Yazı boyutunu değiştir
Sistem saati: 18 Oca 2018, 12:41


Yeni bir konu gönderCevap gönder 1 sayfadan 1. sayfa   [ 2 ileti ]
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Anıtkabir'in Sırrı
İletiTarih: 09 Ekm 2013, 22:49 
Genel Yetkili
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10 Mar 2010, 23:43
İleti: 4334

Atatürk düşmanlarının yalanlarından birisi de Anıtkabir'in mason tapınağı olduğudur. Yıllardır söyledikleri her yalan gibi mantıksız, temelsiz, cahilliğin ötesinde. Ne yazık ki bu yalanlar üzerinden yarım yüzyıl boyunca ekmek yediler. Anıtkabir'in yerini sorsan bilmeyecek olan adamlar, tarihten habersiz cahiller utanmadan hala bu yalanı dillendirmektedir. Anıtkabiri hepimiz biliyoruz ama Anıtkabiri ne kadar tanıyoruz? Yapılış sürecinden mimarisine kadar Anıtkabirin sırları:



ATATÜRK KENDİSİ İÇİN NASIL BİR MEZAR İSTEMİŞTİ?




1923 yılında, bir akşam yemeğinde, esmi Mısırlıların mumya yapmaları konuşulurken söz, Atatürk’ün mumlayanması ihtimaline gelmişti. Atatürk:



“Elbet birgün öleceğim, beni Çankayaya gömer, hatıramı yaşatırsınız.” Demiş, biraz sonra da:



“Beni milletim nereye isterse oraya gömsün. Fakat benim hatıralarımın yaşayacağı yer, Çankaya olacaktır.”

diye eklemiştir



Gene bir akşam, sofrada, Ata’nın ölümlü oluşu söz konusu olmuş, gömüleceği yer üzerinde durulmuştu. Atatürk’ün arkadaşlarından biri, Ulus Meydanı’ndan İstasyon’a giden yol üzerinde, dört yolun kavşağındaki yuvarlak yerin mezar için çok uygun olduğunu ileri sürmüştü. Ata



“İyi ve kalabalık bir yer. Fakat ben böyle bir yeri milletime vasiyet edemem'
' demiştir



O akşam sofrada bulunanlardan Recep Peker, Atatürk’ün yurdumuzun sınır boylarından getirilecek topraklar içine yatırılmasını ileri sürmüştü. Atatürk, Recep Peker’in bu düşüncesinden çok duygulanmış ve Bayan Âfet’e:


“Bunu Unutma!…
demiştir

Bu hatıralardan anlaşılıyor ki, Atatürk gömüleceği yer konusunda kesin bir düşünce ileri sürmemiş, bir vasiyet yapmamıştı. Atatürk’e yakınlıkları bilinen yazarlar da bu konuda bir şey yazmamış, söylememişlerdi. Atatürk, Çankaya’yı çok severdi. Konuşmaları sırasında hatıralarının Çankaya’da yaşayacağını söylemişti. Üstelik yıllarca Atatürk’le birlikte bulunan Sayın Prof. Âfet İnan, Atatürk’ün “Beni milletim nereye isterse oraya gömsün…” dediğini açıklamakta idi. Büyük önderin gömüleceği yeri milleti seçmeliydi.


ANITKABİRİN YERİNİN BELİRLENMESİ


Anıtkabir’in kurulacağı yerin kesin olarak tespiti için Büyük Millet Meclisi’nde 17 kişilik bir üst komisyon kuruldu. Başbakanlıktaki komisyona, bu konuda gelen teklifler, dosyalar hâlinde düzenlenmiş, Büyük Millet Meclisi’ne gönderilmişti. Komisyon üyeleri, dosyaları incelemişlerdi. Anıtkabir’in ya Çankaya’da ya da Etnografya Müzesi’nin bulunduğu yerde kurulmasına karar verilmek üzereydi. Toplantıda Komisyon Başkanı “Teklif edilen yerleri incelediniz. Üye arkadaşlar başka yerler de arayabilirler” dedi.

Anıtkabir Komisyonu üyelerinden Mithat Aydın, ileri sürülen yerlerin hiçbirini uygun bulmuyordu. Ertesi gün Ankara’nın birçok yerlerini bu amaçla gezdi, inceledi.

RASATTEPE’NİN BULUNUŞU

Aydın Milletvekili olan Yüksek Mühendis Mithat Aydın, otomobili ile çıkamadığı yerlere yayan tırmanıyordu. Etlik’I, Keçiören’I, Cebeci’yi Altındağ’I gezdi. En son, o zamanlar üzerinde birkaç küçük yapı bulunan Rasattepe’ye çıktı. Bu tepe, şehrin ortasındaydı. Çevresi boştu. Burada yapılacak Anıtkabir, çok uzaklardan görülebilirdi.

Mithat Aydın, Komisyonun son toplantısında, Anıtkabir yeri olarak Rasattepe’yi ileri sürdü. Tepenin özelliklerini anlattı. Fakat daha önce Çankaya üzerinde düşünce birliğine varmış olan üyeler, kararlarından dönmüyorlardı.

Aynı gün yapılan ikinci toplantıda, birçok üyeler söz aldılar. En son Süreyya Özgeevren söz aldı. Rasattepe’nin Anıtkabir için çok elverişli özelliklerini anlattı ve sözlerini şöyle bağladı:



Rasattepe’nin bunlardan başka bir özelliği daha vardır ki, hayali genişçe olan her kişiyi derin bir şekilde ilgilendirir sanırım. Rasattepe, bugünkü ve yarınki Ankara’nın genel görünüşüne göre, bir ucu Dikmen’de, öteki ucu Etlik’te olan bir hilal (yarımay)’in tam ortasında, bir yıldız gibidir. Ankara, hilalin gövdesidir. Anıtkabir’in burada yapılması kabul edilirse, şöyle bir durum ortaya çıkacaktır: Türkiye’nin başkenti olan Ankara şehri, kollarını açmış Atatürk’ü kucaklamış olacaktır. Atatürk’ü böylece bayrağımızdaki yarımayın (hilal) yıldızının ortasına yatırmış olacağız. Atatürk, bayrağımızla sembolik olarak birleşmiş olacaktır! Ben bu açıklamayı, birçok aydın kişilere ve bu arada Hüseyin Cahit Yalçın’a da yaptım. Bu büyük fikir adamı “Atatürk’ün yatacağı yerin böyle açıklanmasında, gelecek nesilleri teşvik etmek bakımından büyük faydalar vardır.” Buyurmuştur. Atatürk Anıtkabir’I için Rasattepe’ye oy verecek olanlar, Atatürk’e olan minnet borçlarını ödeme yolunu tutmuş olurlar!.”


Süreyya Özgeevren’den sonra İçel Milletvekili Emin İnankur söz aldı ve bir anısını anlattı. Emin İnankur, eski bir öğretmendi. Atatürk, onu çok severdi. Ata çok defa onu yanına alır, şehri birlikte gezerlerdi. Gene bir gezide yolları Rasattepe’ye düşmüştü. Atatürk, şehrin buradan seyrettikten sonra Emin İnankur’a dönmüş ve:

–Bu tepe ne güzel bir anıt yeri!…
demişti.

Emin İnankur’un ve Süreyya Özgeevren’in bu açıklamalarından sonra, Rasattepe’yi beğenenler çoğunluğu sağladılar. Anıtkabir’in Rasattepe’de yapılması, büyük çoğunlukla kararlaştırıldı. Karar, hükümete bildirildi. Rasattepe 15.6.1939’da bedeli ödenerek kamulaştırıldı.

ANITKABİR PROJELERİ

Hükümet, Anıtkabir proje yarışması şartlarını hazırlatıp dünyaya ilan ederek, son derece önemli bir karar aldı, bunu da türlü dillerde yayınladı. Anıtkabir proje yarışmasına katılan sanatçıların eserleri, uluslararası bir jüride incelenerek kesin karara bağlanacaktı. Bu karar, memnunluk uyandırdı. Hiçbir sanatçının hakkı kaybolmayacaktı.

Hükümetçe kurulan tarafsız jüride, o zamanlar Avrupa'nın ünlü sanatçılarından olan Alman Prof. P. Bonatz, İsviçreli Prof. İvan Tenghom ve Macar Prof. Karoly Wickinger ile ünlü Türk sanatçıları Prof. Arif Hikmet Holtay, Bayındırlık Bakanlığı Yapı ve İmar İşleri Reisi Yüksek Mimar Muammer Çavuşoğlu ve Ankara İmar Müdürü Yüksek Mimar Muhlis Sertel vardı.

Yarışma müddeti bittikten sonra jüri üyeleri, Başbakanlıkta, kendilerine ayrılan salonda toplandılar. Yarışmaya gelen projeleri incelediler. Her üye, üzerlerine rumuz (işaret) olarak rakamlar konulmuş olan projeleri inceliyor ve gizli olarak not veriliyordu. Uzun incelemelerden sonra üyelerin verdikleri notlar açıklandı.

Atatürk Anıtkabir Proje Yarışmasına 47 sanatçı katılmıştı. Bunlardan 27'si yabancı sanatçılardı. Türk mimarları da 20 eserle yarışmaya katılmışlardı.

Jüri, Anıtkabir proje yarışması'na gönderilen 47 eserden 3 tanesini "ödül verilmeğe değer" bulmuştu. Bunlardan biri ünlü Tannenberg Anıtı'nı yapan Alman Prof. Johannes Kruger'in, biri italyan Prof. Arnoldo Foschini'nin, biri de İstanbul Mimarlık Fakültesi Profesörü Emin Onat ile Doçent Orhan Arda'nın eserleriydi.

Jüri, bu üç proje hakkında oybirliği ile karar vermişti. Ancak bu eserlerden hiçbirisini, ötekilere üstün görmemişti. Bundan başka, jüri bu üç eseri ayrı ayrı eleştirmiş, her üçünde de bazı değişiklikler yapılmasını öğütlemişti.

Üç projeden en uygun olanını seçebilmek kolay değildi. Jüri bu üç projeyi niçin mükâfata değer gördüğünü bildiren bir rapor vermişti. Hükümet bu konuda, yetkili birçok kişilerin düşüncelerini aldı. Bu düşüncelere de dayanan hükümet, Prof. Emin Onat ile Doç. Orhan Arda'nın eserini uygulamaya karar verdi. Bu kararın dayanakları arasında, şu düşünceler yer alıyordu: "Yarışmayı kazanan üç proje birçok yönlerden aynı değerdedir. Fakat bunlar içinde, iki Türk'ün yaptığı eser bu millî konuyu daha başarılı olarak ifade etmiştir. Bundan başka, jüri raporunda belirtildiği gibi, bu projenin araziye uygunluğu öteki projelerden çok üstündür."

Hükümet, jürinin öğütlediği değişiklikleri de gözönünde bulundurarak, Türk sanatçılarının eserlerinin uygulanmasına 1942'de karar verdi. Emin onat ile Orhan Arda, eserlerinde gerekli değişiklikleri yaptılar. Proje bu yeni komisyonca 1943'te kesin olarak kabul edildi. Daha önce ilan edilmiş olan şartnameye göre yarışmayı kazanan projenin uygulanması ve kontrolü hakları, eser sahibine aitti. Bunun için de bir karar alınarak bu haklar Emin Onat'la Orhan Arda'ya verildi.

Anıtkabir projesinin nasıl meydana getirildiğini Prof. Emin Onat şöyle açıkladı: "Atatürk'ün başardığı devrimlerin en önemlilerinden biri, şüphe yok, bize geçmişin gerçek değerini göstermek olmuştur. Osmanlı devri şereflerle dolu bir devir olmakla beraber, itiraf etmek gerekir ki skolastik ruhun hüküm sürdüğü kapalı bir âlemden ibaretti. Gerçekte ise tarihimiz, bir zamanlar Ziya Gökalp'in "ümmet devri" dediği bir içe kapanmış medeniyetten ibared değildi. Akdeniz milletlerinden bir çoğu gibi, tarihimiz binlerce yıl önceye gidiyor. Sümerler'den ve Hititler'den başlıyor ve Orta Asya'dan Avrupa içlerine kadar birçok kavimlerin hayatlarına karışıyor. Akdeniz medeniyetinin klasik geleneğinin en büyük köklerinden birini teşkil ediyordu. Atatürk, bize bu zengin ve verimli tarih zevkini aşılarken, ufuklarımızı genişletti. Bizi Ortaçağdan kurtarmak için yapılmış hamlelerden en büyüğünü yaptı. Gerçek geçmişimizin Ortaçağ değil, dünya klasiklerinin ortak kaynaklarında olduğunu gösterdi. Gerçek milliyetçiliğin, içe kapanmış bir Ortaçağ gelenekçiliğinden asla kuvvet alamayacağını, onun yalnız ortak ve eski medeniyet köklerine inmekle canlanabileceğini anlattı. Avrupalılaşmakla, medenileşmekle, millîleşmenin aynı şey olduğunu, bundan iyi hangi fikir ifade edebilirdi?

Bunun içindir ki biz, Türk milletinin skolastikten uyanma, Ortaçağ'dan kurtulma yolunda yaptığı devrimin Büyük Önder için kurmak istediğimiz anıtın, onun getirdiği yeni ruhu ifade etmesini istedik. Ata'nın Anıtkabiri'ni, bir sultan veya veli türbesi ruhundan tamamen ayrı, yedibin yıllık bir medeniyetin, rasyonel çizgilerine dayanan klasik bir ruh içinde kurmak istedik."


Arkitekt Dergisi'nin 1943 senesi 1 ve 2 nolu sayılarında, yarışma ve sonuçları hakkında detaylı bilgi verilmiş, dereceye giren projeler aşağıdaki şekilde değerlendirilmişti.


Birincilik Ödülü: Mimar Emin Onat ve Orha Arda


Resim

Bu proje, herlesçe beğenilen bir kompozisyondur. İlk mabed fikrinden mülhem müstatili bir plan teşkil eden mozole ve teferruatı dıştan bir kolonla çerçevelenmiştir. Şeref holünü ihtiva eden hacim temini için umumi kütleden yükseltilmiştir. Esas itibarı ile sade ve basit hacimlerden mürekkep olan anıdın bu kısmı üzerinde fuzuli Baröliyefler yapılmıştır

Resim

Mimar Yohannas Krüger Projesi

Resim

Kabri ihtiva eden orta kısım, şakuli hacimlerle terkip edlmiş, etrafıı çerçeveleyen basık kolonad ve diğer tali ksımlar üzerinde hakim ve azametli bir tesir yapmaktadır.

Mimar Arnoldo Foschini Projesi


Resim

Seçilen projelerden İtalyan Mimar Arnoldo Foschini'ye ait olan bu proje, çok iyi çalışılmış bir eserdir. Bu mimar da kabri esas bünye olarak kabul etmiş, diğer aksamı projesinde küçük basık hacimler şeklinde terkip etmiştir. Kabri ihtiva eden abide, murabbai bir plan teşkil etmektedir.

Dış mimari, hacim itibarı ile nispetli ise de, cepheler lüzumsuz bir şekilde baröliyefler ile doldurulmuştur. İç mimariye gelince, bir kilisenin ruhunu taşımakta, şeref holünün kompozisyonu Türk ve İslam ruhuna tezat teşkil etmektedir.

Mozole, diğer kısımlardan tamamiyle ayrıdır. Diğer kısımlar arazinin meylinden istifa edilerek önde ve basık olarak yerleştirilmiştir. Merasim meydanına çıkan geniş merdiven otomobil yolu ile müteaddit yerlerden kesilmektedir.

Y. Mimar H. Kemali Söylemezoğlu , Kemal Ahmet Aru ve Recal Akçay Projesi


Resim

Satın alınan projelerden olan bu eser, genç üç Türk mimara aittir. Bu proje, müsabakanın Türk mimari karakterine en uygun eserdir. Plan esas itibari ile murabba olup, dört cephesinde çıkıntıları havidir. Mozole ve diğer teferruat aynı hacim içinde tertip ve terkip edilmiştir. Harici mimari, hacim, silüet ve mimari tafsilat itibari ile Türk karakterine haiz ise de, proporsiyonlarda ahenksizlik vardır. Eser, harici mimari bakımından işlenmemiş ve olgunlaşmamıştır.

Resim

Dış mimari hilafına bu projenin, iç milli duygularımıza hitap eden bir tesir yapmaktadır. Kabri ihtiva eden hol, biraz küçük olmakla beraber menşuri tavanı ve yan duvar motifleri, kolonadları ile birlikte milli bir atmosfer yaratmaktadır.

Y. Mimar A. Handan ve Feridun Akkozan Projesi


Resim

Plan itibari ile iyi buluşları ihtivaeden bu projenin harici mimarisi iptidai ve nisbetsizdir. Plan harica nazaran daha isabetli bir buluştur. Projeye kafi emek verilmediği anlaşılmaktadır.

Mimar Giovanni Muzio Projesi

Resim

Proje dış mimari itibari ile, en eski abide ve mezar şekillerinden mülhemdir. Altı köşeli plan üzerindeki ehram, taş inşaata çok musait görülüyorsa da, mimar bu satıhları o kadar çok pencere ile doldurmuştur ki, ancak betonarme ve zor bir inşaat sistemine muhtaçtır.

Resim

Mimar Guiseppe Vaccaro ve Gino Franzin'in Projeleri


Resim

ANITKABİRİN İNŞAATI


1. Kısım

Bu kısımda toprak seviyesi ayarlaması yapılmıştır. Ayrıca Atamızın kabirine doğru uzanan aslanlı yoldaki istinat duvarı yapılmıştır.Yaklaşık olarak 1 yıl sürmüştür

2. Kısım

Mozole ve törenin yapıldığı alanı kapsamaktadır. Ayrıca meydanın çevresindeki benzer amaçlarla kullanılacak binaların yapılmasını kapsamaktadır. Yine 2. kısım inşaatta anıt kütlesinin projesi tasarlanmıştır. Giriş kuleleleri ve Anıtkabir’e uzanan yolun önemli bölümü tamamlanmıştır. Ayrıca arazide ağaçlandırma gerçekleştirilimiş.Sulama sistemi yapılmıştır. Yaklaşık 5 yıl sürmüştür.

3. Kısım

Anıta çıkan yollar ve aslanlı yol tamamlanmıştır. Ayrıca tören meydanı ile mozolenin üst döşemeleri gerçekleştirilmiştir. Anıta çıkan merdiven basamakları yapılmıştır.

4. Kısım

Artık anıtkabirin tamamlanması için son aşamadır. Şeref holü ve tonozlar yapılandırılmış. Buralardaki taş profiller ve saçak süslemeleri yapılmıştır. Bu inşaat aşamaları bittikten sonra anıtkabirin 9 yıl süren inşaatı son bulmuştur.

Aslanların Sırrı

Türk milleti için kutsal değerlerle kuşatılan Anıtkabir'deki her mimari unsur ayrı bir anlam taşıyor. Ata'nın kabrine ulaşan 262 metrelik Aslanlı yolun sağ ve solunda bulunan 24 aslan, "24 Oğuz boyunu" temsil ediyor. Türk kültüründe güç sembolü olduğu için seçilen aslan figürlerinin çift olması milletin "birlik ve bütünlüğünü" vurgularken, aslanların kedi gibi yatar pozisyonda olması ise bu büyük gücün "barışseverliğini" sembolize ediyor. Ziyaretçilerin de kabrin manevi atmosferine ayak uydurmaya yönlendirildiği Aslanlı yolda, taşlar Ata'nın huzuruna çıkanların "başlarının öne eğik" olması için 5 santimlik çim boşluğu bırakılarak döşenmiş. Depreme karşı dayanıklı kılmak için tıpkı bir geminin su altındaki kısmı gibi toprağın içine yerleştirilen Anıtkabir'de mozolenin iç duvar ve zemini en nadide mermerlerle kaplanırken, tavanları renkli ve altın varaklı İtalyan mozaikleriyle süslenmiş. Milli değerleri temsil eden isimler verilen ve Selçuklu çadır mimarisinin özelliklerini yansıtan bir mimariyle yapılan 10 kule Anıtkabir'in siluetine ayrı bir değer katıyor

Anıtkabrin Antik Mısır Tapınaklarına Benzerliği

Anıtkabir antik Grek tapınaklarından ziyade Mısır’daki Dendarah, Karnak ve Luxor Tapınaklarından esinlenmiştir. Eski Mısır tapınak mimarisinin düz masif kolonları, tapınağa giden sfenksli yollar, lahit odası vb. Anıtkabir’de de görülmektedir.

Tarih boyunca, dünyanın bir çok yerlerinde tapınaklara ve mozolelere (anıtmezarlara) uzun yollar (alle) yapılmıştır. Bu uzun yolların iki yanına, türlü konularda heykeller yerleştirilir. Alleler, tapınağa ve mozoleye gidenleri, duygun ve düşünce bakımından ziyaret edecekleri ulu kişinin huzuruna hazırlamak için yapılır. Karnak Tapınağı’nın uzun yolunun (allesinin) iki yanında, insan boyundan yüksek kaideler üzerine, eski Mısırlılar’ın kutsal saydıkları koç başlı sfenksler vardır. Anıtkabir’de de, girişten, ortadaki tören meydanına kadar uzanan böyle 262 metre uzunluğunda bir alle vardır. Bu yolun sağ ve solunda 24 adet aslan heykelleri bulunmaktadır.

Resim

Denderah Tapınağı

Resim

Karnak Tapınağı

Resim

Luxor Tapınağı

Neden Sfenks değil de Aslan?

Dincilere göre aslan mason sembolüdür. Peki Anıtkabir’de aslan ne arıyor ve 24 sayısı neyin nesi, onun cevabı yok dinci iddialarında. Madem aslan masonlar için o kadar önemli de neden Washingtondaki mason binasında aslan yok yerine sfenks var? Madem Anıtkabir mason tapınağına benziyor neden mason tapınağında sfenks var da Anıtkabir’de aslan var? Hiçbirinin cevabı yok dincilerde. Es geçmişler. Aslında Dincilerde ne var? Sadece yüzeysel iddialarda es geçmek var. Anıtkabir’deki 24 aslanın “24 Oğuz boyunu” temsil ettiğini es geçerler. Karnak tapınağı allesinden esinlenen Anıtkabir allesinde sfenksler yerine aslan tercih edilmiş zira aslan Anadolu’nun eski uygarlıklarından Hititler’ de ve Türk mitolojisinde kudret ve kuvveti simgelemektedir. Yine Kardak’tan farklı olarak aslanların yanyana ikişer konması Türk Milletinin birlik ve bütünlüğünü temsil eder. Aslanların kedi gibi yatar pozisyonda olması ise Türk milletinin “barışseverliğini” sembolize eder.
Resim

M.Ö. 9.yy. sonu Halparunda III Hatıra Yazıtı


Anıtkabir Komutanlık Karargahının mimarisi Karnak mimarisinin adeta kopyasıdır.

Resim
Anıtkabir Komutanlık Karargahı

Resim

Karnak

Anıtkabirin Antik ve Eski Mısır mimarilerinden esinlenerek sentez yapılmasının nedeni eski Anadolu ve eski Mısır halkının Ön Türkler oluşu ve Atatürk’ün bu teoriye çok önem vermiş olmasıdır.

Çatının ve holün hikayesi


Resim

Anıtkabir çatısı düz, Washington mason binası ise aynen Halikarnas mozolesi gibi piramidal. Anıtkabirin ilk projesinde de çatı yok, antik eserlerde hiç olmayan dikdörtgen üst kat var. Çatısı düz. Mozolenin üstünde kolonat üzerine bir kitle, Milli Mücadele ve Türk inkılabını canlandıran kabartmaların yer alacağı çepeçevre dört duvardan oluşan ikinci kat ile Şeref holünün taş tonozlarla çevrilmesi öngörülmüş. İnşaat yapılırken zaman kazanmak için projede değişiklik yapılarakbu kat kaldırılır, taş tonoz ile örtülmesi öngörülen Şeref Holü betonarme tavan ile kapatılır.

ADIM ADIM ANITKABİR’İN ŞİFRELERİ

Resim

Anıtkabir’de ziyaretçileri karşılayan 26 basamaktan oluşan heybetli merdivenler Türk ordusunun ülke üzerinde hâkimiyeti sağladığı 26 Ağustos 1922’yi temsil eder. Merdivenlerin başında solda Türk erkekleri, sağda Türk kadınlarını temsil eden heykeller yer alır.

Resim

Merdivenin iki yanında “Kule” adı verilen tek katlı iki taş yapı vardır. Kulelerin tepesindeki çatı ve bronz temren, bugün Türkiye’de ve Orta Asya’da kırsal kesimlerde hâlâ görülen geleneksel Türk göçer çadırını temsil eder. Halk geleneğin göstergelerinden ilkidir.

Anıtkabir’de her biri Kurtuluş Savaşı’yla alakalı bir temayı temsil eden on kule bulunur; İstiklal, Hürriyet, Mehmetçik, Zafer, Barış, 23 Nisan, Misak-ı Milli, İnkîlap, Cumhuriyet ve Müdahafa-i Hukuk. Kulelerin içinde Atatürk’ün o temaya ilişkin sözleri vardır.

Resim

Kadın ve erkek heykellerinin iki tarafında taştan yapılmış 12’şer tane aslan heykeli vardır. Bu sıralı olduğundan “Aslanlı yol” olarak bilinen tören geçidi takip eder. Hitit Aslanı’na benzeyen bu heykeller Osmanlı öncesi kökenleri hatırlatmayı amaçlar. Bir de aslanların oturması “Barış ve gücü” temsil eder.

Bu tören geçidi devasa bir alanda son bulur. Alan Çankaya ve Meclis’e kadar uzanır. Hitit Aslanları’ndan başlayan tarihi yolculuk Çankaya’da son bulmuştur. Sol kolda artık tapınağa benzer ana bina vardır.

Resim

Şeref Holü’nün önündeki dış alanın zemininde 373 soyut kilim deseni bulunur aynı zamanda kuleleri birbirine bağlayan kemerlerin tavanında da benzer desenler vardır. Bu simgeler halk geleneğine vurgu yapar.

Alandan Şeref Holü’ne çıkarken her biri yanı kuşatan kabartmalar bulunur. Solda “Başkomutanlık Meydan Muharebesi, sağda “Sakarya Meydan Muharebesi… Yine Şeref Holü’ne varmadan önce ziyaretçiler birçok yerde Atatürk’ün sözleriyle karşılaşır.

Resim

Holün içersinde Türk kilim motifleri sayıca ve karmaşıklık bakımından artış gösterir. Holün ucunda ise tek bir pencereyle çevrili olan, Osmaniye’den getirtilen 40 ton ağırlığındaki yekpare kırmızı mermerden yapılmış muazzam büyüklükte Atatürk’ün mezarını temsil eden lahit yer alır. Naaşın kendisi ise lahdin tam aşağısında kümbete benzer sekizgen mezarda gömülüdür. Türkiye’nin 81 ili ve iki de dışarıda kalan ilden alınmış 83 pirinç kap içinde toprak bulunmaktadır.

Resim

Alandan Şeref Holü’ne çıkarken her bir yanı kuşatan kabartmalar görülür.

Resim

Atatürk’ün mozolesi

Ölümünden 75 yıl geçmesine rağmen Atatürk düşmanlarının onun hakkında asılsız iddialar ve iftiralar uydurması nasıl bir acizlik içinde olduklarını gösteriyor. Nur içinde yat büyük kurtarıcı...

Tarih_kurdu

_________________
Devrimin amacını kavramış olanlar sürekli olarak onu koruma gücüne sahip olacaklardır.
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Anıtkabir'in Sırrı
İletiTarih: 12 Şub 2015, 10:55 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Haz 2011, 12:32
İleti: 2749
Konum: Salpazari Cepni
Atatürkün anisina eklemek istedim

Resim


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni bir konu gönderCevap gönder 1 sayfadan 1. sayfa   [ 2 ileti ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan SiyasiForum.net Siyasi Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. SiyasiForum.Net hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde dönüş yapacaktır. Forumumuz kesinlikle hiçbir şekilde parti, örgüt, kurum, kuruluş ve oluşumu desteklememektedir. Tüm Problemler ve Reklam İçin: İletişim Formu için tıklayınız.