Yazı boyutunu değiştir
Sistem saati: 22 Oca 2018, 05:11


Yeni bir konu gönderCevap gönder 5 sayfadan 4. sayfa   [ 66 ileti ]
Sayfaya git Önceki  1, 2, 3, 4, 5  Sonraki
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Re: Türkiye'de Gerçek Türk Yok Yalanı
İletiTarih: 08 Nis 2013, 22:08 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan

DİYAP AĞA: BİZ Kürt DEĞİL BİZ Türk'ÜZ, TÜRKLÜK TEHLİKEYE DÜŞTÜĞÜ İÇİN BURADAYIM

‘Gâvur Anadolu’yu sardı: Hepimizi bir düşünce aldı. Din ve diyanet ırz ve namus, Türklük tehlikeye düştü. İşittik ki Erzurum taraflarında can kurtaran bir Paşa çıkmış. Meclis kuracakmış. Onu hep gözledik. Öğrendim ki bu Paşa’nın adı Mustafa Kemal imiş. Onun büyük yüzünü görmeğe can attım. Fakat o zaman olmadı. Sonra Sivas’a oradan da Ankara’ya gelmiş. Bu zaman bizden iki mebus istedi. Herkes korktu, ihtiyar halimle vatanı kurtaranların yanına koşmayı, hatta başımı bile vermeyi göze aldım. Bana ‘gitme ölürsün’ dediler. ‘Zaten herkes mahvoluyor, varam, gidem, onlara ulaşam, hep beraber ölek…’ dedim. Benimle mebus seçilen Ayasuşağı aşiretinden Zeynozade Mustafa Ağa korktu, gelmedi. Ben yanımda bir uşağım, atlara atladık, Elâziz’e geldim. Elâziz’de bana harcırah verdiler. Oradan bir yaylı araba tuttum. Malatya, Sivas, Kayseri yolu ile on sekiz günde Ankara’ya vardım.’

‘Bir kere de Lozan Konferansı sırasında kürsüye çıktım. Aha bizim memleket ahalisi Kürtmüş, orada bir Kürt Hükümeti kuracaklarmış, bunu duyunca kızdım kürsüye çıkıverdim. Gene sustular: ‘Lâilaheillâh Muhammedürresullâllah’ dedim. ‘Gerek Şafiî, gerek Hambelî, gerek Hanefî hepimizin kıblesi birdir. Meclisimiz, kulübümüz, dinimiz, milletimiz birdir. Biz Kürt değil, biz Türk’üz. Hepiniz Lâilaheillâh demişsiniz. Şimden sonra mı, ayrı bir din, ayrı bir millet olacağız.’ dedim. Gene el çırptılar, İsmet Paşa ayakta kürsünün yanına gelmiş, sakalımın dibine yaklaşmıştı. O da coştu, o da el vurdu.’

(Enver Behnan, “İlk Millet Meclisinin Yüz Yaşındaki Mebusu Anlatıyor”, Yeni Gün, 27 Temmuz 1931)

Resim

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye'de Gerçek Türk Yok Yalanı
İletiTarih: 08 Nis 2013, 22:13 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Ümit Özdağ ve Urfa Türkmen Karakeçili aşireti mensupları

Resim

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye'de Gerçek Türk Yok Yalanı
İletiTarih: 08 Nis 2013, 22:35 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Türk ERİYİZ, silsilemiz kahraman.
Müslümanız, Hakka tapan Müslüman.

(Mehmet Akif Ersoy - Ordunun Duası - 1921)

http://www.canakkale.org.tr/index.php/s ... 20&katid=2

***

Mehmet Akif Ersoy'un hem öğrencisi, hem de arkadaşı olan Hasan Basri Çantay şöyle diyor:

''Mehmet Akif Ersoy’un soyu, baba tarafından Yozgat’tan İstanbul’a, İstanbul’dan da Kosova’nıın İpek sancağına yerleşmiş Mehmet Tahir Efendi’ye, ana tarafı ise Buhara’dan Tokat’a yerleşmiş olan tacir Mehmet Efendi’ye dayanmaktadır. Yani, her iki taraftan da Türk idi.''

(Balıkesirli Hasan Basri Çantay, Akifname, İstanbul, 1966, s.13-14)

***

İlk milli kaynaşma ve savaşlarda üstad Balıkesir'e gelmişti. O'nun samimi arkadaşlarından biri Gönen'e teşkilat kurmaya gitmişti. Dönüşünde o arkadaş dedi ki:

- ( )'ler Türklere cefa ediyorlar Milli teşkilatı boğmaya çalışıyorlar.

Akif'in o zaman hiç düşünmeden, kükreyerek verdiği cevap şudur:

- Orada bir Türk Ocağı açınız ve mücadele ediniz!

Mehmet Akif Ersoy’un Kurtuluş Savaşını teşkilatlandırma çalışması için ortaya koyduğu gayretlerinden dolayı tanıdık birisi O'na, “Üstad, sizi Türkçü görüyorum” deyince, Akif’in ağzından alev gibi şu kelimeler çıktı:

-Ya ne zannediyorsun? Türk’e hiçbir kavmin horoz olmasına tahammül edemem!

(Balıkesirli Hasan Basri Çantay, Akifname, İstanbul, s.225)

http://www.gazete2023.com/haber/390/meh ... rktur.html

***

Akif, Osmanlı Devleti sınırlarını aslında kimin yurdu olarak telakki ediyordu?

"Yurdu baştan başa viraneye dönmüş Türk'ün,
Dünkü şen şatır ocaklar yatıyor yerde bugün"

"Nerde Ertuğrul'u koynunda büyütmüş obalar,
Hani Osman gibi, Orhan gibi babalar? (Safahat- Köse İmam)

"Sıtmadan boynu bükülmüş de o dimdik Türk'ün,
Düşünüp durmada öksüz gibi küskün, küskün..." (Safahat-Hocazade)

"Hocazadem, ne sülükmüş o meğer vay canına,
Diş bilermiş senelerden beri Türk'ün kanına."

(Asım'dan)

http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/ya ... aber=25914
http://www.mehmetakif.org.tr/fronteserl ... /25-simdan

***

Peki insanlar Arnavut hikayesini nereden uydurdular?

Mehmet Akif Ersoy'u Türkiye'de herkes, O'nun Safahat adlı şiir kitabının Hakkın Sesleri adlı üçüncü kitabının 6 Mart 1913 tarihinde yazdığı 3. Şiirinde;

Bunu benden duyunuz, ben ki, evet Arnavudum
Başka bir şey diyemem.. İşte perişan yurdum

(s. 189-193) diye ortaya koyduğu ifadesinden dolayı, milliyet karşıtı kimselerin propagandasının etkisinde kalarak, O'nu, Arnavut olarak bilmektedir. Halbuki bu beyitteki ifadesi, 1910'larda Balkanlardaki etnik unsurlara bağlı ayaklanmalara karşı Osmanlı'nın gerileyişini durdurmak maksadıyla son olarak Arnavutların Osmanlı ile birlikte olmalarını sağlayabilir ümidiyle sarf ettiği bir sözdür. Bu sözü, Merhum Alparslan Türkeş'in Kürtlerle ilgili olarak sık sık söylediği ''Kürtler ne kadar Kürt ise, ben de o kadar Kürdüm, Ben ne kadar Türk isem Kürtler de o kadar Türk'tür. Biz et ile tırnak gibiyiz.'' sözünün altında bulunan birleştiricilik anlamı ile maslahat için sarf edilmiş bir sözdür.

Bu dönemde, O, her türlü etnik unsuru öne çıkarmanın devleti küçülteceğini, memleketi ve orduyu tarumar edeceğini, düşmanın, milleti ülkeden kovmasına neden olacağını anlatmaya çalışır. İşte, bu sözü bu şartlar altında söylemiştir, gerçekten Arnavut olduğu için değil.

Bu şiir, 1905'ten itibaren Balkanlardaki Bulgar, Yunan, Makedon, Boşnak, Arnavut gibi etnik unsurların Osmanlı'ya karşı ayaklanarak teker teker bağımsızlık kazandığı, Osmanlıyı dize getirdiği bir dönemde yazılmıştır. Beyitteki bu ifadesi, Osmanlı'nın gerileyişini bir nebze de olsa durdurmak maksadıyla, son olarak da Arnavutların Osmanlı ile birlikte olmalarını sağlayabilir ümidiyle sarf ettiği bir sözdür. Zira bu şiirin yazıldığı tarih olan 6 Mart 1913 tarihi, Balkanlar için çok önemli bir dönüm noktasıdır. Şairimiz bu şiiri yazdığı tarihte I. Balkan Savaşının son aşamasına gelinmiş ve 8 Ekim 1912'de başlayan savaş sekiz ay sonra, 30 Mayıs 1913'te Arnavutluk'un bağımsızlığını kazanmasıyla son bulmuştur.

PROF. DR. MUSTAFA ÜNAL, ERCİYES ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ ÖĞRETİM GÖREVLİSİ

http://www.gazete2023.com/haber/390/meh ... rktur.html

***

''Mehmet Akif Ersoy gibi, Mimar Sinan gibi değerlerin nereli olduklarını öne çıkarmak ve etnik köklerini tartışmak için bu konuyu açmadık. Lakin, ortada bir gerçek varsa ve birileri bunu sırf Türk düşmanı oldukları için bu gerçeği tahrif etmeye başlamışlarsa, hiç kimse kusura bakmasın, Akif’in soyca Arnavutlukla zerre kadar ilgisi yoktur. Akif’in Yozgat’la, Kosova ile İstanbul’la ilgisini kurabilirsiniz, anne tarafı ise Özbekistan’dan Tokat’a gelmiş Buharalı bir Türk ailesidir. Hepsi bu kadardır, öte tarafı yoktur. Var diyen belgesini alır getirir. Kulaktan dolma şeylerle İstiklal Marşımızın şairimizi tanıtamayız.''

S.Burhanettin Akbaş

http://www.varanhaber.com/yazar.asp?yaziID=7105

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye'de Gerçek Türk Yok Yalanı
İletiTarih: 18 Nis 2013, 22:59 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Türkistan’ın Büyük Türk Boylarından Çiğiller ve Anadolu’da İskân İzleri - Cevdet YAKUPOĞLU - Yrd. Doç. Dr., Kastamonu Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü

http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/ ... /17077.pdf

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye'de Gerçek Türk Yok Yalanı
İletiTarih: 19 Nis 2013, 16:22 
Kıdemli Üye

Kayıt: 30 Haz 2012, 21:04
İleti: 516
Urungu yazdı:
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni oluşturan ve kuran asli unsur Türk milletidir. İktidar ve AB-D beslemesi bir takım Seçkin(!) ‘’Türkdöne’’ler tarafından devlete ortak edilmek istenen Kürtler, tek becerileri bolca yavrulayıp bunların ceremesini başkalarının üzerine yıkmak olan, ırki saflıktan uzak, fırsatçı topluluklardır. Tarihteki örnekleri incelersek Kürtleşmiş Türk oymaklarından bahsedebileceğimiz gibi, Kürtleşen Arap sülalelerinin varlığını da görebiliriz.


Siz bu konulara ilgilisiniz herhalde, birkaç sorum var.

Ben Türk asıllıyım; Çerkez olan anneannemden gelen de biraz Çerkezliğim var. Orta Asya'dan geldiğimize inanıyorum fakat bugün Orta Asya'da yaşayan Türklerle biz Anadolu Türklerinin birbirine benzememesinin ve bizim Rumlara, Ermenilere daha çok benzememizin sebebi nedir? Yani bin senede evrimleştik mi Anadolu'da ne oldu? Çok mu karışım oldu ırklar arasında?

Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran asli unsur Türk milleti midir Türk ırkı mıdır? Kurucu unsurdan dolayı zaten ulus-devlet olarak vatandaşlara Türk vatandaşı, devlete de Türkiye devleti deniyor. Yani niye Türk densin diyerek demagoji yapılıyor, ırki kökene vurgu yapılıyor. Aslında buna neden olanlardan birisi de bazılarının Kürt ırkının olmadığını idda edip Türk olmasıdır. Ve tek parti devrin mebuslarından birisinin Türk ırkından olmayanların ancak Türklere kölelik yapması gerektiği sözüdür.

Şimdi asıl tartışma şurada kopuyor:

Fransa gibi mi olacağız yoksa Britanya, Amerika gibi mi?

Birisi ırk ismini alarak vatandaşlığını kuruyor, diğeri ise kıta, toprak ismini alarak o isim üzerinden vatandaşlığını kuruyor.

Biz acaba gerçekten 90 senede Türk ismi üzerinden vatandaşlığı kurabilmeyi beceremedik mi? Eğer Kürtleri göndermediğimiz gibi Rumları ve Ermenileri de göndermeseydik bu beceriksizlik daha da mı ortaya çıkardı?

Özal, Anadolu Cumhuriyet ismi örneğini vermişti. Ondan evvel Celal Bayar, Küçük Amerika'yı yaratacağız demişti.

Yani coğrafi, tarihi şartlar gereği bir politika oluşturulmalıdır.

Bence eğer ulus devlet ile gidersek Avrupa Birliği yasaları gereği tıpkı İskoçya örnekleri olduğu gibi Kürdistan özerkliği gibi şeyler de olabilir. Bu gidişle bence iş şuna gidecek. Diyarbakır'da parlamento kurulacak, Kürtler kendisini yönetecek fakat Ankara'ya bağlı olacaklar. Hatta bir süre sonra bağımsızlık bile sağlanabilir.

Bazı Kürtler ise bağımsızlık istemiyor. Kürt kimliği, dili, kültürü kabul edilirse o vakit ne Türk vatandaşlığı, ne de bayrak ile ilgili bir problemlerinin olmadığını söylüyorlar. Şu güne kadar gördüğüm kadarıyla kimse ortak ismin, ortak unsurun ne olacağına dair bir fikir söyleyemediği Türk vatandaşlığı dışında. Sadece söylenen zamanda cuntacıların çok işkence yaptığı ve Türklükten bıktırdığı. Fakat bu yaralar sarılırsa Türklük ile bir problemleri olmayacaktır.

Bu Amerikan, Anadolu... Ya da ulus-devletçilik de tartışılmalıdır. Kurucu unsur Türklerdir fakat bu tür politikalar bir süre sonra özerkliklere doğru gidebiliyor. Avrupa'da örnekleri çok.

Ama çokkültürlülüğü Amerikanlıkta en iyi toplayan ülke ABD olmuştur. AB ise bunu başarmak için uğraşıyor.

_________________
"Milli mücadeleyle istiklalimizi kazandık ama tek parti rejimiyle hürriyetimizi kaybettik!"
Şark Fatihi Kâzım Karabekir Paşa


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye'de Gerçek Türk Yok Yalanı
İletiTarih: 19 Nis 2013, 16:50 
Katılımcı Üye

Kayıt: 19 Eyl 2012, 16:51
İleti: 243
zülcenaheyn yazdı:
Urungu yazdı:
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni oluşturan ve kuran asli unsur Türk milletidir. İktidar ve AB-D beslemesi bir takım Seçkin(!) ‘’Türkdöne’’ler tarafından devlete ortak edilmek istenen Kürtler, tek becerileri bolca yavrulayıp bunların ceremesini başkalarının üzerine yıkmak olan, ırki saflıktan uzak, fırsatçı topluluklardır. Tarihteki örnekleri incelersek Kürtleşmiş Türk oymaklarından bahsedebileceğimiz gibi, Kürtleşen Arap sülalelerinin varlığını da görebiliriz.


Siz bu konulara ilgilisiniz herhalde, birkaç sorum var.

Ben Türk asıllıyım; Çerkez olan anneannemden gelen de biraz Çerkezliğim var. Orta Asya'dan geldiğimize inanıyorum fakat bugün Orta Asya'da yaşayan Türklerle biz Anadolu Türklerinin birbirine benzememesinin ve bizim Rumlara, Ermenilere daha çok benzememizin sebebi nedir? Yani bin senede evrimleştik mi Anadolu'da ne oldu? Çok mu karışım oldu ırklar arasında?

Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran asli unsur Türk milleti midir Türk ırkı mıdır? Kurucu unsurdan dolayı zaten ulus-devlet olarak vatandaşlara Türk vatandaşı, devlete de Türkiye devleti deniyor. Yani niye Türk densin diyerek demagoji yapılıyor, ırki kökene vurgu yapılıyor. Aslında buna neden olanlardan birisi de bazılarının Kürt ırkının olmadığını idda edip Türk olmasıdır. Ve tek parti devrin mebuslarından birisinin Türk ırkından olmayanların ancak Türklere kölelik yapması gerektiği sözüdür.

Şimdi asıl tartışma şurada kopuyor:

Fransa gibi mi olacağız yoksa Britanya, Amerika gibi mi?

Birisi ırk ismini alarak vatandaşlığını kuruyor, diğeri ise kıta, toprak ismini alarak o isim üzerinden vatandaşlığını kuruyor.

Biz acaba gerçekten 90 senede Türk ismi üzerinden vatandaşlığı kurabilmeyi beceremedik mi? Eğer Kürtleri göndermediğimiz gibi Rumları ve Ermenileri de göndermeseydik bu beceriksizlik daha da mı ortaya çıkardı?

Özal, Anadolu Cumhuriyet ismi örneğini vermişti. Ondan evvel Celal Bayar, Küçük Amerika'yı yaratacağız demişti.

Yani coğrafi, tarihi şartlar gereği bir politika oluşturulmalıdır.

Bence eğer ulus devlet ile gidersek Avrupa Birliği yasaları gereği tıpkı İskoçya örnekleri olduğu gibi Kürdistan özerkliği gibi şeyler de olabilir. Bu gidişle bence iş şuna gidecek. Diyarbakır'da parlamento kurulacak, Kürtler kendisini yönetecek fakat Ankara'ya bağlı olacaklar. Hatta bir süre sonra bağımsızlık bile sağlanabilir.

Bazı Kürtler ise bağımsızlık istemiyor. Kürt kimliği, dili, kültürü kabul edilirse o vakit ne Türk vatandaşlığı, ne de bayrak ile ilgili bir problemlerinin olmadığını söylüyorlar. Şu güne kadar gördüğüm kadarıyla kimse ortak ismin, ortak unsurun ne olacağına dair bir fikir söyleyemediği Türk vatandaşlığı dışında. Sadece söylenen zamanda cuntacıların çok işkence yaptığı ve Türklükten bıktırdığı. Fakat bu yaralar sarılırsa Türklük ile bir problemleri olmayacaktır.

Bu Amerikan, Anadolu... Ya da ulus-devletçilik de tartışılmalıdır. Kurucu unsur Türklerdir fakat bu tür politikalar bir süre sonra özerkliklere doğru gidebiliyor. Avrupa'da örnekleri çok.

Ama çokkültürlülüğü Amerikanlıkta en iyi toplayan ülke ABD olmuştur. AB ise bunu başarmak için uğraşıyor.


Çok karışım olmadı.Zaten pek bir nüfus yoktu anadoluda Bizans kaynaklarında da Türkler çekirge sürüsü gibi kalabalık geldiler onlar geldikten sonra tek tük adacık gibi kaldık der.Biz oğuz Türkleriyiz çekik gözlü değildik zaten uygurlar, 9 ogurlar bize benzer diğer Türk boylarında da Moğol etkisi vardır.

Rumlar,Ermeniler durduk yere gönderilmedi.

Osmanlıda bugünkünden daha farklı bir temel üzerine inşa edildi parçalandı.Çözüm bu mu Amerika,İngiltere gibi olacağız demekle onlar gibi olunmaz kıyaslama yanlış,Amerikanın gücü,kuruluş yapısı,tarihi süreci farklı.

Benim mesela Türk ismini anayasadan çıkarılması hiç umurumda bile olmaz.Umurumda olan terör örgütünün bunun bir aşama olarak görmesidir.

Özerklik bu coğrafya da olmaz.Her bağımsızlık isteyene de toprak verilmez.Başkaları bağımsızlığı düşünüyorsa başkaları da başka şeyleri düşünür mesela kerkük Tükmenleri nüfus mübadelesi gibi.

Dilini yaşatsınlar bu en doğal hakları bunda bizimde yanlışımız oldu ama devletin içerisinde ayrı bir eğitim,hukuk dili olmaz seçmeli olur kurslar açılır ki bunlar yapıldı.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye'de Gerçek Türk Yok Yalanı
İletiTarih: 20 Nis 2013, 01:00 
Kıdemli Üye

Kayıt: 30 Haz 2012, 21:04
İleti: 516
Bence artık bu saatten sonra Kürt kesimin tek söz söylemeye hakkı yok. Çünkü tüm hakları verildi. Kürtçe konuşmaları serbest, tvleri var, kökenleri kabul ediliyor, vs.

Devlet ayrımcı hatalarını telafi etmiştir. Zaten asıl rahatsızlık dil ve kültür meselesi idi, Kürdistan coğrafyasında devlet kurmak bunlar üzerinden isteniyordu; hakları verildiği için devlet emelleri de otomatikman düşmüş oluyor.

Ama silahların hemen bırakılacağını zannetmiyorum çünkü devlet yaptı, oldu bitti, hadi hemen güvenip silahlar bırakılsın gibi bir düşünceye girmeleri saflık olur. Devletin samimiyeti seneler içinde belli olur ve ancak silahlar tamamen bırakılır ve demokratik alanda mücadele edilir diye düşünüyorum.

_________________
"Milli mücadeleyle istiklalimizi kazandık ama tek parti rejimiyle hürriyetimizi kaybettik!"
Şark Fatihi Kâzım Karabekir Paşa


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye'de Gerçek Türk Yok Yalanı
İletiTarih: 20 Nis 2013, 20:45 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
zülcenaheyn yazdı:
Orta Asya'dan geldiğimize inanıyorum fakat bugün Orta Asya'da yaşayan Türklerle biz Anadolu Türklerinin birbirine benzememesinin ve bizim Rumlara, Ermenilere daha çok benzememizin sebebi nedir? Yani bin senede evrimleştik mi Anadolu'da ne oldu? Çok mu karışım oldu ırklar arasında?


Bu söylediklerinin palavra olduğu bu başlıkta çoktan çürütüldü. Başlığı incele.

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye'de Gerçek Türk Yok Yalanı
İletiTarih: 21 Nis 2013, 20:38 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Anadolu'da M.Ö. 700'de Türk İzleri

ERZURUM Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Alparslan Ceylan, 10 yılda hazırladığı ‘Doğu Anadolu Araştırmaları’ adlı kitabında, Türkler'in M.Ö. 700'li yılların başında Kars’ın Kağızman İlçesi'nde yaşadığını iddia etti. Prof. Dr. Ceylan, Türkler'in Anadolu'ya ilk gelişlerinin 1071 olmadığını belgelerle ortaya çıkardıklarını söyledi.
Türklerin Anadolu’ya gelişiyle ilgili olarak bugüne kadar geniş kapsamlı bir çalışma yapılmadığını belirten Prof. Dr. Alparslan Ceylan, Kültür Bakanlığı’nın desteğiyle hazırladığı ‘Doğu Anadolu Araştırmaları’ kitabının tarihe ışık tutacağını söyledi. Erzurum, Erzincan, Kars ve Iğdır’da 10 yıldır yaptıkları kazı ve araştırmalar sonunda Anadolu tarihi ile ilgili önemli bilgilere ulaştıklarını anlatan Prof. Dr. Ceylan, sadece Erzincan ve çevresinde 100’e yakın tarihi ve arkeolojik yerleşme yeri tespit ettiklerini kaydetti.
Araştırma kapsamında Kars’ın Kağızman İlçesi'ne bağlı Şaban Köyü yakınlarındaki Geyiklitepe’de bulunan kaya panolarını ve runik harflerini okuduklarını vurgulayan Prof. Dr. Ceylan, bunun sonucunda Türkler'in Anadolu’ya giriş tarihinin 1071 yılındaki Malazgirt Zaferi’nden önce olduğunu belirlediklerini ileri sürdü. Panolarda dağ keçisi, ceylan, geyik, at, deve, köpek, tilki, kuşlar ve tuzak sahnelerinin bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. Ceylan, Türk tarihi açısından önemli olan hayat ağacı ve runik harflerinin Anadolu’ya ilk gelen Türk boylarına ait olduğunu düşündüklerini belirtti.

Türk İZLERİ KİTAPLAŞACAK

Bölgedeki araştırmalar sonunda Türkler'in Anadolu’ya ayak basışıyla ilgili olarak ‘Doğu Anadolu’da erken dönem Türk izleri’ konulu bir kitap hazırlayacağını da belirten Prof. Dr. Alparslan Ceylan, şöyle dedi:
“Doğu Anadolu’nun tarihi ve arkeolojisi bakımından detaylı bilgiye sahip değildik. Sadece yazılı kaynaklarda geçen bilgilerle yetiniyorduk. 10 yıl önce Kültür Bakanlığı’nın desteğini alarak bu araştırmayı başlattık. Bir dizi kazı ve çalışmalarımızın en önemli sonuçlarından birisi Anadolu’ya Türkler'in geliş tarihinin 1071 olmadığının belirlenmesiydi. Bununla ilgili daha önce birçok bilim adamı ortaya iddialar atmıştı. Ancak biz Türkiye’de ilk kez Türk tarihinin Anadolu’da var olduğunu belgeleriyle ortaya koyduk. Okuduğumuz runik harfleri ve kaya panolarında Türkler'in M.Ö. 700’lü yıllarda Kars bölgesinde yerleşim kurduğunu tespit ettik. Bu çok önemli bir bilgi. Bunun yanında yüzyıllardır tartışılan Kıpçak Türkleri'nin varlığıyla ilgili yeni bilgiler edindik.”
Erzurum’un Oltu ve Tortum İlçeleri'nde çok sayıda koyun- koç heykelleri bulduklarını söyleyen Prof. Dr. Ceylan sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunlar Kıpçak Türkleri’nden kalma eserler ve bölgede çok sayıda daha var. Kıpçaklar, Oltu, Tortum, Narman bölgelerine yerleşmiş, Anadolu’ya Hıristiyan olarak gelmişler. Sonradan Müslüman olmuşlar. Ama Gürcistan’daki Kıpçakları Hıristiyan oldukları için kabul etmemişiz. Bunun yanında Iğdır’da erken demir çağına ait bulgular, Ağrı’da bir Urartu yazıtı bulduk. Bu 3 bin yıllık yazıtı bilim dünyasına kazandırdığımız için çok mutluyuz. Ayrıca Kars Müzesi’ne verdiğimiz ilk tunç ve erken demir çağına ait bir çömlek var. Bu da çok önemli eserlerinden birisi.”

Rakamlarla araştırma
DOĞU Anadolu Araştırmaları kitabı, Erzurum, Erzincan, Kars ve Iğdır ile 36 ilçe ve 2 bin 114 köyde gerçekleştirilen tarihi ve arkeolojik araştırmalar sonucunda hazırlandı. Prof. Dr. Alparslan Ceylan ve 20’ye yakın bilim adamı 50 bin 784 kilometrekarelik alanda tarama yaptı. 365 sayfalık kitap için yaklaşık 300 bin kilometre yol katedilirken, 325 bin 783 kare fotoğraf, 5 bin 800 slayt, 800 gigabayt video görüntüsü çekildi. Ayrıca bin 86 mimari, 9 bin 823 materyal çizimi gerçekleştirildi. Araştırmanın verileri çok sayıda bilimsel çalışmaya da temel oldu. Elde edilen verilerden 11 yüksek lisans, 4 doktora, 5 kitap ve 63 makale hazırlandı. Ayrıca ekip üyeleri 35 sempozyuma katıldı ve 102 konferans verdi.

http://www.milliyet.com.tr/default.aspx ... ID=1018097

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye'de Gerçek Türk Yok Yalanı
İletiTarih: 21 Nis 2013, 22:44 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Türkiye'de Türk yok mu? - Denizcan Dede

Şimdi nasıl Çerkezcilik, Arnavutçuluk ve benzeri etnikçi tavırlar moda edilmeye çalışılıyorsa, bundan birkaç yıl önce ise aynı Türk düşmanı ırkçılık genetik bilimini istismar ederek yapılmaktaydı. Ortak amaç aynı şekilde bu ülkede Türk'ün varlığını yok saymaktı. 2007'de Timuçin Binder'in başlattığı bu koro, sesini gitgide yükseltmişti ve gazete haberlerinde de artık "Türkiye'nin sadece %3'ünün Orta Asya'dan geldiği" Stanford Üniversitesindeki genetik bir araştırmaya dayandırılarak iddia ediliyordu, 2009'a geldiğimizde. Şimdi bu tezin dayanaklarına ve bu balonun nasıl patlatıldığına bakalım…

Eskimolar Türk ama Uygurlar değil!

Radikal gazetesinin 26 Ağustos 2009 tarihli haberine göre Türk milletinde bulunan genetik haplogruplar(1) aşağıdaki gibidir:

"J geni (Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Balkan): Yüzde 33.8
R geni (Avrupa): Yüzde 24
E geni (Afrika ve Güney Avrupa): Yüzde 11.4
G geni (İran ve Kafkas): Yüzde 11
I geni (Kuzey ve Doğu Avrupa): Yüzde 5.2
L geni (Hindistan): Yüzde 4.2
N geni (Sibirya ve Finlandiya): Yüzde 3.9
C, Q ve O geni (Orta Asya): Yüzde 3.4
K geni (Pakistan): Yüzde 2.5
A geni (Afrika): Yüzde 1"

Bu yukarıdaki listede büyük bir çarpıtma ve tuzakla karşı karşıyayız. Orta Asya geni diye gösterilen C, Q ve O genleri Özbeklerde, Türkmenlerde ve Uygurlarda yüzde ondan aşağı oranda bulunurken, R haplogrubu ise tüm Türk coğrafyasında %20'nin üstünde bulunmaktadır, hele hele Başkırtlar ve Kırgızlar bu haplogrupları yüzde elliden daha yukarı oranda taşımaktadır. Bu konuda akademik bir genetik dergisi olan "American Journal of Genetics"te 2001 yılında yayınlanmış olan "Paternal Population History of East Asia: Sources, Patterns, and Microevolutionary Processes"(2) makalesine, Artyom Sergeevich Lobov'un 2009 tarihli Başkırtlar üzerine yaptığı Y-DNA analizine ve R. Spencer Wells'in "The Eurasian Heartland: A continental perspective on Y-chromosome diversity"(3) isimli araştırma makalesine bakılabilir. Nedense Orta Asya halklarında aslında gayet de yaygın bulunan J ve R haplogrupları "Orta Doğulu" veya "Avrupalı" diye sınıflandırılırken, Uzak Doğu'da yaygın olan O, Kızılderililer ve Eskimolarda yaygın olan Q ve Evenklerde yaygın olan C haplogrupları "Orta Asyalı" diye yutturulmaktadır! Dikkatlice bakarsak, bu haplogrupların birkaç Türk etnisitesi dışında Türk dünyasında pek yaygın olmayan haplogruplar olduğunu görürüz!

Diğer DNA metodları hakkında basın neden susar?

Y-DNA konusundaki "uyanıklığı" deşifre ettikten sonra, sıra neden genetiğe bu kadar meraklı medyamızın mt-DNA(anne tarafından geçen DNA) ve otozomal DNA (sadece Y ve X kromozomlarını değil, genel olarak genetik harita ve dağılımı çıkartan metod) konusunda neden sustuğuna geliyor. Nedeni şudur ki, Y-DNA konusunda insanları kandırmak kolaydır, mesela R haplogrubun alt grubu olan R1b, hem Başkırdistan'da, hem Ermenistan'da, hem İrlanda'da, hem de Kamerun'da yüksek oranlarda bulunmaktadır! Tabii ki daha alt kollara indikçe bu genetik grupların erken kaba taş devri döneminde ayrıldığını ve farklılaştığını görürüz ama zaten basın bu konuda bize en temel haplogrupları sunarak işin içinden çıkmaktadır. Bu işin kandırmacası şuradadır ki size Türkmenistan'daki ya da Başkırdistan'daki Y-DNA dağılımı yerine İrlanda ve Ermenistan'dakini göstererek, "bak sende de bu haplogrup var onlarda da, demek ki sen Türk değilmişsin" demeleri kolaydır (tabii alt gruplarına indikçe de o haplogrupların farklılığı görülür). Ancak bu metod mt-DNA ve otozomal DNA alanına gelindiğinde geçersiz kalır. Çünkü anne tarafından geçen mt-DNA haplogrupları özellikle Orta Asya konusunda çok daha ayırt edicidir, her ne kadar hem Anadolu Türkleri hem Orta Asya Türkleri, Avrupa ve Ortadoğu'da da bulunan mt-DNA haplogruplarını taşısalar da, Orta Asya'da bulunan mt-DNA haplogrupları Anadolu'da bulunurken Anadolu'yu çevreleyen coğrafyalarda pek bulunmaz. Mesela Genome News Network isimli akademik genetik internet sitesinde yayınlanan "Ancient DNA Tells Tales from the Grave"(4) isimli 25 Temmuz 2003 tarihli makalede, Moğolistan'daki Egyin Gol vadisinde bulunan, Asya Hunlarının mezarlarından çıkan kemiklerin mt-DNA analizine dayanarak Türkiye'de bugün yaşayan insanların hâlâ Asya Hunları ile aynı mitokondriyal DNA'yı taşıdığı iddia edilmektedir.

Otozomal DNA'ya gelirsek, otozomal DNA'da da Y-DNA'ya göre daha kesin çizgiler vardır ve eğer elinizde Türkiye Türkleri ile Orta Asya Türklerinin genetik verileri varsa, karşılaştırmak için daha sağlıklıdır. Mesela, "Dienekes" takma adı ile bir blog sahibi olan Yunan bir genetikçi dâhi ortaya çıkarttığı tablolarla şunu gösteriyor ki, Türkiye ve Azerbaycan Türkleri, komşuları olan Ortadoğu ve Balkan toplumlarına benzemeyen bir şekilde, Türkmenlere yakın bir genetik konumdalar! Hatta genetik olarak yüzdeye dökersek, Aydın bölgesinde yaşayan vatandaşlarımız neredeyse %75 oranda Türkmen sayılabilir Dienekes'in grafiklerine göre.

Kaynakça:
• R. Spencer Wells., "The Eurasian Heartland: A continental perspective on Y-chromosome diversity," Proceedings of the National Academy of Sciences of the United States of America (28 Ağustos 2006)
• Karafet, Tatiana; Xu, Liping; Du, Ruofu et al. et al. "Paternal Population History of East Asia: Sources, Patterns, and Microevolutionary Processes". American Journal of Human Genetics 69 (615–628): 200
•http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&CategoryID=77&ArticleID=951549 (5 Mart 2013 tarihindeki sürüm)
•http://dienekes.blogspot.com/2012/02/first-look-at-turkish-and-kyrgyz-data.html (İngilizce, 5 Mart 2013 tarihindeki sürüm)
•http://ftp.anrb.ru/molgen/Lobov_AS.PDF (Rusça, 5 Mart 2013 tarihindeki sürüm)
•http://www.genomenewsnetwork.org/articles/07_03/ancient.shtml (İngilizce, 5 Mart 2013 tarihindeki sürüm)
•http://arsiv.sabah.com.tr/2007/12/10/haber,3FB722F1C5C04CCEB7FC21A7BC937B4C.html (7 Mart 2013 tarihindeki sürüm)

Dipnotlar:
1. Haplogrup, Haplotype denen alel serilerinin oluşturduğu gruplardır, Y-DNA(baba tarafından geçen) ve MT-DNA(anne tarafından geçen) olarak ikiye ayrılır. Haplogruplar toplumların genetik sınıflandırılmasında kullanılır.
2. "Doğu Asya toplumlarının (baba tarafından geçen) genetik tarihi : Kaynaklar, modeller ve küçük değişimler süreci"
3. "Avrasya'nın can damarı: Y-kromozom çeşitliliğine kıtasal bir bakış"
4. "Antik DNA mezardan hikayeler anlatıyor"

Şekillerde görüldüğü üzere Türkiye ve Azerbaycan Türkleri komşularından farklı olarak Türkmenlere genetik olarak daha yakınlar. Tabii ki bu iki halkın ataları olan Selçuklular Türkmenler gibi Oğuz boyundan olduğu için tarihsel gerçekliğe de uyan budur. (Yunan genetikçi Dienekes’in blogundan alınmıştır.)

Resim

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye'de Gerçek Türk Yok Yalanı
İletiTarih: 28 Ağu 2013, 19:12 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Türk Gen Havuzu, Türk Fenotip'i:

Dünya üzerinde yaşayan ırkların temel fizik karakteristik özellikleri orijin aldıkları coğrafya ile sıkı sıkıya ilişkilidir. Herhangi bir milletin genetik özellikleri konusunda en temel göstergeler, yine köken aldıkları coğrafyanın fizik şartlarında şekillenir. Bu fizik şartların şekillendirici, seçici ve eleyici özelliklerinden daha önce bahsetmiştik. (Ankara evleri konusu)

Irkların, olabildiğince birbirine karıştığı ve kitlesel olarak yer değiştirmiş olduğu günümüz dünyasına baktığımızda bile, ırklar ve orijin aldıkları coğrafyalar ile ilişkinin henüz kopmamış olduğuna şahit oluruz. Ama bu konuda günümüz siyasi coğrafyası ve ırk dağılımını şablon olarak kullanmak yeterince doğru değildir.

Irklar konusunda da olduğu gibi; İnsanlık ile ilgili hangi konuyu araştırırsak araştıralım, günümüzden uzaklaştıkça karanlığın arttığına şahit oluruz. Ve nihayet günümüzden 12-15 bin yıl öncesinde adeta bir duvara toslarız. Araştırma derinleştikçe azalan bilgiler bu tarihten sonra birdenbire kesilir ve yerini derin bir belirsizlik ve bilgisizliğe bırakır.

Bizim araştırmamız duvarın ötesini merak etmiyor. Irklar ile ilgili hiçbir çalışmada bu tarihten öncesi ile ilgili sağlıklı bilgi içermez. Daha açık bir ifade ile “Irkların Olmadığı Dönem” olarak adlandırdığım duvarın ötesi ile ilgili fikir ve düşüncelerin başka bir konunun içeriği olması gerektiğine inanırım. (Yaratılış)

Yaratılış konusu biraz muammadır. Ne tümden gelim ne de tümden varım yapabileceğiniz bir başlangıç çapası bulamazsınız.Irklar konusunda en azından elimizde elle tutulup, gözle görülebilen kanıtların olması ve bu kanıtların her geçen gün çoğalması beni hep rahat ettirir. Muhalifiniz azdır. Donanımsız ve bilgisizdir. Amacı inkar değildir. Bu yüzden, bu konuda, kafa bulandırmaya yönelik bütün çabalar ve bu çabaların sahipleri konuya “Irklar vardır...ama…” ile başlar.
Var mıdır?
Vardır!
Bizi ilgilendiren de bu. Bilgilerimiz ve fikirlerimiz “ama” sız kısmı ile ilgilidir.

İster, Adam ve Nisa’dan dalga dalga yayılmış olsun, ister Etiopyanın derinliklerinden evrile, devrile gelmiş olsun, ister, Atlantisden, ister Mu kıtasından kıyıya vurmuş olsun.Irklar vardır. Dediğim gibi diğeri (yaratılış) başka bir konu. Biz mevcut duruma açıklık getirelim. Ve konumuza dönelim.

Irklar bildiğiniz gibi üç temel sınıfa ayrılıyor. Beyaz, Siyah ve Sarı. Bu ayrımın coğrafi bir alt yapısı var mı?
Var! Hiç kimse kalkıp yok arkadaş siyah ırkın orjini Grönland’dır. Çinliler dünyaya Kongo havzasından yayılmıştır. Beyaz ırkın anayurdu Amozon nehridir diyebilir mi?

(Ama günümüzde, bu kadar komik olmasa da, buna benzer iddia sahipleri var ve bunların bazıları akademik unvan sahibi.) Temel kabul edilen bu üç ırkın coğrafi bağlantıları konusunu örnek olarak verdim. Benzer bir bağlantının, ara ırklar için de geçerli olduğunu örneklemek açısından yardımcı olması amacı ile. Temel ırklarda olduğu gibi ara ırkların da orijin aldığı ve aslını inkar etmeyecek coğrafi şartlara haiz bölgeler vardır.

Türk ırkının genetik özelliklerini ve bunun fenotip’e nasıl yansıdığı konusuna geçmeden önce. Bu ırkın orijini ile ilgili olarak elimizde olan bilgilere bir göz atalım.

Bu ırk ilk olarak nerede görülmüş?

Türk ırkının Türk adı ile tarih sahnesine ilk çıktığı tartışmasız tarih MS 7.yy
Yer: 50. paralel ve kuzeyi, 90-100 meridyenler

Hun adı ile Tarihe ilk çıkış M.Ö 220
Yer: 50.paralel ve kuzeyi , 90-120 meridyenler arası.

Bundan ötesi karanlık. (En aydınlık yerinde Sümerler var ve ama onlarda kuzeyden gelen bir halk. “bu da bir başka konu”)

Yukarıdaki tarihler arasında, yani: M.Ö 3.yy –M.S 7.yy tarihleri arasında Türkleri fiziksel olarak tanımlayan tüm görgü tanıkları, tüm tarihçiler farklı ırklardan. Bu da gayet doğal. Siz size benzeyen bir insanla karşılaştığınızda onun fiziksel özelliklerine dikkat çekerek kayıt düşer misiniz? Veya herhangibir millet kendisi ile ilgili veya kendisine benzeyen bir millet ile ilgili“biz şu şekil ve biçimde, şu renkte, bu ebatlar ve şu,şu fiziksel özelliklerde bir milletiz” diye kayıt düşme gereği duymuş mudur?

Ama gerek Arap, gerek Çinli, gerek Grek ve Bizanslı vakavunisler, tüccarlar ve askerler Türkler ile aralarındaki fiziksel farklılıklara şu veya bu biçimde mutlaka yer vermiştir. Farklı oldukları için. Farklı olmaları da gayet doğaldı. Çünkü söz konusu kayıtçılar için, oldukça kuzeyden gelen ve oradan köken alan bir ırktı.

Onlarla ilk karşılaşan Araplara hak vermek lazım “Yüzleri dövülmüş Tunç kalkanlara benzer, at boncuğu gözlü kırmızı derili “ bir ırktı. Yine şaşkın bir arabın dediği gibi “Çocuklarına karınca yumurtası yedirdikleri için kılsız, kurt sütü içirdikleri için kurt ağızlı vahşi bir ırktı”. Farslılar “Kurt’a benzerler” der. Yaşadıkları yurtlara da “Fergana=kurtlar ülkesi” adı verirler. Çinliler “İri el ve ayaklı Kurt görünümlü bir millet” olarak tarif ederler. Bir İngiliz yazar bile modern çağın tariflerini bir kenara bırakıp son Başbuğlarının fiziki görünümü için aynı şeyi söylememiş midir? “Graywolf”

Kuzeyden gelen bir ırktı! 50.paralelin kuzeyinden de karakaşlı, karagözlü, esmer bir ırk peydahlanacak değildi ya!. Bırakalım 50.paraleli hiçbir esmer,siyah,sarı ırka mensup milletin kökeni 40. paralelin kuzeyi değildi…

Türkler siyah,esmer veya buğday tenli değildi. Gür saçlı, kıllı bir ırk hiç değildi. Uzun boylu,narin bir ırk da değildi.

Peki nasıl bir ırktı? Ne gibi dikkat çekici özellikleri vardı?

Hem günümüz Türk nufusunun tüm dünya üzerindeki gen havuzunu, hem de tarihi tanımlamaları bir araya getirelim.

Türklerin;
-Ciltleri olabildiğince beyazdır. Bir İskandinav, bir germen ile yan yana konulduğunda dahi .daha beyazdırlar.
Güneş ışınlarına maruz kaldığında bu beyaz cilt pembeleşir ve kızarır. Çok zor bronzlaşır. Bu cilt yapısına en yakın ırk olan İskandinavlar ise hemen hemen hiç kızarmadan bronz hale gelirler.

Göz renkleri açıktır. Göz renginin açık-koyu olmasını tek bir gen belirler, ama renk ve tonlarının belirlenmesinde pek çok gen söz sahibidir. Türk ırkı açık göz rengi genine sahiptir. (En fazla açık kahverengi ama asla siyah değil).Bu ırk koyu göz rengi geni ile birebir karşılaştığında ilk neslinin tamamı koyu göz renkli olur. Koyu göz rengi geni baskındır. (dominant) (Çin,Arap ve Fars’ larla melezleşme de olduğu gibi)
Türkler kendileri gibi açık göz rengi genine sahip ırklarla karşılaştığında ilk ve sonraki nesillerin tamamı açık göz renkli olur. (Doğu Slavları ve İskandinav ırkı ile melezleşme örneğinde olduğu gibi) Düz ve açık renk saçlıdırlar (Saç rengi de göz rengi gibi iki gen ile oluşur. Siyah renk ve Açık renk geni. Saç tonlarını yine birden fazla gen idare eder.) Türklerin şaçları düz, seyrek ve açık tonludur. Kızıl saç renginin en yaygın olduğu ırktır. (Türkler kendileri gibi saç ve saç rengi özelliği olan ırklarla melezleştiklerinde sarışın,açık kumral ve kızıl, düz saçlı nesiller oluşur.) Zenci, Arap, Fars melezlerin saçları siyah ve kıvırcıktır. Çin melezlerinin saçları siyah ve düzdür. Türk ırkının gözleri badem şeklinde ve göz küreleri birbirinden uzaktır. (Kültürlerinde de çok yaygın bir benzetme ile hayalimizde canlandırmak için kurt ve ceylan’ın gözlerini örnekleyebiliriz.) Arap,Fars ve Zenci, Aryan ,Slav ve İskandinav melezliklerinde bu özelliklerini korurlar. Çin melezliğinde bu özelliklerini çekiklik lehine kaybederler. Yani bu gen sadece çekik göz’e nazaran çekinik (ressesive), diğer göz şekillerine baskındır (dominant).Gözlerin birbirinden uzak olması için ise yukarıdaki eşitliğin tam tersi söz konusudur. Türk ırkı kısa boyludur. Uzun boylu ırklarla uzun, kısa boylu ırklarla kısa nesiller meydana gelir.Uzun boy geni baskındır (dominant). Türk ırkının el ve ayakları vucuda oranla büyük. Bilekleri incedir. El ve ayakları küçük ve kalın bilekli ırklarla melezleşmede ilk nesil bu özelliğini kaybeder.
Türk ırkının vucut kılları oldukça seyrek ve zayıftır. Köselik yaygın bir özelliktir. Sarı ırk dışında diğer ırklar karşısında bu özelliklerini kaybederler.

Türk ırkının alın çizgisi yüksektir. Dar alınlı tüm ırklar ile karşılaştıklarında bu özelliklerini kaybederler.
El parmakları uzun ve güçlü, ayak parmakları kısadır. İkinci ayak parmağı birinciye kıyasla eşit veya kısadır. Özellikle Aryan ırklarda bu özelliklerini yitirirler. Doğu Slavları ile aynı özelliği paylaşırlar. Türklerde cilt benlerine sık rastlanır. Bunlar cilt ile aynı hizada koyu renkli benlerdir. Türklerde renksiz et benlerine sık rastlanır. Türklerde vucutta kırmızı veya koyu cilt lekelerine sık rastlanır. Türkler brakisefaldir. Türk vucut yapısında gövdenin üst kısmı alt kısmı ile orantısız olarak iri ve güçlüdür. Atletik yapılıdır. Türkler küçük ağızlı bir ırktır. Alt çeneleri narindir. Türkler seyrek ama sert kıllı bir kaş yapısına sahiptir. Yaşlandıkça kaş dış kenarları belirgin olarak dökülür. Türklerin burun yapısı küçük, düz veya hafif kemerlidir. Türklerin ciltleri ince , ciltaltı yağ dokusu kalındır. Türklerde diş yapısal anormallikleri yaygındır. (inci dişli bir ırk değildir)
Türkler uzun boyunludur. “ 8.servikal omur bu ırk içerisinde yaygındır” Türklerin kafatası arka – orta kısmında bir çıkıntı olması (turan çıkıntısı) sık rastlanan bir anatomik özelliktir. (Not: Bu çıkıntıyı “sella tursica” –Türk eğeri- adı verilen anatomik yapı ile karıştıran çok. Sella Tursica değerli bir Türk Anatomisyeninin şekil benzerliği nedeni ile isim babalığı yaptığı ayrı bir anatomik yapıdır.)
Daha fazla ayrıntıya ancak resimler eşliğinde girilebilir.

Son not ve Bu konuda son söyleyeceklerim.

Sadece bu saydığım özellikleri bir arada yorumlamak bile sizi bu konuda deneyimli bir ırk teşhisçisi haline getirir.

Yukarıda kabaca saydığım fiziksel özelliklerin hepsinin aynı anda, aynı bireyde dışa vurması aslında imkansız değildir. Yaşamım boyunca bir mozaik olduğu iddia edilen bu ülkede çok farklı coğrafyalarda onbinlerce insan muayene etme olanağı buldum. Yukarıdaki tüm özelliklere sahip insanlarla yoğun olarak karşılaştım ve karşılaşmaya devam ediyorum. Doğru değerlendirme yapabilmem için Grek,Slav,Arap ve Fars genotipleri ile ilgili de bilgi sahibi oldum. Konu ile ilgili arkadaşlarıma da aynı şeyi tavsiye ederim. Bir şeyin ayırdına varabilmek için diğerlerinin de özelliğini bilmek gerekir.

Neden Türk genotip’i ve fenotip’i?
Bu konu ile ilgili olarak yazılanların çoğunun safsata ve dezenformasyon olduğunu gördüm. Şimdiye kadar yazılanlarda iki kaygı dikkat çekiciydi:
1-Türkiyede dış görünüş olarak Türk genotipine uygun insan sayısı az. Gerçekleri yazarsam halkın çoğunluğu Türk olmadığını anlayacak. O zaman ben de ortalama Anadolu insanını tarif ederek yeni bir Türk tanımlamasına girmeliyim. Ne şiş yansın, ne kebap.
2-Ben Türk değilim. Ama Türkçülük iddiasındayım. Bir şekilde Türkçülüğü deforme etmem gerek. O zaman öyle bir Türk tarifi yapayım ki bana benzesin. Beni lider bilsinler. Doğruyu söyleyerek sırtımızdaki kurt postunu sıyırıp atmayalım. Sonra bizim çakal olduğumuz anlaşılır. Bu da işimizi bozar.

Bu iki kaygıdan ilki yersizdir. Doğrudur. Türkiyede yaşayan Türklerin bir kısmı baskın genlerin etkisi ile %100 Türk dış görünümüne sahip değildir. Ama bu onların genetik yapılarında hakim Türk geni taşımadıkları anlamına gelmez. Basit bir örnek ile sadece cilt rengini belirleyen gen yönünden zenci genotipine sahip ve diğer tüm genleri katıksız Türk olan bir birey dış görünüş olarak simsiyah bir cilde sahip olacaktır. Oysa bu bireyin genetik yapısının %99.99’undan fazlası Türk genotipine uygundur. Birinci kaygı nedeni ile toplumu yanlış bilgilendirenlerin düştükleri hata budur. Hiç birisi ya genetik bilmez. Ya da yazdıkları tarihte genetik diye bir bilim dalı yoktur. Türklük ile ilgili her konuda yaptıkları gibi ya aşırı abartma yolu ile ya da endişeleri kaynaklı yanlış bilgi verme ile günümüz Türklerinin iyi niyetli düşmanlarıdır.

İkinci kaygı çok daha tehlikelidir. Programlı ve planlıdır. Minarenin kılıfı her zaman özenli bir şekilde hazırlanmıştır. Yazdıkları mutlaka dış kaynaklarca desteklenir. Cımbızla çeker gibi Türklük aleyhine olan ama Türklük için yazılmış cümleleri toplar. Derler ve yayınlarlar. Bu insanların verdikleri tek açık mensup oldukları milletin fizik ve karakter özelliklerini yansıtmalarıdır. Ve mutlaka açık verirler.

Yukarıda yazdığım dışa vurum özelliklerini inceleyiniz. Hepsine sahip olmanız şaşırtıcı olmaz. Ama hiçbir özelliği üzerinizde taşımıyorsanız zor bir durumdasınız. Yoksa ben Türk değil miyim? Endişesine kapılmanız gayet doğaldır. Bu durumda atalarınız içerisinde baskın genlere sahip bir ırktan gelen birisinin olması ilk olasılıktır. Türk gen yapısına hakim olan, baskın gen havuzuna sahip üç ırk vardır. (Çinliler,Araplar ve Farslar.) Bunu araştırın. Eğer bu karışım sadece sizde ve diğer aile üyelerinde yoksa endişelenmeyin. Seçeceğiniz eş’in Türk genotip’ine ait olması halinde gelecek nesillerinizin Türk genotip ve fenotipli olma olasılığını arttırabilirsiniz. Karar vermenide yardımcı olabilecek diğer bir yöntem bebekliğinizdir.
Bir insanın atalarına en çok benzediği an doğumunu takip eden ilk aylardır. Yaklaşık bir yaşından sonra baskın genlerin şekillendirmesi devreye girer. Sizin ve varsa diğer aile bireylerinin bebeklik fotoğraflarına bakın. Türklerin bebekleri atalarına benzer. Eğer bu konuda da yakınlaşma yoksa üzgünüz. Yanlış bir ideolojinin üyesisiniz demektir. Türkçülük bir siyasi parti olsa sizin için de, bizim için de önemli değil olacaktı.
Adını değiştirerek sizi de üye yapabilirdik. (Ülkücülük mesela) Ama değil. Irk temelli ve ırkını sevme esaslı bir ideoloji. Söz konusu ırk ise adından da belli olduğu gibi Türk ırkı. Sakın diğerleri gibi yanlış söylemler ve düşünceler içerisinde bulunmayın!

“Ben falanca kitapta okudum Türkler esmermiş” demeyin! “Feşmekan bilimsel çalışma da Türkler selvi boylu ,kara kaşlı, kara gözlü,kıllı, kuyruklu yazıyor” demeyin. Bu tarif ettiğiniz muhtemelen siz ve size kardeşiniz kadar benzeyen söz konusu yazarın fikirleridir. Sonra, Türk olmasanız da.Bizi sevmenizde de bir beis yok. Biz gerçekten özel bir ırkız. Kendi ırkını çok seven, ama kendisine zarar vermeyen ırkları da seven ve hatta kollayan bir ırkız. Biz sadece yoldan çıkan milletleri hizaya getirmek için yaratılmış bir ırkız. Atillanın dediği gibi “Tanrının Kırbacıyız”

Dip not: 1- Türk fenotipi’i ile ilgili yazdığım tüm özelliklere sahip olduğumu ve kendimi tarif ettiğimi zannetmeyin.
2-Yazım ve imla hatalarını affedin hala iyi bir editör bulamadım.

Konuyu başından itibaren inceleyen arkadaşlarım Türk fenotipi ile ilgili karakter özelliklerinin neden öyle olduğunu anlayabileceklerdir. Bu özelliklerin büyük bir kısmı, bize, ata topraklarımızın coğrafi yapısının kazandırdığı miraslardır.

Dr. Bilge

http://forum.hunturk.net/genetik-ve-tur ... 1-s15.html


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye'de Gerçek Türk Yok Yalanı
İletiTarih: 06 Eyl 2013, 16:20 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
MİLATTAN ÖNCE DE ANADOLU'DAYDIK

Hakkari’de yapılan kazılarda M.Ö. 1200 yıllarına ait ‘Balbal’ adı verilen Türklerin kullandığı mezar taşları bulundu.

Türklerin “M.Ö. 1200’lü yıllarda bu bölgede yaşadıklarını” kanıtlayan çok önemli bir buluntu özelliğini taşıyan mezar taşları, Türk Tarih Kurumu’nca 9-13 Eylül’de gerçekleştirilecek, “Türk Tarih Kongresi”yle bilim dünyasına sunulacak.

Prof. Dr. Veli Sevin’in Hakkari’de yaptığı kazıda M.Ö. 1200 yıllarına ait “Balbal” adı verilen Türklerin kullandığı mezar taşları bulundu. Türklerin “M.Ö. 1200’lü yıllarda bu bölgede yaşadıklarını” kanıtlayan çok önemli bir buluntu özelliğini taşıyan mezar taşları, Türk Tarih Kurumu’nca 9-13 Eylül’de gerçekleştirilecek, “Türk Tarih Kongresi”yle bilim dünyasına sunulacak.

Türk TARİHİ AÇISINDAN ÇOK ÖNEMLİ

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, yaptığı açıklamada, bu yıl 14’üncüsü düzenlenecek “Türk Tarih Kongresi”nde Türk tarihi açısından büyük önemi bulunan yeni araştırma sonuçlarının gündeme geleceğini söyledi. Bu yılki kongreye Rusya Federasyonu, Çin, Japonya ve Kore ile Türk cumhuriyetleri başta olmak üzere 41 ülkeden 312 bilim adamının katılacağını belirten Prof. Dr. Halaçoğlu, kongrede bir takım yeni arkeolojik buluntuların da ele alınacağını bildirdi. Bu konuda özellikle 100. Yıl Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Veli Sevin’in vereceği bildirinin çok önemli olduğuna işaret eden Prof. Dr. Halaçoğlu, Prof. Dr. Sevin’in kongrede, Hakkari’de yaptığı kazıda ele geçen çok önemli buluntulara ait bilgileri bilim dünyasına açıklayacağını söyledi.

BALBAL NEDİR?

Prof. Dr. Halaçoğlu, Hakkari’de yapılan kazılarda M.Ö. 1200 yıllarına ait “Balbal” adı verilen Türklerin kullandığı mezar taşları bulunduğunu belirterek, şunları kaydetti: “Balballar, üzerinde Türk motifleri bulunan, Orta Asya Türk dünyasında sıkça rastlanan Göktürk öncesine ait mezar taşlarıdır. Anadolu’da ilk defa bu tür bir figüre rastlandı. Arkadaşlarımız Orta Asya’ya giderek Hakkari’de çıkan balbalların oradakilerle karşılaştırmasını yaptılar. Bunlar tamamen Türk figürlü mezar taşları. Üzerlerindeki motifler de Orta Asya’dakilerle birebir benzerlik gösteriyor. M.Ö. 1200’lere ait böyle bir buluntu, orada Türklerin M.Ö. 1200’lerde yaşadıklarını kanıtlıyor, bunun ikinci bir izah yolu yoktur.”

Bazı Azeri bilimadamlarının bu bölgede Kuman Türkleri’nin yaşadığını iddia ettiklerini hatırlatan Prof. Dr. Halaçoğlu, buluntulara ilişkin çalışmaların devam ettiğini, önümüzdeki günlerde bu konuda daha somut bilgilere ulaşılabileceğini söyledi. Prof. Dr. Halaçoğlu, yakın gelecekte Nahçivan bölgesinde de kazılar yaptıracaklarını bildirerek, şöyle devam etti: “Burada Millat’tan önce Türklerin varlığına ilişkin bir buluntuya rastlarsak, giderek tarihin yüzünde büyük değişiklikler meydana gelebilir. O zaman Sümerler’in dilindeki Türkçe kelimelerin sebebini de açıklayabiliriz. Burada muhtemelen bir Türk coğrafyası varsa, Sümerler bundan büyük oranda etkilenmiş olabilirler.”

GÖKTÜRKLER İÇİN ÖZEL SEKSİYON

Prof. Dr. Halaçoğlu, bu yıl Göktürk devletinin kuruluşunun 1450’inci yıldönümü olduğunu hatırlatarak, bu yılki kongrede “Göktürkler” için özel bir seksiyon düzenlediklerini bildirdi. Orhun abidelerinin bulunduğu bölgede arkeolojik kazılar yapıldığını ve o döneme ait bir takım madeni süs eşyalarının gün ışığına çıkarıldığını hatırlatan Prof. Dr. Halaçoğlu, “Bilgehan’ın hazineleri” olarak adlandırılan buluntuların da ilk kez kongrede bilim dünyasının bilgisine sunulacağını söyledi. Prof. Dr. Halaçoğlu, Rusya Federasyonu’ndan gelen Dmitriy D. Vasilyev’in bildirisinin çok ilginç olduğunu vurgulayarak, Vasilyev’in “Tayga Ormanı Gölü’nün Adasındaki Eski Uygur Kağanı’nın Sarayı ve Kalesinin Araştırılması” konulu bildirisinde Orhun anıtları dışındaki Türk de yazıtları hakkında ilginç bilgiler sunacağını söyledi.

AA

http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/174040.asp


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye'de Gerçek Türk Yok Yalanı
İletiTarih: 11 Kas 2013, 22:02 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
HAKKARİ’DE YENİ KEŞFEDİLEN 10.000 YILLIK MUHTEMELEN “Türk TAMGALARI

Denizli Doğa Sevenler Derneği Başkanı Ümit Şıracı, Hakkâri’de terör yüzünden 30 yıldır sivillerin gidemediği Reşko dağına 26 Ağustos’ta Türkiye’nin değişik illerinden 35 kişilik ekiple yaptığı tırmanışta 3400 rakımlı (deniz seviyesinden 3400 m yükseklikte) Oramar bölgesinde kaya resimleri buldu. Denizli’de de tamgalar ve Türk kaya resimlerini araştıran Şıracı, ilk kez görüntülediği 10.000 yıllık kaya resimlerinin Türk kaya resimlerinin birebir örneği olduğunu, bunun Türklerin 1071’den önce Anadolu’da yaşadığının kanıtı olduğunu savundu.

Hakkâri Dağcılık Doğa Sporları derneğinin düzenlediği üç günlük Reşko dağı tırmanışına Denizli Doğa Sevenler Derneği (DOSEV) de altı dağcıyla katıldı. Türkiye’nin değişik illerinden 35 dağcının katıldığı tırmanışta terör yüzünden 30 yıldır gidilemeyen bölgede dağcılar, doğal güzellikleri görüntülerken, altı kişilik ekip 4168 rakımlı Reşko dağına zirve yaptı, Cilo buzullarını inceledi. Hakkâri Dağcılık İl Temsilcisi Naci Ertunç’un, 1963 yılında bırakılan zirve defterini bulduğu tırmanışa katılan 6 kişiden biri olan dağcı Ümit Şıracı ise kaya resimlerinin izlerini sürdü.

Bölgedeki iki rehberle Reşko dağı eteklerinde büyük buzulun altında 3400 rakımlı Oramar bölgesinde dere kenarında doğuya bakan kayalık alanda, kayaların üzerine kazınan kaya resimlerinin izlerine ulaşan Ümit Şıracı, kayalara kazınan motiflerin Türk kaya resimlerinin birebir örneği olduğunu belirtip, tek tek görüntüledi. Bölgede daha önce Sat dağları, Tirşin yaylası ve Gavuruk bölgesinde kaya resimlerine rastlandığını, ancak Oramar bölgesindeki Türk kaya motiflerine ilk kez ulaşıldığını dile getiren Şıracı, kaya resimlerinin Türklerin 1071’den önce de Anadolu’da yaşadığının kanıtı olduğunu belirtti.

Hakkâri’de terör yüzünden 30 yıldır gidilmesi yasak olan bölgeye kimse giremediği için kaya resimlerinin bilinmediğini, kendisine bölgede yaşayan 60 yaşındaki iki kişinin yardımcı olduğunu anlatan Şıracı, "Dört gün süren Reşko dağı, Cilo dağı tırmanışına DOSEV olarak altı kişilik ekiple katıldık. Reşko dağı zirve tırmanışına katılan 6 dağcıdan biri de bendim. Türk kaya resimleri araştırmalarımı burada da sürdürdüm. Reşko zirvesinin altındaki büyük buzulun 3400 metre yüksekliğindeki eteklerinde Oramar bölgesinde dere kenarında Türk kaya motiflerine ulaştım. Dağ keçisi, geyik ile şaman motifleri ve yüzlerce ‘Türk tamgası’nın kayaların üzerine kazındığını gördüm ve belgeledim" dedi.

Sat dağları, Tirşin Yaylası ve Gavuruk bölgesinde de Türk kaya resimlerine rastlandığını, ancak Oramar bölgesindeki motiflerin ilk kez gün yüzüne çıkarıldığını bildiren Şıracı, "Bu bölgedeki kaya resimleri o bölgede daha önceden keşfedilen kaya resimlerinden daha farklı. Kaya motifleri daha yoğun, sanki bir merkez görünümü var. Bir şaman tanrıya ulaşma yeri gibi. Diğerlerinden daha yüksekte. Etrafından taş yığınlarından oluşan Orta Asya’dakilere benzer kurganlar (mezar) var. Araştırmalar bu bölgede daha önce rastlanan motiflerin en az 10.000 yıllık olduğunu gösteriyor" diye konuştu.

Türk kaya motiflerinin Anadolu’ya Türklerin 1071’den çok daha önce geldiğinin kanıtı olduğunu kaydeden Şıracı, "Terör bitince bölgenin çok farklı özellikleri ortaya çıkmaya başladı. 30 yaşındaki köylüler yaylaya çıkmamış terör yüzünden. Terör bitti, Türk kaya resimleri ortaya çıktı. Yetkililerin belgelediğim kaya resimlerini inceleme altına alıp, bu konuda çalışma yapmaları gerekiyor. Belgelediğim motifleri konuyla ilgilenen Türk Tarihi uzmanlarına da gönderdim" dedi. Türk tarihi araştırmacılarından Nuray Bilgili Yakaryılmaz, kaya motiflerinin Çin Yinshan dağı petrogliflerine çok benzediğini aynı çağda yapılmış ya da göçler yoluyla taşınmış olabileceğini belirtti. Araştırmacı Kürşat Baytok ise Türk kaya motiflerinin bölgedeki diğer kaya Bedizleri ve tamgaları ile uyumlu olduğunu, bölgede bulunanların bile ötesinde olduğunu söyledi.

(DHA)

http://www.beykoz-turkocagi.org.tr/yeni ... Itemid=240

Resim

Resim

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye'de Gerçek Türk Yok Yalanı
İletiTarih: 17 Kas 2013, 22:28 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 17 Arl 2011, 03:53
İleti: 2930
Konum: Turan
Türkler Anadolu'ya Malazgirt'ten 500 yıl önce gelmiş

Araştırmacı Cengiz Saltaoğlu'na göre Anadolu'nun farklı bölgelerinde bulunan Göktürk yazılı kitabeler Türklerin Anadolu'ya 1071'den çok önce geldiğini gösteriyor

Türkiye'nin farklı bölgelerindeki 100 kadar yazıtın çözümlenmesi sonucu, Türklerin Anadolu'ya 1071'deki Malazgirt savaşından 500 yıl önce geldiği iddia edildi.

Cengiz Saltaoğlu adlı Göktürk çiviyazısı uzmanı, belgesel yapımcısı Servet Somuncuoğlu ile birlikte Anadolu'nun farklı bölgelerinden topladığı 100 kadar yazıt üzerine yaptığı araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Göktürk alfabesiyle yazılan yazıtların Ankara, Ordu, Kars, Erzurum, Kastamonu, Çanakkale, Hakkari ve Denizli'de bulunduğu belirtildi.

Araştırma sonuçlarının Türklerin Anadolu'ya Malazgirt savaşından 500 yıl önce, yani 600 yıllarında geldiğini gösterdiği kaydedildi. Genellikle mezartaşı şeklinde olan yazıtların dua ve kurban formülleri içerdiği belirtiliyor.

Öte yandan bu tarihte Anadolu'da bulunan Türklerin Müslüman olmasının mümkün olmadığı ve Şaman dininden oldukları da ifade edildi.

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

http://www.dunyabulteni.net/?aType=habe ... eID=273215

_________________
Tanrı bize Türk adını verdi ve bizi yeryüzüne Hakan kıldı! METE HAN

Ben ve Milletim Tanrının Kırbacıyız! BAŞBUĞ ATTİLA

Başlıya baş eğdirdik, dizliye diz çöktürdük! BİLGE KAĞAN

Türk'lüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır! BAŞBUĞ TİMUR

Türk ve TÜRKÇÜLÜK düşmanlarını ezeceğiz! BAŞBUĞ ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Türkiye'de Gerçek Türk Yok Yalanı
İletiTarih: 17 Kas 2013, 22:32 
Kıdemli Üye

Kayıt: 15 Arl 2009, 00:28
İleti: 358
Gerçek Türk yok değilde,saf Türk kalmadı dersek veya saflık derecesi düştü dersek yanlış olmaz sanırım.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni bir konu gönderCevap gönder 5 sayfadan 4. sayfa   [ 66 ileti ]
Sayfaya git Önceki  1, 2, 3, 4, 5  Sonraki


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 5 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan SiyasiForum.net Siyasi Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. SiyasiForum.Net hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde dönüş yapacaktır. Forumumuz kesinlikle hiçbir şekilde parti, örgüt, kurum, kuruluş ve oluşumu desteklememektedir. Tüm Problemler ve Reklam İçin: İletişim Formu için tıklayınız.