Yazı boyutunu değiştir
Sistem saati: 16 Oca 2018, 16:44


Yeni bir konu gönderCevap gönder 2 sayfadan 1. sayfa   [ 25 ileti ]
Sayfaya git 1, 2  Sonraki
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Bir Medeniyetin yok edilmesi : Kızılderili Soykırımı
İletiTarih: 17 Tem 2017, 10:42 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Haz 2011, 12:32
İleti: 2749
Konum: Salpazari Cepni

1492 yılında kaşif Kristof Kolomb Amerika kıyılarına yanaştığında onları Arawak Kızılderilileri karşıladı..
Kızılderililerin inancında Tanrılar sakallıydı ve denizden gelmişlerdi..
Sakallı istilacıları görünce onları doğaüstü sandılar..
Yüzerek selamladılar..
Mısır, patates ikram ettiler..
Atları, iş hayvanları, demir silahları yoktu..
Ama kulaklarına ince altın süsler takıyorlardı..
Süs olarak kullandıkları o altınlar sonlarını getirdi.

Resim
6 Aralık 1492 günü Hispaniola adasına çıkarn
Kristof Kolomb, 1594 yılında yapılan bir gravür

Kolomb, Kızılderililerle ilgili ilk izlenimlerini İspanya Kraliçesine şöyle yazdı:

“Bu insanlar o kadar yumuşak başlı, barışsever ki, yeryüzünde bunlardan daha iyi bir ulus bulunmadığına Majestelerinizin önünde ant içebilirim. Komşularını kendileri kadar seviyorlar, konuşmaları son derece tatlı ve kibar, konuşurken hep gülümsüyorlar; gerçi çırılçıplak dolaşıyorlar ama davranışları terbiyeli ve övgüye değer”

Seyir defterine de şunları ekledi:

“Onlara kılıçlarımızı gösterdik. Demir silahları ilk kez gördükleri belli. Kesmenin ne demek olduğunu bilmediklerinden, bazıları kılıçların keskin tarafını tutunca ellerini kestiler. Bu insanlar ne herhangi bir mezhebe bağlılar ne de puta tapıyorlar. Kötülüğü tanımıyorlar, birbirlerini öldürmeyi bilmiyorlar. Hiç silahları yok… Kızılderililer son derece sade, dürüst ve eli açık insanlar. Herhangi birinden sahip olduğu herhangi bir şey istenince hemen veriyorlar. Kötülüğün ne olduğunu hiç bilmiyorlar, çalmıyorlar, öldürmüyorlar. Komşularını kendileri kadar çok seviyorlar. Dünyada onlar kadar tatlı dilli insanlar yoktur. Her zaman gülüyorlar.”

“Bu insanların çalıştırılması, ekin ekmesi, gerekli her işe koşulması ve bizim (Avrupalıların) gelenek ve göreneklerimizi benimsemesi gerektiği kanısındayım”

Resim

Ardından katliam başladı..
Sakallı yabancılar altın ve değerli taş aramak için köyleri yağmaladı, yakıp yıktı..
Yüzlerce kadını, erkeği, çocuğu kaçırdılar..
Kadınlara tecavüz ettiler..
Direnen erkeklerin kulaklarını kestiler, kafa derilerini yüzdüler..
Gemilerine atıp köle olarak satılmak üzere Avrupa’ya götürdüler.
Kolomb’un 12 Ekim 1492’de San Salvador sahiline ayak basmasının üzerinden on yıl bile geçmeden yüz binlerce insan yok edildi..



Ardından akın akın Amerikaya gelip ''Yeni Dünyayı'' cehenneme çevirdiler.
Katliamlara papazlar da katıldı..
Katolik olmayı kabul etmeyen Kızılderili şamanları ayaklarından asılarak canlı canlı yakıldı..
Kolomb, Amerika’ya vardığında dünya nüfusunun beşte biri Kızılderili idi..
Sayıları 70 milyonu geçiyordu..
1492’den bugüne sadece 2 milyon kaldılar..

Resim
1757 Fort William Katliamı

Dünya tarihinin en büyük soykırımını yapan Avrupalı istilacıların yaptıkları katliamlar hakkındaki sözleri:

”İspanyollar istilacılar her geçen gün daha kibirli oluyordu..Aceleleri varsa yerlilerin sırtına biniyorlardı..İspanyolların canavarlığı sınır tanımıyordu.. bir gün ikisi de birer papağan taşıyan iki yerli çocuğa rastlayan iki papaz, papağanları aldılar ve sırf zevk olsun diye çocukların kafasını kestiler”

Las Casas

Ben Küba’da iken üç ayda yedi bin çocuk öldü. Acıdan çılgına dönen bazı anneler bebeklerini nehirde boğuyorlardı… Böylece erkekler madenlerde, kadınlar ağır çalışma içinde ve çocuklar da süt bulamadıkları için ölüyordu… bu kadar büyük, güçlü ve verimli topraklar kısa sürede boşaldı. İnsanlığa o kadar yabancı olan tüm bunları kendi gözlerimle gördüm ve şimdi bile yazarken ürperiyorum.”

Las Casas

“Tanrı’nın hususi takdiriyle savaştan kaçan kızılderililerin tamamına yakını çiçekten öldürdük. Tanrı topraklarımızı temizledi”

Resim
16. yy. Mezoamerika resimli elyazması olan Codex Kingsborough'da Aztek yerleşimi Tepetlaoztoc'ta Kızılderiliyi öldüren bir encomienda

Massachusetts Körfezi Kolonisi’nin ilk valisi John Wintrop


“Kızılderilileri yakıyorduk..Onları böyle ateşte kızarırken ve bu ateşi söndüren kan gölünde görmek korkunç bir manzaraydı, çürüyen cesetler ve bunlardan yayılan koku berbattı fakat zafer tatlı bir fedakârlık gibiydi..Bizlere olağanüstü yardımlarda bulunarak bu kadar gururlu ve kibirli bir düşmanı elimize düşüren, bu kadar çabuk bir zafer bahşeden Tanrı’ya şükranlarımızı sunarız.”

Plymouth Kolonisi’nin Valisi William Bradford

“Kızılderililerin hamal olarak kullanılmasını kınamıyorum. Ancak bir adamın bir domuza ihtiyacı varken 20 tane öldürüyordu. 4 Kızılderili’ye ihtiyaç duyduğunda bir düzine alıyordu. Metreslerini omuzlarda taşınan hamaklar içinde fakir Kızılderililer’e taşıtan birçok İspanyol vardı. Bu uygulamalar esnasında yerlilerin maruz kaldığı kötü muameleler, zararlar, soygunlar, haksızlıklar ve büyük kötülüklerin sayılması istense bunun sonu gelmez. Çünkü onlar için Kızılderilileri öldürmek, yararsız hayvanları öldürmekte birdi. ”

Cieaze de Leo

Resim
1890 Wounded Knee Katliamı

“Kızılderililerin eğer altını yoksa çocuklarını satarlardı. eğer çocukları da kalmamışsa kendi hayatlarını verirlerdi. Bu haraçları veremediklerinden ötürü Kızılderililer işkence acıları altında ya da gaddarca zindanlarda öldürülürdü. Zira İspanyollar onlara hayvani bir vahşilikle muamele ediyor ve onları hayvandan daha aşağı görüyorlardı.. Kızılderililerin cesetleri köpeklerin önüne yem olarak atılıyor, vücutlarından yaralara iyi gelebilecek bir yağ üretiliyordu. Kızılderili kadınlar sıra hâlinde direk ve ağaçlara, çocukları da onların ayaklarına asılıyordu.”

Papaz Motolinia

The only good Indian is a dead Indian («En iyi Kızılderili, ölü Kızılderilidir»)



Kızılderililere önyargılı yaklaşan ve yaşamı boyunca onları düşman olarak gören General Philip Sheridan'a mal edilen söz, 1851


“Sırf eğlence olsun diye, kadın erkek demeden yerli halkın ellerini, burunlarını ve kulaklarını kesip kopardıklarını ve bunun bölgenin değişik yerlerinde defalarca tekrarlandığını kendi gözlerimle gördüm.
Memeden kesilmemiş bebekleri annelerinin göğsünden alarak onları en uzağa fırlatma konusunda birbirleriyle yarıştılar.”

Bartolome de Las Casas

“Askerler pek çok Kızılderili’yi uykularında öldürdüler. Annelerinin göğüslerinden çekilip alınan bebekler anne-babalarının gözleri önünde kılıçla parçalanıyor ve bebeklerin parçaları ateşe atılıyordu. Kundaktaki bebekler beşikleri içinde parçalanıyor, kafaları eziliyor, en taş-yürekli adamın bile vicdanını sızlatacak bir vahşilikle öldürülüyorlardı..Bazı bebekler nehre atıldı, onları kurtarmak için anne ve babaları da suya atladı. Ama askerler ne çocukların ne de anne-babaların sudan çıkmalarına izin vermediler, hepsi boğuldu.”

David de Vries


Kızılderili kadınları çocukları doğduğu zaman elleriyle onların ağzını kapatırlar..
Nefes alması için ellerini bir süre çekip, bebeğin tekrar ağlamasına fırsat vermeden aynı hareketi tekrarlarlar. .
Ağlamamak, gözlerini dünyaya açan bir Kızılderilinin aldığı ilk derstir..
Beyaz adamdan kaçarken, kucaktaki bebeğin ağlaması her şeyin sonu demektir..
Dersini iyi alamayan bir bebeğin çıkaracağı ses, kurşun yağmurunda katledilmek demektir.

Resim

Amerika Kıtası bugünlerde “Kolomb Günü” nü kutluyor..
Şenlikler, şölenler yapılıyor..
Milyonlar çılgınca eğleniyor..
Kolomb’tan bu güne 524 yıl geçti..
524 yılda 70 milyondan fazla insan katledildi..
Bir kültür yok edildi..
Beyaz adamın bu eğlencesi(!), Kızılderililerin sonu oldu..

ABD'nin orta bölgesindeki Ova Kızılderililerinin ana geçim kaynağı olan Amerika bizonunun sistematik öldürülmesi soykırımla ilişkilendirilmektedir. William Frederick Cody 1867–1868 yıllarında 18 ay içinde 4.280 bizonu avlayarak Buffalo Bill («Bizon William») lakabını kazanmıştır.
Bizonun Kuzey Amerika'daki nüfusu:

Kızılderili zamanlarında 60.000.000 baş
1800 yılında 40.000.000 baş
1850 yılında 20.000.000 baş
1865 yılında 15.000.000 baş
1870 yılında 14.000.000 baş
1875 yılında 1.000.000 baş
1880 yılında 395.000 baş
1885 yılında 20.000 baş
1889 yılında 1.091 baş
1895 yılında 1.000 den az
1902 yılında 1.940 baş
1983 yılında 50.000 baş

Resim
Amerika bizonu 1870 lerde neredeyse tükenmek üzereydi. ABD Ordusu geçimini bizondan sağlayan Kızılderili kabilelerini geleneksel topraklarından çıkarıp Kızılderili rezervasyonlarına kapatabilmek için avını teşvik etmiştir

Kaynak: http://www.birtutamtilsim.com/bir-medeniyetin-yok-edilmesi-kizilderili-soykirimi


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bir Medeniyetin yok edilmesi : Kızılderili Soykırımı
İletiTarih: 17 Tem 2017, 11:42 
Banlanmış Üye

Kayıt: 09 Haz 2017, 16:40
İleti: 50
Verdiğin kaynak resmi nitelik taşımıyor. Tamamen demagojiden ibaret.

Bu katliamın yapıldığı tarihte Cihan Devleti Osmanlı neredeymiş diye kimse sormuyor mu?
Osmanlı devleti Amerikayı bile o yıllarda vergiye bağlamış ve hatta 1910'lu yıllara kadar Osmanlıya vergi ödemiştir.

Şimdi sormak gerekir ;


1-Osmanlı vergi aldığı İspanyol , Ceneviz ve Portekizlilere neden engel olmadı?
2- birkaçyüz gemi ile Amerikaya giden Avrupalılıar 60 milyon kızıl deriliyi nasıl öldürdü?
3- O kadar uzaktaki kıtada 60 milyon insan öldüren Avrupalı burnunun dibindeki 25 milyon Osmanlıya neden dokunamadı?
4- Eğer Osmanlı'dan çok korktuysa neden müslüman Türkler Barbar Avrupalının Amerikayı sömürmesine ve katliam yapmasına seyirci kaldı?
5-Günümüzde bile beş onbin insan modern silahların karşısında durabiliyorken nasıl oluyorda kılıç - ok ve doldurmalı barutlu silahlarla 60 milyon kızılderiliyi Avrupalı nasıl öldürmüş? Yani bu kadar insan savaşmasını hiç mi bilmiyordu , taş atsalar baraj yaparlar.


İşte tarihinizi şaşırtan sorular burada.. Birazcık Amerikan iç savaşının tarihini okuyun da sonra tekrar düşünün.

Bunlara da bir kaynak verirsen bizi de inandırmış olacaksın turbo.

Eğer dedikleriniz doğruysa Omanlı da bu pisliğe çanak tutmuş olacak. Vergi aldığı Avrupalıların katliamına göz yummuş ama vergi almaya değer görmedği kızıl derilileri de paraları yok diye korumamış onların katline göz yummuş olacak. :oops:


Ancak tarihten biliniyor ki Amerika Birleşik Devlet sistemine geçtikten sonra 1760 yılında Osmanlı tarafından vergiye bağlanıyor. Demek ki Osmanlı para karşılığında her zulme ve her katliama din adına göz yumdu. :shock:


Ne haber turbo?


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bir Medeniyetin yok edilmesi : Kızılderili Soykırımı
İletiTarih: 17 Tem 2017, 12:05 
Banlanmış Üye

Kayıt: 09 Haz 2017, 16:40
İleti: 50
Resimdeki kafatasları ineklere aittir.

Konuştukça cehaletinizi ortaya koyuyorsunuz. Amerikan sivil savaşında meksika bölgesi büyük sulak arazilere ve büyük otlaklara sahipti. Ancak savaş sırasında sınır ispanyollar tarafından kapatılarak Amerikan kuzeyindeki ilk göçmenlere gıda gitmesi engellenmeye çalışıldı. Yaklaşık 30 sene boyunca kapalı kalan meksikada ineklerin sayısı yaklaşık 25 milyona çıktı. Savaş bittikten sonra açılan sınırdan milyonlarca inek kuzey amerikaya kovboylar tarafından satıldı. Amerikanın gıda endüstrisi ve konserve sanayisinin başlamasına sebep oldu bu olay...

Şimdi tubo alancı ve sahtekarlığın bir kez daha ortaya çıktı.

Gerçek tarih öğrenmek istiyorsan kaynağını araştır , ezbere gitme.. Cahil oğlan. Yukarıdaki boş bilgilerle ancak veledleri kandırısın.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bir Medeniyetin yok edilmesi : Kızılderili Soykırımı
İletiTarih: 17 Tem 2017, 12:49 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Haz 2011, 12:32
İleti: 2749
Konum: Salpazari Cepni
Hangi kaynaga bakarsaniz bakin heryerde ayni seyler yaziyor, dahasi Eski Amerikan Baskani Georghe Bushun dedesi ögrenciyken Apache bir kizilderili Sefi Geronimonun Kafatasini calip bilinmeyen bir yerde saklamis. 2007 yilinda Kizilderilinin torunu bu kemik parcalarini geri istemistir. Literatüre giren kafatascilik kelimesi Kizilderililere yapilan acimasiz katliam ve hasta ruhlu beyaz adamlarin kizilderililerin kafataslarini gizli ritüeller ve sapikca isler icin biriktirmelerinden türemistir.

Kaynak: http://www.spiegel.de/panorama/verschwundener-indianer-schaedel-war-bushs-opa-ein-grabraeuber-a-489957.html

Katliama baska bir Kaynak

https://usaerklaert.wordpress.com/2007/08/08/indianer-teil-2-totenzahlen/

Schaarschmidt

Kaynak: http://www.schaarschmidt.it/cms/images/stories/Mohawk/Amerika_Holocaust.pdf

Son Soykirim Wounded Knee
Kaynak: https://www.welt.de/geschichte/article118743138/Wo-der-Genozid-an-den-Indianern-sein-Ende-fand.html


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bir Medeniyetin yok edilmesi : Kızılderili Soykırımı
İletiTarih: 17 Tem 2017, 14:14 
Banlanmış Üye

Kayıt: 09 Haz 2017, 16:40
İleti: 50
İyi öyle ise yukarıdaki sorulara cevap vermen gerekir. Fransaya ve Avusturya kırallığına ayrıcalıklar veren Osmanlı bu katliama neden izin verdi ve seyirci kaldı. Topu topu 5 soru var yukarıda.

Avrupa kaynaklarında kavimler göçü de barbar istilası olarak geçiyor. Çin kaynaklarında da Türklere barbar deniyor. Arap kaynaklarında da benzer hitaplar var. Aynı kaynaklar Türkler için Ermenileri ve Rumları katletti diyor. İki sayfa bilgi ile bütün tarihi yönlendireceğini sanma.

Tarihten anlamadığın besbelli. Konuştukça kendi kendini kıskaca alıyorsun.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bir Medeniyetin yok edilmesi : Kızılderili Soykırımı
İletiTarih: 17 Tem 2017, 14:17 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Haz 2011, 12:32
İleti: 2749
Konum: Salpazari Cepni
Kızılderili Şef'in Amerikan Başkanına Mektubu

1854 yılında ABD Başkanı Franklin Pierce yazdığı bir mektupla Amerika’ya gelen beyaz göçmenlere toprak bulmak amacıyla Kızılderililerden toprak istemiş ve "bu isteği kabul edilecek olursa Kızılderililere rahatlıkla yaşayabilecekleri bir bölgenin ayrılacağını bildirmiştir.

Topraklarının büyük bir bölümü zaten beyazlar tarafından zorla ellerinden alınmış olan Duwarmish Kızılderililerinin Reisi Seattle bir söylemiyle ABD Başkanına yanıt vermiş ve bu yanıt mektup olarak ABD başkanına gönderilmiştir. Mektubun aslı Amerika, Seattle, Squamish Müzesi’nde korunmaktadır.

İnsan ve doğa diyalektiğini en güzel dile getiren metinlerden biri olarak günümüzde değeri daha çok anlaşılmaktadır.

Yale, Sorbon, Oxford ya da bir başka okuldan mezun olan ünlü bir düşünürün sözleri değil bunlar. Nobel ödülü kazanan bir edebiyatçının da değil. Beyaz adamın “kafa derisi avcıları”, “vahşi”, “barbar” ilan ettiği Kızılderililerin şefi Seattle'nin “uygar” beyaz başkan'a mektubu:

ŞEF SEATTLE’IN MEKTUBU

Yüzyıllardır halkımın üzerine merhamet gözyaşları döken şu sonsuz gökyüzü bir gün değişebilir. Bugün açık gözüken gökyüzü yarın bulutlarla kaplanabilir. Sözlerim, asla yer değiştirmeyen yıldızlar gibidir.

Şef Seattle her ne söylerse Washington'daki büyük Şef ona, güneşin ya da mevsimlerin dönüşüne
inandığı ölçüde inanabilir. Washington’daki Büyük Şef bize dostluk ve iyilik dilekleriyle birlikte
bizden topraklarımızı satın almak istediğini bildirmiş. Onun, bizim arkadaşlığımıza çok fazla ihtiyacı olmadığının farkındayız.

Merak ediyoruz ki gökyüzünü ve toprağın sıcaklığını nasıl satın alabilir ya da satabilirsiniz? Bunu anlamak bizler için çok güç.

Bir zamanlar insanlarımız bu topraklara tıpkı rüzgarda kıvrımlanan deniz dalgalarının kabuklu kum yüzeyleri kapladığı gibi yayılmışlardı. Çok uzun zaman geçti ve o büyük kabileler artık hüzünlü bir anı oldu.

Bu toprakların her parçası halkım için kutsaldır. Çam ağaçlarının parıldayan iğneleri, vızıldayan böcekler, beyaz kumsallı sahiller, karanlık ormanlar ve sabahları çayırları örten buğu; halkımın anılarının ve geçirdiği yüzlerce yıllık deneylerin bir parçasıdır. Ormandaki ağaçların damarlarında dolaşan su, atalarımızın anılarını taşır; biz buna inanırız.

Beyaz adamın ölüleri yıldızlar arasında yürümeye gittiklerinde, doğdukları ülkeyi unuturlar. Bizim ölülerimiz bu güzel dünyayı asla unutmazlar. Çünkü o Kızılderili’nin anasıdır. Biz dünyanın parçasıyız ve o da bizim parçamız. Güzel kokan çiçekler bizim kız kardeşlerimizdir; geyik, at, büyük kartal, bunlarsa bizim erkek kardeşlerimiz, kayalık tepeler, çayırlardaki ıslaklık, tayın vücut ısısı ve adam, hepsi aynı aileye aittir.

Büyük Beyaz Reis bize rahat yaşayacağımız bir yerin ayrılacağını, bize babalık edeceğini, biz kızılderililerin ise onun çocuktan olacağımızı söylüyor. Toprağımızı alma teklifini düşüneceğiz, ama bu kolay olmayacak. Çünkü bu toprak bizim için kutsaldır. Dereler ve nehirlerden akan, parıldayan sular, sadece su değil atalarımızın kanlarıdır. Eğer size toprak satarsak, onun kutsal olduğunu hatırlamalısınız ve çocuklarınıza da onun kutsal olduğunu öğretmelisiniz. Göllerin berrak suyundaki her hayali yansıma, halkımın yaşamından anılar ve olaylar anlatır. Suyun mırıltısı babamın babasının sesidir. Nehirler erkek kardeşlerimizdir, susuzluğumuzu giderirler, nehirler kanolarımızı taşırlar ve çocuklarımızı beslerler. Eğer size toprağımızı satarsak hatırlamalısınız ve çocuklarınıza öğretmelisiniz ki nehirler bizim kardeşlerimizdir ve sizin de bundan dolayı nehirlere herhangi bir kardeşe göstereceğiniz sevgiyi göstermelisiniz.

Biliyorum, beyaz adam bizim gibi düşünmez. Beyazlar için bir parça toprağın diğerinden farkı yoktur. Beyaz adam topraktan istediğini almaya bakar ve sonra yoluna devam eder. Çünkü toprak beyaz adamın dostu değil, düşmanıdır. Beyaz adam topraktan istediğini alınca başka serüvenlere atılır.

Beyaz adam annesi olan toprağa ve kardeşi olan gökyüzüne, alıp satılacak, işlenecek, yağmalanacak bir şey gözüyle bakar. O'nun bu ihtirasıdır ki toprakları çölleştirecek ve her şeyi yok edecektir.

Beyaz adamın kurduğu kentleri de anlayamayız biz Kızılderililer. Bu kentlerde huzur ve barış yoktur. Baharda yaprakların açılışını ya da böceklerin kanat vuruşlarını duyacak yer yoktur. Belki bir vahşi olduğum için anlayamıyorum ama benim ve halkım için önemli olan şeyler oldukça başka. İnsan bir su birikintisinin etrafına toplanmış kurbağaların, ağaçlardaki kuşların ve doğanın seslerini duymadıkça yaşamın ne değeri olur?

Bir kızılderiliyim ve anlamıyorum. Biz kızılderililer, bir su birikintisinin yüzünü yalayan rüzgarın sesini ve kokusunu severiz. Hava önemlidir bizim için. Ağaçlar, hayvanlar ve insanlar aynı havayı koklar. Beyaz adam için bunun da önemi yoktur. Ancak size bu toprakları satacak olursak havanın temizliğine önem vermeyi de öğrenmeniz gerekir. Çocuklarınıza havanın kutsal olduğunu öğretmeniz gerekir. Hem nasıl kutsal olmasın ki hava? Atalarımız doğduktan gün ilk nefeslerini onun sayesinde almışlardır. Ölmeden önce son nefeslerini de gene bu havadan almazlar mı?

Toprak satmamız için yaptığınız öneriyi inceleyeceğiz. Eğer önerinizi kabul edecek olursak, bizim de bir koşulumuz var; beyaz adam bu topraklar üzerinde yaşayan bütün canlılara saygı gösterecek. Ben bir vahşiyim ve başka türlü düşünemiyorum. "Yaylalarda cesetleri kokan binlerce buffalo gördüm. Beyaz adam trenle geçerken vurup öldürüyor bu hayvanları sadece eğlenmek için. Dumanlar püskürten bu demir atın bir buffalodan daha değerli olduğuna aklım ermiyor. Biz sadece yaşayabilmek için avlarız buffaloları. Bütün hayvanları öldürecek olursanız nasıl yaşayabilirsiniz? Canlıların yok edildiği bir dünyada insan ruhu yalnızlık duygusundan
ölmez mi?

Unutmayın bugün diğer canlıların başına gelen yarın insanın başına gelir. Çünkü bütün hepsinin arasında bir bağ vardır.

Şu gerçeği iyi biliyoruz: Toprak insana değil, insan toprağa aittir. Ve bu dünyadaki her şey, bir ailenin fertlerini birbirine bağlayan kan gibi ortaktır ve birbirine bağlıdır. Bu nedenle de dünyanın başına gelen her felaket insanoğlunun da başına gelmiş sayılır.

Bildiğimiz bir gerçek daha var; sizin Tanrınız bizimkinden başka bir Tanrı değil. Aynı Tanrının yarattıklarıyız. Beyaz adam bir gün bu gerçeği de anlayacak ve kardeş olduğumuzu fark edecektir. Siz Tanrınızın başka olduğunu düşünmekte serbestsiniz. Ama hepimizi yaratan Tanrı için kızılderili ile beyazın farkı yoktur.

Ve kızılderililer gibi Tanrı da toprağa değer verir. Bu toprağa saygısızlık, Tanrının kendisine saygısızlıktır. Beyaz adamı bu topraklara getiren ve kızılderiliyi boyunduruk altına alma gücünü veren Tanrının adaletini anlayamıyoruz. Tıpkı buffaloların öldürülüşü, ormanların yakılışı, toprağın kirletilişini anlamadığımız gibi.

Bir gün bakacaksınız gökteki kartallar, dağları örten ormanlar yok olmuş, yabani atlar ehlileştirilmiş ve her yer insanoğlunun kokusuyla dolmuş. İşte o gün insanoğlu için yaşamın sonu ve varlığını devam ettirebilme mücadelesinin başlangıcı olacak.

Gündüz ve gece bir arada olamaz. Kızılderililer her zaman beyazlardan tıpkı sabah sislerinin güneşten kaçtığı gibi kaçmışlardır. Bütün bunlara rağmen, teklifinizi tartışacağız. Ve umuyorum ki, halkım bunu kabul edecek ve Büyük Beyaz Şef'in vaadettiği üzere beraber barış içinde yaşayacağız. Böylece Ay birkaç kez daha doğacak, birkaç kış daha geçecek. Geri kalan günlerimizi nerede geçirdiğimiz önemli değil. Çocuklarımız babalarının yenilgiyle aşağılandığını gördüler. Savaşçılarımız utanç duydu ve yenilgiden sonra günlerini aylaklık etmek ve vücutlarını tatlı yiyecekler ve sert içkilerle kirletmekle harcıyorlar. Birkaç saat, birkaç kış ve bu dünyada bir zamanlar yaşamış büyük kavimlerin veya şimdi ufak topluluklar halinde ormanda dolaşanların çocukları da kalmayacak; bir zamanlar sizinkiler gibi güçlü ve umutlu olanların mezarlarında yas tutmak için. Ama, niye insanlarımın kaderi için yas tutayım ki? Tıpkı deniz dalgaları gibi kabileler kabileleri, uluslar ulusları takip ediyor. Bu doğanın düzenidir ve teessüf gerekmez. Yok oluşumuz çok uzak olabilir ama kesinlikle bir gün gerçekleşecek; son kızılderili yok olup kabilemin hatıraları beyazlar için bir tarih olduğunda, bu kıyılar kabilemin görünmez cesetleriyle kaynaşacak.

Çocuklarınızın çocukları kendilerini bir dükkanda, bir yolda, boş bir yerde yalnız olarak düşündüğünde aslında yalnız olmayacaklar. Dünyanın hiçbir yerinde tamamen ıssız bir yer yoktur. Geceleri, şehir ve kasabalarınızın caddeleri boşalmış gibi görünse de, aslında, bir zamanlar oralarda yaşamış ve bu güzel toprakları gerçekten seven ruhlarla dolu olacaktır. Beyaz adam asla yalnız kalamayacaktır.

Beyaz adamın, benim insanlarıma saygı göstermesini sağlamalısınız, çünkü; ölüler güçsüz değildir.

Ölü mü dedim?... Ölüm diye bir şey yoktur ki sadece dünya değiştirir insan.

Şef Seattle, 1854


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bir Medeniyetin yok edilmesi : Kızılderili Soykırımı
İletiTarih: 17 Tem 2017, 14:26 
Banlanmış Üye

Kayıt: 09 Haz 2017, 16:40
İleti: 50
Olayları tamamen demagoji üzerinden sulandırıyorsun. Gerçeklere gelip sorulara cevap verirsen sevinirim.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bir Medeniyetin yok edilmesi : Kızılderili Soykırımı
İletiTarih: 17 Tem 2017, 14:34 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Haz 2011, 12:32
İleti: 2749
Konum: Salpazari Cepni
Resim

KIZILDERİLİ SOYKIRIMI KRONOLOJİSİ

Önce Kristof kolomb öncesi Amerika’ya kısaca değinelim: Kolomb öncesi amerika kıtası birkaç uygarlık ve bunun dışında feodal kabileler halinde yaşamakta olan yerlilerden müteşekkildi. Kuzey Amerika yerlileri western filmlerinden ve Teksas-Tommiks gibi kitaplardan aşina olduğumuz Apache, Comanche, Cherokee, Cheyenne, Sioux gibi kabileler olup belli başlı krallık ya da uygarlık kuramamışlardır. Orta ve güney amerika yerlileri ise Kuzey Amerika’ya nispeten daha farklıdır. Buralarda da kabileler, klanlar halinde yaşam olduğu gibi, Olmekler, Toltekler, Zapotekler, Mayalar, Aztekler, İnkalar gibi uygarlıklar, imparatorluklar bulunmaktaydı… kızılderili boy ve kabilelerinin sayısının 500 civarında olduğu tahmin ediliyor.

Kızılderili Kabile Listesi

Kolomb öncesi Amerika kıtası ve civar adalarda yaşayan kızılderili nüfusunun 140 milyon civarında olduğu tahmin edilmektedir.

1492 : Kristof Kolomb Amerika kıtasına ulaşıyor. Muhtemelen San Salvador bölgesine çıkıyor. Ama o Hint adalarına vardığını sanıyor. Karşılaştığı Kızılderilileri de Hintli sanıyor.

1493 : Yeni kıtanın duyulmasıyla Avrupalılar şimdiki Glenn takımadalarına çıkıyorlar. Ve Kolomb’un askerleri adada yaşayan Taino Kızılderililerini vahşice katlediyorlar. Onbinlerce Kızılderili öldürülüyor.

1498 : Kolomb, İspanya kralına yazdığı mektupta şöyle diyor: “Buradan satılabildiği kadar köle gönderebiliriz.”

1498 – 1523 : Sömürgeciler kıtaya yayılmaya ve önlerine çıkan yerlileri katletmeyi sürdürdüler. Yerlilerin mallarına, ürün stoklarına, hayvanlarına el koyuyor, esir aldıklarını da hamal olarak çalıştırıyorlardı.

1523 : Meksika’ya ayak basan Papaz Motolinia, beyaz adamın yaptığı vahşet için şöyle diyordu: Kızılderililerin eğer altını yoksa çocuklarını satarlardı. Eğer çocukları da kalmamışsa kendi hayatlarını verirlerdi. Bu haraçları veremediklerinden ötürü Kızılderililer işkence acıları altında ya da gaddarca zindanlarda öldürülürdü. Zira İspanyollar onlara hayvani bir vahşilikle muamele ediyor ve onları hayvandan daha aşağı görüyorlardı. Kızılderililerin cesetleri köpeklerin önüne yem olarak atılıyor, vücutlarından yaralara iyi gelebilecek bir yağ üretiliyordu. Kızılderili kadınlar sıra hâlinde direk ve ağaçlara, çocukları da onların ayaklarına asılıyordu.

1539 : Pascual de Andagoya ise 16 yıl sonra şöyle diyordu: Kizilderililer tamamen yok olmak üzereler. Bir haç ile tanrı aşkına verilecek yemek dileniyorlar. Askerler sadece don yağından mum yapmak için bütün lamaları öldürüyorlar. Kızılderililere ekim yapacak hiçbir şey bırakmadılar. Büyükbaş hayvanları kalmadığından ve alamadıklarından dolayı açlıktan ölmeye mahkûmlar.

1544 – Bartolome de Las Casas İspanya prensine ithafen yazdığı ‘Kızılderili Katliamı’ adlı eser, zulmü şöyle anlatıyor: “Sırf eğlence olsun diye, kadın erkek demeden yerli halkın ellerini, burunlarını ve kulaklarını kesip kopardıklarını ve bunun bölgenin değişik yerlerinde defalarca tekrarlandığını kendi gözlerimle gördüm. Memeden kesilmemiş bebekleri annelerinin göğsünden alarak onları en uzağa fırlatma konusunda birbirleriyle yarıştılar…” Kitapta, İspanyollar Haiti adasına geldiklerinde adada 3 milyon yerli yaşadığı ama şimdi sayılarının sadece 200 olduğu yazılıyor. Ayrıca son 40 yıl içinde aralarında kadın ve çocukların da olduğu 12 milyondan fazla Kızılderilinin öldürüldüğü ve öldürülmeye devam ettiği belirtiliyor. Bu rakamın 15 milyon olarak belirtilmesinin yanlış olmayacağı ifade ediliyor. Burada bir ara verelim. 40 yıl içinde 15 milyon Kızılderili katledilmiş. Bu rakamın 400 yıl sonunda 70-80 milyona ulaştığı tahmin ediliyor.

Osmanlılar Kızılderili katliamının başlamasından 40 yıl önce İstanbul’u fethetmişlerdi. Şeriatın gereği 3 gün boyunca şehir yağmalanmıştı. 1520’lerde ise Kanuni Avrupa’da yeni fetihler peşindeydi. Osmanlı, 1529’da Viyana kapılarına dayandığında, koloniciler Amerika yerlilerinin yarısından çoğunu katletmiş, yüzbinlerce kızılderiliyi öldürmüşlerdi. Barbarlığın kıyaslanması açısından önemli gördüğüm için belirtme gereği duydum. Bu arada Amerika’da yerlilerden ele geçirdikleri tüm bölgelere kendi taktıkları isimleri vermekteydiler. Bugün o isimlerle anılırlar. Ama örneğin Megalo İdeacılar İstanbul’un kendilerine ait olduğunu iddia ettikleri gibi inatla Konstantinapolis demeyi sürdürürler. Bu arada son Kızılderili katliamı ile Ermeni tehciri arasında sadece 25 yıl olduğuna dikkati çekelim. ABD ve AB ülkeleri Ermeni faciasına çok duyarlıdır ama 80-100 milyon Kızılderilinin katledildiği ve soylarının kurutulduğu bu asıl soykırım karşısında sanki böyle bir olay yaşanmamış gibi duyarsızdırlar. Çünkü Kızılderililerin diasporaları, lobileri yoktur, onları kimse savunmaz.

1630 : Koloniciler insanlara ve vahşi olmayan hayvanlara karşı silah kullanımını yasaklıyor. Kızılderililer vahşi hayvanlar kategorisinde görülüyor ve Kızılderililer, kurt vb. vahşi hayvanlar yasaktan muaf tutuluyor.

1637 : New England’daki ilk büyük soykırım hareketlerinden biri Pequot Kızılderililerinin yok edilmesiydi. Sömürgeci Protestan Püritenlerin, uyguladıkları bu vahşeti göklere çıkaran resmi açıklamaları ise şöyleydi: “Yeryüzü cennetinde Tanrı’nın istemediği bu Pequot yerlileri temizlendi. Öyle ki, şükürler olsun, artık Pequot ismi taşıyan kimse kalmadı.” Bugün, ‘Tanrı’nın izni altında’ diye yurduna bağlılık yemini eden her Amerikan çocuğu, aslında, bu katliamı uygulayan Püritenlerin taşıdığı retoriği ve Tevrat’tan kaynaklanan düşünceyi ödünç almaktadır. Püritenlerin Tevrat’tan aldıkları düşünce ise şudur: “Bilinçli bir biçimde, Tanrı’nın seçilmiş halkına ait olan Vaadedilmiş Topraklar’daki Kenan halkını yok etmek”. Katliamı uygulayan Püritenler, yaptıkları işi tümüyle dini liderlerinin kontrolünde gerçekleştiriyorlar, kutsal misyon’larını yerine getiriyorlardı. Öyle ki, Kızılderili erkek, kadın ve çocuklar tümüyle Tevrat emirlerine göre katlediliyorlardı. Kendi kullandıkları Tevrat deyimlerine göre, Püritenler, Kızılderili çadırlarını ‘kızgın ateşli fırınlara’ döndürüyorlar, içindeki kurbanları Tevrat deyimiyle ‘olabilecek en kötü ölümle’ öldürüyorlardı. Bir başka Tevrat ayetinin deyimiyle ölenler ‘ateşin içinde kızarıyor, ancak oluk oluk akan kanları ateşi söndürüyordu. Katliamı uygulayanlar ise ‘Yehova’nın övgüsüne layık’ oluyorlardı.

1643 – Güney Manhattan’da Hollandalı askerler tarafından Algonquin Kızılderilileri’ne karşı gerçekleştirilen ve David de Vries tarafından aktarılan katliam şöyleydi: “Askerler pek çok Kızılderili’yi uykularında öldürdüler. Annelerinin göğüslerinden çekilip alınan bebekler anne-babalarının gözleri önünde kılıçla parçalanıyor ve bebeklerin parçaları ateşe atılıyordu. Kundaktaki bebekler beşikleri içinde parçalanıyor, kafaları eziliyor, en taş-yürekli adamın bile vicdanını sızlatacak bir vahşilikle öldürülüyorlardı.Bazı bebekler nehre atıldı, onları kurtarmak için anne ve babaları da suya atladı. Ama askerler ne çocukların ne de anne-babaların sudan çıkmalarına izin vermediler, hepsi boğuldu.”

1675 : Kral Philip Savaşı olarak adlandırılan savaşta, Norrogonsettler ve Wonpanoaqlar gibi kabileler acımasız bir biçimde yok edildiler. Tarihçilerin aktardıklarına göre; “Bu, İngiliz askerlerinin kudurmuş gibi çevreye saldırarak yaralı, erkek, kadın ve çocuk ayırt etmeden öldürdükleri, kamplarını ateşe verip, Kızılderilileri yaktıkları bir 17. yüzyıl MyLaisi’ydi.” Papaz Cotton Mather de, bu kıyımı bir “barbekü” olarak adlandırıyordu! Kızılderili avı o dönemde –tehlikenin çok az olması dolayısıyla- New England’da popüler bir spor olmuştu! Douglas Edward Leach’a göre, “Bu öldürme ve kıyımlar kuşkusuz Tanrı’nın iradesiydi.” Bir başka yazar da bu ortak düşünceyi şu sözlerle açıklıyordu: “Efendimiz İsa, onları önünde diz çöktürüp kahretti.” 17. ve 18. yüzyıl sömürgecilerin, servet ve macera peşinde koşan Avrupalıların Amerika kıtasına büyük göçünü yaşadı. Kıtanın yerlilerini katlederek topraklarına el koyan bu sömürgecilerin çoğunluğu İspanyol, Portekiz, İngiliz, Fransız ve İtalyan’lardan oluşmaktaydı. Ama asıl hakim güç İngilizlerdi. Sömürgeciler ulaşabildikleri bölgeleri parsel parsel paylaştılar. Ve zaman içinde kendilerine ait koloniler oluşturdular. Günümüzün ABD’sinin temeli bu sömürgeci katliamcılar tarafından atıldı. Yani, bir anlamda ABD daha kurulurken emperyalist zihniyete sahipti.

1750 – Sömürgecilerin koloni sayısı 13’ü bulmuştu. Nüfusları ise 2 milyonu aşmıştı.

1760 – Koloniler kendi devletlerine bağlıydılar. Örneğin İngiliz kolonisi Birleşik Krallık tarafından yönetilmekteydi. Krallığın kanunlarına ve vergilerine tabi idiler. Avrupa’da “Yedi yıl Savaşları” İngiliz ekonomisini zor duruma sokunca vergiler arttırıldı. Koloniler bundan rahatsız oldular ve zaten düşünmekte oldukları bağımsızlık için çalışmaya başladılar.

1776 – Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi okunarak, 4 Temmuz’da ABD’nin kuruluşu için ilk adım atıldı. Koloni güçleri ile İngiltere arasında savaş başladı ve 6 yıl sürdü. Koloni güçlerinin başında George Washington vardı. 1783’de bağımsızlıkları tanındı. 1787’de ise resmi olarak eyaletlerden oluşan ABD kuruldu.

1779 – Amerika’nın kurucu babası George Washington; Tümgeneral John Sullivon’a Iroquoilor’a saldırıp, “Yöredeki bütün yerleşim yerleri tamamen harabeye dönene kadar da barış amaçlı hiçbir görüşme önerisini dinlememe” emri verdi. Sullivan emredildiği gibi yaptı ve ilk raporunda açıklandığı gibi, “ O güzel bölgenin bütünü, bahçe görünümünden sıkıntılı ve iğrenç bir harabeye” çevirerek yerlilerin “geçimlerini sağlayan her şeyi yıkıp, yok ettiğini” bildirdi. Ona göre, Kızılderililer bir “yok etme savaşında vahşi hayvanlar gibi avlanmışlardır.”

1783 – Yapılan vahşet başkan Washington tarafından da onaylanmaktaydı. Çünkü Washington’un 1783’te söylediğine göre; “Kızılderililer, Beyazlardan toplu yıkımdan başka bir şey görmeyi hak etmeyen vahşi hayvanlardır. Kurtlardan pek farkı yoktur, en sonunda her ikisi de, biçim olarak farklı olsalar da av hayvanlarıdır.”

1803 – Başkan Jefferson 80 milyon frank karşılığında Napolyon’dan Loisiana’yı satın alarak Birleşik Devletler topraklarını iki katına çıkarır.

1807 -Başkan Jefferson Savaş Bakanına bölgelerindeki Amerikan yayılmasına direnen her Kızılderili’nin “balta” ile karşılanması gerektiğinin emrini vermişti. “Ve… Eğer herhangi bir Kızılderili kabilesine karşı baltamızı kaldırmak zorunda kalırsak, o kabilenin kökü kazınıncaya veya Missisipi’nin ötesine atılıncaya dek indirmeyeceğiz. Savaşta bazılarımız ölecek; ancak onların hepsini yok edeceğiz.” diyordu.

1809 – Shawnee Reisi Tecumseh Mississippi’nin batısındaki yerli kabilelerini birleştirerek, beyazları topraklarından atmaya çalışıyor. Sonuç yenilgi ve yıkım…

1812 – Başkan Jefferson, Beyaz Amerikalıların, “geri kalmış Kızılderilileri, orman hayvanlarıyla birlikte Stony Dağlarına sürmek zorunda kaldığını” bildiriyordu. Bir yıl sonra ise, “Amerikan hükümetinin önünde Kızılderilileri yok edene dek peşini bırakmamaktan veya onları gözümüzün göremeyeceği yeni yerleşim yerlerine sürmekten başka bir seçenek olmadığını” belirtiyordu. Gerçekten, Jeffferson’un Kızılderililer hakkındaki düşünceleri; “Yeryüzünden silinmek” veya “Amerikalıların yolundan çekilmek” olmak üzere Yerlilere yalnızca iki seçenek sunulduğunu belirten açık söylemlerle doludur.

1813 – Alabama’da Creeklere karşı çıkan savaş iki taraf içinde kanlı neticelendi.

1817 – Geleceğin Başkanı Andrew Jackson, Florida’daki Seminolelerin çoğunu bölgeden sürüyor ve Keskin Bıçak lakabını alıyor.

1824 – Sequoyah, babası beyaz olan bir melezdi. Kızılderililerin mücadelesine sadık kaldı ve beyaz adamın üstünlüğünün eğitiminde olduğunu gördü ve Kızılderili alfabesi üzerinde çalıştı. Ve sonunda Cherokee alfabesini yarattı.

1830 – Kızılderili tehcir yasası çıkarıldı.Başkan Andrew Jackson’ın ateşli mücadelesi sonucunda Kongre’den geçti. Buna göre Doğu’daki bütün kabileler yurtlarını bırakıp Batı’da onlara ayrılmış olan topraklara yerleşecekti. İlerleyen yıllarda bütün kabileler, topraklarını, bulunduklar eyaletlere bırakan anlaşmalara imza koymak zorun kaldılar ve şu ya da bu şekilde toplama bölgelerine sürüldüler.

1832 – Kara Şahin Savaşı: Nisan 1832’nin başında, Reis Black Hawk tarafından yönetilen, Soux ve Foux kızılderili kabilelerini, 1804 yılında imzalanan ve pek çok toprağı ellerinden alan anlaşmada kaybettikleri yerler için ayaklandılar. İlk savaşı Kızılderililer kazandılarsa da, daha sonra ABD birliklerinin baskınına uğradılar ve büyük kayıplar verdiler. ABD birlikleri daha sonra kabilelerin yerleşim bölgelerini basarak sivillere saldırdı. 1000’e yakın yerli sistemli şekilde katledildi.

1837 – Seminole Reisi Osceola ve diğer Kızılderili reisleri beyaz bayrakla görüşmeye gidiyor ama tutuklanıyorlar. Hemen ardından Okeechobee Gölü Savaşı’yla Seminole halkı teslim oluyor.

1838 – Tehcir uygulamasında Gözyaşı Yolu olarak adlandırılan sürgün yolunda binlerce Kızılderili yaşamını yitirdi. 17.000 Cherokee’den 8.000’i Gözyaşı Patikasında öldü. Dondurucu yağmur ve soğukta yürümeye zorlanan Kızılderililer bozuk un ve kokmuş etle besleniyorlardı. Bu “ölüm yürüyüşü” sonunda Kızılderili bölgesine vardıklarında ise, çok daha fazlası öldürücü hastalıklara ve açlığa yenik düştüler. Başkanlık emriyle bu ölüm yürüyüşleri diğer yerlerde de sürdürüldü. Chicksawlar, Choktowlar gibi Kızılderili halkları da 1830’larda ata yurtlarından kovuldular. Bu süreçte, Creekler, Seminoleler ve Chorokeelerin ölüm oranları diğerlerine göre daha da yükseldi. Sürgüne gönderilen Kızılderililere yardım olarak dağıtılan battaniyelere çiçek mikrobu bulaştırılarak çok sayıda insanın öldürülmesi sağlanmıştı. İlk biyolojik silahın böylelikle Kızılderililer üzerinde uygulandığı öne sürülür.

1845 – John L. O’Sullivan Kader Bildirisini kaleme alıyor. Amerikan topraklarının zenginliklerini değerlendirmek ve yerli halkları uygarlaştırmak beyazların kaderi ilan ediliyor.

1849 – Altın bulunan Kaliforniya’ya büyük bir göç dalgası yaşanıyor.

1850 – Kızılderililerin ellerinde kalan bölgelerden dördü daha alınıp yeni eyaletler oluşturuluyor.

1861 – Kuzeyliler ile Güneyliler arasında Amerikan iç savaşı çıkıyor. Bu korkunç savaşta toplam nüfusu yaklaşık 32 milyon olan ABD’nin ölü sayısı 620.000’e ulaştı. 4 yıl süren savaşın ortasında başkan Abraham Lincoln, tüm ayaklanma bölgelerinde köleliğin kaldırıldığını ilan ederek özgürlük bildirgesini yayınladı. 2 yıl sonra suikaste kurban gitti. Suikastin ardında kendi savunma bakanı ve gizli servis vardı.

1863 – Kızılderililerin beyaz adamın kafa derisini yüzmeye meraklı oldukları bilinir. Oysa işin aslı şudur: 1863 yılının Temmuz günlerinde Navaholar ile general Carleton arasındaki gerginlik sürmektedir. Soluk benizliler Navaholar’ı yıldırmak için hayvanlarına el koymaya, ekinlerini yakmaya başlar. Ama, bir grup Navaho savaşçısı Canby Kalesi’ni basarak koyunlarını, keçilerini geri alırlar. General Carleton, 18 Ağustos’ta askerlerine, getirdikleri her Kızılderili atı ya da katırına yirmi dolar, her koyuna ise bir dolar ödeneceğini duyurur. Yirmi dolar aylık alan askerler gözü dönmüş bir şekilde köylere saldırırlar. Ve öldürülen Navaholar’ın kırmızı bir iple bağladıkları uzun, siyah saçları askerler tarafından kesilir. Zaman ilerledikçe Kızılderililerin kafa derilerine ödül koyma alışkanlığı yaygınlaşır. Amerika’nın gerçek sahipleri hastalık, açlık, sürgün, tecavüz, işkence dışında beyaz adamdan yeni bir şey öğrenirler: Kafa derisi yüzme.


1864 – Kum Deresi Katliamı. Albay Chivington, Cheyenne Reisi Kara Kazan’ın köyünü basıyor. 28’i erkek 133 Kızılderili öldürülüyor.

1866 – Kızıl Bulut önderliğindeki Siouxlar topraklarından yol geçirip (Bozeman Yolu) kale yapmak isteyen askerlerle çatışıyor. 80 Asker ölüyor.

1867 – ABD 7 milyon dolar karşılığında Alaska’yı satın alıyor.

1868 – Washita Katliamı. Albay Custer komutasındaki Süvari Alayı suçsuz bir Cheyenne köyüne daha saldırıyor. Kara Kazan dahil 11’i savaşçı 103 kişi öldürülüyor.

1869 – Güneyli Cheyenneler, Arapaho ve Comanche ittifakı yenilgiye uğruyor. Savaş reisleri Gaga Burun ve Uzun Boğa öldürülüyor. Teslim olan Comanche reisi Tosawi’ye ” En iyi Kızılderili ölü bir Kızılderilidir!” sözü sarfediliyor.

1871 – Texas’ta yabansığırları alanında başlayan büyük savaş 4 yıl boyunca aralıklı olarak sürüyor. Texas’lılar Kiowa-Comanche ittifakını çökertiyor. Bütün önemli liderler yakalanıyor.

1876 – Custer’in süvari alayı bu kez little Bighorn’da saldırıyor ancak Oturan Boğa ve çılgın At tarafından karşılanıyor ve çarpışmada Amerikan askerlerinin tümü ölüyor. 1878 – Cheyenne sonbaharı. Sürgündeki 300 Cheyenne yurtlarına dönebilmek için son bir mücadeleye girişiyor. Büyük çoğunluğu açlık, soğuk ve kurşunlara yenik düşüyor.

1881 – Oturan Boğa teslim oluyor.

1886 – 15 yıldır savaşan Apache reisi Geronimo teslim oluyor.

1890 – Kızılderililer arasında beyaz adamı topraklarından kovacak bir kurtarıcının geleceği inancı doğar. Bu inancın ortaya çıkardığı Hayalet Dansı gittikçe yaygınlaşır. Amerikan Hükümeti Hayalet dansından korkarak orduyu Kızılderililer’in üstüne salar. Yaralı Diz’de bulunan 350 kadın, erkek ve çocuktan yaklaşık 300 ‘ü öldürülür. Katliamı yaşayan Kara Geyik o gün bir başka şeyin daha öldüğünü söyler: “O zaman kaç kişinin öldüğünü anlayamamıştım. Şimdi kocamışlığımın şu yüksek tepesinden gerilere baktığımda, yerde birbirleri üzerinde yığılı duran boğazlanmış kadınları ve çocukları hala o genç gözlerimle görebiliyorum. Ve orada, o çamurun içinde bir şeyin daha öldüğünü ve o kar fırtınasına gömüldüğünü görebiliyorum. Evet bir halkın düşü öldü orada…”

1909 – Geronimo ve büyük reis Kızıl Bulut aynı tarihte hayata veda eder. Yazımızı Kızılderililerin bilge sözleriyle noktalayalım:

Verdikleri sözün sadece birini tuttu çatal dilli soluk yüzlüler; “Topraklarınızı alacağız” dediler ve aldılar. Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenemeyen bir şey olduğunu anlayacak.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bir Medeniyetin yok edilmesi : Kızılderili Soykırımı
İletiTarih: 17 Tem 2017, 16:05 
Banlanmış Üye

Kayıt: 09 Haz 2017, 16:40
İleti: 50
Yazdıkların sürekli olarak kendi içinde de çelişmektedir. Amerikaya ilk katılan eyaletler kızılderililerin yoğun yaşadığı yerlerdir. Amerkan tarihine bakarsan çok rahat görebilirsin.

Ayrıca önceki yazılarında bahsettiğin sakallıları tanrı olarak kabul eden kızılderililer sonra tanrıları ile savaşmışlar mı yani. Bu kadar komik bir tamlama olamaz. Senin medeniyet olarak başka toplumlarla boy ölçüşebildiğin tek şey kimin ne kadar ölüdürüp öldürmediğidir. Çünkü Osmanlının ve sizin başka meziyetiniz yok.

Yukarıda anlattıklarınla Osmanlı devletinin sarayın kasasını doldurmak için ne kadar din istismarı yaptığı anlamına gelmektedir.

Bakınız Amerikaya ilk gidenler pilgrims yani göçmen hacılar olarak adlandırılırlar. Bu kişiler orada yerlilerle iyi ilşikler kurmuş evlilik ve ticaret yapmışlardır. Sen herhalde Amerikalı dendiğinde tek çeşit insan hayal ediyorsun. Orada 50 devlet ve 100 den fazla millet var. Madem ki katliam var neden kızılderililer Amerikan senatosunda söz sahibi oldular 250 yıl boyunca? Her devletin içinde kanlı bir dönem olmuştur ama senin kızılderili dediklerin Amerikaya gelenlerin kendi iç savaşıdır. Bu savaşta taraf tutan yerlilerde elbette zayiat vermiştir. Ama bunun üzerinden bir medeniyeti karalamaya çalışman ahlaksızlık ve belden aşağı vurmaktan başka bir anlam taşımıyor.

Bir yandan 60 milyon kızılderili öldürüldü diyorsun diğer yandan da başkana mektup yazdılar diyorsun. Yahu bir karar ver.. Doğanın tahrip edilmemesi için yerli kabileler elbette başkanı etkilemek adına mektup yazmışlar ve bu mektup dikkate alınıp kayıtlara geçmiş. Bu da Senin yalan söylediğinin ilk ispatıdır.

Daha ne kadar çelişeceksin , uzun uzun yazıyorsun ama birazda anlayarak yazsan daha faydalı olur.

Batının kurduğu medeniyetleri kıskanıp pisletme peşinde olduğunuz gayet açık. Uzanamadığınız ciğere mındar diyorsunuz. Barbar toplumların yaptığı gibi...

Çinden kovuldunuz anavatan diye Avrupayı işgal ettiniz. Bu işgaliniz sonucunda derebeylikler feodalite oluştu. Anadoluyu işgal ettiniz bunun sonucunda Anadoludaki sivilleşme ve medeniyet ilerlemesi durdu.

Daha ne olsun , şimdi de Amerikaya mı göz diktiniz?


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bir Medeniyetin yok edilmesi : Kızılderili Soykırımı
İletiTarih: 17 Tem 2017, 17:36 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Haz 2011, 12:32
İleti: 2749
Konum: Salpazari Cepni
Native American Genocide



Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bir Medeniyetin yok edilmesi : Kızılderili Soykırımı
İletiTarih: 18 Tem 2017, 11:43 
Banlanmış Üye

Kayıt: 09 Haz 2017, 16:40
İleti: 50
Bak turbo anlattıkların yine kendini ele veriyor.

Ellerinde islam adına hiçbirşey bulunmayan , kurandan habersiz vede hiçbir din adamı içermeyen bir toplum o günlerden bugünlere gelebilmiş. Peki ya elinde kitap kuran peygamber olanlar ne yapıyorlar? Cevap basit zalim dediklerinizin ülkelerine adil , rahat ve huzurlu yaşamak için koşa koşa gidiyorsunuz.

İşte bu durumunuz nedeni ile ne derseniz deyin boş konuşmuş olacaksınız.

Bu adamların yerli Amerikalılara gıcığı neymiş ki?
Neden şimdi Avrupada ve Amerikada yaşayan diğer milletlere aynısını yapmıyorlar.

Biraz akıl ve mantık olsa zaten haliniz de bıu kadar komik olmazdı.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bir Medeniyetin yok edilmesi : Kızılderili Soykırımı
İletiTarih: 18 Tem 2017, 12:06 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Haz 2011, 12:32
İleti: 2749
Konum: Salpazari Cepni
Günümüz Kizilderililerinin Yasamlari, 21. Yüzyil olmus ancak istilacilarin onlara bakisi ve davranislarinda hala dedelerinin izleri var...
Oturan Boga Belgeseli

https://www.dailymotion.com/video/x11jtjr


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bir Medeniyetin yok edilmesi : Kızılderili Soykırımı
İletiTarih: 18 Tem 2017, 12:10 
Banlanmış Üye

Kayıt: 09 Haz 2017, 16:40
İleti: 50
O kadar insan öldürülmüş allah neredeymiş peki , seyircimi kalmış yaşananlara?
Yerli amerikalılar allahın kulları değilmiymiş. Dua etmemişler mi bize yardım et diye?
Neden onların üzerine koruyucu bir kalkan koymamış yada neden mucizevi bir bulut düşman aserlerini gelip kaplayıp götürmemiş. Neden zalimler ilerlerken müslümanlar geri kalıp onların zulmüne dur diyememişler. Allah yerli amerikalıları zalimlerin zulmüne meze olsunlar diyemi yaratmış... Zalimlere yardım ve yataklık mı yapmış allah. Yoksa kendisine inanmadıkları için onları kıskanıp cezalandırmış mı?

Bunlar gibi sizin inanç teselliniz olan birçok soruya da cevap vermeniz gerekir.

Hadi suçlu kim cevap ver.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bir Medeniyetin yok edilmesi : Kızılderili Soykırımı
İletiTarih: 18 Tem 2017, 12:30 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Haz 2011, 12:32
İleti: 2749
Konum: Salpazari Cepni
Almanca Bilenler icin cok güzel bir Belgesel



Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bir Medeniyetin yok edilmesi : Kızılderili Soykırımı
İletiTarih: 18 Tem 2017, 12:46 
Banlanmış Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 16 Oca 2017, 20:06
İleti: 294
فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلَكِنَّ اللّهَ قَتَلَهُمْ وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ وَلَكِنَّ اللّهَ رَمَى وَلِيُبْلِيَ الْمُؤْمِنِينَ مِنْهُ بَلاء حَسَناً إِنَّ اللّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

Enfal-17

1400 sene öncesinde bir başka peygamber(kurtarıcı) - kitap gelmeyeceği, belirtilmiştir.
Onun için yukarıdaki sorular havada kalmakla beraber soru niteliğine haiz bir cümle oluşturmamaktadır.
Dolayısı ile ortada mantıken soru moru olmadığı için cevap gereksizdir.

_________________
"Ken ore, ya mo suki"


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni bir konu gönderCevap gönder 2 sayfadan 1. sayfa   [ 25 ileti ]
Sayfaya git 1, 2  Sonraki


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Google [Bot] ve 3 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan SiyasiForum.net Siyasi Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. SiyasiForum.Net hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde dönüş yapacaktır. Forumumuz kesinlikle hiçbir şekilde parti, örgüt, kurum, kuruluş ve oluşumu desteklememektedir. Tüm Problemler ve Reklam İçin: İletişim Formu için tıklayınız.