Yazı boyutunu değiştir
Sistem saati: 18 Oca 2018, 06:55


Yeni bir konu gönderCevap gönder 2 sayfadan 2. sayfa   [ 25 ileti ]
Sayfaya git Önceki  1, 2
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Re: Bir Medeniyetin yok edilmesi : Kızılderili Soykırımı
İletiTarih: 18 Tem 2017, 13:03 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Haz 2011, 12:32
İleti: 2749
Konum: Salpazari Cepni

Belgeleriyle Kizilderili Soykirimi:

Çiçek Soykırımı (1520-1770)
Amerika kızılderililerin % 90–95 kadarı, Avrupadan getirilen hastalıklar sonucu hayatını kaybetmiştir. Avrupalıların kasıtlı iletimi ile bütün yerliler çiçek hastalığından etkilenmiştir.Teksas'taki Kızılderili Soykırım Müzesi’nde korunan bir belgeye göre, çiçek hastalığı ile enfekte olmuş battaniyeler Teksas askerleri tarafından yerli halka verilmiştir
Detaylı Bilgi: https://www.alternet.org/story/19979/re ... m_campaign

Guatemala Kızılderilileri Soykırımı (1960-1996)
İspanya, Arjantin, ABD, İsrail tarafından Guantemala'daki yerli kızılderililere uygulanmıştır. Kayıtlara geçen kayıp: 500.000 kişi.
Detaylı Bilgi: https://www.hrw.org/legacy/backgrounder ... m_campaign


Yuki Soykırımı (1851-1864)
USA tarafından Kaliforniya'daki Kaliforniya Kızılderililer'e (Yukiler) uygulanmıştır. Kayıtlara geçen kayıp: 50.000 kişi. Günümüzde
ise toplam 85 Yuri yaşamaktadır. Konuştukları Yurice Dili ise tamamen yok olmuştur.

Tayno Soykırımı (1504-1505)
İspanyollar tarafından Karayip Adaları'ndaki Tayno Kızılderilileri'ne uygulanmıştır. Kayıtlara geçen kayıp: 300.000 kişi. Günümüzde
yaşamamaktadırlar.
Detaylı Bilgi: http://www.thecrimson.com/article/1996/ ... m_campaign

Kalinago Soykırımı (1626)
Britanya ve Fransa tarafından Küçük Antiller'deki yerli halk olan Kalinago Kızılderilileri'ne uygulanmıştır. Kayıp miktarı bilinmemektedir.
Günüzmüzde yaşamamaktadırlar.

Pequot Soykırımı (1637-1638)
Britanya tarafından Algonkin Kızılderileri'ne uygulanmıştır. Kayıp sayısı bilinmemektedir. Günümüzde yaşamamaktadırlar.
Detaylı Bilgi: http://eada.lib.umd.edu/text-entries/of ... m_campaign

Beothuk Soykırımı (1637-1638)
Avrupalılar tarafından Beathuk Kızılderilileri'ne uygulanmıştır. Kayıp sayısı bilinmemektedir. Günümüzde yaşamamaktadırlar.

Yaki Soykırımı (1908)
Meksika ordusu tarafından Yaki Kızılderililerine karşı girişilen katliamda yüzlercesi öldürülmüş ya da yaralanmış ve 1000 kişi de esir alınmıştır.Tahmini 30.000 kişilik nüfusu sahip olan Yakilerin 8.000 ile 15.000 kadarı 1902 ile 1908 yılları arasında sürgün edilmiştir.
Detaylı Bilgi: http://www.houstonculture.org/mexico/so ... m_campaign

Yana Soykırımı (1847-1850)
Avrupalılar tarafından 1850’lerde uygulanmıştır. Yanaların 1847 öncesi nüfusun 3.000 kişi olduğu bilinmektedir. Günümüzde yaşamamaktadırlar.

Modok Soykırımı (1851-1873)
Avrupalılar tarafından 1850’lerde uygulanmıştır. Günümüzde yaşayan Modok Kızılderilisi kalmadığı tahmin edilmektedir.

Viyot Soykırımı (1860)
Beyaz yerleşimciler tarafından Tuluwat adasında eşzamanlı üç saldırının birinde çoğu kadın ve çocuk yaklaşık 188 Kızılderili öldürülmüştür. Günümüzde çok az sayıda kaldığı tahmin edilmektedir.
Detaylı Bilgi: https://www.northcoastjournal.com/humbo ... m_campaign


Tolova Soykırımı (1850-1860)
Oregon'da yaşayan Tolova Kızılderililerine karşı yerel beyaz milisler, gönüllüler ve yerleşimciler tarafından 1850-1860 yıllarında yapılmıştır. Bu süreçte öldürülenlerin sayısı en az 250 en fazla 1.055 kişi olarak tahmin edilmektedir.
Detaylı Bilgi: http://www.triplicate.com/csp/mediapool ... m_campaign

Sand Creek Soykırımı (1864)
Sand Creek'teki reis Black Kettle'ın kampına yerliler uykudayken saldırır ve çok sayıda silahsız Kızılderili adam, kadın ve çocuk öldürülürmüştür. Günümüzde 20.000 kişi yaşamını sürdürmektedir.
Detayli Bilgi: http://historynewsnetwork.org/article/7302?utm_campaign

Vayana Soykırımı (1980)
Fransız Guyanası'nda yaşayan Vayana Kızılderililerine karşı girişilen ve sorumlusu Fransız hükümeti olan soykırım. Günümüzde amozon ormanlarında yaşayan 400 kişi olduğu düşünülmektedir.


Ekvador Soykırımı (1900)
Ekvador Kızılderilileri çevre kirliliğine maruz bırakılmıştır. Halkın Büyük çoğunluğu hastalıklar yüzünden ölmüştür. 1993 yılında aralarında Cofan, Siona, Huaorani ve Quichua gibi Kızılderili halklarının da olduğu 30.000 Ekvadorlu Lago Agrio petrol sahasında petrol çıkaran ABD petrol şirketi Texacoile enerji şirketi Chevron Corporation aleyhine dava açmıştır.
Detaylı Bilgi: http://chevrontoxico.com/news-and-multi ... m_campaign


Peru Soykırımı (1990)
En çok Kızılderili nüfusu (% 45) barındıran ülkedir. Amazon bölgesinde 16 dil ailesinde 65 ten fazla etnik grup bulunur. Japon kökenli Peru devlet başkanı Alberto Fujimori döneminde (1996-2000) Keçuva ve Aymara kadınlarının aile planlaması kapsamında 1996 yılındaki zorla kısırlaştırılma (compulsory sterilization, forced sterilization, enforced sterilization) kampanyası soykırım olarak görülmektedir. En az 200.000 Kızılderili kadını kısırlaştırılmıştır.
Detaylı Bilgi: http://www.runasimi.de/nakaq.htm?utm_campaign


Aché Soykırımı (1960-1970)
Paraguay'ın doğusunda Aché Kızılderililerine karşı yapılan soykırım. Beyazlar sistematik biçimde Aché köylerine baskınlar düzenlemiş erkekleri öldürülüp, kadın ve çocukları kaçırılmıştır. 1970 lere kadar bölgede Aché çocukları açıkça satılmıştır. Kuzey Aché kabilesine yapılanlar kimilerince pacification olarak nitelendirilirrken, Alman antropolog Mark Münzel'e göre açıkça soykırımdır. Paraguay askeri yetkilileri tarafından zorla kapatıldıkları rezervasyonda kasıtlı olarak öldürülmüş, çocuklar ise satılıp uzaklara götürülmüştür. Günümüzde 1.420 kişi yaşamaktadır.


Charrúa Soykırımı (1831)
19 yüzyılda uygulanan kasıtlı bir soykırım sonucunda, Uruguay'ın ana yerli halkı olan Charrúa Kızılderililerinin tamamı yok olmuştur. Bernabé Rivera tarafından toplantıya davet edilen Kıızlderililer pusuya düşürülmüş, erkekleri öldürülüp kadın ve çocukları esir alınmıştır. Katliamdan yalnızca birkaçı kurtulmuştur. Bu katliamdan dört ay sonra Rivera liderliğinde Mataojo'da başka bir katliam daha yapılmıştır. Günümüzde yaşayan kişi kalmamıştır.
Detaylı Bilgi: http://viajes.elpais.com.uy/2015/11/06/ ... m_campaign


Arjantin Soykırımı (1900)
19. yüzyılın sonunda, ağırlıklı olarak Gran Chaco, Pampa ve Patagonya yörelerindeki Kızılderililerin özerkliğini kırmak için soykırım, nefret ve şiddet ana yoldu. Bu yörelerde yeni sömürgecilik modernitesi sonrası yerlilere karşı katliam başlamış, binlercesi imha edilmiştir. Günümüzde 600.000 (melezler dahil) kişi yaşadığı tahmin edilmektedir.
Detaylı Bilgi: https://chancharrua.wordpress.com/2012/ ... m_campaign


Chaco Soykırımı (1924)
Kuzeydoğu Arjantin'deki Chaco eyaletinde kadın ve çocuk dahil 400 kadar Toba Kızılderilisi 130 kadar Arjantin polisi, sığırtmaç ve Beyaz yerleşimci tarafından machete adı verilen palalarla katledilmiştir.
Detaylı Bilgi: https://www.independent.co.uk/news/worl ... m_campaign


Selknam Soykırımı (1900)
Şili'nin güney ucunda Patagonya bölgesinde yaşayan Selknam Kızılderililerine karşı girişilen soykırım. Arjantin ve Şili hükûmetleri 19. yüzyılda Ateş Toprakları'nı bölüşmeye başlamıştır. Koyun yetiştiriciliğinin bölgede başlatılmasından sonra Avrupalı, Arjantinli ve Şilili yerleşimciler ile yerliler arasında çatışmalar başlamıştır. Büyük koyun yetiştirici şirketleri tarafından finanse edilen insan avı vaşlatılmış ve ölü getirilen her Selknam adamı için ödül avcılarına dönemin değerleriyle 1 İngiliz sterlini verilmiştir. Öldürdüğünün kanıtı olarak bu Kızılderililerin kafası, elleri ya da kulakları getirilmiştir. Günümüzde yaşayan kişi bulunmamaktadır.
Detaylı Bilgi: https://intercontinentalcry.org/genocid ... m_campaign


Brezilya Kızılderili Soykırımı (1957-1968)
Brezilya'da 1500 yılında 1000 değişik kabile bulunurken, bugün bu sayı 215 tir ve 1500 yılındaki Brezilya Kızılderililerinin nüfusu 5 milyon iken bugün yalnızca 350.000 kişidir. Brezilya Kızılderili Soykırımı 1950 lerin sonlarında, Brezilya Kızılderilileri şiddet kullanılarak pasifize ve entegre edilmeye çalışılmştır. Bunların gerçek boyutu Figueiredo'nun raporunun 1967 yılında tamamlanmasıyla ortaya çıkmıştır. 5.000 sayfalık bu raporda, katliam, işkence ve bakteriyolojik savaş gibi ağır suçlar, kölelik ve cinsel istismar yer almıştır ve dünya çapında protestolara sebep olmuştur.
Detaylı Bilgi: http://www.ipahp.org/index.php?en_acts- ... m_campaign


Yanomami Soykırımı (1974-1993)
Venezuela sınırında Yanomami Kızılderililerine karşı girişilen soykırımdır. Brezilya'da 1993 yılında yasa dışı maden arayan Beyazlar tarafından Yanomamilere karşı girişilen Haximu Katliamı sırasında 73 Kızılderili öldürülmüştür. Brezilya Yüksek Federal Mahkemesi (STF) tarafından Haximu Katliamı soykırım gibi olduğu belirtilmiştir.
Detaylı Bilgi: http://www.survivalinternational.org/ne ... m_campaign



Akuntsu Soykırımı (1980)
Brezilya'nın Rondônia eyaletinde Akuntsu Kızılderililerine karşı girişilen soykırım. İlk kez 1995 yılında Fundação Nacional do Índio (Funai) tarafından resmi olarak temas kurulan Akuntsuların 1980 lerde sığır çiftçisi Beyazlarca katliama uğradığı anlaşılmıştır. 1985 yılında katliam mahallinin buldozerlerle örtüldüğü Funai tarafından tespit edilmiştir. Günümüzde yaşayan kişi bulunmamaktadır.
Detaylı Bilgi: https://www.independent.co.uk/voices/co ... m_campaign


Botokudo Soykırımı (1953)
Doğu Brezilya'da yaşayan Botokudo (Krenak) Kızılderililerine karşı yapılan soykırım. Krenakların 2010 yılındaki nüfusu yalnızca 350 kişidir.
Detaylı Bilgi: https://pib.socioambiental.org/en/povo/ ... m_campaign

Capacete Soykırımı (1988)
Brezilya'nın Amazon bölgesinde yaşayan Tikuna Kızılderililerine karşı 28 Mart 1988 tarihinde Oscar Almeida Castelo Branco liderliğindeki beyazlar tarafından yapılan katliam. Adını Boca do Capacete'den alır. Uluslararası yankı bulmuştur. Başlangıçta "adam öldürme" olarak tanımlanan soykırım, 1994 yılında Brezilya mahkemeleri tarafından "soykırım" olarak kabul edilmiştir. Suçlu 13 adam 2001 yılında soykırım suçundan mahkûm edilmiştir. Fakat, Kasım 2004 tarihinde Brezilya federal temyiz mahkemesinde suçluların lideri soykırım suçundan beraat etmiş, diğerleri ise 15-25 yıl olan cezaları da 12 yıla indirilmiştir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bir Medeniyetin yok edilmesi : Kızılderili Soykırımı
İletiTarih: 18 Tem 2017, 13:38 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Haz 2011, 12:32
İleti: 2749
Konum: Salpazari Cepni
ABD TAM 70 MİLYON KIZILDERİLİYİ KATLETTİ

70 milyon insanı gözü kırpmadan, 65 milyon bizonuda sırf kızılderililer yiyor, yemesin aç kalsın diye ÖLDÜREN Bir inanç sistemi Tüm Dünyaya kendini demokrasi havarisi diye tanıtırken, kendisine karşı olan Her İNANCI da terörist olarak yaftalıyor....

KATLEDİLEN KIZILDERİLİLER GÖMÜLÜYORLAR
Tarih boyunca kendisine ait olmayan coğrafyalar üzerinde sayısız savaş ve çatışmanın mimarı olan ABD, kendi kanlı tarihini ve soykırımlarını unutmuş gibi görünüyor. Ama tarih unutmuyor. Bu kanlı tarihin sayfalarını açtığımızda, karşımıza ilk olarak Kızılderili katliamı çıkıyor. Kristof Kolomb’un 1492 tarihindeki keşfinden hemen sonra başlayan Kızılderili katliamı, yerli halkın tabi tutulduğu soykırımın adıdır. O tarihten 1886 yılına kadar süren katliamda, 70 milyon Kızılderili ortadan kaldırıldı.

İlk biyolojik silah
ABD’nin resmi devlet politikası olan Kızılderili soykırımı, Nazi Almanyası’nda Yahudilere karşı uygulanan soykırımdan çok daha büyük bir soykırımdı. ABD’nin resmi makamları Kızılderili kellesi başına 5 dolar ödemişti. Devlete ait binaların bodrumları, Kızılderili kafataslarıyla dolmuş taşmıştı. İlk biyolojik silah, Kızılderililer üzerinde uygulanmıştı. Sürgüne gönderilen Kızılderililere yardım olarak dağıtılan battaniyelere çiçek mikrobu bulaştırılarak çok sayıda insanın öldürülmesi sağlanmıştı. Kızılderililerin açlıktan ölmesi için başlıca yiyecekleri olan bizonların toptan ölmesi de, soykırım yöntemlerinden biri olmuştu. Ancak ABD’liler, soykırım için son derece ilginç bir savunma yapıyor: “Sonuna kadar öldürmedikçe soykırım sayılmaz!”

Sığır gibi vurdular
’Yaralı Diz Katliamı’, Lakota Siuları ile Amerikan askerleri arasındaki son büyük çatışma olarak tarihe geçmişti. 29 Kasım 1890’da Birleşik Devletlerin beş yüz kişilik 7. Süvari alayı Minneconjou Lakota yerlilerinin kamp yerlerini çevirmiş ve çıkan çatışmada, Kızılderili şefi Koca Ayak’ın da aralarında bulunduğu 62’si kadın ve çocuk toplam 153 Siu öldürülmüştü. 1890’da Wounded Knee’deki Siu katliamı Kızılderili özgürlüğünün sembolik olarak sonu oldu.

Katliamı yaşayanlardan biri olan Gelincik Louise’nin şu sözleri vahşeti anlatmak için yeterli: “Kaçmaya çalıştık. Ama yaban sığırı gibi bir bir vurdular bizi. “

SİU KABİLE ŞEFİ KOCA AYAK

ABD askerleri katletikleri Kızılderelileri açtıkları bir çukura topluca gömdü.

Organlarını kopardılar
Bartolome de Las Casas’ın yazdığı ‘Kızılderili Katliamı’ adlı eser, zulmü şöyle anlatıyor: “Sırf eğlence olsun diye, kadın erkek demeden yerli halkın ellerini, burunlarını ve kulaklarını kesip kopardıklarını ve bunun bölgenin değişik yerlerinde defalarca tekrarlandığını kendi gözlerimle gördüm. Memeden kesilmemiş bebekleri annelerinin göğsünden alarak onları en uzağa fırlatma konusunda birbirleriyle yarıştılar...”

Silahları ilk kez gördüler
Amerika kıtasını keşfeden Kristof Kolomb’un seyir günlüğüne göre Kızılderililer, ”Keskin silahları ilk kez gören, kötülüğü tanımayan ve hiç silahı olmayan“ bir ulustu. O tarihlerde dünya nüfusunun 5’te biri Kızılderiliydi. Ancak bugün, soykırımlarla yok denecek seviyeye geldi.

Vahşi hayvanların imha edilmesi gerekiyor
ABD... Kızılderililerin ve kovboyların ülkesi. Amerikan filmlerinde hep “kötü” Kızılderililere karşı savaşan “kahraman” kovboyların ülkesi. Avrupa’dan gelen “beyaz adam” Amerika’da boy gösterdiğinde, bugünkü ABD’nin bulunduğu topraklar üzerinde Kızılderililer kabileler ve aşiretler halinde yaşamlarını sürdürüyordu. Bu sömürgeciler, onların vatanlarını işgal etti, topraklarından sürdü. Beyaz adam Amerika’yı binlerce yıldır üzerinde yaşayan yerli halkın elinden zorla almıştı. Kızılderili soykırımıyla bugünkü Amerika’nın da temelleri atıldı. Kıtanın asıl sahibi olan yerliler, kıtayı atalarından devralmış, fakat bu toprakları çocuklarına miras bırakamamıştı.

Yerlileri kurtlara benzetmişti
Kızılderililere tahammül edemeyen bu zorbalar; onları “halk” olarak bile görmüyordu. ABD’nin kurucusu ve ilk Başkanı George Washington’un sözleri de tezi doğruluyordu. Washington, yerlileri vahşi kurtlara benzeterek, “Bu vahşi hayvanların (Kızılderilileri kastediyor) tamamen imha edilmesi gerekiyor” diyordu. Sonuçta da öyle oluyordu. ABD’nin bir başka Başkanı Theodore Roosevelt de Washington’dan geri kalmıyordu: “Ben en iyi yerli (Kızılderili) ölü yerlidir demek istemiyorum ama 10’da 9’u öyledir” diye konuşuyordu.

Son savaşçı Geronimo işkence ile öldürüldü
En ünlü Kızılderili şefi Geronimo, halkının daha fazla zarar görmemesi için kendini feda etti
Kendi öz dilinde ’Gokhlayeh’ olarak bilinen ünlü Kızılderili lideri Geronimo, günümüzde Yeni Meksika olarak adlandırılan bölgede 1829 yılında doğmuştu. Şef Mahko’nun torunu olan Geronimo, Apacheler arasında en çok saygı duyulan kesim olan Chiricahua ve aynı zamanda şefi olan Juh isimli kayınbiraderiyle de bağlantılıydı. Geronomi, bu şefin sözcüsü sıfatıyla ABD yönetimiyle ilişki kurmuştu. Apacheler arasında ise son savaşçıydı. Beyazlara karşı mücadele veren bir kahraman olarak tanınmıştı. O sıralar Amerikalı yerleşimcilerin yanı sıra İspanyollar da bölgeye akın etmeye başlamıştı. Geronimo’nun hayatındaki en kötü anı da bu dönemde gerçekleşti.

APACHE KABİLESİ ŞEFİ GERENİMO

En ünlü Apache şefi
1858 yılında bir gün eve döndüğünde, eşi, annesi ve 3 çocuğunu İspanyollar tarafından öldürülmüş olarak buldu. Bu olaydan sonra Geronimo, beyaz olan herkese karşı nefret duymuş ve elinden geldiği kadar beyaz öldürmeye çalışmıştı. Onun bu intikam ateşi Apacheler arasında bir üne sahip olmasını sağlamıştı. Arizona ve New Mexico’da yaşayan beyaz yerleşimcilere suratındaki agresif ifadesi ve vücudundaki Apache kanından dolayı hep korku saçacaktı. Geronimo, aslında bir şef değildi; bir şamandı. Apache şeflerinin hepsi, onun görüşlerine saygı duyuyordu. 1870’de yakalanıp San Carlos’a götürüldü. Defalarca kaçmasına rağmen yakalandı. Ancak özgür ruhlu Geronimo, tutsak yaşayamazdı. Yine kaçmayı başardı. 1885’teki bu kaçışından 1894’yılına kadar Geronimo bulunamadı. Bir keresinde 24 adamı ile 5 bin Amerikan süvarisinden kaçan Geronimo Dumanlı Dağlar’a sığınmıştı. Dağları didik didik arayan süvariler ilginçtir ki Geronimo’nun izine bile rastlayamamıştı. Hırsını alamayan askerler, köylere saldırıp kadın ve çocukları öldürmeye başlamışlardı. Bunu duyan Geronimo sonunda dayanamadı ve halkına zarar gelmemesi için teslim oldu. 1909 yılında bir savaş mahkumu olarak Oklahoma’da işkence edilerek öldürüldü. Geronimo’nun sembolik mezarı Fort Sill-Oklahoma bölgesindedir. Apachelere göre Geronimo kutsal topraklar olan Dumanlı Dağlar’dadır.

Alinti: http://www.bilimvetarih.com/node/71


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bir Medeniyetin yok edilmesi : Kızılderili Soykırımı
İletiTarih: 18 Tem 2017, 13:39 
Banlanmış Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 16 Oca 2017, 20:06
İleti: 294
ewreew yazdı:
İşte ''her Türk asker doğar'' çünkü istilacıdır da ondan




Eskiden petrol mü vardı? Eskiden günümüzdeki astron0mik maddi rakamsal değerler mi vardı da, Türkler maddi çıkarları için istila ettiler demektesiniz. Afrikaya,afganistana, ortadoğuya, oraya - buraya çöken diğer ırklar istilacıdır. Türkler istilacı değil eşitlikçi ve paylaşımcıdır.

İddia ettiğin gibi olsa bu gün yunan diye bir ırk olmazdı. Veya sayıları Kızılderililer gibi nesli tükenmeye yüz tutuardı.

Sağlaması çok bariz ve aleni. Amerika kıtasına ayak basan İspanyol-İngiliz-İtalyan-Fransız v.s. den başka kaç tane Kızılderili kalmıştır şu an hayatta? Bir de Türklerin yönetimini cenk ile elde ettiği cağrafyalarda hangi ırk soykırıma uğramıştır?

El insaf. Yeni Cumhuriyeti Türklerin yönetmediği sanırım aşikar. Maliye bakanı İngiltere kraliçesine yeminli bir Kürt. Serbes ekonomiye ısınma turları attıran eski Özel boşbakanı desen o da Kürt. İsmet İnönü desen oda acem mi? Kürt mü belli değil. Ve Atatürk ün o müthiş sözü yüzünden bugün mahkemelerde Türk Milleti adına adil olmayan kararlar ile zulm edilmekte. Türk adı karalanmaktadır.

Bunları Türk ırkı yapmıyor. Ne mutlu Türküm diyerek Türk olup, yönetim hakkı kazandığı bir ülkede yapılanların faturası Türke çıkması; 'olmasaydı olmazdılar' sözüne çok güzel ışık tutar niteliktedir.

Nerede görülmüş kardeşim böyle bir saçma mantık. Nüfusun azınlığının Türk olduğu bir ülkenin isminin Türklerin ülkesi olduğu?

Ya demokrasi getirmeyecektiniz. Getirdiyseniz de önlemini(20 çocuk yapan diğer ırklara siz seçme ve seçilme hakkı verdiğiniz ülkenin adının 100 sene Türkiye kalması bile mucizedir.) alacaktınız ki, ATATÜRK ün siyasi devlet adamlığı övgüye layık değil. Aksine sabah akşam eleştiriye maruz bırakılacak bir husustur. Osman Pamukoğlu Paşamız Çanakkalede yoktunuz. Orda yoktunuz, bur da yoktunuz. Demekte ve belgelemektedir. Dolayısı ile Türkiye de Türklerin asimilesi söz konusudur. Asker yönü başka mesele, devlet kurdum oldu bitti ayrı meseledir. Eğitimli olması, dil bilmesi, diploması olması apayrı meseledir. Elinizde yeterli nitelikte eleman ve malzeme yoksa inşaat yapmaya kalkışmanızın sonucudur. Aynı zamanda şu son 50-60-70-80 senelik tablo! Abdülhamid in bir bildiği varmış demek ki! Yoksa savaşmayıda, devlet yıkıp, devlet kurmayı da, o Mustafa Kemal Paşa dan bilgi-beceri-donanım olarak iyi biliyor olsa gerek!.

Son olarak şu an Türkiye deki özü Türk iddiasındaki kurumsallaşmış, siyasileşmişlerin ekserisi haindir.
Hain olmasalar Türk Milleti adına adaletle hükmetmeyen her yargıcı-mahkemeyi ermeni meselesinden daha önemli mesele haline getirir. Canla başla bu hainlikle mücadele ederdi. Bir Ermeni ağzı ile hakaret etse ne olur? Etmese ne olur? Diğer tarafdan adam Türk adına hükmederek, bugün Türk ün dünyaya adaletsiz olduğunu ilan etmektedir.
Analamak için beyin ve mantık sahibi olmak ve hain olmamak gerekir. Bilmem anlatabildim mi?

Türk töresinde beceriksiz ve adaletsiz yöneticiler infaz edilir. Bu iş ciddi iştir. Bireyler hata yapar. Bunun hoşgörü sınırı olur. Yöneticlerin böyle bir hata lüksü yoktur.

_________________
"Ken ore, ya mo suki"


En son Taçi tarafından, 18 Tem 2017, 13:54 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 değişiklik yapıldı.

Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bir Medeniyetin yok edilmesi : Kızılderili Soykırımı
İletiTarih: 18 Tem 2017, 13:51 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Haz 2011, 12:32
İleti: 2749
Konum: Salpazari Cepni
İspanyollar, Azteklere ait geçmişlerini anlatan bütün belgeleri yakmışlardır

Kolomb Amerika'ya ulaştığında asıl hedefi Hindistan'a gitmek di. Bu nedenle karaya çıktıklarında karşılaştıklarıyerlilere Indians yani Hintli adını taktılar. Ama aslında ulaşıkları yer ne Hindistan'di ne de bu yerliler Hintliydi.
Hernan Cortez, İspanyol Krallığı adına Amerika' ya yani bugünkü Meksika'ya ulaşmış ve altını keşfetmiştir. İlk etapta yanında getirdiği ve Kızılderililerin hiç bilmediği silahlarla, milyonlarcasını kolayca öldürmüş ve altın uğruna bir ırkı neredeyse yok etmiştir. Önce beyaz adam Hernan Cortez eliyle yaptığı soykırımına değinirsek Cortez ve adamları, Aztek İmparatoru olan Montezuma' yı rehin alırlar ve fidye karşılığında serbest kalacağını söylerler, Montezuma serbest bırakmak için ise Aztek halkı tapınaklarında bulunan tüm altın ve değerli mücevherlerini Cortez getirirler. Aslında paha biçilmez sanat eserleri olmakla birlikte Cortez ve adamları için sadece önemli olan saf altın olmalarıdır. Cortez aldıklarını rahat taşımak için altından ve değerli madenlerden yapılan sanat eserlerini eritir ve gemilerde ana karaya Yollar. dahası İspanyollar Aztek' lerin tarihi geçmişini anlatan pek çok kağıtları, küflendi gerekçesiyle fırınlarda yakar, bu da bir nevi Mao' nun kültür devrimini hatırlatmaktadır. İspanyollar, Azteklere ait geçmişlerini anlatan bütün belgeleri yakmışlardır.
Sonunda orta ve Güney Amerika yerlileri İspanyol ve Portekizlilere teslim olmuştur. Kuzey Amerika'da ise durum daha değişik ve vahim bir hal almıştır. 1600 Yılından itibaren bölgeye Hollandalı, İngiliz ve Fransız göçmenler, Kuzey Amerika topraklarına yerleşmeye başlayınca Kızılderililer bundan oldukça rahatsız olmuştur. Beyaz adamların genlerinde bulunan sömürme ve baskı altına alma politikalarıyla, Kuzey Amerika' nın gerçek sahipleri olan Kızılderilileri karşı ilk etapta yıldırma politikasını girmişlardir. Kızılderililere karşı oldukça tavizsiz davranan İngiliz ve Fransız göçmenler, onların topraklarını zorla elinden almaya ve onları köleleştirmeye çalışmışlardır. İlk etapta Kızılderililere adam başı 51 dönüm Toprak verip, çiftlik kurmalarını söylemişler. Ancak daha sonradan özellikle Hollandalıların teşvikiyle bu durum tam tersine dönerek, her Kızılderili kellesi getirene öldül verme şekline dönüşmüştür.
Kızılderililer, tabiatı gereği Özgür Ruh ve doğayla tabiatla iç içe olmuş bir medeniyetten gelmişlerdir. Ancak Beyaz Adam onların bu düzenini bozmuş ve onlara inanılmaz zulümler uygulanmıştır. Toplu kıyımlar, savaşlar ve acımasızlıklarla Kızılderililerin topraklarını ellerinden almış ve onlara efendilik yapmayan soyunmuşlardır. Özellikle kuzeyde bulunan Kızılderililer ise içlerinde bulunan özgür ruhlarından dolayı karşı koymuş, bu nedenle çok çetin çarpışmalar yaşanmıştır. Kızılderililer ve beyaz adamlar arasında Yaklaşık 40 adet büyük savaşın yaşandığı tahmin edilmektedir. Kızılderililerin yaşam felsefesi haline getirdikleri Özgür ruh inancı ile Türklerle, Kızılderililerin aynı soydan geldiklerine dair tarihsel veriler bunu bir nevi desteklemektedir.
Kızılderili Katliamları
Sonuç olarak Kızılderililer beyaz adamların zulmüne fazlasıyla uğramış acılar çekmiş ve bugün sayıları oldukça düşmüş bir nesildir. Bugün hala Kızılderililere yapılan vahşet dile getirilmese dahi, tarihe bakıldığında Zencilere ve Kızılderililere yapılan İnsanlık dışı muameleler ortadadır.
Amerika'da özellikle 1800' lü yıllarda Manifest Destiny şeklinde uygulanan politikada, Kızılderililere karşı doğuya genişleme ve Kaliforniya' da altına hücum şeklinde özetlenecek olaylar neticesinde, Kızılderili kadınları cariye erkekleri ise köle şeklinde kullanılmıştır. Amerikalıların temasından önce yani beyaz adamın Kızılderililer ile temasından önce sayıları 12 milyon olarak ifade edilen Kızılderili nüfusu, bugün Amerika'da 250 bin civarındadır.
Bugünkü Amerika Birleşik Devletleri topraklarında, Kızılderili katliamından ziyade bizon katliamı da yapılmış, belki milyonlarca bizon avlanarak neredeyse Amerikan Bizonlarının soyunun tükenmesine neden olacak seviyeye getirmişlerdir. Bizonlar Kızılderililerin en önemli geçim kaynaklarından biri olduğu için bu olay Kızılderililere büyük bir darbe vurmuştur.
Pek çok Kızılderili kabilesi, Amerikalı yerleşimciler tarafından soykırıma tabi tutulmuş ve zorla çalıştırılarak ya da katledilerek öldürülmüştür. (Yana, Yuki kabileleri gibi)
Yaşanan bu katliamlar sonrasında Kızılderililer dünyanın en büyük zulümlerine maruz bırakılmış, topraklarından edilmiş, sahip oldukları her şey ellerinden alınarak köleleştirilmeye çalışılmış ve öldürülmüşlerdir. Amerikalılar bugün geçmişte atalarının yaptıklarını, bugün taşıdıkları filmlerine konu ederek Kızılderililerin Barbar vahşi ve Kafatası Avcısı şeklinde gözetlemekte, kendilerini haklı çıkarmaya çalışmaktadırlar.
Amerika' nın kuzeyinde bulunan, Alaska Kızılderililerin den başlayıp Kuzey Amerika Kızılderilileri Mohikanlar, Orta Amerika' da Aztek, Güney Amerika'da İnkalar Paraguay Kızılderilileri ve Ateş topraklarında yaşayan Kızılderililer dahil olmak üzere bütün Kızılderili nüfusu Beyaz Adam tarafından sistematik şekilde soykırıma uğramış ellerinden ne varsa alınmış yağmalanmış kısırlaştırılmış ve zevk için öldürülmüştür. 1500' lü yıllarda Amerikadan İspanyol Kralına giden mektuplarda, Kızılderililerin zevk için nasıl öldürüldüğünü, değişik zevkli öldürme taktiklerinin halk üzerinde nasıl uygulandığına dair detaylı anlatımlar arşivlerde mevcuttur.
İnsanlık suçu adına işlenen ne varsa hepsi Kızılderililerin üzerlerinde denenmiş ve uygulanmıştır. Buna rağmen milyonlarca yapılan soykırım ve onca belgeye rağmen, bugün hala Kızılderililerin yaşadığı büyük vahşet görmezden gelinmektedir. Dönemin sözü olan " en iyi Kızılderili ölü Kızılderili " atasözü beyaz adamın diline yerleşmiş bir atasözüdür.
"Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak." Aslında her şeyi anlatan bu Kızılderili atasözü.

Link: http://www.tarihkomplo.com/2016/07/beya ... rm_48.html


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bir Medeniyetin yok edilmesi : Kızılderili Soykırımı
İletiTarih: 18 Tem 2017, 20:35 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Haz 2011, 12:32
İleti: 2749
Konum: Salpazari Cepni
Resim

Nasa, 1966 yılı civarında aya gidecek Apollo astronotlarını eğitmek için kızılderili rezervasyonu sınırlarında bulunan ve ortamı Ay yüzeyine çok benzeyen Tuba City’ye götürmüş. Astronotlar çalışmaya başlamış. Acayip görünümlü kamyonların arasında sadece 2 uzay giysili Astronot görünüyormuş uzaktan. Yakınlarda da yaşlı bir Navajo çobanı ile oğlu koyun otlatıyormuş. E iki astronot dikkatlerini çekmiş izlemeye başlamışlar. Bu arada da bazı Nasa personeli onları fark etmiş ve yanlarına gelmiş. Çoban İngilizce bilmediği için oğlu aracılığıyla o iki acayip adamın ne olduğunu sormuş. Nasa personeli de;

– “O adamlar aya gidecek astronotlar, eğitim yapıyorlar” deyince çoban çok heyecanlanmış ve “astronotlarla aya bir mesaj yollaması mümkün mü?” diye sordurmuş oğluna. Nasa personeli bunun çok orijinal bir şey olacağını düşünüp bir koşu teyp getirmişler ve adamın mesajını Navajoca teybe kaydetmişler. Mesaj kaydı bitince Nasa personeli çocuktan babasının mesajını tercüme etmesini istemiş ama çocuk reddetmiş. Daha sonra Kızılderili rezervasyonunda birçok kişiye yanaşmışlar, her biri önce

– “”Cık cık cık”” demiş sonra da mesajı tercüme etmeyi reddetmiş. Ama en sonunda eline para sıkıştırılınca bir genç yaşlı adamın mesajını tercüme etmiş:

–“Bu heriflere dikkat edin, topraklarınızı çalmaya geldiler”




Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bir Medeniyetin yok edilmesi : Kızılderili Soykırımı
İletiTarih: 18 Tem 2017, 20:51 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Haz 2011, 12:32
İleti: 2749
Konum: Salpazari Cepni
Avrupali Istilacilarin Afrikadan Amerikaya Köle Tasimasi

BATININ ZENGİNLİĞİNİN ÖNEMLİ BİR KAYNAĞI: AFRİKA’DAN KAÇIRILAN KÖLELER

Nasıl Başladı?

1452’de Portekiz Kralı VI. Afonso’ya izin veren Papa savaşlarda yakalananların köle olarak satılabileceğine ve kullanılabileceğine dair resmi bir bildiri çıkartarak bu büyük zulme onay vermişti.

Nasıl Yayıldı?

Transatlantik Köle Ticareti Amerikan Kolonileri’nde ve daha sonra Amerika Eyaletleri’nde işgücü eksikliğinden ortaya çıkmıştır. Avrupa Kolonileri içinde iş- gücünden yararlanılan ilk köleler Amerikalı yerliler, yani Kızılderililerdi. Bu durum Afrika’dan yüklü miktarda ve uygun fiyata köleler getirilinceye kadar sürdü.

Yeni Dünya’da Kızılderilileri esir alan Avrupalı sömürgeciler esir ticaretine pek de yabancı değillerdi. Karayip Adaları’nda savaş ve salgın hastalık yüzünden yerli halkın telef olması neticesinde Kızılderili nüfusunun yerini bu dönemde Afrikalı yerliler aldı. Diğer bir örnekteyse, Güney Carolina ve Virginia’da Afrikalı köleleri daha ucuza elde edebilecek anlaşmaların altına imza atılarak Kızılderili esirlerin yerlerini Afrikalı esirler aldı.

Esir ticaret üçgeninin bir bacağı Avrupa’dan ticari malların Afrika’ya ihracatıydı. Bu ticaretin ikinci bacağını oluşturan Afrika hükümdarları ve tüccarları, 1440 yılından 1900 yılına kadar köle ticareti içinde aktif rol oynadılar. Her köle karşılığında Afrikalı hükümdarlar Avrupalılardan yüklü miktarda ticari mal temin ettiler. Yeni Dünya’da esirlerin işgücü ile üretilen pamuk, seker, tütün, pekmez ve rom gibi ticari malların Amerika’dan Avrupa’ya nakli ise üçgenin üçüncü ve son bacağını teşkil ediyordu.

Resim

Kölelerin Taşınması Nasıl Gerçekleştirildi?

Köle taşıyan gemilere, “Tumberio”, yani “ölü taşıyıcıları” adi takılmıştır. Bu gemilerden biri ile denizi asan bir İtalyan Fransiskeni söyle yazmıştır. “Erkekler güverte altına üst üste yığılmış, ayaklanıp gemideki tüm beyazlari öldürürler korkusuyla da zincirlerle bağlanmışlardı. Kadınlar için, ikinci güverte arası ayrılmıştı. Hamile olanlar arka kamarada toplanmıştı. Çocuklar birinci güverte arasında, balık istifi gibi sıkıştırılmıştı. Uyumak istediklerinde, birbirlerinin üstüne düşüyorlardı. Doğal gereksinmelerini gidermek için sintineler vardı, ama çoğu yerini kaybetmek korkusuyla bulunduğu yerde rahatlıyordu. Özellikle erkekler acımasızca üst üste yığılmış oldukları için, bulundukları yerde koku ve sıcak dayanılmazdı. Atlantik Okyanusu 35–40 gün arasında aşılmaktadır. Ölüm oranı, havasızlıktan boğulma ve salgın hastalıklar yüzünden çok yüksektir. Bu oran %50’ye ulaşabilir. Çogu zaman salgınlarla baş edebilmek için hastalar öldürülür. (Amerika Kıtasına) varışta sağ kalanlar, açık arttırmalar sırasında iyi para etmeleri için, yeniden özenli bir bakımdan geçirilirler. Doğal olarak fiyatlar boya, yaşa, güce, cinsiyete vs. göre değişir. Tehlikelere ve kayıplara karşın, kazançlı olan bu ticaret, kaçakçılığa ve korsanlığa yol açar. İngiliz gemileri, sık sık zenci taşıyan gemilere saldırıp, yüke el koyar ve köleleri Virginia ya da Antillerde satarlar.” * Türk ve Dünya Tarihi Ansiklopedisi; Cilt 4, s.1176 ( Gelişim Hachette, Istanbul–1985

Resim

Gine körfezinde bulunan bu tip çok sayıdaki krallıklardan birine misafir olan bir tüccarın izlenimleri söyledir:

“Kral Peel… iç bölgelerden yollanacak binlerce zenci arasında bana iyi bir “yük” hazırlamakla uğraştığını söylüyor… Birkaç gün sonra boyunlarından uzun sırıklarla bağlı birkaç dizi zencinin geldiğini görüyorum. İşte benim yük’üm! 300 yolcumu karşılamaya hazırlanıyorum. Kadınlar kıç tarafta, erkekler ise kıç direğinden teknenin başına kadar dizilmiş ve hepsi de zincire vurulmuş. Yiyecek olarak hint patatesi, pirinç ve bolca su. Tabanca ve hançerlerimiz kemerlerimizde, kimi zamanda ellerimizde, doktor muayenesinden geçiyorlar… Muayene bitince hepsi kızgın demirle işaretleniyor. Bunu yaparken daha zayıf yaradılışlı olan kadınların etlerini fazla dağlamamaya özen gösteriyoruz.” (Aynı eser 1319-1312)

Nasıl Sona Erdi?

Afrika Kıtası’nın Atlantik kıyısı ve Afrika’nın iç kısımlarındaki yerlilerin satılması ve istismarına dayanan Atlantik Köle Ticareti Portekizliler tarafından 15. yy’da başlayıp 19. yy’a kadar sürdü.

Köle ticareti gelişmeye başlayınca hükümdarlar, köle karsılığı Avrupalılardan mal alarak gelirlerini artırmıslar, fakat bu mallar hep tüketimle ilgili olduğundan üretim biçiminin değişmesinde etkili olamamıştır.

Kuzey ve Güney Amerika’daki plantasyonlardan gelen istem çesitli uluslardan esir tüccarlarının milyonlarca Afrikalı zenciyi köle olarak götürüp buralarda satmaları sonucunu doğurdu. Bu yeni ticaret, Afrika’da bir ölçüde ekonomik hareketlilik yarattı. Kıyıdaki beyaz esir tüccarına içerilerden hemcinslerini yakalayıp getiren Afrikalılar, bu kıtanın koşulları içinde orta sınıf sayılabilecek bir öğe olarak ortaya çıktılar.

Batı ve Orta Afrika’dan Yeni Dünya’ya taşınan kölelerin çoğunluğu Avrupa ile Afrika devletleri arasında yapılan anlaşmalar çerçevesinde elde edilmiş olsa da, diğer kısmı da yağmalama esnasında kaçırılarak ele geçirilmiştir.
Kara Kıta için korkunç bir darbe olan bu yeni ticaret, ailelerinden ve vatanlarından koparılan milyonlarca insanın dramı bir yana, en sağlam insanların köle olarak seçilip götürülmesiyle, Afrika’yı insan gücünden de yoksun kıldı.

Afrika’da Avrupalılar tarafından kölelerin satın alındığı ve nakledildiği sekiz belli başlı bölge vardı. Bunlardan bir tanesi de Orta Afrika’da Kongo Demokratik Cumhuriyeti, batıda Gabon ve Angola’ydı.

Portekiz’i takiben Atlantik Köle Ticareti’nden paylarını almış olan diğer ülkeler, İspanya, Fransa, İngiltere, İskoçya, Almanya, Danimarka ve Hollanda’dır. Zaman içinde denizcilikte güçlenen İngiltere köle ticaretinde lider konumuna gelmiştir. Bristol ve Liverpool İngiltere’nin köle ticaret gemilerinin yola çıktığı belli başlı limanlarıydı. 17.yy’da Liverpool’dan yola çıkan her dört gemiden biri köle ticaret gemisiydi.

Atlantik Köle Ticareti’ne karşı zaman içinde ahlaki, ekonomik ve politik mulahefet başladı. Atlantik Köle Ticareti ilk olarak Hawai Devrim’inde (1791-1804) resmen yasaklanmıştır. Köle ticaretinde hayli aktif rol alan Danimarka köle ticaretini kanuni olarak ilk yasaklayan ülkedir (1792). İngiltere ise köle ticaretini Hawai kararlarından üç sene sonra yasaklamıştır. 1808 yılında da Amerika İngiltere’yi takiben köle ticaretini kanunen yasaklamıştır.

Resim

Resim
Amerikan İç Savaşı: Kuzey ve Güney Eyaletleri arasında 1861-1865 yılları arasında yapılmıştır. Savaşın başlıca sebebi, Başkan Lincoln’un köleliği kaldırma vaadi olmuştur.


Kaç Köle Afrika’dan Kaçırıldı ve Etkisi Ne Oldu?

İngiliz Parlamentosu’nun raporlarına göre 1768’de Afrika’dan Amerika’ya İngilizler 60.000, Fransızlar 23.000, Hollandalılar 11.000, Portekizler 1.700 köle göndermiştir. Toplam olarak (bir yilda) 97.500 köle, 1787 yılında bu sayı (yılda) 100.000’e ulaşmıştır. Köle ticareti XVIII. yüzyıl boyunca sürekli artar.(Aynı eser syf. 1312

Bazı çağdaş tarihçilerin tahminlerine göre bu dönem içinde 12 milyon civarinda Afrikalı Yeni Dünya’ya taşındı. Bu insanlık tarihinin en büyük zoraki göçü olarak kabul edilmektedir. Diğer bir kaynağa göreyse bu rakam 25, hatta 40 milyona kadar çıkmaktadır.

Senegal başkanı Senghor’un Afrika sosyalizmi konusunda yapılan 1962 Dakar Kollokyumu’nda verdiği rakama göre ise, esir ticaretinin yapıldığı dönemde Amerika’ya 20 milyon esir varmıştır. Fakat 1 esir alırken avda veya gemi ambarında öldürülenler hesab edildiğinde korkunç bir rakam ortaya çıkmaktadır.


SONUÇ

Saint-Pierre’li Bernardin, Voyagea L’lle-de-France’da (ile-de-France’a Yolculuk), şu değerlendirmeyi yapıyordu: “Avrupalıların mutluluğu için şekerin ve kahvenin gerekli olup olmadığını bilmiyorum. Fakat bu iki ürünün dünyanın iki kıtasında mutsuzluğa yol açtıgını biliyorum. Amerika, ekin yetiştirecek topraklar elde etmek için boşaltıldı; şimdi de bu topraklarla uğrasacak insanları sağlamak için Afrika boşaltılıyor”. Maurice Lengelle: Kölelik, s.82 (Iletisim, Istanbul–1993)

Bu kadar çok sayıda köle ticaretinin gerçekleşmesi Afrika’nın sağlıklı nüfusunu kaybetmesine, Avrupa ve Asya’daki ülkelerde nüfus artarken Afrika’nın nüfusunun sabit kalmasına, yerel dili, kültürü ve dininin tahrip olmasına buna mukabil Amerika ve Avrupa’nın zenginleşmesine yol açtığı bir gerçektir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bir Medeniyetin yok edilmesi : Kızılderili Soykırımı
İletiTarih: 19 Tem 2017, 11:45 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Haz 2011, 12:32
İleti: 2749
Konum: Salpazari Cepni
Ayrica Bakiniz viewtopic.php?f=9&t=34488


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bir Medeniyetin yok edilmesi : Kızılderili Soykırımı
İletiTarih: 25 Tem 2017, 18:49 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Haz 2011, 12:32
İleti: 2749
Konum: Salpazari Cepni
Batil kelimesi Batidan gelmektedir. Anlami batidan gelen ve itibar edilmemesi gereken soz ve eylemlerdir, bu kelime aslinda kisacik anlami ile cok sey anlatmakta ve meydana gelmesi tesaduf degildir. Batililarin sozune itibar edilmemesi gerektigini tarihte binlerce kez kanitlayan olaylar vuku bulmustur.

Hasta ruhlu bir batil zihniyetin yazdiklarini buradan okuyabilirsiniz viewtopic.php?f=9&p=271516#p271516 . Yazdiklari onun adina utanc verici, insanlik namina ise kendinde hicbir sey olmadigini gostermekte. Kizilderili katliamini isleyen bu zihniyetin bu davranislari tesadufi degil iste bu dusuncelerin eseridir. Kendini ustun irk goren bu zavallilara gore iki teknolojik aletle tum insanligi katletmek hak gorulmektedir. Oysa insanoglunun bilinci tam ileri duzeye eristigi vakit, dogaya saygili bir yasama donecektir. Yani aslinda bu zavalli begenmedigi o ciplak insanlardan cok daha geride oldugunun ve onlarin yasadigi hayata yuzyillar sonra ancak erisebileceginin farkinda dahi degil.

Insan neden calisir? Insanin ihtiyaclari nelerdir? Ve bugun insan ne icin nasil yasiyor? Insanin suya, yemege ve sevgiye ihtiyaci var. Bir kizilderili bunlar icin aylarca calismak zorunda degilken suyu kirletilmis, yemegi hormonlu modern insan ne yediginin ne ictigi seyin seklini dahi bilmiyor. Insani iyilestirecek ilaclarda dogada fazlasiyla var ve bu yararli dogal ilaclar patentlenemedigi icin modern hayat yan etkili sagliga zararli ilaclari kullanmaya zorlamakta. Cocuklar tabaklarina donmus et kizartilip koyulunca fabrikadan oyle cikmis saniyor. Babalar gun boyu ekmegini kazanmak icin anlamsiz islerde calisirken kazandigi ailesine bakmayada yetmiyor. Insanlar buyuk sehirde topraktan metrelerce yuksekte kutu gibi evlerde yasarken bir yandan trafik diger yandan borc kredi gibi sikintilar icinde yuzuyor ve o metrelerce evleri hapisleri hayatlari zindan oluyor.

Universite bitiripte dogal hayta donen bircok okumus insan deliriyormu saniyorsunuz? Tonlarca kitap okuyan insanlar var keske kizilderili gibi hayatim olsun diyen ( Avrupa kesfetmeden oncesi). Insan sevgiyi dogaya Saygili yasamadan bulamaz.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bir Medeniyetin yok edilmesi : Kızılderili Soykırımı
İletiTarih: 20 Ağu 2017, 18:43 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Haz 2011, 12:32
İleti: 2749
Konum: Salpazari Cepni
"Bu insanlık suçu, Kristof Kolomb'un 1492 yılında Amerika'ya
ulaşmasından sonraki beş asır boyunca, beyaz Avrupalılar ve
Amerikalılar tarafından kıtanın yerlilerine karşı yapılan soykırım sürecidir."

15.YY’dan itibaren batılılar coğrafi keşiflerle yoğun bir istila ve sömürgeleştirme faaliyeti başlatmıştır. Afrika içlerine kadar yapılan kara parçaları ve bölgelerin istilasına paralel olarak Amerika, Avustralya, Yeni Zelanda ve okyanuslardaki irili ufaklı adalar, Güney ve Kuzey kutbu bibi denizaşırı bölgeler keşfedilmiş, işe yarar bölgelerde sömürge kolonileri ve yeni devletler kurulmuştur. Bu süreç içinde keşif ve istila edilen yerlerdeki yerli halk soykırımla yok edilmiş sağ kalanları da köleleştirilmiş, asimile edilmiştir. Batılı istilacılar ülkelerini istila edip, sağ bırakıp, dinini ve dilini değiştirerek asimile ettikleri toplumları buna rağmen aralarına almamış, onları alt sınıf toplum olarak tescil ederek sürekli aşağılamışlardır. Bu ayrımcılık günümüzde de devam etmektedir. Bu duruma İslami fetihlerde rastlanmaz. Müslümanlar fethettikleri yerlerdeki insanları ayrımcılığa tabi tutmazken vergi gibi belirli şartlar dahilinde özgür bırakmışlardır. Bazı durumlarda pozitif ayrımcılık dahi yapmışlar denilebilir.
1492 yılında Endülüs’te Müslümanlara ve Yahudilere karşı Engizisyon destekli soykırım ve asimilasyon sürdürülürken aynı tarihte Batılılarca Amerika kıtasına da ayak basıldığını görüyoruz. Günümüzdeki ABD topraklarına ilk ayak basan, İspanya krallığı himaye ve mali desteği ile Avrupalı Kristof Kolomb olarak kabul edilir. Amerika kıtasına yaptığı ikinci yolculuğunda 19 Kasım 1493 günü günümüzde ABD'nin bir parçası olan Porto Riko'ya ayak basmıştır. Kolomb, Doğu Hint Adaları'na sefere çıktığı için Avrupalılar tarafından bilinmeyen bir kıta keşfettiğini asla itiraf etmedi ve yerlilere Indios (İspanyolca: Hint) dedi. Bu yüzden batılılar Kızılderililere “İndian”(Hintli) derler. Kolomb'un öncelikli görev ve hedefi Hristiyanlığı yaymak olmuştur.
16. yüzyıl boyunca İspanya, Hollanda, İngiltere, Fransa, İsveç ve Portekizli kaşifler Amerika kıtası topraklarına girerek koloniler kurdular. Amerika Kıtası’nın 15. yüzyılın sonlarında Kristof Kolomb tarafından keşfedilmesinden önce bu topraklarda yüzyıllar boyunca sadece Kızılderililer yaşamaktaydı.
Keşiften sonra başta İspanya, Fransa ve Britanya olmak üzere aralarında Hollanda, İsveç ve Portekiz'in de dahil olduğu birçok Avrupa ülkesi buralarda sömürgeler oluşturdular. Bu sömürgeler arasında Britanya'ya ait On Üç Koloni de vardı. Günümüzdeki ABD 18. yüzyılda Britanya İmparatorluğu'na ait bu sömürgelerin bağımsızlıklarını kazanması sonucu oluşmuştur. Batısındaki topraklar Fransa'ya aitti. ABD'nin 3. başkanı Thomas Jefferson Fransa'nın başındaki Napolyon Bonapart yönetimine bu toprakları para karşılığı ABD'ye satma teklifini getirdi. 2.147.000 km2lik bu alan 1803 yılında 78 milyon Fransız Frank’ı (15 milyon ABD Doları) karşılığında ABD'ye satıldı. 1823 yılında başkan James Monroe ABD Kongresi'nde bir konuşma yaparak Avrupa ülkelerinin Amerika kıtasına müdahale etmelerini yasaklayan Monroe Doktrinini açıkladı. Meksika-Amerika Savaşı Mexico'nun 14 Eylül 1847'de düşmesiyle 2 Şubat 1848'de Guadalupe Hidalgo Antlaşması imzalandı. Antlaşmayla bugünkü New Mexico, Nevada, Arizona ve Kaliforniya eyaletlerini oluşturan topraklar 15 milyon ABD Doları karşılığında ABD'ye bırakıldı. ABD'nin sınırları, Atlantik’ten Pasifik Okyanusu'na kadar uzandı.1867 yılında Alaska Rusya İmparatorluğundan 7,2 milyon ABD Doları karşılığı satın alındı. 1898 yılında Hawaii işgal edilerek ABD topraklarına katıldı. Böylece ABD aşağı yukarı günümüzdeki sınırlarına ulaşmış oldu. ABD dünya gücü haline geldi.
ABD topraklarında bulunan en eski insan izi 14.000-30.000 yıl öncesine dayanmaktadır. Kızılderililerin binlerce yıl önce Sibirya civarı, Baykal Gölü ve Yenisey-Tuva Bölgelerindeki Ata yurtlarından avların yetersizliğinden dolayı Rusya ile Amerika kıtası arasında bağlantı olan Bering Boğazı aracılığı ile Alaska üzerinden Amerika kıtasına geçtiği bazı tarihçiler tarafından saptanmıştır. Kızılderililerin Türk soyundan gelme olduğu tez ve iddiaları da mevcuttur. Amerikalı ve Rus antropologların yaptığı araştırmada Kuzey Amerika ilk sakinlerinin genetik beşiğinin Sibirya’nın güneyindeki Altay bölgesi olduğunu ortaya koymuştur. Araştırmanın sonucunda, Amerikalı ve Rus antropologlar, her iki grupta da, anneden miras mitokondriyal genlerde de aynı genetik özellikleri buldular.(AA) Bu insanlar ABD'nin yerlileri (Kızılderililer) olarak bildiğimiz insanların atalarıdır.
Göçebe olan bu yerliler Apaçi, Mohawk, Cheyenne, Navaho, Cherokee gibi yüzlerce kabile oluşturdular. 1830 yılında başkan Andrew Jackson, Mississipi Nehri'nin doğusunda kalan yerlilerin yurtlarından çıkarılarak zorla batıdaki Yerli Topraklarına göç ettirilmesini amaçlayan “Yerli İskân Yasası”nı imzaladı. “Gözyaşı Yolu” olarak tarihe geçen bu zorunlu göç sırasında çoğu kelepçeli olan Choctaw ve Cherokee yerlilerinin dörtte biri yolda öldü. Önceleri 7 milyon tahmin edilen Kuzey Kızılderilileri bugün 12 bin civarında kalmıştır. Onların içinde de ana dillerini bilen yok gibidir. Kızılderililerin, cesur, barışçı ve çok gururlu insanlar olduğu bilinmektedir.
Kızılderili Soykırımı, Batılı kaynaklarda; Indian Genocide, American Indian Holocaust, American Holocaust gibi başlıklar altında rapor ve literatüre geçmiştir. Bu insanlık suçu, Kristof Kolomb'un 1492 yılında Amerika'ya ulaşmasından sonraki beş asır boyunca beyaz Avrupalılar ve Amerikalılar tarafından kıtanın yerlilerine karşı yapılan soykırım sürecidir.
Eski Dünya'dan gelen Avrupalı göçmen yerleşimcilerin Yeni Dünya'da Kuzey Amerika'nın yerlisi ABD Kızılderililerine karşı yaptıkları katliamların ilki İspanyollar tarafından 1539 yılında Florida'daki Timukua Kızılderililerine yöneliktir ve bu ilk katliamda 200 kadar yerli idam edilmiştir. İspanyol kâşif ve fatihi Hernando de Soto'nun bu ilk toplu kıyımından bir sene sonra Alabama'daki Mabila kale-kentinde gerçekleştirdiği ikinci katliamda ise yaklaşık 2.500 Çoktav Kızılderilisi katledilmiştir. 1492 yılındaki ilk seferinde Amerika'ya ulaşan Kristof Kolomb'dan 47 yıl sonra Beyazların gerçekleştirdiği bu ilk katliamdan sonra da ABD topraklarında Kızılderililere yönelik 65'ten fazla katliam kaydedilmiştir. ABD topraklarındaki Kızılderililere yönelik en son katliam ise 1911 yılında Amerikalılar tarafından yapılmıştır ve ismiyle müsemma olarak İngilizcede «Son Katliam» (Last Massacre) biçiminde adlandırılır. Oysa Amerika Kıt’asında soykırım yerlilere karşı halen devam etmektedir.
Doğrudan Kızılderili katliamları gibi katliam ve etnik temizlik yapılması, “Kızılderili Tehciri” gibi geleneksel topraklarından apayrı başka topraklara tehcir (zorunlu göç) edilip “Kızılderili Rezervasyonu” ile “Kızılderili Rezervi” gibi alanlara kapatılmaları, bağışıklık sistemlerine yabancı olan çiçek hastalığı gibi “Eski Dünya” hastalıklarının bilinçli olarak Kızılderililere bulaştırılması (çiçek soykırımı ya da smallpox genocide), Uzun süre Hristiyan misyonerlerince eğitim verilen Kanada yerli yatılı okulları ile ABD yerli yatılı okulları gibi okullarda ailelerinden koparılan Kızılderili çocuklarının anadilleri dışında eğitim almaları ve anadillerini konuşamamaları gibi soykırım türleri görülür.
Kızılderilileri soykırıma uğratma yöntemleri arasında onların fiziksel imhası, topraklarının gasp edilmesi, kültürel baskıya uğramaları, «imha» tehcir ve zorla kısırlaştırma görülmektedir. Ekonomik kaynakların kontrolünü elde etmeyi amaçlayan soykırıma faydacı soykırım denir ve örneklerine günümüzde Brezilya Kızılderilileri ve Paraguay Kızılderililerine (özellikle de Aché) yapılan soykırımlarda rastlanmaktadır. Kızılderililere önyargılı yaklaşan ve yaşamı boyunca onları düşman olarak gören General Philip Sheridan'a mal edilen söz: “En iyi Kızılderili, ölü Kızılderili’dir” ifadesi Batılıların yerli halk hakkındaki niyetini ve amacını açıklar. Bu soykırımlar Batılı istilacılarca 12 Ekim 1492 tarihi Kızılderililer için trajik bir gündür ve o günü Kolomb Günü olarak kutlanır. Bu; soykırım, kölelik, tecavüz ve yağma(en:plunder) mirasını resmen kabullenmek demektir. Benzer şekilde Şükran Günü kutlamaları ABD Kızılderililerine karşı yapılan soykırımın kutlaması olarak görülmektedir.
ABD'de “Kızılderili İşleri Bürosu” (ABD içişlerine bağlı, Kızılderilileri asimile ve yok etme bürosu) başkanı Batılıların uyguladığı "etnik temizlik" hareketinde büronun katkılarından dolayı 8 Eylül 2000 günü resmen özür dilemiştir.
Soykırım, fiziki olarak yok etme imha şeklinde üstün silah ve kuvvetlerle yapılırken ayrıca biyolojik savaş şeklinde bulaşıcı hastalık yayarak da yapılmıştır. Bu konuda en çok “çiçek hastalığı” salgını kullanılmıştır. Ayrıca kısırlaştırma, zorla dinini ve dilini değiştirme, melezleştirme şeklinde asimile etme şeklinde de yapılmıştır.
Çiçek soykırımı: Hemen hemen bütün araştırmacıların ortak olduğu konu, Kızılderili nüfusundaki büyük nüfus azalmasının sebebi olarak onların bağışıklık sistemine yabancı olan ve Eski Dünya'dan Yeni Dünya'ya Avrupalılarca getirilen çiçek hastalığı gibi salgın hastalıkları görmeleridir. Avrupalılarla ilk temastan sonra Yeni Dünya'daki yerli nüfusunun % 90–95 kadarı Eski Dünya'dan getirilen hastalıklar sonucu ölmüştür. İspanyol kâşif ve asker Hernán Cortés 1519 Şubat ayında Meksika'daki Aztek İmparatorluğunu işgal etmiştir. 1520 yılında bir başka İspanyol işgal grubu Hispaniola adasından Meksikaya gelmiş, gelirken de adada iki yıl salgın olarak süren çiçek hastalığını ana kıtaya bulaştırmıştır. 21 Mayıs 1520 tarihinde Tenochtitlan'da bulunan Templo Mayor tapınağında Azteklerin İspanyollarca öldürülmesi Tóxcatl Katliamı olarak bilinir. Cortés 1521 Ağustosuna kadar başkente dönmemiştir. Bu arada Aztek nüfusunun çoğu asker % 25 kadarı çiçek salgınından ölmüştür. Fransiskan tarikatından İspanyol misyoneri Toribio de Benavente Motolinia Azteklerdeki bu çiçek salgınını şöyle tasvir eder: Hastalığın çaresini bilmeyen Kızılderililer tahtakuruları gibi yığınlar hâlinde öldüler. Birçok yerde hane halkının hepsi öldü ve ölü sayısının çokluğundan onları gömmek olanaksızdı. Evleri mezarları hâline geldi. Geri dönen Cortés çiçekten henüz ölmeyen Aztek askerlerinin ise oldukça zayıf olduğu görür ve 13 Ağustos 1521 tarihinde ise Aztek İmparatorluğunu yıkar.
Milyonlarca Meksika Kızılderili’sinin çiçek yüzünden ölmesi: 23 Nisan 1520 tarihinde İspanyol kâşif ve asker Panfilo de Narvaez'ın Veracruz'a gelmesiyle başlamış ve Hernán Cortés'in 1521 yılında Azteklerin başkenti Tenochtitlan'a (günümüzdeki Mexico City) ulaşmasıyla devam etmiştir.
Çiçek salgınında İnka’ların imparatoru Huayna Capac dahil 200.000 kişi ölmüş ve İnka İmparatorluğu zayıflamış, sonra yok edilmiştir.
Amerika kıtasının her köşesinde insanın kanını donduran vahşet ve benzer katliamlar, soykırımlar yapılmıştır. Bunları tek tek araştırıp yazmak değil bir yazıya ciltler dolusu kitaplara sığmaz. Bu soykırımlar Batılıların kendi kaynaklarında mevcuttur. Bu sebeple yine onların kaynaklarında ayrıntılı olarak yer alan belli başlı katliam ve soykırımları başlıklar halinde vermekle yetineceğiz.
Bunlardan bazıları:
1.1 Mezoamerika ile Güney Amerika çiçek salgınları:
1.2 Kuzey Amerika çiçek salgınları Massachusetts Körfezi Kızılderililerinin % 90 ı ölmüştür.
2.1 Tayno Soykırımı (Taíno Genocide),
2.2 Kalinago Soykırımı (Kalinago Genocide)
3 Britanya Amerikası:
3.1 Pequot Soykırımı (Pequot Genocide),
3.2 Beothuk Soykırımı (Beothuk Genocide)
4 Kanada:
4.1 Kanada yerli yatılı okulları Ortagüney Alaska'da Cook Inlet bölgesindeki Alaska Atabask’larından Denağina’ların nüfusunun yarısının ölmesi. Çiçek salgını ayrıca batı Alaska'daki Eskimolardan Yupikleri de kırmıştır
5 Amerika Birleşik Devletleri:
5.1 Amerika bizonu: Yerlilerin yaşam kaynağı bizonların tamamına yakını yok edilerek yerliler aç bırakılmıştır. 5.2 Kaliforniya,
5.2.1 Yana Soykırımı (Yana Genocide),
5.2.2 Modok Soykırımı (Modoc Genocide),
5.2.3 Yuki Soykırımı (Yuki Genocide),
5.2.4 Viyot Soykırımı (Wiyot Genocide),
5.2.5 Tolova Soykırımı (Tolowa Genocide),
5.3 Kolorado,
5.3.1 Sand Creek Soykırımı (Sand Creek Genocide)
5.4 ABD Kızılderili yatılı okulları : ABD Kızılderili yatılı okulları'nın “Kızılderili İşleri Bürosu” tarafından yeniden yapılandırılmasında Carlisle Indian Industrial School meslek lisesinin asimilasyon modeli esas alınmıştır. Carlisle, 1876 yılında ABD Ordusunun subayı Richard Henry Pratt tarafından eski bir askeri tesiste kurulmuştur ve Pratt o zamanlar «Kızılderili dostu» (friend of the Indians) olarak nitelendirilmiştir. 1892 yılındaki bir konuşmasında “Büyük bir general sadece iyi Kızılderili’nin ölü bir Kızılderili olduğunu söyledi. Bir anlamda, ben ancak bu duygularına katılıyorum: Yarışta tüm Kızılderililer ölü olmalıdır. Onun için Kızılderili (Indian) öldür ve adamı kurtar!” Demiştir.
Pratt, Kızılderililere “Toptan uygulamalı etkileşimli asimilasyon”( assimilation through total immersion) yaptığını itiraf etmiştir. Pratt gibi "Kızılderili dostları"(!) fiziksel soykırımdan ziyade kültürel soykırımı savunmuştur. Bu okullarda Kızılderililere karşı kültürel soykırım (cultural genocide) yapılmıştır. Fiziksel ve kültürel soykırım uygulanan bu okulların fiziki altyapısı, müfredatı ve yatılı okulların temel felsefesi gereği bütün yerli kültürünü ve onların anadilini silme ve hatta hayatlarını asimile etme amaçlanmıştır. Bu okullarda genetik ve kültürel soykırım görülür. Alaska yerlileri bu yatılı okullarda zorla Hristiyanlaştırılmışlardır.
6 Meksika:
6.1 Yaki Soykırımı (Yaqui Genocide)
7 Guatemala:
7.1 Guatemala Maya Soykırımı (Guatemalan Maya Genocide),
8 Fransız Guyanası:
8.1 Vayana Soykırımı (Wayana Genocide),
9 Ekvador
10 Peru:
10.1 Kısırlaştırma
11 Paraguay:
11.1 Aché Soykırımı (Aché Genocide)
12 Uruguay:
12.1 Charrúa Soykırımı (Charrúa Genocide)
13 Arjantin:
13.1 Chaco Soykırımı
14 Şili – Arjantin: Ölenlerin kesin rakamı olmasa da yerlilerin % 20 ilâ 25 oranında öldükleri yolunda tahmin edilmektedir. Alonso de Góngora Marmolejo'a göre madende çalıştırılan birçok Kızılderili ölmüş ve İspanyol altın madenleri kapanmak zorunda kalmıştır.
14.1 Selknam Soykırımı (Selk'nam Genocide)
15 Brezilya:
15.1 Yanomami Soykırımı (Yanomami Genocide),
15.2 Akuntsu Soykırımı (Akuntsu Genocide)
15.3 Botokudo Soykırımı (Botocudo Genocide),
15.4 Capacete Katliamı (Helmet Massacre) belli başlılarıdır.
Bu soykırımlar sona ermemiş günümüzde dahi dünyanın değişik coğrafyalarında devam etmektedir.

Kaynak: http://www.tv5haber.com/yazar_8533_602_TARIHE-GECMIS-KATLIAM-VE-SOYKIRIMLAR--2(Kizilderili-Soykirimi).html


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bir Medeniyetin yok edilmesi : Kızılderili Soykırımı
İletiTarih: 01 Eyl 2017, 10:47 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Haz 2011, 12:32
İleti: 2749
Konum: Salpazari Cepni
Kızılderililerin 20 şeref yasası

Resim

1 – Dua etmek için güneşle birlikte kalk. Tek başına dua et, sık sık dua et. Büyük Ruh dinler..
2 – Yollarında kaybolmuş olanlara karşı anlayışlı ol. Cehalet, kibir, öfke, kıskançlık ve açgözlülük, kayıp bir ruhtan kaynaklanır. Rehberlik bulmaları için dua et.
3 – Kendini, kendi kendine araştır, keşfet. Başkalarının senin yolunu senin için belirlemelerine izin verme. O senin, sadece senin yolundur. Diğerleri o yolu seninle birlikte yürüyebi…lirler, fakat hiç kimse o yolu senin için yürüyemez.
4 – Misafirlerine evinde saygıyla davran. Onlara en iyi yiyeceklerini ver, en iyi yatağı ver ve onlara saygı ve onurla muamele et.
5 – Herhangi bir kişiden, bir topluluktan, bir çölden ya da bir kültürden olsun, senin olmayan şeyi alma. O ne kazanılmıştır, ne de verilmiştir. Senin değildir.

Resim

6 – Yeryüzü üzerindeki her şeye saygılı ol – ister insan, ister hayvan veya bitki olsun.
7 – Diğer insanların düşüncelerini, isteklerini ve sözcüklerini onurlandır. Başka birinin sözünü asla kesme, alay etme ya da taklidini yapma. Herkese kişisel ifadeleri için izin ver.
8 – Başkalarına asla kötü bir şekilde konuşma. Evrene bıraktığın negatif enerji, sana katlanmış olarak geri döner.
9 – Herkes hatalar yapar. Ve tüm hatalar bağışlanabilir.
10 – Kötü düşünceler zihinsel, bedensel ve ruhsal hastalıklara neden olur. İyimser ol.

Resim

11 – Doğa bizim için değildir, o bizim bir parçamızdır. Onlar senin dünyasal ailenin parçalarıdır.
12 – Çocuklar geleceğimizin tohumlarıdır. Onların yüreklerine sevgi ek ve bilgelik ve hayatın dersleriyle sula. Onlar büyürken, onlara büyümeleri için yer bırak.
13 – Başkalarının kalplerini incitmekten kaçın. Verdiğin acının zehiri sana geri döner.
14 – Her zaman dürüst ol.
15 – Kendini dengede tut. Senin Zihinsel ben ‘in, Ruhsal ben ‘in, Duygusal ben ‘in ve Fiziksel ben ‘in – hepsinin güçlü, saf ve sağlıklı olmaya gereksinimi var. Zihnini güçlendirmek için bedenini çalıştır. Duygusal rahatsızlıkları iyileştirmek için ruhsallıkta büyü.

16 – Kim olacağını ve nasıl davranacağını belirlerken bilinçli kararlar ver. Kendi eylemlerinin sorumluluğunu üzerine al.
17 – Başkalarının mahremiyetine ve kişisel yerlerine saygılı ol. Başkalarının kişisel eşyalarına dokunma, – özellikle kutsal ve dini eşyalarına. Bu yasaktır.
18 – İyi talihini başkaları ile paylaş.
19 – Başkalarının dini inançlarına saygı göster. Kendi inancını başkalarına kabul ettirmeye çalışma.
20 – Önce kendine karşı dürüst ol. Önce kendini besleyemezsen ve kendine yardım edemezsen, başkalarını besleyemezsin ve onlara yardım edemezsin.

Kaynak: http://www.hayatimdegisti.com/kizilderililerin-20-seref-yasasi.html#comment-8960

Maddiyat icinde kaybolan Modern insanin icine girdigi bunalimdan cikmak icin aradigi Ruhsal huzuru, yüzlerce yil önce ilkel diye katlettikleri insanlarin bilincinde olmalarini görmek onlarin Modern insanlardan Manevi anlamda cok daha üstün olduklarini göstermektedir. Bu ucurum öylesine buyukturki nasilki Modern insan Maddi anlamda Kizilderiliden üstünse, Manevi anlamdada Kizilderili Modern insandan o derece üstündür. Maddeye önem veren ve gözüyle görmediklerini kabul etmeyen Modern insan kendisinin saf bir enerji oldugunun onun aklindan gecen ve gözüyle görmedigi göremeyecegi tüm duygu ve düsüncelerinde bir varlik bir enerji oldugunu anlamaz. Ancak yeni yeni bunlari kabul etmeye baslamistir. Oysa hicbir teknolojik aleti olmayan Kizilderili gibi doga insanlari tüm evrenin ayni enerjiden ve birbiriyle etkilesim icinde oldugunun bilincinde olmustur. Dolayisiyla bir insana kötülük etmenin kendine daha büyük kötülük etmek oldugunu bilir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni bir konu gönderCevap gönder 2 sayfadan 2. sayfa   [ 25 ileti ]
Sayfaya git Önceki  1, 2


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan SiyasiForum.net Siyasi Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. SiyasiForum.Net hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde dönüş yapacaktır. Forumumuz kesinlikle hiçbir şekilde parti, örgüt, kurum, kuruluş ve oluşumu desteklememektedir. Tüm Problemler ve Reklam İçin: İletişim Formu için tıklayınız.