Yazı boyutunu değiştir
Sistem saati: 21 Oca 2018, 17:12


Yeni bir konu gönderCevap gönder 5 sayfadan 3. sayfa   [ 66 ileti ]
Sayfaya git Önceki  1, 2, 3, 4, 5  Sonraki
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Re: Türkiye'de Gerçek Türk Yok Yalanı
İletiTarih: 30 Mar 2013, 23:00 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan

Kayseri’de Yörükler ve Türkmenler (S Maddesi)

Sabınlu Oymağı:

Irmak Kenarı nahiyesi Yörüklerinden olan oymak, 1570 yılında 69 hane olarak tespit edilmiştir.[1]

Salır (Salur) Oymağı:

Oğuz Türklerinin Salur boyunun adını taşıyan oymaklar Kayseri’nin muhtelif yerlerinde görülmüştür. 16. yüzyılda Sahra nahiyesine bağlı bir Salır köyü bulunuyordu. Bu köy, bugün de Güneşli bucağında Salur adıyla mevcuttur.Sümer, bu köyün 16. yüzyılda 147 hane vergi nüfusuna sahip olduğunu kaydeder.[2] Yine 16. yüzyılda Hisarcık kasabasında Salur isimli bir mezra bulunuyordu. Üçüncü Salur obası ise Irmak Kenarı nahiyesinde Şeyhyar Salur Oymağıdır ki bugün iskan edildikleri yörenin Sarıoğlan, Özvatan, Felahiye yöresi olduğunu biliyoruz. Dördüncü Salur obası ise Karataş (İncesu) nahiyesinde Çoban Salur obasıdır ve kendileri ile aynı adı taşıyan mezrada oturmakta idiler. Develi ve Yahyalı’da oldukları söylenen Salur oymaklarının yerleşim yerlerini ise bilemiyoruz. 16. yüzyıl kayıtlarında Karahisar’da (Yeşilhisar) oldukları söylenen Salur oymağının Aladağlara yaylaya çıktıkları kayda geçmiştir ama yerleşim yerleri bilinmemektedir.[3] 19. yüzyıl kayıtlarında Kayseri’nin Talas ilçesinde 41 hanenin bulunduğu bir Salur mahallesi bulunduğu gibi bu mahalledeki aile lakapları arasında da Salurluoğlu lakabına rastlanmaktadır.[4] Yine Kayseri ağzında şişman insanlar için mecazi anlamda “Salur camızına dönmüş” denilmektedir.[5] Kayseri kadısı Kadı Şemsettin’in oğlu olan Kayseri- Sivas Hükümdarı Kadı Burhanettin’in de Oğuzların Salur boyundan geldiğini biliyoruz.

Sadıklar Oymağı:

Kayseri’de yerleşik bir Türkmen topluluğudur. Yerleşim yeri bilinmiyor.[6] 1563 yılında Pınarbaşı nahiyesinde Sadık Hacılı adını taşıyan bir oba vardı. Ahmedin Hanı, Yalınız Pınar, Sıcaklı Pınar mezralarında Ayağı Kesük oymağı ile birlikte ziraat yapıyorlardı.[7]

Sadullah Oğlu Oymağı:

Adını Süleyman v.i. Sadullah’tan almıştır. 1500 yılında Kustere’ye (Tomarza) bağlı Şelmeze mezraında iki hane nüfusları vardı.[8]

Saka Oymağı:

Su Türklerinden adını alan bu oymak, 16. yüzyıl kayıtlarında Erkilet’e bağlı Kemer köyünde bir mezra oluşturuyordu. Ayrıca Irmak Kenarı nahiyesinde Saka adlı bir mezraın yanı sıra yine bu bölgede Kızlırmak vadisinde Saka-i Büzürg (Büyük Saka) mezraı da vardı. Kayseri’de Sakalarla ilgili yer adlarını da bulmak mümkündür. Sakaların başkenti Çiğil’in adını taşıyan Bünyan ilçesinde Taçın deresine akan bir su vardır. Ayrıca Sakaların şehirlerinden olan Palaskent’in adı da Sarıoğlan’ın Palas kasabasında adını bugünlere kadar sürdürmüştür.[9]

Sakaltutan Oymağı:

Kayseri sancağı Yörüklerinden olan oymak 1484 yılında Irmak kenarı nahiyesinde Kadalasun mezraında 3 hane olarak bulunuyordu. 1570 yılında 17 haneye çıkmışlardır.[10]

Sali ma Alahad Oymağı:

Karataş Yörüklerinden (İncesu) olan oymak 1570 yılında 56 hane idi.[11]

Samakimad Oymağı:

Kayseri’ye yerleşik bir Türkmen obasıdır. Kayseri’nin hangi bölgesine yerleştikleri bilinmiyor.[12]

Sar Oymağı:

Eğer bir eksik yazım varsa bu oymağın adı Sar(ı) Oymağı da olabilir. Karataş (İncesu) oymakları arasında gösterilmiştir. 1520 yılında Sar ve Halil Bahadır adıyla geçen oymak Viranşehir’de 55 hane olarak gösterilmiştir. [13]

Saraçlı Oymağı:

Kustere Yörükleri arasında gösterilen oymak, Kustere’ye (Tomarza) bağlı Everek köyüne meskundur. 1500 yılında 7 hane nüfus kaydedilmiştir.[14]

Sarı Ahmedli Oymağı:

Kustere Yörüklerinden olan oymak, Kustere’ye bağlı (Tomarza) Efgan ve Karaca mezralarında meskundu. 1520 yılında Karaca mezraında 16 hane nüfusa sahiptiler.[15]

Sarıcalı Oymağı:

1563 yılında Sarız bölgesinde Ördeklü oymağı ile birlikte Dikici mezraını ekip biçiyorlardı.[16] Sarıcalıların köyü ise bugün Develi’de Sarıca adıyla bulunmaktadır.

Sarı Danişmendli Oymağı:

Mamalı aşiretinden olan oymak Malya nahiyesinde (Hacılar /Hisarcık ve Tomarza yöresi) Çayırkeven, Bozca ve Kızılviran mezralarında oturuyordu. 1518 yılında Teberrük Hacılı adıyla bilinen oba adını boy beyleri Mehmed v.i. Teberrük Hacılı’dan almıştır. 1584 yılında Kızılviran köyünde 21 hane, Hacı Bozca köyünde 15 hane, Sarı Ağıl köyünde 20 hane, Sarı Danişmentli köyünde 22 hane nüfusları vardı. Ayrıca Kayır Degin ve Yerköy mezraları tasarruflarında idi. Bir başka Sarı Danişmentli obası ise 1584 yılında Karakaya nahiyesine bağlı Tokuş köyünde 31 hane nüfusa sahipti. Kardaşar, Ağılı ve Koyluca mezralarına sahiptiler.[17] Bu oymağın adını taşıyan Kayseri şehir merkezinde bir de mahalle vardı.[18]

Sarı Fakih Oymağı:

Kayseri’de yerleşik bir Türkmen obası olarak gösterilmiştir. Kustere Yörüklerindendir. (Tomarza) 1500 yılında Güzgüden (ya da Kuzugüden) kışlağında 16 hane, 1520 yılında yine aynı kışlakta 40 hane nüfusları vardı. 1584 yılında Güzgüden (Kuzugüden) mezraında Paşa Bey Evladı adı verilen Yörüklerle birkliktedirler. Bu tarihte 50 hanedirler.[19]

Sarıca / Sarıcalı Oymağı:

Develi yöresine yerleşen bir Türkmen obasıdır. Bugün Develi’de Sarıca köyünde oturmaktadırlar.[20]

Sarıhanlı Oymağı:

Recepli Avşarlarından olan oymağın bugün Kayseri’nin hangi bölgesinde olduğunu kesin olarak bilemiyoruz.[21] 16. Yy’da Karaman’da sakin Atçeken oymakları arasında Bayburt kazası Türkmenlerinden Saruhanlı (diğer adı Türkmenli) cemaati bulunmaktadır.[22] 1703 yılından itibaren diğer Recepli Avşarı obalarıyla birlikte Belih nehri boyları ve Rakka’ya iskan edilen oba iskandan kaçarak Kars ve Çıldır taraflarına gitmişti. Rakka’ya iskan olan Recepli obalarının 1729 yılındaki tahririnde 8 hane ve 6 mücerret nüfusa sahipti.[23] Cemaat Anamur, Ankara, Diyarbakır, Kadirli, Kara İsalı, Karaman, Kayseri, Kırşehir, Konya, Mardin, Rakka, Sis, Tavşanlı, Tire ve Yalova’da yerleşmiş, Bir kısmı Trakya’da Edirne ve Sultanyeri’ne ve daha ilerde Balkanlarda Yenice-i Kızılağaç – Paşa, Filibe, Gümülcine, Kızanlık – Çirmen, Serfice – Manastır ve Tatarpazarı’nda iskan edilmiştir.[24]

Sarı İbrahimli Oymağı:

Kayseri’de yerleşik bir Yörük topluluğu olarak gösterilmiştir. Karataş Yörükleri arasında Saru İbrahim v.i. Alişar Oymağı adında oba beyinin adını taşıyan bir oymaktır. 1543’te 20 hane, 1584’te Devepınarı köyünde 10 hane olarak tespit edilmiştir.[25]

Sarıkayalı Oymağı:

Zamantı bölgesine yerleşik bir Yörük topluluğudur.[26] Bugün Develi ilçesinde de Sarıkaya isimli bir köy bulunmaktadır.

Sarıkürklü Oymağı:

Karataş’ta (İncesu) bulunan Türkmen obası Sarıkürklü köyünde oturmaktadır. Bunlar da Bezircili (Karataşlı) Yörüklerindedir. 1518’de 35 hane, 1584 yılında ise 112 hane olarak tespit edilmişlerdir. Avşar ve Mamalar mezralarında oturmaktadırlar. [27] Bugün İncesu ‘da Sarı Kürklülerin kendilerine Mamatlar, Recepli, Fındıklı ve Bakırcı adını veren oymakları yaşamaktadır.

Sarı Mahmudlu Oymağı:

Develikarahisar’da (Yeşilhisar) meskun bir Türkmen obasıdır.

Sarımsaklı Oymağı:

Koramaz kazasında bugünkü Bünyan ilçesini kuran ve bu ilçeye adını veren Yörük topluluğudur. Bünyan ilçesinin eski adı Sarımsaklı olup 1895 yılında değiştirilerek Bünyan-ı Hamid şekline getirilmiştir.Sarımsaklı obası Bünyan ilçe merkezi ile Bünyan’a bağlı Akçatı, Asmakaya, Ağcalı, Musaşeyh, Karahıdır, Kösehacılı ve Topsöğüt köylerinde de meskundur. Bünyan’daki Sarımsaklı Yörüklerinin Samsun Tekkeköy’de (eski adı Sarımsaklı’dır),Sinop şehir merkezinde bir mahalle(Sarımsaklı Mahallesi), Adana’nın Karataş ilçesi Sarımsaklı köyünde, Balıkesir’de, Paşa Eli Sancağına bağlı Serez şehri yakınlarında Pendapolis’te (eski adı Sarımsaklı’dır) kollarının bulunduğu bilinmektedir.[28] 16. yüzyılda Sarımsaklı Türkmenlerinin nüfusu 1500’de 500, 1520 yılında ise 600 civarında idi. Yine aynı yüzyılda İsa İmirze Bey, Sadi Bey, Mustafa Çelebi b. Cafer Bey ve Ali Yahşi isimli boy beyleri vardı.[29] Sarımsaklı Yörüklerinden bir bölümünün ( Sadi Bey, Hasan Ağa Oğlu, Kangal Oğlu, Mavi Oğlu gibi) bugün Amarat kasabasında oturdukları görülmektedir. Hatta Sadi Bey’in adını taşıyan bir mezra Amarat platosundadır.[30]

Sarıkeçeli Oymağı:

Malya nahiyesine bağlı (Tomarza) Kabaklı kışlağında ve Kayseri’nin Kocasinan ilçesine bağlı Himmetdede bucağında meskun bir Türkmen obasıdır. 1500 yılında Hüseyinlü ve Kabaklu Yörükleri ile Köstere’ye tabi idiler. Bu tarihlerde 26 hane nüfuslarının olduğu anlaşılıyor.[31]

Sarımhacılı /Sarıhacılı Oymağı:

Dulkadirli Türkmenlerinden olan oymak Karataş’ta (İncesu) Gökçe Eymir (Emir) mezralarında meskundu. 1484 yılında Kayseri sancağı Yörükleri arasında geçen oymak, Gökçe Asma oymağında 21 hane nüfusa sahipti. 1584 yılında Gökçe Emir köyünde 15 hane nüfusa sahipti. Ayrıca Ağca Ağıl ve Avşar Kalesi ekinlikleri idi.[32] Bu oba mensupları Maraş, Boz-ok, Kars-ı Maraş, Alanya, K. Şarki ve Sivas’ta yerleşik hayata geçmişlerdir.[33]

Sarımehmedli Oymağı:

Bu Türkmen obası da Tomarza’nın Sarımehmetli köyünde meskundur. Sarı Mehmetli oymağı 1584 yılında Çöreğin köyünde 16 hane, Şelmeze köyünde 20 hane nüfusları vardı. Çöreğin ve Tobamasun (Tolamasun) mezralarında tasarruflarında idi.[34] 1563 yılında da Pınarbaşı nahiyesinde Sarıca Mehmedlü oymağı ve aynı adı taşıyan bir mezra bulunuyordu.[35]

Sarımehdi Oymağı:

Irmak kenarı nahiyesinde Çerkes kışlağında meskun bir Türkmen obasıdır. 1500 yılında 11 hane nüfusları vardı.[36]

Sarıoğlanlı Oymağı:

Kayseri’nin Sarıoğlan ilçesine adını veren Yörük obasıdır. Sarıoğlanlı oymağı Sarıoğlan ilçesinde ve bu ilçeye bağlı Palas kasabasında meskundur.[37]

Sarıömer /Sarıömerli Oymağı:

Bu Türkmen obası İncesu’da, Yahyalı kışlağında ve Özi Kışlağında gösterilmiştir. Ayrıca Gömezoğlu oymağı ile birlikte oldukları ve 16. yüzyılda Kızılırmak vadisinde Sarı Ömerli mezraını kurdukları bilinmektedir. 1522’de Yahyalı kışlağında 29 nefer, 1543’te 35 nefer nüfusları tespit edilmiş, Sarı Ömerlü ve Yarımca mezralarında oturdukları kayıt altına alınmıştır. 1570 yılında Sarı Ömerli oymağından 35 hane Koramaz nahiyesinde tespit edilmiştir. (Bünyan yöresi)

Sarı Sevindik Oymağı:

1563 yılında Pınarbaşı nahiyesinin Sarı Sevindik mezrasında ziraat yapıyorlardı.[38] Sarısindili Oymağı: Recepli Avşarlarından olan Türkmen topluluğunun Kayseri’de ve Zamantı’da oturduğu kayıtlıdır.[39] Pınarbaşı ilçesinde oldukları tahmin edilen oymağın yerleşim yeri kesin olarak bilinmiyor. Pınarbaşı, Tomarza ve Develi bölgelerinde gördüğümüz Sindel isimli köyler bu obayla alakalı olsa gerek. 1703 yılından itibaren diğer Recepli Avşarı obalarıyla birlikte Belih nehri boyları ve Rakka’ya iskan edildi. Ancak bir müddet sonra bir kısmı iskandan kaçıp etrafa dağılarak Kars ve Çıldır taraflarına gittiler. Rakka’ya iskan olan Recepli obalarının 1729 yılındaki tahririnde 21 hane ve 12 mücerret nüfusa sahipti.[40] Bu oba Kadirli, Karaman, Kars-ı Maraş, Kayseri, Kırşehir, Rakka, Sis ve Zamantı bölgesinde yerleşmiştir.[41]

Sarıtecirli Oymağı:

Kayseri’de yerleşik bir Yörük topluluğu olarak kayıtlara geçmiştir.[42] Kayseri’nin hangi bölgesinde oturdukları bilinmiyor. (Bakınız Tacirli/ Tecirli)

Sarıvelioğlu Oymağı:

Avşar boyuna mensup olan Türkmen oymağı Sarız ilçesinin Damızlık köyünde meskundur.[43] Osmanlı belgelerine göre Balkanlar’a gönderilerek Silistre ilinin Rosikasrı’nda iskan edilen bir obadır.[44] Kayseri’de 1846-49 yıllarında Lek, Kuzu-Güdenli ve Kırıntılı aşiret atlıları ile beraber Kayseri, Niğde ve Kırşehir taraflarına kovguna giden Afşar elebaşıları arasında Sarıveli-Oğlu diye bir kişinin adı geçiyor.[45] Bu kişinin soyu günümüzde Sarız civarında yerleşen Torun Avşarlarının obalarından birini oluşturuyor. Bunlar, Sarız ilçesi Damızlık köyünde (soyadı Kaygusuz olan aileler) yaşamaktadır. Bu obanın Karaman’da bulunan Sarıveli kasabası ile ilgisi olduğunu düşünüyoruz. [46]

Sarız Yörükleri:

16. yüzyılda Sarız bölgesinde Bali, Bostancı, Boynu Yoğunlu, Karaman Hacılı, Çörek, Turhamanlu, Nacarlu, Tekeli, Atluhanlu, Zakirlü, Hazinedarlu, Seyfeddinlü, Ördeklü, Oynadanlu, Kuzuculu, Sarıcalı, Artuklu, Karlı, Tennurlu, Cerit, Kerevinlü, Hızır Hacılı gibi Maraş bölgesinden intikal etmiş Yörük-Türkmen oymaklarının bulunuduğu görülmektedir. Bu oymakların birçoğunun Sarız’ı belli bir süre yaylak olarak kullandıktan sonra Kayseri’ye ve bazıları da Kayseri’den ötelere geçmişlerdir. Dulkadirlilere mensup Türkmenlerin Kayseri bölgesine dağılması ve diğer yerlere ilerlemelerinin nedeni, Dulkadir topraklarının Osmanlıların eline geçmesinden sonra doğan bir kısım idari hatalar neticesinde olmuştur. Maraş’ın büyük ölçüde göç vermesi sonucu, bir kısmı Şam, Halep bölgesine inerken, bir kısmı İran’a, bir kısmı da Anadolu içlerine dağılmışlardır. 1730 yılında Avşar Türkmenleri yöreye geldiklerinde Sarız ve Zamantı’da birçok köy boşalmıştı. Halbuki, 1563 tarihli Maraş tahrir defterleri göstermektedir ki, Maraş’ın Elbistan Kazasına bağlı Hurman Nahiyesi sınırlarında olan Sarız (ki tahrir defteri Saros diye yazıyor), özelikle Binboğa dağlarındaki yaylalarda ve diğer yaylalarda çok sayıda Türkmen oymağını barındırıyordu. Eski Dikenlü, Yeni Dikenlü, Hüda, Ağılıca, Aygır Çukuru, Kaman, Dudur Pınar, Sağnak, Hunu, Mescitlü, Deve Çukuru, Peynirlik, Yalınız Sel, Dil Çayırı, Aval Beglü, Eşek Getür, Halid Alanı, Ali Güran, Kalecik Boynu, Galip (Hacı Hamid bin Ali’nin yaylağıdır), Hırslu, Ağcasu, Yakacık, Taht Yurt, Serkis, Başviran hep Binboğa dağlarının yaylaları idi.Mesela, Maraş’ta Kınık’ta ve Güvercinlik’te kışlayan Kabaklar ve Karamanlu oymakları yazları Binboğa dağlarına geliyorlardı. Yine Binboğa’da Cerit ve Yüreğir oymaklarına rastlanmıştı. Bu oymaklardan Yüreğir’den 6 nefer, Cerit’ten 3 nefer, Karamanlı ve Kabaklı’dan 5 nefer Binboğa dağında yerleşik hayata geçmişlerdi. [47] Yörük-Türkmen oymaklarının Binboğa dağı dışında Sarız’ın diğer bölgelerinde de oldukları anlaşılıyor. Sulu Çimen, Örtülü, Sultan Beli, Çavdar, Damızlık Koruları, Kasacılar, Sarıcalı, Şeker Pınarı, İt Oğlu, Firenk Dağı, Firenk Sivrisi, Boran, Küçük Boran, Hindi, Düve Çayırı, Çil Kasım ve Sütgün yaylaları Sarız bölgesinde Yörük ve Türkmenlerin hareket dahilinde oldukları ve yazları yayladıkları yerlerdendi. [48]

Saru Şeyh Oymağı:

1563 yılında Pınarbaşı nahiyesi Sovıcak Su köyünde 11 nefer olarak bulunuyorlardı.[49]

Sancaplı / Sincaplı Oymağı:

Zamantı yöresine yerleşik bir Türkmen topluluğu olarak gösterilmiştir.[50] Yerleşim yeri bilinmiyor.

Sandırlı /Santırlı Oymağı :

Kayseri’de yerleşik bir Yörük topluluğu olarak gösterilmiş,[51] yerleşim yeri belli değil.

Savcı/ Savcılı Oymağı:

Danişmentli Türkmenlerinden olan oymak Irmak Kenarı nahiyesinde Kınacık kışlağında meskundu. Bu oymağa bağlı Veled-i Savcı obasının ise İslamlu oymaklarına katıldığı 1500 yılında 21 hane olduğu ve Kınacık mezraının yanı sıra Alpagut mezraını da kullandıkları anlaşılmaktadır.[52]

Sayoğlu Oymağı:

Türkmen oymağının Malya nahiyesinde (Hacılar, Hisarcık, Tomarza yöresinde) meskun olduğu kayıtlara geçmiş.[53]

Seferlioğlu Oymağı:

Yörük topluluğu Karataş nahiyesinde (İncesu) Güllü (Bugün İncesu ilçesinin Küllü köyü) ve İmamlı mezralarında meskundu. 1570 yılında Seferlü adıyla geçen oymak 74 hane nüfusa sahiptir.[54]

Seğeniç Oymağı:

Kayseri sancağı Yörüklerinden olan oymak, 1484 yılında Kuruköprü ve Karaviran mezralarında 15 hane nüfusa sahipti.[55]

Seldüke / Seldük / Selcük Oymağı :

İslamlı Yörüklerinden olan oymak İslamlu’ya bağlı Gökçe ve Saka kışlağında meskundu.[56]

Selmanlı /Selmanoğlu Oymağı:

Avşar boyuna mensup olan oymak, Zamantı’ya yerleşmişti.[57] Danişmentli Türkmenleri arasında yer alan oymağın 1683-1684 yıllarında Kayseri’de şehir merkezinde Selman mahallesini kurdukları anlaşılıyor.[58] Selmanlu obası 1584 yılında Irmak Kenarı nahiyesinde (Yani Kızılırmak boylarında) bulunuyordu. Seyyidler mezraında 21 hane olarak görüldüler. [59]Zamantı nahiyesinde bulunan Selmanlu oymağı ise 1563 yılında Kalecik / Kalelüce köyünde Ali Beglü Oymağı ile birlikte 64 nefer olarak bulunuyordu.[60] Salmanlıların adı Süleymanlı şeklinde de geçer. Bu ikisi aynı topluluktur. 16. yy’da Kadirli’de bulunan 5-6 boydan birisi de Salmanlılardı. Daha sonra Salmanlılardan önemli bölüklerin dağıldıklarını görüyoruz. 1613 yılında Çankırı bölgesindeki Türkmenler arasında Büyük ve Küçük Salmanlı olarak adı geçiyor. 1691 yılında Batı Anadolu’da bulunan ve Köse İbrahim, Balı ve Kubad Kethüdaların emrindeki Büyük Salmanlılar ile Ali ve Ketiş Oğlu Bekir Kethüdaların emrindeki Küçük Salmanlıların çevre köylere zarar verdiği anlaşılıyor. Bu tarihlerde Büyük Salmanlılar, Köse Musa (Diğer adı Köse Köselisi), Pekmezli, Karahaliloğulları, Fakihli, Güllüce, Keleşoğlu, Emmioğlu, Karahacı Ebubekir, Hacıemir Şamoğlu, Hacı Yusuf, Abdullahoğlu, Abdioğlu, Katipoğlu ve Ceridoğlu, Küçük Salmanlılar ise Ali Kethüda, Hacı Kasım-Oğlu, Kara Bayram ve Kara Bayrak adlı obalara ayrılmıştı.[61] Bunlardan Köse Musa obası, Sandıklı’da iskan edildi.[62] Kara Halil Oğulları ise 1691’de Hama ve Humus’a iskan edilen oymaklar arasındadır (Hama’da Barin nahiyesinde Akrep ve Rubah köyleri ile Saguna mezrasına). Diğer kısımları da 1730’da Karaman’da bulunan Atlantı’ya iskan edildi.[63] Kara Halilli cemaatinin İfraz’a dahil edilen bölükleri ise 1725’te Adana’da Kurtkulağı’na yerleştrildi. Bunlar, Karaman, Kütahya, Bursa, İçel, Aydın ve Saruhan taraflarına kaçtıysa da tekrar çukurova’ya nakledildiler.[64]Danişmentli Türkmenleri arasında görülen Salmanlıların, 1691 yılında başlayan iskanları 1701’de Keçi Borlu, Geyikler, Sandıklı ve Çölabat kazalarına iskanı ile tamamlandı. Önce mera ve tarlalar yetersiz diye itiraz ettiler. Bunun üzerine tahrir yapıldı ve bölge yöneticilerine emir gönderilerek buna göre iskanları gerçekleşti (1702). Ancak ertesi yıl bir kısmı iskanı terk edip zulme başladı (1703). Uzun uğraşlardan sonra (1708) bunlar tekrar eski yerlerine yerleştiler.Büyük Salmanlılar, Geyikler kazasının Yorgalar, Akça, Yüreğil, Gökçeli, Alacaatlı, Yarımca, Dombay, Eskiköy, Engürük, Yenice, Yeregiren, Seyidli, Budaklı, Karabedirli, Eldere ve Porsama, Sandıklı’nın Kötüağıl, Karakuyu, Karahalilli ve Saidli, Urla’nın Okçular köylerine; Küçük Salmanlılar, Geyikler kazasının Kulu, Haceröyük, Bahşayış, Mayalı, Kuyu, Tulu, Çapalı, Eldere ve Torumlu köylerine yerleşti. Ancak çevreye zararları önlenemediği için 1720’de Rakka’ya iskanları emredildiyse de bundan vazgeçilerek 1728’de aşiretin miri yöneticilerine gönderilen emirle itaatleri sağlandı. Böylece buralara kesin yerleşmiş oldular.[65] Günümüzde Afyon il merkezi ile Sülümenli, Çobanlar ve Işıklar kasabaları bu cemaattendir.[66]Çankırı bölgesindeki Salmanlılardan bazı grupların Yozgat tarafına geçtiklerini anlıyoruz. Nitekim Boz-Ok’ta sakin Selmanlı ve Dede Sülü cemaatine tabi diğer Selmanlı cemaati, içlerinden çıkan eşkıya sebebiyle vergilerine zam yapılmak suretiyle cezalandırılmışlar ve Yeni-İl’e dahil edilerek iskanları emredilmiştir (1714).[67] Bunlardan bir bölük, Davudeli ve Elmahacılı köyüne yerleşti.[68] Onlar, Maraş’ta Gündeşli aşiretine tabi bulunmaktaydılar. Bu Salmanlılar, Kangal ile Hasançelebi arasında bulunan Alaca Han ve Ulaş mevkine diğer cemaatlerle 1723-29 da kendi rızaları ile iskan edilmişti. Ancak bir takım cemaatlerin taarruzları sonucu 1733’te devlete yaptıkları şikayet sonucu Sofular hariç diğerleri iskandan affedilmiştir.[69]Salmanlılar Adana, Aksaray, Alanya, Amasya, Ankara, Antep, Aydın, Bigadiç, Bor, Boyabat, Boz-Ok (Kocalı kazası), Çankırı, Çorlu, Çorum, Çöl-Abat, Çukurova, Danişmentli, Dazkırı, Diyarbakır, Edirne, Eyüpeli, Geyikler, Göksün, Gördük ve Timurcu – Saruhan, Gülnar, Halep, Hamit, Isparta, İzmir, K. Sahip, K. Şarki, Kangal, Kars-ı Maraş, Kastamonu, Kaş, Kayseri, Keçiborlu, Keskin, Kırşehir, Kilis, Kirmastı, Konya, Kozan, Kütahya, Malatya, Maraş, Niğde, Rakka, Sandıklı, Sivas, Sungurlu, Tarsus, Teke, Tire, Yeni-İl, Yenişehir – Aydın, Zamantı ve Zeyne – İç-El’de ve Balkanlarda Kili ve Akkerman, Selanik, Kırcali, Çirmen’de yerleşmiştir.[70]

Selimli Oymağı:

Bozatlı obalarından olan Türkmen topluluğu Bozatlı’ya (Tomarza-Talas bölgesi ) bağlı Kuruköprü (bugün Talas’a bağlı) ve Karaviran (bugün Tomarza’nın Karaören köyü) köylerinde meskundu. 1500 yılında 38 hane, 1520 yılında 32 hane nüfusa sahipti.[71]

Selvi Oymağı:

Kayseri sancağı Yörüklerinden olan oymak, 1484 yılında Viranşehir’de 15 hane nüfusa sahipti. Develi yöresinde Şeyhli adıyla bilinen oymağın Kayseri sancağı, Develi ve Zamantı yöresinde olduğu görülüyor.1584 yılında Karataş Yörükleri arasında (İncesu) görülen oymak, Hisartepe’de 118 hane idi.[72] Dulkadirli beylerinden Selvi Bey (Sülü Bey)’in (1386-1398) adını taşıyan oymağın Selvi Bey’le bağlantısı kesindir. Malatya naibi Mintas’la büyük bir savaşa tutuşan Selvi Bey, yenilince Develi Kalesine çekildi ve buradan hareketle Kayseri’de savaşlar verdi.[73]

Sevinçli Oymağı:

Kustere Yörüklerinden olan oymak, Kustere’ye bağlı (Tomarza) Gelinli Kışlağı ve Çöreğen mezralarında (Çöreğen, bugün Tomarza’nın Çukurağaç köyü) meskundu. Sevinçli oymağının tasarrufunda Gelinli, Posun, Sosun mezraları vardı.1543 yılında 30 hane nüfusları vardı. Bir hane de Kırşehir’e göçmüştü. 1570 yılında 33 hane oldukarı tespit edilmiştir. Sosun , bugün Talas ilçesine bağlı Ortakavak köyünün eski adıdır.[74] Sevinç Beğ Oymağı: 1484 yılında Yahyalı Yörükleri arasında görülen oymak, Kustere Yolu denilen yerde bulunuyordu. [75]

Seydi Ahmetlü Oymağı:

Pınarbaşı nahiyesinde 1563 yılında Börk Viran köyünde 11 nefer nüfusları vardı.[76]

Seyfeddinlü Oymağı:

1563 yılında Sarız bölgesinde Mağaracık ve Mescitüstü mezralarını ekip biçiyorladı.[77]

Seyidi Hacılı Oymağı:

Bu Türkmen obası, Karahisar (Yeşilhisar) kazasında Mescitli, Seyrek, Hacı Bozca, Kırdiken ve Kızılviran mezralarında meskundu. Bu oymağın tasarrufunda Kırköy, Hacıbozca, Çayırkeven, Kızılviran, Sarı Danişmentli ve Sarı Ağıl mezraları vardı. Teberrük Hacılı oymağı ile birlikte gösterilen oba, adını boy beyleri Davud v.i. Seydi Hacı’dan almıştır. 1500 yılında Erciyes Dağı nahiyesine kayıtlı olan oymak 39 nefer, 1520 yılında 30 nefer nüfusa sahipti. 1570 yılında 45 hane, 1584 yılında Mescitlü köyünde 31 hane idiler. 1584’de ise 21 hanedirler.[78]

Seyyidullah Oymağı:

Bu Türkmen obası Kustere’ye bağlı (Tomarza) Şelmere (bugünkü Yeşilbağ köyü) kışlağında meskundu. [79]

Sığırlıoğlu /Sağırlıoğlu / Evlad-ı Sığırlı Oymağı:

Çöplü Yörüklerinden (İncesu) olan oymak, adını oba bayleri Budak v.i. Sığırlı’dan almıştır. 1584’te Mamalar köyünde 76 hane nüfusları vardı. Göl mezraını tasarrufları altında tutuyorlardı.[80]

Sırkıntılı oymağı:

Çukurova’nın en büyük aşiretlerinden biri olan Sırkıntı aşireti batılı seyyahlar tarafından Afşarlara mensup bir oymak olarak gösterilmiştir.[81] 1624 yılında Abaza Mehmet Paşa’nın II. Osman’ın (Genç) intikamını almak için Sadrazam Çerkez Mehmet Paşa’ya karşı ayaklandığında, Orta Anadolu’dan toplayıp Kayseri’deki Boğazköprü’ye kadar getirdiği 40.000 kişilik ordusunda Sırkıntılılar bulunuyordu.[82] 1730 tarihinde Sırkıntı-Oğlu Mehmet, Karsantı-Oğlu, Karanebi-Oğlu ve Kerim-Oğlu ile birlikte Rakka’ya iskanı emredilen Recepli Avşarı’nın kaçmasını önlemeğe memur edilmişti.[83] § D.V.Langlois’in 1857 tarihli Çukurova’da bulunan oymaklara ait listesinde Sırkıntılılar, 800 çadır nüfus, 30.000 koyun, 5.000 keçi, 1.800 sığır ve 1.000 deveye sahipti.[84]

Silopi Oymağı:

Karataş Yörüklerinden olan oymak Karataş’a bağlı Viranşehri (bugün Örenşehir köyü) kışlağında meskundu. 1500 yılında 45 hane nüfusları vardı.[85]

Silsüpür Oymağı:

Bozulus Türkmenlerinden olan Silsüpür oymaklarında Erciyes dağı çevresinde yaylaya çıkıyorlardı. Yerleşim yerleri bilinmiyor.[86] Ceritlerin meşhur bir obası da bu adı taşır. Rakkaya iskan edilen Afşar obaları arasında bulunan (Bab-ı Altun, Çeçeli, Dokuz gibi) Silsüpür Avşarı, diğerleriyle beraber iskandan kaçıp Maraş, Pazarcıkovası, Kilis, Sokudağı ve Çobanoğlu dağına gelerek halka zarar vermeye başladılar. Bunların iskan yerine gitmesi için 1703 yılında Rakka beylerbeyine hüküm gönderildi.[87] Ancak aşiretleri kendi yaylak ve kışlaklarında yerleştirme teşebbüsü doğrultusunda bunların Rakka’ya iskanlarından vaz geçilmiştir. Neticede Silsüpür Avşarı, Köçekli ile birlikte 1729 yılında Çiçekdağı civarına harabe köylere yerleştiler.[88] Bunun yanında bir kısmının Boz-Ok, Çankırı, Diyarbakır, Kayseri ve Nevşehir’de kaldığı anlaşılıyor.[89]

Simanigah Oymağı:

Karataş Yörüklerinden olan oymak, İncesu bölgesinde Simanigah kışlağında meskundu. 1500’de 79 hane nüfusa sahiptiler.[90]

Sincanlı Oymağı:

Kayseri’de meskun bir Yörük obası olarak gösterilmiştir.[91] Yerleşim yeri bilinmiyor.

Sindel Oymağı:

Osmanlı belgelerinde bu cemaatin adı Sindeli, Sendeli, Sendil, Sandal, Senedli gibi değişik tarzda okunmaktadır. Kayseri bölgesinde bulunan bu obanın Zamantı bölgesinden çıkarak güneye ve batıya göç ettiğini anlıyoruz. Nitekim Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde Sindel köyü vardır. Batıya doğru gidildikçe Sindellilerin izini bulmaktayız. Develi ilçesinde Sindelhöyük, Yeşilhisar ilçesinde de Sindel (Kovalı) köyleri vardır. Daha batıda Nevşehir’in Avanos ilçesi Topaklı kasabası Avşardır ve yarısı Sindelliler diye tanınır. Ayrıca Osmanlı belgelerinde Saruhan bölgesinde eşkiyalık hareketlerinde bulunan Türkmenler arasında Sindel cemaati de yer almaktadır.[92] Manisa’nın Akhisar ilçesi Sindelli, Salihli ilçesi Sindel ve İzmir’in Bergama ilçesi Sindel köyleri bu cemaat tarafından kuruldu.[93] Sindellilerin önemli bir bölümü de Mersin civarında bulunuyordu. Karaman valisi Vezir Ali Paşa tarafından Ermenek’teki Beyçayır bölgesine yerleştirilen İç-El yörükleri dağılmış, Teke, Hamit ve Aydın bölgesine gelmişti. Bunlar 1708 yılındaki bir emirle eski yerlerine gönderildiler. Sindel (diğer adı Menteşeli), Gülnar’ın Sendil köyüne yerleşti. Ancak Sindellilerin de bulunduğu bu cemaatler rahat durmayıp ahaliye zarar verince 1714 yılında (sürgün, 1741’e kadar sürdü) Kıbrıs’a sürüldüler.[94] Nitekim Kıbrıs’taki Sinde köyü bu oba ile alakalıdır.[95] Cemaatten bir grup ise Aydın sancağında bulunan Kızılca Burgos derbendine derbentçi olarak iskan edilmiştir (1743).[96]Sindelliler, belgelere göre Adana, Alanya, Aydın, Balıkesir, Biga’nın Çatalbirgos kazası, Birgi, Gelibolu’nun Abri ve Firecik, Hamit, İç-El, Karaağaç, Kıbrıs, Kütahya, Menteşe, Saruhan, Saruhan’ın Adala kazası, Sındırgı, Sis, Şam, Tarsus ve Teke bölgesinde yerlemiş, bir bölümü de Balkanlarda Eğribucak, Cumapazarı ve Gümülcine’de iskan olmuştur.[97]

Sisamedend Oymağı:

Köstere Yörüklerinden (Tomarza) olan oymak Yörükan-ı Sis amedend adıyla geçmekte ve 13 hane oldukarı görülmektedir.

Sivas İlbeğli Oymağı:

Kayseri’de yerleşik bir Türkmen obasıdır.[98] İlbeyli adının yer aldığı bir mekan 16. yüzyılda Bünyan ilçesinin Büyük Bürüngüz köyündeki İlbeyli mezraı idi.

Sivli Oymağı:

Kayseri’de meskun bir Yörük obası olarak gösterilmiştir.[99] Yerleşim yeri bilinmiyor.

Sırkıntı Yörükleri Oymağı:

Oğuzların Kınık boyundan olan Yörük topluluğu Yahyalı’ya bağlı Karaköy’de meskundu.[100]

Sofu Oymağı:

Karataş’ta Çublu Yörüklerinden olan oymak İncesu’da Hisartepe kışlağında meskundu. 1520 yılında Hisartepe’de 64 hane nüfusları vardı.[101] Sofular oymağının diğer adı Mahmudlu olarak geçmektedir. Sarıoğlan ilçesinin Sofu Mahmud köyünün terkibi ise obanın iki adının birleşmesinden oluşmuştur. Bu köyün eski adının Küçük Hanifli’dir. Sonradan Sofu Mahmut adı alınmıştır. Sivas yöresinde 500 çadır olarak tespit edilen Sofular oymağından geliyor olmalılar.[102]

Sosun Oymağı:

Bu Türkmen obası M.1500 yıllarında Erciyes dağı civarında görüldü. Sosun adıyla Erciyes dağı eteklerinde bir köy kurmuşlardır. Bugün Talas ilçesine bağlı köyün adı Orta Kavak olarak değiştirilmiştir. 1522’de 13 nefer, 1543’te 28 hane nüfusları vardı. Erciyes dağı eteklerine yerleşmeden önce 1484 yılında Irmak Kenarı nahiyesindedirler ve Kadalasun mezraında kalan oymak burada 5 hane nüfusa sahiptir. 1570 yılında nüfusları 28 haneye çıkmıştır.[103]

Soysallı Oymağı:

Develi ilçesinde meskun olan Türkmen obası Soysallı köyünde oturmaktadır.[104]

Söylemezli (Sarı Selmanlı Kaya) Oymağı:

Kayseri’de meskun bir Yörük obası olarak gösterilmiştir.[105] Yerleşim yeri bilinmiyor.

Suculu Oymağı:

1711 yılına ait bir kayıtta Horasan köyü (Horsana olabilir) yakınlarında çayırlarda konaklayan Danişmentlü Türkmeninden Suculu oymağı köyü basmış ve 9 kadın ve erkeği yaralayıp köylünün birçok mal ve develerini gasp etmişlerdir.[106]

Süksün Oymağı:

Yörük Türkmen oymakları arasında yer alan oymak Koramaz nahiyesinde (Bünyan) gösterilmiştir. Süksün oymağı, bugün Bünyan ilçesine bağlı Süksün Kasabasında oturmaktadır. Aynı adı taşıyan bir başka Süksün obası da İncesu ilçesinin Süksün kasabasında oturmaktadır. 1484 yılında Kustere yolu üzerinde gördüğümüz Süksün obası (8 hane), aradan yüz yıl geçince 1584 yılında 79 haneye çıkmış ve İncesu ilçesinin Süksün kasabasını kurmuşlardır. Çünkü, Bünyan ilçesinin Süksün kasabasını kuran oymak, 1500 yılında 47 nefer, 1520 yılında 67 nefer olarak Koramaz Nahiyesi (Bünyan) kayıtlarına girmişti.[107] Bu tarihlerde İncesu bölgesinde Süksün obası görülmediğine göre, Kustere yolunda (Irmak Kenarı nahiyesinde) bulunan oba, İncesu Süksün köyünü kuran oba olmalıdır. 1563 yılında Maraş Tahrir defterinde Çörmüşek nahiyesine bağlı gösterilen Süksün oymağının diğer adını (Der Travşın) olduğunu ve 75 hane olarak bulunduklarını öğreniyoruz. [108]

Sülülü (Sülü ve Cüllahlar/ Celahir) Oymağı:

Karataşlı (İncesu)Yörüklerindedir. 1518 yılından sonra Süli ve Cüllahlar adını almışlardır. 1584 tarihinde Viranşehir köyünde 25 hane, Aygır Ağıl köyünde 12 hane, şehirde ise 1 hane olarak kayıtlıdırlar. Çöplü Yörüklerinden olan bir başka Sülü oymağı ise yine İncesu yöresinde 1584 yılında Hisardere köyünde 91 hane, şehirde ise 2 hane nüfusa sahipti.[109]

Süleymanlı oymağı:

Dulkadirli Türkmenlerinden olan ve Kustere Yörükleri arasında adı geçen Süleymanlı obaları, Bünyan’ın Akmescit(Zerezek) beldesine, Tomarza’nın Sindeler ve Sinlük mezralarına yerleşmişlerdir. Bugün Develi ilçesinde Sindelhöyük beldesi bulunduğu gibi, Talas ilçesine bağlı Süleymanlı isimli bir köy vardır. Yörükan-ı Süleymanlu adıyla geçen oba, 1570 yılında 28 hanedir ve bugün Talas’ın Süleymanlı köyünü kuran oba olmalıdır. 1584 tarihinde Kustere Yörükleri arasında gösterilen Süleymanlı obası ise Mesek mezraında oturuyordu ve 29 hane nüfusu vardı. Yine Süleymanlı adını taşıyan bir başka oba ise, 1584’te 17 hane olarak Seyitler köyünde oturuyordu. Öyük Kışla, Taş Ağıl ve Kalaycı Kışlası tasarruflarındaydı.[110] Bünyan yöresindeki Süleymanlı oymağı ise, Maraş Tahrir Defterinde Çörmüşek Nahiyesi Güney köyünde 90 hane, Zerezek köyünde 37 hane, Kuzcağız (ya da Koçcağız) köyünde 76 hane, Bacaluca Viran köyünde 16 nefer olarak bulunuyorlardı. (1563)[111] Bu obanın Salmanlı Avşarıyla aynı olduğunu sanıyoruz. Çünkü günümüzde bu obanın adı halk arasında Salmanlı diye de geçer. İhtimal, Salmanlıların Danişmentlilere tabi olup Afyon ve civarına iskanında geride kalan kısmıdır. Diğer bir düşünce ise Süleyman Kethüda cemaatinin bakiyeleri olabilir. Çünkü bu cemaat, erken dönemde Kayseri yöresine gelip yerleşmiştir. Süleymanlılar, 1703 yılından itibaren diğer Recepli Avşarı obalarıyla birlikte Belih nehri boyları ve Rakka’ya iskan edildi. Ancak bir müddet sonra bir kısmı iskandan kaçıp etrafa dağılarak Kars ve Çıldır taraflarına gittiler. Rakka’ya iskan olan Recepli obalarının 1729 yılındaki tahririnde cemaat, 108 hane ve 60 mücerret nüfusu ile en kalabalık oba konumundadır.[112] Süleymanlılar Hüdavendigar, İç-El’in Zeyne Kazası, Kırşehir, Saruhan’ın Marmara Kazası, Yeni-İl ve Rakka yerleşmiştir.[113] Günümüzde Kayseri’nin Bünyan ilçesi Akmescit köyü Süleymanlı cemaatindendir.[114] Yörükan-ı Süleymanlı adıyla kayıtlı bir diğer oba da 16. Yy’da Kayseri’de bulunuyordu.[115] 1522’de 5 nefer, 1543’te 19 hane, 1584’te ise Seyidler köyünde olup 17 hane idi.[116]

Süleyman Kethüda Oymağı:

Karataş Yörüklerinden olan oymak, Garibşalı Yörüklerindedir ve Gökçeemir ile Tepesi Dölek mezralarında meskundu. Garibşalı Yörüklerinin yerleşim yeri bugün İncesu ilçesine bağlı olan Garipçe köyü ve civarı idi. Adını oba beyleri İskender v.i. Süleyman Kethüda’dan almıştır. 1500’de 43 hane, 1543’te 39 hane olan oymak, 1584 yılında Tepesi Dölek köyünde 38 hane nüfusa sahipti. Süleyman Kethüda oymağı ile Hüseyin Kethüda oymağı 1584 yılından sonra Garipşah oymağı diye anılmaya başlandılar.[117] Sis’ten Kayseri’ye gelip yerleşen Garip-Şahlıların 2 obasından birisidir. 1500 yılında hayatta olan İskender veled-i Süleyman’dan adını almıştır. 1500’de 43 hane, 1518’de 21 hane, 1522’de 21 hane, 1543’te 39 hane, 1584’te 38 hane nüfusu vardır.[118] 1500’den sonra nüfusunun yarı yarıya azalması onların başka yerlere göç ettiğini gösteriyor. Nitekim cemaat, Kayseri’den başka Bağdad’ın Ana Sancağı ile Kırşehir ve Nevşehir’de de yerleşmiştir.[119] Ayrıca Tarsus civarında bu dönemlerde Süleymanlı cemaati görülmektedir. 1519’da 15 hane, 1526’da 29, 1536’da 25, 1543’te 33, 1572’de 26 hane nüfusu olup Koçi köyde oturuyordu.[120]

Sümengen Oymağı:

Kustere Yörüklerinden olan oymak 1518 yılından sonra Şehy Baraklu adını almıştır. 1584 yılında Sümengen köyünde 54 hane, Ortaviran’da (Bektaşlı) 13 hane, Yuvani köyünde de 30 hane nüfusları vardı.[121]

Sungurlu Oymağı:

Bu Türkmen topluluğu Bünyan ilçesinin Karadayı köyüne yerleşmiştir.[122]

—————————-

[1] İnbaşı, a.g.y., s.232 [2] Sümer, Oğuzlar, s.318 [3] İnbaşı a.g.e., a.g.m.; Afyoncu, a.g.m.7-13 [4] Hüseyin Cömert, Kayseri’de İlk Nüfus Sayımı-1831, Kayseri, 1993 [5] S.B.Akbaş; Bünyan ve Yöresi Halk Edebiyatı Folklor ve Etnografyası, Kayseri, 1994 [6] Türkay, a.g.e. [7] R.Yinanç-M.Elibüyük- a.g.e., c.II, s.742 [8] Afyoncu, a.g.e.7-13 [9] Akbaş; Kayseri ve Yöresine yerleşen Türk Boyları ve Akraba Topluluklar, Kayseri, 1997 [10] İnbaşı, a.g.y. s.232 [11] İnbaşı, a.g.y., s.232 [12] Türkay, a.g.e. [13] İnbaşı, a.g.e. [14] İnbaşı, a.g.e. [15] İnbaşı, a.g.e. [16] R.Yinanç-M.Elibüyük- a.g.e., c.II, s.656 [17] İnbaşı a.g.e., a.g.m.; Afyoncu, a.g.m.7-13 [18] M.Çayırdağ, a.g.m. [19] İnbaşı a.g.e., a.g.m.; Afyoncu, a.g.m.7-13 [20] Türkay, a.g.e. [21] Türkay, a.g.e. [22] H. B. Karadeniz, Atçeken Oymakları, Yayınlanmamış Doktora Tezi, E.Ü.s.B.E., Kayseri 1995, s.222 [23] Halaçoğlu, İskan Siyaseti, s.55 [24] Türkay, s.144, 649, 655 [25] Afyoncu, a.g.m.7-13 [26] Türkay, a.g.e. [27] Afyoncu, a.g.m.7-13 [28] Akbaş, a.g.e. s.13 [29] İnbaşı, a.g.e. [30] M.Ferit Yıldız, Sad-i Mezrası, İmaret Köyü, Amarat Kasabası, Kayseri, 2002, [31] İnbaşı, a.g.e. [32] İnbaşı, a.g.m.222-232 [33] Türkay, s.654 [34] İnbaşı a.g.e., a.g.m.; Afyoncu, a.g.m. [35] R.Yinanç-M.Elibüyük- a.g.e., c.II, s.702 [36] Afyoncu, a.g.y.7-13 [37] İnbaşı, a.g.e. [38] R.Yinanç-M.Elibüyük- a.g.e., c.II, s.702 [39] Türkay, a.g.e. [40] Halaçoğlu, İskan Siyaseti, s.55 [41] Türkay, s.660 [42] Türkay, a.g.e. [43] Ahmet Z. Özdemir, a.g.e. [44] Türkay, s.662 [45] Yurtsever, a.g.e., s.111. [46] Kaya, a.g.e., 197 [47] R.Yinanç-M.Elibüyük- a.g.e., c.II, s.666 [48] R.Yinanç-M.Elibüyük- a.g.e., c.II, s.663-665 [49] R.Yinanç-M.Elibüyük- a.g.e., c.II, s.737 [50] Türkay, a.g.e. [51] Türkay, a.g.e. [52] İnbaşı a.g.e., a.g.m.; Afyoncu, a.g.m.7-13 [53] Türkay, a.g.e. [54] Afyoncu, a.g.y.7-13 [55] Afyoncu, a.g.e.7-13 [56] İnbaşı a.g.e., a.g.m.; Afyoncu, a.g.m.7-13 [57] Türkay, a.g.e. [58] M.Karagöz, a.g.y.; M.Çayırdağ, a.g.y. [59] İnbaşı, a.g.y.;Afyoncu, a.g.y.7-13 [60] R.Yinanç, M.Elibüyük, a.g.e., s.688 [61] Altınay, s.66, 103-4 [62] Türkay, s.544 [63] Orhonlu, Aşiretlerin İskanı, s.66, 68, 111 [64] Halaçoğlu, İskan Siyaseti, s.86 [65] Altınay, s.124-25, 130-1, 165, 185; Orhonlu, Aşiretlerin İskanı, s.73-75 Halaçoğlu, İskan Siyaseti, s.59-60, 81-83. (Emir, Hamid Ve Karahisarı Sahip Sancakları Mutasarrıflarına, Kütahya Mollası Ve Mütesellimine, Denizli, Geyikler, Kemerihamid, Urla, Şeyhli, Çarşanba, Lazkiye, Uluborlu, Burdur, Homa, Çölabat, Uşak, Baklan, Sandıklı Ve Honaz Kadılarına Gönderildi.) [66] Türkay, s.265, 562, 644, 667-68 [67] Halaçoğlu, İskan Siyaseti, s.53, 65 [68] Orhonlu, Aşiretlerin İskanı, s.84-86 [69] Altınay, s.168, 192-4 Orhonlu, Aşiretlerin İskanı, s.111 Halaçoğlu, İskan Siyaseti, s.75, 107 [70] Türkay, s.328, 397, 644, 667-68, 686-7, 756 [71] İnbaşı, a.g.e. [72] İnbaşı, a.g.e. [73] Arap Tarihçilerinin Heykelüt Türkmen diye adlandırdığı Selvi Bey, büyük cesaret ve şöhret sahibiydi. Dulkadirli beylerinden ağabeyi Halil Bey’in kardeşi İbrahim tarafından öldürtülmesinden sonra beyliğin başına geçti. Memlükler, Halil Bey gibi Selvi Bey’in de sürekli peşinde olmuştur. Halil Bey’e yaptıkları kardeşi kardeşe öldürtme politikasını Selvi Bey’e de denemişler; fakat kardeşi Osman, Selvi Bey’in yanına geçerek bu işi bozmuştu. Selvi Bey’i yakınında bulunan Ali Han isimli bir adamı satın aldılar ve bu kiralık katil, Maraş civarında bir yaylada uyurken eşinin yanında öldürdü. (R.Yinanç, Dulkadirli Beyliği, s.23) [74] İnbaşı a.g.e., a.g.m.; Afyoncu, a.g.m.7-13 [75] İnbaşı a.g.e., a.g.m.; Afyoncu, a.g.m.7-13 [76] R.Yinanç-M.Elibüyük- a.g.e., c.II, s.720 [77] R.Yinanç-M.Elibüyük- a.g.e., c.II, s.660 [78] İnbaşı a.g.e., a.g.m.; Afyoncu, a.g.m.7-13 [79] İnbaşı, a.g.e. [80] Afyoncu, a.g.y.7-13 [81] Sümer, “Çukurova’nın Tarihine…”, s.85 [82] Halit Erkiletlioğlu, Osmanlılar Zamanında Kayseri, Ankara 1996 [83] Altınay, s.186 ;Sümer, Oğuzlar, s.158 [84] Sümer, Oğuzlar, 350 [85] İnbaşı, a.g.e. [86] Türkay, a.g.e. [87] Halaçoğlu, İskan Siyaseti, s.82, 119 [88] Orhonlu, Aşiretlerin İskanı, s.10; Halaçoğlu, İskan Siyaseti, s.68 [89] Türkay, s.147 [90] İnbaşı, a.g.e. [91] Türkay, a.g.e. [92] Çağatay Uluçay, Saruhan’da Halk Hareketi Ve Eşkıyalık, [93] Eröz, “Ege Bölgesinde…”, s.185 [94] Altınay, s.148, 151; Orhonlu, Aşiretlerin İskanı, s.112; Halaçoğlu, İskan Siyaseti, s.84, 113 [95] Mehmet Eröz, Atatürk-Milliyetçilik-Doğu Anadolu, İstanbul 1987, s.213 [96] Orhonlu, Aşiretlerin İskanı, s.111; Halaçoğlu, İskan Siyaseti, s.105 [97] Türkay, s.143, 669-70, 755 [98] Türkay, a.g.e. [99] Türkay, a.g.e. [100] H.Erkiletlioğlu, Osmanlılar Zamanında Kayseri, Ankara, 1996 [101] İnbaşı, a.g.e. [102] Seyyah Nieburh’un Listesi: (1764 yılı Halep Türkmenleri) [103] İnbaşı, a.g.e.; Afyoncu, a.g.e.; Akbaş; a.g.e. Sosun köyü, adını bir çeşit çiçek türü olan Sosun’dan (prumira algida) almıştır. Bu köye 1520 yılında Kayseri kayıtlarında gördüğümüz Beyazıt köyünden aileler de göç etmiş. Beyazıt oğullarından, Ayniyaoğulları, Küçükosmanoğulları, Voyvodaoğulları, Emir Mehmetoğulları, Deveci oğulları Abidin oğulları Yirik oğulları, Sosun Köyüne gelirler.( Yüksel Kalkan, Sosun –Ortakavak köyü, Kayseri, 2002 [104] Akbaş, a.g.e. ve “Develi’ye Yerleşen Aşiretler, Oğuz-Türkmen Oymakları”, Bütün Yönleriyle Develi, (I. Bilgi Şöleni, 26-28 Ekim 2002) Develi, 2003, s. 67 [105] Bakınız Selmanlı oymağı. [106] KŞS,No:135/76-3 (M.Keskin, a.g.m., s.196) [107] İnbaşı, a.g.e.; a.g.y.; Afyoncu, a.g.y. [108] R.Yinanç-M.Elibüyük- a.g.e., c.II, s.781 [109] İnbaşı, a.g.e.; a.g.y.; Afyoncu, a.g.y. (Sülü adının kaynağı ile ilgili olarak Selvi oymağı maddesine bakınız) [110] İnbaşı, a.g.e.; a.g.y.; Afyoncu, a.g.y.7-13 [111] R.Yinanç-M.Elibüyük- a.g.e., c.II, s.766-791 [112] Halaçoğlu, İskan Siyaseti, s.55 [113] Türkay, s.38, 149 [114] Akbaş, Bünyan ve Yöresi Halk Edebiyatı, Folklor ve Etnografyası, Bizim Gençlik Yay., Kayseri 1994, s.7 [115] Türkay, s.780 [116] Afyoncu, s.17 [117] İnbaşı, a.g.e. [118] Afyoncu, s.12 [119] Türkay, s.38, 686 [120] Ali Sinan Bilgili, Tarsus Sancağı ve Tarsus Türkmenleri, s.306 [121] İnbaşı, a.g.e.; Afyoncu, a.g.y.7-13 [122] Akbaş, a.g.e.

http://turkmens38.wordpress.com/categor ... ed/page/6/

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye'de Gerçek Türk Yok Yalanı
İletiTarih: 30 Mar 2013, 23:01 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Kayseri’de Yörükler ve Türkmenler (R Maddesi)

Recepli Oymağı:

Avşar Türkmenlerinin büyük bir kolunu meydana getiren oymak, Kayseri, Develi, Yahyalı, İncesu ve Zamantı’da yerleşikti. 16. yüzyılın sonlarında (1579-80) obaların başındaki bey aileleri ortadan kalkmış ve yerlerini obaları idare eden kethüdalar (=kahya, Avşarlarda “ka”) almıştı. Bu obalardan Avşar obasının başında ise üç kethüda bulunuyordu. Recep, Bahri, Küçük Minnet kethüda. 1581 yılında Danişmentli ve Lekvanik cemaatinden bir kısım eşkıyanın Avşarların mallarını gasp etmeleri üzerine Recep Kethüda, Bahri ve Küçük Minnet ile birlikte devlete şikayet etmişlerdi.[1] Recepli Afşarları adını bu Recep Kethüdadan almıştır. Recep ve oğulları öyle ün salmıştı ki (Recepliler Köpekli Avşarından çıkmıştır) 17. Yy’da Afşarlar çoğunlukla Recepli Avşarı diye anıldılar. Bu Afşarlar bu yüzyıllarda Zamantı’ya yaylaya çıkıyorlardı.[2] § 1624 yılında Abaza Mehmet Paşa’nın II. Osman’ın (Genç) intikamını almak için Sadrazam Çerkez Mehmet Paşa’ya karşı ayaklandığında, Orta Anadolu’dan toplayıp Kayseri’deki Boğazköprü’ye kadar getirdiği 40.000 kişilik ordusunda Recepli Afşarları da vardı.[3]§ Recepliler, 1689’da Anadolu’da isyan eden Gedik adlı kişinin yok edilmesine memur edilen Türkmenler arasındaydı. Ertesi yıl yapılan Avusturya Seferine (1690) Afşarlar, Recep-Oğlu Halil Bey önderliğinde 200 atlı ile katılmışlardı. Aynı seferde Recep-Oğlu Dana Murat Beyin de adı geçiyor.[4] Recep-Oğlu Halil Bey, 1691 yılında Sis Sancak beyi idi.[5]Osmanlı’nın 1691-92 yılında başladığı iskan siyaseti sırasında göçebe aşiretleri kendi yaylak ve kışlaklarında yerleştirme teşebbüsü sonucu Recepliler Zamantı ve Pınarbaşı topraklarına 1693’te iskan edildiler. Başlangıçta iskana uydular, hatta Rakka iskanına gitmeyen bazı aşiretlerin Kıbrısa sürülmesi esnasında (1702) Adana’da kışlayan aşiret devlete yardımcı olmuştu. Ancak bir süre sonra nizamsız davranışları yüzünden 1703’te Rakka ve Belih nehri boylarına sürüldüler. Recepli Avşarı iskandan kaçarak Kars ve Çıldır taraflarına gitti.[6] Recepli’den bir grup eşkıya ise Antakya’ya Gavur Dağlarında sakin Çobanoğlu’na gelip Nestan, Hacılar ve Küreci köylerine yerleşti ve şakiliğe başladı. Ancak 1703’te iskan yerlerine geri gönderildiler. Diğer bir bölük ise 1704’te Okçu İzzeddinli, Kılıçlı, Tacirli ve Alcı cemaatleriyle birlikte Maraş’ı yağmalamış ve 150 köy harap olmuştu.[7]Bu arada güneyden gelen Arap saldırılarına karşı 1710’da Rakka’ya yeni boylar gönderildi. Bu boylar arasında Kayseri, Maraş, Zamantı ve Çukurova’da eşkıyalık yapan Recepliler de vardı.[8] Rakka’ya gönderilen Recepliler, 1712’de iskandan kaçıp Lekvaniklerle birleşip Kayseri ve Zamantı’da şekavete başladılar. Recepliler, Rum tarafında 500 hane Pehlivanlı torunları yanında, 500 hane Tabanlı yanında, bir kısmı da Yüzde türkmenlerinden Salar yanında idi. Halep ve Rakka valisi Yusuf Paşa’ya tekrar Rakka’ya iskanları emredildiyse de diğer Türkmen (Afşar, Hacı Mustafa oğulları ve Tacir) ve Leklerin (Lek ve buna bağlı Kırıntılı, Hacılar) baskısıyla başarısız oldu. Boybeyi Bekir, iskandan kurtulmak için İstanbul’a gitti ve Zamantı kazasının boş ve harap yerlerine yerleşmesi karar alındı.[9] Bunun üzerine 1713’te boş ve harap Zamantı kazası köylerine iskanları kararlaştırıldı. Bazıları ise Harran ovasına yerleştirilmek için 1720 yılında bölgeye gönderildi.[10] Recepli ile ona bağlı olan İmam Kulu Uşakları, 1720 yılında Havran nahiyesindeki cemaatler kaçınca yerlerine yerleştirilmek istendi, ancak başarılı olunamadı ve eski yerlerine gönderildiler. Zamantı’ya gelenler ise 1730’da burada 66 köy kurdular.[11]§ Receplilerin 1729 yılında nüfus durumu şöyleydi. (İlk rakamlar bennak yani hane, ikinci rakamlar nefer yani mücerret) Süleymanlı – 108/60, Karaşeyhli – 44/12, Sarı seydili – 21/12, Hovadlı – 10/6, Akçaali – 16/8, Saruhanlı – 8/6, Hedilli – 31/12, Burkalemli – 12/9, Sarı fakihli – 14/6, Taşlı uşağı – 8/3, Kara budaklı – 32/18, Yeni tekeli– 16/6, okunamamış – 9/7, Sofular (Mahmudoğlu) – 11/9, Tohmadanan (torunluk iddia edenler) – 0/80, Perakende-i Maraş – 25/0, Recep safi uşakları – 0/29. Ancak Zamantı’da rahat durmadıkları için 1731’de tekrar Rakka’ya sürüldüler. Recepliler, içine giren Kilis eşkıyasından Kemaloğlu Veli, Kösebekiroğlu Ali, Ekintili, Öksüzlü, Okçu İzzeddinli ve Çobanoğlunun tecavüzleriyle Rakka’ya gitmeyip Antep’e geldi. Adana valisi Vezir Ahmet Paşaya emirle Recepli Rakkaya diğer cemaatler ise Kıbrıs’a sürgün edildi (1732).[12] Devletin aldığı tüm tedbirlere rağmen taşkınlıktan vazgeçmeyen Recepli beylerinin çoğunun 1742 yılında idam fermanı çıkarılmıştır. 1754 yılında ise Rakka’dan kaçan Recepliler, Sis bölgesinde Kıllı cemaatine saldırmış ve liderlerine öldürmüşlerdi.[13] Kırıkkale’nin Keskin ilçesi ve civarı özellikle Receplilerin yerleştiği bölgeydi.[14] Osmanlı belgelerinde Recepli Avşarlarından bazen Ekrad (Kürt) taifesi diye bahsedilir. Bu ifade onun yaşam tarzıyla ilgilidir. Cemaat Adana, Develi, Halep, Hısn-ı Keyf, İncesu, Kadirli, Karaman, Kars, Kars-ı Maraş, Kayseri, Kırşehir, Kilis, Kozandağı, Maraş, Rakka, Sis, Yahyalı, Yeni-İl ve Zamantı’da bulunuyordu.[15]Recepli Avşarı obaları şunlardır : Akçaali, Beğdenizli, Dodurlu (Doduryan), Hobal(l)ı / Obalı, Karabulak, Mahmudoğlu / Sofular, Sarıfakihli, Sarıhacılı, Sarıhanlı, Sarı Sindili (Sendil) / Sarı Seydili, Taşoğlu / Taşlıuşağı, Süleymanlı, Kara Şeyhli, Hovadlı, Hedilli, Burkalemli, Kara Budaklı, Yeni Tekeli, Tohmadanan, Perakende-i Maraş, Recep Safi Uşakları, İmam Fakih Uşakları, İmam Kulu Uşakları, Çepni ve Dokuz 1728 yılında Kayseri civarındaki 110 köye yerleştirildikleri söylenen[16] bu büyük oymağın hangi köylere yerleştirildiklerini tespit etmek, belge ve bilgi eksikliğinden dolayı, oldukça güç gözüküyor. Recepliler, XVII. Yüzyılda Zamantı ırmağı boylarına yaylaya çıkıyorlardı ve bunların 1687’de “Avusturya Seferi”ne çağırıldıklarında diğer bey ve kethüdalarla bu sefer katıldıkları gibi 1690 seferine de iştirak ettikleri görülüyor.[17] Lakin Osmanlı kayıtlarında Kayseri yöresinde yerleşik ahaliye yönelik zarar verme, öldürme vs. gibi vakalarda[18] şikayete konu olan Recepli oymağının iskanı hadisesi de oldukça sıkıntılı olmuştur. Sulta Abdülaziz döneminde 1865′te geniş yetkilerle donatarak, göçerlik sorununu kökünden çözmek üzere, Derviş Paşa komutasında bölgeye “Fırka-i Islahiye” adıyla askerler gönderdiğine göre Recepli Avşarlarının 1728’de yerleşik hayata geçtiklerini düşünmek yanlış olur. 1712′de Rakka’ya sürüldülerse de, gene de kaçıp geri Anadolu’ya gelen Receplilerin bir bölümünün Nadir Şahın 1736′da Afşar Hanedanını kurmasına yardımcı olmak amacıyla İran topraklarına geçtikleri sanılıyor. Recepli Avşarlarının Rakka’dan kaçtıktan sonra Kayseri’de Zamantı, Develi ve Palas’ın boş köylerine yerleştirilmeleri için hüküm verilmiştir.[19] Recepli Avşarlarına mensup olan 19. yüzyılın ünlü halk şairi Dadaloğlu, Avşar boyunun yerleşik hayata geçen Türkmenlerle, Osmanlılarla ve Çerkezlerle olan mücadelelerini, kendi oymakları arasındaki savaşları şiirlerinde anlatmıştır. Aşağıdaki şiir bu çetin mücadeleyi anlamamıza yardımcı olacak şiirlerden sadece biridir:

Kalktı göç eyledi Avşar elleri

Ağır ağır giden eller bizimdir

Arap atlar yakın eyler ırağı

Yüce dağdan aşan yollar bizimdir

****

Belimizde kılıcımız kirmani

Taşı deler mızrağımın temreni

Hakkımızda devlet etmiş fermanı

Ferman padişahın dağlar bizimdir

****

Dadaloğlu’m yarın kavga kurulur

Öter tüfek davlumbazlar vurulur

Nice koç yiğitler yere serilir

Ölen ölür kalan sağlar bizimdir

Kirmani : İran’ın Kirman kentinde yapılan ünlü eğri kılıçlar.

Temren : mızrakların ucundaki sivri demir.

Davlumbaz : savaş davulu

Reyhanlı Aşireti :

Oğuz Türklerinin Bayat boyundan gelen bu Türkmen aşireti Sarız ilçesinin Yalak kasabasının doğusunda bu oymağın adını taşıyan Reyhanlı yaylasında yaylaya çıkarlardı. Bugün yerleşim yerleri hakkında bilgiye sahip değiliz.[20]

Rişvanlı Oymağı:

Beydili boyundan gelen Türkmen topluluğunun yerleşim yerini tam olarak bilemiyoruz.[21]

—————————

[1] Altınay, s.47 [2] Sümer, “Afşarlar”, TDAD, Sayı 62, s.125 [3] Halit Erkiletlioğlu, Osmanlılar Zamanında Kayseri, Ankara 1996, [4] A. Refik Altınay, Anadolu’da Türk Aşiretleri, İstanbul 1989, s.78, 82 [5] Halaçoğlu, 18. Yy’da Osmanlı’da İskan Siyaseti, s.116 [6] Orhonlu, Aşiretlerin İskanı, s.95, 109 [7] Halaçoğlu, İskan Siyaseti, s.80, 109 [8] Halaçoğlu, İskan Siyaseti, s.118 [9] Altınay, s.145-6 [10] Halaçoğlu, İskan Siyaseti, s.120-21. (Maraş’ta Recepli’den Ve Recepli’ye Bağlı Çepni ve Dokuz,’Dan 50’şer Hane, Recepli’ye Bağlı İmam Fakih Uşakları’ndan Birer Miktar Hane) [11] Orhonlu, Aşiretlerin İskanı, s.96-97, 109 [12] Halaçoğlu, İskan Siyaseti, s.55, 115-16 [13] Altınay, s.186, 209-10, 214 [14] Sümer, Çepniler, TDAV, İst 1992, s.122 [15] Türkay, s.138-9, 180, 632-3 [16] Mehmet Eröz, Yörükler, İstanbul, 1991 [17] Faruk Sümer, İslam Ansiklopedisi, TDV Yayını, c.IV, s.160-164 [18] Mesela, 1761 yılında Avşar tayfasının Palas kazasına saldırılarından emin olmak için Zennecioğlu Mehmed Ağa (mütesellim)’nın teklifi üzerine Seyyid Mehmed Ağa ve mahkemece tayin olunan Süleyman Efendi oğlu Seyyid Ahmet Efendi Kayseri’ye tabi Kaynar köyüne varıp, Avşar tayfasının Miri aşiret beyleri olan Hasan oğlu Halid Bey, kardeşi Mustafa ve Hüseyin, Recepoğullarından İbrahim oğlu Hasan Bey, Ömer oğlu Süleyman bey, Hüseyin oğlu Ömer Bey, Mustafa oğlu Ebubekir Bey ve kardeşi Ali bey ve Osman Bey ve Kaküllü oğlu Osman, Murat oğlu Dânâ Murad, Savcı oğlu ve Enbiya ve Torunlu oymağından Türkeşlioğlu Halil ve Mucukoğlu Hasan ve Mehdi oğlu Mustafa ve Barıncı oğlu Ebubekir, Ütük Ali ve cavlak Hasan, Salmanlu oymağından Ferhat oğlu Ömer Kethuda, Emiroğlu Veli, Halil oğlu Hasan, Emir Küçük Ahmed, Ebubekir oğlu Öksüz Yusuf, Hüseyin oğlu Battal, Vahhab oğlu Tugalı, Solak oğlu Ebu Zeyd, mehmed oğlu Hüseyin, Halil oğlu İbrahim, Taslak oğlu Çerkez ve Deli Halil, Derviş oğlu Ömer, Sarı Fakılı oymağından Halil İbrahim vs. konuşup bir daha böyle bir zararı vermeyeceklerini, bir daha böyle bir zarar verirlerse 7500 kuruş ödemeyi taahhüt etmişlerdir. (KŞS, 147 nolu defter, s.27/1) M.Keskin, a.g.m., s.201 [19] Ahmet Refik, s.145-146-147 (Recepliler dışındaki oymakların da iskanına karar verilmiş ve Lekvanik ve Karnıtlı ve Hacılar oymakları Develi’de Harmancık civarındaki harap köylere; Kızıl Koyunlu oymağı Kırşehir’de Süleymanlı kazasındaki harap köylere; Akbaş oymağının Adana’da Ağbe ve Boğalı isimli harap köylere iskan edilmeleri için hüküm verilmiştir.) [20] Türkay, a.g.e. [21] Türkay, a.g.e.

http://turkmens38.wordpress.com/categor ... ed/page/6/

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye'de Gerçek Türk Yok Yalanı
İletiTarih: 30 Mar 2013, 23:04 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Kayseri’de Yörükler ve Türkmenler (P Maddesi)

Palaçlı Bölüğü Oymağı:

Bu Türkmen obası Yahyalı kışlağında meskundu.[1]

Palancılar Oymağı:

Bu Türkmen obası da Irmak Kenarı nahiyesinde Akçakale mezraında meskundu. 1484 yılında Hırka nahiyesinde de 6 hane nüfusları vardı ve Palanlu adıyla biliniyorlardı. 1520 yılında ise 10 hanedirler. 1570 yılında yine aynı bölgede Balanlu / Palanlu adıyla görülen oymak 19 hane nüfusa sahipti. [2]

Paşalı Oymağı:

Bu Türkmen obası 1500 yılında Sis (Kozan) taraflarından gelip Kayseri’nin Seyitli, Tatılı ve Niğdeli kışlaklarında meskundu. Bugün Seyitli adı verilen kışlak Tomarza’da, Tatılı adı verilen kışlak ise Sarıoğlan ilçesinin Tatılı köyündedir. Bu Türkmen obasının diğer adı da Boğalı idi. 1522’de 20 nefer, 1543’te 12 hane, 1584 yılında Beğdili köyünde 11 hane, Yüreğir köyünde 15 hane, Kozluca köyünde 16 hane, Eyimlü köyünde 11 hane nüfusları vardı. Tatılı kışlağı ve Canbaz kışlağını tasarruflarında tutuyorlardı. 1570 yılında Irmak kenarı nahiyesi Yörükleri arasında görülürler ve 69 hanedirler. 1584 yılında Kozluca’daki hane sayıları 30’a çıkmıştır. 1584 yılında Karakaya nahiyesi kurulunca buraya bağlanan oymak Eyimlü, Beğdili ve Yüreğir’de 71 hane olarak gösterilmişti.[3] Sis bölgesinde 1519’da 22 hane, 1540 akça hasıl, 1523-4’te 15 hane, 6 mücerret, 16 kürekçi, 2 sipahi, 1160 akça hasıl, 1525-6’da 25 hane, 6 mücerret, 1034 akça hasıl, 1536-7’de padişah haslarına dahil edilmiş ve 22 hane, 14 mücerret, 13 kürekçi, 1006 akça hasılı olup Alınavermez mezrasında ziraat yapıyordu. Paşalı adını taşıyan diğer kolu da Ahugöz mezrasında ziraat yapıyor ve 1519’da 8 hane, 560 akça hasıla sahip bulunuyordu. 1523-4’te 10 hane, 720 akça hasıl, 1525-6’da 8 hane, 318 akça hasıl, 1536-7’de ise 9 hane, 3 mücerret, 500 akça hasılı vardı.[4] Sis bölgesindeki Paşalılardan bazı bölükler Kastamonu’nun Azdavay’da yerleşmiş, bir kısmı Balkanlar’a gönderilerek Niğbolu’nun Hezargrat kazasında iskan edilmiştir.[5] Paşalılardan bir başka bölük ise 1500’lerde Sis’ten göç edip Kayseri’ye gelmiştir. 1522’de 20 nefer, 1543’te 12 hane, 1584’te ise Beğdili köyünde 11 hane 10 mücerret, Yüreğir köyünde 15 hane 16 mücerret, Kozluca’da 16 hane 4 mücerret, Eyimli’de 11 hane 8 mücerret olmak üzere 53 hane 38 mücerret nüfusa sahip idi. Katrı ve Canbaz kışlaklarını tasarruf ediyorlardı.[6] Eyimli ve Yüreğil halen Kayseri’nin merkez köylerinden olup Paşalı cemaatinden olduklarını bilmektedirler.

Paşa Beylü Oymağı:

1563 yılında Zamantı nahiyesinde Bazergan mezraında ziraat ediyorlardı.[7]Sinbad köyünde de 26 hane nüfusları vardı.[8] 1563 tarihli Maraş tahrir defterine göre, Paşa Beglü adını taşıyan bir oymak da Çörmüşek nahiyesinde kaydedilmiştir. Kaçgar cemaat-i Paşa Beglü adıyla geçen oymak, Çevlik köyünde 4 nefer olarak bulunuyordu.[9]

Payt Yörükleri Oymağı:

Yahyalı Taşhan’da meskun olan Yörük obasıdır.[10]

Pehlivanlı Oymağı:

Pehlivanlı aşiretinden olan oymaklar Yeni İl Türkmenlerine bağlıydı ve Kayseri’de, Develi Harmancık’ta, Talas ve Zamantı’da yerleşik hayata geçtiler.[11] Oğuzların Bayat boyuna mensupturlar. Tomarza’nın Tatar köyü halkı da Pehlivanlı oymağından geldiklerini ifade etmektedirler.

Pelteli Oymağı:

1563 yılında Hınzırı nahiyesinde Taşlık mezraında ziraat yapıyorlardı.[12]

Piroğlu / Pirioğlu Oymağı:

Develi’de meskun bir Türkmen topluluğudur.[13]

Pusatlı Oymağı:

Kustere Yörüklerinden olan Pusatlı oymakları, Kustere’ye (Tomarza) bağlı Aşağı Mersin (Marason) kışlağında meskundu. Ağcain, Ilısu, Uzunağıl ve Koyunlu mezralarını ekinlik olarak kullanıyorlardı. Sadece Aşağı Marason mezraında 1520’de 29 hane nüfusları vardı.1570 yılında Tomarza’da 37 hane, 1584’te 67 hane olarak kayıtlıdır. 1570 yılında İslamlu Yörükleri arasında gösterilen Pusatlu obası ise 25 hane olarak Koramaz nahiyesinde kayıtlıdır.[14] Bu oymak, Oğuzların Kızık boyuna mensuptur.

Polat / Polad / Poladı Oymağı:

Yahyalı Yörüklerinden olan oymak, 1500 yılında Yahyalı kışlağında 68 hane nüfusa sahipti.[15]

———————————

[1] İnbaşı, a.g.e. [2] İnbaşı a.g.e., a.g.m.; Afyoncu, a.g.m.7-13 [3] İnbaşı a.g.e., a.g.m.; Afyoncu, a.g.m.7-13 [4] Halaçoğlu, “16. yy’ın İlk Yarısında…”, s.861-2 [5] Türkay, s.327, 624 [6] Afyoncu, s.15 [7] R.Yinanç, M.Elibüyük; a.g.e., s.685 [8] R.Yinanç-M.Elibüyük- a.g.e., c.II, s.722 [9] R.Yinanç-M.Elibüyük- a.g.e., c.II, s.788 [10] Hilmi Dulkadir, “Türk Oymaklarından Notlar”, Erciyes, s.133, Ocak/ Kayseri, 1989 [11] İnbaşı, a.g.e. [12] R.Yinanç-M.Elibüyük- a.g.e., c.II, s.803 [13] Türkay, a.g.e. [14] İnbaşı a.g.e., a.g.m.; Afyoncu, a.g.m.7-13 [15] Afyoncu, a.g.y.7-13




Kayseri’de Yörükler ve Türkmenler (Ö Maddesi)

Ömerli Oymağı:

İslamlu Yörüklerinden olan oymak, İslamlu’ya bağlı Özi, Yosunluca, Yılanluca, Şar İn Kara Yağanlık ve Yarımcaviran mezralarında oturuyordu. 1520 yılında sadece Yosunluca mezraında 28 hane nüfusları vardı. 1584 yılında 36 hane olarak gösterilmiştir. Adını Yusuf bin Ömer isimli kethüdalarından almışlardır.[1] Ömerli Oymağı, Ağaçeri (Acırlı) Türkmenlerinden olup bugün Sarıoğlan ilçesinin Ömerhacılı köyünde oturmaktadırlar. 1570 yılında Ömerli obası 30 hane olarak Koramaz nahiyesine kayıtlıdır.

Ömer Fakih Oymağı:

Yahyalı Yörüklerinden olan oymak 1484 yılında Ağca İn mezraında bulunuyordu.[2]

Ördekli Oymağı:

Sarız yöresinde bulunan büyük bir Türkmen obası olarak görülüyor. 1563 yılında Dağlı Kavak (Dallı Kavak olmalı), Oluk, Dikici, İğdecik, Sarıkız Deresi, Öyücek mezralarını ekip biçiyorlardı.[3] Ördeklü oymağı Sarız’ın Yalak bölgesinde de Çayır isimli mezrada bulunuyorlardı.[4]

Özbek Oymağı:

16. yüzyılda Yahyalı’da Özbek adıyla bir kuran oymak Hacılar ve Bünyan ilçelerinde de mevki adlarına adını vermiştir.[5] Özcanlu Oymağı: 1563 yılında Pınarbaşı nahiyesinde Gölük mezraında ziraat yapıyorlardı.[6]

———————-

[1] İnbaşı a.g.e., a.g.m.; Afyoncu, a.g.m.7-13 [2] Afyoncu, a.g.e. [3] R.Yinanç-M.Elibüyük- a.g.e., c.II, s.656-657 [4] R.Yinanç-M.Elibüyük- a.g.e., c.II, s.665 [5] Akbaş, a.g.e. [6] R.Yinanç-M.Elibüyük- a.g.e., c.II, s.737

http://turkmens38.wordpress.com/categor ... ed/page/6/

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye'de Gerçek Türk Yok Yalanı
İletiTarih: 31 Mar 2013, 00:05 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Anadolu Türklerinin Orta Asya Türkleri ile Genetik Benzerlikleri

Resim

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye'de Gerçek Türk Yok Yalanı
İletiTarih: 31 Mar 2013, 00:28 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Carablus etrafında iki Türkmen aşireti vardır. Biri İlbeğli, diğeri Beğdili. Bunların her ikiside Türkmendirler... Bunlardan Beğdililer ihtiyarların eski hikayelerine ve ifadelerine göre Yozgat taraflarından gelmişlerdir. Bunlar vaktiyle aşiret ve göçebe halinde orada yaşarlar. Hükümet tarafından görülen lüzum üzerine Kadıoğlu Yusuf Paşa bunların Rakka eyaletinde iskanlarına memur edilmiştir. Bu suretle seksen bin hane halkıyla buralara yerleşmişlerdir... Beğdili ve civarındaki Türkmenlerin dili Türkmen lehçesidir... Beğdili evvelce Barak ve Türkmen namlarıyla ikiye ayrılmışlardır... Beğdili oymakları bir takın zümrelere ayrılıryor. Bunlara oba dedikleri gibi, her zümrenin eski dedeleri namına nisbetle hususi adları da vardır. Ezcümle, yukarıda ismi geçen Abdurrezzaklı oymağının inkısam ettiği (bölündüğü) obalara büyük dedelerinin ismine nisbetle Çaprazlı, Tıryakili, Batmanlı, Mahmutlu denilmektedir.

(Ziya Gökalp, Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler, Sosyal Yayınları, İstanbul, 1992, s.91-93)

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye'de Gerçek Türk Yok Yalanı
İletiTarih: 31 Mar 2013, 21:43 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
“Kürt-Türk” Tartışmaları Baglamında: Baydilli-Badıllı-Beydili Boyu - Dr. Mustafa AKSOY

Bilindiği gibi Türkçe yazılı belgelerde yirmi dört Oğuz boyundan birinin adı olan “Baydili-Baydilli-BAeydili-Beydilli” kavramı ilk defa Kaşgarlı Mahmut’un eserinde “Beg-Tili”; Reşid Ud Din ile Yazıcı Oğlu’da da “Boz-Oklar”a mensup olarak “Beg-Dili”, “Begdili”şeklinde ifade edilmiştir. Zamanla bu kavram bazı yazılı eserlerde “Baydili-Baydilli-Beğdili-Beğdilü-Beğdilli-Beğdillü-Beydili-Beydilli-Badılı-Badıllı-Badilli’ şeklinde de ifade edilmeye başlanmıştır. Bir kavramın niçin bu kadar ağız değişikliğine uğradığı şüphesiz herşeyden dilcilerin araştırma sahasına girer. Ancak dil ve tarih arşivi konusunda çalışmalar yapan arkadaşlarla yaptığımız fikir alış-verişine göre, bizce bu farklılık kayıt tutanların dikkatsizliğinden ve yöreye göre ağız farklılaşmalarından dolayı olma ihtimali yüksektir. Adana’da konuşma dilinde “k”lar sanki otomatik olarak “g”ye dönüşür. Elazığ’da da “Elazığ” kavramı genellikle “Elazı” şeklinde veya “ğ”ye vurgu yapılarak ifade edilir. Ayrıca ortak hece vokali Türkiye Türkçesinde düşme eğilimdedir. Bu nedenle Baydili’nin “Badılı”; Baydilli’nin de “Badıllı” olma ihtimali yüksektir.

Ziya Gökalp, Rıza Nur’un teklifi ile1921’de “Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tekkikler” olarak yayınlanan (Ziya Gökalp,1992) eserinde “Carablus etrafında iki Türkmen aşireti vardır. Biri İlbeğli, diğeri Beğdili. Bunların her ikiside Türkmendirler...Bunlardan Beğdililer ihtiyarların eski hikayelerine ve ifadelerine göre Yozgat taraflarından gelmişlerdir. Bunlar vaktiyle aşiret ve göçebe halinde orada yaşarlar. Hükümet tarafından görülen lüzum üzerine Kadıoğlu Yusuf Paşa bunların Rakka eyaletinde iskanlarına memur edilmiştir. Bu suretle seksen bin hane halkıyla buralara yerleşmişlerdir...Beğdili ve civarındaki Türkmenlerin dili Türkmen lehçesidir...Beğdili evvelce Barak ve Türkmen namlarıyla ikiye ayrılmışlardır...Beğdili oymakları bir takın zümrelere ayrılıryor. Bunlara ‘oba’ dedikleri gibi, her zümrenin eski dedeleri namına nisbetle hususi adları da vardır. Ezcümle, yukarıda ismi geçen Abdurrezzaklı oymağının inkısam ettiği (bölündüğü) obalara büyük dedelerinin ismine nisbetle Çaprazlı, Tıryakili, Batmanlı, Mahmutlu denilmektedir” (Ziya Gökalp, 1992: 91-93). Ziya Gökalp’e göre Siverek Diyarbakır arasındaki Karacadağ’da yaşayan “Türkan-Tırkan” (Kırmançca Türkmen demek) aşiretleri Beğdili boyundan olup anadillerini unutarak “Kırmançca konuşmaya başlamışlardır. Ziya Gökalp Şanlıurfa’daki “Badilli” aşiretininde aslen Türk olduklarını söylemekle beraber bunlarla “Beğdili” aşireti hakında bir ilişki kurmamıştır.Ancak “Badilli”lerinde yirmi dört Oğuz boyundan birinin adı olduğunu söyler (Ziya Gökalp, 1992: 96). Gökalp “Badilli” kavramını “Beğdili” kavramı yerine kullanmış olsa gerek. Çünkü bilindiği gibi Oğuzlar’da “Badilli” diye bir boy yoktur. Aynı anlayışı Eröz’de’de görürüz. Ona göre Kayseri’ye bağlı Sarız’da Türkçeyi unutmuş olan ve Kurmançca konuşan, Alevi cemaatlerinin oturuyor olması, konumuz bakımından üzerinde durulmaya değer bir hadisedir. Üstelik bunlara, Badıllı” denir ki bu kelime Oğuz bıylarından biri olan “Beydili”nin bozulmuş şeklidir (Eröz, 1982: 19).

Sümer “Beğdili”boyunu Hazar Ötesi Türkmenlerden sayarak, bunların Anadolu’ya Türk göçleriyle geldiklerini bilirtir. Anadolu’nun çeşitli bölgelerine dağılan “Beğdililer”in bir kısmı yazın Sivas’a doğru, kışın ise Halep civarlarına yerleşrek hayatlarını devam ettirmişlerdir. Sümer “Boz-Ulus” dan bahsederken de Diyarbekir Türkmenleri ve Halep Türkmeni arasında “Beğ-Dili” oymağından da söz eder. Sümer’e göre Beğdili boyu, Kayı, Yazır, Avşar ve Eymür gibi “Oğuz yabguları” çıkaran boylar arasında sayılır . “...XIV. yüzyılda Kuzey-Suriye’de yaşayan büyük Türkmen topluluğunun Boz-Ok kolunu başlıca üç boy, yani Bayat, Avşar ve Beğ-Dili boyları teşkil ediyordu. Beği-Dili’lerin bir özelliği de bir kısmının Safevi devletinin kuruluşuna katılmak için İran’a gitmiş olmalarıdır (Sümer, 1972: 153, 212, 177, 205, 223, 297).

Osmanlı Arşiv Belgelerinde ‘Beğdili-Beğdilü-Beğdilli-Beğdillü -Badıllı- Badilli’Aşiret, Oymak ve Cemaatleri

1.Ağdöğer: “Rakka Eyaleti, Türkman Taifesinden, Ağdöğer Oymağı, Beğdili Aşiretindendir” (Türkay, 1979:56).2.Beğdili (Beğdilü), Beğdilli (Beğdillü): “Sivas, Rakka, Kangal (Sivas), Adana, Halep, Taş Kazası (Teke Sancağı), Tarsus, Sis Sancağı (Adana Eyaleti), Ruha (Urfa), Trablus-u Şam Sancağı, Hama Sancağı, Türkman Taifesinden” (Türkay, 1979:56).3.Uğurlu Şeyh Oğulları nam-ı diğer Şeyhlü: “Ankara Sancağı, Kengıri Sancağı. Türkmen Taifesindendir. Uğurlu Şeyh Şeyh Oğulları nam-ı diğer Şeyhlü Aşireti, Beğdili Aşiretindendir” (Türkay, 1979:162) .4.

http://www.haberakademi.net/2012/habery ... hbrid=1311

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye'de Gerçek Türk Yok Yalanı
İletiTarih: 31 Mar 2013, 23:27 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Gök-Türk yazdı:
Kafatascilik iyi birsey degil.


Abdül sen yine mi geldin? Olum seni bu forumdan kaç kere kovdular hala utanmadan geri geliyorsun. Bir de Gök Türk diye kullanıcı adı almış.

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye'de Gerçek Türk Yok Yalanı
İletiTarih: 06 Nis 2013, 21:59 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
“Kürt-Türk” Tartışmaları Baglamında: Baydilli-Badıllı-Beydili Boyu - Dr. Mustafa AKSOY

Bilindiği gibi Türkçe yazılı belgelerde yirmi dört Oğuz boyundan birinin adı olan “Baydili-Baydilli-BAeydili-Beydilli” kavramı ilk defa Kaşgarlı Mahmut’un eserinde “Beg-Tili”; Reşid Ud Din ile Yazıcı Oğlu’da da “Boz-Oklar”a mensup olarak “Beg-Dili”, “Begdili”şeklinde ifade edilmiştir. Zamanla bu kavram bazı yazılı eserlerde “Baydili-Baydilli-Beğdili-Beğdilü-Beğdilli-Beğdillü-Beydili-Beydilli-Badılı-Badıllı-Badilli’ şeklinde de ifade edilmeye başlanmıştır. Bir kavramın niçin bu kadar ağız değişikliğine uğradığı şüphesiz herşeyden dilcilerin araştırma sahasına girer. Ancak dil ve tarih arşivi konusunda çalışmalar yapan arkadaşlarla yaptığımız fikir alış-verişine göre, bizce bu farklılık kayıt tutanların dikkatsizliğinden ve yöreye göre ağız farklılaşmalarından dolayı olma ihtimali yüksektir. Adana’da konuşma dilinde “k”lar sanki otomatik olarak “g”ye dönüşür. Elazığ’da da “Elazığ” kavramı genellikle “Elazı” şeklinde veya “ğ”ye vurgu yapılarak ifade edilir. Ayrıca ortak hece vokali Türkiye Türkçesinde düşme eğilimdedir. Bu nedenle Baydili’nin “Badılı”; Baydilli’nin de “Badıllı” olma ihtimali yüksektir.

Ziya Gökalp, Rıza Nur’un teklifi ile1921’de “Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tekkikler” olarak yayınlanan (Ziya Gökalp,1992) eserinde “Carablus etrafında iki Türkmen aşireti vardır. Biri İlbeğli, diğeri Beğdili. Bunların her ikiside Türkmendirler...Bunlardan Beğdililer ihtiyarların eski hikayelerine ve ifadelerine göre Yozgat taraflarından gelmişlerdir. Bunlar vaktiyle aşiret ve göçebe halinde orada yaşarlar. Hükümet tarafından görülen lüzum üzerine Kadıoğlu Yusuf Paşa bunların Rakka eyaletinde iskanlarına memur edilmiştir. Bu suretle seksen bin hane halkıyla buralara yerleşmişlerdir...Beğdili ve civarındaki Türkmenlerin dili Türkmen lehçesidir...Beğdili evvelce Barak ve Türkmen namlarıyla ikiye ayrılmışlardır...Beğdili oymakları bir takın zümrelere ayrılıryor. Bunlara ‘oba’ dedikleri gibi, her zümrenin eski dedeleri namına nisbetle hususi adları da vardır. Ezcümle, yukarıda ismi geçen Abdurrezzaklı oymağının inkısam ettiği (bölündüğü) obalara büyük dedelerinin ismine nisbetle Çaprazlı, Tıryakili, Batmanlı, Mahmutlu denilmektedir” (Ziya Gökalp, 1992: 91-93). Ziya Gökalp’e göre Siverek Diyarbakır arasındaki Karacadağ’da yaşayan “Türkan-Tırkan” (Kırmançca Türkmen demek) aşiretleri Beğdili boyundan olup anadillerini unutarak “Kırmançca konuşmaya başlamışlardır. Ziya Gökalp Şanlıurfa’daki “Badilli” aşiretininde aslen Türk olduklarını söylemekle beraber bunlarla “Beğdili” aşireti hakında bir ilişki kurmamıştır.Ancak “Badilli”lerinde yirmi dört Oğuz boyundan birinin adı olduğunu söyler (Ziya Gökalp, 1992: 96). Gökalp “Badilli” kavramını “Beğdili” kavramı yerine kullanmış olsa gerek. Çünkü bilindiği gibi Oğuzlar’da “Badilli” diye bir boy yoktur. Aynı anlayışı Eröz’de’de görürüz. Ona göre Kayseri’ye bağlı Sarız’da Türkçeyi unutmuş olan ve Kurmançca konuşan, Alevi cemaatlerinin oturuyor olması, konumuz bakımından üzerinde durulmaya değer bir hadisedir. Üstelik bunlara, Badıllı” denir ki bu kelime Oğuz bıylarından biri olan “Beydili”nin bozulmuş şeklidir (Eröz, 1982: 19).

Sümer “Beğdili”boyunu Hazar Ötesi Türkmenlerden sayarak, bunların Anadolu’ya Türk göçleriyle geldiklerini bilirtir. Anadolu’nun çeşitli bölgelerine dağılan “Beğdililer”in bir kısmı yazın Sivas’a doğru, kışın ise Halep civarlarına yerleşrek hayatlarını devam ettirmişlerdir. Sümer “Boz-Ulus” dan bahsederken de Diyarbekir Türkmenleri ve Halep Türkmeni arasında “Beğ-Dili” oymağından da söz eder. Sümer’e göre Beğdili boyu, Kayı, Yazır, Avşar ve Eymür gibi “Oğuz yabguları” çıkaran boylar arasında sayılır . “...XIV. yüzyılda Kuzey-Suriye’de yaşayan büyük Türkmen topluluğunun Boz-Ok kolunu başlıca üç boy, yani Bayat, Avşar ve Beğ-Dili boyları teşkil ediyordu. Beği-Dili’lerin bir özelliği de bir kısmının Safevi devletinin kuruluşuna katılmak için İran’a gitmiş olmalarıdır (Sümer, 1972: 153, 212, 177, 205, 223, 297).

Osmanlı Arşiv Belgelerinde ‘Beğdili-Beğdilü-Beğdilli-Beğdillü -Badıllı- Badilli’Aşiret, Oymak ve Cemaatleri

Ağdöğer: “Rakka Eyaleti, Türkman Taifesinden, Ağdöğer Oymağı, Beğdili Aşiretindendir” (Türkay, 1979:56).
Beğdili (Beğdilü), Beğdilli (Beğdillü): “Sivas, Rakka, Kangal (Sivas), Adana, Halep, Taş Kazası (Teke Sancağı), Tarsus, Sis Sancağı (Adana Eyaleti), Ruha (Urfa), Trablus-u Şam Sancağı, Hama Sancağı, Türkman Taifesinden” (Türkay, 1979:56).
Uğurlu Şeyh Oğulları nam-ı diğer Şeyhlü: “Ankara Sancağı, Kengıri Sancağı. Türkmen Taifesindendir. Uğurlu Şeyh Şeyh Oğulları nam-ı diğer Şeyhlü Aşireti, Beğdili Aşiretindendir” (Türkay, 1979:162) .
Akkaş: “Hamid Sancağı, Aksaray Sancağı, Nevşehir Kazası. Türkman Taifesindendir; Akkaş cemaati Beğdili Aşiretindendir” (Türkay, 1979:189).
Arab, Arablar, Arablı (Arablu): “Sivas, Maraş, Diyarbakır Eyaleti, Menteşe Sancağı, Rakka Eyaleti, Anamur Kazası (İçel Sancağı), Adana, Edirne, Selanik Sancağı, Çorum Sancağı, Koçhisar Kazası (Aksaray Sancağı), Mardin Kazası (Diyarbakır Eyaleti), Zülkadiriye Kazası (Meraş), Bozok, İçel Sancağı, Alaiye Sancağı, Düşenbe Kazası (Alaiye Sancağı), Mağnisa Kazası (Saruhan Sancağı), Alaşehir Kazası (Aydın Sancağı), Erzurum, Adana havalisi, Saruhan Sancağı, Hezargrad Kazası (Niğbolu Sancağı), Antalya, Kütahya, Hama, Hums Sancakları, Çıldır Eyaleti, Gelibolu Sancağı, Şehirköy Kazası (Paşa Sancağı), Siverek Sancağı, Karaman, Uzuncaabat Hasköy Kazası (Çirmen Sancağı), Nevşehir Kazası (Niğde Sancağı), Aydın Sancağı, Adala Ovası (Saruhan Sancağı), Yeni İl Kazası (Sivas), Göynük Kazası, (Hudavendigar Sancağı), Hıns-ı Mansur Kazası, (Malatya Sancağı), Malatya Sancağı, Arapgir Sancağı (Sivas Eyaleti), Divriğ Sancağı (Sivas Eyaleti), Kars Eyaleti, Uluborlu ve Gönen Kazası (Hamid Sancağı), Ürgüp Kazası (Niğde Sancağı); Konar-Göçer Türkman Yörükan Taifesinden. Beğdili Aşiretinden olup Araplar Cemaatı, İçel Sancağında iskan olunmuştur” (Türkay, 1979:204).
Arablıibrahim (Arabluibrahim): “Niğde, Halep, Ankara, Kengiri, Rakka Sancakları; Türkman Taifesinden. Arablıibrahim Cemaatı, Beğdilü Aşiretindendir” (Türkay, 1979:205).
Arablımersin (Arablumersin): “Niğde Sancağı; Türkman Taifesinden. Arablımersin Cemaati, Beğdili Aşiretindendir” (Türkay, 1979:205) .
Beğdili (Beğdilü-Beğdilli-Beğdillü): “Halep Eyaleti, Yeni İl Kazası, Rakka Eyaleti, Gülnar Kazası (İçel), Adana, Kırşehir, Canik, Karaman Sancakları, Danişmedli Kazası (Bolu Sancağı), Viran Şehri Kazası (Bolu Sancağı), Sivas, Çıldır, Kars Eyaletleri. Konar-Göçer Türkman Taifesinden” (Türkay, 1979:235).
Beğmşli (Beğmişlü): “Sivas, Rakka, Karahisar-ı Şarki Sancakları, Behisni Kazası (Malatya Sancağı), Deyr-i ruhye ve Selemiye Sancakları (Rakka Eyaleti), Hama Sancağı (Trablus-u Şam Eyaleti), Yeni-İl Kazası (Sivas Sancağı). Türkman Taifesinden. Beğmişli Cemaatı, Beğdili Aşiretindendir” (Türkay, 1979:237).
Burak, Buraklı (Buraklu, Burak maa Çağıradak): “Kars-ı Meraş Sancağı (Meraş Eyaleti), Yeni İl Kazası (Sivas Sancağı), Menbüc Kazası (Rakka Eyaleti), Haran Nahiyesi (Rakka), Sivas, Halep, Rakka Eyaleti, Tokat Kazası (Sivas Sancağı), Kete Kazası (Hudavendigar Sancağı), Adana , Tarsus, Sis, Karahisar-ı Şarki Sancakları, Timurhisarı Kazası (Siroz Sancağı), Yüreğir ve Sarıçam Kazaları (Adana Sancağı), Zülkadriye Kazası (Meraş Eyaleti). Türkman Yörükanı Taifesinden. Buraklı Cemaatı, Beğdili Aşiretindendir” (Türkay, 1979:260).
Cece, Ceceli (Cecelü), (Çeçeli–Çeçelü): “Çorum, Rakka, Aksaray Sancakları, Yeni İl Kazası (Sivas Sancağı), Adana, Halep Eyaletleri, Gülnar Kazası (İçel Sancağı), Kengiri, Niğde, Aksaray, Katar Kazası (Çorum Sancağı), Nevşehir Kazası (Niğde Sancağı), Eyübeli Kazası (Aksaray Sancağı). Konar-Göçer Türkman Taifesinden. Ceceli (Çeçeli) Cemaatı, Beğdili Aşiretindendir” (Türkay, 1979:270-271).
Cihanbeğli (Cihanbeğlü), (Canbeğli, Cihanbeğlü) nam-ı diğer Yedi boy: “Haymana Kazası (Ankara Sancağı) Harpırt (Harput) Kazası (Diyarbekir Eyaleti), Kengıri, Çorum, Kütahya, Arabgir Sancakları, Diyarbekir, Rakka, Meraş Eyaletleri, Ankara Sancağı, Bozok Eyaleti, Tokad Kazası (Sivas Sancağı), Eğin Kazası Arapgir Sancağı), Koçkirli Sancağı (Bozok Eyaleti), Hıns-ı Mansur Kazası (Malatya Sancağı), Kırşehri Sancağı, Kars, Çıldır, Sivas Eyaleti, Çerkeş Kazası (Kengıri Sancağı), Malatya Sancağı, Erzurum Eyaleti, Kahta Kazası (Malatya Sancağı), Çermik Sancağı (Diyarbekir Eyaleti). Konar-Göçer Türkman Ekradı Taifesinden. Cihanbeğli (Canbeğli) Cemaati, Beğdili Aşiretindendir. Cihanbeğlü Cemaatı, Kütahya Sancağında vaki Sarısu ve Karaçam nam mahallelerinde iskan ettirilmiştir. Nam-ı diğer Yediboy Cemaatidir” (Türkay, 1979:276).
Cırık, Cırıklı (Cırıklu): “Rakka Eyaleti, Selmanlu-i Kebir Kazası (Bozok Sancağı), Anamur Kazası (İçel Sancağı), Düşünbe Kazası (Alaiye Sancağı), Adana Sancağı, Kars-ı Meraş ve Alaiye Sancakları. Türkman Taifesinden. Cırıklı Cemaatı, Beğdili Aşiretindendir” (Türkay, 1979:279).
Dengiz, Dengizli (Dengilü), Dengüz, Dengüzlü, Dangizler (Denizli, Denizlü, nam-ı diğer Kara Koğa) Denizler: “Budaközü Kazası, (Bozok Sancağı), Kütahya, Adana, Meraş, Sivas, Arabgir, Selanik, Halep ve Rakka Sancakları, Zülkadriye Kazası, Denizli, Balkan Kazaları (Kütahya Sancağı), Mangalya Kazası (Silistre Sancağı), Gümülcine, Yenice-i Karasu Kazaları (Paşa Sancağı). Yörükan Taifesinden. Degizli (Denizli) Cemaatı, Beğdili Aşiretindendir” (Türkay, 1979:319-320).
Diger Döğer: “Rakka Eyaleti, Siverek ve Çemişgezek Sancakları, Adana Sis ve Karahisr-ı Sahib Sancakları. Türkman Taifesinden. Diğer Döğer Cemaatı, Beğdili Aşiretinden” (Türkay, 1979:325-326).
Dilmek, Dimlekli (Dimleklü), (Dimekli, Dimeklü): “Rakka, Erzurum Kars, Ahıska, Sivas, Malatya, Arabgir, Divriği, Diyarbekir, Bozok, Karaman, Kütahya, Aydın, Saruhan, Halep, Hama, ve Hums Sancakları. Türkman Taifesindendir. Dimlekli Cemaatı, Beğdili Aşiretindendir” (Türkay, 1979:329).
Döğer, Döğerli (Döğerlü), Döğerler: Rakka, Karahisar-ı Sahib, Çemişgezek, Karaman, Sivererek, Adana, Sis, Sivas, Menteşe, Halep, Aydın, Meraş, ve Diyarbekir Sancakları, Alacahanı mevkii (Kangal Kazasında). Türkman Ekradı Taifesinden. Döğerli Cemaatı, 150 hane olup, Beğdili Aşiretine tabidir.
Elbeğli (Elbeğlü, İlbeğli, İlbeğlü, Meraş İlbeğlüsü): “Birecik Kazası( Biret-ül Fırat Sancağı), Halep, Sivas, Rakka, Kilis, Meraş, Ayıntap, Adana Sancakları, Merzifon Kazası (Amasya Sancağı), Zile, Yüzde Pare, Tokat Kazaları (Sivas Sancağı). Türkman Taifesinden. Beğdili Aşiretine tabi olan Elibeğlü (İlbeğlü) cemaati, göçebe taiafesinden olmayup, zer’ve ve hars ile meşgul olurlardı. Tokat Voyvodalığı aklamından Sivas’da sakin İlbeğli Kabilesi 39 adet ma’mur kışlak ve 14 aded hali kışlakda sakin idiler”(Türkay, 1979:346).
Gündeş, Gündeşli (Gündeşlü, Günldeşli, Güldeşlü): “Aydın, Saruhan, Kengıri, Menteşe, Meraş, Halep, Rakka, Erzurum, Kars, Ahıska, Çıldır, Sivas, Kırşehri, Teke Sancakları, Akhisar Kazası (Saruhan Sancağı), Sındırgı Kazası, (Karesi Sancağı), İblasa, Malkara ve Keşan Kazaları (Gelibolu Sancağı), Marmara-i AydınKazası (Saruhan Sancağı), Yeni İl Kazası ( Sivas Sancağı), Evreşe Kazası (Gelibılu Sancağı), Alaşehir Kazası (Aydın Sancağı), Güzelhisar , Mangnisa Kazaları (Saruhan Sancağı), Eşme Kazası (Kütahya Sancağı). Konar-Göçer Türkman Yörükan Taifesinden. Beğdili Aşiretine tabi olan Gündeşli (Gündaşlı) Cemaatı, konar- göçer makulesinden olmağla, tekalif-i örfiye ve şakka’dan muaf ve müsellemdir” ”(Türkay, 1979:385).
Kadiri, Kadirli (Kadirlü, Kadiroğlu), Kadirili (Kadrilü): “Rakka, Niğde, Arabgir, Divriği, Sivas, Malatya, Hama, Ana, Hums Sancakları, Selmanlu-i Sağir Kazası (Bozok Sancağı), Kırşehri Sancağı. Konar-Göçer Türkman Taifesinden. Kadirli Cemaatı, Beğdili Aşiretindendir. Kadiroğlu Cemaatı, Bozok Livası dahilinde Selmanlu-i Sağir kazasında vaki Karagöl karyesine iskan olunmuştur. Mezkur cemaat, Kafirkıran Cemaatı içindedir” (Türkay, 1979:449).
Karaşeyh, Karaşeyhler (Karaşeyhli, Karaşeyhlü, Karaşeyhli Avşarı, Karaşıh): “Sivas, Meraş, Diyarbekir, Kütahya, Saruhan, Kraman, Haleb, Rakka, Niğde, Arabgir, Divriğ, Malatya, Kengıri, Kilis, Ankara , Aydın, Hama, ve Hums Sancakları, Yeni İl Kazası (Sivas Sancağı), Hıns-ı Mansur Kazası ( Malatya Sancağı), Şiran Kazası (Erzurum Eyaleti), Selmanlu-i Kebir Kazası Kırşehri Sancağı. Türkman Taifesindendir. Karaşeyhli (Karaşıhlı) Cemaatı, Beğdili Aşiretindendir” ”(Türkay, 1979:486).
Kasım, Kasımlar (Kasımlı, Kasımlu): “Rakka, Halep Eyaletleri, Alacahan mevkii (Sivas Sancağının Kangal Kazasında), Kargı Kazası Kengıri Sancağı), Manğnisa Kazası (Saruhan Sancağı). Türkman Taifesinden. Kasım Cemaatı, Beğdili Aşiretindendir” (Türkay, 1979:494).
Kayas, Kayaslar, Kayaslı (Kayaslu): “Rakka, Aksaray, Niğde Sancakları, Koçhisar Kazası (Aksaray Sancağı). Konar-Göçer Türkman Taifesinde. Kayas Cemaati, Beğdili Aşiretindendir” (Türkay, 1979:500).
Kılıçbeğli (Kılıcbeğlü): “Rakka, Erzurum, Kars, Ahıska ve Meraş Sancakları. Türkman Taifesinden. Beğdili Aşiretinden olan Kılıçbeğli Cemaati, bahatt-ı hümayun Rakka havalisine iskan olunmuşdur” (Türkay, 1979:515).
Kızılkoyunlu: “Rakka, Karaman, Kırşehir Sancakları, Haymana Kazası (Ankara Sancağı), Bolvadin Kazası (Karahisar-ı Sahib Sancağı), Şam Havalisi, Ankara civarı, Irak Sabanca ve İznikmid Kazaları (Koceeli Sancağı), Ayazmend Kazası (Karasi Sancağı), Bergama Kazası (Hudavendiğar Sancağı), Mağnisa Kazası (Saruhan Sancağı), Süleymanlı Kazası (Kırşehri Sancağı), Nevşehir Kazası (Niğde Sancağı). Konar-Göçer Türkman Ekradı Taifesinden. Beğdili Aşiretinden olan Kızılkoyunlu Cemaatı, senevi 300 guruş mal ile Ekrad-ı Lekvanik mukataası tevbiindendir” (Türkay, 1979:527).
Kömec, Kömenc, Könec (Kömecli, Kömeclü, Gömec, Gömecli, Gömeclü): “Rakka Eyaleti, Mağnisa Kazası (Sruhan Sancağı). Türkman Taifesinden. Kömecli (Gömecli) Cemaatı, Beğdili Aşiretindendir. (Türkay, 1979:539).
Mirza: “Rakka ve Halep Eyaletleri, Alacahan mevkii (Kangal Kazasında. Türkman Taifesinden. Mirza Cemaat, Beğdili Aşiretindendir” (Türkay, 1979:588).
Perdeltacirlisi (Perdeltecirlisi): “Rakka, Birecik, Erzurum, Kırşehri, Bozok, Sivas, Karaman ve Diyarbakır Sancakları, Havran Ovası (Halep Eyaletinde). Türkman Taifesinden. Perdal tacirlisi (Pardal tecerlisi) Cemaatı, Beğdili Türkman Aşiretindendir. 150 hane olan cemaat-ı mezbure, Ruha (Urfa) ile Birecik beyninde vaki (Çarmelik) hanında iskan ve zer ve hars ile meşgul iken, 120 senesinde firar ve Erzurum tarafına gidüp ve mirileri Rakka tarafından tahsil olunur iken, ahara malikhane olmağla, bu tarafda bakiyesi yanlarına gitmişlerdir. Elyevm Kırşehri ve Bozok tarafında olurlar, deyu tahrir olunmuş” (Türkay, 1979:626-627).
Tecerli-i Pardal (Tecerlü-i Pardal): “Karaman, Sıvas, Kışehri, Bozok ve Rakka Sancakları. Konar-Göçer Türkman Taifesinden. Tecerli-i Pardal Cemaatı, Beğdili Aşiretindendir” (Türkay, 1979:717).
Ulaş, Ulaşlı (Ulaşlu, Ulaşfakih) Ulaşlar: “Adana, Meraş, Haleb, Karahisar-ı Şarki ve Rakka Sancakları, Yeni İl Kazası (Sivas Sancağı), Ordu Kazası (Karahisar-ı Şarki Sancağı), Zülkadriye Kazası (Meraş Eyaleti), Çatalca Kazası (Hahsa-i İstanbul Sancağı), Diyarbekir Eyaleti, Yalakabad Kazası (Kocaeli Sancağı), Rumkal’a Kazası (Rakka Eyaleti). Türkman Yörükan Taifesindenden. Beğdili Türkman Aşiretinden olan olan Ulaş (Ulaşlı) Cemaatı, Çukurova’da Kurtkulağı ile Burnaz Köprüsü mabeyninde vaki, Karaküfiler nam mahalle iva ve iskan etdirilmeleri içün, Divan-ı hümayun’dan emr-i Şerifi tahrir olunmuşdur” (Türkay, 1979:746).
Yadigarlar, Yadigarlı: (Yadiğarlu): “Rakka, Niğde, Sivas, Kütahya, Aydın, Saruhan, Karaman, Halep, Hama, ve Hums Sancakları, Avunya Kazası (Biga Sancağı), Keskin Kazası (Kırşehri Sancağı). Türkman Taifesinden. Yadigarlı Cemaatı, Beğdili Aşiretindendir” (Türkay, 1979:758-759).
Badılı (Badılu), Badili (Badilü), Badilli, Badillü, Badilliler, Badili Ekradı, Badili Kürdü: “İskilip Kazası (Çorum Sancağı), Adana, Çermük Kazası (Diyarbekir Sancağı), Diyarbakır, Sivas, Erzurum, Meraş, Ergani Kazası, Rakka, Mardim, Kars-ı Meraş Sancağı, Timurcu Kazası (Saruhan Sancağı), Çıldır Eyaleti, Haran Kazası, (Rakka Sancağı), Aydın Saruhan Sancakları, Karahisar-ı Şarki, Kütahya Sancakları, Koyulhisar Kazası (Karahisar-ı Şarki Sancağı), Gelibolu, Ankara Kocaeli, Rumeli, Çatalca Kazası, Yenice (Paşa Sancağı), Kemeh Kazası (Erzurum Sancağı), Bayezid Sancağı (Erzurum Eyaleti), Kars Eyaleti, Pasinler Kazası (Erzurum Sancağı), Urfa ve Trablus-u Şam civarı, Florina Kazası (Paşa Sancağı), Tire Kazası (İzmir Sancağı). Konar-Göçer Türkman Ekradı Taifesinden. Merdisi Aşiretine tabi olan Badili ve Modanlu Cemaatlarının Eyalet-i Erzurum ve Kars ve Çıldır tarafları yaylalığa varub gelmeleri mütadları idi. Mahal-i İskanda Kırk kadar evleri vardı” (Türkay, 1979:218-219).
Badılı İsmail: “Rakka, Erzurum, Kars, Çıldır, Göle Sancakları” (Türkay, 1979:494).
Ekrad-ı Badili (Ekrad-ı Badillü), (Ekrad-ı Badilli, Ekrad-ı Badillü): “Sivas, Kütahya, Aydın, Erzurum, Kars, Çıldır Sancakları. Ekrad Taifesinden” (Türkay, 1979:346).
Badılı Cemokanlı: Yenice-i Karasu Kazası (Paşa Sancağı), Gümülcine Kazası (Paşa sancağı). Ekrad Taifesinden” (Türkay, 1979:23).
Badili (Badilü), Badilli (Badillü), Badılı (Badılu), Badıllı (Badıllu): İskilip Kazası (Çorum Sancağı), Adana, Sivas, Çermik (Diyarbekir), Erzurum, Meraş Ergani (Diyarbekir) Çıldır, Kars, Rakka, Edirne, Malkara (Gelibolu), Timurcu (Saruhan), Haran Kazası (Rakka), Aydın Saruhan, Birecik Kazası (Rakka), Trablus-u Şam civarı, Ruha (Urfa), Canik Sancağı (Samsun), Erzincan civarı, Akhisar-ı Geyve Kazası (Kocaeli Sancağı), Keşan ve İpsala Kazaları (Gelibolu Sancağı), Mardin, Şiran, Gümüşhane ve Kelkit Kazaları (Erzurum Eyaleti), Ankara Sancağı, Karahisar-ı Şarki Sancağı. Konar-Göçer Türkman Ekradı Taifesinden. Badılı Aşiretinin iskan yerleri, Çatalca ve İpsala ve Gümülcüne ve Yenice ve Firecik ve Kocaeli ve Hüdavendigar ve Biga ve Karesi Sancakları idi. Halen Ruha (Urfa)nın Karaköprü mevkiinde meskundur” (Türkay, 1979:52).
Rişvanlı (Rişvanlu), (İrişvanlı, İrişvanlu): “Kastamöni, Bozok, Kayseriyye, Birecik, Şam, Tarablus-u Şam, Kilis Ayıntab, Meraş, Rakka, Sivas, Çorum, Erzurum, Kars ve Çıldır Sancakları, Ankara havalisi, Halep civarı, Osmancık ve İskilip Kazaları (Çorum Sancağı), Kuruçay Kazası (erzurum Sancağı), Behisni ve Hıns-ı Mansur Kazaları (Malatya Sancağı), Zile Kazası (Sivas Sancağı), A’zaz Kazası (Halep Eyaleti). Konar-Göçer Türkman Ekradı Taifesinden. Rişvanlı Cemaatı, Badılı (Badili) Aşiretindendir” (Türkay, 1979:636).
Yadbadılı (Yadbadılu): Erzurum, Kars, Çıldır ve Rakka Eyaletleri. Konar-Göçer Türkman Taifesindenden” (Türkay, 1979:758).
Yukarıdaki arşiv belgelerde “Beğdili-Beğdilü-Beğdilli-Beğdillü -Badıllı- Badilli” ler hakkında otuz sekiz (38) belgenin on sekizinde (18) “Türkmen Taifesi” kullanılmıştır. Altı (6) belgede “Konar-Göçer Türkman Taifesi”, beş (5) belgede “Konar-Göçer Türkman Ekradı Taifesi”, iki (2) belgede “Türkmanı Yörükan”, iki (2) belgede “Konar-Göçer Türkman Yörükan Taifesi”, bir (1) belgede “Yörükan Taifesi”, bir (1) belgede “Türkman Ekradı”, iki (2) belgede ise “Ekrad Taifesi” kavramı kullanılmış olup, bir (1) belgede ise aşiretin bağlı olduğu taife belirtilmemiştir.

Yazar bu belgelerin tarihleri hakkında bilgi vermediği gibi kavramların niçin farklı kullanıldığı hakkında da bilgi vermemiştir. Diğer yandan yaptığız çalışmalarda bu kitap hakkında kullanılan kavramların niçin farklı kullanıldıkları hakkında tarihçilerin yaptıkları çalışmalara rastlanmamıştır (Belki dikkatimizden kaçan belgeler olabilir.). Dolayısı ile aynı aşiretler hakkında niçin bazı belgelerde “Türkman, Konar-Göçer Türkman Taifesi, Konar-Göçer Türkman Yörükan Taifesi, Türkmen Ekradı ve Ekrad” kavramlarının kullanıldığı açık değildir.

Balıkesir’in Edremit ilçesinde ve bazı köylerinde yaptığımız araştırmalara göre “Türkmen” kavramı Alevi anlamında kullanılır. Yani bir insan ben Türkmenim diyorsa Alevi olduğunu vurguluyordur. Başka tabirle Edremit’te bir insana Alevimisiniz diye sorduğunuzda evet Türkmenim der.

Bir yerde “Yörük” başka bir yerde ise “Konar-Göçer” kavramının da kullanılması açık değildir. Yani niçin bir yerde “Yörük” başka bir yerde ise “Konar-Göçer” kavramı kullanılmıştır? Bu konuda en geniş bilgiyi Sümer’in çalışmasında görmek mümkün. O’na göre “XVI. yüzyılda tam göçebe hayatı geçiren başlıca iki topluluk vardı: Bunlardan biri Halep bölgesinde yaşayan ve yazın Uzun-Yayla ile Sivas’ın güney taraflarına çıkan Halep Türkmenler’i, diğeri de Boz-Ulus olup, Mardin’in güneyinde, Fırat kıyılarında kışlamakta ve Erzurum-Erzincan arasında yaylamakta idi” (Sümer, 1972: 173).

Gökalp, Yörük hakkında “Yörükler, Cemalettin Herzamşah ile gelmiş olan Türkmenler’dir” ( Gökalp, 1976:37) der. Eröz ise Anadolu’daki Türk aşiretlerini “Yörük-Türkmen” olarak isimlendirir”. Ayrıca “... (Türkmen) kelimesinin (yörük) kelimesi gibi, göçebeliği, konar-göçer Türk boylarının hayat tarzını ifade eden bir isim olduğunu düşünüyoruz” diyerek “Yörük” ile “Türkmen” kelimesinin aynı etnik grubu ifade ettiğini belirtir (Eröz, 1991:15, 20, 23). Yörük kavramı hakkında da Eröz “Yörük: (Yörümek) fiilinden yapılma, Anadolu’ya gelip Yurt tutan göçebe oğuz boylarını (Türkmenleri) ifade eden bir kelimedir” (Eröz, 1991:20) der. Eröz bir başka çalışmasında da “...göçebe Türklerin bir kolu olan göçebe Türkmenler ‘Beğlik ve asaletin göçebelik ve Türkmenlikte olduğu, şehirlere yerleşenlerin ilinin ve boyunun belli olamayacağı’ inancı ve kendilerinin yerleşik halktan asil oldukları fikriyle yerleşmeyi pek arzu etmiyorlardı” (Eröz, 1966:5)der. Ayrıca Eröz’e göre “göçebeliğe devam edenler, yerleşik ve yarı göçebe Türkmenlerden kendilerini ayırt etmek için olsa gerek (Yörük) adını aldılar” (Eröz, 1966:5).

Köprülü “Türkmen lafzı, Oğuzlara bilhassa İslamiyetten sonra verilmiş –iştikak manası henüz kat’i surette halledilememiş- bir ünvandır” (Köprülü, ty:134)der. Ayrıca “...Türkmenlerden bahseden ilk İslam müellifi El-Mukaddesi (X.asrın 2. yarısı) onları İslamiyeti kabul etmiş kütleler olarak göstermişti” (Eröz, 1991:18).

Gezisine 28 Mart 1863 yılında Tahran’dan hareket ederek Hive, Buhara, Semerkant, Herat’tan sonra tekrar Tahran’a dönerek bir yılda tamamlayan Vembery bugünkü Türkmenistan Türkleri hakkında şunları ifade eder: “...Türkmen sözcüğüyle ‘saf Türk’ anlamı anlatılmak isteniyor...Türkmenler sekiz halka bölünmüştür. Her halk kendi içinde birkaç oymağa, oymaklar da ‘tir’ denilen aşiretlere ayrılmışlardır...Türkmenlerin yaşadıkları ülkeye Turan adı verilir. Yerli bilginlerin verdikleri bilgilere güvenilecek olursa, bu Yörükler esas olarak kuzeyden, yani Mankışlak yöresinden gelmişler” (Vambery, 1993:47, 49) dir.

Kaşgarlı Mahmut’ta “Türkmen: Bunlar Oğuzlardır” (K. Mahmut, 1986:412) der. Kafesoğlu ise “XI. Asır ortalarında, Yakın Doğu’da Büyük Selçuklu İmparatorluğu kurmak suretiyle Ortaçağ tarihinde çok ehemmiyetli bir rol oynamış olan Türk kabilelerine ‘Oğuz’ yanında ‘Türkmen’ de denilmektedir... Orta Doğu kaynaklarında ‘Türkmen’den daha ziyade Oğuzların kastedildiğini görüyoruz. Oğuzların Kınık boyuna mensup Selçukluları kaynaklarımızda ‘Türkmen’ diye gösterilmiştir. İlk defa Seçuklulardan bahseden farsça eserler hep böyledir” (Kafesoğlu, 1958: 120, 132) der. Ayrıca Kafesoğlu Fars ve Arap tarihçilerin Oğuzlar için “Türkmen” kavramını kullandıklarını çeşitli eserlere atıf yaparak açıkladıktan sonra Bartholl gibi “Türkmen” kavramının kaynağı, ilk defa ne zaman kullanıldığı ve yapısının yeterince aydınlatılamamış olduğunu belirtir (Kafesoğlu, 1958: 122-128). Bu ifadelere rağmen Kafesoğlu çalışmasının sonunda “Türkmen” kavramının “Karluklular” tarafından siyasi bir anlamda kullanıldığını ifade eder (Kafesoğlu, 1958: 131-132). Kafesoğlu yukarıdaki fikirlerini son çalışmalarından birinde de teyit edercesine “Oğuzlar, umumi ‘Türk’ adının yanında, yine siyasi bir isimlendirme olarak ‘Türkmen’ adını da taşıyorlardı ki, müslüman ülkelerine geldikten sonra İslam kaynaklarında bu isimle anılmışlardır” (Kafesoğlu, 1998: 154) der.

Sümer ise Kafesoğlu’ndan farklı bir yaklaşımla Türkmen kavramı hakkında şunları yazar: “X. Yüzyılda Talas vadisinde ‘Türkmen’ adını taşıyan bir kavim vardı ki, bunların İslamiyeti kabul eden ilk Türk kavmi olduğu anlaşılıyor. Oğuzlar’dan ayrı bir kavim olan bu Türkmenler’inde On-Oklar’ın kalıntılarından olması pek muhtemeldir... X. yüzyılda Balasagun ile Taraz’ın takriben 100 mil doğusundaki Mirki kasabası arasında, Türkmen adlı bir kavim yaşıyordu. Mukaddesi’de Müslüman olmuş tek Türk kavmi olarak bu Türkmenler zikredilir. Aynı müellif Sabran sınır şehrinden bahsederken ve diğer vesilelerle Oğuzlar’a (el Guzz) ayrıca işaret eder ve onların Müslüman olduklarını söylemez. Böylece bu Türkmenler’in Oğuzlar’dan tamamen ayrı bir kavmi teşekkül olduğu görülüyor....Müslüman Oğuzlar’a Türkmen adının verilmesi de bu kavim ile ilgilidir...” (Sümer, 1972:13,28-30).

Osmanlı arşiv belgelerinden “Ekrad”, “Kürt”, “Türkman” ve “Yörük” kavramlarının hangi amaçla kullanıldığı açıkçası anlaşılmamaktadır. Mesela Osmanlı arşiv belgelerinde “Ekrad-ı Çorum” halkı “Türkman Taifesi”, “Türkmanlar, Türkmanlı”da “Yörükan Taifesinden” olduğu belirtilirken, “Türkman, Türkmanlı” ise “Türkman Taifesi” olarak ifade edilmiştir. “Ekrad- Milli” “Ekrad Taifesinden”, “Milli, “Millili” ise “Türkmanı Ekradı Ulus Taifesinden” olarak tanımlanmış. “Milli Türkman” ise “Türkman Ekradı Taifesi” olarak zikredilir. “Hacılar Ekradı” için de “Türkman Taifsinden. Bozulus Türkman Aişiretinden”dir denmiştir. “Karacakürd, Karacakürdlü, Karaca Kürd, Karacakürd, Karaca Kürd. Karacakürd, Karacakürdlü” kavramları bir yerde “Yörükan Taifesinden”, bir diğerinde “Konar-Göçer Türkman Taifesinden”, “ Konar –Göçer Türkman Taifesinden. Karaca Kürd Oymağı, Boynuinceli Aşiretindendir” denilirken, bir başka yerde de “Karacakürd Cemaatı, Danişmentli Aşiretindendir” denilmiştir. “Kürdler” ise “Türkman Ekradı Yörükan Taifesinden” olarak tanımlanır. “Kürmanc”lar bir yerde “Yörükan Taifesinden”, olarak ifade edilirken, diğer bir yerde de “Konar-Göçer Türkman Taifesinden. Kürmanc Cemaatı, Bozulus Türkman Aşietetindendir” denmiştir. Bir başka ilginç örnek de “Recebli Afşarı Ekradı, Recebli Afşarı Torunları, Recebli Afşarı” için kullanılmıştır. Mesela “Recebli Afşarı Ekradı”, “Ekrad Taifesindendir” denilirken, “Recepli Ekradı Afşarı Torunları” ve “Recebli Afşarı”, “Türkman Taifesinden” olarak ifade edilmiştir.

Söz konusu olan çalışmada bu örnekler yeterince olup, belgelerin hangi asırları kapsadığı ve nasıl kaleme alındığı belirtilmemekle beraber, yukarıda ifade ettiğimiz gibi kitabın tarihçiler tarafından da bir eleştirisi yapılmamıştır. Diğer yandan Türkiye’de “Ekrad” veya “Kürt” kavramları hakkında yapılan çalışmalarda yeterli olmadığı gibi sanki bilimde zıtlaşma esas gibi algılanarak konu hakkında yapılan çalışmalar, birbiriyle çok çelişmektedir. Çünkü Türkiye’de nedense araştırmacılar genellikle kendi çevrelerinin dışındaki çalışmaları yok saymak eğilimdeler ya da onları görmezden gelmektedirler. Oysa bilimsel bir çalışmada mümkün olduğu ölçüde konu hakkında yapılan çalışmaların tamamının değerlendirilmesi gerekir. “Kürt” “Ekrad” kavramı hakkında belki de en ilginç ve dikkate değer açıklamayı sanırız ilk defa “XVI. Yüzyılda Çemişgezek Sancağı” adlı eserinde Ünal, “Ekrad” kavramını etnik bir grup olarak değil de “konar-göçer” anlamında kullanmıştır (Ünal, 1999: 75). Ayrıca ona göre “Osmanlı Tahrir Defterleri”nde konu hakkında yeterli bilgi bulmak her zaman mümkün değildir.Çünkü Ünal’a göre “defterlerde yer alan bu hususa müteallık bilgiler bazen hatalı ve yanlış ve dolayısıyla yanıltıcı olabilmektedir. Tahrir memurlarının yeterli bilgiye sahip olmamaları, genelleme alışkanlıkları, bugün bizim bazı kavramlara yüklediğimiz manaların XVI. yüzyılda farklı oluşu ve Osmanlı’nın bunu farklı ele alışı gibi hususlargöz önüne alınmadan bu konularda yapılacak değerlendirmelerde gaima hataya düşme ihtimali vardır kanaatindeyiz. Mesela, bugün etnik anlam verilen “Ekrad” kelimesi, çok defa bu manada kullanılmamıştır” (Ünal, 1999: 55). Ünal’ın bu görüşünü doğrularcasına McDowwall’da şöyle der: “MS 7. yüzyılındaki Arap yayılması döneminde ‘Kürt’ sözcüğü göçebeleri ifade etmek için kullanılıyordu. Bu nedenle, etnik olmaktan çok sosyo-ekonomik bir anlam taşıyordu” (McDowall, 2000: 29). Ayrıca McDowal’a göre “bazı Arap, Ermeni, Asuri ve Pers (ve daha sonra Türkmen) aşiretlerinin kültür ve dil olarak Kürtleşmiş olduklarına kuşku yoktur. Böylece Kürt etnik kimliği tek bir ırksal kökene işaret etmemektedir” (McDowall, 2000: 29). Ancak henüz dünyada “azınlık, etniklik, kimlik” gibi kavramlar üzerinde belli bir uzlaşma sağlanamadığı halde Türkiye’de dil kavramından hareketle “etnisite” meydana getirilmeye çalışılmaktadır. Oysa aynı dili konuşanlar her zaman belli bir etnik grubu ifade etmemektedir (Tacar, 1996: 10-11) . Mesela İngilizce konuşan Avusturalyalılar, Kanadalılar, Amerikalılar, kendilerini İngiliz, Fransızca konuşan Kanada’daki Quebec’liler kendilerini Fransız Almanca konuşan Avusturyalılar’da kendilerini Alman saymazlar. Ayrıca dünyada 1995 yılı itibariyle 197 devlet olduğu halde yer yüzünde 6000’den fazla dil konuşulmakta ve ancak bunlardan %2’si devlet dili olarak kabul edilmektedir. Mesela İngilizce 56, Fransızca 36, Arapça 22, İspanyolca 21, Portekizce 7, Almanca 5, Çince 3 ülkenin resmi dilidir. Ayrıca Çin’de 24 Çinli etnik grup ve Çinli olmayan 55 etnik grup olup ülkede 140 dil kullanılmaktadır(Tacar, 1996: 70-71,73).

Mehmet Niyazi ise olaya sosyolojik ve psikolojik bir yaklaşımla “milliyetin tayininde iki etken önemli rol oynar; bunlardan birisi psikolojik diğeri sosyolojiktir.Bir insan kendini hangi milletten sayıyorsa, sosyolojik bakımdan ait olup olmadığına bakılmaksızın, o insanın o millete ait olduğu kabul edilir. Napolyon, kesinlikle Fransız değildir; Korsikalıdır. Büyük bir ihtimalle Arap asıllıdır. Ama kendini Fransız kabul etmiş ömrünü Fransa’ya vermiştir...Stalin’de aslen Rus değildir, fakat kendisini Rus kabul etmiş...Oğuz Han’ın torunu “Ben Türk değilim” diyorsa, hiç kimse “Sen Türksün” diye onu zorlayamaz. Ama genellikle psikolojik boyut, yani aidiyet şuuru sosyolojik boyuta bağlı oluyor.

“Hiç kimsenin de Kürtlerin milliyetini tayin etme hakkı yoktur; kendilerini hakkında karar kendileri verir. Başkaları ancak tarihleri, sosyal yapıları hakkında ve benzeri hususlarda araştırma yapabilirler” (Niyazi, 2000: 152-153) der. Bu anlayış ve mantık çerçevesinde yaklaşıldığı takdirde, konu hakkında önemli mesafeler alınacağına inanmaktayız. Aksi taktirde dayatmalarla bir yere varılması mümkün gözükmektedir. Ancak böyle bir anlayış bütün taraflarca kabul gördüğü takdirde mesafe alınır. Aksi taktirde tek taraflı yaklaşımların problemin çözümünde yetersiz kalma ihtimali yüksektir.

“Kürtlerin” ayrı bir millet ya da etnik bir grup olduğunu iddia edenlerin en önemli hareket noktalarını dil meydana getirmektedir. Bu konuda 1850’den sonra Rusların meşhur Petesburs Bilimler Akademesince yapılan ve “Kürtçe-Rusca-Almanca” yayınlanan ve 8307 kelimeden oluşan sözlük de “Türkçe (eski Türkmence) 3080, Arapça (yeni dil) 2000, Pehlevice (eski) 370, Farsça (yeni dil) 1030, Zinda 1240, Ermenice 220, Güldani 108, Çerkezce (eski) 60, Gürcüce (eski dil) 20, Kürtçe (asıl) 300” olup, bunların büyük çoğunluğu da coğrafi yer adlarıdır (Fritz, 1992:15).

Türkiye’de “Kürk kimliği” hakkında yapılan çalışmalar maalesef sadece dil esasına göre yapılmaktadır. Arıca bu yapılırken etrafı “Kırmançca” ile sarılan ve sanki birer adacık gibi olan “Zazaca” konuşulan yerler yok sayılmıştır. Mesela nasıl olmuş da küçücük adacıklar gibi bazı yerlerde halk “Zazaca” konuşmaktadır? Diğer yandan neden “Türkiye’de “Kürçe” “Kurmançca” karşılığında kullanılmaktadır. Mesela “Kürd”: “Kurdî, Kurdmanc” (Kakioğlu, 1992: 135), “Kürt”: “Kurd, Kurmanc, Kurdî, Kurmancî” (Farizov, 1994: 190), “Kürtçe”: “zimane Kurmancî” (Farizov, 1994: 190). Ayrıca Şanlıurfa’da “Kürtçe biliyon mu: Tö Kırmanci zani”? Sorusuna “evet Kürtçe biliyorum” anlamında “eri Kırmanci zanım” denir. “Zazaca biliyormusun”? Denirken de “tö Dımıli zani” ifadesi kullanılır. Elazığ’da ise “Kürkçe biliyormusun?: Tö Kırmanci zanı”. Evet biliyorum anlamında ise “heri az Kırmanci zanım”, “Zazaca biliyormusun”? Karşılığında ise “tı Zazace zanı” kavramları kullanılır.

Kaynaklar:

1.Eröz, M., Köy Sosyolojisi Meseleleri ve Yörük-Türkmen Köyleri, Harsi ve İçtimai Araştırmalar Derneği, İstanbul, 1966.

2.Eröz, M., Doğu Anadolu’nun Türklüğü, İrfan Yayınevi, İstanbul, 1982.

3.Eröz, M., Yörükler, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayınları, İstanbul, 1991.

4.Farizov, Türkçe- Kürtçe Sözlük (Çev. M. Demir), Öz-Ge Yayınları, Ankara, 1994.

5.Kafesoğlu, İ., “Türkmen Adı, Manası vr Mahiyeti”, Jean Deny Armağanı (Haz. J. Eckmann; A.S. Levent; M. Mansuroğlu), Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 1958.

6.Kaşgarlı Mahmut, Divanü Lûgat-İt- Türk Tercümsesi, III. cilt (Çev. B. Atalay), Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 1986.

7.McDowall, D., Kürtler (Uluslar arası Azınlık Hakları Raporu), Avesta Basın Yayın, İstanbul, 2000.

8.Niyazi, M., Millet ve Türk Milliyetçiliği, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2000.

9.Sümer, F., Oğuzlar, Ankara Üniversitesi DTCF yayınları, Ankara. 1972.

10.Tacar, P., Kültürel Haklar Dünyadaki Uygulamalar ve Türkiye İçin Bir Model Önerisi, Gündoğan Yayınları, Ankara, 1996.

11.Türkay, C., Başbakanlık Arşiv Belgeleri’ne Göre Osmanlı İmparatorluğu’nda Oymak, Aşiret ve Cemaatlar, Tercüman Kültür Eserler Serisi, İstanbul, 1979.

12.Türkçe/Kürtçe Sözlük (Haz. F. Kakioğlu), Sosyal Yayınları, İstanbul, 1992.

13.Vambery, A., Bir Sahte Dervişin Orta Asya Gezisi (Haz. N. A. Özalp), Ses Yayınları, İstanbul, 1993.

14.Ünal, M. A., XVI. Yüzyılda Çemişgezek Sancağı, Türk Tarih Kurumu Yayını, Ankara, 1999.

15.Ziya Gökalp, Türk Medeniyeti Tarihi (Haz. İ. Aka; K. Y. Kopraman), Kültür Bakanlığı Yayınları, İstanbul, 1976.

16.Ziya Gökalp, Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler, Sosyal Yayınları, İstanbul, 1992.

http://www.haberakademi.net/haberyaz.asp?hbr=1311

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye'de Gerçek Türk Yok Yalanı
İletiTarih: 07 Nis 2013, 00:20 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 18 Kas 2010, 05:45
İleti: 2762
Konum: Turan
Urungu yazdı:
Carablus etrafında iki Türkmen aşireti vardır. Biri İlbeğli, diğeri Beğdili. Bunların her ikiside Türkmendirler... Bunlardan Beğdililer ihtiyarların eski hikayelerine ve ifadelerine göre Yozgat taraflarından gelmişlerdir. Bunlar vaktiyle aşiret ve göçebe halinde orada yaşarlar. Hükümet tarafından görülen lüzum üzerine Kadıoğlu Yusuf Paşa bunların Rakka eyaletinde iskanlarına memur edilmiştir. Bu suretle seksen bin hane halkıyla buralara yerleşmişlerdir... Beğdili ve civarındaki Türkmenlerin dili Türkmen lehçesidir... Beğdili evvelce Barak ve Türkmen namlarıyla ikiye ayrılmışlardır... Beğdili oymakları bir takın zümrelere ayrılıryor. Bunlara oba dedikleri gibi, her zümrenin eski dedeleri namına nisbetle hususi adları da vardır. Ezcümle, yukarıda ismi geçen Abdurrezzaklı oymağının inkısam ettiği (bölündüğü) obalara büyük dedelerinin ismine nisbetle Çaprazlı, Tıryakili, Batmanlı, Mahmutlu denilmektedir.

(Ziya Gökalp, Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler, Sosyal Yayınları, İstanbul, 1992, s.91-93)


Öncelikle bu faydalı bilgiler için teşekkürler Urungu kardeşim:)

İlbeğli aşiretini biliyorum. Bizim Sivas'ta İlbeğli isminde bir köy vardır ve bu köyde yaşayanların hepsi Türkmendirler.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye'de Gerçek Türk Yok Yalanı
İletiTarih: 07 Nis 2013, 20:40 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
istemiyabgu yazdı:
Öncelikle bu faydalı bilgiler için teşekkürler Urungu kardeşim:)

İlbeğli aşiretini biliyorum. Bizim Sivas'ta İlbeğli isminde bir köy vardır ve bu köyde yaşayanların hepsi Türkmendirler.


Eyvallah kardeşim, rica ederim:)

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye'de Gerçek Türk Yok Yalanı
İletiTarih: 08 Nis 2013, 21:35 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Halaçoğlu: Kürtler Diyarbakır'a sonradan geldi

TTK eski Başkanı Halaçoğlu'nun yeni çıkarttığı 'Anadolu Aşiretler, Cemaatler ve Oymaklar' kitabında ilginç iddialar yer alıyor.

Türk Tarih Kurumu'nun eski başkanı Yusuf Halaçoğlu'nun iki yıl önce tartışma çıkaran, "Kürtlerin yüzde 30'u aslında Türkmen kökenli" açıklamasına dayanak olarak gösterdiği çalışması kitaplaştırıldı. Türk Tarih Kurumu yayınları arasında yayınlanan 6 ciltlik kitabın ana kaynağı 1453-1650 yılları arasına ait Osmanlı tahrir defterleri oluşturuyor. Halaçoğlu'nun 6 ciltlik kitabında sonradan Kürtleşen Türk aşiretlerine örnek olarak Avşar, Şavat, Zeydan, Rüsvan ve Hasaniler'i gösteriyor. Demokratik açılım sürecinde basılan kitap, 4 yıldır kapalı bulunan TTK basımevinde basılan ilk kitap olması bakımından da önem taşıyor. Halaçoğlu, yaklaşık 22 yıldır devam ettirdiği çalışması için 250'den fazla Osmanlı tahrir defteri inceledi. "Ezberler bozulacak" diyen Halaçoğlu, "Kürtler, Diyarbakır'a Kanuni'den sonra geldiler" dedi.

Prof. Dr. Halaçoğlu, yaklaşık 22 yıldır devam ettirdiği çalışması için 250'den fazla Osmanlı tahrir defteri inceledi. Türk Tarih Kurumu'nun (TTK) yayımladığı 6 ciltlik kitabın ana kaynağını 1453-1650 yılları arasına ait Osmanlı vergi kayıt defterleri oluşturuyor

Çalışmayı "ezberleri bozacak araştırma" olarak tanımlayan Halaçoğlu, HT'nin sorularını cevapladı. Yusuf Halaçoğlu, 22 yıl süren araştırmasında 41 binden fazla aşiret, cemaat ve oymak ismi tespit ettiğini söyledi.

ŞAVATLAR, RÜSVANLAR, ZEYDANLAR, HASANİLER, AVŞARLAR

Halaçoğlu, "Kürtler aslında Türktür" gibi bir iddiasının bulunmadığını kaydeden Halaçoğlu, "Anadolu'daki aşiretlerin kökeninin ne olduğunu ortaya koymaya çalıştım. Bundan sonrası sosyologların gidip yerinde bizzat araştırmak suretiyle yapacakları iştir. Neyi hangi kaynaktan aldığımı kitabıma koydum" diye konuştu.

Kendisini Kürt olarak tanımlayan aşiretlerin önemli bir bölümünün Osmanlı kayıtlarında Türk olarak geçtiğini kaydeden Halaçoğlu, şöyle konuştu : Avşarlar kendilerini Kürt olarak nitelendiriyorlar ama Oğuz boylarından biridir. Şavatlar Bayad boyundan ama kendilerini Kürt olarak nitelendiriyorlar. Aynı şey Zeydanlar, Rüsvanlar ve Hasaniler için de geçerli. Karakeçililer, İç Anadolu'da, Batı Anadolu'da 'Türkmen' olarak geçerken, Suruç'ta, Siverek'te 'Kürt' diye geçtiğini görüyorsunuz. Bilimsel olarak bu ortaya çıkıyor. Demek ki Türkiye'nin etnik yapısı ile ilgili çok ciddi araştırmalar yapmak lazım. 'Kürt yoktur' filan değil. Tam tersine... Kitabım, illaki Türklerin kim olduğunu, Kürtlerin kim olduğunu bulacaksak o zaman çok ciddi bir araştırma yapılması gerektiğini gösteriyor. Kitap, birçok kişinin ezberini bozacak, birileri itiraz edecek. O kısmı beni ilgilendirmiyor. İtiraz ettikleri zaman sağlam kaynak göstermeleri lazım, benim gibi."

Kürtler DİYARBAKIR'A SONRADAN GELDİ

Diyarbakır'ın tarihte "Kürdistan" olarak geçmediğini söyleyen Halaçoğlu, "Kürtlerin yaşadıkları yer bugün Irak'ın kuzeyiyle, İran tarafındaki bölgedir. Diyarbakır bölgesi tarihte 'Kürdistan' olarak geçmez. O bölgelere Kanuni döneminden sonra yavaş yavaş gelmeye başlamışlardır" diye konuştu.

"TASNİF YAPMADIM"

Kitabında aşiretleri, "Kürt bilinen ancak Türk olanlar" gibi bir tasnife sokmadığını kaydeden Halaçoğlu, "O şekilde bir tasnif yaptığım zaman, önyargılı veya ideolojik olarak nitelendirilebilir. Ama merak ettiğiniz aşireti kitapta bularak Türk mü Kürt mü olduğunu görebiliyorsunuz. Ben çok iyi bir veri tabanı hazırladım" dedi.

BU DA TTK'NIN AÇILIMI

Halaçoğlu, kamuoyunda tartışılan "Kürtlerin yüzde 30'u aslında Türkmen kökenli" ve "Kürt Alevilerin bir bölümü Ermeni kökenli" açıklamasını 2007'nin Ağustos ayında yapmıştı. Toplumun çeşitli kesimlerinin tepkisini çeken Halaçoğlu'nun görev süresi uzatılmayarak, Temmuz 2008'de yerine Ali Birinci getirilmişti. Demokratik açılım sürecinde basılan kitap, 2005'ten bu yana kapalı bulunan TTK basımevinde basılan ilk kitap olması bakımından da önem taşıyor. TTK, Halaçoğlu'nun kitabını hizmet alımı ihalesi yaparak, TTK'nın kendi matbaasında bastırdı.

"İNTERNETE DE KOYACAĞIZ"

Halaçoğlu, kitabın veri tabanının 15-20 gün içinde internete yükleneceği ve buradan da sorgulama yapılabileceğini ifade etti. Halaçoğlu, http://www.anadoluasiretleri.com adresine kurulacak siteye 1 TL karşılığın üye olunabileceğini söyledi.

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

http://www.dunyabulteni.net/index.php?a ... leID=94049

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye'de Gerçek Türk Yok Yalanı
İletiTarih: 08 Nis 2013, 21:44 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
DİYARBAKIRLI TÜRKMEN İSYAN ETTİ

Yıkın On Gözlü Köprüyü, Ben-u Sen'i, Diyarbakır'da, nefret ettiğiniz Türk(men)ler'e ait bir şey kalmasın!

Akkoyunlu Hükümdarı öz be öz Diyarbakırlı Uzun Hasan'ı, yine Diyarbakırlı Karayülük Osman'ı zaten bilmiyorsunuz ama biliyorsanız da; kahramanlıklarını, Osmanlı'ya nasıl kök söktürdüklerini anlatmayın. 300 yüzyıl Orta Doğu'ya hükmettiklerini resmi tarih bize anlatmadı. Aksine Diyarbakır merkezli öz be öz Türkmen devleti olan Akkoyunlular resmi tarihe göre Osmanlı'yı arkadan vuran hain barbarlardı. Her gün kadim şehirde onlarcasını gördüğümüz eserleri bırakan ve Diyarbakır'ı başkent yapan Artuklular'ı hiç yaşamamış sayın. Diyarbakır ile ilgili en kapsamlı tarihi araştırma olan, 15. Yüzyılda yaşamış İranlı tarihçi Ebubekir Tıhrani'ye ait Kitab'-ı Diyarbekiriye'yi bulduğunuz yerde yakın çünkü o kitapta, Diyarbakır'ın dağını taşını yurt edinen Bayındır Türkmenlerinden dolayı yüzyıllarca Bayındıriye diye bilindiğini anlatır. Bu bilgi sizin için sakıncalıdır.

Yakın! Osmanlı kayıt defterlerini çünkü aşiret aşiret, isim isim kayıtları vardır Diyarbakırlılar'ın. Sizi şaşırtacaktır oradaki bilgiler, belki de kızdıracaktır.
Ulu Camii'nin, Anadolu coğrafyasının Orta Asya Türk mimarisine göre Kilise'den Camii'ye çevrilen ilk eseri olduğunu ancak sanat tarihçileri bilir o nedenle tehlikeli bilgi değildir. Ama yine de sizin için tehlikeli ise orayı da yıkın. Yedi Kardeş burcunu mutlaka yıkın çünkü orada öz Türkçe isimleri ile esere konu olan Diyarbakırlı yedi kardeşin ismi var, hem de taşa kazılı.

Kendini öz Türk zanneden bazı Batılı cahillerin dalga geçtiği, karaladığı Diyarbakır ağzını yasaklayın kimse konuşmasın. Çünkü; tekmeye tepik, alkışa çepik, beze çapıt, merdivene gezemek, teyzeye dayze, amcaya ami, yiğit'e iğit, düğüne toy, tencereye kuşkana gibi Diyarbakır'a özgü en az beş bin yıllık binlerce bozulmamış kelime aslında Türkçe'nin bozulmuş hali olan İstanbul ağzına göre milyon kat daha öz Türkçedir. Diyarbakır ağzının en güzel örneklerini veren Diyarbakırlı büyüklerimizi taşlayın gördüğünüz yerde.

Mektup yazdım yaz idi,
Kalemim kiryaz idi,
Da çok yazacaktım,
Mürekkebim az idi...

gibi binlerce Diyarbakır manisini yasaklayın, unutturun öğretmeyin çocuklarınıza çünkü Dede Korkut Türk(men) çesi ile söylenir.

Hep şikayet ettiğiniz sistem, Kürtçe isimleri yasaklattı siz de en az bin yıllık Türkçe isimleri yasaklayın Diyarbakır'da. Mesela değiştirin Karacadağ ismini Türkçedir tehlikelidir. Değiştirin Bismil'in adını, çünkü akrabaları hala Orta Asya Harzem'de yaşayan Basmıl Türkmenleri'nden alır ismini.

Her gün küfredin Çermikli Ziya Gökalp'e, Süleyman Nazif'e çünkü onlar sürgün pahasına emperyalizme karşı Diyarbakır duruşu sergilemişlerdi. Yok sayın Seyyid Nuh'u klasik Türk musikisine yüzlerce eser vermiş Diyarbakırlıdır. Yok olmaya yüz tutmuş Türkçe'nin asli kaynaklarını tekrar kazandıran Diyarbakırlı Ali Emiri'yi de küfürle hatırlayın. İhanet ile suçlayın Celal Güzelses'i, Cahit Sıtkı'yı, Orhan Asena'yı, Adnan Binyazar'ı, Özer Ozankaya'yı siz den farklı düşündükleri için.

Külliyen reddedin Diyarbakır'ın en azından bin yıllık tarihini, dost edinin elinden kan damlayan İngiliz'in, Fransız'ın sözüm o'na size dost görünenlerini.

Sisteme haklı öfkenizi, tarihinize ihanet ile gösterin. Unutturun Diyarbakır'ı, Diyarbakır yapan renklerinden dikkat buyurun Türk değil TÜRKMEN'e (*)ait ne varsa külliyen yok sayın.

Size göre Diyarbakır'da Kürtler, Zazalar, Suryaniler, Keldaniler, Ermeniler herkes yaşadı. BİR TEK Türk (MEN) LER UĞRAMADI BU KADİM ŞEHRE BURAYI BAŞKENT YAPARAK DÖRT DEVLET KURMALARINA RAĞMEN. Bu devletleri kuran (Artukoğulları, İnaloğulları, Nisanoğulları, Akkoyunlular) on binlerce çadırlık Türkmen aşiretleri buhar oldu uçtu. O zaman soralım 18. 19. yüzyılda yaşayan Ermeni ozanlar neden Diyarbakır ağzı ile Türkçe yazdı, Türkçe söyledi. Diyarbakır ağzı dediğimiz o muhteşem dilde mesela İstanbul Türkçesinde olmayan ama Oğuz diline ait binlerce kelime ve deyim var. Çocuğu olmayan ailelere neden bir Diyarbakırlı 'kör ocak' der tıpkı Divan-i Lugat'i Türk'de olduğu gibi. Neden bir Diyarbakırlı kelime başına gelen -Y- sesini okumaz. Mesela yılan değil ilan, yüksek değil üskek, yıldız değil ulduz der tıpkı Kaşgarlı Mahmut gibi.

Hatta mutlaka aranızda yapanlar olacaktır bu satırların yazarı hemşerinize küfredin, önemli değil o sizi önce tarihe ardından Allah'a havale edecektir.

Her nefesinde büyülü kent Diyarbakır'ı soluyan, başta Kürtler ve Zazalar olmak üzere bu kentin her rengini seven

Koray Elbeyli.

(*) Diyarbakır'da yaşayan Türklere teknik anlamda Türkmenler demek daha doğru olur. Çünkü Diyarbakır Türk(men) leri dil, kültür ve fiziki yapı olarak Batı Anadolu, Kafkas, Balkanlar'da yaşayan Türkler'den ziyade Azerbaycan, Türkmenistan, Afganistan, Tacikistan, İran, Irak, Filistin, Mısır ve Suriye'de yaşayan Türkmenler ile aynı özellikleri taşırlar.

http://www.odatv.com/n.php?n=diyarbakir ... 2309091200

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye'de Gerçek Türk Yok Yalanı
İletiTarih: 08 Nis 2013, 21:47 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
''Hayali Kürdistan’a başkent yapmak istediğiniz Diyarbakır, Büyük Türkmen Beği Uzun Hasan’ın şehridir. Don Kişotlar’ın başkenti olamaz.''

(Hüseyin Nihal ATSIZ, Ötüken, 16 Haziran 1967, Sayı: 42)

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye'de Gerçek Türk Yok Yalanı
İletiTarih: 08 Nis 2013, 21:54 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Resim

Milliyetin tâyini, keyfe tâbi’ bir mes’ele değil, ilmen halli lâzım gelen bir mes’eledir. Ben gençliğimde tahsil için, ilk defa İstanbul’a gittiğim zaman, bu ilmî tahkikata (soruşturmaya) başlamak mecburiyetinde kaldım: Çünkü, orada eskiden kalmış fena bir itiyada tebean, bütün Karadeniz Arnavut dedikleri gibi, benim gibi vilâyet-i şarkiye ahalisinden bulunanlara da Kürt milliyetini izafe ettiklerini gördüm. O zamana kadar, kendimi hissen Türk sanıyordum. Fakat bu zannım, ilmî bir tahkike [araştırmaya] müstenit değildi [dayanmış değildi]. Hakikati bulabilmek için, bir taraftan Türklüğü, diğer cihetten Kürtlüğü tetkike başladım. Evvel emirde lisandan başladım. Diyarbekir şehrinde, ana lisan Türkçe olmakla beraber, her fert biraz Kürtçe de bilir. Lisandaki bu ikilik, iki suretten biriyle açıklanabilirdi: Ya Diyarbekir’in Türkçesi bir Kürt Türkçesiydi yâhut Diyarbekir’in Kürtçesi bir Türk Kürtçesiydi. Lisanî tetkiklerim gösterdi ki, Diyarbekir’in Türkçesi, Bağdat’tan tâ Adana’ya, Bakû’ya, Tebriz’e kadar imtidat eden (uzanan) tabiî bir lisandan, yâni Akkoyunlu ve Karakoyunlu Türkler’ine mahsus bulunan Azerî lehçesinden ibarettir: Bu lisanda hiçbir sun’îlik yoktur. Binaenaleyh, Kürtlerin tahrif ettiği (bozduğu) bir Türkçe değildir. (Diyarbekir lisanının Azerî Türkçesi olması, şehirlerin Osmanlı Hükûmetinin tesiriyle Türkçe konuştuğu iddiasını da esasından çürütür. Çünkü öyle olsaydı, bu şehirlerde konuşulan lisanın, Osmanlı lehçesi olması lâzım gelirdi).

Diyarbekirlilerin mahdut kelimelerden ibaret olarak söyledikleri Kürtçeye gelince,bu lisanın köylerde konuşulan fasîh Kürtçeden farklı olduğunu gördüm. Kürtçe,Farisînin akrabası olduğu hâlde, nahiv [sentaks] itibariyle hiç ona benzemez.Çünkü, Farisîde bulunmadığı halde, Kürtçede, hem tezkîr [erkeklik] ve te’nis[dişilik] hem de Arapçada ve Lâtincede olduğu gibi, i’rab [kelime sonunda harfdeğişmesi] vardır. Demek ki, Kürtçe, Türk lisanına nisbetle daha mürekkep, dahakarışıktır. Türkler, kendi lisanlarında tezkîr te’nis, ı’rab gibi ahvalemüsadif olmadıklarından, Kürtçenin bu gibi hususiyetlerine nüfûz edememeleri iktizaederdi. Filhakika, vâkıalar bu suretle cereyan etmiş, Diyarbekirliler Kürtçenin tezkir, te’nis, ı’rab kaidelerini tamamiyle hazıredip, Kürt nahvini Türk sarfına[dilbilgisine] uydurarak, sun’î bir Kürtçe icat etmişler. Bu Kürtçeye “TürkKürtçesi” nâmını vermek gayet doğru olur. Lisaniyat (Lengüistik) nokta-inazarından gayet mühim olan bu vâkıa, Diyarbekir’lilerin Türk olduğuna en büyükbir delildir. Bundan başka, Diyarbekirliler bu lisanı yalnız Kürtlerle konuştukları zaman kullanırlar. Kendi aralarında yalnız Türkçe konuşurlar. Diyarbekirlilerin gûya bildikleri bu düzme Kürtçenin kelimelerine gelince, bunlar da gayet mahduttur. Busebeple, boşlukları Türkçe kelimelerle doldururlar. Zaten, Bir çoğunun bildiği Kürtçe kelimeler “gel, git” gibi birkaç tâbire münhasırdır.

Diyarbekirlilerin Türk olduğunu isbat eden delillerden birini de mezhep sahasında buldum. Diyarbekir’in hakikî ahalisi bütün Türkler gibi Hanefidirler. Kürtler ise,umumiyetle Şâfiîdirler. Bu iki alâmet-i mümeyyize, yalnız Diyarbekir halkına mahsus değildir. Şark ve Cenup vilâyetlerimizdeki bütün şehirlerin ahalisi Kürtçeyi Diyarbekirliler gibi tahrif ederek söylerler ve Hanefî olmak âlâmetiyle Şâfiî Kürtlerden ayrılırlar. Bunlardan başka, elbise, yemek, bina ve mobilya gibi harsa veâdetlere taallük eden hususlarda da, arada derin farklar vardır. Bu alâmetler, bana Diyarbekirlilerin Türk olduğunu gösterdiği gibi, babamın iki dedesinin birkaç batın evvel Çermik’ten, yâni bir Türk muhitinden geldiklerine nazaran, ırkan da Türk neslinden olduğunu anladım.

(ZİYA GÖKALP, Küçük Mecmûa, Yıl: 1, Sayı: 29, 25 Aralık 1338 [1922], S.1-6)

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye'de Gerçek Türk Yok Yalanı
İletiTarih: 08 Nis 2013, 21:56 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Ziya Gökalp Kürtçe Sözlük Çıkardı Yalanı

"Gökalp'in bir Kürt elifbasını yazdığı söyleniyor. Bu bütün bütün yanlıştır, iftiradır. Bu mesele şu hadiseden çıkmıştır, Gökalp, Malta'dan Diyarbekir'e döndüğü sırada, Rıza Nur, Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekili idi; Diyarbekir çevresi aşiretlerinin yerleştirilmesi için, Ziya Bey'den bir içtimai tetkik eseri istemişti. Gökalp da, oradaki Türklerin zamanla ve iktisadi sebeplerle -tıpkı Buhara'da ve Aras ile Murat boyundaki Türkler gibi- öz dillerini nasıl unuttuklarını ve bunların Kürtlerden ayırt edebilmesi için, dil, örf, adet, mezhep, yaşayış üzerine olan ad ve soyadlarının geçirdiği istihalelere rağmen, bugün de bunları ötekilerinden ayırt etmenin, ilimce de mümkün olduğu hakkında yüz sahifelik bir eser yazıp göndermişti.

Gökalp'in ölümünden sonra Rıza Nur, Gökalp'i seven Sinoplu gençlerin dileği üzerine, bu eseri Sinop gazetesinde tefrika ettirdi. Bu yazıları baştan başa bozup değiştiren Bedirhan oğullarından Kamran, Gökalp'in o bölge üzerindeki bu inceleme ve araştırmasından, bir Kürt elifbası yazdığını yaydı."

(Kaynak: Fahrettin M. Kırzıoğlu, Ziya Gökalp İçin Yazılanlar Söylenenler, Cilt I, Diyarbakır'ı Tanıtma ve Turizm Derneği Yayınları, Nu. 16, Gökalp Takımı II. Seri Nu. 3, s. 210)

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni bir konu gönderCevap gönder 5 sayfadan 3. sayfa   [ 66 ileti ]
Sayfaya git Önceki  1, 2, 3, 4, 5  Sonraki


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan SiyasiForum.net Siyasi Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. SiyasiForum.Net hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde dönüş yapacaktır. Forumumuz kesinlikle hiçbir şekilde parti, örgüt, kurum, kuruluş ve oluşumu desteklememektedir. Tüm Problemler ve Reklam İçin: İletişim Formu için tıklayınız.