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Araplar, Atatürk’e ‘İslam’ın Kılıcı’ Ünvanını Verdi

Erciyes Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Hülagü’nün yazdığı ve Timaş Yayınların’ndan çıkan ’İslam Birliği ve Mustafa Kemal’ adlı kitap büyük tartışma yaratacağa benziyor.

Londra’da İngiltere Dışişleri Bakanlığı’nın arşivi sayılan Foreign Office’te Kurtuluş Savaşı’yla ilgili gizli belgeleri kitaplaştıran Tarihçi Prof. Dr. Metin Hülagü, Atatürk’ün zafere giden savaşta İslam’ı hareket taşlarından biri yaptı. Hatta bir zafer sonrası Şam Müftülüğü, Mustafa Kemal’e İslam’ın Kılıcı ünvanını verdiğini duyurdu. Camilerde mevlit okuttu.

Gizli bir İngiliz belgesine göre Mustafa Kemal Şam müftüsüne, İslam davasının başarıya ulaşmasına vesile teşkil etmesi için mevlit ve dua okunmasını isteyen bir telgraf gönderiyor. Türk askerinin Yunanlılar’a karşı zafer haberini alan Şam ve Halep’te halk sevinç gösterileri yapıyor. Hatta Mustafa Kemal’e Şam ahalisi ileri gelenleri tebrik telgrafları çekiyor ve kendisine Seyfu’l-İslam (İslam’ın kılıcı) unvanını layık görüyorlar. Prof. Hülagü şöyle diyor: “Bu belgeye göre Şam’daki bazı camilerde 22 Eylül akşamı mevlit okutulmuş ve on bin altın lira da Anadolu’ya gönderilmiş.”

http://www.webmastersitesi.com/makalele ... taturk.htm

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


En son iğneci tarafından, 20 Oca 2013, 21:21 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 değişiklik yapıldı.
Alıntı yaptığınız linklerin yasaklı olmamasına dikkat ediniz. Benzeriyle değiştirildi.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Samimi Müslüman Atatürk
İletiTarih: 20 Oca 2013, 21:18 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
26 Ağustos 1922'de Topçu ateşimiz başladığı zaman Gazi Mustafa Kemal:

''YA RABBİ! SEN Türk ORDUSUNU MUZAFFER ET... TÜRKLÜĞÜN, MÜSLÜMANLIĞIN, DÜŞMAN VE AYAKLARI ALTINDA, ESARET ZİNCİRİNDE KALMASINA MÜSAADE ETME!''

(1-Neda Armener, Atatürk ve Din, 10.11.1971'de A.Ü.İlâhiyat Fakültesinde Yapılan Konuşma Metni, s.2; Atatürk İstanbul, 1970, 1000 Temel Eser Dizisi, s.163)

***

31 Ağustos 1922 sabahı savaş alanını gezen ve Kızıltaş deresindeki binlerce ölüyü gören ve yaralıların inlemesini, bağrışlarını dinleyen Atatürk ellerini açmış Şehitlerimize Fatiha okumuş ve:

- ''Yârabbi bana suç yazma, beni ölülerin sorumlusu yapma. Yunanlılar yurduma girdi. MİLLETİMİN NAMUSUNA SALDIRDI. TÜRKLÜĞÜ VE SANA İNANAN, DUA EDEN MÜSLÜMANLIĞI YOK ETMEK İSTEDİLER. Yurdumu kurtarmak için bu savaşı yaptırdım? Beni istilâcı kumandanlarla bir tutma! Türk Milletimin Kurtuluş Savaşı'nda dökülen kanlardan dolayı beni affet.'' diye dua etmiştir.

(Avni Altıner, Atatürk Yüzyılı Kronolojisi, s.4)

http://www.forumasilturk.com/102403-post1.html

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Samimi Müslüman Atatürk
İletiTarih: 20 Oca 2013, 21:22 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Kocatepe'de gün doğumu. Sonsuz bir sessizlik ve bekleyiş. Mustafa Kemal bir taşın üzerinde oturuyor. Arkasında, ayakta Kolordu Komutanı Bekir Sami, Fevzi ve İsmet Paşalar. Mustafa Kemal konuşmuyor, düşünüyor. Birden gökleri yaran, sessizliği paramparça eden topçu barajı ateşi başlıyor. Kocatepe ara ara ışığa boğuluyor. Sonra Mustafa Kemal ayağa kalkıyor. Dediklerini kimse işitmiyormuş gibi sesleniyor.

"RABBİM! YUNANLILARIN KAZANDIĞINI GÖSTERME BANA. ONLAR KAZANACAKSA ŞU GÖK KUBBE BENİM BAŞIMA YIKILSIN DAHA İYİ.''

(Nezihe Araz - Bütün Dünya Dergisi)

***

İşte Atatürk'ün Harbe Giderken Ettiği Dua

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe, Atatürk'ün harbe giderken daima iki elini açıp 'Allah'ım sen Türk milletini hiçbir zaman esir etme' diye dua ettiğini söylediğini bildirdi. Atatürk'ün hayatında büyük bir önem taşıdığını ifade eden Adatepe, Büyük Önder'in yaşamına dair bir çok anıyı salondakilerle paylaştı. Atatürk'ün Dolmabahçe Sarayı'nda zaman zaman yakın dostlarıyla bir araya geldiğini ve kendisinin de bu ziyaretlere katıldığını anlatan Adatepe, ''Atatürk bazen efkarlanır, eski hikayelerini anlatırdı. Mesela harbe giderken daima dua ettiğini, iki elini açıp 'Allah'ım sen Türk milletini hiçbir zaman esir etme' diye dua ettiğini söylerdi'' dedi.

http://www.sabah.com.tr/Gundem/2011/11/ ... ettigi-dua

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Samimi Müslüman Atatürk
İletiTarih: 20 Oca 2013, 21:24 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Atatürk’ün inancını ve dini düşüncelerini en iyi bilen, ona ölümüne kadar tam 12 yıl aralıksız hizmet eden Nuri Ulusu’dur.

Çankaya Köşkü Kütüphanecisi Nuri Ulusu’nun oğlu Mustafa Kemal Ulusu’nun, babasının anılarını derleyip kitap halinde yayınladığını geçen hafta yazmıştım. Bakınız "Atatürk’ün Yanı Başında" adlı o kitapta, büyük Ata’nın dini düşünceleri nasıl anlatılıyor?

"Atatürk için dinsiz ve mason olduğunu söyleyenler vardır. Bu söylentilerin ileriki tarihlerde bayağı çoğalacağı kanaatindeyim. Atatürk, Türk milletiyle, Türkiye Cumhuriyeti ile özdeşleşmişti. Onları birbirinden ayırmaya imkán yoktu, buna kimsenin gücü de yetmezdi ama T.C. Devleti’ne nifak sokmak isteyenler, vatanı, milleti bölmek isteyen şer güçlerinin ilk hedefi, maalesef hep Atatürk olmaktadır.

İşte, bu şer güçlerinin yaymak istediği bir dedikodu da, Atatürk’ün dinsiz olduğu, bu sebeple din adamlarına karşı büyük mücadele başlattığı söylenir durur.

12 yıl bilfiil gece gündüz yanında olan bir kişi olarak bu söylenenleri esefle karşılıyorum.

Hafız Yaşar vardı. Atatürk onu sever ve çok beğenirdi. Bazı zamanlar ’Hafızı çağırın’ derdi. Hemen emri yerine getirirdik. Ya içki içmeden sofrada veya salonda Hafız Yaşar’ın makamı ele okuduğu Kuran-ı Kerim surelerini huşu ile dinlerken gözlerinden yaş aktığına ve bu gözyaşlarını, beyaz keten mendili ile sildiğine hep şahit olmuşumdur.

Atatürk, Türkçe Kuran çalışmalarını 1926 yılında başlatmış, bu işin başına da Elmalı Muhammed Hamdi Yazır’ı getirmiş ama yapılacak tefsirlerle bizzat kendisi de ilgilenmişti.

Çalışmalara 1927 yılında ben de katılmıştım. Atatürk bazı kereler çalışırken okuduğu tefsirlerin çok tesirinde kalırdı ve de ’Hey büyük Allahım... Kuran’a inanmayan káfirdir, bize nasıl yol gösteriyor? Bunları tüm dünyaya okutmalıyız" diye de söylenirdi. Sonra o an yanındaki bizlere ’Okurken ruhum coşuyor, size de oluyor mu?’ diye sorardı ama o anlarda gözleri hafifçe dalar ve kızarırdı.

Neticede Kuran Türkçe yazılarak okunmaya, bu çalışmalar sonucu başlatılmıştı. Dini tarihimizi ve bilhassa peygamberimizin savaşlarını tarih kitaplarından okur ve hayranlığını dile getirirdi. Hele Bedir savaşını hep hayranlıkla anlatır, ’En büyük zaferlerden biridir" derdi.

Yavuz Sultan Selim ve Timurlenk de hayranı olduğu padişah ve komutanlardı ama en çok takdir ettiği kişi Hz. Muhammet (sav) idi. "O yoklukta ve mahrumiyette, o cehalette, yoktan var ederek bir devlet kurmak kolay iş değildir ama Hz. Muhammed o zoru başarmıştır" der ve takdir hislerini arkadaşlarına anlatırdı. Bu mu Allahına kitabına inanmayan Atatürk? Günahtır, ayıptır, yazıktır!"

Nuri Ulusu, 29 Ekim 1979 günü vefat etti, anılarını oğlu Mustafa Kemal Ulusu’ya bıraktı. O da derleyip kitap halinde yayınladı. (Doğan Kitap - Ekim 2008)

Rahmi Turan

http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=10321005

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Samimi Müslüman Atatürk
İletiTarih: 20 Oca 2013, 21:36 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Sabiha Gökçen şöyle naklediyor:

"10-11 yaşında idim. Bursa'daki evimiz Atatürk'ün köşküne çok yakındı. Bir gün Atatürk Bursa'yı şereflendirmiş, köşkün bahçesinde dolaşıyordu, ben de onu yakından görmek arzusu ile kıvranıyordum.

Yine bir gün bahçede dolaştığı sırada yerimden fırladım, Ona doğru koştum. Beni yolumdan çevirenlere ağlamakla karşı koymaya çalışıyordum, birden bir ses işittim: "Bırakın onu" diyordu, "Bırakın gelsin." Koşarak Ata'nın yanına gittim, ellerine sarıldım. Atatürk sordu:

"Çocuk, sen okula gidiyor musun?"

Harpler sebebiyle okulumu yarıda bırakmıştım ve bir yatılı okula alınmamı istedim.

"Ben seni yanıma alayım, gelir misin?" diye Atatürk sordu.

"Abime sorayım" dedim. Kabul ettiler, derhal çağırtarak onunla konuştu, anlaştılar. Böylece Çankaya'ya geldim.

Uzun zaman ayrı kaldığım okuluma yeniden başlamanın sevinci içinde memnundum. Çankaya Köşkü bahçeleri içindeki eski bir seyis evi düzeltilerek okul haline getirilmişti. Köşkte çalışanların, yaverlerin ve diğer hizmetlilerin çocukları ile birlikte ben de bu okula gitmeye başladım.

Bir sabah, Ata'nın elini öpmek üzere yanına girdim. İşleri ile meşguldü. Bir süre ayakta bekledim birden, derin bir iç geçirdi ve "Allah!" dedi. (O, sık sık bu şekilde yapardı.)

Atatürk hakkında evvelce çok şeyler duymuştum, bu tesirle olacak bir hayli şaşırdım. Onun ağzından Allah kelimesini duymak beni şaşırtmış ve heyecanlandırmıştı.

Ata'nın yüzüne şaşkın bir şekilde bakmış olacağım ki:

"Sen dindar mısın?" diye sordu.

Ben de ailemden aldığım din terbiyesi ile;

"Evet dindarım" dedim ve bu cevabımı nasıl karşılayacağını anlamak için ürkek ürkek yüzüne baktım. Cevabım hoşuna gitmişti.

"Çok iyi... Allah, büyük bir kuvvettir. O'na daima inanmak lazımdır" dedi ve bu konuda uzun uzun izahat verdi. Ben de o zaman anladım ki; Atatürk hakkında söylenenlerin aslı yoktur ve Ata, bütün söylenenlerin hilafına dindar bir insandır.

(Kaynak: S. Arif Terzioğlu, Yazılmayan Yönleriyle Atatürk, s. 88-89)

http://www.antoloji.com/ataturk-ve-islamiyet-siiri/

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Samimi Müslüman Atatürk
İletiTarih: 20 Oca 2013, 21:41 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe: Atatürk bize namaz kılın derdi

http://www.youtube.com/watch?v=cZN5cjmD9-s


_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Samimi Müslüman Atatürk
İletiTarih: 20 Oca 2013, 21:44 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Kimsenin inancına karışmaz, dindar kişilere saygı gösterir, yobazlara, softalara çok kızar, din kavramının sömürülmesine izin vermezdi. Allah ve Peygamberimiz (sav) hakkındaki konular, Atatürk'ün yanında tartışma konusu yapılamazdı... Kadir geceleri mevlit dinlediği de olurdu. Hafız Yaşar Bey'in mevlidini saygı ile dinlerdi. Mevlidin miraç bölümünde, "göklere çıktın Mustafa" denince, gözleri yaşarırdı. O zaman hemen kolonya götürürdük; inanışı samimi idi. Öyle "Allah" derdi ki yalnız kalınca, Onun gibi kimse diyemez. Herkes çekilip yapayalnız kalınca gökyüzüne bakar, kendi kendine "Allah" derdi. Bir gün sofrada çevresindekilere: "Bana Allah'ın büyüklüğünü anlatır mısınız?" diye sordu. Konuklar birer birer Allah'ı nasıl anlayabildiklerini anlattılar. Atatürk hepsini dikkatle dinledi.

Bir yaz akşamı Dolmabahçe Sarayı'nda kadınlı erkekli bir yemek vardı. 8-9 saat süren yemek sona ererken salonun büyük kapısının parmaklıkları arasından güneş doğuyordu. Atatürk'ün bir işaretiyle manevi kızlarından Nebile Hanım, sandalyesinin üzerine çıktı. Sabah ezanı okumaya başladı... Ahenkli bir ses geniş salonda yankılandı. Atatürk başını yukarı doğru kaldırmış, kendinden geçmiş bir halde ezanı dinliyordu. Bir an geldi, yanaklarından yaşlar süzülmeye başladı.

(Kaynak: Cemal Granda, Atatürk'ün Uşağı İdim, s. 252-254)

***

Atatürk, Dolmabahçe önünde demir atmış Ertuğrul yatının güvertesinde, yanında silah arkadaşı Mehmet Emin Koral, hasır koltuğunda oturmuş, bir yandan güneşin batışını seyrediyor, bir yandan da Emin Bey'in kızı Füreya'nın Fransızca bir kitaptan ilginç olan bir kısmı okumasını dinliyordu. Ufuk, minarelerin arkasında kıpkızıl bir renk almıştı. İstanbul, camileriyle ateşten bir fona yaslanmış gibiydi. Füreya okumaya ara verdiğinde, Atatürk; "Söyler misiniz, bana bir Münir çalsınlar" dedi, Yaveri koşup gramofona bir taş plak koydu. Münir Nurettin'in o billur sesi yankılanmaya başlayınca Atatürk derin bir iç geçirdi. Gözleri dalıp gitmişti uzaklara doğru. Az sonra, minarelerin birinde yanık sesli bir müezzinin okuduğu ezan duyuldu. Atatürk başıyla işaret verdi. Plağı susturdular. Hepsi huşû içinde ezanı dinlediler. Füreya, başını öteye, camilerden yana çevirmiş olan Ata'nın göz pınarlarında yaşların biriktiğini gördü. Atatürk, uzun müddet yanındakilere doğru dönmedi. Nihayet başını çevirdiğinde, hem ezan bitmişti, hem o kendini toparlamıştı. Yumuşak bir sesle; "Ne yazık ki ezanı tekrar ettirmemize imkan yok Füreya Hanım" dedi. Füreya, "Sabah ezanını bekler, hep birlikte dinleriz Paşam" diye cevapladı.

(Füreya Koral'dan Atatürk'ün Anıları)

***

Atatürk'ün 1933 yılında ezan hakkında bir sözü:

''Ezan ve Kur’an’ı Türklerden başka hiçbir Müslüman milleti bu kadar güzel okuyamaz. Bunlara muhteşem müzik ahengi veren Türk sanatkârlarıdır.''

(Abdülkadir İnan, İki Hatıra, Türk Dili Dergisi, TDK, Sayı: 74, 1957, s. 66)

***

''Camilerin mukaddes minberleri halkın ruhî, ahlâkî gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklardır. Minberlerden halkın anlayabileceği dille ruh ve beyne seslenilmekle Müslümanların vücudu canlanır, beyni temizlenir, imanı kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur.''

(Atatürk’ün S.D.I, s. 225)

***

"Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Hanım'la uzun yıllar komşuluk yaptık. Her yıl Ramazan ayı yaklaşınca Atatürk kız kardeşine; "Makbule, Ramazan geliyor, annemize hatim okutmayı ihmal etme"der ve hatim okuyacak hafıza hediye edilmek üzere bir zarf içerisinde para verirdi."

(Din Toplum ve Kemal Atatürk, Ercüment Demirer, s.10)

***

"Mustafa Kemal, birçoklarının zannı aksine olarak Allah'ın varlığına ve namütenahikudretine, layezal varlığına gönülden inanmış, maneviyata değer veren insandı. Sadece kör taassubun aleyhindeydi... Mustafa Kemal Kocatepe'de büyük Yaratıcıdan, sabahın erken saatlerinde zafer niyazında bulunmuştu."

(A. Gündüz, Hatıralarım, 26 Ağustos 1922, s.140, 185)

***

"Atatürk'ün din telakkisini, kati olarak pek az kimse öğrenebilmiştir. Orman Çiftliğinde başbaşa kaldığımız bir gün, din hakkında ne düşündüğünü sordum. Bana dedi ki: 'Din vardır ve lazımdır. Temeli çok sağlam bir dinimiz var. Malzemesi iyi fakat bina, uzun asırlardır ihmale uğramış. Harçlar döküldükçe yeni harç yapıp binayı takviye etmek lüzumu hissedilmemiş. Aksine olarak birçok yabancı unsur (hurafeler) binayı daha fazla hırpalamış... Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve tefekküre karşı değiliz. Biz sadece din işlerini millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasda ve fiile dayanan taassupkâr hareketlerden sakınıyoruz."

(Asaf İlbay, Yakınlarından Hatıralar, s. 102)

***

"Atatürk din işlerini dünya işlerinden ayırdı. Fakat dinin, cemiyetin en derin köklerine kadar işleyen bir gerçek olduğunu bildiğinden, Diyanet İşleri Reisliğini devlet kadrosunda tuttu. Diyanet İşleri Başkanı rahmetli Rıfat Hoca(Börekçi) en sevdiği adamlardan biri idi. Atatürk, İslamiyete yok yere, haksızyere 'mani-yi terakki' (gelişmeye engel) iftirasını yapıştıran taassubun düşmanı idi. Arkadaşları arasında beş vakit namaz kılan, oruç tutanlar vardı. Ramazan ayında bir oruçlu hükümet adamı ile işi olduğu vakit, saati düşünür, 'Kendisini rahatsız etmeyelim.' derdi. Cumhuriyet devrinde din meselesi diye vicdanlar üzerinde bir baskı yoktu."

(F.R.Atay, Niçin Kurtulmamak, s.93)

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Samimi Müslüman Atatürk
İletiTarih: 20 Oca 2013, 21:44 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
ATATÜRK'ÜN CAMİLERİ: “Paris’teki, Japonya’daki ve Eskişehir'deki Ezanların Sırrı”

Bu ülkede sürekli birileri İsmet İnönü’nün cami kapattırdığını söylerken (ki bu kocaman bir yalandır.) nedense hiç kimse Atatürk’ün cami yaptırdığını, cami yapımına katkıda bulunduğunu söylemez[1].

Oysa ki, Dünya yuvarlağının batısında ve doğusunda ilk okunan ezanlarda Atatürk'ün de katkısı vardır.

“Nasıl yani?” dediğinizi duyar gibiyim!

Şöyle ki:

Fransa’daki Paris Camii (la Mosquée de Paris) ve Japonya’daki Tokyo Camii (Tokyo Jamii Mosque) Atatürk’ün yardımlarıyla tamamlanmıştır. Her iki camide de Atatürk'ün katkısı vardır[2]

Dahası Kurtuluş Savaşı'nda büyük zarar gören Eskişehir Mihalıççık Camii de bizzat Atatürk tarafından yeinden yaptırılmıştır. Atatürk ve İnönü döneminde yaptırılan ve tamir ettirilen onlarca cami için "CAMİ YALANLARINA YANIT VERİYORUM" yazıma bakınız lütfen.

PARİS CAMİİ ((la Mosquée de Paris)

Mustafa Kemal Atatürk, Paris Camii'nin yapımı için «bizim de çorbada tuzumuz bulunsun» diyerek, aralıklarla belli bir miktar para göndermiştir. Atatürk´ün ölümünden sonra bu yardım kesilmiştir.[3]

Paris Camii ve Enstitüsü rektörü Abbas Bencheikh El Hocine “Mustafa Kemal Atatürk´den Paris Camii´nde ışıklar ve izler bulunduğunu“ ifade ederek bu gerçeği doğrulamıştır[4]

Caminin şeref defterine göre de II. Abdülhamit’le ve M. Kemal Atatürk’ün Paris Camisi’nin inşasına maddî ve manevî katkıları olmuştur.[5]

TOKYO CAMİİ (Tokyo Jamii Mosque)

Avrupa’da Paris Camii’nin yapımına katkıda bulunan Atatürk, Asya’da ise Tokyo Camii’nin yapımına katkıda bulunmuştur.

1931 yılında Türkiye’ye gelip Atatürk’ü ziyaret eden Japon Elçisi Torijori Yamada, Atatürk’le yaptığı görüşmede, Atatürk’e, Tokyo’da Kazan Türklerince yaptırılmasına karar verilen bir camiye yardım etmesini teklif etmiştir. Atatürk de bu teklifi kabul ederek 1938’de tamamlanan Tokyo Camii’ne katkıda bulunmuştur. (6)

Bu nedenle olsa gerek ki, Tokyo Camii'nin 1938'deki açılışı sırasında cami içine Japonya bayrağıyla birlikte sadece Türkiye bayrağı asılmıştır.(7) Bu durum bu iddiayı daha da kuvvetlendirmektedir.

Sunay Akın’ın o tatlı heyecanıyla biraz da abartarak dediği gibi: “Bu millet şunu biliyor mu! Bu gezegenin en doğusundaki (ve batısındaki) sabah ezanının ilk okunduğu camiyi Mustafa Kemal Atatürk yaptırmıştır.”

Aslına bakılacak olursa genç Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarında dış ülkelerdeki cami yapımıyla ilgilenecek, bu camilere para yardımı yapacak lüksü ve gücü yoktur. Ancak emperyalizmi dize getiren ilk Müslüman olan Atatürk, dünya Müslümanlarının Kurtuluş Savaşı'na yaptıkları yardımı da hatırlayarak- dünya Müslümanlarına sembolik de olsa yardım etmeyi uygun görmüştür. Üstelik o bu sembolik yardımları hiçbir zaman "gösteriş" malzemesi de yapmamıştır. Bu yardımlar son derece sesiz ve gösterişsiz bir şekilde yapılmıştır.

ESKİŞEHİR MİHALIÇÇIK CAMİİ (Aşağı Camii)

Atatürk'ün Paris'te ve Tokyo'da cami yapımına katkıda bulunduğu iddialarına burun kıvıranlara bizden bir örnek verelim. Atatürk, Erzurum Kongresi`nden ölümüne kadar hep yanında ve hizmetinde olan Mihallıççıklı Emir Çavuşu Ali Metin aracılığıyla 5 bin lira gönderip, Yunanlılar'ın işgal sırasında yakıp yıktıkları ve imkanları olmadığı için Mihallıççıklıların yaptıramadığı kasabanın tek camisini yeniden yaptırmıştır.

Atatürk'ün tüm masraflarını bizzat karşılayarak yaptırdığı bu cami, bugün Mihallıççık'tadır ve 'Aşağı Camii' veya "Mihalıççık Atatürk Camii" diye adlandırılmaktadır.

Ali Çavuş (Metin), Atatürk’ün en yakınlarındandır. Ailesi aslen Malatyalı’dır. 1877-78 yıllarındaki Osmanlı-Rus savaşı sırasında, aile Eskişehir’e göçmüş, eski ismiyle Mihalıççık “Çukurviran” köyüne yerleşmiştir. Bilahere babası Hacı İsmail, aileyi Mihalıççık’a getirmiştir. Babasından dolayı da “Hacıların Ali” diye anılmıştır.

Ali Metin Çavuş, Birinci Dünya Savaşı’nın en hızlı olduğu dönemde 1915 yılında, daha 18 yaşındayken askere alınmıştır. O zamana göre iyi bir eğitimi vardır. Bunun için de Sivas’ta askerken “Küçük Zabit Mektebi”ne alınmış. Burada Enver Paşa’nın dikkatini çekmiş, onun karargahında hizmet vermiştir. Savaştan yenilgiyle çıkmamız üzerine tekrar Anadolu’ya dönmüş, Kazım Karabekir Paşa’nın başında bulunduğu 15. Kolordu’da askerliğine devam etmiştir.Orada da kendisini göstermiş. Atatürk’ün Erzurum’a gelmesi üzerine Karabekir Paşa, Ali Metin’i, 3 Temmuz 1919 günü Atatürk’ün hizmetine “Emir çavuşu” olarak vermiş, Atatürk’ü ölümüne kadar, özellikle Kurtuluş Savaşı süresince yakınlığı devam etmiştir. Atatürk’ün yemeklerini Ali Çavuş yapmıştır.

Halk dilinde “Aşağı Cami”, asıl ismiyle “Cami-i Kebir” 1302(1886) yılında Sivrihisarlı Hacı Süleyman tarafından yaptırılmıştır. O tarihlerde Mihalıççık, Sivrihisar’a bağlı bir kasabadır. Mihalıççık da Yunan işgaline uğramıştır.Cami, Yunanlılar tarafından tahrip edilmiştir. Uzun süre tamir edilememiştir. Ta ki, Atatürk yeniden yapımı için 5 bin lira gönderinceye kadar.

Özetle, Ali Metin’in vesile olmasıyla Atatürk, 5000 lira vererek Mihalıccık Camii'nin yeniden yapılmasını sağlamıştır. (8)

***

Atatürk, hiçbir zaman İslamla kavgalı olmamıştır; o gericilikle, bağnazlıkla, Arapçılıkla savaşmıştır. Herşeyden önce o kendini hep emperyalist Batıya meydan okuyan bir Müslüman, bir Doğulu olarak görmüştür. Doğu’nun sanatını, kültürünü, mimarisini, yaşam birçimini en mükemmel biçimde yaşatmaya ve tanıtmaya çalışmıştır. Mensup olduğu dinle her zaman gurur duymuştur. Dinle ve dindarla değil, hurafeyle ve dinciyle (yobazla) mücadele etmiştir. (Atatürk'ün din anlayışı konusunda Türkiye'deki en kapsamlı çalışma için Bkz. Sinan Meydan, ATATÜRK İLE ALLAH ARASINDA "Bir Ömrün Öteki Hikyaesi", İnkılap Kitabevi, İstanbul, 2009 ).

Not: Biliyorum, bu yazımdan sonra yine, Atatürk’ün dinle, Kuran’la, camiyle uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmadığına inanmak isteyen bazı Tanrıtanımazlarca ve bazı Yobazlarca ağır hakaretlere maruz kalacağım, ezberi bozulanlarca çirkin saldırılara uğrayacağım: Ama GERÇEK ATATÜRK’ÜN ortaya çıkarılması adına bütün bu hakaretlere ve saldırılara göğüs germeye devam edeceğim…

Sinan MEYDAN - 12 Ağustos 2011

Kaynaklar - Dipnotlar

[1] “İsmet İnönü camileri kapattırdı, han, hamam, otel tuvalet yaptırdı” yalanına verdiğim belgelere dayalı cevabı, Eylül 2011 de çıkacak “Cumhuriyet Tarihi Yalanları, 2. Kitap” adlı eserimde bulabilirsiniz.

[2] Paris Camii 1926 yılında, Tokyo Camii ise 1938 yılında tamamlanmıştır.

[3] Üzeyir Lokman Çaycı’nın Paris Camii ve Enstitüsü rektörü Abbas Bencheikh El Hocine’le yaptığı röportajdan; Üzeyir Lokman Çaycı, “Paris Camisinde Atatürk’ten Işıklar ve İzler Var”, Aktüel dergisi, 26 Eylül 2009.

[4] Çaycı, agm.

[5] İsmail Yakıt, “Birikimli ve Bulunmaz Bir Dost Prof. Dr. Hüseyin Ayan Hoca”, AÜ, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, S.39, Erzurum, 2009. s.1.

[6] Hakan Yılmaz, “Yamamada Torijori: Abdülhamit’ten Türkçe Öğrendi Atatürk’e Japonca Öğretti”, Zaman gazetesi, 6 Mayıs 2006. (Elimizde, Yamada'nın Atatürk'e Japonca öğrettiği iddiasını doğrulayan hiçbir somut belge yoktur.) Tokyo Camii üzerine yazılan az sayıdaki kitapta ve Tokyo Camii sitesinde "Atatürk ve Tokyo camisi hakkında hiçbir bilginin" olmamasının kanımca iki temel nedeni vardır: Birincisi bu konuda yeterli araştırma yapılmamış olması, ikincisi ise Atatürk'ün cami yapımına katkıda bulunmuş olmasından duyulan rahatsızlıktır.

(7) Ahmet Uzunoğlu, Tokyo Camii, Ankara, 2003, s.12 (Fotoğrafta japon ve Türk bayrakları açıkça görülmektedir.)

(8) Ali Metin Çavuş’tan nakleden Yurdakul Yurdakul, Atatürk’ten Hiç Yayınlanmamış Anılar, İstanbul, 2005, s.156.

Torijori Yamada'nın yazdığı kitaplar şunlardır:

Yamada, Torajiro (1896). Letter addressed to Soho TOKUTOMI. No.2. Tokutomi Soho Memorial Hall Shiozaki Foundation.
Yamada, Torajiro (1899). “Toruko Jijo”. Taiyo, Volume 5, No.20.
Yamada, Torajiro (1911). Toruko Gakan. Hakubunkan.
Yamada, Torajiro (1939). “Kaikyo Gojunen no Toruko” Kaikyoken. 3-3/4.

http://sinanmeydan.com.tr/index.php?opt ... Itemid=228

Atatürk’ün Yapımına Katkıda Bulunduğu Tokyo Camii (1938)
Resim

Atatürk’ün Yapımına Katkıda Bulunduğu Paris Camii (1926)
Resim

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Samimi Müslüman Atatürk
İletiTarih: 20 Oca 2013, 21:47 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
ATATÜRK RAMAZANLARDA KURAN OKUTURDU

Atatürk düşmanları, Atatürk’ü Müslüman-Türk milletinin gözünden düşürmek için Atatürk’e “dinsiz” diye iftira atmışlar, genç nesilleri bu çirkin iftirayla zehirlemişlerdir.

Allah’tan korkmayan kuldan utanmayan bu Atatürk düşmanlarının Atatürk’e yönelik bu asılsız ve çirkin iftiralarına cevap vermek için 15 yılımı vererek tam 1153 sayfalık ATATÜRK İLE ALLAH ARASINDA adlı bir kitap yazdım. Bu kitapta Atatürk’ün din anlayışını, doğumundan ölümüne kadar çok ayrıntılı bir şekilde belgelere dayalı olarak inceledim. Neredeyse bütün arşivlere girdim, yerli yabancı bütün kaynakları taradım. Ve 15 yıllık çalışmalarım sonunda Atatürk’ün bu ülkeye gelmiş geçmiş EN BİLİNÇLİ VE EN SADE İNANANLARDAN biri olduğunu gördüm. Araştırmalarım sonunda; Atatürk’ün inancını kendi içinde yaşayan, toplumun herşeyden önce dinini ANLAMASINI isteyen, bunun için DİNDE ÖZE DÖNÜŞ PROJESİ geliştiren, din istismarıyla ve yobazlıkla savaşan, başka inançlara saygı duyan samimi bir dindardır olduğunu gözler önüne serdim…

Burada Atatürk ve din konusundaki 1153 sayfalık ATATÜRK İLE ALLAH ARASINDA adlı kitabımı özetleyecek değilim; bu yazımda RAMAZAN AYI nedeniyle RAMAZAN AYLARINDAKİ ATATÜRK‘TEN kısaca söz etmek istiyorum.

Ramazan Aylarındaki Atatürk

Atatürk çok özgün bir din anlayışına sahiptir. Bu nedenle zaman zaman Atatürk’ün din konusunda söyleyip yazdıkları bizleri şaşırtabilir. (Örneğin, Medeni Bilgiler’deki din eleştirlileri… Ancak bütün bunların bir açıklaması vardır. Bu açıklamaları “Atatürk İle Allah Arasında“ adlı kitabımda bulabilirsiniz.

Atatürk, İslam dininin sosyal ve toplumsal boyutuna çok fazla önem vermiştir. Müslümanlar için kutsal ayların ve günlerin toplumsal dayanışmayı, birlik ve bütünlüğü pekiştirdiğini düşünen Atatürk, özellikle Ramazan ayına çok büyük bir önem vermiştir.

Atatürk, Ramazan aylarındaki manevi havadan etkilenmiştir: zaman zaman oruç tutmuş, oruç tutanlara kolaylıklar sağlamış, onlara büyük bir saygı duymuş, hatta Ramazan aylarında bazı kişisel zevklerinden (alkol almak, ince saz heyeti dinlemek gibi) vazgeçmiş, dahası sıkça Kuran okumuş veya özel hafızına Kuran okutarak dinlemiş, akşamları hafızları çağırtarak onlarla Kuran ve din sohbetleri yapmıştır…

Şimdi gelin lafı fazla uzatmayalım ve tanıklara kulak verelim.

Önce Atatürk’ün uşağı Cemal Granda‘yı dinleyelim:

“… Ramazanlarda Kadir gecesi ağzına kadehini koymazdı… Kadir geceleri sofra bile kurdurmazdı. Saygısı büyüktü. Bazen Mevlit dinlediği de olurdu. Miraç bölümünde, ‘Gerçeklere çıktı Mustafa’ denince gözleri yaşarırdı. O zaman hemen kolonya götürürdük. İnanışı samimiydi. Bence Allah’a inanıyordu.”

Atatürk Ramazan aylarında Dolmabahçe Sarayı’na gelen ve oruç tutan misafirlerine özel ilgi göstermiş; iftar sofrasıyla bizzat ilgilenmiş, ibadet etmek isteyenlere yer göstermiştir.

Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Hanım bu konuda şunları söylemiştir:

“…Her Ramazanın bir günü ve ekseriyetle Kadir gecesi bana iftara gelirdi. O gün, imkan bulabilirse oruç da tutardı. İftar sofrasını tam eski tarzda isterdi. Oruçlu olduğu zaman iftara başlarken dua ederdi.”

Atatürk’ün Ramazan ayında kız kardeşi Makbule Hanım’a; “Ramazan geliyor, annemize hatim okutmayı ihmal etme…” diye hatırlatmada bulunup, hatim okuyacak hafıza hediye edilmek üzere bir zarf içinde para verdiği bilinmektedir.

Atatürk’ün özel hafızı Hafız Yaşar Okur, Atatürk’ün Ramazan aylarındaki davranışlarını şöyle gözlemlemiştir:

“… Ramazanların Atam için çok büyük bir önemi vardı. Ramazan gelir gelmez ince saz heyeti Çankaya Köşkü’ne giremezdi. Kandil Geceleri de saz çaldırmazdı. Sadece beni huzurlarına çağırır, Kuran’ı Kerim’den bazı sureler okuturdu. Ben okurken gözleri bir noktaya takılır, derin bir huşu içinde dinlerdi. Ruhunun çok mütelezziz olduğu her halinden anlaşılırdı.

Ramazanlarda bir ay müddetle Hacı Bayram-ı Veli ve Zincirlikyu camilerinde şehitlerin ruhuna Hatim-i Şerif okumamı emrederlerdi. O günlerde civar kasaba ve köylerden gelenlerle cami hıncahınç dolardı…”

Görüldüğü gibi Atatürk Ramazan ayları boyunca bazı alışkanlıllarından da uzak durmuştur. Örneğin incesaz heyetini Çankaya’ya sokmamış, Kandil Geceleri saz çaldırmamıştır. Ayrıca Kuran-ı Kerim okumuş, çeşitli camilerde de şehitlerin ruhlarına Hatim-i Şerif’ler okutmuştur. Atatürk’ün bütün bu davranışları, onun Ramazanın anlam ve önemini idrak etmiş inanca saygılı son derece sade bir Müslüman olduğunu kanıtlamaktadır.

Şimdi de Atatürk’ün kütüphanecisi Nuri Ulusu‘ya kulak verelim:

“Atatürk otuz ramazan geceleri başta Saadettin Kaynak Hoca olmak üzere o devrin hafızları olan Hf. Yaşar, Hf. Zeki, Hf. Küçük Yaşar, Hf. Burhan, Hf. Hayrullah beyleri davet ederdi ki bu hafızlardan Hafız Yaşar aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı Alaturka Müzük Şefi’ydi. 1930 yılında emekli oldu. Ama ölene kadar hep Atatürk’ün yanındaydı. Soyadı Kanunu çıkınca Atatürk ona ‘Okur’ soyadını vermiştir. Atatürk davet ettiği bu hafızlardan tek tek din konusunda bilgiler alırdı. Ayrıca çok üzerinde durduğu Türkçe Kuran’ı Kerim hakkında görüşlerini de sorardı.

Yine bir Ramazan ayı gecesinde Atatürk, Dolmabahçe Sarayı’nda aceleyle beni çağırttı. Derhal makamına girdim. O gece sofra şefimiz İbrahim Bey izinli olduğundan, benim görevim olmadığı halde düzenimi ve intizamımı beyendiğinden olacak beni istemişler. Odaya girdiğimde, ‘Nuri oğlum hafızlar gelecek . Bu gece hafızların seslerini aksi sedasıyla daha güzel dinlemek için muayede salonundaki hususi daireye yemek masasını kurun, ama acele ha: kaç dakikada kurabilirsin?’ Pek tecrübelisi olduğum bir konu değildi. Derhal lazım gelen emirleri gerekli kişilere tebliğ ettim, herkes işe koyuldu. Hakikaten tam otuz dakika sonra herşey tamam gibiydi. Sevdiği çiçekleri de elimle tam masaya koyarken Atatürk, misafirleriyle birlikte gelmez mi? Masanın yanına geldi. Şöyle bir göz ucuyla masayı düzeni süzdü ve bana dönerek: ‘Aferi Nuri, İbrahim’i aratmamışsın, çiçekler de pek güzel…’ diye iltifatta bulundu. Zaten hep güzel şey yaptığımızda takdir ederdi. Amma bir de yanlış mı, hata mı yaptın, sadece bir bakardı ki, o bile yeterdi, içimize işlerdi.

Salona girdiler, sandalyeleri çekip oturdular, yemeğe başladılar. Konu yine Türkçe Kuran-ı Kerim’di. Atatürk hepsiyle ayrı ayrı ilgilendi. Kuran-ı Kerim’den okuttuğu duları zevkle dinledi.”

Nuri Ulusu’nun dediği gibi gerçekten de Atatürk özellikle DİNDE TÜRKÇELEŞTİRME ÇALIŞMALARINI başlattığı 1932 yılı Ramazan ayında sıkça tanınmış hafızlarla bir araya gelmiş, onlarla KURAN KONUŞMUŞ, KURAN OKUTUP DİNLEMİŞ, hatta bizzat KURAN OKUMUŞTUR.

Hafız Yaşar Okur‘u dinleyelim:

“1932′de Ramazanın ikinci günüydü. Atatürk ile Ankara’dan Dolmabahçe Sarayı’na geldik. Beni huzurlarına çağırdılar. ‘Yaşar Bey’ dediler. ‘İstanbul’un mümtaz hafızlarının bir listesini istiyorum. Ama bunlar musikiye de aşina olmalılar.”

Bu emir üzerine Hafız Yaşar Okur, İstanbul’un en tanınmış hafızlarından, Saadeetin Kaynak, Sultan Selimli Rıza, Süleymaniye Camii Baş Müezzini Kemal, Beylerbeyli Fahri, Darüttalim-i Musiki Azasından Büyük Zeki, Muallim Nuri ve Burhan beylerin yer aldığı bir liste hazırlamıştır.

Sonraki gelişmeleri yine Hafız Yaşar Okur’dan dinleyelim:

“O ana kadar bunların niçin çağrılmış olduğunu ben de bilmiyordum. O gün anladım ki, tercüme ettirlmiş olan bayram tekbirlerini kendilerine meşk ettirecektir. Hafızlar ikişer ikişer oldular ve şu metin üzerine meşke başladılar. ‘Allah büyüktür…Allah büyüktür…’

Atatürk, Cemil Said Bey‘in Kuran tercümesini getirtti. Bizlerin tercüme konusunda tek tek fikirlerini aldıktan sonra hemen hemen sabaha kadar tartıştık. Daha sonra ayağa kalkarak ceketlerinin önünü iliklediler. Kuran-ı Kerim’i ellerine alıp Fatiha Suresi’nin Türkçe tercümesini açıp halka okuyormuş gibi ağır ağır okudular. Bu haeketleriyle bizlerin halka nasıl hitap etmemiz gerektiğini göstermek istiyorlardı.

Sonra Atatürk: ‘Sayın hafızlar, içinde bulunduğumuz bu kutsal ay içinde camilerde okuyacağınız mukabelelerin tamamını okuduktan sonra Türkçe olarak da cemaate açıklayacaksınız. İncil’de Aramca yazılmış ama sonradan bütün dillere tercüme edilmiştir. Bir İngiliz İncilini İngilizce, bir Alman İncilini Almanca okur. Herkes okunan mukabelelerin manasını anlarsa dinine daha çok bağlanır” dediler.

Sonra yanındakilere: ‘Gazetelere haber verin, yarın camilerde okunacak surelerin Türkçe tercümesi de okunacaktır’ emrini verdiler.”

Atatürk, bu hafızlarla 1932 Ramazan ayında sıkça toplantılar yapmıştır: Camilerde Kuran okuyacak hafızlarla bizzat ilgilenmiş, hatta defalarca hafızlara Kuran’ın nasıl okunacağını göstermiştir.

Saaddetin Kaynak anlatıyor:

“Dolmabahçe Sarayı’nda büyük muayede salonunda saz takımı toplanmıştı. Atatürk bir imtihan ve tecrübe yapmaya hazırlanmış görünüyordu. Elinde Cemil Said’in Türkçe Kuran-ı Kerim’i vardı. Evvela Hafız Kemal’e verdi okuttu, fakat beyenmedi. ‘Ver bana, ben okuyacağım’ dedi.

Hakikaten okudu, ama hala gözümün önündedir, askeri kumanda eder, emir verir gibi bir ahenk ve tavırla okudu.”

Atatürk’ün Oruç Araştırmaları

Atatürk her konuyla olduğu gibi din konusuyla da “bilimsel” gözle ilgilenmiştir. Atatürk’ün dünyadaki diğer devrimcilerden en temel farklarından biri dini “akıl dışı” diye dışlamaması ve din üzerine de kafa yormasıdır.

Atatürk bir taraftan Ramazan aylarındaki manevi havayı solurken diğer taraftan oruç ibadetini anlamaya çalışmıştır. Okuduğu bazı kitaplarda “oruçla ilgili” bazı bölümlerin altını çizip, bazı notlar alması onun “orucu anlama” çabasının bir yansımasıdır.

Atatürk, Leon Caeteni‘nin “İslam Tarihi” adlı eserini okurken orucun anlatıldığı bazı satırların altını çizmiş, ve sayfa kenarlarına bazı özel işaretler koymuştur.

Örneğin, Hz. Muhammed’in, nefsine hakim olamadığı için hadım olmak isteyen İbn-i Mazun’a onay vermemesi; “nefsine hakim olmak istiyorsa oruç tutmasını” söylemesi, Atatürk’ün dikkatini çekmiştir:

“Peygamber onay göstermedi. Heveslerini yatıştırması için oruç tutmasını tavsiye etti.”

Atatürk, önemli gördüğü bu satırın altını boydan boya çizmiştir.

Atatürk, aynı kitapta ‘Ramazan bayramının ortaya çıkışını” anlatan bölümle de ilgilenmiştir.

“O sene (Hz) Muhammed taraftarlarına fitre zekatı vergisinin ödenmesini emretti. Bundan bir iki gün önce Müslümanlara bir konuşma yaptığı rivayet olunuyor. Ramazan ayı sonunda (Hz) Muhammed bütün ashabı ile birlikte şehirden çıkarak musallaya gitti. Salatül-iyd (bayram namazı) denilen namazı orada kıldı. Orucun bitimi bu namaz ile kutlanmış oluyordu. İlk defa olarak böyle bir adet yapılmakta idi…”

Önemli bularak bu satırların altını çizen Atatürk, ayrıca, “ilk defa olarak böyle bir adet yapılmakta idi” cümlesinin başına iki adet “X” işareti ve “Dikkat” anlamında bir “D” harfi koymuştur.

İşte, yobazın, liboşun “dinsiz” ve “din düşmanı” diye aşağılamaya çalıştığı ATATÜRK.

Varın siz karar verin kimin gerçekten dindar, kimin ise Allah’la aldatan yobaz olduğuna!…

Ayrıca, önemli olan Atatürk’ün inanıp inanmadığı, az ya da çok inandığı değil bu millet için yapıp ettikleridir.

Not: Atatürk ve din konusunda aklınıza takılan bütün soruların cevaplarını, Atatürk’ün din anlayışınının bilinmeyenlerini ATATÜRK İLE ALLAH ARASINDA adlı kitabımda bulabilirsiniz…

Sinan MEYDAN - 5 Ağustos 2011

http://sinanmeydan.com.tr/index.php?opt ... Itemid=228

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Samimi Müslüman Atatürk
İletiTarih: 20 Oca 2013, 21:47 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
TÜRKLÜK MÜSLÜMANLIĞIN ÖNCÜSÜDÜR

Atatürk sağ iken büyük İslam kongrelerinden birine biz de çağrılmıştık. Kongre, Mekke’de toplanacaktı. Atatürk’ün bir delege göndermeye razı olup olmayacağını merak ediyorduk.

Hiç tereddütsüz karar verdi. Türklüğünden kibir denecek kadar gurur duyan büyük adam, milleti ile aynı dinden olanları da gerilik ve kölelikten kurtulmuş görmek için elinden geleni yapmak istemiştir. Müslümanlık yeniden şereflendikçe nasıl Türklerin bundan manevi bir hissesi olacaksa on milyonlarca Müslüman ya geri ya köle kaldıkça bundan Türklere de bir utanç payı düşme ihtimali var mıydı?

Biliyordu ki Mekke’ye şapka ile gidilemez. Ama daha iyi biliyordu ki başlık ve kıyafet değiştirmekle din değiştirileceğini zanneden bir toplum ne gerilik ne de kölelikten kurtulabilir. Milletvekillerinden Edip Servet Tör’ü çağırdı:

-" Mekke’ye gidip beni temsil edeceksin, dedi. Türk’sün ve Müslümansın. Türklük, Müslümanlığın öncüsü ve kılavuzudur. Müslüman milletleri uygarlaşmaktan alıkoyan batıl itikatları yıkmak için Mekke’ye şapka ile gireceksin. Kara taassup seni parçalamaya bile kalksa başını vereceksin, fakat eğilmeyeceksin.”

Edip Servet Tör, Mekke’ye şapka ile girdi. Müslüman delegelerin en itibarlısı o idi. Kongrenin sonuna kadar, Mustafa Kemal mucizesine hayranlık duyan heyetler arasında, Kemalist Türkiye’yi efendice temsil etti.

(Kaynak: Behçet Kemal Çağlar, Atatürk Denizinden Damlalar, s.245 - Falih Rıfkı Atay, Niçin Kurtulamadık? İstanbul, 1953, s.33-34)

http://www.isteataturk.com/haber/704/at ... r-01091925

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni bir konu gönderCevap gönder 5 sayfadan 1. sayfa   [ 66 ileti ]
Sayfaya git 1, 2, 3, 4, 5  Sonraki


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan SiyasiForum.net Siyasi Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. SiyasiForum.Net hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde dönüş yapacaktır. Forumumuz kesinlikle hiçbir şekilde parti, örgüt, kurum, kuruluş ve oluşumu desteklememektedir. Tüm Problemler ve Reklam İçin: İletişim Formu için tıklayınız.