Yazı boyutunu değiştir
Sistem saati: 16 Oca 2018, 16:48


Yeni bir konu gönderCevap gönder 2 sayfadan 1. sayfa   [ 16 ileti ]
Sayfaya git 1, 2  Sonraki
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Mustafa Kemalin Filistin Cephesi Hezimeti.
İletiTarih: 29 Kas 2014, 07:10 
Kıdemli Üye

Kayıt: 11 Nis 2011, 12:28
İleti: 1469

Düşman Ordusu, 19 Eylül 1918’de Nablus güneyinde batıdan-doğuya doğru 8, 7 ve 4. Orduların savundukları mevzilere karşı büyük bir taarruz harekâtı başlatmıştır. M. Kemal’in başında bulunduğu 7. Ordunun kabul edilemez bir şekilde 8. ve 4. Ordulara haber vermeden ani bir surette geri çekilmesi, 8. ve 4. Orduların imhasına sebep olmuştur. Neticede Nablus Meydan Muharebesi olarak tarihe geçen bu çatışmalarda; Mareşal Liman Von Sanders’in Yıldırım Ordular Grubu bozguna uğramış, Cevat Paşanın 8. Ordusuyla kuruluşundaki Albay Refet (Bele)’in 22.Kolordusu imha olmuş, M. Kemal’in 7.Ordusuyla kuruluşundaki Ali Fuat Paşanın (Cebesoy) 20.Kolordusu ve Albay Ismet (Inönü)’in 3.Kolordusu ağır zayiat vermiştir.[1]
devam
http://belgelerlegercektarih.com/tag/mu ... -hezimeti/


En son iğneci tarafından, 30 Kas 2014, 14:46 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 değişiklik yapıldı.
Başlık düzeltildi.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Mustafa Kemalin filistin cephesi hezimeti
İletiTarih: 30 Kas 2014, 05:58 
Onursal Üye

Kayıt: 02 Kas 2011, 09:48
İleti: 7377
Konum: Kastamonu
Kadir resmen uçuşta..

1) Atatürk, çekilmiyor. Ordunun başında Alman genarelin olmasından rahatsız.

2) Kafasına göre hareket etme yok? Osmanlı komutanlığına telgraf yazıyor. Zaten bunu yapmak zorunda. Gelen telgıraf sonrası çekilmeye onay verip Suriye'ye tarafına çekiliyorlar..

3) Atatürk, Alman genarele güvenin olmadığını, bunların müttefiklerimiz olamıyacağını söylüyor. Doğru çünkü ekonomik durumları kötü ve amaç Ortadoğu'daki kaynaklar.
Zaten söylediği oluyor..

Benim anlamadığım Kadir, bu kadar herşeyi paylaşıyor. Peki Atatürk ile Osmanlı arasında telgırafları niye paylaşmıyor?
Bunu ilkokula giden çocuk bile araştırıp bulur?
Kamaloglu, Almanları nasıl bilirsin?

_________________
Beni dinle ey oğul,can oğul,Türklüğünü sakın kaybetme.Şunu iyi bil oğul,Han oğul,Hak yoldan başka yere gitme.
Vatan,Millet,Bayrak,Kur'an,Yüreğinde yer bulsun.Hedefin olmalı Turan,Diyesin vatan sağolsun.
Dede Korkut.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Mustafa Kemalin Filistin Cephesi Hezimeti.
İletiTarih: 30 Arl 2014, 19:30 
Kıdemli Üye

Kayıt: 16 Kas 2014, 16:49
İleti: 476
Mustafa Kemali eleştirilimde adam savaş kaybetti diye yerden yere vurmayalım ki cephenin komutanı Almandı . Çanakkaleyi , Kurtuluş savaşını ne dersek diyelim onun sayesinde kazandık . Benimde bir çok eleştirdiğim konu var Atatürk hakkında ama böyle iddialar koymakta pek hoşuma gelmiyor Kamaloğlu

_________________
SELAM VE DUA


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Mustafa Kemalin Filistin Cephesi Hezimeti.
İletiTarih: 30 Arl 2014, 19:58 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Şub 2013, 12:23
İleti: 8106
Çok meraklıysan, general Liman von Sandersin yetkilerini bırakmadan yazdığı raporu oku.

_________________
Küçük bir hatayı büyük bir hataya çevirmek istiyorsanız, o küçük hatayı savunun. Vladimir İlyiç Lenin


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Mustafa Kemalin Filistin Cephesi Hezimeti.
İletiTarih: 19 Şub 2015, 22:26 
Yeni Üye

Kayıt: 19 Şub 2015, 22:14
İleti: 25
Kemal'in benzer bir bozgunu da, Balkan Savaşları sırasında, Bolayır taaruzu esnasında Bulgarlara karşı komuta ettiği 10.kolorduyu, bir gün önce harekete geçirmesi ile vuku bulmuştur. Kemal'in bu hatası sebebiyle 6 bin Osmanlı askerinin cansız bedeni Trakya topraklarına serilirken, Bulgarlar ise sadece 114 kayıp vermişlerdi.

Fakat tabi ki Kemal'i tanrılaştırma eğilimi gösteren geleneksel Türk tarih yazıcılığı sebebiyle bu tarihi hakikatler, bilgiye aç genç dimağlardan saklanırken, yerine Kemal kültüne halel getirmeyecek akıl ve hakikat dışı tarihsel dezenformasyon topluma empoze edilmektedir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Mustafa Kemalin Filistin Cephesi Hezimeti.
İletiTarih: 20 Şub 2015, 02:21 
Banlanmış Üye

Kayıt: 16 May 2012, 02:33
İleti: 835
Radovan yazdı:
Kemal'in benzer bir bozgunu da, Balkan Savaşları sırasında, Bolayır taaruzu esnasında Bulgarlara karşı komuta ettiği 10.kolorduyu, bir gün önce harekete geçirmesi ile vuku bulmuştur. Kemal'in bu hatası sebebiyle 6 bin Osmanlı askerinin cansız bedeni Trakya topraklarına serilirken, Bulgarlar ise sadece 114 kayıp vermişlerdi.

Fakat tabi ki Kemal'i tanrılaştırma eğilimi gösteren geleneksel Türk tarih yazıcılığı sebebiyle bu tarihi hakikatler, bilgiye aç genç dimağlardan saklanırken, yerine Kemal kültüne halel getirmeyecek akıl ve hakikat dışı tarihsel dezenformasyon topluma empoze edilmektedir.


Yalan ve iftira artık iyice genlerinize işledi yahu. Hayatımda şu Mustafa Armağan kadar yalanı, yanlışı ispatlanıp rezil olan adam görmedim. Başkası olsa insan içine çıkmaya yüzü olmaz. Gerçi o da kendince haklı; nasıl olsa söylediklerine inanan sizler gibiler var.

Alıntı:
Ali Özsoy
Mustafa Kemal Balkanları kurtaran kahramandır


Tarih camiasına Armağan bir şarlatan

Tarihle tek alakası Atatürk düşmanlığı olan bir sürü tip ortalıkta atıp tutuyor. Bunlardan biri de Mustafa Armağan. 1961 Cizre doğumlu, Zaman yazarı. Bu adamın tarih bilimiyle akademik bağlamda tek bir alakası yok ama olsun.
Arkasına aldığı Fethullahçı sermaye ile birlikte en önemli tarihçilere parayı bastırıyor, ortak derleme kitaplar basıyor, sempozyumlarda yanlarına kendisini oturtuyor. Tabii tarihçiler de uyanık. Kendi makaleleri kitapta yine tarih biliminin kuralları çerçevesinde... Telif paralarını alıyorlar. Mustafa'ya da saçmalama özgürlüğü zaten tanınmış.

Mustafa'nın son yumurtlaması 7 Ekim tarihli Zaman gazetesindeki yazısında ortaya attığı teori: Mustafa Kemal bize kahraman ve büyük bir askeri deha olarak tanıtılıyormuş. Ama aslında Edirne'yi ve Balkanları kaybetmemizin nedeni Mustafa Kemal'miş.

Telepati ile beyin yıkayan deccal

Mustafa Armağan'a göre Osmanlı Balkanları ve Edirne'yi Atatürk yüzünden kaybetmiştir. Çünkü Balkan Savaşları'nın kritik aşamasında yönettiği Bolayır Taarruzu'nda feci bir yenilgiye uğramıştır. Böylelikle aylarca süren Edirne savunmasına yardım birlikleri ulaşamamış ve Osmanlı Edirne'yi kaybetmiştir.

Balkan Savaşlarındaki felaketten dolayı Türkiye'de her kesim diğerini suçlar. Kimisi İttihatçıları kimisi İtilafçıları kimisi Abdülhamit'in yeteneksiz komutanlarını kimisi Enver Paşa'yı... Ama Atatürk'ün suçlandığını ilk kez duyuyoruz!

Mustafa Armağan herkesi cahil sandığı için Bolayır'daki tali bir taarruzu Balkan Savaşları denen onlarca kuşatma ve meydan muharebesinin esası olarak okuyucuya yutturmak istiyor. Oysa bahsettiği çarpışma 8 Şubat 1913'te olmuştur.

Peki, Atatürk Balkan Savaşlarının bütün tayin edici çatışmaları sırasında nerededir? Tabii ki Trablusgarp cephesinde!

Atatürk Gelibolu'ya geldiğinde (tam olarak 2 Aralık 1912) savaş fiilen bitmişti ve Bulgar Ordusu İstanbul'un ancak dış varoşlarında durdurulabilmişti.

Bakın Atatürk Gelibolu'ya atanana kadar savaşın ilk iki ayında neler olmuş: Girit, Bozcada, Limni işgal edilmiş, Priştine, Yeni Pazar, Selanik, Preveze, Yakova, Nikarya, Debre, Draç, Ohri düşmüş.

Osmanlı Ordusu Kosova'da Sırp ordusu karşısında bozguna uğramış. Selanik tek bir kurşun atılmadan Yunan Ordusuna teslim edilmiş. Bulgar Ordusu Osmanlı'nın Şark Ordusunu Edirne, Kırklareli ve Lülebürgaz'da tam üç kez art arda hezimete uğratmış ve İstanbul'a dayanmış. Ve hatta İtalyan, İngiliz, Fransız ve Alman donanmaları İstanbul işgal edilince kendi tebaaları zarar görmesin diye İstanbul'a asker çıkarmış.

Balkan Savaşları 1,5 ayda bitti. Geriye sadece kuşatma altında 6 aydan uzun bir süre aç, susuz ve silahsız kahramanca direnen Yanya, İşkodra ve Edirne kaldı. Bir de Çatalca'da İstanbul'u ve Bolayır'da Çanakkale Boğazı'nı koruyan son iki direnme hattı...

Türk tarihinin büyük bir talihsizliğidir ki bu sırada Atatürk ne yazık ki binlerce kilometre uzakta Trablusgarp'taydı.

Zaman makinesi olan resmi tarihçi "diktatör"

Mustafa Armağan'ın bahsettiği şu meşhur 8 Şubat 1913'teki Bolayır taarruzuna dönelim.

Mustafa Armağan diyor ki bu taarruzu Atatürk yönetmiş ve Türk tarihinin en başarısız taarruzu olarak hezimete yol açmış. Edirne böylece düşmüş:

"Olayın tanıklarından Fahrettin Altay'a göre yanlış hareketin sebebi, Mustafa Kemal'in kurmay başkanı olduğu 10. Kolordu'nun planlanandan bir gün önce hücuma geçmesiymiş. Buna göre, erken hücum emrini veren Enver Bey değil, Mustafa Kemal'dir."

Bir de yabancı kaynak ekliyor ki daha inandırıcı olsun:

"Lord Kinross Bolayır'da ‘feci bir yenilgi' yaşandığını, Edirne'nin bu yüzden düştüğünü yazar."

Çok garip... Mustafa yapmamış ama Lord Kinross'tan tam olarak alıntı yapalım:

"Mustafa Kemal de Fethi de (...) böyle bir ciddi durumda bu kadar geniş bir harekete girişmenin şiddetle karşısındaydılar. Gerçekten de saldırı ilk andaki başarısından sonra feci bir yenilgiyle sonuçlandı."

Yani Lord Kinross, Mustafa Armağan'nın tezinin tam tersini savunuyor! Atatürk sorumlu değil tam tersine uyarıcıymış.

Mustafa Armağan'ın kurgusu şu: Bolayır'daki Osmanlı ordusu taarruza geçecek, eş zamanlı olarak Şarköy'e çıkartma yapan başka bir kolordu bu taarruza destek verecek, Bulgar hatları yarılacak ve Edirne'ye yardım edilecektir. Ama Atatürk'ün yönettiği (!) taarruz Şarköy çıkartmasını beklemeden bir gün önce yapıldığı için büyük bir hezimet olmuş ve Edirne 2 ay daha dayandıktan sonra düşmüş.

Tüm iddiaların kanıtı ne? Atatürk 10. Kolordunun Kurmay Başkanı'ymış. Enver Paşa'nın kolordusunun Şarköy'e çıkarma yapmasını beklemeden taarruz emri vermiş.

Şimdi başlayalım:

Atatürk nasıl oluyor da 10. Kolordu'nun Kurmay Başkanı oluyor?

Zaten Şarköy'e çıkartma yapacak olan ­Ko­­lordu 10. Kolordu! Bolayır'dan taarruz yapan sonradan Bolayır Kolordusu'na dönüştürülen Bahr-i Sefid Boğazı Kuva-yi Mürettebe Komutanlığı.

10. Kolordu'nun Kurmay Başkanı olan ve aynı zamanda vekil olarak kolordu komutanlığını yöneten ise Enver!

Atatürk ise Bolayır'daki Bahr-i Sefid Boğazı Kuva-yi Mürettebe Komutanlığı'nda görevli.

Ama Mustafa Armağan'a göre Atatürk aynı anda 10. Kolordu'nun Kurmay Başkanı. Yani Armağan'a göre Atatürk aynı anda hem Bolayır'daki başarısız taarruzu yönetiyor, hem gemide Şarköy'e yapılacak başarısız ve geciken çıkartmayı yönetiyor, hem de Enver'in kılığını, bedenini ve kimliğini çalmış çevresine kendisini 10. Kolordu kurmay başkanı olarak tanıtıyor. Vay be gerçekten "deccal" olmasın!

Neyse gülüp geçelim. Ve diyelim ki bizim büyük tarihçi sadece küçük bir hata yapmış ve Enver'in görevli olduğu çıkartmada geciken 10. Kolordu ile Atatürk'ün görevli olduğu Mürettebe Komutanlığını dalgınlıkla karıştırmış.

İyi de Kurmay başkanlığı meselesini ne yapacağız?

Atatürk 8 Şubat'ta Bolayır'da taarruza kalkan Mürettebe Komutanlığının da kurmay başkanı değil ki!

Hayda! O da tutmadı.

8 Şubat'taki başarısız taarruzdan 10 gün sonra 17 Şubat 1913'te Fahri Paşa'nın emrindeki Mürettebe Komutanlığı Bolayır Kolordusuna dönüştürülüyor ve ancak bu tarihte Atatürk kolordunun kurmay başkanlığına getiriliyor.

Yani Mustafa Armağan'ın "Türk tarihinin en başarısız taarruzu" dediği Bolayır taarruzundan tam 10 gün sonra Atatürk Bolayır Kolordu'sunun kurmay başkanı olmuş.

Zaman yolculuğu bitmiyor

Atatürk bilindiği gibi Bolayır Kolordusu Kurmay Başkanı olduktan sonra aynı kolorduda görevli yakın arkadaşı Fethi Bey ile birlikte 23 Ocak'ta Enver'in yaptığı Babıali Baskını ile kurulan ve fiilen Enver'in yönettiği Mahmut Şevket Paşa hükümetine bir muhtıra gönderiyor.

Enver'in kanlı hükümet darbesinin tek nedeni Kamil Paşa'nın Edirne'yi anlaşmayla Bulgarlara bırakmış olmasıdır. Ancak Bolayır, Şarköy ve Çatalca'daki başarısız ve küçük çaplı taarruzlardan sonra Enver'ler de Bulgarlarla anlaşma yolu tutarlar. grafında açıkça Enver, Cemal, Talat ve Mahmut Şevket Paşa tehdit edilmekte, Edirne bahanesiyle yapılan kanlı hükümet darbesi hatırlatılmakta ve derhal Bulgarlara her cephede taarruz edilmesi için bir harekât planı sunulmaktaydı.

Bu uyarı çok etkili oldu. Halk kesimleri de Edirne konusunda huzursuzdu ve kanlı darbenin tüm meşruluğu bitiyordu.

Atatürk açıkça büyük bir risk almıştı. İttihatçı hükümet onu tutuklayabilir ve hatta infaz edebilirdi. Ancak bunun yerine Mahmut Şevket Paşa, Hurşit Paşa ve Enver, Atatürk, Fethi Bey ve kolordu komutanı Fahri Paşa ile görüşmek ve yatıştırmak için Gelibolu'ya geldi.

Mustafa Armağan'ın yazısına geri dönersek Atatürk Edirne'yi mahveden başarısız taarruzu yönettiği gibi, kurtarmak için de hiçbir şey yapmamış. Geri kalanı ise resmi tarihin uydurması ve örtme harekâtıymış:
"Oysa elimizde 17/18 Şubat 1913 tarihli Fethi (Okyar) Bey ile birlikte Mahmut Şevket Paşa'ya yazdıkları bir uyarı mektubu var. Mektupta Binbaşı M. Kemal Çatalca'dan Bulgarlara şiddetle taarruz emri verilmesi gerektiğini söylüyor, dahası, taarruzun bir an dahi ertelenmesinin doğru olmadığında ısrar ediyor (Atatürk'ün Bütün Eserleri 1, s. 147-9).

Görüldüğü gibi resmi metinler tarihi örtme harekâtının parçası olmakta yarışıyor. Bütün başarısızlıklar başkalarına, başarılar tek bir kişiye. Madde 1) Patron haklıdır, Madde 2) Haksız göründüğü durumlarda 1. madde uygulanır!"

Mantığa bakın! Mustafa Armağan, Atatürk'ün Edirne'yi kurtarmak için Çatalca üzerinden bir taarruz planı önerdiğini ve Mahmut Şevket Paşa'yı uyardığını kabul ediyor.

Ama bu uyarı mektubu aslında "resmi tarihin örtme harekâtı" içinmiş. İyi de Atatürk daha 1913'teyken ileride yazacağı resmi tarih için oraya buraya vesika mı bırakmaya başlamış?

Vikipedia şarlatanı

Şimdi son olarak Şarköy Çıkarması ve Bolayır Muharebeleri'ne dönelim. Mustafa ile değil tarih en basit mantık kurallarında dahi zor anlaşabileceğimiz için kronolojik olarak çok basit yazıyorum:

17 Kasım 1912'de Bulgar Ordusu Çatalca'ya kadar geldi ve İstanbul'a dayandı. Tüm Rumeli Yanya, İşkodra ve Edirne hariç elimizden çoktan çıkmıştı.

25 Kasım 1912'de Atatürk Kuvayı Mürettebe Komutanlığı'na Harekât Şubesi Müdürü olarak atandı. (Kurmay başkanı değil.)

2 Aralık 1912'de Atatürk Bolayır'a geldi.

8 Şubat 1913'de sabah saatlerinde Bolayır taarruzu başladı. Taarruz emrini veren doğal olarak Kuva-yı Mürettebe Komutanı Fahri Paşa'ydı. (Binbaşı olan Atatürk değil.)

Bolayır-Şarköy Harekât planını hazırlayan ve taarruz saatini saptayan ise Başkomutan Ahmet İzzet Paşa ve 10. Kolordu Komutanı Enver'di. (O sırada sadece Mürettebe Komutanlığı'ndaki harekât şube müdürü olan Atatürk değil.)

Enver'e bağlı 10. Kolordu eş zamanlı çıkartma ve taarruz için karar verilen saatten tam 15 saat sonra Şarköy açıklarına geldi ve tam 24 saat sonra 9 Şubat'ta çıkartma yaptı.

Enver'in komutasındaki 10. Kolordu düşmana sadece 5 ölü zayiat verdirip, kendi kolordusunda 100 ölü kayıp verdikten sonra 10. Kolordu'yu kayıpsız olarak aynı gemilerle 11 Şubat'ta Şarköy'den çekti.

17 Şubat 1913'te Atatürk Bolayır Kolordusu Kurmay Başkanı oldu.

18 Şubat 1913'te Atatürk hükümete Edirne'yi kurtarmak için bir taarruz yapması yolunda çok sert bir muhtıra gönderdi.

22 Temmuz 1913'te Atatürk'ün Kurmay Başkanlığını ve Fahri Paşa'nın çekilmesiyle vekil komutanlığını yaptığı Bolayır Kolordusu önce Edirne'yi sonra da Dimetoka'yı kurtardı.

Atatürk bunları yapıyorken binbaşı rütbesindeydi!

Mustafa Armağan Harekât Şube Müdürü ile Kurmay Başkanı, Kurmay Başkanı ile Kolordu Komutanı arasındaki farkı bilmeyebilir. Bunu "derin tarihçinin" derin bilgisinde bir kusur olarak görmeyelim artık.

Basitçe özetleyelim.

O zamanki Osmanlı ve bugünkü Türk ordusunda bir kolorduda dört şube müdürlüğü vardır: Personel, istihbarat, harekat ve eğitim, lojistik...

Bunların üstünde Kurmay Başkanı vardır. Bunun üstünde de kolordu komutanı...

Harp tarihini biraz olsun üstünkörü inceleyen biri bir kolordunun taarruz emrini binbaşının veremeyeceğini bilir. Kaldı ki Balkan Savaşları ile ilgili yazılı hemen hemen bütün kaynaklar Bolayır-Şarköy harekâtında çıkartmanın bir gün gecikmesinden kaynaklanan önemli bir sorun olduğunu belirtir.

Belge meraklısı Mustafa üçüncü el kaynaklara başvurmasın. Genel Kurmay Askeri Mecmuası 109. sayıda General (o zaman K. yarbay) Hüsnü Ersü'nün Şarköy-Bolayır muharebeleri üzerine detaylı bir araştırması vardır.

Böylesine eşgüdümlü bir harekât bırakın kolordu harekât şubesindeki bir binbaşı, kolordu komutanı tarafından bile yönetilemez. Nitekim Hüsnü Ersü'nün çalışmasındaki tarihi vesikalar Bolayır Kuvayı Mürettebe Komutanı Fahri Paşa, 10. Kolordu vekil komutanı Yarbay Enver ve Başkomutan Vekili Ahmet İzzet Paşa arasında çok yoğun bir telgraflaşmayla harekâtın planlandığını göstermektedir. Fahri Paşa'nın Şarköy'deki çıkartmanın zamanında yapılamayacağına dair çok büyük şüpheleri olduğu, sonunda Ahmet İzzet Paşa ve Enver'in Fahri Paşa'yı ikna ettiği, Ahmet İzzet Paşa'nın çıkartma ve taarruz için 8 Şubat sabahı saat sekizi saptadığı ve bilinmeyen nedenlerle ne yazık ki Enver'in Kolordusunun çıkartmasının tam bir gün geciktiği apaçık ortadadır.

Ama Mustafa'ya göre Atatürk bir binbaşı olarak üstündeki yarbayları, albayları, tümgeneralleri, korgeneralleri ve hatta Başkomutan vekili Ahmet İzzet Paşa'yı aşarak birden bire, Enver'i beklemeden, bir gün önceden "saldırın" demiş! Ve koskoca kolorduda onun üstündeki tüm rütbeliler o sırada uyuduğu için erler saldırmış, erken başlayan taarruz başarısız olmuş ve Edirne düşmüş!

Mustafa Armağan Zaman gazetesinde bu bilimkurgu yazısını yazdıktan sonra aynı gün Vikipedia'ya Atatürk maddesinde şu cümle eklenmiş:

"General Stilian Georgiev Kovachev komutasındaki Bulgar 4. Ordusu tarafından yenildi."

Huylanmadan edemedik. Acaba bizim Mustafa bunu eklemiş olmasın. Çünkü cümlenin garip mantığının içerdiği mizah onu hatırlatıyor. İki ordu savaşıyor. Ama yenen Bulgar generali yenilen ise bir Osmanlı binbaşısı... Yani yenilen Osmanlı ordusu bile değil. Sanki Atatürk ile Bulgar general güreş tutmuş. Atatürk tuş olmuş.

"Atatürk'ü niye abartıyorsunuz. O Çanakkale'de sadece yarbaydı." diyen mantık Binbaşı Atatürk'e koskoca bir Balkan Savaşı'nı kaybettiriyor.

Önemli olan tabii ki rütbe değil komuta edilen güçtür. Atatürk 8 Şubat 1913'ten 6 ay sonra binbaşı iken Bolayır Kolordusu komutanlığını vekâleten üstlendi ve sonra da gerçekten Edirne'yi kurtardı.

Fahri Paşa'nın Kolordusu başarısız sayılmaz çünkü savaşta tek bir muharebenin değil bütün çatışmaların sonucu önemlidir. Nitekim 8 Şubat'tan altı ay sonra Atatürk'ün de büyük katkılarıyla Fahri Paşa'nın kolordusu Edirne'yi kurtarmıştır.

Kısacası Atatürk'ü Edirne'nin kaybedilmesi ile suçlayan büyük tarihçimizin iddiasının tersine Atatürk tam iki kez Edirne'yi kurtarmıştır. Bir 1913 Temmuz'unda bir de 1922 Ekim'inde...

İnanmıyorsa haritaya bakabilir. Müjde! Edirne hâlâ Türkiye sınırları içinde...


:arrow: http://turksolu.com.tr/381/ozsoy381.htm

_________________
"Bu memleket tarihte Türk'tü, halde Türk'tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır."

"Beyler, hiçbir dine bağlı olmayan kalp istirahattan mahrumdur."- Aralık 1930

Mustafa Kemal ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Mustafa Kemalin Filistin Cephesi Hezimeti.
İletiTarih: 25 Şub 2015, 20:41 
Yeni Üye

Kayıt: 07 Şub 2015, 14:12
İleti: 28
meteoguz yazdı:
Radovan yazdı:
Kemal'in benzer bir bozgunu da, Balkan Savaşları sırasında, Bolayır taaruzu esnasında Bulgarlara karşı komuta ettiği 10.kolorduyu, bir gün önce harekete geçirmesi ile vuku bulmuştur. Kemal'in bu hatası sebebiyle 6 bin Osmanlı askerinin cansız bedeni Trakya topraklarına serilirken, Bulgarlar ise sadece 114 kayıp vermişlerdi.

Fakat tabi ki Kemal'i tanrılaştırma eğilimi gösteren geleneksel Türk tarih yazıcılığı sebebiyle bu tarihi hakikatler, bilgiye aç genç dimağlardan saklanırken, yerine Kemal kültüne halel getirmeyecek akıl ve hakikat dışı tarihsel dezenformasyon topluma empoze edilmektedir.




Yalan ve iftira artık iyice genlerinize işledi yahu. Hayatımda şu Mustafa Armağan kadar yalanı, yanlışı ispatlanıp rezil olan adam görmedim. Başkası olsa insan içine çıkmaya yüzü olmaz. Gerçi o da kendince haklı; nasıl olsa söylediklerine inanan sizler gibiler var.

Alıntı:
Ali Özsoy
Mustafa Kemal Balkanları kurtaran kahramandır


Tarih camiasına Armağan bir şarlatan

Tarihle tek alakası Atatürk düşmanlığı olan bir sürü tip ortalıkta atıp tutuyor. Bunlardan biri de Mustafa Armağan. 1961 Cizre doğumlu, Zaman yazarı. Bu adamın tarih bilimiyle akademik bağlamda tek bir alakası yok ama olsun.
Arkasına aldığı Fethullahçı sermaye ile birlikte en önemli tarihçilere parayı bastırıyor, ortak derleme kitaplar basıyor, sempozyumlarda yanlarına kendisini oturtuyor. Tabii tarihçiler de uyanık. Kendi makaleleri kitapta yine tarih biliminin kuralları çerçevesinde... Telif paralarını alıyorlar. Mustafa'ya da saçmalama özgürlüğü zaten tanınmış.

Mustafa'nın son yumurtlaması 7 Ekim tarihli Zaman gazetesindeki yazısında ortaya attığı teori: Mustafa Kemal bize kahraman ve büyük bir askeri deha olarak tanıtılıyormuş. Ama aslında Edirne'yi ve Balkanları kaybetmemizin nedeni Mustafa Kemal'miş.

Telepati ile beyin yıkayan deccal

Mustafa Armağan'a göre Osmanlı Balkanları ve Edirne'yi Atatürk yüzünden kaybetmiştir. Çünkü Balkan Savaşları'nın kritik aşamasında yönettiği Bolayır Taarruzu'nda feci bir yenilgiye uğramıştır. Böylelikle aylarca süren Edirne savunmasına yardım birlikleri ulaşamamış ve Osmanlı Edirne'yi kaybetmiştir.

Balkan Savaşlarındaki felaketten dolayı Türkiye'de her kesim diğerini suçlar. Kimisi İttihatçıları kimisi İtilafçıları kimisi Abdülhamit'in yeteneksiz komutanlarını kimisi Enver Paşa'yı... Ama Atatürk'ün suçlandığını ilk kez duyuyoruz!

Mustafa Armağan herkesi cahil sandığı için Bolayır'daki tali bir taarruzu Balkan Savaşları denen onlarca kuşatma ve meydan muharebesinin esası olarak okuyucuya yutturmak istiyor. Oysa bahsettiği çarpışma 8 Şubat 1913'te olmuştur.

Peki, Atatürk Balkan Savaşlarının bütün tayin edici çatışmaları sırasında nerededir? Tabii ki Trablusgarp cephesinde!

Atatürk Gelibolu'ya geldiğinde (tam olarak 2 Aralık 1912) savaş fiilen bitmişti ve Bulgar Ordusu İstanbul'un ancak dış varoşlarında durdurulabilmişti.

Bakın Atatürk Gelibolu'ya atanana kadar savaşın ilk iki ayında neler olmuş: Girit, Bozcada, Limni işgal edilmiş, Priştine, Yeni Pazar, Selanik, Preveze, Yakova, Nikarya, Debre, Draç, Ohri düşmüş.

Osmanlı Ordusu Kosova'da Sırp ordusu karşısında bozguna uğramış. Selanik tek bir kurşun atılmadan Yunan Ordusuna teslim edilmiş. Bulgar Ordusu Osmanlı'nın Şark Ordusunu Edirne, Kırklareli ve Lülebürgaz'da tam üç kez art arda hezimete uğratmış ve İstanbul'a dayanmış. Ve hatta İtalyan, İngiliz, Fransız ve Alman donanmaları İstanbul işgal edilince kendi tebaaları zarar görmesin diye İstanbul'a asker çıkarmış.

Balkan Savaşları 1,5 ayda bitti. Geriye sadece kuşatma altında 6 aydan uzun bir süre aç, susuz ve silahsız kahramanca direnen Yanya, İşkodra ve Edirne kaldı. Bir de Çatalca'da İstanbul'u ve Bolayır'da Çanakkale Boğazı'nı koruyan son iki direnme hattı...

Türk tarihinin büyük bir talihsizliğidir ki bu sırada Atatürk ne yazık ki binlerce kilometre uzakta Trablusgarp'taydı.

Zaman makinesi olan resmi tarihçi "diktatör"

Mustafa Armağan'ın bahsettiği şu meşhur 8 Şubat 1913'teki Bolayır taarruzuna dönelim.

Mustafa Armağan diyor ki bu taarruzu Atatürk yönetmiş ve Türk tarihinin en başarısız taarruzu olarak hezimete yol açmış. Edirne böylece düşmüş:

"Olayın tanıklarından Fahrettin Altay'a göre yanlış hareketin sebebi, Mustafa Kemal'in kurmay başkanı olduğu 10. Kolordu'nun planlanandan bir gün önce hücuma geçmesiymiş. Buna göre, erken hücum emrini veren Enver Bey değil, Mustafa Kemal'dir."

Bir de yabancı kaynak ekliyor ki daha inandırıcı olsun:

"Lord Kinross Bolayır'da ‘feci bir yenilgi' yaşandığını, Edirne'nin bu yüzden düştüğünü yazar."

Çok garip... Mustafa yapmamış ama Lord Kinross'tan tam olarak alıntı yapalım:

"Mustafa Kemal de Fethi de (...) böyle bir ciddi durumda bu kadar geniş bir harekete girişmenin şiddetle karşısındaydılar. Gerçekten de saldırı ilk andaki başarısından sonra feci bir yenilgiyle sonuçlandı."

Yani Lord Kinross, Mustafa Armağan'nın tezinin tam tersini savunuyor! Atatürk sorumlu değil tam tersine uyarıcıymış.

Mustafa Armağan'ın kurgusu şu: Bolayır'daki Osmanlı ordusu taarruza geçecek, eş zamanlı olarak Şarköy'e çıkartma yapan başka bir kolordu bu taarruza destek verecek, Bulgar hatları yarılacak ve Edirne'ye yardım edilecektir. Ama Atatürk'ün yönettiği (!) taarruz Şarköy çıkartmasını beklemeden bir gün önce yapıldığı için büyük bir hezimet olmuş ve Edirne 2 ay daha dayandıktan sonra düşmüş.

Tüm iddiaların kanıtı ne? Atatürk 10. Kolordunun Kurmay Başkanı'ymış. Enver Paşa'nın kolordusunun Şarköy'e çıkarma yapmasını beklemeden taarruz emri vermiş.

Şimdi başlayalım:

Atatürk nasıl oluyor da 10. Kolordu'nun Kurmay Başkanı oluyor?

Zaten Şarköy'e çıkartma yapacak olan ­Ko­­lordu 10. Kolordu! Bolayır'dan taarruz yapan sonradan Bolayır Kolordusu'na dönüştürülen Bahr-i Sefid Boğazı Kuva-yi Mürettebe Komutanlığı.

10. Kolordu'nun Kurmay Başkanı olan ve aynı zamanda vekil olarak kolordu komutanlığını yöneten ise Enver!

Atatürk ise Bolayır'daki Bahr-i Sefid Boğazı Kuva-yi Mürettebe Komutanlığı'nda görevli.

Ama Mustafa Armağan'a göre Atatürk aynı anda 10. Kolordu'nun Kurmay Başkanı. Yani Armağan'a göre Atatürk aynı anda hem Bolayır'daki başarısız taarruzu yönetiyor, hem gemide Şarköy'e yapılacak başarısız ve geciken çıkartmayı yönetiyor, hem de Enver'in kılığını, bedenini ve kimliğini çalmış çevresine kendisini 10. Kolordu kurmay başkanı olarak tanıtıyor. Vay be gerçekten "deccal" olmasın!

Neyse gülüp geçelim. Ve diyelim ki bizim büyük tarihçi sadece küçük bir hata yapmış ve Enver'in görevli olduğu çıkartmada geciken 10. Kolordu ile Atatürk'ün görevli olduğu Mürettebe Komutanlığını dalgınlıkla karıştırmış.

İyi de Kurmay başkanlığı meselesini ne yapacağız?

Atatürk 8 Şubat'ta Bolayır'da taarruza kalkan Mürettebe Komutanlığının da kurmay başkanı değil ki!

Hayda! O da tutmadı.

8 Şubat'taki başarısız taarruzdan 10 gün sonra 17 Şubat 1913'te Fahri Paşa'nın emrindeki Mürettebe Komutanlığı Bolayır Kolordusuna dönüştürülüyor ve ancak bu tarihte Atatürk kolordunun kurmay başkanlığına getiriliyor.

Yani Mustafa Armağan'ın "Türk tarihinin en başarısız taarruzu" dediği Bolayır taarruzundan tam 10 gün sonra Atatürk Bolayır Kolordu'sunun kurmay başkanı olmuş.

Zaman yolculuğu bitmiyor

Atatürk bilindiği gibi Bolayır Kolordusu Kurmay Başkanı olduktan sonra aynı kolorduda görevli yakın arkadaşı Fethi Bey ile birlikte 23 Ocak'ta Enver'in yaptığı Babıali Baskını ile kurulan ve fiilen Enver'in yönettiği Mahmut Şevket Paşa hükümetine bir muhtıra gönderiyor.

Enver'in kanlı hükümet darbesinin tek nedeni Kamil Paşa'nın Edirne'yi anlaşmayla Bulgarlara bırakmış olmasıdır. Ancak Bolayır, Şarköy ve Çatalca'daki başarısız ve küçük çaplı taarruzlardan sonra Enver'ler de Bulgarlarla anlaşma yolu tutarlar. grafında açıkça Enver, Cemal, Talat ve Mahmut Şevket Paşa tehdit edilmekte, Edirne bahanesiyle yapılan kanlı hükümet darbesi hatırlatılmakta ve derhal Bulgarlara her cephede taarruz edilmesi için bir harekât planı sunulmaktaydı.

Bu uyarı çok etkili oldu. Halk kesimleri de Edirne konusunda huzursuzdu ve kanlı darbenin tüm meşruluğu bitiyordu.

Atatürk açıkça büyük bir risk almıştı. İttihatçı hükümet onu tutuklayabilir ve hatta infaz edebilirdi. Ancak bunun yerine Mahmut Şevket Paşa, Hurşit Paşa ve Enver, Atatürk, Fethi Bey ve kolordu komutanı Fahri Paşa ile görüşmek ve yatıştırmak için Gelibolu'ya geldi.

Mustafa Armağan'ın yazısına geri dönersek Atatürk Edirne'yi mahveden başarısız taarruzu yönettiği gibi, kurtarmak için de hiçbir şey yapmamış. Geri kalanı ise resmi tarihin uydurması ve örtme harekâtıymış:
"Oysa elimizde 17/18 Şubat 1913 tarihli Fethi (Okyar) Bey ile birlikte Mahmut Şevket Paşa'ya yazdıkları bir uyarı mektubu var. Mektupta Binbaşı M. Kemal Çatalca'dan Bulgarlara şiddetle taarruz emri verilmesi gerektiğini söylüyor, dahası, taarruzun bir an dahi ertelenmesinin doğru olmadığında ısrar ediyor (Atatürk'ün Bütün Eserleri 1, s. 147-9).

Görüldüğü gibi resmi metinler tarihi örtme harekâtının parçası olmakta yarışıyor. Bütün başarısızlıklar başkalarına, başarılar tek bir kişiye. Madde 1) Patron haklıdır, Madde 2) Haksız göründüğü durumlarda 1. madde uygulanır!"

Mantığa bakın! Mustafa Armağan, Atatürk'ün Edirne'yi kurtarmak için Çatalca üzerinden bir taarruz planı önerdiğini ve Mahmut Şevket Paşa'yı uyardığını kabul ediyor.

Ama bu uyarı mektubu aslında "resmi tarihin örtme harekâtı" içinmiş. İyi de Atatürk daha 1913'teyken ileride yazacağı resmi tarih için oraya buraya vesika mı bırakmaya başlamış?

Vikipedia şarlatanı

Şimdi son olarak Şarköy Çıkarması ve Bolayır Muharebeleri'ne dönelim. Mustafa ile değil tarih en basit mantık kurallarında dahi zor anlaşabileceğimiz için kronolojik olarak çok basit yazıyorum:

17 Kasım 1912'de Bulgar Ordusu Çatalca'ya kadar geldi ve İstanbul'a dayandı. Tüm Rumeli Yanya, İşkodra ve Edirne hariç elimizden çoktan çıkmıştı.

25 Kasım 1912'de Atatürk Kuvayı Mürettebe Komutanlığı'na Harekât Şubesi Müdürü olarak atandı. (Kurmay başkanı değil.)

2 Aralık 1912'de Atatürk Bolayır'a geldi.

8 Şubat 1913'de sabah saatlerinde Bolayır taarruzu başladı. Taarruz emrini veren doğal olarak Kuva-yı Mürettebe Komutanı Fahri Paşa'ydı. (Binbaşı olan Atatürk değil.)

Bolayır-Şarköy Harekât planını hazırlayan ve taarruz saatini saptayan ise Başkomutan Ahmet İzzet Paşa ve 10. Kolordu Komutanı Enver'di. (O sırada sadece Mürettebe Komutanlığı'ndaki harekât şube müdürü olan Atatürk değil.)

Enver'e bağlı 10. Kolordu eş zamanlı çıkartma ve taarruz için karar verilen saatten tam 15 saat sonra Şarköy açıklarına geldi ve tam 24 saat sonra 9 Şubat'ta çıkartma yaptı.

Enver'in komutasındaki 10. Kolordu düşmana sadece 5 ölü zayiat verdirip, kendi kolordusunda 100 ölü kayıp verdikten sonra 10. Kolordu'yu kayıpsız olarak aynı gemilerle 11 Şubat'ta Şarköy'den çekti.

17 Şubat 1913'te Atatürk Bolayır Kolordusu Kurmay Başkanı oldu.

18 Şubat 1913'te Atatürk hükümete Edirne'yi kurtarmak için bir taarruz yapması yolunda çok sert bir muhtıra gönderdi.

22 Temmuz 1913'te Atatürk'ün Kurmay Başkanlığını ve Fahri Paşa'nın çekilmesiyle vekil komutanlığını yaptığı Bolayır Kolordusu önce Edirne'yi sonra da Dimetoka'yı kurtardı.

Atatürk bunları yapıyorken binbaşı rütbesindeydi!

Mustafa Armağan Harekât Şube Müdürü ile Kurmay Başkanı, Kurmay Başkanı ile Kolordu Komutanı arasındaki farkı bilmeyebilir. Bunu "derin tarihçinin" derin bilgisinde bir kusur olarak görmeyelim artık.

Basitçe özetleyelim.

O zamanki Osmanlı ve bugünkü Türk ordusunda bir kolorduda dört şube müdürlüğü vardır: Personel, istihbarat, harekat ve eğitim, lojistik...

Bunların üstünde Kurmay Başkanı vardır. Bunun üstünde de kolordu komutanı...

Harp tarihini biraz olsun üstünkörü inceleyen biri bir kolordunun taarruz emrini binbaşının veremeyeceğini bilir. Kaldı ki Balkan Savaşları ile ilgili yazılı hemen hemen bütün kaynaklar Bolayır-Şarköy harekâtında çıkartmanın bir gün gecikmesinden kaynaklanan önemli bir sorun olduğunu belirtir.

Belge meraklısı Mustafa üçüncü el kaynaklara başvurmasın. Genel Kurmay Askeri Mecmuası 109. sayıda General (o zaman K. yarbay) Hüsnü Ersü'nün Şarköy-Bolayır muharebeleri üzerine detaylı bir araştırması vardır.

Böylesine eşgüdümlü bir harekât bırakın kolordu harekât şubesindeki bir binbaşı, kolordu komutanı tarafından bile yönetilemez. Nitekim Hüsnü Ersü'nün çalışmasındaki tarihi vesikalar Bolayır Kuvayı Mürettebe Komutanı Fahri Paşa, 10. Kolordu vekil komutanı Yarbay Enver ve Başkomutan Vekili Ahmet İzzet Paşa arasında çok yoğun bir telgraflaşmayla harekâtın planlandığını göstermektedir. Fahri Paşa'nın Şarköy'deki çıkartmanın zamanında yapılamayacağına dair çok büyük şüpheleri olduğu, sonunda Ahmet İzzet Paşa ve Enver'in Fahri Paşa'yı ikna ettiği, Ahmet İzzet Paşa'nın çıkartma ve taarruz için 8 Şubat sabahı saat sekizi saptadığı ve bilinmeyen nedenlerle ne yazık ki Enver'in Kolordusunun çıkartmasının tam bir gün geciktiği apaçık ortadadır.

Ama Mustafa'ya göre Atatürk bir binbaşı olarak üstündeki yarbayları, albayları, tümgeneralleri, korgeneralleri ve hatta Başkomutan vekili Ahmet İzzet Paşa'yı aşarak birden bire, Enver'i beklemeden, bir gün önceden "saldırın" demiş! Ve koskoca kolorduda onun üstündeki tüm rütbeliler o sırada uyuduğu için erler saldırmış, erken başlayan taarruz başarısız olmuş ve Edirne düşmüş!

Mustafa Armağan Zaman gazetesinde bu bilimkurgu yazısını yazdıktan sonra aynı gün Vikipedia'ya Atatürk maddesinde şu cümle eklenmiş:

"General Stilian Georgiev Kovachev komutasındaki Bulgar 4. Ordusu tarafından yenildi."

Huylanmadan edemedik. Acaba bizim Mustafa bunu eklemiş olmasın. Çünkü cümlenin garip mantığının içerdiği mizah onu hatırlatıyor. İki ordu savaşıyor. Ama yenen Bulgar generali yenilen ise bir Osmanlı binbaşısı... Yani yenilen Osmanlı ordusu bile değil. Sanki Atatürk ile Bulgar general güreş tutmuş. Atatürk tuş olmuş.

"Atatürk'ü niye abartıyorsunuz. O Çanakkale'de sadece yarbaydı." diyen mantık Binbaşı Atatürk'e koskoca bir Balkan Savaşı'nı kaybettiriyor.

Önemli olan tabii ki rütbe değil komuta edilen güçtür. Atatürk 8 Şubat 1913'ten 6 ay sonra binbaşı iken Bolayır Kolordusu komutanlığını vekâleten üstlendi ve sonra da gerçekten Edirne'yi kurtardı.

Fahri Paşa'nın Kolordusu başarısız sayılmaz çünkü savaşta tek bir muharebenin değil bütün çatışmaların sonucu önemlidir. Nitekim 8 Şubat'tan altı ay sonra Atatürk'ün de büyük katkılarıyla Fahri Paşa'nın kolordusu Edirne'yi kurtarmıştır.

Kısacası Atatürk'ü Edirne'nin kaybedilmesi ile suçlayan büyük tarihçimizin iddiasının tersine Atatürk tam iki kez Edirne'yi kurtarmıştır. Bir 1913 Temmuz'unda bir de 1922 Ekim'inde...

İnanmıyorsa haritaya bakabilir. Müjde! Edirne hâlâ Türkiye sınırları içinde...


:arrow: http://turksolu.com.tr/381/ozsoy381.htm



Tebrik ederim sevgili meteoguz . Bir anti Atatürkçüye verilecek en iyi cevap.

_________________
EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR !


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Mustafa Kemalin Filistin Cephesi Hezimeti.
İletiTarih: 26 Şub 2015, 18:35 
Banlanmış Üye

Kayıt: 16 May 2012, 02:33
İleti: 835
Teşekkür ederim TCB.

_________________
"Bu memleket tarihte Türk'tü, halde Türk'tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır."

"Beyler, hiçbir dine bağlı olmayan kalp istirahattan mahrumdur."- Aralık 1930

Mustafa Kemal ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Mustafa Kemalin filistin cephesi hezimeti
İletiTarih: 14 Nis 2015, 22:22 
Yeni Üye

Kayıt: 09 Nis 2015, 18:09
İleti: 19
Siyasi Terk yazdı:
Kadir resmen uçuşta..

1) Atatürk, çekilmiyor. Ordunun başında Alman genarelin olmasından rahatsız.

2) Kafasına göre hareket etme yok? Osmanlı komutanlığına telgraf yazıyor. Zaten bunu yapmak zorunda. Gelen telgıraf sonrası çekilmeye onay verip Suriye'ye tarafına çekiliyorlar..

3) Atatürk, Alman genarele güvenin olmadığını, bunların müttefiklerimiz olamıyacağını söylüyor. Doğru çünkü ekonomik durumları kötü ve amaç Ortadoğu'daki kaynaklar.
Zaten söylediği oluyor..

Benim anlamadığım Kadir, bu kadar herşeyi paylaşıyor. Peki Atatürk ile Osmanlı arasında telgırafları niye paylaşmıyor?
Bunu ilkokula giden çocuk bile araştırıp bulur?
Kamaloglu, Almanları nasıl bilirsin?


Cevabım burada demişsiniz ancak her cevap kendi içinde sorular içeriyor. Bence bunlar cevap diil herbiri incelenmesi gereken bir başlık gibi.

1-Atatürk Alman generalin olmasından rahatsız düşünelim şimdi rütbe olarak düşük bir rütbeye sahibiz imparatorluk 4 bir yanda alev almış yanıyor bize 7 ordu komutanlığı Genelkurmaybaşkanlığı emri padişah iradesiyle 7. ordunun başına geçmemiz emrediliyor. Gerçek bir vatanperver kişisel hırs ve hamaseti bir kenara bırakıp vatanının selameti gereği görevini elinden gelen en iyi şekilde yapmalı. Nihayetinde Almanya ile Müttefik olma kararıda kendisinin de içinde olduğu İttihat terakki partisi yönetimi darbe ile ele geçirmesinden sonra Enver,Cemal,Talat üçlüsü tarafından alınmıştır . Bu noktada sorgulaması çok gereksiz ve başka kaygılar var düşüncesi yaratıyor.Ayrıca çekilmiyor demişsiniz Sina cephesinden(yani filistin) Suriyenin Halep'ine kadar yaklaşık 400 Km bir mesafe var (kitaplarda düzenli der ama dörtnala gibi görünüyor) ordunun büyük bir kısmı zayiat olarak gelmek geri çekilmek diil'de ne peki?

2-Kafasına göre hareket etmek yok evet bencede.Şurası kesinki kendi kafasına göre hareket etmemiş , Genel kurmaybaşkanı Envere telgraf çekiyor ancak Enver paşanın defalarca geri dönüşüne(Mustafa Kemal'in Falkenhein'ı şikayet edip yakınmasına Enver paşa ısrarla Sorgulama diyor görevini yap ben kendisinin gerekli tecrübeye sahip olduğunu düşünüyorum) rağmen onuda dinlemiyor , yani Genelkurmay başkanı'nın kafasına görede diil , peki o halde kimi dinliyor sorusuna cevap isterseniz tarafsız akademik kayıtlarda General Allenbry ile görüşmeler olduğu yazıyor . Muhtemelki bu görüşmelerden sonra ciddi güvenceler ve bazı kararlar alıyor.

3- Mustafa Kemal Alman Generale Güvenmediğini yazıyormuş çok ilginç Çanakkalede aynı generalle birlikte çalışırken güvenmiş ama bu cephede güvenmemiş zahmet edipde gerekçelerinide yazsaydınız bizde bilgilendirilmiş olurduk. Ayrıca o dönemde ortadoğudaki kaynakları düşünmeyen bir Ülke varmıydı Savaşan ülkelerden adı bile koymuşlar 1.Dünya paylaşım savaşı. Ayrıca Şunuda belirtmek gerekir öyle hassas bir noktada dikkatin tamamını cephe ve savaş stratejisine vermek yerine defalarca telgraflar çekmek üstlerinin emirlerini dinlememek , kendinine içinde olduğu İttihat terakki liderlerinin kararlarını eleştirmek ki müttefik olma kararı alınmış bir savaş içindesiniz. Sonra orduyu başsız bırakıp istifa etmek gibi şeylerin olağanüstü sebepleri olması gerekir ki ben henüz öyle sebebe rastlamadım şahsen.

Ayrıca tekrar ediyorum General Allenbry - Salih fansa -Mustafa Kemal bu üç ismin ilişkileri çok detaylı araştırılması gelecek nesle gerçek bir tarih bırakma adına son derece önemlidir.

_________________
'HEP DENEDİN,HEP YENİLDİN;YİNE DENE,YİNE YENİL,DAHA İYİ YENİL.''Samuel Beckett


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Mustafa Kemalin Filistin Cephesi Hezimeti.
İletiTarih: 15 Nis 2015, 12:36 
Onursal Üye

Kayıt: 02 Kas 2011, 09:48
İleti: 7377
Konum: Kastamonu
Sayın clearnesss, oradaki güvensizlik savaş taktiği ile alakalı.
Zaten Atatürk Allah vergisi bu kabiliyete sahip.
Sonuç burada Atatürk'ü haklı çıkarıyor.
Başarısızlık var. Ama burada Atatürk'e çekilme olayını bağlayamayız.
Aslında burada problem arşivlerin tamamı açılmaması..
Yani anlamıyorum? Her tatda siyasi idolojiyi gördük, ama herkes tutucu bu konuda!
Kadir mesala bu konuda çekilmeyi Atatürk'ün başarısızlığına bağlıyor.
Ucundan tarih anlatıyor, halbuki ortada Atatürk'ün Alman generali şikayeti var?
Çanakkale zaferinde şunlar söylenildi; 'Ruhlar gökyüzünden indi düşmanı bertaraf etti' 'Askerlerimiz dua etti bombalar havada patladı'

Masal tadında hikayeler, bunların olması mümkünmü?
Bende inançlı biriyim, o ilahi güce inanarım.
Ama kardeşim oda biryere kadar..

Açılsın arşivler herkes okusun, insan kendi tarih'inden korkarmı?

_________________
Beni dinle ey oğul,can oğul,Türklüğünü sakın kaybetme.Şunu iyi bil oğul,Han oğul,Hak yoldan başka yere gitme.
Vatan,Millet,Bayrak,Kur'an,Yüreğinde yer bulsun.Hedefin olmalı Turan,Diyesin vatan sağolsun.
Dede Korkut.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Mustafa Kemalin Filistin Cephesi Hezimeti.
İletiTarih: 24 Nis 2015, 01:35 
Yeni Üye

Kayıt: 09 Nis 2015, 18:09
İleti: 19
Siyasi Terk yazdı:
Sayın clearnesss, oradaki güvensizlik savaş taktiği ile alakalı.
Zaten Atatürk Allah vergisi bu kabiliyete sahip.
Sonuç burada Atatürk'ü haklı çıkarıyor.
Başarısızlık var. Ama burada Atatürk'e çekilme olayını bağlayamayız.
Aslında burada problem arşivlerin tamamı açılmaması..
Yani anlamıyorum? Her tatda siyasi idolojiyi gördük, ama herkes tutucu bu konuda!
Kadir mesala bu konuda çekilmeyi Atatürk'ün başarısızlığına bağlıyor.
Ucundan tarih anlatıyor, halbuki ortada Atatürk'ün Alman generali şikayeti var?
Çanakkale zaferinde şunlar söylenildi; 'Ruhlar gökyüzünden indi düşmanı bertaraf etti' 'Askerlerimiz dua etti bombalar havada patladı'

Masal tadında hikayeler, bunların olması mümkünmü?
Bende inançlı biriyim, o ilahi güce inanarım.
Ama kardeşim oda biryere kadar..

Açılsın arşivler herkes okusun, insan kendi tarih'inden korkarmı?


Aslında biçok bilgi ortada ancak yarattığımız kutsal ve ulusal tabulara dokunur algısıyla insanlar okumuyor araştırmıyor.

Şimdi bi başka cepheye geçelim ;
Balkan Savaşı’nda Binbaşı Mustafa Kemal’in kurmay başkanı olduğu Bolayır’daki Mürettep Kuvvetlerin Bulgarlar karşısında aldığı o hezimeti duymadınızsa şaşmayın. Zira maalesef resmi tarih kitaplarında okuyamazsınız.

Atatürk zamanında çıkan “Tarih III” adlı ders kitabında savaştan dahi söz edilmez (s. 145).

Son yıllarda yazılan en geniş kapsamlı Atatürk biyografilerinden (tam 1.210 sayfa) Erol Mütercimler’in “Fikrimizin Rehberi”nde (Alfa: 2009, s. 229) Mustafa Kemal’in Bolayır Kolordusu Kurmay Başkanlığı’na getirildiği belirtildikten sonra birdenbire Balkan Savaşı’nın kaybından kimin sorumlu olduğu bahsine geçilmesi dikkat çekicidir.

Sorumlu konusuna gelirsek zamanın genç askeri komutanları arasında hırs ve yarış hali vardır.Ve bu hırs bazan öyle bir noktaya geliyor ki bir başarı elde edilebilme ihtimali olsa bile bu cephedeki başarı nihayetinde Enver paşanın kabul edileceğinden altıntaki subaylar isteksiz bir yönetim sergileyebiliyor. Okuduğum bikaç akademik yazıda bu konuda ortak görüş bildirmiş tezler var.

Bunu antrenöründen memnun olmayan takımın maçı isteksiz halde bitirmesi gibi düşünün. Kabul edilebilir bişey mi?

_________________
'HEP DENEDİN,HEP YENİLDİN;YİNE DENE,YİNE YENİL,DAHA İYİ YENİL.''Samuel Beckett


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Mustafa Kemalin Filistin Cephesi Hezimeti.
İletiTarih: 24 Nis 2015, 08:06 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Şub 2013, 12:23
İleti: 8106
Desene, adamı gözümüzde büyütmüşüz.

_________________
Küçük bir hatayı büyük bir hataya çevirmek istiyorsanız, o küçük hatayı savunun. Vladimir İlyiç Lenin


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Mustafa Kemalin Filistin Cephesi Hezimeti.
İletiTarih: 24 Nis 2015, 13:55 
Onursal Üye

Kayıt: 02 Kas 2011, 09:48
İleti: 7377
Konum: Kastamonu
Kutsallaştırma yada tabu olayları yok.
Bak sen birşeyleri atlıyorsun devamlı.
Orada Osmanlı Genelkurmayına Alman genareli şikayet ediyor.
Görevi bırakıyor, Padişah Vahdettin durum kötüye gidince tekrar atıyor.
Padişah'ın kararı bu yani burada Atatürk'ü nasıl sorugulayacağız onu çözemiyorum?

Diğer yandan Avrupa komitesi burada başta İngilizler var. Araplar ile hareket ediyor.
Ürdün, Suriye sıtratejik bölgeler görüyorlar..
Arapların tavrıda şaşırtıcı, Osmanlı ile değilde İngilizlerle hareket etmeleri ifade edilecek durum değil?

Karışık bu durum, hep okunan şeyler.
Görgü tanığı olmadığımız için soru işaretleri çok bu konuda.
Başarısızlık kesin, ama Padişah'ın emri var.
Onuda esme geçmeyelim, diğer yandan Atatürk'ün rahatsız olduğu şeyler.

_________________
Beni dinle ey oğul,can oğul,Türklüğünü sakın kaybetme.Şunu iyi bil oğul,Han oğul,Hak yoldan başka yere gitme.
Vatan,Millet,Bayrak,Kur'an,Yüreğinde yer bulsun.Hedefin olmalı Turan,Diyesin vatan sağolsun.
Dede Korkut.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Mustafa Kemalin Filistin Cephesi Hezimeti.
İletiTarih: 29 Nis 2015, 15:07 
Banlanmış Üye

Kayıt: 16 May 2012, 02:33
İleti: 835
Adam tescilli deli... "delidir ne yapsa yeridir" sözü gereği atıp tutar, ciddiye alıp cevap bile vermemek lazım ama kendisini akıllı zannedip bir delinin iddialarının peşinden koşanlara ne tanım kullanılır ben bulamadım.
Bu konuda sayfalar dolusu yazılır (yazıldı da), bütün iddiaları cevaplanır ama tekrar tekrar aynı zırvalarla uğraşmak çok sıkıcı ve gereksiz.

22 Eylül 1918 : Atatürk’e olağanüstü hizmetleri ve ordusunu imhadan kurtardığı için fahri yaverlik unvanı verilişi (A.H.E., s.153; Borak, s.165; Ata ve D., s.75) (Bu tarih A.K.D.D.A.Y., s.87’de 21 Eylül 1918, A.Y.A., s.50; K.A.B.K.Ö., s.104 ve A.N.M., s.179’da 23 Eylül 1918 olarak gösterilmiştir).

Şuan sadece şunu söylemekle yetineceğim; savaşı canlı canlı yaşayanlar, yönetenler, zamanın padişahı ve idarecileri Mustafa Kemal'in "hatasını hatta koca bir ordunun mahvına sebep olduğunu" görememiş, buna rağmen Padişah O'nu fahri yaveri yapmış ama 80-90 yıl sonra bir deli çıkmış Mustafa Kemal'i "Filistin Cephesi Haini" ilan etmiş.

_________________
"Bu memleket tarihte Türk'tü, halde Türk'tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır."

"Beyler, hiçbir dine bağlı olmayan kalp istirahattan mahrumdur."- Aralık 1930

Mustafa Kemal ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Mustafa Kemalin Filistin Cephesi Hezimeti.
İletiTarih: 29 Nis 2015, 15:09 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Şub 2013, 12:23
İleti: 8106
meteoguz yazdı:
Adam tescilli deli... "delidir ne yapsa yeridir" sözü gereği atıp tutar, ciddiye alıp cevap bile vermemek lazım ama kendisini akıllı zannedip bir delinin iddialarının peşinden koşanlara ne tanım kullanılır ben bulamadım.
Bu konuda sayfalar dolusu yazılır (yazıldı da), bütün iddiaları cevaplanır ama tekrar tekrar aynı zırvalarla uğraşmak çok sıkıcı ve gereksiz.

22 Eylül 1918 : Atatürk’e olağanüstü hizmetleri ve ordusunu imhadan kurtardığı için fahri yaverlik unvanı verilişi (A.H.E., s.153; Borak, s.165; Ata ve D., s.75) (Bu tarih A.K.D.D.A.Y., s.87’de 21 Eylül 1918, A.Y.A., s.50; K.A.B.K.Ö., s.104 ve A.N.M., s.179’da 23 Eylül 1918 olarak gösterilmiştir).

Şuan sadece şunu söylemekle yetineceğim; savaşı canlı canlı yaşayanlar, yönetenler, zamanın padişahı ve idarecileri Mustafa Kemal'in "hatasını hatta koca bir ordunun mahvına sebep olduğunu" görememiş, buna rağmen Padişah O'nu fahri yaveri yapmış ama 80-90 yıl sonra bir deli çıkmış Mustafa Kemal'i "Filistin Cephesi Haini" ilan etmiş.


:lol:

_________________
Küçük bir hatayı büyük bir hataya çevirmek istiyorsanız, o küçük hatayı savunun. Vladimir İlyiç Lenin


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni bir konu gönderCevap gönder 2 sayfadan 1. sayfa   [ 16 ileti ]
Sayfaya git 1, 2  Sonraki


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan SiyasiForum.net Siyasi Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. SiyasiForum.Net hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde dönüş yapacaktır. Forumumuz kesinlikle hiçbir şekilde parti, örgüt, kurum, kuruluş ve oluşumu desteklememektedir. Tüm Problemler ve Reklam İçin: İletişim Formu için tıklayınız.