Yazı boyutunu değiştir
Sistem saati: 18 Oca 2018, 15:02


Yeni bir konu gönderCevap gönder 1 sayfadan 1. sayfa   [ 7 ileti ]
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Bir Medeniyetin Yok Edilmesi III:Aborjin Katliami Avustralya
İletiTarih: 20 Tem 2017, 09:23 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Haz 2011, 12:32
İleti: 2749
Konum: Salpazari Cepni



Ingiliz Sömürgeciligi ve Aborjin Soykirimi

İlk kez 1606 yılında Hollandalı denizciler tarafından fark edilen Avustralya Kıtası, İngiliz İmparatorluğu’nun sömürgecilik tarihinin kanlı sayfaları arasında önemli bir yer tutar. Hollandalı denizciler tarafından New Holland adı verilen bu yeni kıtanın yazgısı, 1770 yılında İngiliz kaptan James Cook’un kıtaya ayak basmasıyla tamamen değişti. James Cook’un Büyük Britanya adına doğu kıyılarına el koyup buraya New South Wales adını vermesinden sonra, Avustralya kıtasının yerli halkı Aborjinlerden çok azı İngilizlerin başlattığı soykırımından canlı kurtulmayı başaracaktı. Avusturalya’yı sömürgeleştiren Beyaz Adam, çok az zaman sonra katletmeye başlayacağı adanın gerçek sahibi olan bu yerlilere Aborjin (Aborigene) adını verdi. Latince kökenli olan Aborjin kelimesi “başlangıçtan beri” anlamına gelmektedir.

Avustralya’daki İngiliz sömürgeciliği asıl olarak 26 Ocak 1788’de Kaptan Arthur Phillip tarafından Port Jackson’da bir koloni oluşturulması ile başlar. Bu tarih ileride Avustralya’nın ulusal günü ilan edilecektir. Yeni kıtaya hızla insan akını başlar. Büyük Britanya’dan Avusturalya ve Yeni Zelanda’ya 1830-1840 yılları arasında göçen insan sayısı daha önceden gelen 68.000 nüfusun iki katına çıkar. 1880-1890 yılları arasındaki dönemde ise en yüksek noktasına ulaşarak 278.000’i bulur.

Avusturalya’nın sömürgeleştirilmesinde diğer topraklardan farklı olarak suçlulardan kurtulma amacı da söz konusuydu. Londra’daki hapishaneler dolup taşıyordu. Yetkililer bunların bazılarını ABD’ye gönderiyordu ama Bağımsızlık Savaşı’ndan sonra Birleşik Devletler suçlulara kapılarını kapatmıştı. Böyle bir dönemde yeni sömürgeleştirilmeye başlanan Avusturalya suçluların yeni adresi oldu. Aborjinlerin kötü yazgısına İngiltere’de ne kadar katil, tecavüzcü ve hırsız varsa düşmüştü.

Avrupalı sömürgeciler ilk önce verimli sahil bölgelerine ve su kaynaklarının bulunduğu bölgelere yerleştiler. Daha Batılılarla ilk karşılaşmalarında binlerce Aborjin, sömürgecilerin getirdiği hastalıklara karşı hiçbir bağışıklıkları olmadığından tıpkı Kızılderililerin çiçek virüsüyle öldüğü gibi toplu olarak can verdi.

Aborjin Soykırımının Başlaması

Başlangıçta az sayıda kişinin yerleşiminde sorun olmadı. Ancak adada madenler çıkmaya ve işletilmeye başlanınca işgal ve yerleşim olgusunda aşırı yoğunluk başladı. Toprakları ellerinden alınan, köle olarak çalıştırılmak istenen Aborjinler sömürgecilere karşı isyan başlattı. Bu, Aborjin soykırımı için de bir başlangıçtı. Ne var ki barutlu silahlara karşı ellerinde bumeranglarından ve mızraklarından başka hiçbir silahları olmayan Aborjinlerin en ufak bir şansı bile yoktu. Üstelik tarihi araştırmaların gösterdiğine göre diğer insan toplumlarından farklı olarak, tarihleri boyunca birbirleriyle bile hiç savaşmamış olan Aborjinler savaşın ne demek olduğunu bile bilmiyordu!

İngiliz Merkezi Hükümeti ve Avustralya Sömürge Valiliği aracılığıyla 1788-1928 tarihleri arasında, Avustralya’nın Sidney, New South Wales, Tasmanya, Queensland, The Kimberleys ve The Northern Territory bölgelerini sömürgeleştirmek ve tarım alanlarını genişletmek, yeni hayvancılık bölgeleri, yeraltı madenleri ve hammaddeler sağlamak için sistemli ve merhametsizce katliama girişildi. Yapılan bilimsel araştırmalara göre, Avustralya yerlilerine karşı uygulanan soykırım doğrudan İngiliz Merkezi Hükümeti tarafından 1824 yılında çıkarılan savaş yasaları çerçevesinde uygulandı. Böylelikle sömürgelerde İngiliz Bölge Sömürge Yönetiminin yaptığı insanlık dışı her yöntemin yasal dayanağı sağlanmış oldu!

Avustralya’yı ziyaret eden ünlü İngiliz romancısı Anthony Trollope, İngiliz sömürgecilerinin Avustralya yerlilerine yaptıklarını şöyle anlatıyordu:

Biz onların (yerlilerin) topraklarını (vatanlarını) ellerinden aldık, yiyeceklerini tahrip ettik. Kendi gelenek ve göreneklerine ters düşen yasalarımızı uyguladık. Onları, nefret ettikleri zevklerimize uydurmaya çalıştık. Kendilerini veya mallarını kendi bildikleri biçimde korumak istediklerinde de onları katlettik… Sert savaş yollarıyla efendileri olduğumuzu kabul etmeyi öğrettik.


İlk kez 1606 yılında Hollandalı denizciler tarafından fark edilen Avustralya Kıtası, İngiliz İmparatorluğu’nun sömürgecilik tarihinin kanlı sayfaları arasında önemli bir yer tutar. Hollandalı denizciler tarafından New Holland adı verilen bu yeni kıtanın yazgısı, 1770 yılında İngiliz kaptan James Cook’un kıtaya ayak basmasıyla tamamen değişti. James Cook’un Büyük Britanya adına doğu kıyılarına el koyup buraya New South Wales adını vermesinden sonra, Avustralya kıtasının yerli halkı Aborjinlerden çok azı İngilizlerin başlattığı soykırımından canlı kurtulmayı başaracaktı. Avusturalya’yı sömürgeleştiren Beyaz Adam, çok az zaman sonra katletmeye başlayacağı adanın gerçek sahibi olan bu yerlilere Aborjin (Aborigene) adını verdi. Latince kökenli olan Aborjin kelimesi “başlangıçtan beri” anlamına gelmektedir.

Avustralya’daki İngiliz sömürgeciliği asıl olarak 26 Ocak 1788’de Kaptan Arthur Phillip tarafından Port Jackson’da bir koloni oluşturulması ile başlar. Bu tarih ileride Avustralya’nın ulusal günü ilan edilecektir. Yeni kıtaya hızla insan akını başlar. Büyük Britanya’dan Avusturalya ve Yeni Zelanda’ya 1830-1840 yılları arasında göçen insan sayısı daha önceden gelen 68.000 nüfusun iki katına çıkar. 1880-1890 yılları arasındaki dönemde ise en yüksek noktasına ulaşarak 278.000’i bulur.

Avusturalya’nın sömürgeleştirilmesinde diğer topraklardan farklı olarak suçlulardan kurtulma amacı da söz konusuydu. Londra’daki hapishaneler dolup taşıyordu. Yetkililer bunların bazılarını ABD’ye gönderiyordu ama Bağımsızlık Savaşı’ndan sonra Birleşik Devletler suçlulara kapılarını kapatmıştı. Böyle bir dönemde yeni sömürgeleştirilmeye başlanan Avusturalya suçluların yeni adresi oldu. Aborjinlerin kötü yazgısına İngiltere’de ne kadar katil, tecavüzcü ve hırsız varsa düşmüştü.

Avrupalı sömürgeciler ilk önce verimli sahil bölgelerine ve su kaynaklarının bulunduğu bölgelere yerleştiler. Daha Batılılarla ilk karşılaşmalarında binlerce Aborjin, sömürgecilerin getirdiği hastalıklara karşı hiçbir bağışıklıkları olmadığından tıpkı Kızılderililerin çiçek virüsüyle öldüğü gibi toplu olarak can verdi.

Aborjin Soykırımının Başlaması

Başlangıçta az sayıda kişinin yerleşiminde sorun olmadı. Ancak adada madenler çıkmaya ve işletilmeye başlanınca işgal ve yerleşim olgusunda aşırı yoğunluk başladı. Toprakları ellerinden alınan, köle olarak çalıştırılmak istenen Aborjinler sömürgecilere karşı isyan başlattı. Bu, Aborjin soykırımı için de bir başlangıçtı. Ne var ki barutlu silahlara karşı ellerinde bumeranglarından ve mızraklarından başka hiçbir silahları olmayan Aborjinlerin en ufak bir şansı bile yoktu. Üstelik tarihi araştırmaların gösterdiğine göre diğer insan toplumlarından farklı olarak, tarihleri boyunca birbirleriyle bile hiç savaşmamış olan Aborjinler savaşın ne demek olduğunu bile bilmiyordu!

İngiliz Merkezi Hükümeti ve Avustralya Sömürge Valiliği aracılığıyla 1788-1928 tarihleri arasında, Avustralya’nın Sidney, New South Wales, Tasmanya, Queensland, The Kimberleys ve The Northern Territory bölgelerini sömürgeleştirmek ve tarım alanlarını genişletmek, yeni hayvancılık bölgeleri, yeraltı madenleri ve hammaddeler sağlamak için sistemli ve merhametsizce katliama girişildi. Yapılan bilimsel araştırmalara göre, Avustralya yerlilerine karşı uygulanan soykırım doğrudan İngiliz Merkezi Hükümeti tarafından 1824 yılında çıkarılan savaş yasaları çerçevesinde uygulandı. Böylelikle sömürgelerde İngiliz Bölge Sömürge Yönetiminin yaptığı insanlık dışı her yöntemin yasal dayanağı sağlanmış oldu!

Avustralya’yı ziyaret eden ünlü İngiliz romancısı Anthony Trollope, İngiliz sömürgecilerinin Avustralya yerlilerine yaptıklarını şöyle anlatıyordu:

Biz onların (yerlilerin) topraklarını (vatanlarını) ellerinden aldık, yiyeceklerini tahrip ettik. Kendi gelenek ve göreneklerine ters düşen yasalarımızı uyguladık. Onları, nefret ettikleri zevklerimize uydurmaya çalıştık. Kendilerini veya mallarını kendi bildikleri biçimde korumak istediklerinde de onları katlettik… Sert savaş yollarıyla efendileri olduğumuzu kabul etmeyi öğrettik.


En son _turbo_ tarafından, 20 Tem 2017, 09:29 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 değişiklik yapıldı.

Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bir Medeniyetin Yok Edilmesi III:Aborjin Katliami Avustr
İletiTarih: 20 Tem 2017, 09:25 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Haz 2011, 12:32
İleti: 2749
Konum: Salpazari Cepni
İnsan Avı

Abojinİngiliz İmparatorluğu’nun Avustralya’yı sömürgeleştirmek için uyguladığı soykırım yöntemleri arasında hem en acımasızı, sömürge yönetimi tarafından güvenlik gerekçesiyle hayvan avına çıkar gibi yerli insan avına çıkmaktı. Avda yakalanan yerlilerin kelleleri kesilip torbalara konuyordu. Avın başarılı geçtiğinin bir kanıtı olarak, kesilen yerli kelleleri herkesin görebileceği bir ortamda sergileniyordu. Hatta bazı direnen veya kesin boyun eğmeyen önemli yerli kahraman Lider Pemukway gibilerinin kellesi ise, Avustralya Sömürge Valisinin yerlilere karşı yapılan bu yasal görevini ne kadar başarılı yerine getirdiğinin bir kanıtı olarak Londra’ya, Merkezi Hükümete gönderiliyordu. Bu tür olayların açıklamalarına, 1883 yılında İngiliz Hükümeti Yüksek Komiseri olan Hamilton Gordon tarafından, Gordon’un şahsi dostu da olan zamanın Başbakanı William Gladstone’a yazılan raporlarda da yer veriliyordu

1824 yılında sömürge yasaları, Bathurst Sydney ve New South Wales bölgesindeki beyaz yerleşimcilere, güvenlik gerekçesiyle tüm yerlileri fiziki olarak yok edebilme yetkisini veriyordu. 1838 yılındaki Monitör gazetesinin yazdığı gibi, beyaz yönetimin mevcut sömürge politikası öylesine çığırından çıkmıştı ki, artık beyaz yerleşimcilerin (sömürgecilerin) yerlileri yok etme eylemleri yalnızca Bathurst Sydney ve New South Wales bölgesiyle sınırlı değildi. Kıtadaki tüm yerlileri yok etme hedefiyle, siyah ırktan olan tüm yerlilerin ortadan kaldırılması yeni hedefti.

Bu soykırımdan Avustralya’nın yanındaki Tasmanya Adası da payına düşeni aldı. Tasmanya’da, 1803-1834 yılları arasında, yerlilere karşı yürütülen Tasmanya soykırımı esnasında birçok yerli kadın ve çocuk katledildi. Bu soykırım sonucunda adanın 4.000 olan yerli halkın nüfusu beyaz adamın Tasmanya’yı işgalinden 15 yıl sonra 2.000’e kadar düştü. 1824 yılında ise, bölge sömürge yönetimi tarafından, adaya yerleştirilen yeni beyaz (İngiliz) topluma, yerlilerin topraklarını fiilen ele geçirmeleri için, ada yerlilerinin görüldüğü yerde öldürülmesi için izin verildi.

İngilizler Tasmanya’nın sömürgeleştirilmesi sırasında yerli nüfusun çoğalmaması için de bir yöntem düşünmüştü. Yerlilerin üremesini önlemek ve yerlileri her bakımdan yıldırmak için, sömürge yönetimi tarafından adada yakalanan ve tutsak edilen yerli erkekler, cinsel organları kesilerek hadım edildiler. Nasıl olduysa soykırımda kurtulabilmeyi başaran yerliler ise tüm Tasmanya’da 1829 yılında başlayan ve iki aylık bir süreyi kapsayan, sömürge yönetimin soykırım amaçlı tehcir politikası gereği, Avustralya’nın çeşitli bölgelerine ve çok uzak adalara, çeşitli eziyetlerle ve soykırım amacıyla tehcir edildiler. Yerliler, tehcir edildikleri, bu toplama kamplarını andıran enterne bölgelerinde, zorunlu olarak ikamete tabi tutuldular. Bu insanlık dışı uygulamalara karşı koyan yerliler yine sömürge yönetimi tarafından acımasızca katledildiler.

Resim


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bir Medeniyetin Yok Edilmesi III:Aborjin Katliami Avustr
İletiTarih: 20 Tem 2017, 09:26 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Haz 2011, 12:32
İleti: 2749
Konum: Salpazari Cepni
Aborjinlerin Kayıp Kuşağı

1869 yılında sömürge yönetimi tarafından Aborjinleri Himaye ve Yönetme Yasası (Act for Protection and Management of Aboriginal Natives) çıkarıldı. Bu yasa Aborjinlerin nerede yaşayabileceklerinden nasıl çalışacaklarına, kimlerle hangi koşullarla evleneceklerinden topraklarını nasıl işleyeceklerine kadar neredeyse tüm toplumsal yaşamı düzenliyor, yerli nüfus üzerinde tam bir denetim kuruyordu.

1869’daki yasa ile kurulan Aborjinleri Himaye Kurulu ile asimilasyon politikaları başka bir boyuta taşındı. Kurul, kendisine çocukları ailelerinden mahkeme kararına gerek duymadan uzaklaştırma yetkisi veren 1909 tarihli başka bir Aborjinleri Himaye Yasası ile daha da güçlendi. Yasaya dayanarak 1910-1970 yılları arasında binlerce yerli çocuğu ailelerinden zorla alındı. Yerli çocukların beyni önce misyoner yurtlarında yıkanıyor, ardından beyaz ailelerin yanına veriliyordu.

Avustralya Hükümetinin kendi resmi raporuna göre bu dönemde 30.000 yerli çocuk ailelerinden zorla kopartıldı. Bunların bir kısmı Avrupalılarla evlilikler yapılarak saf yerli aile yaşamından zorla kopartıldı. Çocukların, Avustralya sömürge yönetimi tarafından asimilasyonları hedeflenerek karışık aile düzenine ve birden fazla Avrupalı ataya sahip olmaları hedefinin gerçekleştirilmesine zorlandılar. Kurumlara ve beyaz ailelerin yanlarına verilen çocukların kendi dillerini kullanmaları yasaktı. Kökenleri olabildiğince kendilerinden saklanıyordu. Derilerinin neden farklı renkte olduğunu sorduklarında ise kendilerine verilen yanıt “Güney Avrupa’dan” geldiklerinden dolayıydı.

Resim

Gerçekte ise kaç yerli çocuğun ailesinde zorla alındığı günümüzde dahi bilinmiyor. Resmi rakamlar 30.000 dese de tutulan kayıtların büyük çoğunluğu kaybolmuş ya da imha edilmiş durumda. Fakat her üç Aborjin çocuktan birinin bu uygulamaya maruz kaldığı tahmin ediliyor. Yani yaklaşık 100 bin çocuk.

1937 yılında Yerlilerin Refahı adlı konferansın sonuç raporunda, yerlilerin evlilikler yolu ile karışık bir konuma getirilmesi ve esas hedefin bu olmasının altı çizilmekteydi. Resmi raporda, bu yüzden çocukların hastanedeki doğumunun hemen akabinde, zorla yerli annelerin elinden alındığı belirtiyordu. Rapor, 1935 yılında geçen bir olayı, devlet politikasının uygulanışının bir belgesi olarak bir çocuğun ağzından şu şekilde anlatıyor:

Ben annem ve teyzemle birlikte postaneye gitmiştim. Polisler bizi zorla polis arabasının içerisine tıkıştırdılar. Süpürgeliğe gideceğimizi belirttiler. Ama araba 10 kilometre kadar gittikten sonra, beni alıkoyup annem ve teyzemi arabadan dışarı attılar. Polisler arabayı tekrar sürmeye başladılar. Elinden zorla alındığım annemin o sırada arkamdan benim için yaptığı feryatları ve attığı çığlıkları arabanın içerisinde duyuyordum.

Araştırmacıların verilerine göre yine bu dönemde yerli kadınlar rızaları olmaksızın kısırlaştırıldılar. Sömürgeciler tarafından 1970’lere kadar devam eden bu kısırlaştırma, çocuk kaçırma ve zorla ailelerinden koparma yönteminin, Avustralya tarafından da 1949 yılında kabul edilen 1948 BM soykırım sözleşmesinin II. maddesine tamamen aykırı olması, Büyük Britanya İmparatorluğu’nun ve ona bağlı Avustralya hükümetinin soykırım suçu işlediğini açıkça kanıtlamaktadır.

Soykırımla ilgili tarihi verilere bakarsak, ünlü soykırım araştırmacısı ve tarihçi Ben Kiernan’a göre, 1788’de sömürgeleştirme başladığında kıtanın yerli nüfusu 750.000 idi. 1911 yılına gelindiği zaman soykırım sonucu yerlilerin nüfusu 31.000’e kadar düşmüştü. Çoğu 1789, 1829-1831 yıllarında İngilizlerin getirdiği çiçek, tifo, dizanteri, tüberküloz, difteri, grip ve benzeri hastalıklardan ve sömürgecilerin, yerlilerin un ve yiyecek tayınlarına zehir katmasından dolayı kırıldı. Binlercesi ise sömürge güçleri tarafından katledildi. Sömürgeci beyazların yerlileri öldürmeleri o kadar planlı ve sistemli gerçekleşiyordu ki, zorla kaçırılan çocuklar çeşitli işlerde çalıştırılırken, kadınlar tayınlarına zehir katılarak, yakılarak veya işkence yapılarak öldürülüyorlardı. Erkekler ise işkenceyle ya da vurularak öldürülüyorlardı.

Aborjinlerin her insanın sahip olması gereken temel hak ve özgürlüklerine kavuşabilmesi ancak 20. yüzyılın ikinci yarısında gerçekleşti. 1967’de yapılan halkoylamasında Avusturalya halkının %91 çoğunluğu Aborjinlerin nüfus sayımına dahil edilmesi ve federal meclisin Aborjinlerle ilgili yasa çıkartmasına ilişkin Anayasa değişikliğine evet oyu verdi. Senato’ya ilk Aborjin 1971’de, Temsilciler Meclisi’ne ise ancak 2010 yılında (gerçekten şaşırtıcı) seçildi.

Günümüzde Avusturalya’da yaklaşık 460.000 Aborjin yaşıyor. Yani Beyaz Adam’ın kıtayı sömürgeleştirmeye başladıklarındaki nüfuslarının neredeyse yarısı kadar. Avusturalya’nın toplam nüfusunun %2’si… Bazı rakamlar ise bu sayıyı biraz fazla veya biraz az göstermektedir. Bu farklılıklara sebep olarak ise İngilizler tarafından tamamen asimile edilemeyen yerli çocuklarının nesillerinin sonradan kimliklerine sahip çıkması örnek olarak gösterilmektedir. Avusturalya Hükümeti yaklaşık 200 yıl sonra 2008 yılında işlenen tüm bu insanlık suçları ve Aborjin katliamı için dönemin Başbakanı Kevin Rudd aracılığı ile özür diledi. Ne var ki Aborjinlerin yazgısı halen daha fazla değişmiş değil. Beyaz nüfusa oranla ortalama 17 yıl daha az yaşayan Aborjinler arasında işsizlik, çocuk ölümleri, uyuşturucu ve alkol kullanımı oranları da genel ortalamanın üzerinde.

Yazıyı Aborjinlerin yaşama nasıl baktıklarını anlayabilmek adına Aborjin duası ile bitirelim:

Seni ayakta tutmaya yetecek kadar güzelliklerle dolu bir yaşam sürmeni dilerim.
Aydınlık bir bakış açısına sahip olmana yetecek kadar güneş diliyorum.
Güneşi daha çok sevmene yetecek kadar yağmur diliyorum.
Ruhunu canlı tutmaya yetecek kadar mutluluk diliyorum.
Yaşamdaki en küçük zevklerin daha büyükmüş gibi algılanmasına yetecek kadar acı diliyorum.
İsteklerini tatmin etmeye yetecek kadar kazanç diliyorum.
Sahip olduğun her şeyi takdir etmene yetecek kadar kayıp diliyorum.
Son elvedayı atlatmana yetecek kadar merhaba diliyorum…

Kaynak: http://www.serenti.org/ingiliz-somurgec ... soykirimi/


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bir Medeniyetin Yok Edilmesi III:Aborjin Katliami Avustr
İletiTarih: 20 Tem 2017, 09:42 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Haz 2011, 12:32
İleti: 2749
Konum: Salpazari Cepni






Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bir Medeniyetin Yok Edilmesi III:Aborjin Katliami Avustr
İletiTarih: 22 Tem 2017, 00:40 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Haz 2011, 12:32
İleti: 2749
Konum: Salpazari Cepni
Aborjinler ve Telepati Kabiliyetleri

Aborjinler
Aborjinler Avustralya Kıtası’nın yerlileridir. Aborjinin Latince anlamı Gerçek İnsanlar’dır. Adı gibi ‘’Gerçek’’ olan bu kabileden sadece 3.000 kişi kaldığı sanılmaktadır. Şu an da ana karanın en iç bölgelerinde bulunan ve Avustralya Devleti tarafından belirlenmiş bölge olan Outback’te göçebe olarak sürekli çölü baştan aşağı gidip gelirler.

Aborjin Kabilesi sürekli ‘’ Diğer Dünya ‘’ ile irtibaat halindedir. Çölde iletişimi telepati ile sağlarlar. Telepati kurmak için insanların hiç yalan söylememesi ve zihinlerinin açık olması gerekmektedir. Birbirlerinin zihinlerini okuyabilirler.

TELEPATİ: İnsanların herhangi bir fiziksel olay olmadan iletişim kurmasıdır.(Ne kadar uzak olursa olsun)
mitolojileri Avustralya yerlilerinin toprağa saygı, ve Düşzamanı inancı üzerine kurulu şifahi gelenekleri ve manevi erdemleri bulunmaktadır. Rüyalar, düşler hem yaradılışın antik zamanın hem de günümüz gerçeğini ifade etmektedir.
Aynı zamanda Aborjinlerin yaptığı çeşitli boyamalarda dikkati çekmiştir. Onlar doğada bulunan çeşitli renklerden yararlanarak yaptıkları boyaları ince borular yardımıyla veya ağızlarından püskürterek kayalara çeşitli desenler yapmışlardır.

Aborjinler aynı zamanda çeşitli aletler geliştirmişlerdir. Örneğin; bilinen bir alet olan bumerangı Aborjin kabileleri icaat etmiştir. Bu çok ince düşünülen aletin var oluş sebebi çok cahil sandığımız Aborjinlerin keskin zekasıdır. Bu alet avlanmak için kullanılmıştır.
Aborjinler binlerce yıllık tecrübeleriyle hayatlarını çölde sürdürmeyi öğrenmişlerdir.
Ayrıca tıpları da oldukça gelişmiştir. Aborjinler değişik şarkılar söyleyerek ve ince sesler çıkararak damarlarda dolaşan kanın akışını değiştirerek ve vücutta bulunan hücrelere seslenerek organizmada veya deride bulunan kesik ve yaraları iyileştirme özelliğine sahiplerdir. Bunun yanında bitkilerden birçok ilaç ve yiyecek üretmişlerdir. Tamamen vejeteryandırlar. Sadece kutlamalara özel olarak et veya çay hazırlarlar. Bazen insan olduklarını isbaat etmek için balık yumurtası veya kuş eti yerler. Bu insanlar hiç aç kalmazlar. Çeşitli fasulyelerden, topraklardan tohumlardan yerler. Hiçbir zaman birkinin tümünü sökmezler üreyip çoğalması için kökünü bırakırlar.
Aborjinler soyları boyunca çölde yaşamak için denenecek ve yapılacak her şeyi yapmışlardır. Böylece en doğruya varmış ve temiz bir yaşam sürdürmeye başlamışlardır. Ama geçmişteki birçok hataya ve yanlışa rağmen tecrübeleri doruktadır. Aborjin kadınlar bebeklerini yemişler ve genç oğlan çocukları erkek olduğunu kanıtlamak için aç ve susuz bırakılarak birçok zorluklar geçirmiştir. Ama şimdi bu insanlar bizim teknolojiyle yapamayacağımız şeyleri zihin ve akıllarıyla çözmektedirler. İnançları tamdır ve bundan hiç şaşmazlar.

Aborjinler bedenin sadece dünya ile bir bağlantı olduğuna inanırlar. Onlar için gerçek olan ruh ve maneviyattır. Ayrıca dünyada her şeyin bir var oluş nedeni olduğuna inanırlar. Toprağa, hayvanlara ve bitkilere son derece saygılıdırlar. Çölde bulunan kayaların içindeki su birikintilerini içerken bile hayvanlara da bir pay bırakırlar ve onu içen canlının sudaki kokularından rahatsız olmamaları için titiz davranırlar.

Bu insanların bünyeleri alıştığından dolayı su içmeye çok fazla ihtiyaç duymazlar. Aynı zamanda buldukları su birikintileri fazla olmadığı için banyo da yapamazlar. Ancak temizlenmelerini sinekler sağlar. Sabah güneşi ile gelen sinekler vücutlarını kaplar ve tüm vücudun üzerinde bulunan mikrop ve benzeri şeyleri yerler ve bu iş bitince herkes yoluna devam eder.


Aborjinler çok değişik yaşam biçimleridir bunun yanında onlara özgü olduğu sanılan bir çift yeteneklere sahiptirler bunlardan bir tanesi iz belirlemedir. Bu insanlar herhangi bir ayak izine bakarak o ayak izini yapan kişinin yaşını, sağlık durumunu ve ne zaman geçtiğini belirlerler. Aynı zamanda geçen bir arabanın markasını, hangi hızla geçtiğini ve ağırlığını söyleyebilirler. Bunun yanı sıra gövdesi toprakta olan bitkilerin toprak üzerinde bulunan yapraklarına dokunarak bu bitkinin ham mı yoksa olgun mu olduğunu anlarlar.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bir Medeniyetin Yok Edilmesi III:Aborjin Katliami Avustr
İletiTarih: 24 Tem 2017, 00:27 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Haz 2011, 12:32
İleti: 2749
Konum: Salpazari Cepni
Insanlik Aborjinlerin Telepati kabiliyetu hakkinda cok az bilgiye sahip. Normal insanlardan Aborjinlerin beyin kapasitesinin %35 daha fazla calistigi bilim adamlarinca ortaya cikarilmis. Kimilerine gore ciplak gezen bu insanlar geri kalmis denilmekte, oysa gercekler bu insanlarin kendini ileri medeniyet sananlardan cok daha ilerde oldugunu gosteriyor. Insanlarin ileride olmasini sahip oldugu materyallerle olcmeye calismasi yanlis. Insana insanca yasam sunamadiktan sonra en fazla mutsuz insanlardan olusan ve mutlulugu materyalde arayan psikolojisi bozuk korku toplumu yaratmaktan oteye gecemezsiniz. Simdi soruyorum kim daha akilli?


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: Bir Medeniyetin Yok Edilmesi III:Aborjin Katliami Avustr
İletiTarih: 20 Ağu 2017, 19:08 
Onursal Üye
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 28 Haz 2011, 12:32
İleti: 2749
Konum: Salpazari Cepni
Resim

10 Şubat 1828: Cape Grim Katliamı'nda onlarca Aborijin öldürüldü

Cape Grim Katliamı 10 Şubat 1828'de bugün Tazmanya olarak bilinen Van Diemen's Land'in kuzeybatısında gerçekleşti. Ellerinde fitilli tüfekler bulunan dört çoban, Pennemukeer kabilesinden 30 Aborijin'i katletti ve cesetlerini 60 metre yükseklikteki kayalardan aşağı attı. Avrupalılar katliamın gerçekleştirildiği yere Victory Hill (Zafer Tepesi) adını verdiler.

Tazmanya adı verilen topraklara insanlar ilk defa bundan 35 – 25.000 yıl önce, henüz Avustralya anakarasıyla birleşik olduğu dönemde geçtiler. Buzul devrinden sonra suların yükselmesiyle birlikte Tazmanya ile Avustralya arasındaki boğaz su altında kaldı. İngiliz işgaline kadar Tazmanya'da en az 5.000 Aborijin yaşıyordu; çeşitli kaynaklarda bu sayının çok daha fazla olduğu belirtilmektedir.

Tasmanya Aborjinleri 9 bölgesel kabilede 50 kadar gruptan oluşan topluluklar halinde yaşıyordu. Bu kabilelerden en büyüğü Oyster Bay (Doğu Tasmanya) kabilesiydi (700 kişiden fazla olduğu tahmin ediliyor). Bu kabile toplam 7800 km2'lik bir alanda ve 515 km'lik bir kıyı şeridinde yaşıyordu. Yazın kıyı şeridinde kışları da iç kısımlarda avlanıyorlardı. Bir diğer kabile de kuzeybatıda yerleşmişti.

İki kabile de (Mime Gin ve Low Ren Tom Mer Ning Meeberlee) güneybatıda ve Macquarie körfezi civarında yaşıyordu. Bu iki kabile tekne yapımında ustaydı. Demir madenini kullanıyorlardı. Ağaç kabuğuyla kanoları kullandıklarını, demir tozlarını kırmızı orkide ile dövüp vucutlarına sürdüklerini ve kanguru yağı ile karıştırıp saçlarını boyadıklarını bölgeye gelen beyazların kayıtlarından öğreniyoruz.

Tasmanya'ya ilk gelen Avrupalı Abel J. Tasman'dır (1642). Abel J. Tasman buraya (henüz ada olduğu bilinmiyor ve Avustralya anakarasının bir bölgesi olduğu sanılıyordu) Hollanda Doğu Hind (Dutch East Indies) bölge valisi Anthony Van Diemen'in adına Van Diemen's Land adını verdi. 1855'e kadar Van Diemen's Land adı kullanıldı, ada daha sonra Tasmanya adını aldı.

Avrupalılar ile Aborijinler arasındaki ilk temas 1700'lü yılların sonunda başladı ve bu adanın yerlileri için büyük bir felaket oldu. Adaya gelen ayıbalığı ve balina avcıları, koyun çobanları kısa sürede Abroijinlerin topraklarına el koymaya, kadınlarını köleleştirmeye, tecavüz etmeye başladılar. Erkekler görüldükleri yerde öldürülüyordu. Aborijin nüfusu hızla düşerken, Avrupalı nüfusu da artmaya başladı.

Aborijinlerin ana besin kaynağı olan kanguruların da hızla avlanması sonucunda açlık baş gösterdi; bu durum Aborijinlerin neredeyse yok olmasına yol açtı. Van Diemen's Land Company 1826 yılında Cape Grim ve Circular Head'de koyun çiftlikleri kurdu. Göçebe Peerapper kabilesi Aralık 1827'de West Point'ten Cape Grim'e döndüğünde, topraklarında çok sayıda kulübe ve koyun bulunduğunu gördü. Çobanlar Aborijin kadınlarını kulübelere götürmeye çalışınca, erkekler buna engel oldu. Çıkan kavgada Avrupalı çobanlardan biri mızrakla bacağından yaralandı, bir Aborijin silahla vurularak öldürüldü.

Aborijinler intikam almak için koyun sürülerinden birini kayalıklardan aşağı denize sürdüler, 118 tanesini de mızraklayarak öldürdüler. Bunun üzerine Van Diemen's Land Company Aborijinleri katletmeye karar verdi.

10 Şubat 1828'de fitilli tüfeklerle silahlanmış dört Avrupalı çoban, Pennemukeer kabilesinden 30 Aborijin'i Fırtına Kuşu yumurtası topladıkları bir esnada baskına uğrattı. Çobanlar ilk olarak Aborijinlerin kumsalda konaklayan ailelerine ateş açtılar, sonra paniğe kapılan diğerlerinin kayalıklara tırmanmasını beklediler. Kayalıkların tepesinde de üzerlerine ateş edip hepsini öldürdüler. Burası, koyunların denize sürüldüğü kayalıklardı. Çobanlar da Aborijinlerin cesetlerini 60 metre yükseklikteki kayalardan aşağı attılar.

Katliamdan kurtulabilen Aborijinler beyaz yerleşimcileri artık Nowhummoe ("şeytan") olarak adlandırdılar, bir daha Cape Grim yakınlarına bile gelmemeye ve rastladıkları bütün beyazlara düşmanca davranmaya başladılar.

Avrupalılar ise katliamın gerçekleştirildiği yere Victory Hill (Zafer Tepesi) adını verdiler. "Uygar" beyazlar, çocuk, ihtiyar, kadın ayrımı yapmadan bir kabilenin katledilişini zafer olarak kabul ettiler.

Kaynak: http://marksist.org/icerik/Tarihte-Bugun/6377/10-Subat-1828-Cape-Grim-Katliaminda-onlarca-Aborijin-olduruldu


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni bir konu gönderCevap gönder 1 sayfadan 1. sayfa   [ 7 ileti ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Google [Bot] ve 2 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan SiyasiForum.net Siyasi Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. SiyasiForum.Net hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde dönüş yapacaktır. Forumumuz kesinlikle hiçbir şekilde parti, örgüt, kurum, kuruluş ve oluşumu desteklememektedir. Tüm Problemler ve Reklam İçin: İletişim Formu için tıklayınız.