Yazı boyutunu değiştir
Sistem saati: 23 Şub 2018, 05:17


Yeni bir konu gönderCevap gönder 4 sayfadan 4. sayfa   [ 54 ileti ]
Sayfaya git Önceki  1, 2, 3, 4
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Re: Osmanlı Neden Kötüleniyor ve İftiraya Uğruyor?
İletiTarih: 27 Kas 2014, 06:34 
Onursal Üye

Kayıt: 02 Kas 2011, 09:48
İleti: 7377
Konum: Kastamonu

Adavet gerçekten sorunlu biri, sanane diyor. Bana akıl veriyor?
Akıl dağıtacağına bir gram bilgi dağıt, benim anlatıklarım hayal değil..
Devletin arşivleri, kime dua edersen et banane? Zaten kabul olmaz duan senin.
Ben saygı duyuyorum hem Osmanlıya, hem Cumhuriyete, ama iki döneminden hataları var. Bunları zaten yazıyorum, hala anlamadın gitti.. Adam işi gücü bırakmış, benim peşimde :)
Hey Allah'ım beni buda bir sınav sanırım :)

_________________
Beni dinle ey oğul,can oğul,Türklüğünü sakın kaybetme.Şunu iyi bil oğul,Han oğul,Hak yoldan başka yere gitme.
Vatan,Millet,Bayrak,Kur'an,Yüreğinde yer bulsun.Hedefin olmalı Turan,Diyesin vatan sağolsun.
Dede Korkut.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Osmanlı Neden Kötüleniyor ve İftiraya Uğruyor?
İletiTarih: 26 Oca 2015, 02:43 
Katılımcı Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2013, 23:56
İleti: 276
_turbo_ yazdı:
Ne yapalim simdi Fransa Ingiltere o dönem güclü degilmis diye? o dönem Osmanli dönemiydi Kanuninin Fransaya 100 yil Tango dansini yasakladigi dönemdi. Sen masal anlatmaya devam et. Sizi bilmem ama ben Osmanliyla gurur duyuyorum, Osmanlinin dunya tarihindeki önemi ve yerini sizlerin kabul etmeyisi onu degersiz kilmaz. Gördük sonra Fransa ve Ingiltezek medeniyetlerinin yukselislerini dünya hala onlarin 18 yuzyilda baslayarak olusturdugu kaosun sancilarini cekiyor.
Simdi size tarihin unuttugunuz sayfalarindan bir hatirlatmada bulunayim, Osmanli olmasa bugun Fransa diye belkide bir devlet olmayacakti. Asagiya kissadan hisse tarihten bir kesit ekliyorum zihninizi tazeleyin.

Fransa Kralı Fransuva, Kutsal Roma-Cermen İmparatoru Şarlken'e yenilerek esir düşer ve annesi aracılığıyla Kanuni Sultan Süleyman'a başvurur.
FRANSUVA'YA MEKTUP: GÖNLÜNÜ HOŞ TUT
Sultan Süleyman'ın bu yardım talebi karşısında verdiği cevap şöyledir:
"Ben ki,
Sultanlar sultanı, hakanlar hakanı, hükümdarlara taç veren, Allah’ın yeryüzündeki gölgesi, Akdeniz’in ve Karadeniz’in ve Rumeli’nin ve Anadolu’nun ve Karaman’ın ve Rum’un ve Dulkadir Vilayeti’nin ve Diyarbakır’ın ve Diyarbakır'ın ve Azerbaycan’ın Acem’in ve Şam’ın ve Halep’in ve Mısır’ın ve Mekke’nin ve Medine’nin ve Kudüs’ün ve bütün Arap diyarının ve Yemen’in ve daha nice memleketlerin ki, yüce atalarımızın ezici kuvvetleriyle fethettikleri ve benim dâhi ateş saçan zafer kılıcımla fetheylediğim nice diyarın sultanı ve padişahı Sultan Bayezıd Hân'ın torunu, Sultan Selim Hân'ın oğlu, Sultan Süleyman Hân’ım.
Sen ki,
Françe vilayetinin kralı Françesko (François, Fransuva)’sun.
Sultanların sığınma yeri olan kapıma, adamın Frankipan ile mektup gönderip, memleketinizin düşman istilâsına uğradığını, hâlen hapiste olduğunuzu bildirip, kurtulmanız hususunda bu taraftan yardım ve medet istida etmişsiniz (istemişsiniz). Her ne ki demiş iseniz benim yüksek katıma arz olunup, teferruatıyla öğrendim.
Padişahların mağlup olması ve hapsolması tuhaf değildir. Gönlünüzü hoş tutup, hatırınızı incitmeyiniz. Bizim ulu ecdadımız, daima düşmanı kovmak ve memleketler fethetmek için seferden geri kalmamıştır. Biz dahi onların yolundan yürüyüp, her zaman memleketler ve kuvvetli kaleler fetheyleyip gece, gündüz atımız eğerlenmiş ve kılıcımız kuşanılmıştır. Allah hayırlar müyesser eyleyip meşiyyet ve iradatı neye müteallik olmuş ise vücuda gele. (Allah hayırlar versin ve iradesi neyse o olsun.) Bunun dışındaki vaziyet ve haberleri adamınızdan sorup öğrenesiniz. Böyle bilesiniz."
ŞARLKEN'E FERMAN: TEZ BIRAKASIN!
Kanuni, Fransuva'ya bu cevabının ardından, o dönem Avrupa'nın en güçlü ülkesi Roman Cermen İmparatorluğu'nun kudretli imparatoru Şarlken'e de bir mektup yazarak,
"Biz ki,
Akdenizin, Karadenizin ve Rumelinin ve Anadolunun ve Karamanın ve Rumun ve Zulkadriye vilayetlerinin ve Diyarıbekirin ve Azerbaycanın ve Acemin, Halepin ve Mısırın ve Mekke ve Medinenin ve Kudüsün ve bütün Arap Diyarının ve Yemenin ve ecdadımın fethettikleri daha bir çok diyarın Sultanı ve Padişahı Sultan Beyazıd Han oğlu Sultan Selim Han oğlu Sultan Süleyman Hanız.
Sen ki,
Almanya vilayetinin Kralı Şarlken'sin.
Sana deriz ki, tez Fransız Kralı kulumuzu bırakasın." (Kanuni Sultan Süleyman Şarlken'i hiçbir zaman imparator olarak tanımamıştır.)
Kanuni mektubun ardından da Macar seferine çıkmış, Mohaç'da Şarlken'i bozguna uğratmıştır.
Kanuni esaretten kurtardığı Fransuva'ya daha sonra kapitülasyonlar denilen bazı ayrıcalıklar vererek onun diğer Avrupa ülkelerine karşı korumuş ve gözetmiştir.
KANUNİ'NİN FRANSUVA'YA 'DANSI YASAKLA' FERMANI!
Kanuni Sultan Süleyman'ın Fransa üzerindeki etkisi sadece siyasi ve ekonomik de değildir. Tarihçi Joseph von Hammer, Kanuni'nin sosyal alana etkisini Fransa'ya 'dans' konusunda verdiği fermanla anlatır. Buna göre Fransa'da bulunan Osmanlı Büyükelçisi'nden 'dans' yapıldığını öğrenen Kanuni Fransuva'ya şu fermanı göndermiştir:
"Ey Fransa Kralı Fransuva!
Sefir-i Kebirimden aldığım mazhara göre malumatım oldu ki, memleketinde dans namında Ala Mele-İnnas (halkın huzurunda) Fuhşiyyat ve Lubiyat (ayıp davranışlar ve oyunlar) yapıyormuşsun. İş bu Name-i Humayunumun (fermanım) eline vusulünden (geçtiğinden) itibaren bu mel'anet rezalete (lanetlenecek davranışa) son vermediğin takdirde, Ordu-yu Humayunumla gelip seni kahretmeye muktedir olurum."
Hammer'a göre bu fermanının ulaşmasının ardından Fransuva derhal dans edilmesini yasaklar ve ülkede 100 yıl boyunca dans edilmemiştir.
III. Selim dönemine kadar Osmanlı padişahları ile Fransa kralları arasındaki dostluk ilişkileri devam etmiş, hatta III. Selim daha tahta çıkmadan 1786-1789 yılları arasında son Fransa kralı XVI. Louis ile mektuplaşmıştır.
Ancak Fransız Devriminden sonra işbaşına geçen Napolyon Bonapart'ın Mısır üzerindeki emelleri Fransa'nın Osmanlı Devleti'yle olan ilişkilerinin bozulmasına yol açar.
Bu ilişkilere bakıldığında bugün Fransa, belki ulus olarak değil ama, bağımsız bir ülke olarak tarih sahnesinden silinip gitmemesini Osmanlı'nın mirasçısı Türkiye'ye borçludur.


Anlamamakta ısrarcı olmanızın sebebinin kafanızdaki yıkılmaz muhafazakar tabular olduğu açık, ancak söylemek gerekir ki her imparatorluk arkasında sorun ve kaos bırakmıştır. Kapitalist ve emperyalist bir düzen güden İngiliz ve Fransız imparatorluklarının çekildiği yerler kana bulandı da Osmanlı'nın çekildiği yerler bulanmadı mı? Bosna'da, Kosova'da, Bulgaristan'da, Yunanistan'da etnik çatışmalar baş göstermedi mi? Her şeyi bir yana bırak, başlı başına Balkan Savaşları diye bir gerçek var tarih kitaplarında. Sen kime neyi anlatıyorsun? Hayal dünyandaki Osmanlı'nın farkındayım da öyle bir şey olmadığını birgün öğrendiğinde kafan ne halde olacak onu çok merak ediyorum.

_________________
"Dünya'da her millet, icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine ortak sayılır." Mustafa Kemal Atatürk

"Derdin sendendir bilmezsin, çaren de sendedir görmezsin; evrende bir noktayım sanırsın. Tüm alemler, kainat, sende özetlenmiştir de görmezsin." Hz. Ali


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Osmanlı Neden Kötüleniyor ve İftiraya Uğruyor?
İletiTarih: 26 Oca 2015, 07:28 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Şub 2013, 12:23
İleti: 8106
Birileri eleştirmeyi kötülemek, doğruları söylemeyi iftira olarak algılıyorsa yapacak bir şey yok.

Arızalı iki cenah var.Bunlar kuvvetle muhtemel çoğunluk değil fakat sağlıksız düsünceleri kötü bir "esans" yayılmasına sebep oluyor.

1. Osmanlıcı hayalperestleri. Onlar "hikayelere" inanır.Onlar Osmanlının çöküşü ile ilgili tarihi ekonomik ve bilimsel sebeplere ve somut olgulara inanmaz.
600 yıllık efsanevi bir imparatorluğu anlatırlar fakat aynı cümle içersinde bir avuç insanın onu yıktığı tezatına düşmekten kendilerini alamazlar.

2.Osmanlıyı sadece gericilik ekseninde değerlendirenler.
Onlar Osmanlının, bana göre doğal olan sonunu, kendilerine mal ederler.

Aslına bakarsan ikiside militandır, hamasidir.Rasyonel ve mantıklı değildir.

_________________
Küçük bir hatayı büyük bir hataya çevirmek istiyorsanız, o küçük hatayı savunun. Vladimir İlyiç Lenin


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Osmanlı Neden Kötüleniyor ve İftiraya Uğruyor?
İletiTarih: 16 Şub 2015, 23:24 
Yeni Üye

Kayıt: 21 Tem 2014, 11:35
İleti: 25
Siyasi Terk yazdı:
Osmanlı'da önemli isimler ve olaylar vardır.
Tamamı ne yaptı bunu soruyorum? Ben gerekçemi yazdım.
Sende yaz tartışalım ne anlatayım daha?


Bir kere yazmıştım bir daha göstermiş olayım. Bak bakayım ne yapmışlar.

Osmanlı devrinde bazı zayıf beyinlerin alamayacığı düzeyde büyük ilmi gelişmeler yaşanmıştır. Şimdilerde yok medeni hukuk yok Batı hukuğu diye geçinen insanlar biraz Ebussud Efendi'nin ilminden faydalansınlar. Kendisi devrinin en önemli din şahsiyetlerinden olmakla birlikte yaklaşık bundan 500 yıl önce İslam hukuğuna ve örfi hukuğa zirve yaptırmıştır. Öyle ki bunu bazıları anlamaz.
Ali Kuşçu astronomi alanında bundan yaklaşık 600 yıl önce Batı toplumunun zahirde ulaşamadığı bir noktaya gelmişti ki Venedik'ten gelen basit insanlar yıldızlara bakarak gelecek tahmin etmeye çalışırken; Ali Kuşçu bir çok nehrin taşma zamanlarını dahi belirleyecek düzeye gelmiştir.
Sultan 2. Mehmed Konstantinopolis'in fethinde Macar Urban Usta'ya değer vererek yanına getirtmiş ve bu usta sayesinde kendi çizimleri ile Şah'i topları döktürmüştür. Bu topların çizimi kesinkes Sultan 2. Mehmed'e aittir.
Dizi izleyen nesil ancak böyle olur. Sultan 2. Selim (Sarı Selim) şarapçı olarak gösterilmiştir. Bunu kanıtlar nitelikte zayıf rivayetler dışında pek bir şey yoktur. Onun devrinde Hazar Denizi'nin Karadeniz ile birleştirme fikirleri uygulanmaya çalışılmıştır. Ne yazık ki insanlar bu fikrin değerini anlamayıp afakî bulmuşlardır. Sokollu'nun üst düzey arşiv hizmetlerini, devletin yönetim statüsündeki eksikleri düzenleyişini, çok kısa sürede büyük bir donanma inşa edişini kimse görmüyor herhalde.
Mimar Sinan'ın mimaride yaptığı inanılmaz işleri görmezden gelmek Hazerfen'in ilk uçak çizimlerini gözardı etmek, Sultan 4. Murad'ın siyasi ve askeri zekasına küfr etmek ancak böyle basit insanların yapacakları işlerdir.
Edebiyat diye geçinip Shaekspir'i okuyanlar acaba bir gün açıp da Nef'i'yi Muhibbi'yi Talîbî'yi okumuşlar mıdır?
Sultan 2. Abdülhamid Hân'ın ekonomik icraatlarını ve buna dair zekasını bilen var mıdır? Bu basit insanlar içinde.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Osmanlı Neden Kötüleniyor ve İftiraya Uğruyor?
İletiTarih: 17 Şub 2015, 17:09 
Banlanmış Üye

Kayıt: 16 May 2012, 02:33
İleti: 835
karasanha yazdı:
Sultan 2. Selim (Sarı Selim) şarapçı olarak gösterilmiştir. Bunu kanıtlar nitelikte zayıf rivayetler dışında pek bir şey yoktur. Onun devrinde Hazar Denizi'nin Karadeniz ile birleştirme fikirleri uygulanmaya çalışılmıştır. Ne yazık ki insanlar bu fikrin değerini anlamayıp afakî bulmuşlardır. Sokollu'nun üst düzey arşiv hizmetlerini, devletin yönetim statüsündeki eksikleri düzenleyişini, çok kısa sürede büyük bir donanma inşa edişini kimse görmüyor herhalde.

Alıntı:
(...)Osmanlı menbalarında Selim-i Sani ve halk ağzında Sarı-Selim ve Sarhoş-Selim gibi isimlerle anılan İkinci Selim(...)
Kaynak:İsmail Hami Danişmend - İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi C:2 S:361
Alıntı:
(...) Şehzadeliğinden beri "Sarhoş Selim" diye şöhret bulmuş ve hatta bu yüzden babasının tekdirine bile uğramış olan İkinci Selim'in cülusu tabii artık Kanuni devrinin bu pehrizkarlığına nihayet verecekti ve bu netice at başı bir giden Sadr-ı Rum yani Rumeli Kadı-askeri Hamid ve Sadr-ı Anadolu yani Anadolu Kadı-askeri Perviz Efendiler yeni padişahın içki düşkünlüğünü hiç hesaba katmıyarak büyük bir cüretkarlıkla :
-Şarabı babanız merhum kaldurmuşlar idi, bolayki sizün zaman-ı şerifünüzde dahi memnu olaydı!
diye içki yasağının devamını temenni etmiş oldukları için, İkinci Selim Semendire konağında bunların ikisini birden azletmiş ve bu münasebetle İlmiyye mesleğinde mühim değişiklikler olmuştur.(...) Bu değişikliklerin sebebi düşünülürse, artık Kanuni'nin perhiz kapısı kapanarak sefahat kapısının ardına kadar açılmış olduğu kendiliğinden anlaşılır: Bundan sonra Osmanlı sarayında yeni bir içki, saz, söz ve eğlence devri başlamış demektir; baştakileri taklide meyyal olan halkın bile:
-Bu gün şarabımızı nerede içeceğiz? Müftide mi Kadıda mı?
gibi sözler sarfedecek hale geldiği rivayet edilir! Kanuni'nin perhizi gibi İkinci Selim'in o yasağa nihayet veren rindane kararı da Divan edebiyatında akisler bırakmıştır; mesela şair Hayali yeni saltanat devrini:
Nola mezmum-i cihan oldu ise bade yine
Devr ola rehme kona hırka vu seccade yine
beytiyle terennüm etmiştir!
Kaynak:İsmail Hami Danişmend - İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi C:2 S:369

Alıntı:
(...) Karakter olarak halim ve selim, mütevekkil bir insan olduğu, eğlenmeyi, avlanmayı ve sohbet etmeyi sevdiği kaydediliyor. İçki müptelası olduğu iddiasıyla kendisine "sarhoş" denilmiştir.(...)
Şehzadeliğinden itibaren iyi bir eğitimi almış olarak 18 yaşında sancağa çıkmış, sırasıyla Konya, Manisa ve Kütahya'da sancak beyliği yapmıştır. Bu tecrübesine rağmen 42 yaşında geçtiği tahtta hemen hemen devlet işleriyle hiç uğraşmamış, sekiz senelik sultanlığı boyunca hiç İstanbul dışına çıkmamıştır.(...)
Kaynak:Osmanlı Ansiklopedisi C:12 S:125

Alıntı:
(...)İşte Selimin Osmanlı hanedanının tahtına geçmesi için bu kadar mücadeleler ceryan etmiştir. Belki kardeşlerinin İkincisi, fakat son derece muhtemel olarak birincisi bu hanedanı okadar yükseltmiş olan harbci ve merd hasletlerin varisi idi. Fakat harem ağaları ile ve kadın­larla yaşamağı ve saray hayatını ordugahta yaşamağa tercih eden, şeh­vani zevkler, sarhoşluk ve atalet içinde vaktini geçiren o (yani Selim) her halde o vasıfların varisi değildi. Onun Kıbrıs şarabı içmekten kır­mızılaşmış olan yüzünü, tenbelane zevkler dolayısile çok şişmanlamış olan kısa boyunu görenler, ne bir harb adamı ve ne de ordu başkuman
danı olabileceğini tasavvur edemezlerdi; filvaki tabiat ve alışkanlık onu, harb devletinin canı ve ruhu demek olan Başbuğluğa müsteid kılamıyordu
Kaynak: Paul Wittek - Osmanlı İmparatorluğu'nun Kuruluşu S:144

Alıntı:
HALİFE Abdülmecid Efendi, 1920'li senelerde kaleme aldığı yayınlanmamış risalesine "Osmanlı Devleti'nin çöküşüne sebep olan dertlerin başında, içki gelir. İçki, dinen de yasaklanmıştır ve haramdır. Halife çocuğu olan şehzadeler bunu asla unutamazlar ve unuttukları takdirde hem ilâhî emirlere karşı gelmiş, hem de millete ve Osmanlı Hanedanı'na verilmiş olan hilâfet ile saltanata ihanet etmiş olurlar. İçki içenlerin hilâfette ve saltanatta hiçbir hakları yoktur" sözleri ile başlıyor.
Abdülmecid Efendi, büyük boy kâğıtlara yazdığı bu 35 sayfalık risalesinde Osmanlı padişahlarının tamamı hakkında değerlendirmeler yapıyor. Aşağıda, son halifenin içki konusunda yazdıklarının bazılarını özetleyerek naklettim:
* İKİNCİ SELİM: Kanunî Sultan Süleyman gibi büyük bir padişahın yegâne hatası, âkıl evlâdıŞehzade Mustafa'yı feda ederek devletin idaresini İkinci Selim gibi bir sefih bir serhoşa bırakması idi ki, yükselmenin sona ermesi işte böyle başlar.
O zamana kadar mağlubiyet bilmeyen Osmanlılar'ın Haçlı donanmasına yenilmeleri üzerine bütün Avrupa'da ilk şenliklerin yapılması, İkinci Selim zamanındadır. İkinci Selim, Kıbrıs şarabı ile serhoş olan ve hiçbir işe yaramayan başını eski sarayda hamam mermerlerine çarparak parçalamış ve bu suretle lâyık olduğu manevî cezayı görerek vücudunu dünyadan kaldırmıştı. Artık bundan sonra sefahat, işret, şehvet ve israf devri başlamış; felâket yollarına doğru büyük adımlar atılmıştı. Uğranan her çeşit belâ fedâkâr millete yüklenmiş, refah ve saadet uzaklaşmış ve arada bir yüzünü göstermiş ise de, akşam güneşi gibi hemen batıp gitmişti.
:arrow: viewtopic.php?p=197832#p197832

Kanal Meselesi:
Alıntı:
(...) Bazı muahhar müelleflerin dahiyane bir fikir diye Sokullu'ya izafe ettikleri kanal projesi ona ait değildir ve yukarıda gördüğümüz gibi hakikatte Kanuni devrinden İkinci Selim devrine intikal etmiş umumi ve milli bir fikirdir: Sokullu Mehmet Paşa bu büyük fikri layık olduğu ehemmiyetle kavrayabilmiş olmak meziyyetini bile gösterememiştir; her şeyden evvel bir kere işin azametiyle mütenasip büyük bir ordu göndermemiş, işin başına bizzat geçmemiş veyahut kuvvetli bir şahsiyyet geçirmemiş, teknik cephesi kadar askeri cephesi de büyük bir ehemmiyeti haiz olan bu muazzam teşebbüsü Defterdarlıktan yetişme bir Çerkes Kasım Paşa'nın eline bırakmış ve netice itibariyle işin ehemmiyetini kavrıyamamış olduğu için büyük bir tarihi fırsatı affedilmez bir gafletle kaçırmış demektir! Böyle bir teşebbüse bizzat Sokullu bile kafi değildir: Babasıyla dedelerinin izlerini ihmal edip sarayının içine çekilen İkinci Selim'in de mes'uliyyeti az değildir; Peçevi onun bu neticeden ne kadar müteessir olduğunu ve Sokullu'ya nasıl çıkıştığını şöyle anlatır:
"Saadetlü Padişaha arzolundukda vüzera-i izam mahzarında Sadr-ı-a'zama itab olunup:
-Cümle masarif ve zayiat görülüp senden tazmin olunmalıdur! buyurmuşlar."
Bu sözü söyliyen İkinci Selim devletlerin mukadderatını değiştiren gafletlerle ihmallerin tazmin edilemeyeceğini ve eğer tazmini lazım gelirse kendi hissesinin daha büyük olduğunu her halde takdir edememiş demektir! Katib Çelebi onun bu mes'uliyyetini şöyle anlatır:
"Kıssadan hisse budur ki küçük adamla böyük işe mübaşeret caiz değildür. Maslahatun münasib ser-karı gerek. Zikrolunan hülasa bir padişah varup zamaniyle mübaşeret itse ancak uhdesinden gelebilür ve bu makuule işler sahib-himmet padişah işidür: Vüzera ve serdarlar karı değüldür."
Halbuki bizzat sefere çıkmak ananesini yalnız İkinci Selim değil Vezir-i a'zam Sokullu Mehmet Paşa bile unutmul ve İkinci Selim devrinin Yemen seferi, Ejderhan seferi, Kıbrıs seferi ve Tunus seferi gibi büyük seferlerine o bile iştirak etmemiştir: Her halde Sokullu büyütüldüğü kadar büyük değildir.
Kaynak:İsmail Hami Danişmend - İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi C:2 S:386-387

_________________
"Bu memleket tarihte Türk'tü, halde Türk'tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır."

"Beyler, hiçbir dine bağlı olmayan kalp istirahattan mahrumdur."- Aralık 1930

Mustafa Kemal ATATÜRK


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Osmanlı Neden Kötüleniyor ve İftiraya Uğruyor?
İletiTarih: 23 Mar 2015, 12:07 
Katılımcı Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 13 Arl 2014, 19:23
İleti: 232
Görüntüyü izleyemedim, açılmadı bir türlü. Osmanlı'nın neden kötülendiği konusuna gelince; bunun birden fazla sebebi olduğu kanaatindeyim. Fakat en önemli sebebi, rejimin egemen sınıfının konumunu pekiştirme gayesi olduğu ortada. Bunun için Cumhuriyet dönemini yüceltme uğruna, Osmanlı'yı karalamaya yönelik propagandaya başvuruyorlar. Pekiştirmek için örneğin yeni rejimin, kötü(!) Osmanlı'dan hiçbir şey almaması gerektiğine dair tutarsız, tezler ortaya koyuyorlar. Azıcık düşününce, tezlerin akla ve mantığa aykırı olduğu ortaya çıkıyor. Uzun yıllardır yapılan propagandaların, etkisiz olmasının sebebi de budur.

_________________
Bütün diğer özgürlüklerin ön koşulu olan ekonomik özgürlük, sosyalistlerin bize söz verdiği ve sadece bireyin değersizleştiği ve seçme gücünü terk ederek elde ettiği ekonomik yardım özgürlüğü olamaz. Ekonomik özgürlük, seçme hakkıyla beraber içinde bu hakkın risk ve sorumluluğunu taşıyan ekonomik faaliyet özgürlüğü olmalıdır. Friedrich Hayek


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Osmanlı Neden Kötüleniyor ve İftiraya Uğruyor?
İletiTarih: 23 Mar 2015, 12:46 
Onursal Üye

Kayıt: 20 Şub 2009, 22:40
İleti: 26408
-Görüntü şimdi açılıyor.

_________________
.

..Forum Kuralları ve Üyelik Sözleşmesi İçin Tıklayın.
..(viewtopic.php?f=6&t=1)

..Forumumuzun Yazım Kuralları için tıklayın.
..(viewtopic.php?f=6&t=14739)

..Yasaklı yayınlar için duyuru: Tıklayın..
..(viewtopic.php?f=6&t=20215&start=0)


..........Zorsa mutlaka başarırım.
..................................İmkansızsa biraz zaman alır..
.
.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Osmanlı Neden Kötüleniyor ve İftiraya Uğruyor?
İletiTarih: 23 Mar 2015, 13:03 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 19 Şub 2013, 12:23
İleti: 8106
Acilsa ne yazar?

Serdar Tuncer :|

"Efeeemm bugünün yargi degerleri ile Kanuniyi elestiriyorlar"

Ulan gevsek, 100 yil öncesini degerlendirirken bunu neden düsünmüyorsunuz?

_________________
Küçük bir hatayı büyük bir hataya çevirmek istiyorsanız, o küçük hatayı savunun. Vladimir İlyiç Lenin


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Osmanlı Neden Kötüleniyor ve İftiraya Uğruyor?
İletiTarih: 23 Mar 2015, 16:16 
Katılımcı Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 11 Şub 2013, 23:56
İleti: 276
karasanha yazdı:
Siyasi Terk yazdı:
Osmanlı'da önemli isimler ve olaylar vardır.
Tamamı ne yaptı bunu soruyorum? Ben gerekçemi yazdım.
Sende yaz tartışalım ne anlatayım daha?


Bir kere yazmıştım bir daha göstermiş olayım. Bak bakayım ne yapmışlar.

Osmanlı devrinde bazı zayıf beyinlerin alamayacığı düzeyde büyük ilmi gelişmeler yaşanmıştır. Şimdilerde yok medeni hukuk yok Batı hukuğu diye geçinen insanlar biraz Ebussud Efendi'nin ilminden faydalansınlar. Kendisi devrinin en önemli din şahsiyetlerinden olmakla birlikte yaklaşık bundan 500 yıl önce İslam hukuğuna ve örfi hukuğa zirve yaptırmıştır. Öyle ki bunu bazıları anlamaz.


Haklısın, Ebussuud'u biz anlamayız, anlayamayız; çünkü biz ne Ebussuud kadar ne de onu yere göğe sığdıramayanlar kadar vicdansız ve ahlaksız olamayız. Sizin ilim dediğiniz, hukukun zirvesi dediğiniz fetvalarda Aleviler'in namusu, ırzı, malı, canı helal sayılmış, katli vaciptir denmiştir. O fetvalarla yapmadı mı Yavuz zulmünü, katliamını, imhasını? Ebussuud size 7 Kızılbaş öldüren cennetliktir demiş, doğru demiş, ama bahsettiği cennet eşek cenneti.

_________________
"Dünya'da her millet, icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine ortak sayılır." Mustafa Kemal Atatürk

"Derdin sendendir bilmezsin, çaren de sendedir görmezsin; evrende bir noktayım sanırsın. Tüm alemler, kainat, sende özetlenmiştir de görmezsin." Hz. Ali


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni bir konu gönderCevap gönder 4 sayfadan 4. sayfa   [ 54 ileti ]
Sayfaya git Önceki  1, 2, 3, 4


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan SiyasiForum.net Siyasi Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. SiyasiForum.Net hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde dönüş yapacaktır. Forumumuz kesinlikle hiçbir şekilde parti, örgüt, kurum, kuruluş ve oluşumu desteklememektedir. Tüm Problemler ve Reklam İçin: İletişim Formu için tıklayınız.